<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Zaaflarımızı Yönetebilmek Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://fethigungor.net/zaaflarimizi-yonetebilmek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://p.fethigungor.net/zaaflarimizi-yonetebilmek/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Thu, 08 Jun 2017 09:04:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>ZEHİRLİ DUMANIN ESARETİNDEN KURTULABİLMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/zehirli-dumanin-esaretinden-kurtulabilmek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/zehirli-dumanin-esaretinden-kurtulabilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Jun 2017 09:57:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Zaaflarımızı Yönetebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[10:100]]></category>
		<category><![CDATA[A’râf 7:31]]></category>
		<category><![CDATA[akciğer kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Allah’ın beden emaneti]]></category>
		<category><![CDATA[Bakara 2:195]]></category>
		<category><![CDATA[dudak kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[en büyük düşman]]></category>
		<category><![CDATA[En Güzel Hikâyeler]]></category>
		<category><![CDATA[Eren Sarı]]></category>
		<category><![CDATA[gırtlak kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[katil hayat arkadaşı]]></category>
		<category><![CDATA[mesane kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[mide kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Demir]]></category>
		<category><![CDATA[Nuriye Çakmak]]></category>
		<category><![CDATA[oruç]]></category>
		<category><![CDATA[Ramazan]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sigara bağımlıları]]></category>
		<category><![CDATA[sigara bırakma poliklinikleri]]></category>
		<category><![CDATA[Sigara İçene Hitap]]></category>
		<category><![CDATA[Sigara öldürür]]></category>
		<category><![CDATA[sigara özürlü]]></category>
		<category><![CDATA[süründürür]]></category>
		<category><![CDATA[Ümmet-i Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus 10:12]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirli duman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=520</guid>

					<description><![CDATA[“We lâ tulqû bi eydîkum ile’t-tehluke: Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın!” (Bakara 2:195). “Külû weşrebû we lâ tüsrifû innehu lâ yuhibbu’l-müsrifîn: Yiyin için ama israf etmeyin; çünkü O, israf edenleri sevmez!” (A’râf 7:31). “Züyyine li’l-müsrifîne mâ kânû ya’melûn: Savurganlara yaptıkları kötü işler süslü gözükür!” (Yunus 10:12). Sigara illetine müptela insanlara ve türlü eziyetlerine karşı hissettiğim [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“<em>We lâ tulqû bi eydîkum ile’t-tehluke</em>:</p>
<p>Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın!”<br />
(Bakara 2:195).</p>
<p>“<em>Külû weşrebû we lâ tüsrifû innehu lâ yuhibbu’l-müsrifîn</em>:<br />
Yiyin için ama israf etmeyin; çünkü O, israf edenleri sevmez!”<br />
(A’râf 7:31).</p>
<p>“<em>Züyyine li’l-müsrifîne mâ kânû ya’melûn</em>:<br />
Savurganlara yaptıkları kötü işler süslü gözükür!”<br />
(Yunus 10:12).</p>
<p>Sigara illetine müptela insanlara ve türlü eziyetlerine karşı hissettiğim duyguları, “Sigara İçene Hitap” başlıklı yazısında gazeteci Nuriye Çakmak edibane üslubuyla -sanki ben yazmışım gibi- ifade etmişti. Sigara bağımlılarının Ramazan günlerini bu illetten kurtuluş vesilesi ittihaz etmelerine yardımcı olması temennisiyle iktibas etmek istedim:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Zehirli dumanın köleliğinden azat olabilmek</strong></p>
<p>“Önümde yürüyorsun, bir vapuru andıran ya da egzozu bozulmuş bir kamyondan çıktığı hissini uyandıran dumanlar salıyorsun bana, ciğerlerimi, cildimi, sinirlerimi zedeliyorsun. Hakkında ne düşünüyorum biliyor musun, eğer <strong>hassas bir insan</strong> olsaydın ya da hassasiyetini kaybetmemiş birisi, bunu yapamazdın!</p>
<p>Ya kör olman gerek ya hissiz ya uyumuş ya da uyutulmuş… Çevrende onca insan varken, onları rahatsız ettiğini bile bile, umursamadan nasıl da üflüyorsun dumanını? Herkes gözünün ucuyla sana bakıyor. Sizden o kadar çok var ki, “Ya Sabûr” deyip başlarını çeviriyorlar. Sen bu hakları(!) bonus toplayan bir bilgisayar oyunu karakteri gibi heybene doldurup öylece ilerliyorsun. Yaradan’ın, yerin, göğün hakkını, yaratılmışın hakkını, öz vücudunun hakkını… Daha neler… Yürüyorsun…</p>
<p>Karakter zafiyeti ya da kişilik sorunları yaşadığını düşünüyorum. Onu vazgeçilmez görüyorsun, biberonunu arayan bir bebek gibi, topunu kaybetmiş huysuz bir çocuk, ya da oyuncak bebeğini arayan bir hırçın bir kız çocuk… Farkını göremiyorum. Kendini ona muhtaç bilmen böyle bir psikolojiden kaynaklanıyor olsa gerek. Kendini buna inandıran sensin çünkü. Saatler süren yolculuklarda nasıl duruyorsan içmeden, sarhoşlar gibi ellerin titremiyor, uyuşturucu kullananlar gibi krizlere girmiyorsan, mecburiyet oldu mu, onsuz kalabiliyorsun demektir. Oruç tutarken ya da ders esnasında içemiyorsun mesela. Ama otobüs son durağa geldi mi kâr biliyorsun birkaç saniyeyi, silahına mermi sürer gibi ellerine alıyorsun katil hayat arkadaşını! Aman bir saniye kaybetmeyesin, iner inmez hazır olsun. On dakika daha yolumuz olsa içmeyecektin, ama inince içmen gerektiğini beynine bizzat sen emrediyorsun.</p>
<p>Sana kendini özel mi hissettiriyor yoksa? Evet, <u>özelsin</u>, insanın en güzel yansıması olan <strong>gülümsemen bile sararmış</strong> senin, üzerine sürekli <u>kötü kokular sıkıyor gibisin</u>, evet özelsin çünkü insan çok nadir kararsız kalır, bir dostuna sarılırken… Bu kararsızlığın mimarı sensin. Yanına oturulmasıyla kalkılması bir oluyor, koca bir salonda tek başına bile olsan tüm salonu etkin altına alabiliyorsun! Ortamı kendine benzetme maharetin takdire şayan. Tüm bunlara karşı “beni rahat bırak” tavrına sarılıyorsun, “sen ne anlarsın”, diyorsun. Evet, <u>bütün akıllar bir araya gelse geçerli tek bir sebep bulamaz</u> diye düşünüyorum, ben anlamam, çünkü anlaşılacak bir yanı yok sigara içmenin.</p>
