-- İnsanlığın Dertleriyle Dertlenmek

MURSİ’NİN ŞEHADETİNDEN GEREKEN DERSLERİ ÇIKARMAK

Share via WhatsappShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this page

“Ama inanan, dürüst ve erdemli davranışlar ortaya koyan, Allah’ı sıkça anan, haksızlığa uğratıldıktan sonra kendilerini savunan ve haksızlık yapan zalimlerin nasıl bir devrimle devrileceklerini er geç görecekleri (konusunda Allah’ın vaadine güvenenler) bu hükmün dışındadır!” (Şu’arâ 227).

Mısır’ın seçimle başa gelen ilk cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin, 17 Haziran 2019 tarihindeki duruşmada mahkeme salonundaki çelik tellerle örülü cam kafesin içinde vefat ettiği haberi İslam dünyasını hüzne gark etti.

“Anadolu Ajansı muhabirine konuşan Muhammed Mursi’nin avukatı Abdulmunim Abdulmaksut, Mursi’nin cenazesinin, Kahire’nin doğusunda, Medinetu’n-Nasr semtindeki Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan) mürşitlerinin defnedildiği kabristanda toprağa verildiğini, defin işlemlerine ailesi ile kendisinin katıldığını, vatandaşların katılmasına ise izin verilmediğini belirtti. Abdulmaksut, Mursi’nin defin işlemine eşi, çocukları ve iki kardeşin katılmasına müsaade edildiğini, ayrıca halen cezaevinde bulunan ortanca oğlu Usame’nin de cenazenin defni esnasında hazır bulunduğunu aktardı. Avukat ayrıca, cenaze namazının Tora Cezaevi’ndeki Leman mescidinde sabah namazını müteakiben kılındığını ve Mursi’nin naaşının cezaevinden mezarlığa götürülerek defnedildiğini kaydetti.” (Yıldız vd., 2019).

Mursi’nin Çiğnenen Hukukuna Sahip Çıkmak

Muhammed Mursî Îsâ el-Eyyât, “8 Ağustos 1951 yılında Mısır’ın Şarkiyye kenti Heyya ilçesi Adve köyünde doğdu. Mısır’da 2011 yılında gerçekleşen 25 Ocak Devrimi’nin ardından, Haziran 2012’de yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde oyların yüzde 51,73’ünü aldı. 24 Temmuz 2012’de Mursi’nin Cumhurbaşkanlığını kazandığı resmen açıklandı ve 30 Temmuz 2012’de yemin ederek görevine başladı.

Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın (İhvan) siyasi kanadı Hürriyet ve Adalet Partisi’nin Başkanlığını da yapan Mursi, 2000-2005 yılları arasında Mısır Parlamentosu’nda milletvekilliği yapmıştı. Makine mühendisi olan Muhammed Mursi, evli ve 5 çocuk babasıydı.

Darbenin ardından hakkında açılan “Hapishaneler baskını” davasında Mursi idama mahkûm edildi. Ancak bir buçuk yıl sonra Yüksek Mahkeme kararı bozarak Mursi’nin yeniden yargılanmasına karar verdi. Mursi hakkında görevden uzaklaştırıldıktan sonra 6 ayrı dava açıldı. Mursi’nin 4 davası karara bağlanmış, 2 davasında ise yargılama süreci devam ediyordu.” (Yıldız vd., 2019).

17 Haziran 2019’da Mısır’da küresel şer düzeninin Mursi için hazırladığı tiyatronun son perdesi sahnelendi. Adeta biz bir şey yapmadık, gözlerinizin önünde öldü işte dercesine Mursi’nin yavaş öldürülüşüne son nokta konulmuş oldu!

“Babası ve erkek kardeşi Mursi ile birlikte yargılanan Abdullah el-Haddad, tanıkların Mursi yere çöktüğü zaman yetkililerden kimsenin kendisine yardım etmediğini söylediğini aktardı: “Gardiyanlar onu dışarı çıkarıncaya kadar bir süre yerde kaldı. Ambulans 30 dakika sonra geldi. Diğer sanıklar onun yere düştüğünü fark edince bağırmaya başladılar. Bazıları doktor olan sanıklar gardiyanlardan ona yardım edebilmek için izin istediler. Hiç olmazsa gardiyanların ilk yardım müdahalesinde bulunmasını istediler. Kasıtlı şekilde yardım etmediler. Gardiyanlar tutukluların bağırmaya başlamasından sonra tutuklu ailelerini mahkeme salonundan çıkardı.”

