<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yalova Üniversitesi. Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://www.fethigungor.net/etiket/yalova-universitesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.fethigungor.net/etiket/yalova-universitesi/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Sat, 30 Nov 2019 19:04:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>İYİLİK HALİNİ YÜKSELTMEK İÇİN SOSYAL DIŞLANMAYI AZALTMAK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/insanligin-dertleriyle-dertlenmek/iyilik-halini-yukseltmek-icin-sosyal-dislanmayi-azaltmak/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/insanligin-dertleriyle-dertlenmek/iyilik-halini-yukseltmek-icin-sosyal-dislanmayi-azaltmak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Nov 2019 19:04:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsanlığın Dertleriyle Dertlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[BEYZA ERKOÇ]]></category>
		<category><![CDATA[DOKTORA PROGRAMI]]></category>
		<category><![CDATA[FETHİ GÜNGÖR]]></category>
		<category><![CDATA[İYİLİK HALİ]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜREL ENTEGRASYON]]></category>
		<category><![CDATA[MADDİ YOKSUNLUK]]></category>
		<category><![CDATA[SOSYAL DIŞLANMA]]></category>
		<category><![CDATA[SOSYAL HİZMET]]></category>
		<category><![CDATA[SOSYAL KATILIMCILIK]]></category>
		<category><![CDATA[SOSYAL SAĞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Yalova Üniversitesi.]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=963</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de her yıl binlerce doktora tezi tamamlanarak arşivlerdeki yerini almakta, yazarı tarafından çekince konmadıysa YÖK’ün Ulusal Tez Merkezi internet sitesinden yayımlanmasıyla yetinilmektedir. Ne yazık ki bu çok kıymetli çalışmaların çok azı kitaba dönüşebilmektedir. Oysa, en az bir yılı teorik ve/ya uygulamalı derslerden oluşan ve ortalama beş yıllık yoğun emek mahsulü olan bu doktora tezlerinin medyada [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de her yıl binlerce doktora tezi tamamlanarak arşivlerdeki yerini almakta, yazarı tarafından çekince konmadıysa YÖK’ün Ulusal Tez Merkezi internet sitesinden yayımlanmasıyla yetinilmektedir. Ne yazık ki bu çok kıymetli çalışmaların çok azı kitaba dönüşebilmektedir. Oysa, en az bir yılı teorik ve/ya uygulamalı derslerden oluşan ve ortalama beş yıllık yoğun emek mahsulü olan bu doktora tezlerinin medyada ve toplumda hissedilir yankıları olmalıdır. Bu bağlamda yeri geldikçe danışmanlığımda tamamlanan bazı tez çalışmalarını özetle sizlere aktarmaya özen göstereceğim.</p>
<p><strong>Sosyal Sağlık İçin İyilik Halini Yükseltmek</strong></p>
<p>Sosyal dışlanma meselesi ‘gelişmiş’ Batı toplumlarına münhasır olmayıp ülkemizde de çeşitli veçheleriyle karşımıza çıkmakta ve bireyler üzerinde olumsuz biyo-psiko-sosyal etkiler yapmakta, böylece bireylerin toplumla ilişkilerine zarar vermektedir.</p>
<p><strong>Sosyal dışlanma</strong> ve <strong>iyilik hali</strong> kavramları günümüz dünyasında üzerinde sıkça durulan kavramlar arasındadır. Küreselleşme, iş gücü piyasalarında yaşanan sorunlar, adil olmayan gelir dağılımı, yetersiz sosyal güvenlik sistemi, iç ve dış göç olgusu, bireylere ait kişisel özellikler gibi sebeplerden ötürü kişiler hayatlarının bir döneminde sosyal yönden dışlanma yaşar duruma gelmişlerdir. Sosyal yönden yaşanılan bu dışlanma, kişilerin hayat kalitelerini, <strong>sosyal sağlıklarını</strong> bir başka deyişle iyilik hallerini olumsuz yönde etkilemektedir.</p>
<p>Sosyal dışlanma algı düzeyi ile iyilik hali arasında nasıl bir ilişki bulunduğunu tespit etmek amacıyla bir doktora tez çalışması yürüttük. Yalova Üniversitesi’nde, Sosyal Hizmet Doktora Programı’nda beş yıl boyunca danışmanlığımda yürütülen ve Ocak 2019’da tamamlanan çalışma <strong>Öğr.Gör.Dr. Beyza ERKOÇ</strong>’a ait. Yalova ilinde yaşayan 18 yaş üzeri toplam 855 katılımcı ile kartopu yöntemi uygulanarak gerçekleştirilen araştırmada “Sosyal Dışlanma Ölçeği” ile “İyilik Hali Ölçeği” kullanılmış olup toplanan veriler SPSS paket programıyla analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, sosyal dışlanma düzeyinin azalmasıyla iyilik halinin artması arasında ters orantılı anlamlı bir ilişki olduğu gözlenmiştir.</p>
<p>“Sosyal Dışlanmanın Sosyal Sağlık Bağlamında İncelenmesi: Yalova İli Örneği” başlıklı bu doktora tez çalışmasından (<strong>1</strong>) ürettiğimiz; “Yalova Halkının Sosyal Dışlanma Algıları İle İyilik Halleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi” başlıklı makaleyi (<strong>2</strong>) -pür akademik kısımları hariç tutarak- şöylece özetleyebiliriz:</p>
<p><strong>Öncelikle Sosyal Dışlanmaya Yol Açan Sebepleri Tespit Etmek </strong></p>
<p><strong>İyilik hali</strong>; günlük hayatta sıkça karşımıza çıkan, dilimizde çok farklı kavramlarla ifade edilebilen, bireylerin değer ve inanışlarıyla şekillenen, bireylerin kişisel ve toplumsal düzlemde nasıl hissettikleri ve nasıl hayatlarını değerlendirdikleri ile ilgilenen, farklı bileşenlere sahip, dinamik, sürekli, sağlığa, refaha ve mutluluğa vurgu yapan ve öznellik özelliğinden ötürü ölçülmesi zor bir kavramdır. Değişen hayat şartları, bireylerin içerisinde bulunduğu stresör ortamların çokluğu, bireylerin baş etmek zorunda kaldığı farklı bireysel, toplumsal ve global sorunlar iyilik hali kavramına verilen değeri arttırmıştır (s.143).</p>
<p>Çalışmanın literatür incelemesi bölümünde sosyal dışlanma ve iyilik hali hakkında genel bilgiler verilmiştir. Yöntem bölümünde araştırmanın amacı, hipotezleri, veri toplama aracı ve verilerin nasıl analiz edildiğine dair bilgilere yer verilmiştir. Bulgular bölümünde yapılan analiz sonucu elde edilen bulgular verilmiş olup tartışma ve sonuç bölümünde ise çalışmadan elde edilen bulgular ışığında genel yorumlar yapılmış ve öneriler sunulmuştur.</p>