<p>O zehirlerin en zehir karışımının tek bir tutamını sana içirsem, beni <strong>en büyük düşmanın</strong> sayarsın. Kendi ellerinle kendine her gün tutam tutam zehir veriyorsun oysa! Her yıl <u>sigaraya harcadığın para</u>dan küçük bir dağ olurdu. Gözünün önünde o kâğıt dağına bir kibrit çaksam aklımı kaçırdığımı düşünür, benden nefret ederdin üstelik. Bugüne dek sigaraya verdiğin paraları hesaplasan eminim şu an “ihtiyacım var” diyebileceğin <u>her şeye yetecek bir miktarı kendi ellerinle yakmış olduğunu</u> görürdün. Ama yanan sadece paran değil, içinde sen de yanıyorsun, en yakınlarını ve hiç tanımadıklarını da beraberinde yakıyorsun! Sonra da bana “sen ne anlarsın” diyorsun, farkında değilsin, <u>can yakıyorsun</u>. Kendi canını yaktığın gibi tüm sevdiklerinin ve hiç tanımadıklarının canını da yakıyorsun. Nihayetinde dünyaya küsüyorsun. Ama keşke huysuz çocuklar kadar masum olsaydın…</p>
<p>Mesela Rus ruleti oynasan her gün, daha masum olurdun, çünkü o oyunda <strong>ölüm riski</strong> altıda birdir. Sigarada ise <strong>ikide bir</strong>. Karıkoca içiyorsanız, biriniz mutlaka sigaranın yol açtığı hastalıklardan dolayı ölecektir mesela. Çocuklarınız da içiyorsa, ya onlar annesiz ve/ya babasız kalacaklar ya da siz eşsiz ve evlatsız kalacaksınız! Bu büyük bir zulüm, ama sizi bu zulmü yapmaya zorlayan haricî bir güç yok. Ne ilginç, değil mi?</p>
<p>Akciğerlerin sıkılsa içinden katran zifir akıyor, boğazların bir boğuk motor gibi, sesin sana verilen eşsiz name değil artık, yüzün dumanların elinde esir, solgun ve delik deşik…</p>
<p>26 yıl onkoloji bölümünde çalışmış bir doktor isyan ediyor, “ben bu ülkeyi yönetiyor olsaydım, her birinize bir hafta gasilhanede, bir hafta da onkoloji servisinde mecburi hizmet yaptırırdım”, diye. “Çok uzak görüyorsunuz ölümü kendinize, her gün sizin gibi kaç kişinin geldiğini görmeniz gerek, <strong>akciğer</strong> kanseri nasıl oluyormuş, <strong>gırtlak</strong> kanseri, <strong>dudak</strong> kanseri, hattâ <strong>mide</strong> kanseri, <strong>mesane kanseri</strong>, kangren vs. Bu kişiler nasıl tarifsiz ağrılar, zor durumlar, büyük acılar yaşıyormuş, görün, ben de sizi göreyim…” diyor.</p>
<p>Aslında direk sebep olduğu veya yol açtığı o kadar çok hastalık var ki… “Sigara öldürür!” sözü bir uyarı değil. Bu bir sonuç aslında. Bir de “süründürür” tabii ki, ölümü aratacak düzeyde!</p>
<p>Duygularını yitirdiğini düşünmeme kızmıyorsun umarım, kendine böyle zulmetmek için kendini ve çevrendekileri bu tarifsiz acıların ve ağrıların içine attığın için sana şükran duyulmasını beklemiyor olmalısın. Üzerine bir de para ödüyorsun ya, gerçekten çok hayret ediyorum sana&#8230;</p>
<p>Kendini böyle <strong>değersiz</strong> ya da <strong>dokunulmaz</strong> hissetmekle ve bu acıları kendine reva görmekle tüm sevdiklerine türlü acılar çektirdiğini görememen nasıl açıklanabilir sence? Pasif içici yaptıklarının akıbetleri seni hiç ilgilendirmiyor mesela. Eşi yıllardır sigara içen birine, “Ne hâle gelmişsin, derhal sigarayı bırakman gerek!” diyen doktora kadın; “Ben hayatımda ağzıma hiç sigara koymadım ki!” diye hayretle cevap veriyor.</p>
<p>Seni <strong>sigara tutkusu</strong>ndan ne sana emanet verilen <u>öz canın</u> engelleyebiliyor, ne de Allah’tan bahşetmesini talep ettiğin diğer emanet canlar. Hiçbir hesaba yanaşmıyorsun. <strong>Her şeyini feda ettiğin, her zorluğu kendisi için göze aldığın tek şey senin bizzat en büyük düşmanın</strong>… İşin en kötü yanı da, bunu sen çok iyi biliyorsun, ama bilmez gibi davranıyorsun! Bir de kalkıp sana değil de kendime hayret etmem gerektiğini düşünüyorsun, böyle düşünüyorum diye?</p>
<p>Hayatımda hiç izi yoktu aslında bu düşüncelerin, küçük dünyamda böyle bir sorun yoktu. Çünkü yakın çevremde sigara içen bir tek kişi bile yoktu. Sonra zaman ve şartlar bir şekilde gelişti. Etrafımda “<strong>sigara özürlü</strong>” dostlar ve ders arkadaşları zuhur etmeye başladı. Senden geçtim, şimdi kendime acıyorum. Hangi yaramı sarayım bilemiyorum…</p>
<p><u>Seni suçlamak inan hiç de zevkli değil, sana acımak da marifet değil. Sana kızmak beni mutlu etmiyor, senden uzak kalmak da mümkün olmuyor</u>. Aklımı, yüreğimi, vicdanımı, tahammülümü sürekli <strong>yaralıyor</strong>sun… “Allah kurtarsın”, diyorum, çünkü zindandaki birinden farksızsın. Hattâ darağacındasın, çünkü kurtulmak için kılını bile kıpırdatmıyorsun! İçin yana yana arasan bir yol bulurdun, bırakamamaktan değil, <strong>bırakmaktan korkuyorsun</strong>!</p>
<p>Gel <strong>uyan</strong> ve bir <strong>adım at</strong>, lütfen artık <strong>kendini ve bizleri bu zehirli kölelikten kurtar</strong>. Yok, ben böyle mutluyum, diyorsan, hiç olmazsa beni azat et… Lütfen!” (<strong>1</strong>)</p>
<p><strong>Oruç ayında sigara illetinden tamamen kurtulabilmek </strong></p>
<p>Araştırma hastanelerinin <u>sigara bırakma polikliniklerinde</u> ramazan münasebetiyle <u>yoğunluk yaşandığı</u> yolundaki haberler beni ziyadesiyle memnun etti. Oruç tutarken zaten uzunca bir süreyi sigara içmeden geçiren insanların bir iki saat daha sabrederek sigara illetinden ömür boyu kurtulmaları somut bir fırsat olarak önlerinde duruyor. Hür iradesiyle esaretten kurtulmayı başaramayan sigara müptelaları mutlaka bu polikliniklere başvurmalı ve destek almalıdır.</p>
<p>Sigaraya başlamaya niyetlenenlerin de hayatlarını karartmamak için, “bir iki defa içer istediğim zaman bırakırım” diyerek başlayıp bağımlılık nedeniyle sağlıklarını kaybeden ve işlerini yapamaz hâle gelenlerin “Sigaradan uzak durun!” feryadına özellikle gençler kulak kabartmalıdır. Sigaranın yol açtığı atardamar tıkanıklığı nedeniyle uzuvlarının kesilmesini, akciğer başta olmak üzere çeşitli kanser hastalıklarına yakalanmayı, ailede ve toplumda sürekli horlanmayı, fert ve toplum bağlamında ciddi ekonomik kayıplar yaşamayı, Allah’ın beden emanetine hıyanet etmeyi, fıkıhta haram kabul edilen (<strong>2</strong>) bir yasağı bilerek çiğnemeyi… istemeyen yaşlı-genç, kadın-erkek, okumuş-cahil, zengin-fakir… herkesin sigaraya esir düşmekten korunması gerekmektedir.</p>
<p><strong>Bir yasağa karşılıksız aşk besleme gafletinden uyanmak</strong></p>
<p>Ülkemizin, bölgemizin, Ümmet-i Muhammed’in ve nihayet tüm insanlığın, problemin boyutunu, çapını ve derinliğini yeterince idrak edemediğinden gerekli düzeyde mücadele etmeyi ihmal ettiği sigara belasına müptela bir tiryakinin itiraf mektubunu iktibas ederek sigara konusunda insanların kendilerini nasıl kandırdığına bir örnek sunalım:</p>
<p>“Onunla tanıştığımızda daha 14 yaşındaydım, o ise benden oldukça yaşlıydı. Hayatına giren ilk kişi değildim, son kişi de ben olmayacaktım kuskusuz. Herkes bu beraberlik için yaşımın çok küçük olduğunu düşünüyordu. Aslında hiçbir zaman yaşınızın uygunluğu söz konusu olmaz böyle bir ilişkide&#8230;</p>
