<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Somali Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://fethigungor.net/etiket/somali/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/etiket/somali/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Sun, 20 Jun 2021 19:31:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>UHİM’İN HAK İHLALİ RAPORLARININ TAKİPÇİSİ OLMAK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/uhimin-hak-ihlali-raporlarinin-takipcisi-olmak/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/uhimin-hak-ihlali-raporlarinin-takipcisi-olmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jul 2018 11:56:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[AHMET TEMEL]]></category>
		<category><![CDATA[AİLELERİNDEN KOPARILAN ÇOCUKLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA KENDİNİ YOK EDİYOR]]></category>
		<category><![CDATA[Arakan]]></category>
		<category><![CDATA[Ayhan Küçük]]></category>
		<category><![CDATA[AYRIMCILIK]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika]]></category>
		<category><![CDATA[DEUTSCHLAND SCHAFFT SICH AB]]></category>
		<category><![CDATA[ETNİK MİLLİYETÇİLİK]]></category>
		<category><![CDATA[HOLLANDA VE RUSYA]]></category>
		<category><![CDATA[HÜSEYİN TÜRKAN]]></category>
		<category><![CDATA[IRKÇI PARTİLER]]></category>
		<category><![CDATA[İslam düşmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI (İİT)]]></category>
		<category><![CDATA[islamofobi]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMOFOBİ VE IRKÇILIK]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Lübnan]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[MÜLTECİ ÇOCUKLAR]]></category>
		<category><![CDATA[MUSTAFA UYANIK]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[PAYLAŞIM SİTELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Somali]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[SOYKIRIM VE KATLİAMLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[THILO SARRAZIN]]></category>
		<category><![CDATA[ÜLKE İHLAL KARNELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ULUSLARARASI HAK İHLALLERİ İZLEME MERKEZİ (UHİM)]]></category>
		<category><![CDATA[YENİ DÜNYA DÜZENİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=727</guid>

					<description><![CDATA[Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre dünyada insani yardım ihtiyacı son 15 yıl içinde 12 kat artmış olup 15 yıl önce yıllık 16 milyar dolar olan insani yardım ihtiyacı bugün 245 milyar dolara baliğ olmuştur! Nicelik ve nitelik açısından özellikle Türkiye’de AK Parti hükümetleri döneminde büyük bir gelişme kaydeden insani yardım çalışmaları dünyanın geri kalmış bölgelerindeki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre dünyada insani yardım ihtiyacı son 15 yıl içinde 12 kat artmış olup 15 yıl önce yıllık 16 milyar dolar olan insani yardım ihtiyacı bugün 245 milyar dolara baliğ olmuştur! Nicelik ve nitelik açısından özellikle Türkiye’de AK Parti hükümetleri döneminde büyük bir gelişme kaydeden <strong>insani yardım çalışmaları</strong> dünyanın geri kalmış bölgelerindeki insanların artarak yardıma muhtaç hale gelmesine mâni olmaya yetmiyor. O halde kalıcı çözüme ulaşabilmek için öncelikle insanları yardıma muhtaç hale getiren bozuk yapılarla mücadele etmek icap etmektedir. İşte <strong>Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi</strong> (UHİM) çalışmalarını bu anlayışla sürdüren bir sivil toplum kuruluşudur.</p>
<p><strong>Öncelikle Sorunları Üreten Yapıları Deşifre Edebilmek </strong></p>
<p>İstanbul’da Üsküdar ilçesinde faaliyet yürüten UHİM, çalışma alanlarını şu şekilde beyan ediyor:</p>
<ul>
<li>Batılı devletlerin ihlal karnelerini çıkarmak</li>
<li>Uluslararası kuruluşların yapılarını ve uygulamalarını sorgulamak</li>
<li>Küresel devlet, kurum ve şirketlerin ihlallerini rapor etmek</li>
<li>İşgal ve siyasi müdahaleleri yerinde gözlemlemek</li>
<li>Uluslararası kültür-sanat kurumlarının manipülasyonlarını deşifre etmek</li>
<li>İslamofobi ve ayrımcılıkla mücadele etmek</li>
<li>Yoksulluğun sebeplerini tartışmaya açmak</li>
<li>Yayınlarla ihlalleri belgelemek, hak arama bilincinin oluşması için eğitimler vermek</li>
<li>Raporlar ve basın bildirileri hazırlamak, salon organizasyonları tertip etmek</li>
<li>Sosyal medya kampanyalarıyla hak ihlallerine karşı mücadele etmek (<strong>1</strong>).</li>
</ul>
<p><strong>Hak İhlallerini Rapor Edip Yayınlayabilmek </strong></p>
<p>Bozuk küresel sistemin dünya çapında irtikâp ettiği ve hayatın her alanına yayılan ihlalleri belgelemeye devam eden UHİM, 2010 yılından bu yana şu önemli raporları yayınlamıştır:</p>
<ol>
<li>Dünya Hak İhlalleri Raporları: 2010 yılından başlayarak her yıl için takip eden yılın başında yayınlanan <strong>yedi rapor</strong> dünya genelinde UHİM’in tespit edebildiği çeşitli hak ihlallerini belgeleriyle rapor etmektedir (<strong>2</strong>).</li>
<li>AB Ülkelerinde Mülteci Çocukların Yaşadığı Hak İhlalleri</li>
<li>Medeniyet ve Yeni Dünya Düzeni Arasında Hindistan</li>
<li>Küresel Siyaset ve Sinema Sempozyumu Tebliğler Kitabı</li>
<li>Küresel Kültür Endüstrisi Soruşturması Raporu</li>
<li>Manipülasyonların Kıskacında İslam Raporu</li>
<li>Kayıp Nesil Soruşturması: Suriyeli Mülteciler Raporu</li>
<li>Avrupa’nın Suriyeli Mültecilerle İmtihanı Raporu</li>
<li>Avrupa’da Yükselen Ayrımcılık, Nefret, İslamofobi ve Irkçılık Raporu</li>
<li>Gezi Parkı’nın Ağaçlarını Kim Suluyor?</li>
<li>Küresel Aktörlerin Kıskacında Lübnan</li>
<li>Anayasa Referandumu Sürecinde Mısır</li>
<li>Sömürgeden Soykırıma: Arakan!</li>
<li>Bu Devletlerin Yargılanmasını İstiyorum!</li>
<li>Somali’deki Açlık Kader mi Sömürge mi?</li>
<li>Yoksulluğa Sebep Olan ve Kalkınmayı Engelleyen İhlaller Raporu</li>
<li>Sosyal Paylaşım Siteleri Soruşturması Raporu</li>
<li>Tophane Örneğinde Sanat Algısı ve Kentsel Dönüşüm Raporu</li>
<li>Yeni Sömürgeciliğin Hayat Damarı Etnik Milliyetçilik ve Statüko Raporu</li>
<li>Küresel Sermaye ve Domuz Gribi Raporu (<strong>3</strong>).</li>
</ol>
<p><strong>Karne Düzenlemeye Alışkın Ülkelerin İhlal Karnelerini Yayınlayabilmek</strong></p>