<p>Alandan derlenen veriler ışığında sosyal dışlanma ve iyilik haline ilişkin tanımlayıcı istatistikler oluşturulduğunda; katılımcıların sosyal dışlanma düzeyinin hem genel olarak hem de alt boyutlar bazında düşük olduğu belirlenmiştir. Oluşturulan tablolar alt boyutlar bazında incelendiğinde <strong>maddi yoksunluk</strong> boyutu sosyal dışlanmanın en yüksek olduğu boyuttur. Sosyal haklar boyutu ise Yalova’da sosyal dışlanmanın en düşük olduğu boyuttur. Yalova’nın güvenli, küçük ve komşuluk ilişkilerinin iyi olduğu bir şehir olmasının bu durumda etkili olduğu düşünülebilir. Nüfusunun az olması, bireylerin ulaşımının kolay olması gibi etkenler de bu boyuta dair yapılabilecek yorumlardandır. Sosyal katılımcılık boyutunda da dışlanma düzeyi düşüktür. İlin civar illere nazaran küçük ve güvenli olması yanında bireyler arası yakın ilişkiler ve sosyal katılım fırsatlarının kolayca sağlanmasının bu sonuçta etkili olduğu söylenebilir. Kültürel entegrasyon ve normlara uyma boyutunda elde edilen sonuçlar, Yalova halkının kurallara uyma konusunda hassas olduklarını, kültürel uyum sağlamaya ve toplumsal normlara önem verdiklerini ortaya koymaktadır (s.147).</p>
<p>Yalova’da soru formlarını doldurarak alan araştırmasına katkı sunan katılımcıların <strong>iyilik halinin yüksek olduğu</strong> gözlenmiştir. Çıkan sonuçlar yorumlanacak olursa, Yalova halkının genel itibarıyla mutlu olduğu, hayatlarından memnun oldukları söylenebilir. Başka bir ifade ile iyilik hali yüksek bireyler hayatlarından keyif alan, sosyal ilişkilerinde destekleyici ve ödüllendirici olan, sosyal aktivitelerde faal, kendisi dışında başkalarının mutluluğunu da düşünen, kendisine güvenen, geleceğine dair umutlu olan, mutmain kişilerdir. İl halkı genel anlamda kendisini böyle bir birey olarak görmektedir (s.148).</p>
<p><strong>Sosyal Dışlanmayı Azaltarak İyilik Halini Yükseltmek</strong></p>
<p>Sosyal dışlanma ile iyilik hali ilişkisini Yalova ili örneğinde inceleyen bu araştırmanın bulgularına göre sosyal dışlanma düzeyi azaldıkça iyilik halinin arttığı söylenebilir. Yalova iliyle sınırlı bu doktora tez çalışmasında sosyal dışlanma algı düzeyi ile iyilik hali arasındaki ilişkinin tespit edilmesi amacına yönelik olarak şu hipotezler geliştirilmiştir (s.144):</p>
<ol>
<li>H1a: Maddi yoksunluk boyutu ile iyilik hali algısı arasında negatif yönlü ilişki vardır.</li>
<li>H1b: Kurumlardan ve yardımlardan faydalanabilme alt boyutu ile iyilik hali algısı arasında negatif yönlü ilişki vardır.</li>
<li>H1c: Uygun ev ve güvenli çevre alt boyutu ile iyilik hali algısı arasında negatif yönlü ilişki vardır.</li>
<li>H1d: Sosyal katılımcılık boyutu ile iyilik hali algısı arasında negatif yönlü ilişki vardır.</li>
<li>H1e: Kültürel entegrasyon ve normlara uyma boyutu ile iyilik hali algısı arasında negatif yönlü ilişki vardır.</li>
</ol>
<p>Hipotezleri test etmek için yapılan korelasyon analizi sonucuna göre, sosyal dışlanma düzeyinin azalmasıyla iyilik halinin artması arasında ters orantılı anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir. Elde edilen sonuca göre H1a, H1b, H1c, H1d hipotezleri kabul edilmiş, H1e hipotezi ise ret edilmiştir. Bu araştırmanın öncü bir araştırma olması, literatürdeki diğer çalışmalar ile kıyaslanmasını zorlaştırmıştır. Ancak konuya yakın kabul edebileceğimiz bazı araştırmaların sonuçlarına göre de <strong>sosyal dışlanma düzeyinin azalması iyilik halini arttırmaktadır</strong>.</p>
<p>Bu çalışma ile aynı zamanda <strong>Yalova’da sosyal dışlanma</strong> düzeyinin hem genel olarak hem de alt boyutlar bazında <strong>düşük</strong> olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Sosyal dışlanma düzeyinin düşük olması istenilen bir durumdur. Yalova’da sosyal dışlanma düzeyinin en yüksek olduğu boyut, <strong>maddi yoksunluk</strong> boyutudur. En düşük olduğu boyut ise, <strong>sosyal haklar</strong> boyutudur. Alan araştırmasında katılımcıların iyilik halinin <strong>yüksek</strong> olduğu sonucuna da ulaşılmıştır. Bireylerin iyilik hallerinin yüksek olması da istenilen sonuçtur. İyilik hali yüksel bireyler hayattan zevk alan ve mutlu olan, esenlik içerisinde yaşayan bireylerdir. Bu sonuç Yalova ili ve toplumu için iyi bir göstergedir (s.149).</p>
<p>Bu araştırmanın Yalova ilinde yapılmış olması bir kısıtlılık durumudur ve bu sebepten elde edilen araştırma bulguları tüm ülkeye genellenemez. Araştırmanın daha fazla katılımcı ile ve ülkenin farklı bölgelerinde yapılarak sonuçların daha genel hale getirilmesi yararlı olacaktır. Bu yararı ya kapsamlı bir proje çalışmasıyla yahut örneklerin değiştiği benzer tez çalışmalarının birleştirilmesiyle elde etmek mümkündür.</p>
<p><strong>Sosyal Sağlığımızı Korumak ve Geliştirmek İçin Tedbirler Almak</strong></p>
<p>Sosyal dışlanma konusu özelinde bireylerin <strong>dışlanmışlık düzeylerinin azaltılması</strong> için yasal, toplumsal ve bireysel çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu bağlamda çalışma sonucunda elde edilen veriler ışığında, düşük de olsa Yalova ilinde tespit edilen dışlanmanın boyutlar bazında daha detaylı şekilde araştırılması, çalışmaların farklı demografik özellikler ışığında (örneğin bekâr ve erkekler, işsiz ve erkekler) ayrı ayrı incelenmesi, nitel araştırma yöntem ve teknikleriyle Yalova halkı ile derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilerek daha objektif sebepler ortaya çıkartılması gerekmektedir.</p>
<p>Yalova halkının yüksek olduğu gözlemlenen iyilik halinin daha da arttırılabilmesi maksadıyla sosyal alanların, kişisel gelişim merkezlerinin, kültürel faaliyetlerin, sosyalleşme ortamlarının, iş imkânlarının ve diğer sosyal alanların nicelik ve nitelik açısından arttırılması gerekmektedir. Bunların sağlanması yani sosyal dışlanmanın önüne geçilmesi ve iyilik halinin arttırılması için kamu, özel ve sivil toplum kurum ve kuruluşlarının, belediyelerin ve il bünyesinde bulunan üniversitenin ortaklaşa hareket etmeleri önem arz etmektedir (s.149).</p>