<p>İlk önceleri sadece yakın arkadaşlarımla paylaştım küçük sırrımı. Sadece gönül eğlendiriyordum onunla. (Meğer ne kadar da aptalmışım!). Aileme anlatamazdım. Çünkü ‘kıyametin kopması’ diye adlandırılan durumun olanca gerçekliğiyle karşıma çıkmasından korkuyordum. Gizledim, gizledim.</p>
<p>Başlangıçta çok seyrek buluşuyorduk. Daha sonra buluşmalarımızın sayısı arttı. <strong>Gönül eğlendirmek</strong> demiştim ya, <u>palavra</u>. Çok zaman geçmesine gerek kalmadı hayatımda kapladığı yeri anlamam için. Evet onu seviyordum. Ama yine de aklımda hep aynı düşünce vardı:</p>
<p>“<u>Onun tutsağı değilim ve istediğim zaman <strong>terk edebilirim</strong></u>.” Buyurun size ikinci palavra. Ne, hayatımın her safhasına girmesi yetti onu terk etmeme ne de annemin bizi yakalaması. Aslında bizi yakaladı demem yanlış. İzlerimi buldu, ardında bıraktıklarını gördü. Kızmadı bağırmadı, sadece kısa bir nasihat çekti. Biliyordu çünkü buluşmamızı yasaklamasının bir şey ifade etmeyeceğini. O zamana kadar gizli devam ediyordu, yine gizli kalabilirdi.</p>
<p>Zaman geçtikçe birbirimize bağlandık (palavra üç&#8230; Ben ona <strong>bağlandım</strong>. Şimdi geriye bakıyorum da 6 uzun yıl geçti ve veren taraf hep ben oldum. O bana sahte mutluluklar verdi sadece, bense her şeyimi. Herhalde hayatta canımı vereceğim tek o oldu. Onun için kavga ettim, onun yüzünden hastalandım, ama hiçbir zaman ayırmadım <strong>yanımdan</strong>, <strong>ayıramadım</strong>&#8230;</p>
<p>Biliyordum nelere yol açtığını, görüyordum. Önce onu <strong>sevme</strong>yi öğrendim, sonra <strong>nefret etme</strong>yi. Beraber olmayı istemediğim anlarda bile yanımda olduğunu gördüm. <u>İrademi yerle bir ettiğine, beni kendimle karşı karşıya getirdiğine şahit oldum</u>. Başkalarını kırdım onun yüzünden ve ben daha da fazla kırıldım. İnsanlarla arama girdi. Arkadaşlarım ondan nefret etti çoğu zaman. Hattâ ben bile <strong>tiksindim</strong> bazen, ondan, <u>bedenime ve ruhuma sinen kokusundan</u>. Dudaklarımın her dokunuşunda, ben onun ruhundan çalıyorum, o benim bedenimden. O her seferinde yeniliyordu kendini, bense gittikçe <strong>kötüleşiyordum</strong>. Ama bir türlü terk edemedim.</p>
<p>Aslında birkaç kez denedim ayrılmayı. Hepsinde de dönüşüm bir öncekinden güçlü oldu. Yokluğunda kıvrandım hasretimden, alışmaya çalıştım ama <strong>asla atamadım aklımdan</strong>. Uzun ve stresli geceler hep ev sahibim oldu. Tırnaklarımı yedim, yetmedi kuruyemişe başladım. Ayrılık <strong>kilo</strong> aldırdı. Ve ben hep geri döndüm. Hatta şu an bile yanımda. Ama yine de yemin ediyorum burada, hepinizin önünde: <u>Bir gün mutlaka bırakacağım, şu lanet olasıca sigarayı!</u>” (<strong>3</strong>).</p>
<p><strong>Fesadı değil salâhı, kötüyü değil iyi örneği tercih etmek</strong></p>
<p>Sigara bağımlısı insanların aklına, gönüllerine ve vicdanlarına hitap edebilmek umuduyla kaleme aldığımız bu haftaki yazımızı, ömründe hiç sigara içmemiş olan Mustafa Demir Hoca’nın iyi örnekliğini özetle iktibas ederek noktalayalım:</p>
<p>“… Ortaokulu 60’lı yılların sonlarında Balya’da okumuş birinin sigara içmemiş olması ilginç değil mi? Çünkü arkadaşlarımın çoğu içiyordu, yetişkin nesilden içmeyen çok az insan vardı. O kadar ki, şimdi başka birçok şey için kullanılan “<strong>paket</strong>” sözü, o zamanlar herkes için sigara demekti. Birilerine ekstra bir yardımda bulunana ödül olarak paket verilirdi. Babalar, amcalar, dayılar ve başkaları erkek çocuklara <u>“erkek adam” olsunlar diye herkesin içinde sigara içirirlerdi</u>! Ne berbat bir manzara? Böyle bir furya içinde ben <u>neden sigara içmedim?</u> Bu sorunun bendeki cevabı bir cümledir: <strong>Babam; “Sigara içmeyeceksiniz!” dedi, ben de içmedim</strong>…</p>
<p>Süleyman Usta, kırklı yaşlara yaklaşınca bir gün üç çocuğunu çağırır ve birlikte oturduktan sonra başlar söze, sözü uzatmaz, az ve öz söyler: “Çocuklar! Biliyorsunuz ben <strong>laubalilik, ciddiyetsizlik ve gevşeklikten hoşlanmam</strong>. Şimdi beni iyi dinleyin: Delikanlılık yaşlarımdan beri sigara içiyorum. Bu meretin kötü bir madde olduğunu <u>herkes biliyor</u>, ne var ki insanların <u>çoğu içiyor</u>. Siz içmeyeceksiniz! Sigaranın zararlarını ve onu içmenin günah olup olmadığını anlatmayacağım. Sadece <strong>babalık hakkı</strong>mı kullanarak emrimi tekrar edeceğim: <strong>Siz sigara içmeyeceksiniz!</strong>&#8230;</p>
<p>… Ortaokulda ikinci sınıf öğrencisiydim. Emir ve nasihati alalı birkaç yıl olmuştu. Tabiat bilgisi öğretmenimiz “sigaranın zararları” konulu bir ev ödevi vermişti. Söz konusu sözleşmenin etkisi ve içimden kurduğum bir plan ile güzel bir ödev hazırladım. Öğretmenim beğendi ve iyi bir not verdi. Öğretmenime gidip ödev kâğıtlarımı geri istedim; “Veremem, onlar resmî belge ve bir süre okulda kalması gerekir.” deyince, ben de; “Aynısından bir daha yazsam, notumu verip imzalar mısınız?” diye sordum. Planımı anlatınca sevinçle karşıladı ve “Olur.” dedi. “<strong>Babacığım, sen de sigara içme!</strong>” diye bitirdiğim <u>mektupla birlikte ödevi de zarfa koyup posta ile eve gönderdim</u>.</p>
<p>Babam, henüz genç olmasına rağmen öksürükleri artmıştı, dönemin çoğu adamları gibi öyle namaza ve Mushaf’a da çok düşkün biri değildi. O öğretim yılının yarıyıl tatilinde köye gitmiştim. Akşam olmuştu, ama babam henüz eve gelmemişti. Anneme, “Babam nerede?” diye sordum, o da: “Baban camidedir, sen bilmiyorsun; o, <strong>sigarayı bıraktı, namaza başladı</strong>, haa, sakal da koyverdi, şimdi kapkara sakalları var, namazdan sonra gelir.” Mektubumu üniversiteye gidinceye kadar sakladı. Ara ara; “Aha burada saklıyorum.” diyerek ceketinin iç cebini gösterirdi.</p>
<p>… Kur’an’da yüzden fazla ayette, “Aklınızı kullanmaz mısınız?” ifadesi geçmektedir. Özellikle şu ayeti burada anmak isterim: “<strong>Allah aklını kullanmayanları pislik/rezillik içinde bırakır.</strong>” (Yunus, 10:100). Aklını iptal edip tamamen <u>başkalarına bağlı kalan mukallit insanlar, kendisi için <strong>neyin yararlı neyin zararlı</strong> olduğunu bilemez hâle gelirler</u>… Gerçek anlamda <u>özgür aklın, basiret ve iradenin</u> birlikte çalıştığı bir insanın hayatında <strong>kötü ve zararlı</strong> olan hiçbir şey kolayca yer bulamaz…” (<strong>4</strong>)</p>
<p>Mübarek ramazan atmosferinde -sigaraya köle olmayı içselleştirenler de dâhil olmak üzere- tüm duman esirlerinin hürriyetlerine kavuşması temennisiyle…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ol>
<li>Nuriye Çakmak; “<strong>Sigara İçene Hitap</strong>”, http://www.karakalem.net/?article=3665, 31.05.2009.</li>