<p>UHİM, belli aralıklarla dünyaya karne dağıtmaya alışmış sömürgeci ülkelerin ihlal karnelerini yayınlayarak stratejik değeri büyük bir çalışmaya imza atmaktadır. “Geçmişten Bugüne Ülke İhlal Karneleri” serisinden şimdiye kadar ihlal karneleri yayınlanmış olan ülkeler şunlardır: <strong>İsrail, ABD, Almanya, Hollanda ve Rusya</strong>.</p>
<p>Kaba gücü elinde bulunduranların diğerlerini ezme hakkını kendinde görmesinin yol açtığı insanlık ayıbı zulümlere şahitlik eden bu raporlar serisi ne yazık ki kolaylıkla sonlanacak gibi görünmüyor. Bu seriye öncülük eden “<strong>Yirminci Yüzyılda Soykırım ve Katliamlar</strong>” isimli eser, UHİM’in ilk kitap yayını olup dünyada barışın teminatı olduğu iddiasındaki Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın; kuruluş tüzüğünde yer aldığı üzere “adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği, uluslararasında tüm ülkelere sağlamak” yerine dünyanın beş kabadayı ülkesine mutlak veto yetkisi vererek ne büyük zulümlere ve katliamlara hamilik yaptığını gözler önüne sermektedir.</p>
<p>UHİM’in yirmi altı kıymetli raporundan örnek olarak “<strong>Avrupa’da Yükselen Ayrımcılık, Nefret, İslamofobi ve Irkçılık</strong>” raporunun sonuç, değerlendirme ve öneriler kısmını özetle paylaşmakta yarar görüyorum:</p>
<p>“Yabancı kökenliler, Avrupa ülkelerinde nüfuslarıyla kıyaslanamayacak ölçüde <strong>düşük bir siyasi temsile</strong> sahiptir. Bu durumun başlıca sebepleri; uzun yıllardır bu yönde uygulanan devlet politikaları, yabancı kökenlilerin siyasal katılımını teşvik edecek politikaların geliştirilmemiş olması ve yabancıların eğitim seviyesinin düşük oluşudur. Siyasal temsilin yanısıra, 3 milyon Türk’ün yaşadığı Almanya’da, 6 milyon Mağripli ve 2,5 milyon Afrikalının yaşadığı Fransa’da ve 1 milyona yakın yabancı nüfusu barındıran Belçika’da üst düzey bürokrat, yerel yönetici, kamu görevlisi gibi ülkenin karar mercilerinde söz sahibi olan yabancı kökenliler, ülke nüfuslarıyla kıyaslanamayacak kadar düşüktür.</p>
<p>Yabancılar hakkındaki yasal düzenlemeler <strong>önyargılı</strong>, yetersiz ve hakkaniyetten uzak bir anlayışla sürdürülmektedir. Örneğin Almanya’da yabancılarla ilgili yasal düzenlemeler kamu güvenliği ve polislerle ilgili kanunlar arasında yer almakta, yani Almanya yabancılarla ilişkilerini <strong>güvenlik meselesi</strong> üzerinden görmektedir. Bu ülkelerde antisemitizm ve homofobi alanında gerekli yasal düzenlemeler yapılmakta, siyaset, akademi ve sivil toplum alanında yeterli düzeyde çalışmalar sürdürülmekte ise de, benzer bir çabanın Müslümanları hedef alan ayrımcı politikalara ve uygulamalara karşı sürdürüldüğünü söylemek mümkün değildir.</p>
<p>Müslümanların maruz kaldığı ayrımcı uygulamalar, nefret içerikli söylemler ve fiziksel saldırılar “İslamofobi” kavramıyla ele alınmaktadır. Ancak “İslam korkusu” anlamına gelen bu kavram mevcut durumu yansıtmamakta, yapılan araştırmalar, Müslümanların maruz kaldığı sistematik ayrımcılık ve şiddetin temelinde <u>korku değil</u> <strong>düşmanlığın</strong> söz konusu olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Eğitim alanında yabancılara karşı uygulanan <strong>ayrımcılık</strong> anaokulu safhasından başlamakta ve çok acı sonuçlar doğurmaktadır. Çocukların akademik hayatını tayin etmekte belirleyici rolü olan ve henüz ilkokul çağında gerçekleştirilen yönlendirmelerde çifte standart uygulanmaktadır. Fransa ve Almanya’da yabancı kökenli ailelerin çocukları Türkiye’de “<strong>özel eğitim</strong>”e tekabül eden ve zekâ geriliği yaşayan çocukların eğitim aldığı okullara yönlendirilmektedir. Yapılan görüşmelerde bu yöndeki uygulamaların uzun yıllardır devam ettiği gerek hukukçulardan, gerek sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden, gerek velilerden alınan bilgi ve tanıklıklarla tespit edilmiştir.</p>
<p>Avrupa’da Müslümanların maruz kaldığı <strong>ayrımcı uygulamalar</strong> gündelik hayatın her alanına sirayet etmiş durumdadır. Örneğin Müslüman aileler ev kiralamakta zorlanmakta, başörtülü ya da sakallı bir Müslüman bu görünüşü sebebiyle <strong>işten çıkartılmakta</strong>, isminden Müslüman olduğu anlaşılanların iş başvuruları çoğunlukla dikkate alınmamakta, okul idareleri düzenledikleri organizasyonlara Müslüman velilerin katılmasını engellemekte, başörtülü hanımlar fitness, havuz vb. spor komplekslerine kayıt yaptırırken problem yaşamaktadır. Bu tip problemler Avrupa ülkelerinde son derece sıradan ve hemen <strong>her gün karşılaşılan</strong> problemler olarak kayıtlara geçmektedir. Almanya’da erkek çocuklarının sünnet ettirilmesinin yasaklanması da bu kapsamda hatırlanabilir.</p>
<p>Almanya, Hollanda ve Belçika gibi ülkelerde faaliyet gösteren Gençlik Daireleri, son derece basit nedenlerle yabancı kökenli <strong>çocukları ailelerinden koparmakta</strong>dır. Resmî veriler Gençlik Daireleri tarafından alınan çocuk ve gençler arasında Müslüman ailelerin çocukları, nüfuslarına oranla büyük bir çoğunluğa tekabül etmektedir. Çocuklar uzun süre aileleriyle görüştürülmemekte, kendi inanç ve kültür değerlerine uzak ailelere verilmekte ve mahkemeler de kararlarını Gençlik Dairelerinin raporları doğrultusunda vermektedir. Gençlik Dairelerinin bu ayrımcı politikaları sebebiyle çocukları ellerinden alınan ve büyük bir mağduriyet yaşayan ailelerin sayısı <strong>onbinler</strong>le ifade edilmektedir. Bununla birlikte bu ülkelerde İslamofobi/ İslam düşmanlığı alanında çalışma yapan kişi ve kuruluşların birçoğunun bu soruna gereken ilgiyi göstermediği, hatta bir kısmının bu sorunun varlığından dahi habersiz olduğu acı bir gerçektir.*</p>
<p>Irkçılığı politika olarak benimseyen, İslamofobik politikalarıyla bilinen partiler Avrupa’nın pek çok ülkesinde iktidar ya da iktidar ortağı olmuş ve olmaktadır. İsveç, Norveç, Danimarka ve İsviçre bu ülkelerden birkaçıdır. <strong>Irkçı partiler</strong> yerel seçimlerde de önemli oy oranları almakta, Avrupa’nın hemen her ülkesinde ırkçı partiler tarafından yönetilen belediyeler bulunmaktadır.</p>