<p>Üç sektörün temsilcileri tarafından el birliğiyle yürütülecek projelerin gerçekleştirilmesi, daha kapsamlı nicel ve nitel araştırmalar yapılması, iyilik hali ve sosyal dışlanma konularına ilişkin detaylı yeni ölçekler geliştirilmesi, üniversite öğrencilerinin lisans, yüksek lisans ve doktora çalışmalarında bu konuları inceleyen ve birbirini tamamlar mahiyette yeni akademik çalışmalar yapmaları desteklenmelidir.</p>
<p>Kamu ve yerel yönetimler ile Sivil Toplum Kuruluşları yöneticileri başta olmak üzere tüm ilgililerin alanlarına dair yapılmış doktora tez çalışmalarını inceleyerek sosyal sağlımızı korumak ve geliştirmek maksadıyla somut adımlar atması temennisiyle…</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>ERKOÇ, Beyza. (2019). <strong>Sosyal Dışlanmanın Sosyal Sağlık Bağlamında İncelenmesi: Yalova İli Örneği</strong>. Yayımlanmamış Doktora Tezi. Yalova Üniversitesi SBE, 31.01.2019, 170 s.</li>
<li>Erkoç, B. ve F. Güngör. (2019). “<strong>Yalova Halkının Sosyal Dışlanma Algıları İle İyilik Halleri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi</strong>”, Avrasya Uluslararası Araştırmalar Dergisi, E-ISSN: 2147-2610, Cilt: 7, Sayı: 18, Haziran 2019, s.142-150. http://www.avrasyad.com/OncekiSayilarDetay.Aspx?Sayi=18, 01.06.2019.</li>
<li>Erkoç, B. ve F. Güngör, “<strong>Meslek Yüksekokulu Öğrencilerinin Sosyal Dışlanma Sebepleri:</strong> Yalova Üniversitesi Termal Meslek Yüksekokulu Örneği”, Uluslararası Sosyal ve Beşeri Bilimler Araştırma Dergisi, ISSN: 2459-1149, Sayı: 32, Ocak 2019, s.34-71. http://www.jshsr.org/DergiTamDetay.aspx?ID=1027, 20.01.2019.</li>
</ol>
<ol start="4">
<li>Güngör, F. ve B. Erkoç. (2016). “Bakıma Muhtaç Kişilerin Özellikleri ve İlk Yardım”, Bakım ve Sosyal Hizmet ders kitabı içinde, İstanbul Üniversitesi AUZEF., Sosyal Hizmetler Bölümü, ders kitabı, s.308-334. (İlaveten; 28 s. PP sunumu, 10 soru, 25 dakikalık 1 canlı sunum video kaydı), İstanbul, Ocak 2016, s.308-334.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/insanligin-dertleriyle-dertlenmek/iyilik-halini-yukseltmek-icin-sosyal-dislanmayi-azaltmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>GELECEĞİN TÜRKİYE’Sİ İÇİN EĞİTİMİ BUGÜNDEN PLANLAMAK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/gelecegin-turkiyesi-icin-egitimi-bugunden-planlamak/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/gelecegin-turkiyesi-icin-egitimi-bugunden-planlamak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Oct 2018 05:18:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunlarımızla Yüzleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[AMERİKAN PEDAGOJİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[EĞİTİM BİLİMLERİ BÖLÜMÜ]]></category>
		<category><![CDATA[FAKÜLTE-OKUL İŞBİRLİĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[İlim Kültür Eğitim Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[ilke]]></category>
		<category><![CDATA[İMAM-HATİP OKULLARI]]></category>
		<category><![CDATA[İNSANİ YETKİNLEŞME]]></category>
		<category><![CDATA[LÜTFİ SUNAR]]></category>
		<category><![CDATA[Marmara Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[MEB]]></category>
		<category><![CDATA[MESLEĞE UYGUNLUK]]></category>
		<category><![CDATA[MİLLÎ EĞİTİM BAKANI]]></category>
		<category><![CDATA[MUSTAFA SAFRAN]]></category>
		<category><![CDATA[OKUL MERKEZLİ YERİNDEN YÖNETİM]]></category>
		<category><![CDATA[ÖZEL GRUPLARIN EĞİTİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[PDR]]></category>
		<category><![CDATA[PERFORMANS YÖNETİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[PISA SINAVLARI]]></category>
		<category><![CDATA[PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK VE REHBERLİK]]></category>
		<category><![CDATA[SOSYAL HİZMET BÖLÜMÜ]]></category>
		<category><![CDATA[Yalova Üniversitesi.]]></category>
		<category><![CDATA[YÜRÜTME KURULU ÜYESİ]]></category>
		<category><![CDATA[YUSUF ALPAYDIN]]></category>
		<category><![CDATA[ZİYA SELÇUK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=763</guid>

					<description><![CDATA[İLKE (İlim Kültür Eğitim Derneği) tarafından yürütülen “Geleceğin Türkiye’si” projesinin ilk raporu 1 Ekim 2018 tarihinde İstanbul Cevahir Kongre Merkezi’nde düzenlenen yüksek katılımlı bir toplantıyla kamuoyuna tanıtıldı. Derneğin Yürütme Kurulu Başkanı Doç.Dr. Lütfi Sunar, her zaman değişime hazırlıksız yakalandığımız için asıl sebepleri düşünmeye vakit bulamadığımıza dikkat çekti. Değişime vakitlice hazırlanmak maksadıyla geliştirilen proje kapsamında eğitim [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İLKE (İlim Kültür Eğitim Derneği) tarafından yürütülen “Geleceğin Türkiye’si” projesinin ilk raporu 1 Ekim 2018 tarihinde İstanbul Cevahir Kongre Merkezi’nde düzenlenen yüksek katılımlı bir toplantıyla kamuoyuna tanıtıldı. Derneğin Yürütme Kurulu Başkanı Doç.Dr. Lütfi Sunar, her zaman <strong>değişime hazırlıksız yakalandığımız için</strong> asıl sebepleri düşünmeye vakit bulamadığımıza dikkat çekti. Değişime vakitlice hazırlanmak maksadıyla geliştirilen proje kapsamında eğitim konulu ilk raporun ardından yükseköğretim, iktisat, yönetim, dış politika, kültür, sosyal politikalar ve sivil toplum konulu raporların da yer alacağı sekiz raporu 2020 yılında tamamlamayı hedeflediklerini açıklayan Sunar, geleceğin Türkiye’si projesinde; adalet, kuşatıcılık, tutarlılık, yapıcılık, katılım ve istişare, teorik bütünlük ve <strong>uygulanabilirlik ilkelerine riayet eden</strong> raporlar hazırlayacaklarını belirtti.</p>
<p><strong>Durum Tespitinde Hamasi Davranmayıp Gerçekçi Olmak</strong></p>
<p>Çok sayıda eğitim bürokratı, öğretmen, öğrenci ve STK temsilcinin katıldığı tanıtım toplantısında söz alan Millî Eğitim Bakan Yardımcısı Mustafa Safran, okulda müfredat ya da mekândan ziyade meselenin öğretmende düğümlendiğine vurgu yaptığı konuşmasında şu itirafları dile getirdi:</p>