<li>Fethi Güngör; “<strong>Sigaranın Hükmünü Gözardı Etmemek</strong>”, http://fethigungor.net/dirilis-postasi/sigaranin-hukmunu-gozardi-etmemek/, 10.06.2016.</li>
<li>Eren Sarı; <strong>En Güzel Hikâyeler</strong>, Nokta E-Book Publishing, Antalya 2016, s.113-114.</li>
<li>Mustafa Demir; “<strong>Sigara</strong>”, Ulusa Açılan Pencere: Balya dergisi, sayı: 32, 2014.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/zehirli-dumanin-esaretinden-kurtulabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SOSYAL MEDYAYI ÂDÂB VE ERKÂN ÇERÇEVESİNDE KULLANMAK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/sosyal-medyayi-adab-erkan-cercevesinde-kullanmak/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/sosyal-medyayi-adab-erkan-cercevesinde-kullanmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Jan 2017 09:07:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Zaaflarımızı Yönetebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Emre Bilgili]]></category>
		<category><![CDATA[e-mail]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Erdem]]></category>
		<category><![CDATA[eposta]]></category>
		<category><![CDATA[facebook]]></category>
		<category><![CDATA[fasık]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hucurât 49:6]]></category>
		<category><![CDATA[İlhan Korkmaz]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[İsra 17:36]]></category>
		<category><![CDATA[mahremiyet]]></category>
		<category><![CDATA[postmodern cemaatler]]></category>
		<category><![CDATA[sanal alem]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal medya]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Paylaşım Siteleri Soruşturması]]></category>
		<category><![CDATA[UHİM]]></category>
		<category><![CDATA[web 2.0]]></category>
		<category><![CDATA[whatsapp]]></category>
		<category><![CDATA[world wide web]]></category>
		<category><![CDATA[youtube]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=441</guid>

					<description><![CDATA[“Siz ey iman edenler! Fasığın (sorumsuzun) biri size (önemli) bir haber getirdiğinde durup gerçeği araştırın; değilse, istemeden birilerini rencide eder, ardından da yaptığınızdan pişmanlık duyarsınız.” (Hucurât, 49:6). İkinci nesil internet (Web 2.0) devriminden sonra yaşanan hızlı gelişmeler ve buna uygun olarak üretilen yeni akıllı cihazlar sayesinde insanlar saniyeler içinde yeni sanal gruplar oluşturma imkânına kavuşmuş [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>“Siz ey iman edenler! Fasığın (sorumsuzun) biri size (önemli) bir haber getirdiğinde durup gerçeği araştırın; değilse, <u>istemeden birilerini rencide eder</u>, ardından da yaptığınızdan <u>pişmanlık duyarsınız</u>.” (Hucurât, 49:6).</p></blockquote>
<p>İkinci nesil internet (Web 2.0) devriminden sonra yaşanan hızlı gelişmeler ve buna uygun olarak üretilen yeni akıllı cihazlar sayesinde insanlar saniyeler içinde yeni sanal gruplar oluşturma imkânına kavuşmuş oldu. Olağanüstü hızda ve kolaylıkta iletişim ve paylaşım kabiliyetine sahip bu mecranın mutabık kalınmış ilkeler ve âdâb çerçevesinden kullanılmaması büyük bir nimetin nikmete dönüşmesine yol açmaktadır. Böylece iyilik, lütuf, ihsan ve saadete vesile olması temennisiyle oluşturulan sosyal medya gruplarındaki ilkesiz paylaşımlar eziyete, hattâ tacize dönüşebilmekte, bu da kırgınlık ve dargınlıklara yol açarak grubun en baştaki amacının tam zıddına bir işlev görmesine ve nihayet dağılmasına yol açabilmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sosyal Medyada Mahremiyeti ve Değerleri Koruyabilmek</strong></p>
<p>İnsanların anında iletişime geçmesini ve kesintisiz şekilde bağlantılı kalmasını sağlayan sosyal ağlar, olumlu birçok özelliklerinin yanı sıra çeşitli problemleri de beraberinde getirmektedir. Mesela, en yaygın paylaşım ağı olma vasfını uzun bir süre koruyan Facebook’ta insanlar ‘kendini sunma’ yarışına girerek <u>görme</u>, <u>gösterme ve gözetle(n)me</u>ye dayalı yeni bir iletişim tarzı geliştirmiş (İlhan, 2012:107), bu algı değişimi sonucunda bazı ağ kullanıcılarının ‘mahremiyet’ duygusu ve algısı dejenere olmuştur.</p>
<p>Bir toplumda geçerli olan iletişim biçiminin o toplumun kültürünü belirlediğini söyleyen düşünürler, insanlık tarihinin gelişim sürecinde sözden yazıya ve basıma geçişin teknik bir gelişmeden ibaret olmayıp <u>her yeniliğin beraberinde yeni bir hayat tarzı getirdiği</u>ni ve toplumsal ilişkileri değiştirdiğini ifade etmektedir. Mesela, toplumsal ilişkilerin en yoğun şekilde yaşandığı, çok eski dostlukların canlandırıldığı, yeni arkadaşlıkların edinildiği ya da mevcut arkadaşlıkların sürdürüldüğü; haber, bilgi, duygu, kanaat, beceri, beğeni gibi çeşitli paylaşımların gerçekleştiği <u>ortamlar</u> olarak sosyal ağların kullanıcıları kısa bir zaman diliminde milyonlara hattâ milyarlara baliğ olabilmektedir (İlhan, 2012:108).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Üye Olunan Sanal Âlem Cemaatlerinde <u>Üye Kalabilmek</u></strong></p>
<p>Üçüncü binyılın başında hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelen internet, geçmişte insanlar arasında var olan ancak somut bir şekilde görülemeyen bağlantıları bilgisayarlar ve diğer akıllı cihazlar arasında oluşturulan yeni bir sanal mekânda, yepyeni bir iletişim ağı olan siber düzlemde daha görünür kılmıştır. Seyrek aralıklarla yüz yüze görüşebilen ya da uzun zamandır görüşemeyen eski tanıdıklar yanında yeni arkadaşların da dahil olabildiği sosyal ağlar ve sanal gruplar, kullanıcıya/grup üyesine ‘bir sosyal gruba/cemaate aidiyet duygusu’ yaşatan yönüyle adeta postmodern dönemin cemaatlerini oluşturmaktadır.</p>
<p>Her an her yerde herkesin paylaştığı -sürekli benliklerin reklam edildiği- bir ortamda bireyin <u>çekince</u>lerinden birini bu ortamda artık ‘gözetlenmek’ değil <u>göz önünde bulunmamak</u> oluşturmaktadır. Gözden uzak olmak artık bu ortamlardan uzak olmak anlamına gelmektedir. Temel haberleşmeler, davetler buluşmalar vs. giderek sosyal ağlar üzerinden yürütülmekte ağda olmayan bireyler dışlanmaya başlanmaktadır. Hem var oluş hem de paylaşım açısından dışlanan bireye ağa katılmaktan başka seçenek de bırakılmamaktadır. Sadece arkadaşlarıyla iletişimde kalabilmek ve olup bitenlerden kopmayıp haberdar olmayı sürdürebilmek adına sosyal ağlarda kalmaya kendini <u>mecbur hissedenlerin sayısı</u> hiç de az değildir. İsteyerek ya da istemeyerek de olsa birey, artık kendini bu ortamda var etmek, elinde olanları paylaşmak, ağ üzerinden iletişimini sürdürmek ve sistemin dışında kalmamak üzere şartlanmıştır (Erdem, 2010:61).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sosyal Medya İçin Âdâb ve Erkân Belirleyebilmek</strong></p>