<p>Avrupa’da ırkçı anlayışın toplum tabanında da çok yaygın olarak kendisine zemin bulduğunu söylemek mümkündür. Mesela Alman Federal Bankası (Deutsche Bundesbank) eski yönetim kurulu üyesi ve SPD partisi üyesi Alman siyasetçi Thilo Sarrazin’in kaleme aldığı ve Türklere hakaretlerle dolu “Deutschland Schafft Sich Ab (Almanya Kendini Yok Ediyor)” adlı kitap Almanya’da 2 milyon satmıştır. Daha da vahimi toplumun üçte ikisi Sarrazin’in yazdıklarının doğru olduğunu düşünmekte ve yapılan anketler Sarrazin’in parti kurması halinde %18-25 bandında bir oy oranına sahip olacağını ortaya koymaktadır.</p>
<p>Yabancılara karşı beslenen <strong>kin ve nefret</strong> sebebiyle Avrupa’da her yıl yüzlerce şiddet olayı gerçekleşmekte, bu olaylar can ve mal kaybına sebebiyet vermektedir. Hemen her gün yabancılara ait bir ev, işyeri ya da araç kundaklanmakta, ibadethanelere çeşitli saldırılar düzenlenmekte, insanlar dış görünüşü sebebiyle sözlü ve/ya fiziksel saldırı ve tacize maruz kalmaktadır.</p>
<p>Avrupa’da <strong>medya organları ve siyasilerin</strong> 11 Eylül ve IŞİD üzerinden oluşturduğu algı, Müslümanlara karşı gerçekleştirilen nefret suçlarında çok ciddi artışa sebebiyet vermiştir. Sadece Almanya’da 2014’te <strong>10 bin</strong>in üzerine ırkçı ve İslam karşıtı <strong>saldırı</strong> gerçekleşmiş olması oldukça ürkütücüdür!” (<strong>4</strong>).</p>
<p><strong>Avrupa’da Tırmanan İslam Düşmanlığına Mâni Olabilmek</strong></p>
<p>UHİM raporu, Avrupa’da ayrımcılık sorununun ortadan kaldırılması için hayata geçirilmesi gereken çözüm önerilerini de şu şekilde sıralamaktadır:</p>
<ol>
<li>Avrupa devletleri, topraklarına gelen ve nesillerdir ülkelerinde hizmet üreten yabancı kökenli vatandaşlarını artık kendi <strong>öz unsuru</strong> olarak kabul etmeli ve kıtaya sonradan gelen milyonlarca insana diğer vatandaşlarıyla <strong>eşit şartlarda muamele</strong> etmeli, <strong>can ve mal </strong>güvenliklerini sağlamalıdır.</li>
<li>BM nezdinde <strong>İslamofobi suç olarak kabul edilm</strong>eli ve gerekli cezai müeyyideler yasalara bağlanmalıdır.</li>
<li>“İslamofobi” kavramının bizzat kendisinin İslamofobik bir kavram olduğu gerçeğinden hareketle, Müslümanların maruz kaldığı ayrımcı politikalar ve şiddeti ifade etmek üzere, olgunun mahiyetini yansıtan “<strong>İslam düşmanlığı</strong>”, “İslam karşıtlığı”, “Müslüman düşmanlığı” vb. ifadeler tercih edilmelidir.</li>
<li>Türkiye’nin dış temsilciliklerinde konu ile ilgili <strong>ihbar ve danışma hatları</strong> oluşturulmalıdır. Bu birimler aracılığıyla ulaşan bilgiler düzenli şekilde dosyalanmalı, arşivlenmeli ve elde edilen istatistik bilgiler ilgili mercilere periyodik olarak takdim edilmelidir.</li>
<li><strong>Medya</strong> organları İslam düşmanlığı konusuna hassasiyetle eğilmeli ve bu konuda müstakil birimler oluşturulmalıdır.</li>
<li>İslam İşbirliği Teşkilatı (<strong>İİT</strong>), İslam düşmanlığı konusunda yaşanan gelişmelerin hukuki süreçlerini takip etmeli ve bu konuda uluslararası hukuk nezdinde girişimlerde bulunmalıdır.</li>
<li>Avrupa’da yükselen ayrımcılığı konu edinen, nefret, İslamofobi ve ırkçılığı gündeme taşıyan daha fazla <strong>akademik çalışma</strong> ortaya konmalı, bu alanın uluslararası kamuoyunda etkin bir şekilde tartışmaya açılması sağlanmalıdır. (<strong>4</strong>).</li>
</ol>
<p>Cumhurbaşkanlığı’ndan STK’lara, akademisyenlerden köşe yazarlarına, senaristlerden sanatçılara kadar toplumu yön vermede etkisi olan herkesin UHİM ve diğer düşünce kuruluşlarının yayınlamış olduğu pek kıymetli raporları hakkıyla değerlendirebilmesi ve sorunların çözümüne elbirliğiyle yoğunlaşması temennisiyle, UHİM Başkanı Ayhan Küçük ile ekibini tebrik eder, stratejik değeri haiz çalışmalarının artarak devam etmesini dilerim.</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>https://www.<strong>org</strong>/uhim-biz-kimiz.html, 23.07.2018.</li>
<li>https://www.uhim.org/yayinlarimiz-<strong>sureli-yayinlar</strong>, 23.07.2018.</li>
<li>https://www.uhim.org/<strong>raporlar</strong>/1.htm, 23.07.2018.</li>
<li>UHİM, <strong>Avrupa’da Yükselen Ayrımcılık, Nefret, İslamofobi ve Irkçılık</strong>, Editör: Hüseyin Türkan, Yayın Ekibi: Dr.Öğr.Üyesi Ahmet Temel vd., İstanbul, Mayıs 2015, 160 s., s.141-149.</li>
</ol>
<p><strong> *</strong> Alman Gençlik Dairesi’nin toplumsal ve hukuksal zeminde ciddi eleştiriler alan uygulamalarına ilişkin akademik bir çalışma için bakınız: Mustafa Uyanık; “<strong>Alman Gençlik Dairesi ve Çocukların Koruma Altına Alınması Uygulamalarına Yönelik Eleştiriler</strong>”, Yalova Sosyal Bilimler Dergisi, yıl: 8, sayı: 16, s.123-140. PDF tam metin indirmek için: <a href="http://dergipark.gov.tr/yalovasosbil/issue/37841/440509">http://dergipark.gov.tr/yalovasosbil/issue/37841/440509</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/uhimin-hak-ihlali-raporlarinin-takipcisi-olmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İMTİHAN VE İMKÂN BOYUTLARIYLA MÜLTECİLİK:  SURİYELİ MUHACİRLER ÖRNEĞİ</title>
		<link>https://fethigungor.net/sebilurresad/imtihan-imkan-boyutlariyla-multecilik-suriyeli-muhacirler-ornegi/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/sebilurresad/imtihan-imkan-boyutlariyla-multecilik-suriyeli-muhacirler-ornegi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 Jun 2018 11:49:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsanlığın Sorunlarıyla Yüzleşebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[Sebilürreşad]]></category>
		<category><![CDATA[1951 CENEVRE SÖZLEŞMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[1967 MÜLTECİLERİN HUKUKİ STATÜSÜNE DAİR PROTOKOL]]></category>
		<category><![CDATA[1969 AFRİKA BİRLİĞİ ÖRGÜTÜ SÖZLEŞMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[6458 SAYILI YABANCILAR VE ULUSLARARASI KORUMA KANUNU (YUKK)]]></category>
		<category><![CDATA[A. RIZA SEYDİ]]></category>
		<category><![CDATA[AFAD]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[AHENK]]></category>
		<category><![CDATA[BİLL FRELİCK]]></category>
		<category><![CDATA[BİRLEŞMİŞ MİLLETLER MÜLTECİLER YÜKSEK KOMİSERLİĞİ (BMMYK)]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[FRANCİS DENG]]></category>
		<category><![CDATA[GEÇİCİ KORUMA]]></category>
		<category><![CDATA[GLOBAL IDP PROJECT]]></category>