<p>“Biz iyi öğretmen yetiştiremedik. MEB bütçesinin %90’ı yola, taşımalı sisteme gidiyor. Eğitim felsefesinde; neyi, nasıl, niçin yetiştireceğimiz konusunda 1939’dan beri bir yenilenme yapmamışız. Anormal bir sınav baskısı var. Bu koşullar içinde bu sınavları kaldırmamız da mümkün görünmüyor. Okullar arasındaki gelişmişlik farkı gelişmiş ülkelerde %12, Türkiye’de ise %70! Üniversitelerimiz de böyle. Okul dışı eğitim okuldan daha fazla oldu artık. En az bilgi veren ve çocuğun yetişmesinde en az katkı yapan okuldur! Okulu daha cazip hale getirmemiz lazım.”</p>
<p>İLKE Yürütme Kurulu Üyesi ve Marmara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Dr. Yusuf ALPAYDIN’ın, toplantıdaki sunumunu esas alarak “Geleceğin Türkiyesinde EĞİTİM” başlıklı raporunu şu şekilde özetlemek mümkündür:</p>
<p>“AK Parti hükümetleri döneminde onaltı yılda 7 bakan değiştiren, dersanelerin kapatılması, sınav sisteminin bütünüyle değiştirilmesi gibi köklü politikaları hayata geçiren MEB ideolojik sorunlarla da baş etmeye çalışmıştır. Okullaşma oranlarında; derslik başına öğrenci ve öğretmen başına öğrenci sayılarında önemli iyileşmeler sağlanmıştır. Temel eğitimde kız öğrencilerin okullaşma oranı erkekleri geçmiş, diğer okullarda ise erkek öğrenci oranına yaklaşmıştır (s.12-15).</p>
<p>2003 ila 2012 yıllarındaki PISA sınavlarında, Türkiye’den sınavlara katılan öğrencilerin performansları en alt %15’lik dilimden yukarı doğru hareket ederek %35’lere yükselmiştir. Ancak 2015 yılında bir gerileme yaşanmış ve sınava giren 72 ülke arasında Türkiye 50. (alttan 22. sırada) yer alabilmiştir (s.21)!</p>
<p><strong>Öz Değerlerimize Dayalı ve Birey Odaklı Bir Eğitim Sistemi Kurabilmek</strong></p>
<p>Eğitimi pragmatizm ve kitleselleştirme yaklaşımından daha ileri bir seviyeye taşımalıyız. Kitle eğitiminden ziyade bireyin özelliklerini daha fazla dikkate alan bir eğitim sistemi kurmalıyız. Modern eğitim paradigması Batı’nın ihtiyaçları doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Türkiye’de Amerikan pedagojisini uygulamak yerine kendi eğitim paradigmamızı ortaya koymalıyız. Müfredatta iç tutarlılık, yerelleşme, pilot uygulamalar, esneklik, çeşitlilik gibi özellikleri önemsemeli, akademik içeriği hafifletmeli ve sadeleştirmeliyiz. Disiplinlerarası bir yaklaşımla gencimize <strong>problem çözme odaklı</strong> bir müfredat benimsemeliyiz. Tanıma ve yöneltme fonksiyonunu yerine getirmekte yetersiz kalan rehberlik sistemimizi güçlendirmeliyiz (s.65 vd.).</p>
<p>Veliler ve öğrenciler ısrarla uzaktaki bir okula gitmeye çalışmaktadır. Çünkü o okulun daha kaliteli olduğuna inanmaktadırlar. Bu külfetli sorunun çözümü <strong>okullar arasındaki farkı</strong> en aza indirmektir (s.89 vd.).</p>
<p>Okulun hızlı değişime ayak uydurması oldukça zor görünmektedir. Bugün eğitimini verdiğimiz birçok meslek onbeş sene sonra belki de hiç olmayacak. Bu yüzden öğrencilerimizin <strong>ortak becerilerini artırmayı</strong> hedefleyen bir yaklaşım benimsemeliyiz. Mesleki ve teknik eğitimde asıl sorun, lise ve üniversite mezunları arasındaki gelir farkının büyük oluşudur. Buna yol açan da ülke ekonomisinin yapısıdır. Geliri düşük firmalar düşük ücretle eleman çalıştırmayı yeğlemektedir… (s.96 vd.).</p>
<p>Özel öğretim kurumlarına yönelik teşvik politikaları artırılarak devam ettirilmelidir. Ancak MEB özel okullardaki istihdam şartlarını denetlemeli ve iyileştirilmesine yönelik tedbirler almalıdır (s.104 vd.).</p>
<p><strong>Özel grupların eğitimi</strong> en başarısız olduğumuz alandır. Özel eğitim kapsamındaki hem engelli hem de üstün yetenekli öğrencilere yönelik özel okulların sayısı ve kapasitesi artırılmalıdır. Bu öğrencilere verilecek eğitimin mahiyeti konusunda nitelikli bir eğitim yaklaşımı ve kılavuzu oluşturulmalıdır (s.110 vd.).</p>
<p>Toplumda okulların ve öğrencilerin yarısını İmam-Hatip’lerin oluşturduğu yönünde bir algı oluşturulmasına rağmen bunların oranı %13’ü geçmemektedir. Türkiye’de üretilmiş özgün bir model olan <strong>İmam-Hatip okulları </strong>mesleki lise kategorisinden çıkarılmalı, bu okullarda ortaokul ve lise düzeyindeki öğrenci sayıları artırılmalıdır. Arap komşularımızla daha etkin ilişkiler geliştirebilmek için bu okullardaki Arapça ve İslami ilimler dersleri nitelik itibarıyla iyileştirilmelidir (s.117 vd.).</p>
<p><strong>Daha Nitelikli Eğitim ve Öğretim İçin Gereken Tedbirleri Alabilmek</strong></p>
<p>Öğretmenlerimizin daha nitelikli yetiştirilebilmesi için daha en başından eğitim fakültelerine öğrenci alırken adaylar daha kapsamlı bir değerlendirmeye tâbi tutulmalı, <strong>mesleğe uygunlukları</strong> çeşitli psikometrik testlerle ölçülmelidir. Eğitim fakülteleri ile MEB arasındaki <strong>fakülte-okul işbirliği</strong> süreci geliştirilmeli, böylece akademisyenlerin saha ile bağları güçlendirilmelidir. Eğitim fakültelerinin kapasiteleri MEB’nın öğretmen ihtiyacına göre gözden geçirilmeli, öğretmen arz ve talebine yönelik projeksiyon çalışmaları on yılda bir güncellenmelidir. Ücretli öğretmenlik uygulaması tamamen sonlandırılmalıdır. Öğretmen adaylarının işe alım süreçleri <strong>çok boyutlu, adil ve şeffaf</strong> bir şekilde gerçekleştirilmelidir (s.129 vd.).</p>
<p>Millî Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk “performans yönetimi olmayacak” dedi ama bu zorunlu bir durumdur. Çalışanla çalışmayan mutlaka ayırt edilmelidir. Bugüne kadar işini yapmadığı için hiçbir öğretmenin görevine son verilmedi! Özel okullardaki öğretmenlerimiz kendilerini geliştirmede daha başarılılar. Demek ki kalite sorunumuz değil <strong>performans yönetimi</strong> sorunumuz var. Kariyer sistemi kurarak bu sorunun üstesinden gelmeliyiz. Hayat, toplum, bilgi, her şey değişiyor ama öğretmen değişmiyor! Yılda üç saatlik bir eğitimle öğretmen kendisini yenileyemez! (s.136 vd.).</p>