<p>Facebook ve LinkedIn gibi sosyal ağlar, YouTube ve Slideshare gibi paylaşım siteleri, Twitter ve Instagram gibi mikro-günlük (microblogs) siteler üzerinden her gün milyonlarca ‘sanal cemaat’ milyarlarla ifade edilen paylaşımlar yapmaktadır. Bu kadar büyük ve yoğun bir sanal dünyada var olmanın ilkeleri, sosyal medyada arz-ı endam etmenin âdâb-ı muaşereti ve genel âdâb ve erkân (yol ve yordam) yanında gruplara özel çerçeve mutabakatları sağlanması, bu devasa iletişimin sağlıklı şekilde yürütülebilmesi ve insanlığın hayrına bir işlev görebilmesi için elzem hale gelmiştir.</p>
<p>Matbaalar şöyle dursun televizyon ve radyo kuruluşlarına bile ihtiyaç duymadan World Wide Web (www: küresel yaygın ağ) üzerinden siber ortamda yayın yapma imkânı sunan Twitter (tweet: minik kuş ciklemesi), Facebook (okul arkadaşları ağı) gibi sosyal medya araçlarından en çok kullandığım WhatsApp (hâl hatır sorma ağı) için <u>çerçeve sözleşme</u> mahiyetinde bir <strong>ilkeler dizgesi</strong> önermekte yarar bulunmaktadır:</p>
<ol>
<li>WhatsApp grubunun dirayetli bir moderatörü/müdürü/sorumlusu olmalı, en baştan grubun amacını ve kurallarını belirlemeli, emrivakiyle değil davet usulüyle gruba üye kaydetmeli, lüzumsuz paylaşım ve tartışmalara mahal vermemek için icabı halinde kuralları hatırlatarak gruba nezaret etmelidir.</li>
<li>Grubun adı/başlığı mahiyetiyle mütenasip şekilde belirlenmeli, abartılı ve uzun isimlerden kaçınılmalıdır.</li>
<li>Paylaşımda aslolan içeriktir. Dolayısıyla paylaşılan içeriğin özgün, sağlam ve üyeler için önem arzeden özellikte olmasına özen gösterilmelidir.</li>
<li>Grubun günlük, haftalık ve aylık paylaşım sıklığı baştan yaklaşık olarak belirtilmelidir. Mesela, haftalık, aylık ve yıllık faaliyetler ile toplantı bilgilerinin paylaşılması amacıyla kurulan bir dernek grubunda yüzlerce alakasız paylaşımlar yapılması asıl mesajların araya kaynamasına yol açmaktadır.</li>
<li>Lüzumlu ve ilgili olduğuna kanaat getirilen video ve resimler için konuyu ve özneyi belirten kısa izahlar yapılması hem ilgilenmeyenlerin o görselleri açmak için zaman ve internet kotası israfı yapmamasına hem de ihtiyaç duyulması halinde arşivden kolayca bulunabilmesine yarayacaktır.</li>
<li>Anlamsız tekrarlardan kaçınmak için bir materyali paylaşmadan önce yukarıya doğru mesajlar taranarak bakılmalı, aynı mesaj yoksa yeni paylaşım yapılmalı, üyelere bıkkınlık vermemeye özen gösterilmelidir.</li>
<li>Yazılacak mesajın yekpare olmasına dikkat edilmelidir. Zira bölük pörçük mesajlar her seferinde grup üyesini rahatsız etmekte, araya giren çok farklı mesajlar önceki konunun takibini zorlaştırmaktadır. Konu değişmiş ve araya başka mesajlar girmişse karışıklığa mahal vermemek için “cevapla” butonu kullanarak hangi mesaja cevap verildiği netleştirilmelidir.</li>
<li>Mesajı göndermeden önce mutlaka gözden geçirmeli, grup üyelerine saygının bir nişanesi olarak üslup ve imla hataları giderilmeli, dili yozlaştıran anlamsız kısaltmalardan özellikle uzak durulmalı, emek verilmemiş ham mesaj paylaşılmamalıdır.</li>
<li>Mesajı yazan üye üslubunun bazı üyeleri incitme riskini hesaba katarak yazmalı, ancak üyelerden herhangi birisi de genel ortama hitaben yazılmış bir mesajı üzerine alınarak meseleyi şahsileştirmemeli, buradan bir dargınlık üretmemeli, grup üyeleri birbirlerine güvenmelidir.</li>
<li>Sosyal medyada kini ve nefreti değil, sevgiyi ve saygıyı yayan bir dil kullanılmalıdır.</li>
<li>Sosyal medyanın genellikle “1-9-90 kuralı” ile işlediğinin bilincinde olarak 1 kişinin ürettiği içeriği en az 9 kişinin paylaşacağı ve asgari 90 kişinin bu mesajı okuyacağı baştan hesap edilmeli, mesajın kurgusu ona göre sağlam çatılmalıdır.</li>
<li>Sağlam ve güvenilir bir kaynaktan alınmayan hiçbir haber ve mesaj kesinlikle paylaşılmamalı, paylaşılan bilginin, haberin ve materyalin mutlaka kaynağı/linki de eklenmelidir.</li>
<li>Sosyal medyanın algı operasyonlarında çok elverişli bir araç olarak kullanıldığı hiç unutulmamalı, üyeleri yok yere tedirgin edecek, insanların itibar ve haysiyetlerini zedeleyecek paylaşımlardan mutlak surette kaçınılmalıdır.</li>
<li>Din, dünya ve siyaset görüşleri farklı karma gruplarda polemiğe yol açabilecek paylaşımlardan kaçınılmalı, her ne sebeple olursa olsun argo kelimeler kesinlikle kullanılmamalıdır.</li>
<li>Vakti bol grup üyeleri yoğun bir tempoda çalışan diğer üyelerin hukukunu gözetmeli, olağanüstü bir durum olmadıkça saat 24:00-07:00 arasında paylaşım yapmaktan kaçınmalıdır.</li>
<li>WhatsApp’ı e-mail, facebook, youtube gibi diğer araçların yerine ikame ederek her işimizi bu araç üzerinden yapmaya kalkışmamalı, her paylaşımın altına anlamını çoğu üyenin bilmediği envaı çeşit beğeni işaretleriyle ya da takdir ifadeleriyle mecrayı doldurmamalı, olabildiğince elzem paylaşımları en yalın haliyle yapmaya özen gösterilmeliyiz.</li>
</ol>
<p>WhatsApp gruplarının bir sosyal medya çöplüğüne dönüşmemesi ve üyelerini yorarak gruptan ayrılmaya mecbur etmemesi için yukarıda sıraladığım önerilerime fikir ve gözlemleri doğrultusunda ilave yapmak isteyen muhterem dostlarımdan önerilerini yukarıdaki şahsi e-mail (<em>iyimeyil</em>) adresime yazmalarını istirham ediyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>WhatsApp Kullanmanın Âdâb-ı Muâşeretinde Mutabık Kalmak</strong></p>
<p>Âdâb ve erkânı baştan belirlenerek üyelere tebliğ edilmediğinden bir çoğumuz için gerçekten yük olmaya başlayan sosyal medya gruplarıyla ilgili bu haftaki yazımızı Prof.Dr. Ahmet Emre Bilgili’nin WhatsApp gruplarının işleyişi üzerine kaleme aldığı yazısından iktibas edeceğimiz bazı tespit ve önerilerle tamamlayalım:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“WhatsApp uygulamasının iş, meslek, arkadaşlık, akrabalık, sosyal ilgi, STK yönetimi ve iletişim gibi bütün alanlarda, doğru kullanıldığı takdirde müthiş kolaylıklar ve avantajlar sağladığı bilinen bir husustur. Ancak her birimiz işimiz, mesleğimiz, sosyal ve ilgi alanlarımıza göre çok farklı WhatsApp gruplarına üye olmak durumundayız. Sözlü iletişimin dışında akıllı telefonlardaki bütün uygulamaları da dikkate aldığımızda korkunç bir yoğunluk ortaya çıkmaktadır. İşte bu yoğunluğun iyi yönetilebilmesi için WhatsApp grupları ile ilgili etik ve dikkat edilmesi gereken kurallar devreye girmektedir. Tabii ki her kural her grupta geçerli olmaz. Fakat kuralsız grup da olmamalıdır. Şimdi bir deneme mahiyetinde ve yaşanmışlıklardan hareketle oluşan şu noktalara dikkat etmekte grup ve kişi yararı olduğuna inanıyoruz. Buna bir anlamda işin âdâb-ı muâşereti de diyebilirsiniz:</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol>