		<category><![CDATA[GÖÇ İDARESİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ (GİGM)]]></category>
		<category><![CDATA[GÖÇMEN DAYANIŞMA AĞI]]></category>
		<category><![CDATA[GÜVENLİ SIĞINMA HAKKI]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Altuntaş]]></category>
		<category><![CDATA[HALİM YILMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[HARMONİZASYON]]></category>
		<category><![CDATA[Helsinki Yurttaşlar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hıdır Apak]]></category>
		<category><![CDATA[İLTİCA]]></category>
		<category><![CDATA[İNSAN HAK VE HÜRRİYETLERİ İNSANİ YARDIM VAKFI (İHH)]]></category>
		<category><![CDATA[İNSAN KAÇAKÇILIĞI]]></category>
		<category><![CDATA[İNSAN KAYNAĞINI GELİŞTİRME VAKFI (İKGV) VE SIĞINMACILAR VE GÖÇMENLERLE DAYANIŞMA DERNEĞİ (SGDD)]]></category>
		<category><![CDATA[İNSANİ YARDIM]]></category>
		<category><![CDATA[Irak]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkaslar]]></category>
		<category><![CDATA[LATİN AMERİKA]]></category>
		<category><![CDATA[Lübnan]]></category>
		<category><![CDATA[Mazlumder]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[MÜLTECİLERLE DAYANIŞMA DERNEĞİ (MÜLTECİ-DER)]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[REFAKATSİZ ÇOCUK]]></category>
		<category><![CDATA[SEMA M. BUZ]]></category>
		<category><![CDATA[SIĞINMACI]]></category>
		<category><![CDATA[Somali]]></category>
		<category><![CDATA[Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İnsan Hakları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ürdün]]></category>
		<category><![CDATA[UYUM]]></category>
		<category><![CDATA[Yardımeli]]></category>
		<category><![CDATA[YERİNDEN EDİLMİŞ KİŞİLER]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=702</guid>

					<description><![CDATA[Giriş Olağanüstü şartlarda gelişen ve çoğu zaman hazırlıksız ve zorunlu olarak gerçekleşen göç öncesinde, göç esnasında ve göç sonrasındayaşadıkları olaylar, mültecilerde çoklu travmalarayol açabilmektedir. Gelinen ülkede fiziki ve biyolojik temel ihtiyaçları belli bir oranda karşılansa bile, mültecilerin psikososyal destek ihtiyaçları çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Ailelerin parçalanması, bazı yakınların sorunlu ülkede kalması, onlardan sağlıklı haber alınamaması [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Giriş</strong></p>
<p>Olağanüstü şartlarda gelişen ve çoğu zaman hazırlıksız ve zorunlu olarak gerçekleşen göç öncesinde, göç esnasında ve göç sonrasındayaşadıkları olaylar, mültecilerde çoklu travmalarayol açabilmektedir. Gelinen ülkede fiziki ve biyolojik temel ihtiyaçları belli bir oranda karşılansa bile, mültecilerin <strong>psikososyal destek ihtiyaçları </strong>çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Ailelerin parçalanması, bazı yakınların sorunlu ülkede kalması, onlardan sağlıklı haber alınamaması mültecilerde derin kaygılara yol açmaktadır. Mültecilerin iltica sürecinde yaşadıkları çoklu travmalarla baş etmede, <strong>ailenin bir arada olması büyük bir avantaj sağlamaktadır</strong>. Bu sebeple, mültecilik sürecinde aile bütünlüğünün korunmasına yönelik çalışmalar büyük önem arz etmektedir.</p>
<p>İltica sürecinde bütün mülteciler <strong>biyo-psiko-sosyal hasarlar </strong>almakla beraber kadın, çocuk, yaşlı ve engellilerbu süreçte en çok zarar gören dezavantajlı kesimi oluşturmaktadır. Mültecilerin tamamı çeşitli zorluklar yaşamakla beraber, narin yapıları sebebiyle kadınlar cinsiyet temelli, çocuklar ise gelişim temelli ilave sorunlar yaşamaktadır.</p>
<p>Dünyadaki mültecilerin yarısına yakınını 18 yaş altı çocukların oluşturması, ailesinden ayrılmak zorunda kalan refakatsiz çocuk mülteci sayısının yılda 10 bini aşması, mülteci ailelerin bütünlüğünün korunmasına yönelik köklü acil tedbirler alınmasını zorunlu kılmaktadır.</p>
<p>Tarih boyunca insanlar inanç, ırk, siyaset ve ekonomik çıkar gibi farklı sebeplerle maruz kaldıkları baskılar yüzünden, kendilerine <strong>daha güvenli bir yurt aramak için</strong>doğup büyüdükleri yerleri terk etmekzorunda kalmıştır. Doğal afetlere oranla daha çok savaşların doğurduğu bu mültecilik olgusunun son örneğini Suriyeli sığınmacılaroluşturmaktadır.</p>
<p>Afganistan, Çeçenistan, Somali, Sudan, Irak, Suriye gibi savaşın yıktığı ülkeler başta olmak üzere Arakan, Doğu Türkistan gibi dünya kamuoyunun yeterince haberdar olmadığı birçok bölgede evini terk edip yabancı ülkelere sığınan mülteci sayısı günümüzde <strong>60 milyon</strong>a ulaşmıştır.</p>
<p>Dünyadaki mültecilerin <strong>onda dokuzuna </strong>Pakistan, İran, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler ev sahipliği yaparken, gelişmiş Batı devletleri sadece <strong>onda bir </strong>gibi küçük, nitelikli ve seçme bir mülteci grubunasığınma hakkı vermektedir!</p>
<p>2015 yılı başında göç ve mültecilik hizmetlerini AFAD’dan devralan GİGM (Göç İdaresi Genel Müdürlüğü)’nün hızlı ve etkili bir şekilde yapılanmasını tamamlaması ve görevinde başarılı olması mülteci hakları açısından büyük önem arz etmektedir.</p>
<p><strong>Kavram ve Tanımlar</strong></p>
<p>Mülteci kavramının tanımlandığı, mültecilere ilişkin hakların ve sorumlulukların belirlendiği ve uluslararası korumanın çerçevesinin çizildiği, 144 ülkenin de taraf olduğu <strong>1951 Cenevre Sözleşmesi</strong>’nin 1. maddesinde “mülteciler” şuşekilde tanımlanır:</p>
<p><em>“&#8230; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunanve ülkenin korumasından yararlanamayan&#8230; kişiler.”</em></p>
<p>Uygulamada kullanılan şekliyle <u>mülteci</u>; ülkesinden ekonomik, siyasi, sosyal, dinî vb. sebeplerle göç ederek başka bir ülkeden sığınma talebinde bulunan ve talebi kabul edilenkişidir. <u>Sığınmacı</u>ise ülkesini terk eden ve henüz sığınma talebi kabul edilmemiş, soruşturma aşamasında olan kişidir.</p>
<p><strong>Uluslararası Sözleşmeler</strong></p>