İsminin açıklanmasını istemeyen bir aktivist, duruşma salonunda olanları şöyle anlattı: “Mursi, konuşmasını kestikten yaklaşık 10 dakika sonra kafesin içindeki insanlar Mursi’nin bilincini kaybettiğini ve yardıma ihtiyacı olduğunu söyleyerek duvarlara vurmaya başladılar. Ailelerin haykırışlarına rağmen polis 20 dakikadan fazla bir süre hiçbir şey yapmadı. Onu orada bıraktılar. Daha sonra polis, aileleri mahkemeden çıkardı ve ambulans geldi.” (Dursun, 2019).

“2018 yılında bir grup İngiliz avukat ve milletvekili tarafından yürütülen bir soruşturma dahilinde, Dr. Mursi’nin tutukluluk şartları değerlendirildi ve hapiste içinde bulunduğu durumun “acımasızca, insanlık dışı ve aşağılayıcı bir muamele” teşkil ettiği sonucuna varıldı ve bu muamelenin muhtemel sonucunun Mursi’nin ölümü olacağı uyarısında bulunuldu. Bu nedenle, bunun soğukkanlı bir şekilde hesaplanmış bir cinayet olup olmadığı ya da ölüme sebebiyet veren ve dolayısıyla cezai bir durum teşkil eden bir ihmal olup olmadığı sorusu artık tam olarak gerekçelendirilmiş oldu. Mursi’nin alelacele defnedilmesi ise sadece yönetime olan güvensizliği artırmaya yaramıştır.” (Şarkavi, 2019).

“Mısırlı yetkililer; “Muhammed Mursi’nin iyi huylu bir tümörü bulunduğunu, sürekli tıbbi gözetim altında olduğunu ve ölümünün kalp krizinden kaynaklandığını” iddia etmiştir. Ancak 07.05.2019 tarihindeki duruşmada Murs’inin “ölüm tehdidi altında” olduğunu ifade etmesi, vefatı sırasında tıbbi müdahalenin geciktiğine dair iddialar ve vefatın ardından otopsi yapılmadan gömülmesi, ölümü hakkında belirgin şüphe oluşmasına yol açmaktadır.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri; “Gözaltındaki herhangi bir ani ölüm, ölüm nedenini netleştirmek için, çabuk, tarafsız, kapsamlı ve şeffaf bir şekilde bağımsız bir kurum tarafından soruşturulmalıdır.” dedikten sonra gözaltı şartları konusundaki kaygılarını belirtmiş, Mursi’nin yeterli tedavi imkânlarına erişimi olup olmadığının ve uzun süre tek kişilik hücrede tutulup tutulmadığının incelenmesi gerektiğini vurgulamıştır. Müslüman Kardeşler hareketi ise Mısır yetkililerini 6 yıldır hapiste olan eski cumhurbaşkanını “yavaşça ve kasıtlı olarak” öldürmekle suçlamaktadır.

İnsan hakları hukuku açısından tutuklu ve hükümlülerin sağlık ve güvenlik hakları başta olmak üzere insani yaşam koşullarına erişim hakları devletin güvencesi altındadır. Gözaltı merkezleri, cezaevi ve yargılama makamı uhdesinde olan “tutulma yerleri”ndeki ölümler “şüpheli ölüm” olup, yaşam hakkı ihlalidir. Mısır’ın meşru cumhurbaşkanı Mursi’nin ölümünün uluslararası, bağımsız ve tarafsız bir komisyon tarafından incelenmesini, ölüm nedeninin şüpheye yer vermeyecek şekilde tespiti için otopsi yapılmasını talep ediyoruz.” (MAZLUMDER, 2019).