<li>Her şeyden önce WhatsApp grup yöneticisi, işinin sadece grubu <u>kurmak</u> olmadığını asıl görevin <strong>yönetmek</strong> olduğunu bilmeli ve grubun neden oluşturulduğunu, hedefini ve kurallarını baştan ilan etmelidir.</li>
<li>Sözgelimi grup üyelerinden birinin yakını vefat ettiğinde gruptan biri bunu üyelere duyurur ve defin bilgilerini verir. Fakat bütün üyeler cenaze sahibine taziyelerini buradan ayrı ayrı bildirmemelidir. Yönetici tüm grup adına bir taziye yayınlar ve böylece konu kapanmış olur.</li>
<li>Cuma günleri her üyenin cuma mesajı yayınlaması yerine yöneticinin -gerekli görüyorsa- bir mesaj yayınlaması ile karmaşa giderilmiş olur. Üyeler bu mesaja <u>karşılık vermemelidir</u>.</li>
<li>Paylaşılan bilgilerin sadece grup üyeleri arasında kalmayabileceği bilinmeli ve bu yüzden <u>mahremiyete dikkat etmelidir. </u></li>
<li>İzin alınmadan, <u>davet</u> ve kabul mekanizması olmadan kişilerin kendini grup içinde bulması ve hatır için grupta kalınması kişiyi <u>‘kerhen’ üye</u> konumuna sokar, bu da verimi düşürür.</li>
<li>Çok sayıda kişiye hitap edildiği için, mesajlar giderek özel hale gelmişse işin devamı şahsi hesaplardan sürdürülmelidir.</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p>Evet, bu ve benzeri kurallara ne kadar riayet edilirse bu teknolojinin kazanımlarını o kadar sağlıklı yürütürüz. Nihayetinde hepimiz için geçerli olan husus; ‘üslûb-ı beyan, ayniyle insan’dır.” (Bilgili, 2016).</p>
<p>Yazımızın ilk sözü gibi son sözü de bizi yaratan ve bizi bizden iyi tanıyan Rabbimiz’den olsun:</p>
<p>“… <strong>Ve <u>bilmediğin bir şeyin peşinden gitme</u>! Çünkü <u>kulak, göz ve gönül</u>; bütün bunlar (hesap günü) ondan dolayı <u>sorguya çekilecektir</u></strong>.” (İsra, 17:36).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ol>
<li>Bilgili, Ahmet Emre. (2016). “<strong>WhatsApp Gruplarının İşleyişi Üzerine</strong>”, http://www.itohaber.com/koseyazisi/202384/whatsapp_gruplarinin_isleyisi_uzerine.html, 29 Şubat 2016.</li>
<li>Erdem, Elif. (2010). <strong>Elektronik Medya ve Yeni Bir Medya Olarak Sosyal Ağlar</strong>, İstanbul Üniversitesi SBE, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi.</li>
<li>Korkmaz, İlhan. (2012). “<strong>Facebook ve Mahremiyet: Görmek ve Gözetle(n)mek</strong>”. Yalova Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 5, Ekim 2012-Mart 2013, s.107-122.</li>
<li>UHİM. (2011). <strong>Sosyal Paylaşım Siteleri Soruşturması</strong>, Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi, Rapor No: 4, İstanbul.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/sosyal-medyayi-adab-erkan-cercevesinde-kullanmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>7</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SİGARANIN HÜKMÜNÜ GÖZARDI ETMEMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/sigaranin-hukmunu-gozardi-etmemek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/sigaranin-hukmunu-gozardi-etmemek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Jun 2016 09:33:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Zaaflarımızı Yönetebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[2:195]]></category>
		<category><![CDATA[7:31]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Sigarayı Bırakma Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Tütüne Hayır Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Ezher Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[haram]]></category>
		<category><![CDATA[Hayrettin Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[israf]]></category>
		<category><![CDATA[Medine İslam Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[mekruh]]></category>
		<category><![CDATA[müftir]]></category>
		<category><![CDATA[müskir]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<category><![CDATA[nargile]]></category>
		<category><![CDATA[pipo]]></category>
		<category><![CDATA[Sadullah Beki]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[WHO]]></category>
		<category><![CDATA[WNTD]]></category>
		<category><![CDATA[zarar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=328</guid>

					<description><![CDATA[31 Mayıs günü her yıl Dünya Tütüne Hayır Günü (WNTD: World No Tobacco Day) olarak kutlanır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) üye devletlerince 1987 yılından bu yana tüm dünyada kutlanan bu önemli günde, sigara kullanıcılarının 24 saat süreyle sigarayı bırakmaları teşvik edilir. Dünya Sigarasız Günü, Dünya Tütünsüz Günü ve Dünya Sigarayı Bırakma Günü gibi farklı isimlerle [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="line-height: 1.5;">31 Mayıs günü her yıl Dünya Tütüne Hayır Günü (WNTD: World No Tobacco Day) olarak kutlanır. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) üye devletlerince 1987 yılından bu yana tüm dünyada kutlanan bu önemli günde, sigara kullanıcılarının 24 saat süreyle sigarayı bırakmaları teşvik edilir.</span></p>
<p>Dünya Sigarasız Günü, Dünya Tütünsüz Günü ve Dünya Sigarayı Bırakma Günü gibi farklı isimlerle çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bu gün, ramazan ayı arifesine denk gelmesine rağmen Türkiye’de hissedilir düzeyde değerlendirilemedi.</p>
<blockquote><p>Sigara içmekle hem bünyeye hem de çevreye zarar verilmekte, bir taraftan Allah hakkı öbür taraftan kul hakkı birlikte ihlâl edilmektedir.</p></blockquote>
<p>Dünya genelinde her sene en az 6 milyon insanın ölümüne neden olan ve gitgide toplumun tüm kesimlerine yayılan tütün kullanımının çeşitli vesilelerle azaltılmasına ve sınırlandırılmasına yönelik çabaları artırmak icap etmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sigaranın Fıkhi Hükmünü Dikkate Almak</strong></p>
<blockquote><p>Bedene verdiği zarar ilmen ve tıbben kesinlik kazanmışsa, açık bir israfa ve aslî ihtiyaçlardan bile fedakârlık yapmaya zorluyorsa, sigara içmek dinen “haram”dır.</p></blockquote>
<p>Türkiye’nin sayılı fıkıhçılarından Hayrettin Karaman hoca, kendisine tevcih edilen bir suale cevap sadedinde resmi internet sitesinde yer alan şu fetvayı vermiştir:</p>