<p>Günümüz dünyasında kitlesel nüfus hareketlerinin neredeyse bütün sınırları kuşatan bir boyutta gerçekleşmesi, tüm devletlerin bu konuya eğilmesini zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda göç ve kitlesel sığınma durumlarına ilişkin çözümler üretmek amacıyla uluslararası kuruluşlaroluşturulmuş ve birtakım evrenselsözleşmelerimzalanmıştır. Böylelikle göç ve iltica konularına yaklaşım, insani yardım ve insan haklarıbağlamındadeğerlendirilmeye başlanmıştır. Halen mültecilere yönelik uluslararası çalışmalar, 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin Cenevre Sözleşmesi, Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair Protokol(1967)ve 1969 tarihli Afrika Birliği Örgütü Sözleşmesiçerçevesinde yürütülmektedir.</p>
<p>Öncelikle, her mülteci <strong>güvenli sığınma hakkı</strong>na sahiptir. Uluslararası koruma, fiziksel güvenlikten fazlasını içerir. Mülteciler; din özgürlüğü, medeni haklardan yararlanma özgürlüğü, eğitim hakkı, çalışma hakkı, mesken edinme hakkı, sosyal sigorta hakkı, sosyal yardım hakkıgibi haklara sahiptir…</p>
<p>Mültecilerin korunması öncelikle devletlerin sorumluluğundadır. Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Cenevre Sözleşmesi&#8217;ne imza koyan devletler, Sözleşmede belirtilen hükümler uyarınca mültecileri korumakla hukuken yükümlüdür. Bu yükümlülük, hükümlerin, ırk, din ve menşe ülke <strong>ayrımı gözetmeksizin uygulanmasını </strong>ve geri göndermemegibi temel koruma ilkelerine riayet edilmesini de içermektedir.</p>
<p>Mültecilerin haklarıyla ilgili çok sayıda uluslararası ve bölgesel sözleşme ve belge mevcuttur. Tüm insanların sahip olması gereken haklar yanında özel olarak mültecilere vurgu yapan belgeler de mevcuttur. Mesela; 1989 Çocuk Hakları Sözleşmesi, 18 yaş altındaki tüm çocukların entelektüel, ahlaki ve ruhi kapasitesini geliştirmek için ihtiyaç duyduğu özgürlüğün, pek çok başka ihtiyaç arasında, sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşamayanında asgari standartlarda bakım, beslenme, giyim ve barınma ihtiyacının karşılanmasına bağlı olduğunu kabul etmektedir. Çocuğun her türlü ayırımcılığa karşı korunması gerektiğine vurgu yapan sözleşme, çocukların ve ailelerinin, <strong>ailenin birleşmesi </strong>amacıyla bir ülkeye girme ya da o ülkeyi terk etme hakları olduğunu, mülteci statüsü kazanmaya çalışan çocukların mülteci çocuklarla aynı haklara sahip bulunduğunuhükme bağlamaktadır (Buz, 2012: 47-48).</p>
<p><strong>Mülteciliğin En Önemli Sebebi Savaşlar </strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı’nın raporuna göre ülkeyi terk etme gerekçelerinin başında <u>savaşlar</u>gelmektedir. Mültecilerin yüzde 55’ini Afganistan, Çeçenistan, Somali, Sudan, Irak, Suriye gibi savaş ve çatışma yaşanan beş ülkeden kaçan insanların oluşturması bu acı gerçeğin açık bir kanıtıdır.</p>
<p>Savaştan harap olmuş ülkelerde kamu hizmetlerinin bozulmasıve altyapının zarar görmesi, çoğunlukla savunmasız nüfusa herhangi bir yardım yapılmasınıciddi şekilde zorlaştırmaktadır. Bazı ülkelerde devlet yapısı tamamen çökmüş olup sivil nüfus kendi imkânlarıyla ayakta durmak zorundadır. Özellikle savaş hâlindeki hükümetler, genel olarak yerinden edilmiş nüfusu düşük bir öncelik olarak görmekte ve kaynaklarını askerî alana yönlendirmeyitercih etmektedir.</p>
<p><strong>Yerinden Edilmiş Kişiler</strong></p>
<p>Savaş görmüş ülkelerdeki yerinden edilmiş nüfusun çoğu uygun barınak bulamadan, çok az gıda ile, çoğunlukla sıcak savaşa yakın bir durumda hayatta kalmaya çalışmaktadırlar. Sürekli olarak savaşçıların veya ülke güvenlik kuvvetlerinin saldırılarına maruz kalan bu kişiler tekrar tekrar yer değiştirmek zorunda kalmaktadır. Bu durumda kalan kişilere hükümetlerin yardımda bulunamaması ve uluslararası yardım kuruluşlarının da güvenlik sorunları yüzünden bölgeye erişememelerinedeniyle insani yardımlar bu insanlara ulaşmamaktadır. Ayrıca bazı durumlarda hükümetler veya savaşçı gruplar isteyerek yardıma ihtiyacı olan bu kişilere insani yardımın ulaşmasını engellemektedir.</p>
<p>Uzun süreli yer değiştirme, geleneksel geçim yeteneklerinin yok olmasına ve <u>aile ve toplum yapısının dağılmasına </u>neden olmaktadır. Çoğu durumda çocukların eğitime ulaşımı, okul binalarının zarar görmesi veya öğretmenlerin kaçmış olması nedenleriyle zorlaşmaktadır. Sağlık sistemi ve diğer temel sosyal kurumlar da bundan farksız bir perişanlık içinde kalmaktadır.</p>
<p>Ülkelerin yarısında, başlangıçta bu kişilerin kaçmalarına yol açan tehdit ve şiddet artıkgeri dönmelerinin önünde kalıcı bir engelde oluşturmaktadır. Kafkaslar, Ortadoğu ve Latin Amerika’da onbinlerce kişi on yıl veya daha uzun süredir yerinden edilmiş durumdadır ve birçoğu için gelecekte geriye dönebileceklerine dair yeterince ümit bulunmamaktadır (Global IDP Project, 2005).</p>
<p><strong>Geri Gönderme Yasağı</strong></p>
<p>1951 Mülteci Sözleşmesi’ne ve 1967 Protokolü’ne taraf olan devletler ile uluslararası toplumun, mültecileri geldikleri ülkelere geri göndermeme ve onlara koruma sağlama yükümlülüklerivardır. Ancak, yerinden edilme (yerinden olma) bir ülkenin iç meselesi sayıldığı içinbu konunun ulusal egemenlik alanına girdiği kabul edilmektedir. Bu konuda uluslararası toplumun görevi, hükümetlere bu sorunun çözümü konusunda yardım etmektir (Deng, 2003).</p>
<p>Hâlihazırda ‘ülke içinde kaçış alternatifi’nin bulunduğuvarsayılarak, hem bireylerin iltica taleplerinin reddedilmesi, hem de eğer sınırları aşmışlarsa ülkelerine geri gönderilmeleri mümkün olabilmektedir. Bu durum, Mülteci Sözleşmesi’ndeki geri gönderme yasağı ilkesini ihlal etmekte, dolayısıyla mültecilerin korunması ve çatışma ortamlarına geri gönderilmemesihususundaki yerleşik uluslararası <strong>hukuk ilkeleri çiğnenmektedir </strong>(Frelick, 1999).</p>
<p><strong>Suriyeli Mültecilere Hakkaniyetle Davranabilmek</strong></p>
<p>Önümüzdeki on yıllar boyunca Ortadoğu ülkelerinin iç ve dış politikalarında önemli bir mesele olarak gündemde kalacak gibi görünen Suriyeli mülteciler meselesi, özellikle Lübnan, Ürdün, Irak ve Türkiye’de sayıları milyonlara baliğ olan ‘misafir’ kardeşlerimizle ilgili kapsamlı sosyal politikalar geliştirmeyi zorunlu kılmaktadır.</p>