Azmettiricileri Görmek ve Asla Unutmamak

“Şehit Cumhurbaşkanı Mursi’nin katillerini ararken karşımıza çıkan diğer zanlılar ise darbenin azmettiricisi ülkeler. Yani, Sisi ve Mısır ordusunun sadece perdenin önündeki fail olduğunu herkes görüyor. Mursi ve diğer Rabia meydanı şehitlerine yönelik cinayetin azmettiricilerinin ABD, BAE, İsrail, Suudi Arabistan ve diğer bazı Batı ülkeleri olduğuna kuşku yok.

Bu azmettiricilerin istedikleri şeyin Mısır’ın kendi halkı tarafından seçilen liderler tarafından yönetilmesini yani özgür olmasını engellemek olduğuna da kuşku yok. Zira Mısır kendi haline bırakılamayacak, kendi halkının istekleri doğrultusunda yönetilmeye müsaade edilemeyecek kadar önemli bir ülkedir onlar için. Arap dünyasının en büyük ülkesi, İslam dünyasının en önemli devletlerinden biridir. “Kıymetlileri” İsrail’in hemen yanı başındadır. Mısır’da uzun sürecek bir Müslüman Kardeşler idaresinin İsrail saldırganlığının akıbeti açısından doğurabileceği sonuçlar ortadadır. Kudüs ve Golan Tepeleri Amerikan Başkanı Trump tarafından altın tepsi ile Netanyahu’ya sunulurken Mursi yönetimindeki bir Mısır nasıl davranırdı acaba? “Görevli darbeci” Sisi ise misyonunun gereğini yaptı ve ABD’nin bu hukuksuz politikalarına ses çıkarmadı, hatta Batı Şeria’nın önemli bir kısmından Filistinlileri kovmayı öngören “Yüzyılın Anlaşması’na” destek veriyor.

“Yüzyılın Anlaşması’na” destek veren diğer Arap ülkeleri BAE ve Suudi Arabistan’ın İsrail’e sundukları bir başka hizmet de Mursi’ye karşı gerçekleştirilen darbenin finansal yükünü üstlenmeleriydi. Darbeci Sisi’nin ayakta kalması ve diktatörlüğü yeniden Mısır’da inşa etmesi için bütün para musluklarını açtılar. Müslüman Kardeşler hareketinin Mısır’ı ve halkını özgürleştirmesini istemiyorlardı. Zira özgürlüğün Arap dünyasında yayılması kendi halkları için de örnek oluşturabilirdi ki, bu en son isteyebilecekleri şeydi.

Riyad ve Abu Dabi yönetimleri Cumhurbaşkanı Mursi’ye karşı darbede azmettirici oldular, “Darbe görevlisi” Sisi’yi darbe sırasında olduğu gibi darbeden sonra da desteklediler. Bu destek Muhammed Mursi’nin mahkeme salonundaki kafeste şehit edilmesine kadar devam etti. Bu iki ülkenin Sisi darbesine verdikleri desteğin boyutu, darbeye karşı eleştirel bir politika izleyen Katar ve Türkiye’ye yönelik düşmanca politikalarından da anlaşılabilir…

ABD ve Avrupa ülkelerinin Mısır’a yönelik tavırları güç politikası üzerinden şekilleniyor. Çoğu zaman başka ülkelerin içişlerine müdahale için araçsallaştırdıkları demokrasi ve insan hakları gibi değerlerin ise Mısır’da seçilmiş Cumhurbaşkanı Mursi’nin devrilmesi sürecinde herhangi bir rolünün olmadığını ifade etmek gerekir. Darbe süreci ve sonrasında gerek demokrasi ve insan hakları gerekse hukuk devleti ve uluslararası hukukun neredeyse bütün kuralları ihlal edilirken Washington ve Avrupa başkentlerinin çoğu bazen darbeyi teşvik mahiyetindeki açıklamalarıyla bazen de sessiz kalarak bu ihlallere destek verdiler.

Batılılar, Müslüman Kardeşler gibi şiddetten uzak durmuş bir İslamcı hareketi bu şekilde baskılayarak DEAŞ ve El-Kaide benzeri terörist örgütlerin önünü açtıklarını fark edemeyecek kadar dar kafalı değillerse, böyle bir sonucu arzulayacak kadar kötü niyetli olmalılar.” (İnat, 2019).