<p>MEB 60 bin okulu başarıyla yönetemiyor. O halde yetki devri yapmalıdır. <strong>Okul merkezli yerinden yönetim</strong> modeline geçilmelidir. Güvenlikçi kaygılarımız nedeniyle gençliğimizi kaybettik! Eski bakanlarımızdan birisi “Maarifin önündeki en büyük engel Maarif Teşkilatı’dır.” demişti. Okullarımızda değişmeyi ve gelişmeyi sağlayacak olan müdürlerdir. Dolayısıyla müdürlerimizin özlük haklarını iyileştirmemiz gerekmektedir (s.143 vd.).</p>
<p><strong>Geleceğe Güvenle Bakabilmek İçin Eğitimde Değişimi Gerçekleştirebilmek</strong></p>
<p>“Geleceğin Türkiyesinde EĞİTİM” başlıklı raporun sonuna eklenen “Türkiye’nin Eğitim Vizyonu” başlıklı <strong>yol haritası</strong>, siyasetçisinden bürokratına, akademisyeninden gazetecisine, öğretmeninden velisine bütün bir toplum olarak dikkate almamız gereken öneriler sıralamaktadır:</p>
<p>“Geleceğe güvenle bakabilmek için önümüzdeki yıllarda Türk eğitim sistemi şunları tam olarak başarmış olmalıdır:</p>
<ol>
<li>Eğitim geleneğimizden doğan <strong>insani yetkinleşme odaklı</strong> <strong>bir eğitim</strong> anlayışı: Devlet ideolojisi ve ekonomi odaklı bir anlayış yerine insani gelişim odaklı bir eğitim anlayışını benimseyen, bireylerin sahip oldukları kabiliyetleri geliştirmeyi önceleyen bir eğitim anlayışı.</li>
<li><strong>Tarihsel ve düşünsel derinliği olan</strong> eğitim programları: Toplumumuzun tarihsel derinliklerinden kaynaklanan ilim ve düşünce birikiminin varlık, insan, bilgi ve kemalat tasavvuru ile şekillenen bir pedagoji, kavram örgüsü ve tasarıma sahip eğitim programları.</li>
<li><strong>Kalite güvencesini sağlayan okullar</strong>: Her biri temel kalite standartlarını karşılayan, eşitsizliğin azaldığı, mimarisi ile öğrencinin ve öğretmenin içinde bulunmaktan keyif alacağı, özel grupların ihtiyaçlarına göre farklı şekilde tasarlanmış bir yaşam alanı olan okullar.</li>
<li><strong>Liyakat sahibi okul liderleri</strong>: Okul gelişimine odaklanmış, yüksek eğitimli, teknik ve insani yeterlilikler bakımından kendini kanıtlamış, okulun tüm süreçlerine vizyon katabilecek eğitim liderleri.</li>
<li><strong>Sürekli öğrenen ehil bir eğitimci kadrosu</strong>: Fikrî ve teknik bakımdan gelişime odaklanmış, lider, rol model, usta, meslek ahlakına ve maneviyata sahip, öğrencinin hayatına dokunan işinin ehli öğretmenler.</li>
<li><strong>Yerinden ve okul merkezli bir yönetim anlayışı</strong>: Eğitim paydaşlarının katılımına dayalı, merkezin yükünü azaltmış, yerel eğitim kurullarına ve okullara yetki devrini gerçekleştirmiş, dinamik ve gelişim odaklı bir yönetim anlayışı.</li>
<li><strong>Adil bir performans değerlendirme ve teşvik sistemi</strong>: Eğitim çalışanlarının çabalarını görüp takdir edebilen, her birine emeğine uygun kariyer, statü gibi teşvikler sunan objektif bir performans değerlendirme sistemi.</li>
<li><strong>Güçlü kurumsal iletişime sahip eğitim kurumları</strong>: Velilere, öğrencilere ve tüm topluma güven veren, güçlü ve açık toplumsal iletişime sahip, kültürü, yönelimleri ve stratejileri bilinen ve kabul gören bir bakanlık teşkilatı ve okullar.” (s.155).</li>
</ol>
<p style="text-align: center">*******</p>
<p>Yalova Üniversitesi’nde Sosyal Hizmet Bölümü’nde ders veren bir öğretim üyesi olarak söz aldığım toplantıda da dile getirdiğim üzere raporun 3. bölümünde <strong>rehberlik ve yöneltme hizmetleri</strong> anlatılırken sosyal çalışmacılara değinilmemesi bir nakisadır. Zira yüzbinlerce mülteci, engelli, yetim vb. dezavantajlı öğrencimizin eğitim gördüğü okullarımızda; sayıca yeterli düzeyde olmayan PDR (psikolojik danışmanlık ve rehberlik) öğretmeni kadrolarının artırılması yanında sosyal çalışmacılar için de yeni kadrolar ihdas edilmesi kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Bakanlığın iki yıl önce başlattığı ancak menfur 15 Temmuz işgal girişimiyle akim kalan ‘her okula en az bir sosyal çalışmacı atama girişimi’ ivedilikle gündeme alınmalıdır.</p>
<p>İnsanımızı tedricen kemale ulaştıracak, beklendik iyi ve yetkin davranışları geliştirecek sağlam bir eğitim sistemi oluşturarak ülkemize, bölgemize, ümmete ve tüm insanlığa güzel bir örneklik sunabilme çabalarımızı bereketlendirmesi için Rabbimize yakarıyoruz…</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ol>
<li>http://ilke.org.tr/<strong>geleceginturkiyesi</strong>, 01.10.2018.</li>
<li><a href="http://ilke.org.tr/haberler/gelecegin-turkiyesi-projesinin-ilk-raporu-aciklandi">http://ilke.org.tr/haberler/gelecegin-turkiyesi-projesinin-ilk-raporu-aciklandi</a>, 01.10.2018.</li>
<li>ALPAYDIN, Yusuf. (2018). <strong>Geleceğin Türkiyesinde EĞİTİM</strong>. Geleceğin Türkiyesi Raporları-1, İstanbul: İlke Yayınları, 172 s. http://ilke.org.tr/yayinlar/gelecegin-turkiyesinde-egitim, 01.10.2018.</li>
<li>ALPAYDIN, Yusuf. (2014). “<strong>Türkiye’de Lisansüstü Eğitimdeki Kapasite Genişlemesinin Analizi</strong>”. Yeni Türkiye Dergisi Türk Eğitimi Özel Sayısı-1, Ankara: Yeni Türkiye Yayınları, s.745-750.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/gelecegin-turkiyesi-icin-egitimi-bugunden-planlamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SULTAN II. ABDÜLHAMİD’İ  YÜZ YIL SONRA MİNNETLE YÂD ETMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/sultan-ii-abdulhamidi-yuz-yil-sonra-hayirla-yad-etmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/sultan-ii-abdulhamidi-yuz-yil-sonra-hayirla-yad-etmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Feb 2018 10:40:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çağının Şahidi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülhamîd-i Sânî]]></category>
		<category><![CDATA[Balkan Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Beylerbeyi Sarayı]]></category>
		<category><![CDATA[Çerkesya]]></category>
		<category><![CDATA[Hikmet Erbıyık]]></category>
		<category><![CDATA[İttihat ve Terakki Fırkası]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif]]></category>
		<category><![CDATA[Nejat Çuhadaroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Pertevniyal Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Rahîme Piristû Kadın Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Çelik]]></category>