<p><strong>Suriyeli mülteciler </strong>Lübnan, Ürdün ve Türkiye başta olmak üzere onlarca ülkeye dağılmış bulunmaktadır. Türkiye’de sayıları 4 yılda 2 milyonu aşan ‘misafirler’in barınma, beslenme, ısınma, sağlık, dil ve iletişim, sosyal kabul görme, çalışma gibi temel ihtiyaçları bulunmaktadır. Suriyeli bu devasa ‘misafir’ kitlesine; danışmanlık, savunuculuk, yönlendirme, kaynaklarla buluşturma, güçlendirme, toplumla bütünleştirme, talep etmeleri halinde gönüllü olarak vatanlarına döndürme, üçüncü bir ülkeye yerleştirmegibi kalıcı sosyal destekleri kamu, özel sektör ve gönüllü kuruluşlar aracılığıyla etkin şekilde koordine etmek icap etmektedir.</p>
<p>Türkiye’nin göç ve iltica politikaları ve mevzuatı çerçevesinde Suriyeli mültecilerin durumuna değinmek yararlı olacaktır.</p>
<p><strong>Türkiye’nin Göç Politikaları ve Mevzuatı</strong></p>
<p>Cumhuriyetin erken dönemine egemen olan ulus devlet oluşturma çabaları çerçevesinde, göç ve sığınma politikaları öncelikle “Türk soyu ve kültürü” taşıyan göçmenlerin Türkiye’ye yerleştirilmesi üzerine kurulmuş ve bu anlayış, AK Parti iktidarına kadar devam etmiştir. Bu nakıs anlayış, Türkiye&#8217;nin iltica konusundaki ilk müstakil yasası olma özelliği taşıyan <strong>6458 Sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu’nun 4 Nisan 2013 tarihinde TBMM </strong>Genel Kurulu’nda kabul edilmesi ve Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmesiyle resmen de terkedilmiş oldu.</p>
<p>Kanunun dördüncü bölümünde sınır dışı etme işlemi ve şartları açıklanırken “<strong>hiç kimsenin insan onuruna yakışmayan şartlarda yaşamasına göz yumulamayacağı ve can güvenliğinin tehlikede olacağı bilinen bir yere gitmeye zorlanamayacağı</strong>” belirtilmiştir. Beşinci bölümde uluslararası koruma ve tutulma biçimleri ile kabul ve barınma merkezlerine ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Keza, Beşinci bölümde Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün kuruluşu, görev ve yetkilerinden söz edilmektedir.</p>
<p>Türkiye’de, göç, iltica ve mültecilik alanında şimdiye kadar hizmet veren Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şubesi ve AFAD yerine, bu görev ve hizmetler resmen 5 Ocak 2015 tarihi itibarıyla GİGM tarafından deruhte edilmiş bulunmaktadır.</p>
<p><strong>GİGM: Göç İdaresi Genel Müdürlüğü</strong></p>
<p>Son zamanlarda ülkemize yapılan yoğun göçler sebebiyle, güncel politikalar geliştirip uygulayan, insan hakları odaklı, nitelikli personel ve sağlam bir alt yapıyla donanmış, yetkin bir kurumsal yapılanmaya ihtiyaç duyulmuştur. Bu bağlamda 04.04.2013 Tarih ve 6458 Sayılı Kanun’un 103. maddesi GİGM’in kuruluşunu düzenlemiştir.</p>
<p>Kanunda ve Genel Müdürlüğün çalışmalarında, asimilasyon ya da entegrasyonu değil, harmonizasyonu hedefleyen bir uyum öngörülmektedir. Kanunun hedeflediği <strong>uyum</strong>, göçmen veya mülteci ile toplumun gönüllülük temelinde birbirlerini anlamalarıyla ortaya çıkacak olan ‘âhenk’tir.</p>
<p><strong>BMMYK </strong><strong>Türkiye Bürosu</strong></p>
<p>Türkiye’de, göç, iltica ve mültecilik alanında faaliyet yürüten bir başka resmi kurum olan Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Türkiye Bürosu, 14 Aralık 1950&#8217;de BM Genel Meclisi tarafından kurulmuştur. BMMYK, mültecileri korumak amacıyla yapılan uluslararası hareketleri düzenlemek, onlara liderlik etmek ve dünya çapındaki mülteci sorunlarını çözmekle yetkilendirilmiştir. Asıl amacı, mültecilerin haklarını ve refahını savunmaktır. Ancak, bu amacı ne kadar gerçekleştirebildiği tartışmalıdır.</p>
<p>Yaklaşık elli yıllık bir sürede, bütün dünyada 50 milyon kadar insanın hayatlarına yeniden başlamasına yardım ettiğini açıklayan BMMYK, günümüzde sayıları 60 milyonu aşan mültecilere hizmet vermekte yetersiz kalmaktadır. Mülteci doğuran olayların tekrarlanmasını önlemekte başarısız olan BM gibi MYK de, ırk, din ve politik düşünce ayrımı yapmadan tarafsız bir şekilde mültecilere ihtiyaçları doğrultusunda koruma ve yardım sağlama görevinde zafiyet içindedir.</p>
<p><strong>Gönüllü Kuruluşlar </strong></p>
<p>Türkiye’de, göç, iltica ve mültecilik alanında faaliyetler yürüten gönüllü kuruluşlar da bulunmaktadır. Göçmen ve mültecilere yönelik psikolojik sosyal danışmanlık hizmetleri veren İnsan Kaynağını Geliştirme Vakfı (İKGV) ve Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği (SGDD), Mültecilerin ulusal ve uluslararası hukukta haklarının gözetilmesini sağlamak amacını güden Helsinki Yurttaşlar Derneği ve Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der), İşkenceye maruz kalmış olan mülteciler için tıbbi ve psikiyatrik yardım sunmayı amaç edinen Türkiye İnsan Hakları Derneği ve Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı gibi gönüllü kuruluşlar doğrudan göç ve iltica alanında hizmet sunan gönüllü kuruluşlardır.</p>
<p>Türkiye&#8217;de mülteci haklarının ihlallerini takip etmede ve duyurmada aktif rol oynayan Mazlumder ve Göçmen Dayanışma Ağı, Uluslararası düzeyde mültecilere insani yardım ulaştıran İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı (İHH) ve Yardımeli gibi onun üzerinde uluslararası insani yardım derneği de mültecilere yönelik barınma, beslenme, eğitim, sağlık vb. hizmetler sunmaktadır.</p>
<p><strong>Türkiye’deki Suriyeli Mülteci Varlığı</strong></p>
<p>Nisan 2011’den bu yana, Suriye’de çıkan rejim karşıtı gösterilerin kanlı bir şekilde bastırılmasının doğurduğu karmaşa ve ardından yaşanan iç savaş nedeniyle ülkeden kaçan Suriyelileri, uluslararası hukukun ve vicdanın gereğini yerine getirerek “açık kapı politikası” çerçevesinde kabul eden Türkiye, 25.01.2018 itibarıyla <strong>3.466.263 </strong>Suriyeli mülteciye “geçici koruma” sağlamaktadır. 10 ildeki 22 barınma merkezinde yoğun şekilde yaşayan mülteciler yanında Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış olan Suriyeli mülteciler en kalabalık olarak şu illerde yaşamaktadır:</p>
<p>İstanbul 540 bin, ŞanlıUrfa 466 bin, Hatay 457 bin, Gaziantep 355 bin, Mersin 194 bin, Adana 177 bin, Bursa 136 bin, İzmir 131 bin, Konya 102 bin&#8230; Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin, yarım milyonu 0-4, yarım milyonu da 5-9 yaş aralığında olmak üzere yaklaşık %54’ü 18 yaş altındaki çocuklardan oluşmaktadır.</p>