“Mısır liderinin trajik vefatı, Orta Doğu diktatörlüklerine ve Batı’nın ikiyüzlülüğü ve ahlaki çöküşüne dair iç karartan gerçekliklerin altını yeniden çizecek şekilde ilişkiler ve tatbikatlara dair karmaşık bir ağı ortaya çıkardı. Batılı medya kuruluşları, tarihin bu karanlık dönemecini ehemmiyetsiz bir hadise gibi yansıtmakla sadece empati, adalet, insan hakları ve insani dayanışmanın genel tezahürleri konularında turnusol kâğıdı niteliğindeki çeşitli sınavları verememekle kalmadılar, aynı zamanda Mursi’nin şehit edilmesini ve Sisi rejimi tarafından işlenen cürümleri görmezden gelerek bu cürümlere bilerek veya bilmeyerek ortak olmuş oldular. Bu tür yaklaşımlar sadece nezaketten yoksun değil, aynı zamanda ana akım Batı medyasının ahlaki pusulasını yitirdiğini de gösteriyor.” (Şarkavi, 2019).

Mursi Üzerinden Verilen Mesajı Doğru Okumak

“Muhammed Mursi’yi idam etmeyi göze alamadılar. Onu hapishanede, tek kişilik hücresinde, gözlerden uzak bir biçimde öldürüp oradan ölümünü duyurmayı da göze alamadılar. Mursi’nin bu şekilde öldürülmesinin onu darbe düzenlerinin karşısında iyice kahramanlaştırma ve isyanın güçlü bir sembolü haline getirme ihtimalinden korktular. İdam etmeye bir yol bulamadıkları Mursi’yi kendi ölümüyle ölmüş gibi herkesin gözü önünde önceden hazırladıkları bir sonucu alarak öldürdüler.

Ancak bu şekilde, göstere göstere öldürmüş olmaları korktuklarını başlarına fazlasıyla getirmiş oldu. Tıpkı Kaşıkçı cinayeti gibi. Mısır’da kendi cemaati veya partisine mensup insanların kahramanı olmaktan da öte bütün dünyada istibdada karşı her tür direnişin sembolü haline geldi Mursi. Kahire’de kendi köylülerinin bile cenazesine katılmasını engellediler. Oysa onun için kılınan gıyabi cenaze namazları, başta Mescid-i Aksa ve Türkiye’de olmak üzere dünyanın her yanında onmilyonlarca insanı bir araya getirdi. Mısır’daki akıl almaz darbe rejiminin bütün insanlık dışı boyutlarını, ona destek olanlarla, ona göz yumanlarla birlikte gözler önüne serdi. Mursi’nin temsil ettiğinden korktukları ne var idiyse şimdi o onları daha fazlasıyla temsil etmeye devam ediyor.

Aslında Mursi’nin temsil ettiği şeylerin aynısını Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan da fazlasıyla temsil ediyor. Erdoğan, bir türlü deviremedikleri bir Mursi’dir. Mursi ise Mısır’da 2013 yılında devirdikleri bir Erdoğan. O yüzden Erdoğan’a sürekli Mursi’yi bir tehdit olarak hatırlatanlar nereden konuştuklarını ve kimin adına konuştuklarını çok iyi biliyorlar… Taksim’de ve Tahrir’de hedef aynıydı. Sadece Mısır’da başardıklarını Türkiye’de başaramadılar. Ancak o gün bugün Erdoğan’ı devirme, ona zarar verme, onun iktidarın zayıflatma yönündeki hiçbir çabadan da geri durmadılar.

Mursi’yi öldürdüklerini zannediyorlar, ancak cenazesinden korkulan bir kişi öldürülmüş olmaz. Onu öldürdüklerini zannettiler ama onun ölümü kendi Firavuni düzenlerini yıkacak olan Musa’lara daha güçlü ilhamlar vermeye devam ediyor.” (Aktay, 2019).