		<category><![CDATA[Rıza Tevfik Bölükbaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Süleyman Nazif]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülaziz]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan Abdülmecid]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[Sultan II. Mahmut]]></category>
		<category><![CDATA[Tebriknâme-i Millî]]></category>
		<category><![CDATA[Tîrimüjgân Kadın Efendi]]></category>
		<category><![CDATA[Vasip Şahin]]></category>
		<category><![CDATA[Volkan Çağan]]></category>
		<category><![CDATA[Yalova Üniversitesi.]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Hamidiye Camii]]></category>
		<category><![CDATA[Yıldız Sarayı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=634</guid>

					<description><![CDATA[“Zulmü alkışlayamam, zâlimi aslâ sevemem; Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem&#8230; Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ, boğarım&#8230; &#8211; Boğamazsın ki! &#8211; Hiç olmazsa yanımdan koğarım!” (Mehmet Âkif, Safahat 6. Kitap: “Âsım”, 18 Eylül 1919). Sağlam Bir Şahsiyetin Tesadüfen Yetişmediğini İkrar Edebilmek Yüzüncü vefat yıldönümü münasebetiyle hakkında çokça kalem oynatılan ve kelam edilen Sultan II. Abdülhamid, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Zulmü alkışlayamam, zâlimi aslâ sevemem;</p>
<p>Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem&#8230;</p>
<p>Biri ecdâdıma saldırdı mı, hattâ, boğarım&#8230;</p>
<p>&#8211; Boğamazsın ki! &#8211; Hiç olmazsa yanımdan koğarım!”</p>
<p>(Mehmet Âkif, Safahat 6. Kitap: “Âsım”, 18 Eylül 1919).</p>
<h3>Sağlam Bir Şahsiyetin Tesadüfen Yetişmediğini İkrar Edebilmek</h3>
<p>Yüzüncü vefat yıldönümü münasebetiyle hakkında çokça kalem oynatılan ve kelam edilen Sultan II. Abdülhamid, Sultan Abdülmecid ile Tîrimüjgân Kadın Efendi’nin (Çerkesya 1819 &#8211; İstanbul Feriye Sarayı 1852) ikinci oğulları olarak <strong>21 Eylül 1842</strong> tarihinde dünyaya gelmiştir. On bir yaşında annesini kaybettiği için, babasının emriyle, hiç çocuğu olmayan Rahîme Piristû Kadın Efendi (Çerkesya, Soçi 1826 &#8211; İstanbul, Maçka 1904) kendisine analık etmiştir. Özel hocalar tayin edilerek eğitilen şehzade, Gerdankıran Ömer Efendi’den Türkçe, Ali Mahvî Efendi’den Farsça, Ferid ve Şerif efendilerden Arapça ve diğer ilimleri, Vak‘anüvis Lutfi Efendi’den Osmanlı tarihi, Edhem ve Kemal paşalarla Fransız Gardet’den Fransızca, Guatelli ve Lombardi adındaki iki İtalyan’dan piyano dersleri almıştır (<strong>1</strong>). Kuzey Arnavutçasını konuşabildiği ve konuşulanı anlayabilecek düzeyde Çerkesçe bildiği de malumdur. Annesi, babaannesi, zevcesi ve gelinleri yanında bazı paşaları ile Teşkilât-ı Mahsûsa’nın yönetim kadrosunun büyük oranda Çerkeslerden oluşması Sultan’ın Çerkesçeyi anlayabilecek düzeyde bilmesinin doğal olduğunu izaha kâfidir.</p>
<p>Küçük yaşta anne sevgisinden mahrum kalması ve babasının kendisine yeterince yakın davranmaması onu çocuk yaşından itibaren yalnızlığa mahkûm etmiştir. Taht için uzak bir namzet oluşu dolayısıyla saray muhiti de kendisine fazlaca ilgi göstermemiştir. Saray halkı ve devlet büyükleri zeki, fakat düşünce ve kanaatlerini asla dışa vurmayan Şehzade Abdülhamid’den pek hoşlanmazdı. Bu yüzden herkesin uzak kaldığı bu <strong>akıllı şehzade</strong>, ancak babaannesi Pertevniyal Kadın’ın (Çerkesya 1812 &#8211; İstanbul 1883) yardımı ile Sultan Abdülaziz’e yaklaşabildi. Zekâsı ve politik kabiliyeti dolayısıyla amcası Abdülaziz, onun serbest bir ortamda yetişmesine imkân verdi. Mısır ve Avrupa seyahatlerine onu da götürdü. Şehzadeliği oldukça serbest geçen Abdülhamid, Maslak çiftliğinde toprak işleriyle meşgul oldu. Burada koyun besledi, üstübeç madenleri işletti, borsada başarılı işlemler yaparak servet kazandı… (<strong>1</strong>).</p>
<p>Sultan Abdülmecid’in peş peşe Osmanlı tahtına geçen dört oğlundan ikincisi olan Abdülhamîd-i Sânî’nin anne ve babasının yakın desteğinden mahrum olmasının ona kendi kendine yetme ve <strong>hadiseleri metanetle değerlendirme</strong> yeteneği kazandırdığı söylenebilir.</p>
<p>Sultan II. Abdülhamid fikirlerini ve meramını fevkalâde güçlü bir ifadeyle ve nezaketle anlatırdı. Hafızası pek nadir insanlarda bulunabilecek kadar kuvvetli idi. Dikkati çekecek tarzda üst düzey bir zekâya sahipti. Bu sebeple görüştüğü kimseler üzerinde özel bir tesir bırakırdı. Vücutça zinde ve çevik idi. Daima sade giyinir ve hiçbir hususta gösterişten hoşlanmazdı. Erken yatıp erken kalkmayı alışkanlık edinmişti. Sabahları güneş doğmadan kalkar, duşunu alıp sabah namazını kılar ve hafif bir kahvaltı yapardı. Akşamları daima hafif yerdi. Kendisi ve ailesi için çok mütevazı harcamalar yapar, israftan titizlikle kaçınırdı.</p>
<p>Resim yapmaya, marangozluğa, yüzmeye, ava, atlara ve güvercinlere meraklıydı. Zaman zaman senaryosunu kendi yazdığı komedi tarzındaki piyesleri Saray’daki tiyatro grubuna oynatırdı. Bu oyunların hitap ettiği özel seyirciler olurdu ve bu suretle padişah seyredenlere bazı mesajlar verirdi. İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi’nde döneme ait 36 bin fotoğraf bulunması, Sultan’ın şehirler ya da insanlar hakkında bilgi almak maksadıyla kullandığı fotoğraflara ne kadar büyük önem atfettiğinin açık bir ifadesidir. 18 bin cilt kitaba sahip şahsi kitaplığı da onun okumaya ve düşünmeye ne kadar düşkün olduğunun delilidir.</p>
<p>Süt bankası, çoban okulu, boğaza tüp geçit projeleri gibi bugüne uzanan yüzlerce projenin mimarı olan Sultan II. Abdülhamid ilme ve fenne önem verir, devlet işlerini görürken her meseleyi öğrenmek ister, her şeyi sorar, herkesin durumunu araştırır ve bu çerçevede memur tayinlerine bizzat müdahale ederek seçilecek zevatı tespit ederdi. Özellikle mülki ve askerî büyük memurların seçilip tayin edilmelerini yakından takip ederdi. Devlet memurlarına bu kadar müdahale ettiği halde, hâkimlerin seçimine hiç karışmamıştır. İdam cezasından hiç hoşlanmadığı da onun bilinen özelliklerinden biridir. Kurmuş olduğu istihbarat örgütü sayesinde gerek yurt içinde ve gerekse yurt dışında meydana gelen hadiselerden hemen haberdar olur ve ona göre çözümler arardı. (<strong>2</strong>).</p>