<p>Suriye’de sağlık hizmetleri tamamen çöktüğü için aşı gibi zorunlu sağlık hizmetlerinden yoksun kalan çocukların savunma sistemleri zayıf düşmüştür. Türkiye’de gerek kamplarda kalan mültecilere gerekse evlere yerleştirilen mültecilere her türlü sağlık hakkı tanınmış olup herhangi bir bedel ödemeden bu haklardan yararlandırılmaktadır.</p>
<p>Şubat 2018 itibarıyla Türkiye’de yaklaşık 1 milyon civarında 7-18 yaş arası okul çağında Suriyeli mülteci çocuk olduğu tahmin edilmektedir. Çocukların büyük çoğunluğu okula gidiyor olsa da, Suriyelilerin en büyük sorunlarından birisi hâlâ çocukların eğitimi sorunudur. Kamplarda okullar mevcut olmakla beraber, kamp dışında yaşayan çocuklar için eğitime ulaşım halen bir sorun olarak devam etmektedir. Bazı sınır illerinde ve İstanbul’da, yurtdışında yaşayan Suriyeli iş adamlarının destekleriyle okullar açılmıştı. Suriye müfredatının uygulandığı bu okullarda, Suriyeli çocukların bir kısmı ara verdikleri eğitime devam edebilmekteydi. Ancak bu okulların çeşitli gerekçelerle kapatılmış olması kanaatimce isabetsiz bir karar olup kapatmak yerine sıkı bir denetim ve standardizasyon çabasıyla daha verimli bir sonuç alınabilirdi. Buna rağmen, Türkiye’deki Suriyeli mülteci çocuklara dünya standartlarının üzerinde bir eğitim hizmeti sunulduğu rahatlıkla söylenebilir.</p>
<p>Suriye’den Türkiye’ye yönelen yüksek sayıdaki mülteci akışı birçok yeni durumun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Türkiye’ye sığınan Suriyeliler sık sık medyada haber konusu olmaktadır. Bazı sivil toplum kuruluşları ile düşünce enstitüleri Suriyeli mültecilere ilişkin raporlar yayınlamışsa da konuyu farklı boyutlarıyla ve derinlikli olarak ele alan bilimsel araştırmaların yapılması zorunlu hale gelmiştir. Bu alanda yapılacak nitelikli çalışmalar daha isabetli sosyal politikalar geliştirilmesine de zemin oluşturacaktır.</p>
<p><strong>Mültecinin Hâlet-i Rûhiyesini Anlamak </strong></p>
<p>İltica sürecinde; sahip olunan hakların ihlali, can güvenliği endişesi, mal ve gelir kaybı, sosyal konumun sarsılması, benlik saygısının zedelenmesi, gelecek kaygısı vb. hukuki, sosyal, psikolojik ve ekonomik sorunların farklı yoğunluklarda yaşanabilmesi yanında;<br />
• Bedensel, zihnî ve duygusal yıpranma,<br />
• Sınırlarda yaşanan bürokratik zorluklar,<br />
• Yasadışı örgütler tarafından sömürülme,<br />
• Ailelerin parçalanması,<br />
• Yakınlarını kaybetme,<br />
• Çaresizlik ve tükenmişlik hissi ve<br />
• Belirsizliğin yol açtığı güven bunalımı gibi çok boyutlu sorunlar yaşanabilmektedir.</p>
<p>Yetişkinlere göre daha incinebilir bir durumda olan çocuklar, sığınma sürecinde yetişkinlerden daha çok zarar görmektedir. Gelişim süreçleri devam eden çocuklar yetişkinlerin korunmasına, gözetimine ve ilgisine muhtaçtır. Ergenlik döneminde bulunan mülteciler bazen çocuklardan daha hassas olabilmektedirler. Çünkü, toplumsal statüleri ve arkadaşlık ilişkileri sarsılmaktadır. Mülteci çocuklar ise daha çok hastalık, yetersiz beslenme gibi konularda korunmasız kalmaktadır. Mülteci kız çocukları erkek çocuklara göre daha fazla risk altında olabilmektedir.</p>
<p>Mültecilerin karşılaştığı büyük tehlikelere örnek olarak <strong>insan kaçakçılarının </strong>eline düşüp sadece Akdeniz’de son bir yıl içerisinde batan teknelerde hayatını yitiren insanları vermekle yetinelim.</p>
<p><strong>Mültecilere Yönelik Sosyal Politikaları İyileştirmek İçin Öneriler</strong></p>
<p>Zorlu mültecilik sürecinde aile üyeleri arasındaki ilişkiler yıpranabilmekte, aile içi dayanışma azalabilmekte, her yaş ve cinsiyetten potansiyel mülteciler insan tacirleri açısından ulaşılması kolay hedefler olabilmekte, böylece toplumda sosyal bir çöküntü yaşanabilmekte, bu sosyal çöküntü ortamında çocukların ahlaki açıdan gelişmeleri olumsuz yönde etkilenmektedir.</p>
<p>Ülkemizde yaşayan Suriyeli mültecilerin uyum çabalarını destekleyerek daha yüksek standartlarda bir hayat sürebilmeleri ve Avrupa ülkelerine geçip hukuki statü elde edebilmek adına canları pahasına kaçak yollara tevessül etmelerine mani olabilmek için hükümetimizin şu iyileştirmeleri yapmasını öneriyoruz:</p>
<ol>
<li>Suriye’deki savaşın uzaması nedeniyle, Türkiye’nin hemen her yerine dağılmış olan Suriyeli mülteciler için özel çalışmalaryapılması gerekmektedir.</li>
<li>Mülteciler aleyhinde kışkırtıcı faşizan ifadelerin kullanılmasının ve mültecilere yönelik düşmanlık üretilmesinin önüne geçecek tedbirleralınmalıdır.</li>
<li>BMMYK, Suriyeli mülteciler için sadeceizleme pozisyonunudeğiştirmeli, daha aktif bir politika izlemelidir. Türkiye’deki tüm Suriyeli mültecilerin kaydını yapmalı, aile birleştirmesi, sağlık veya başka sebeplerle talep edenleri güvenli üçüncü bir ülkeye yerleştirme işlemlerini yapmalıdır.</li>
<li>Yerel ve ulusal gönüllü kuruluşlar arasında koordinasyonsağlanmalı, ayrımcılıkla mücadele konusunda çalışmalar teşvik edilmelidir.</li>
<li>Mülteci hizmetleri, sosyal hizmet anlayışıyla ve insan hakları mihverindesunulmalıdır.</li>
<li>Mülteci çocukların okula kaydıkonusunda ailelere yardımcı olunmalı, kız çocukları başta olmak üzere bütün sığınmacı çocukların eğitim haklarından yararlandırılması için takip sistemi oluşturulmalı, okullarda var olan önyargıları kırabilmek amacıyla, velilerin de katılacağı özel etkinlikler düzenlenmelidir.</li>
<li>Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (ASPB) bünyesinde Suriyeli mültecilerin bozulan aile yapısını tamir etmeye yönelik rehabilitasyon programı geliştirilmeli ve gönüllü kuruluşların da desteğiyle uygulanmalıdır.</li>
<li>GİGM, özellikle barınma ve geri gönderme merkezleri başta olmak üzere tüm hizmetlerinde yeni yasanın ruhuna uygun davranarak muhacirlerin Türkiye toplumuna “uyum” sağlamasını stratejik bir hedef olarak hizmetlerini özenle sunmalı, muhacirlerden terör örgütlerine eleman devşirmek isteyenleri memnun edecek katı, yanlış ve basiretsiz uygulamalardan şiddetle kaçınmalıdır.</li>
</ol>
<p>Yeni Türkiye&#8217;de yapılacak yeni bir anayasa, ülkemizde tüm mültecileri kapsayan ve hakkaniyet temelinde yükselen çok daha ileri hizmetlere ortam hazırlayacaktır.</p>
<p>Yazımızı konumuzla doğrudan ilgili bir âyet-i kerime meali ile sonlandıralım:</p>