Çağa ve insanlığa şahitlik görevini bihakkın yerine getirerek şehitlik mertebesine ulaşan Muhammed Mursi’ye hitaben dostu (ve şehide Habîbe’nin babası) Dr. Ahmed Abdülaziz’in mana ve duygu yüklü bir mesajını Hayrettin Karaman Hoca’nın çevirisinden özetle okuyalım:

“Sen yalnızca zindanın prangalarından değil, bütünüyle dünyadan kurtuldun; esirlikten, onun pisliğinden, rezilliğinden ve rezillerinden…

Her şey geride kaldı, ne o var ne bu; seni halk seçtiği zaman “Biz iktidarı ondan önce hak ediyoruz” diyenler de, kıskançlık ve kinleri yüzünden seninle meşruiyet kavgası yapanlar da yok.

Sayın başkanım, Filistinli Müslümanlar, Siyonist silahlarının gölgesinde, mübarek Mescid-i Aksâ’da senin için gıyâbî cenaze namazı kıldılar. Harameyn (Mekke ve Medine) dışında dünyanın her tarafında böyle namazlar kılındı. Bu iki mübarek mekânda niçin kılınmadı biliyor musun? Çünkü bu mübarek şehirler yeni bir dinden çıkma halini yaşıyorlar velakin Ebu Bekir yok!

Kardeşin Recep Tayyip Erdoğan özel olarak Ankara’dan İstanbul’a senin için gıyâbî namaz kılmak maksadıyla geldi. Bunun sebebini soracak olursan; Türk kardeşlerimiz, asaleti ve tarihî derinliği içinde İstanbul’u, Küçük Türkiye olarak görüyorlar ve bu özelik başka bir şehirde bulunamaz…

Sayın Başkanım! Mısır’ın Cumhurbaşkanı idin, şimdi İhvan’ın mürşidi oldun. İşte bu sebeple, dünyanın her tarafında milyonları bulan sevenlerin seni, Mısırlı ya da İhvan mensubu olmayı aşan bir ümmet sembolü kıldılar.” (Karaman, 2019).

İnsan hakları ve demokrasi söylemlerini ağızlarından düşürmeyen Batılı ülkelerin yöneticileri gibi halkı Müslüman altmış ülkeden çoğunun yöneticileri de bir insanlık ayıbı olan Mursi’nin öldürülmesi olayında üç maymunu oynama erdemsizliğini ne yazık ki hazmedebildi.

Tek başına tutulduğu zindanda ziyadesiyle ağır şartlar altında 6 yıl boyunca insanlık dışı bir muameleye maruz bırakılan, ağır şeker hastası olduğu bilinmesine rağmen tedavi görmesi engellenen, mahkeme salonundaki korunaklı kafesinde yığılıp kaldıktan 50 dakika sonra tıbbi müdahale yapılan ve öldüğü açıklanan ve yangından mal kaçırır gibi defnedilen, hayattayken gereken desteği veremediğimiz merhum Cumhurbaşkanı Mursi’ye karşı hiç olmazsa bundan sonraki insanlık vazifemizi el birliğiyle yerine getirelim.

