YOKSULLUK KÜLTÜRÜYLE MÜCADELE EDEBİLMEK

“Servet (sırf) zengin sınıflarınız arasında dolaşan bir güç ve iktidar aracına dönüşmesin.” (Haşr 59:7). 12-18 Aralık Yoksullarla Dayanışma Haftası etkinlikleri çerçevesinde Ankara’da Kardelen Aile Eğitim Kültür ve Çevre Derneği tarafından gerçekleştirilen konferansta işlediğim yoksulluk kültürü konusuna sizlerin de dikkatini çekmek istiyorum.

YETİMLERİ GÖRMEK VE HAKLARINI GÖZETMEK

Çoğu Müslüman halkın dilinde Arapçadan girmiş olan ‘yetim’ sıfatı, henüz buluğa ermeden babasını veya annesini yahut her ikisini birden kaybeden erkek ya da kız çocukları için kullanılmaktadır. Türkçede daha ziyade babasını yitiren çocuklar için ‘yetim’, annesini yitiren çocuklar içinse ‘öksüz’ kelimesi tercih edilmektedir.

SURİYELİ MÜLTECİLERE HAKKANİYETLE DAVRANABİLMEK

“Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir.” (Buharî, Edeb, 12) Önümüzdeki on yıllar boyunca Ortadoğu ülkelerinin iç ve dış politikalarında önemli bir mesele olarak gündemde kalacak gibi görünen Suriyeli mülteciler meselesi, özellikle Lübnan, Ürdün, Irak ve Türkiye’de sayıları milyonlara baliğ olan ‘misafir’ kardeşlerimizle ilgili kapsamlı sosyal politikalar geliştirmeyi zorunlu kılmaktadır.

İNSANLIĞIN SOYKIRIMLARLA YÜZLEŞEBİLMESİ

“Kim cinayet suçu işlememiş  veya yeryüzünde fesat çıkarmamış bir kişiyi öldürürse, sanki bütün insanlığı öldürmüş gibi olur. Buna karşılık kim de birine hayat verirse, sanki bütün insanlığa hayat vermiş gibi olur.” (Mâide Sûresi, 5/32).   “Katlu’l-âmm” tamlaması Arapçada ‘genelin öldürülmesi’, topluca öldürme, kırım ve kıyım manasına gelmektedir.