<h3>Vefatının 100. Yıl Dönümünde Hamiyetperver Sultanı Hayırla Yâd Etmek</h3>
<p>Sultan II. Abdülhamid tahttan indirildikten sonra Selanik’te üç buçuk yıl kaldı. 1912 yılında Balkan Savaşı’nın çıkışı üzerine orada bulunması tehlikeli görülerek İstanbul’a getirildi ve Beylerbeyi Sarayı’na yerleştirildi. Ömrünün son yıllarını burada geçiren Abdülhamid, bu arada I. Dünya Savaşı’nın çıkışına ve kötü gidişata tanık oldu. <strong>Beylerbeyi Sarayı</strong>’ndaki gözaltı süresi devam ederken, <strong>10 Şubat 1918</strong> tarihinde hayatını kaybetti. Padişahlara mahsus bir cenaze töreni ile Divanyolu’ndaki türbede, dedesi Sultan II. Mahmut ve amcası Sultan Abdülaziz’in yanlarına defnedildi. (<strong>2</strong>).</p>
<p>Üç kıtanın son hükümdarı Sultan II. Abdülhamid Hân’ı vefatının 100. yıl dönümünde hayırla yâd etmek üzere çok sayıda toplantı tertip edilmiştir. Mesela, 8 Şubat 2018 tarihinde İstanbul Kâğıthane’de Osmanlı Arşivleri Konferans Salonu’nda tertip edilen anma törenine Sultan II. Abdülhamid Hân’ın yaşayan torunları da iştirak etti. Törende onun İstanbul’a kazandırdıklarını özetleyen <u>Sultan II. Abdülhamid Hân’ın Dersaadet’i</u> adlı belgesel ve kitabının yanı sıra, 25. cülus yıldönümü vesilesiyle tüm yurtta imar faaliyetlerinin özetlendiği <u>Tebriknâme-i Millî</u>’nin <strong>tıpkı basım</strong>ının tanıtımı da yapıldı. Törende 28 Ocak’ta icra edilecek olan “Sultan II. Abdülhamid Hân’ın Dersaadeti Foto Maratonu”nun kazananlarına ödülleri takdim edildi. Ayrıca tören öncesi Sultan’ın İstanbul’daki yapı envanterine dair “Belge ve Fotoğraf Sergisi”nin açılışı yapıldı. Senaryosunu yazdığı gibi sunuculuğunu da Volkan Çağan’ın yaptığı “Sultan’ı Anlamak: II. Abdülhamid Han” isimli belgesel TRT kanallarında yayımlandı.</p>
<p>Yüzlerce köşe yazısı ve onlarca televizyon programı yanında, Sultan II. Abdülhamid Han Konferansı, Sultan II. Abülhamid Han Söyleşileri, Abdülhamid Han 100. Yıl Anma Sergisi gibi kıymetli ve nitelikli etkinlikler düzenlendi. İstanbul Okmeydanı’nda Hisart Canlı Tarih ve Diorama Müzesi’nde gerçekleşen serginin açılışında konuşan İstanbul Valisi Vasip Şahin; “Bu millet esaret görmesin, mağdur olmasın diye 33 yıl boyunca gecesini gündüzüne katan ama sonunda maalesef gadre uğrayan bir padişahın vefatının 100. yıl dönümünde hazırlanan bu nadide eserleri tüm İstanbulluların hatta diğer şehirlerimizde yaşayan vatandaşlarımızın görmesinde çok büyük bir fayda görüyorum.” diyerek serginin önemine dikkat çekti. Müzenin kurucusu Nejat Çuhadaroğlu ise; “Sergi alanında 500’e yakın eser sergileniyor. Abdülhamid Han <u>34 yaşında 34. padişah olarak 33 sene</u> bu ülkenin en önemli, en kritik dönemine imza atmış bir padişah olarak çok önemli bir kişi. O açıdan tarihe olan ilgi ve alakanın artırılması ve geçmişimizi, tarihimizi çok daha iyi öğrenip anlayabilmemiz için böyle bir sergi açma kararı aldık.” (<strong>3</strong>) diyerek tüm vatandaşlarımızı pazartesi hariç her gün açık olan ve 17 Mart’a kadar açık kalacak olan sergiyi ziyaret etmeye davet etti.</p>
<p>Cumhurbaşkanlığı tarafından İstanbul’da Yıldız Sarayı Silahhane Bölümü’nde açılan ve Sultan’ın özel eşyaları ile ıslahat çalışmalarına ışık tutan fotoğrafların tanıtıldığı “Vefatının 100. Yılında Sultan Abdülhamid’i Anlamak” sergisi de 25 Şubat’a kadar randevu alarak gezilebilecek.</p>
<h3>Tebrîknâme-i Millî’de Sultan II. Abdülhamid’in Çeyrek Asırlık Devasa İcraatını Görmek</h3>
<p>“Tebrîknâme-i Millî: Cülûs-i Meyâmin-i Me’nûs-i Hilâfetpenâh-ı Âzamînin Yirmi Beşinci Devr-i Senevî-i Kudsîsi” adıyla İstanbul’da 1318 (1901) yılında Malûmat &#8211; Tahir Bey Matbaası’nda basılan 110 sayfalık kitabın tıpkı basımı Durmuş Kandıra tarafından basıma hazırlanmış olup Prof.Dr. Vahdettin Engin’in önsözüyle Kültür A.Ş. tarafından yayımlanacaktır. Bu kitaba ilişkin makale çalışmaları da mevcut olmakla birlikte, merhum sultanın yüzüncü vefat yıldönümünün arifesinde geniş bir giriş kısmı da eklenerek Yalova Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Recep Çelik tarafından yayımlanmıştır. Eserin önsözündeki açıklamaları birlikte okuyalım:</p>
<p>“Son dönem Osmanlı tarihinin en kudretli Padişahı Sultan II. Abdülhamid’in 33 yıllık saltanat dönemi yeterince incelenmediğinden, hakkındaki menfi ve kasıtlı propagandalar sürmektedir. Sultan’a yönelik önyargıların Avrupa mahfillerinde destek bulması, konuyu daha da karmaşık hale getirmektedir. Dolayısıyla Sultan Abdülhamid’in kişiliği ve yönetim anlayışı hakkında yapılacak yeni araştırma ve yayınlar günümüzde karşılaştığımız birçok iç ve dış sorunun idraki bakımından önem taşımaktadır. <strong>Tebrîknâme-i Millî</strong> kitabı, Sultan’ın devlet anlayışı ile politika ve icraatlarını ortaya koyması bakımından söz konusu ön yargıların giderilmesine katkı sağlayacak önemdedir.</p>
<p>Kitapta Sultan II. Abdülhamid’in 25 yıl boyunca kendi tahsisatından İmparatorluğun her bir köşesinde yaptırdığı hayır ve hasenat, imar faaliyetleri, fakir halka kömür ve erzak dağıtımı gibi sosyal yardımlar ayrıntılı olarak ortaya konulmuştur. Kitapta yer verilen o döneme ait zengin görsel malzemeler ise ayrıca önem taşımaktadır. Bu kitap sayesinde ayrıca Sultan Abdülhamid’in kendi bütçesinden başta İstanbul ve ilçeleri olmak üzere İmparatorluğun bütün vilayetlerinde inşa ve ihya ettiği cami, mektep, medrese, dergâh ve türbeler ile köprü, yol, su gibi bayındırlık, hukuk, güvenlik, tarım ve sağlık hizmetleri için yapılan yatırımlar ortaya konulmuş olacaktır. Böylece İstanbul, Mekke ve Medine öncelikli olmak üzere İmparatorluğun her köşesinde ihya edilen ve bir kısmı günümüze ulaşamayan eserlerin bir envanterine ulaşılmış olacaktır.</p>