Mursi’nin Yavaş Yavaş Öldürülmesinde Rol Üstlenenlere Hesap Sormak

  • BM, Türkiye temsilcisinin de yer aldığı bir adli tıp heyetini görevlendirip Mursi’nin cesedini tetkik ettirerek adli tıp raporunu hazırlatmalıdır.
  • Mursi’nin duruşma esnasındaki baygınlık geçirmesine seyirci kalan ve diğer sanıkların ve salondaki tanıkların çırpınışlarına rağmen tıbbi yardımın kasıtlı şekilde geciktirilmesi suretiyle yavaş ölümüne sebebiyet verenler hakkında dava açılmalıdır.
  • İslam İşbirliği Teşkilatı ve D8 Teşkilatı dönem başkanı olan Türkiye, Mursi’nin katillerine hesap sorulması sürecini titizlikle takip etmede inisiyatif üstlenmelidir.
  • İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW), Mursi’nin hapishanedeki zor hayatını ve aile hasretini gözler önüne seren 19 Haziran 2017 tarihli raporu başta olmak üzere yayımlanmış tüm şahitlikler derlenerek Mursi ve diğer siyasi tutukluların maruz kaldığı bakım ve tedavi ihmalleri tespit edilmelidir.
  • Sağlıklı beslenmek, tedavi görmek, aile efradıyla ve avukatıyla görüşmek, telefon etmek, okumak, yazmak, televizyon izlemek, yürümek gibi tüm haklarından mahkûm bırakıldığı gibi tecrit edilerek tek başına sağlıksız bir hücrede tutulmak suretiyle en temel hakları bile fütursuzca çiğnenen Mursi’ye reva görülenler, insanlık ve hakkaniyet namına yapanların yanına kâr bırakılmamalı, bir raporla tespit edilerek suçlular cezalandırılmalı, Mursi’nin ailesine özür beyanı iletilmelidir.
  • 17 Haziran 2012’de halkın %52 oyuyla Mısır Cumhurbaşkanı seçilen Mursi’nin 7 yıl sonra 17 Haziran 2019’da mahkeme salonunda, hem de Filistin davasına verdiği destek sebebiyle yargılandığı duruşmada ölmesinin bir tesadüf mü yoksa Siyonistlerin ironi de barındıran kirli planlarının bir sonucu mu olduğu araştırılmalıdır.
  • BM marifetiyle oluşturulacak bir heyet Mısır hapishanelerindeki hak ihlallerini ve işkenceleri yerinde inceleyip dünya kamuoyuna rapor etmelidir.
  • Sadece darbecilerin değil muhalefetin de Mursi’nin devrilmesinde ve yavaş yavaş öldürülmesinde ne düzeyde etkili olduğu araştırılmalıdır. Selefilerin Nur Partisi’nin, İhvan-ı MÜslimin’den ayrılıp yeni parti kuran Ebulfutuh ve arkadaşlarının, 2013’te darbeye zemin hazırlama planlarına Temerrüd Hareketi’nin Tahrir Meydanı’nı doldurarak katkı yapan yüzbinlerce mensubunun, keza Mursi’ye karşı yıkıcı muhalefet yapan siyasi figürlerin hepsi gelinen durumda ne kadar payları olduğunu hesap edip hatalarının büyüklüğünü itiraf etmelidir.
  • İslam medeniyetine başkentlik yapan büyük şehirlerin bir bir işgal ve tahrip edilmesine, böylece merhum Mursi’nin tabiriyle “ülkelerimizin aslanlarının öldürülerek düşmanlarımızın çakallarına zemin hazırlanmasına” elbirliğiyle dur diyebilmeliyiz.

Sonuç olarak; dünyanın hemen her ülkesinde yaşayan Müslümanlar, Allah’ın yardımına mazhar olmayı hak etmek için adil şahitlik görevini yerine getiremedikleri için tevbe etmeli, birlik ve dayanışma içinde ilkelerine sahip çıkmalı, zalime karşı mazlumun yanında yer almalı, kurşunla berkitilmiş sağlam bir yapının duvarı gibi sapasağlam kenetlenmeli, “Allah’ın ipi” Kur’an’a sımsıkı yapışmalıdır:

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın ve birbirinizden ayrılmayın! Ve Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman iken kalplerinizin arasını uzlaştırdı da, O’nun lütfu sayesinde kardeş oldunuz; ve siz ateşten bir çukurun kenarındaydınız da, sizi oradan kurtardı! İşte bu şekilde Allah size mesajlarını açıklar ki doğruyu bulasınız.” (Âl-i İmran 3:103).

Kaynaklar:

  • Aktay, Yasin. (2019). “Türkiye’de Gezi, Mısır’da Temerrüt: Mursi üzerinden Erdoğan’a Verilen Mesaj”. Yeni Şafak, www.yenisafak.com/yazarlar/yasinaktay/turkiyede-gezi-misirda-temerrut-mursi-uzerinden-erdogana-verilen-mesaj-2051795, 22.06.2019.
  • Dursun, Ahmet. (2019). “Görgü Tanıkları: Mursi’yi Ölüme Terk Ettiler”, Anadolu Ajansı, www.aa.com.tr/tr/dunya/gorgu-taniklari-mursiyi-olume-terk-ettiler/1508615, 19.06.2019.
  • İnat, Kemal. (2019). “Şehit Cumhurbaşkanı Mursi’nin Katilleri Kimler?”, Anadolu Ajansı, www.aa.com.tr/tr/analiz/sehit-cumhurbaskani-mursi-nin-katilleri-kimler/1511898, 21.06.2019.
  • Karaman, Hayrettin. (2019). “Sayın Başkanım (Mürsî)”. Yeni Şafak, yenisafak.com/yazarlar/hayrettinkaraman/sayin-baskanim-murs-2051768, 20.06.2019.
  • MAZLUMDER. (2019). “Mursi’nin Şüpheli Ölümü, Bağımsız ve Tarafsız Bir Komisyon Tarafından İncelenmelidir!”, http://mazlumder.org/tr/main/faaliyetler/basin-aciklamalari/1/mursinin-supheli-olumu-bagimsiz-ve-tarafsiz-b/13590, 27.06.2019.
  • Şarkavi, Tarık. (2019). “Mursi’nin Ölümü: Batı Medyası Ahlaki Pusulasını Yitirdi”, Mütercim: Ömer Çolakoğlu, Anadolu Ajansı. www.aa.com.tr/tr/analiz/mursi-nin-olumu-bati-medyasi-ahlaki-pusulasini-yitirdi/1515262, 25.06.2019.
  • Yıldız, H., E. Canlı ve A. Kalabalık. (2019). “Muhammed Mursi’nin Cenazesi Defnedildi”, Anadolu Ajansı, www.aa.com.tr/tr/dunya/muhammed-mursinin-cenazesi-defnedildi/1507198, 18.06.2019.
Share via WhatsappShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this page
SUUDİ ARABİSTAN’DAKİ İDAMLARI DURDURMAK-II

Yorum yap

Yorum

  1. Esselamu aleykum muhterem hocam, bu güzel araştırma yazıniızda dile getirilen malumatın tamamına harfiyyen katılıyor ve tespitlerinizin doğru olduğunu tasdik ediyor, yazıda belirtilen önerileri yürekten destekliyorum. İslam aleminin hal ve pür melalini gayet yerinde cümlelerle ifade ettiniz. Rabbim razı olsun. İslam aleminin düşmanları tarafından, Müslüman gözüken işbirlikçileri aracılığıyla ümmeti Muhammed in üzerinde her türlü melanet uygulanmaktadır. Acı ama halimiz perişan ümmet liyakatla kendini müdafaa edemiyor. Içìmizde kırk yamalı bohça misali paramparçayız. Tabii olarak düşman da bu durumdan azami ölçüde yararlanıyor. Müslümanlar derin gafletlerinden silkinip, ölü toprağını üzerinden atarak top yekun tek yürek cihadı kuşanmalı ve dünyevileşmekten yakasını kurtarmak için tövbe etmeli Yůce Allah ın dini ve sevgili peygamberimizin tebliğ ettiği HAK yoluna dönmelidir. Taklitçilikten bir an evvel yakamızı kurtarmalı gereği gibi İslam’a uygun KULLUK yapmak gayesiyle hidayet yoluna sımsıkı sarılmalıyız. Bu güzel bilgilendirmeleriniz için Rabbim sizden razı olsun der dua ve muhabbetlerimi arz ederim. Allah a emanet olun vesselam.

  2. Sayın Fethi hoca;
    Faydalı ve bilgilendirici makelen için çok teşekkür ederim. Binaenaleyh şehit (şüphem yok) Mursi’ye Allah rahmet etsin. Bu arada diğer konulardaki çalışmalarında müslümanlara faydalı eserler vereceğinden kuşkum yok. İlaveten üstün başarılar dilerim.

  3. Bizler şehitlerin bir tohum gibi toprağa düştüğünde yeryüzüne fazlasıyla yeşererek geri döndüğüne inanırız. Mursi’nin şehadeti kendisi için güzel bir son lakin bizim için omuzlarımıza yüklenen bir vebaldir. Yüreğinize sağlık değerli hocam.

  4. Selamunaleykum, Fethi Bey kardeşim,
    Çok önemli ve değerli bir yazı yazmışsınız, teşekkür ederim. Bilindiği gibi Mısır, Firavunlar ülkesidir, (Hz. Yusuf ve İdaresi gibi istisnaları da var). Ne demokrasi ne İslâmi İdare, zalimler idaresi sürüyor. Söylenecek çok söz var ve aslından söylendi de.
    Şehidimize Yüce Rabbimden mağfiret diliyorum; Allah mağfiret etsin, inşallah…