<p>“Sigaranın sağlığa zarar verdiği konusunda artık kimsenin bir şüphesi ve tereddüdü olamaz. Zararın derhal veya zaman içinde gerçekleşmesi, hükmü değiştirmez. Hayatı ve sağlığı korumak, bunun için gerekli tedbirleri almak dinin önemli hedeflerinden biridir. Sigaranın zararı yalnızca içenin sağlığı ile ilgili olsaydı bile onun haram olması için yeterli idi. Halbuki sigara içenlerin çevrelerine de önemli ölçüde zararları vardır, devamlı sigara içenin yakınında olanlar da onlara yakın zarar görmektedirler. Sigara içmeyenler, sigara içenlerin yaydıkları duman ve kokudan rahatsız olmakta, eziyet çekmektedirler. Bütün bu kötülüklere sebep olan bir nesneye bir de para vermek, bunun için harcamada bulunmak israftır, malın boşa (hatta zarara) harcanmasıdır. İşte bu gerekçeler yanyana geldiğinde bir kimse çıkar da hala &#8220;sigara mübahtır ve ya haram değil, mekruhtur&#8221; derse yanlış yapmış olur; bunu diyenin sağlam, güvenilir bir dayanağı olamaz.</p>
<p>Haram olan bir şeyi satan kimseden, helal olan bir şeyi satın alan (mesela içki ve sigara satan bir bakkaldan şeker, pirinç vb. alan) kimsenin yaptığı satın alma akdi sahihtir, bundan dolayı günaha girmez; ama bu kişi, haram olan nesneyi satan bakkala karşı uyarıda bulunma, tavır koyma, ilişkiyi kesme gibi vazifelerini ihmal ettiği için (eğer geçerli bir mazereti yoksa) sorumlu olur.” (<a href="http://hayrettinkaraman.net">hayrettinkaraman.net</a>).</p>
<p>Sigara içmekle alâkalı farklı fetvalar bulunduğuna dikkat çekerek, sigara haram ise satışının da haram olması gerektiğine dair bir soruya verdiği fetvasında ise hoca efendi şu açıklamaları yapmıştır:</p>
<p>“Sigara mübahtır, serbesttir, içilebilir&#8221; veya “haram değil, mekruhtur&#8221; diyenler iki delîle dayanıyorlar: a) Naslarda (âyetlerde ve hadîslerde) yasaklayan bir ifade yok. b) Sigaranın zararı yok. Bize göre bu delîllendirme şekli isabetli değildir. Kesin naslarda şaraptan başka içki adı yoktur, fakat etkisine bakarak, şarabın yaptığını yapan sıvı ve katı nesnelerin haram olduğuna hükmedilmiştir.</p>
<p>‘Sigaranın zararının olmadığı’ iddiası ilgili bilime ve tecrübeye/vâkıaya aykırıdır. Sigaranın sağlığa zararlı olduğu, bazı ülkelerde kanun gereği paket üzerine yazılmıştır. İçenden başkalarını da rahatsız ettiği ve onlara zarar verdiği için umuma açık ve ait olan yerlerde sigara içmek yasaklanmıştır. Bir iki tane sigara içen ve tiryakî olmayan kimselerin bu yaptıklarına &#8220;mekruh&#8221; denebilir, ancak tiryakî olarak sigara içen kimselerin yaptıkları haramdır; çünkü sağlıklarına zarar vermektedir, başkalarını rahatsız etmekte ve onların da sağlıklarına zarar vermektedir, zararlı bir şeye para vermek israftır, israfın da ötesinde bir yasak harcamadır. İslâm&#8217;ın bunları (sağlığa zarar vermeyi, insanları rahatsız etmeyi ve boşuna, faydasız, zararlı yerlere ve şeylere para harcamayı yasakladığı kesindir.</p>
<p>Haram olan bir şeyi, haram kılınan şekilde kullanmak isteyene satmak da câiz değildir. İnsanların içki ve sigaradan başka -dînin helâl kıldığı- birçok şeye ihtiyacı vardır. Bir bakkal temiz, kaliteli ve nisbeten ucuz olarak bu helâl nesneleri satarsa müşteri bulur, haram satmaya ihtiyacı olmaz.” (hayrettinkaraman.net).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>Müskir</em></strong><strong> ve <em>Müftir</em> Her Şeyin Yasaklandığını Esas Almak</strong></p>
<blockquote><p>Zarar, israf ve nafaka yükümlülüğü açısından sigaranın haramlığına kâil olan ulemanın fetvaları tercih edilmelidir.</p></blockquote>
<p>Kırıkkale Müftü Yardımcısı iken Sadullah Beki hocanın 23.08.2011 tarihinde müftülük resmi sitesinde yayınlamış olduğu “Sigara mekruh mu, haram mı?” başlıklı makalesinde özetle şu mütalaalara yer verilmiştir:</p>
<p>“Sigaranın teneffüs edilen kısmı olan dumanın içilmesi haramdır, sigara hiçbir yararı olmayan safi bir israftır, abesle iştigaldir. Sigara bid’attır, bir sünnetin kaybolmasıdır, o da ağız temizliğidir. Aynı zamanda bir hekim olan Şafii bilgini <strong>Kalyûbî</strong>, sigaranın <strong>haram</strong> olduğunu söyler. Sigara gıda değil, şifa değil, deva değil, zehirdir, israftır.</p>
<p>“Resulullah <em>müskir</em> ve <em>müftir</em> olan her şeyi yasakladı.” hadisinde geçen <strong><em>müftir</em></strong>; içildiği zaman ‘vücuda <u>hararet</u> veren, organlarda <u>kırıklık</u>, güç azalması göz kapaklarında <u>mahmurluk</u> ve <u>zayıflama</u> meydana getiren şey’ anlamına gelmektedir.</p>
<p>Sigara bağımlısı, kendi kendisini tehlikeye atmakta, dolaylı olarak intihara yeltenmektedir. Bu iki husus, Bakara 195 ile Nisa 29’da yasaklanmıştır. Sigara mahza israftır, pis ve habis işlerden olup insanlara eziyet etmektir. Bunlara da; İsra 27’de, En’âm 141’de ve A’râf 157’de işaret edilmiştir. Dinimizde zorlanmak ve zarar vermek yasaklandığı gibi, mal ve sağlık ziyanına da müsaade edilmemektedir.</p>
<p>Mısır Ezher Üniversitesi’nden İbrahim el-Bâcûrî, tütünün mekruh, ancak zararı kesinleşir ve artarsa haram olduğunda şüphe kalmayacağını söylemiştir.</p>
<p>Medine İslam Üniversitesi Öğretim Üyesi Ebu Bekr el-Cezâirî, tütünün haram olduğunu ifade ederek şöyle der: Sigara içmek, dumanı ve ateşi yutmak demektir. Tiryakilerde bir gevşeme meydana gelir. İbadette var olması gereken dikkat, huzur ve samimiyeti zedeler.</p>
<p>Hanbeli hukukçusu <strong>Abdülvehhab</strong>, çok kullanılan tütünün <strong>haram</strong> olduğunu söyler.</p>
<p>Suriyeli âlim Nesimi’nin yaklaşımı şöyledir: Onu kullanan kişinin konumu; bünyesi, sağlığı ve ekonomik durumuna göre, haram, tahrimen veya tenzihen mekruh olur.</p>
<p>Katar Din Enstitüsü Müdürü Yusuf el-<strong>Karadâvî</strong>’nin mütalaası şudur: Zararı isbat edildiğine göre, <strong>haramdır</strong>.</p>
<p>Halil <strong>Gönenç</strong> hoca efendinin kanaati şudur: Sigara hakkında ayet, hadis ve müctehid sözü yoktur. O dönemde afyon da yoktu ve tanınmıyordu. Hakkında kati nas bulunmadığı için, bazıları ‘mübahtır’, demişlerdir. Ancak zararı kesin olur, nafakasını ona harcıyorsa, <strong>haram</strong> olmasında şüphe yoktur.” (<a href="http://kirikkalemuftulugu.gov.tr">kirikkalemuftulugu.gov.tr</a>).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Zarar, İsraf ve Nafaka Yükümlülüğü Açısından Sigaranın Haramlığına Kâil Olmak</strong></p>
<blockquote><p>Haram olan bir şeyi, haram kılınan şekilde kullanmak isteyene satmak da câiz değildir.</p></blockquote>