<p>Sultanın <strong>31 Ağustos 1876</strong>’da tahta çıkışından <strong>1900</strong> tarihine gelene kadar geçen 25 senede Maliye hazinesi dışında sadece kendi tahsisatı ve bütçesinden imparatorluğun ihyası için 72 milyon kuruşu aşan miktarda bir sarfiyat yaptığı görülmektedir. Diğer taraftan Sultan’ın şahsi tahsisatından sadece Müslüman coğrafyasındaki Müslim-Gayrimüslim bütün vatandaşlara değil İran, Amerika, İtalya, İngiltere, İsviçre, İtalya, Fransa ve İngiltere gibi devletlerde doğal afetlere maruz kalan halka, bu ülkelerde faaliyet gösteren bilim, hayır ve eğitim kurumlarına cömert yardımlarda bulunduğu da dikkati çekmektedir.” (<strong>4</strong>).</p>
<h3>Yanlışı İtiraf, Hakkı Takdir ve İtibarı İade Edebilmek</h3>
<p>İttihat ve Terakki Fırkası içinde Sultan II. Abdülhamid’e düşmanlık edenler oldukça fazladır. Bunlardan daha sonra pişman olan ve hatalarını itiraf edenler de olmuştur. Burada onlardan iki ünlünün pişmanlıklarını dile getirdikleri şiirlerinden kısa birer iktibasla yetinelim:</p>
<p><strong><em>Sultan Abdülhamid Hân’ın Ruhâniyetinden İstimdat</em></strong></p>
<p>…</p>
<p>Târihler ismini andığı zaman,</p>
<p>Sana hak verecek, ey koca Sultan;</p>
<p>Bizdik utanmadan iftira atan,</p>
<p>Asrın en siyâsî padişâhına!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Pâdişah hem zâlim hem deli” dedik,</p>
<p>“İhtilâle kıyam etmeli” dedik;</p>
<p>Şeytan ne dediyse, biz “belî” dedik;</p>
<p>Çalıştık fitnenin intibâhına!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz,</p>
<p>Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz.</p>
<p>Sade deli değil, edepsizmişiz,</p>
<p>Tükürdük atalar kıblegâhına!</p>
<p>…</p>
<p>Rıza Tevfik Bölükbaşı</p>
<p>*******</p>
<p><strong><em>Hasret olduk eski istibdâda biz! </em></strong></p>
<p>Pâdişâhım, gelmemişken yâda biz,</p>
<p>İşte geldik senden istimdâda biz,</p>
<p>Öldürürler, başlasak feryâda biz,</p>
<p>Hasret olduk, eski istibdâda biz!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dem-bedem coşmakta fakr u ihtiyaç,</p>
<p>Her ocak sönmüş ve susmuş, millet aç,</p>
<p>Memleket mâtemde, öksüz taht u taç,</p>
<p>Hasret olduk eski istibdâda biz!</p>
<p>Süleyman Nazif</p>
<p>Yalova Üniversitesi Mühendislik Fakültesi öğretim üyesi Yrd.Doç.Dr. Hikmet Erbıyık’ın Sultan’ın vefatının yüzüncü yıldönümü münasebetiyle, sağ kurtulduğu büyük bir suikasta sahne olan kendi hayratı şaheser camide kaleme aldığı medhiyeyi bir kadirşinaslık örneği olarak birlikte okuyalım:</p>
<p><strong><em>Sultan Abdülhamîd-i Sânî</em></strong></p>
<p>Bir asır mı beklenir, hakkını teslim için?!</p>
<p>Böyle azîm bir hânı tebşirde tehir niçin?!</p>
<p>Devr-i saltanatında, adalet ve maharet</p>
<p>Onunla kâim oldu, siyasette zarafet.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İttihâd-ı İslâm’ın, o mümtaz bayraktârı</p>
<p>O, Târih-i İslâm’ın, medâr-ı iftihârı</p>
<p>Çok hücumât olsa da İslâm’ın kalesine</p>
<p>Mâhir bir siyasetle, geçti otuz üç sene.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Düvel-i muazzama, açsa da beliyyeler</p>
<p>Çözüldü biiznillah, en müşkil mes’eleler</p>
<p>Bihakkın mümessili, o, âlemde salâhın</p>
<p>Dâvâsı mahzâ İslâm, cihangir Padişâh’ın!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Himmetinle başardın, vatanın imarını</p>
<p>Âbad ettin ülkenin, şevkle dört bir yanını</p>
<p>Geçti geniş çöllerden, upuzun demir raylar</p>
<p>İnşa ettin ülkede, nice kervansaraylar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Asr-ı hâzır fünûnun; hâmîsi, müessisi</p>
<p>Azîm bir inkılaptı, mekteplerin tesisi</p>
<p>Kesb-i medeniyette, çok azîm yollar açtın</p>
<p>İlim ü irfan feyziyle, kalıcı nurlar saçtın.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Abdülhamîd-i Sânî! Ey müşfik ulu hakan,</p>
<p>Sana dâim duyulan; derin ta’zîm-i şükran…</p>
<p>Hikmet Erbıyık</p>
<p>Yıldız Hamidiye Camii, 10.02.2018.</p>
<p>Yazımızı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın “Vefatının 100. Yılında Sultan Abdülhamid’i Anlamak” programında <strong>Cumhurbaşkanı</strong> sıfatıyla yaptığı konuşmadan bir iktibasla bitirelim:</p>
<p>“Dünyanın son evrensel imparatoru olarak damgasını vuran Sultan Abdülhamid ülkemizde yıllarca görmezden gelinmiş ve karalanmaya çalışılmıştır. Bu ülkenin çoğu aydının gözünde kendisi sözüm ona 33 yıllık istibdat rejiminin başıdır. Sultanın hakkını teslim edecek birkaç tespit bile sizi bu insanların gözünde cumhuriyet düşmanı yapabilir… Tarih bir milletin sadece mazisi değil istikbalinin de pusulasıdır. Biz birileri gibi tarihimize yüz çevirenlerden olamayız… Osmanlı’nın Cumhuriyetle barışmasıdır Abdülhamid. Aleyhindeki onca kampanyaya rağmen Abdülhamid Han milletimizin hafızasında <strong>Ulu Hakan</strong> olarak kalmıştır…”</p>
<p>Allah Sultan Abdülhamîd-i Sânî’nin, onu yetiştirenlerin ve ona destek olanların mekânlarını cennet, makamlarını âlî eylesin. Bizlere de ucuz karalamalara yeltenmek yerine insanların yetenek, çaba ve samimiyetlerini görerek bunları inkâr ve israf etmekten sakınıp bilakis minnet ve şükranla takdir edebilecek hakşinaslık ve kadirşinaslık hissiyatı bahşetsin…</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>Cevdet Küçük; “<strong>ABDÜLHAMİD II</strong>”, TDV İslâm Ansiklopedisi, 1988, I/216-224. https://islamansiklopedisi.org.tr/abdulhamid-ii, 10.02.2018.</li>
<li>http://www.<strong>ikinciabdulhamidindersaadeti</strong>.com/abdulhamid/, 10.02.2018.</li>
<li>http://aa.com.tr/tr/kultur-sanat/<strong>abdulhamidle-ilgili-hazirlanan-en-kapsamli-sergi</strong>-acildi/1061364, 12.02.2018.</li>
<li>Recep Çelik; <strong>Sultan II. Abdülhamid ve İmparatorluğun İhyası (1876-1900) Tebrîknâme-i Millî</strong>, Akıl Fikir Yayınları, İstanbul, Şubat 2018, 240 s.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/sultan-ii-abdulhamidi-yuz-yil-sonra-hayirla-yad-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