<p>Diyanet İşleri Başkanlığı’nca yayınlanan İLMİHAL’in “İslam ve Toplum” alt başlığını taşıyan ikinci cildinde, haramların ve helâllerin ele alındığı 14. bölümünde “içecekler” kısmında sigaraya ilişkin şu değerlendirmelere yer verilmektedir:</p>
<p>“Bağımlılıkların en yaygını ve belki de üzerinde en çok konuşulanı sigara bağımlılığıdır. Batı’da yaklaşık on asırlık bir geçmişi bulunan tütün ve sigara, XV. yüzyıldan itibaren yeni dünyadan İ̇slâm dünyasına da sirayet etmiş, sigara alışkanlığının toplumda yayılmaya başlamasıyla birlikte sigara içmenin dinî hükmü, dinen sakıncalı olup olmadığı da tartışılır olmuştur.</p>
<p>Sigara, on dört asırlık fıkıh tarihi içinde nisbeten yeni bir mesele olduğundan ilk devir müctehidlerinin konuyla alâkalı görüşünün bulunmayacağı açıktır. Çağdaş sayılabilecek son dönem İ̇slâm bilginleri de sigaranın dinî hükmü konusunda üç gruba ayrılmışlardır:</p>
<ol>
<li>Sigaranın zararlarını bilmeyen veya önemsemeyen bir grup bilgin, tütün kullanma (pipo, nargile vb. de dâhil), sigara içme hakkında dinde açık bir hüküm bulunmadığını, şâri‘ tarafından açık bir yasak gelmediğini ileri sürerek sigara içmenin mubah olduğu görüşünü ileri sürmüştür.</li>
<li>Diğer bir grup İslâm bilgini ise, sigara içmeyi doğru bulmamakla birlikte, “haram” da diyemedikleri için “mekruh” olarak nitelendirmişlerdir.</li>
<li>Üçüncü bir grup ise, sigara içmeyi, özellikle tiryakilik derecesinde sigara alışkanlığını sağlık açısından zarara ve ekonomik yönden israfa yol açtığı, nafaka yükümlülüğünü ihlâl ettiği gerekçesiyle “haram” saymışlardır.</li>
</ol>
<p>Günümüz İ̇slâm bilginlerinin genel eğilimini yansıtan bir değerlendirme yapmak gerekirse şunlar söylenebilir: Her şeyden önce, sigara içme hakkında dinî bir hükmün ve şâriin yasağının bulunmadığını söylemek doğru olmaz. Şer’î hükümler belli ilkelere dayalıdır ve birtakım gayelere yöneliktir. Naslar her mesele hakkında ayrıntılı ve münferit hüküm vermek yerine genel kurallar ve ölçüler koymuş olup, müslümanlar önlerine çıkan meseleleri nasların koyduğu bu ilke ve ölçülere, gözettiği gayelere göre anlamak ve değerlendirmek zorundadırlar. Bu itibarla sigara hakkında muhtemel fıkhî hükmü, belli açılardan ele alıp tartışmak ve çıkan sonuca paralel bir değerlendirmeye gitmek gerekmektedir.</p>
<p><strong>a) Zarar.</strong> Sigaranın zararsız olduğunu söylemek, artık bugün ilmen ve tıbben imkânsız olduğuna göre, konunun dinî yasaklar çerçevesinin tamamen dışında düşünülemeyeceği şüphesizdir. Bilim adamları sigaranın ihtiva ettiği nikotinin ve sigara dumanının bünyede kanserden, sinir sistemlerinde bozukluğa kadar bir dizi zarar ve hastalığa yol açtığından söz etmektedir. Kur’an’da, “Kendinizi elinizle tehlikeye atmayın&#8230;” (el-Bakara 2/195) buyurulmuş, Hz. Peygamber de, “Ne doğrudan zarar verme ne de zarara zararla karşılık verme vardır.” (İ̇bn Mâce, “Ahkâm”, 17; el-Muvatta’, “Akzıye”, 31) diyerek bir kimsenin kendine ve başkalarına zarar vermemesinin temel bir dinî ilke olduğunu vurgulamıştır. Sigaranın hem içene hem de çevresinde bulunan kimselere zarar verdiği göz önüne alınınca hem Allah hakkının hem de kul hakkının birlikte ihlâl edildiği söylenebilir.</p>
<p><strong>b) İsraf</strong> malı boş yere harcamaktır. Kur’an’da, “Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz” (el-A’râf 7/31) buyurulmuş, Resûl-i Ekrem de daima mutedil, ölçülü davranmayı emretmiş, malın boşa harcanmasını yasaklamıştır. Sigara için yapılan harcamanın, sigara bağımlısı şahsın bu bağımlılığı göz önünde bulundurulursa israf olmayacağı, hatta önemli bir bünyesel ihtiyacının karşılanması sayılabileceği görüşü -harcama boşa olmanın ötesinde zararlı da olduğu için tutarlı değildir. Harcama yapan kişinin zengin olması da bu harcamanın israf olmasını önlemez.</p>
<p><strong>c) Nafaka Yükümlülüğü.</strong> Aile reisi erkekler eşinin, çocuklarının ve aile fertlerinin, muhtaç yakınlarına bakan erkekler de onların nafakalarını karşılamakla yükümlüdür. Böyle bir malî yükümlülük altında bulunan kimselerin nafaka yükümlülüğünü aksatacak şekilde sigaraya para vermesi de dinî olduğu kadar insanî ve ahlâkî açıdan da kabul edilemez bir durumdur.</p>
<p>Sigara içmenin fıkhî hükmü başta zarar, israf ve nafaka yükümlülüğü olmak üzere çeşitli açılardan ele alınabilir. Böyle olunca sigara içmenin hükmü hakkında kesin ve genel bir hüküm vererek “haram” demek yerine, bu konuda bu açılardan bazı ayırımlar yaparak farklı durumlarda farklı hükümler vermek, her bir durumu kendi şartları içerisinde değerlendirmek daha doğru görünmektedir.</p>
<p>Hem içene hem de o ortamda bulunan şahıslara ve çevreye verdiği zararlar, israf ve hakların ihlâline yol açabileceğinin kuvvetle muhtemel olması dikkate alınarak, sigara içmenin kural olarak dinen “<strong>harama yakın mekruh</strong>” sayılması gerekir. Ancak bedene verdiği zarar ilmen ve tıbben açıklık ve kesinlik kazanmışsa, açık bir israfa ve kişinin nafaka yükümlülüğünü etkileyip aile fertlerinin ve bakmakla yükümlü bulunduğu kimselerin nafakasını kısmasına yol açıyorsa, zorunlu harcamalardan ve aslî ihtiyaçlarından bile fedakârlık yapmaya zorluyorsa, o takdirde sigara içmenin dinen de “<strong>haram</strong>” olduğu söylenebilir. Nargile ve enfiye gibi alışkanlıklar da bu çerçevede değerlendirilebilir.” (DİB., İlmihal, 67-69).</p>
<p>Sigara illetine müptela kardeşlerimizi, bereketli ramazan günlerinde hayırlı bir adım atarak bir büyük yanlıştan arınmaya davet ediyorum. Rabbim bizleri hatalarımızdan dönmeye muvaffak eylesin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ul>
<li><a href="http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/hayat2/0111.htm">http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/hayat2/0111.htm</a></li>
<li><a href="http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/hayat/0467.htm">http://www.hayrettinkaraman.net/yazi/hayat/0467.htm</a></li>
<li><a href="http://www.kirikkalemuftulugu.gov.tr/index.php?option=com_content&amp;view=article&amp;id=194:sgara-mekruh-muharam-mi&amp;catid=35:sadullah-bek&amp;Itemid=115">http://www.kirikkalemuftulugu.gov.tr/index.php?option=com_content&amp;view=article&amp;id=194:sgara-mekruh-muharam-mi&amp;catid=35:sadullah-bek&amp;Itemid=115</a></li>
<li><a href="http://www.diyanet.gov.tr/dijitalyayin/ilmihal_cilt_2.pdf">http://www.diyanet.gov.tr/dijitalyayin/ilmihal_cilt_2.pdf</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/sigaranin-hukmunu-gozardi-etmemek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>7</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