<p>“&#8230; Bir de, onlar (gelmeden) önce kendilerine <strong>yurdu hazırlayan </strong>ve imanı (yerleştiren) kimselere (verilir); onlar kendilerine sığınan <strong>muhacirleri severler</strong>, diğerlerine verilenlerden dolayı içlerinde bir <strong>hasislik duymazlar</strong>; dahası kendileri çok muhtaç halde bulunsalar da, başkalarını kendilerine tercih ederler. Evet, kendi bencilliğinin tutkusundan korunanlar var ya: kurtuluşa erecek olanlar da işte onlardır.” (Haşr Sûresi, 59:9).</p>
<p><strong>Yararlanılan Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li>Altuntaş, Halil. (2015). “Ensar Gibi Kucak Açmak”, Diyanet aylık dergi, Sayı: 290, s.32-34.</li>
<li>Apak, Hıdır. (2014). “Suriyeli Göçmenlerin Kente Uyumları: Mardin Örneği”, Mukaddime Dergisi, 5(2), s.55-73.</li>
<li>Buz, Sema. (2012). “Aile Politikalarına Mülteciler Boyutunda Bir Bakış”, Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, Aile ve Toplum; Eğitim-Kültür ve Araştırma Dergisi, cilt: 2, sayı: 6, Ekim-Aralık, Ankara.</li>
<li>BMMYK Cenevre, (1994). Mülteci Çocuklar Koruma ve Bakım Kılavuzu, Ankara.</li>
<li>BMMYK Cenevre, (2003). Mültecilerin Korunması: Sivil Toplum Kuruluşları için Alan El Kitabı, Ankara.</li>
<li>Deng, Francis M. (2003). “Internally Displaced Persons in the Caucasus Region and Southeastern Anatolia”, http://www.brookings.edu/~/media/research/files/testimony/2003/6/10humanrights%20deng/deng20030610.pdf</li>
<li>Frelick, Bill. (1999). The Wall of Danial: Internal Displacement in Turkey, Immigration and Refugee Services of America.</li>
<li>Global IDP (Internally Displaced People) Project, 2005.</li>
<li>Seydi, A. Rıza. (2014). “Türkiye&#8217;nin Suriyeli Sığınmacıların Eğitim Sorununu Çözümüne Yönelik İzlediği Politikalar”, SDÜ Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 31, s.267-305.</li>
<li>Yılmaz, Halim. (2005). “Mülteci Kadınlar ve Uluslararası Koruma”, Türkiye’deki Geçici Sığınmacı Kadın ve Çocukların Psiko-sosyal Durumlarının Tespiti ve Yaşam Koşullarının İyileştirilmesi İçin Çözüm Önerileri, Mazlumder, Ankara.</li>
<li><a href="http://www.afad.gov.tr/">afad.gov.tr</a></li>
<li><a href="http://www.goc.gov.tr/">goc.gov.tr</a></li>
<li><a href="http://www.goc.gov.tr/icerik6/gecici-koruma_363_378_4713_icerik">http://www.goc.gov.tr/icerik6/gecici-koruma_363_378_4713_icerik</a>, 25.01.2018.</li>
<li><a href="http://www.unhcr.org.tr/">unhcr.org.tr</a></li>
<li><a href="http://istanbul.mazlumder.org/webimage/suriyeli_multeciler_raporu_2013.pdf">http://istanbul.mazlumder.org/webimage/suriyeli_multeciler_raporu_2013.pdf</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/sebilurresad/imtihan-imkan-boyutlariyla-multecilik-suriyeli-muhacirler-ornegi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MÜLTECİLERİ GÖRMEK VE HAKLARINI GÖZETMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/multecileri-gormek-ve-haklarini-gozetmek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/multecileri-gormek-ve-haklarini-gozetmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2015 09:15:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlığın Dertleriyle Dertlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[1967 Protokolü]]></category>
		<category><![CDATA[59:9]]></category>
		<category><![CDATA[AFAD]]></category>
		<category><![CDATA[Afganistan]]></category>
		<category><![CDATA[Arakan]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Türkistan]]></category>
		<category><![CDATA[gelişmiş ülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[Göç İdaresi Genel Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[insan]]></category>
		<category><![CDATA[Irak]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[Somali]]></category>
		<category><![CDATA[Sudan]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=96</guid>

					<description><![CDATA[“&#8230; Bir de, onlar (gelmeden) önce kendilerine yurdu hazırlayan ve imanı (yerleştiren) kimselere (verilir); onlar kendilerine sığınan muhacirleri severler, diğerlerine verilenlerden dolayı içlerinde bir hasislik duymazlar; dahası kendileri çok muhtaç halde bulunsalar da, başkalarını kendilerine tercih ederler. Evet, kendi bencilliğinin tutkusundan korunanlar var ya: kurtuluşa erecek olanlar da işte onlardır.” (Haşr Sûresi, 59/9). Dünyadaki mültecilerin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p><em>“&#8230; Bir de, onlar (gelmeden) önce kendilerine yurdu hazırlayan ve imanı (yerleştiren) kimselere (verilir); onlar kendilerine sığınan muhacirleri severler, diğerlerine verilenlerden dolayı içlerinde bir hasislik duymazlar; dahası kendileri çok muhtaç halde bulunsalar da, başkalarını kendilerine tercih ederler. Evet, kendi bencilliğinin tutkusundan korunanlar var ya: kurtuluşa erecek olanlar da işte onlardır.” (Haşr Sûresi, 59/9).</em></p></blockquote>
<p>Dünyadaki mültecilerin onda dokuzuna Pakistan, İran, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler ev sahipliği yapmaktadır.</p>
<p>Gelişmiş batılı ülkeler, sadece ‘onda bir’ gibi küçük ve nitelikli seçme bir mülteci kitlesine sığınma hakkı vermektedir!</p>
<p>İnsanlar inanç, ırk, siyaset, çıkar gibi farklı sebeplerle maruz kaldıkları baskılar yüzünden yurtlarını terk etmek zorunda kalmaktadır.</p>
<p>Doğal afetlere oranla daha çok savaşların doğurduğu mültecilik olgusunun son örneğini Suriyeli sığınmacılar oluşturmaktadır.</p>
<p>Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre mülteci statüsü kazanmaya çalışan çocuklar mülteci çocuklarla aynı haklara sahiptir.</p>
<p>Olağanüstü şartlarda gelişen ve çoğu zaman hazırlıksız ve zorunlu olarak gerçekleşen göç öncesinde, göç esnasında ve göç sonrasında yaşadıkları olaylar, mültecilerde çoklu travmalara yol açabilmektedir. Gelinen ülkede fiziki ve biyolojik temel ihtiyaçları belli bir oranda karşılansa bile, mültecilerin psiko-sosyal destek ihtiyaçları çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Ailelerin parçalanması, bazı yakınların sorunlu ülkede kalması, onlardan sağlıklı haber alınamaması mültecilerde derin kaygılara yol açmaktadır. Mültecilerin iltica sürecinde yaşadıkları çoklu travmalarla baş etmede, ailenin bir arada olması büyük bir avantaj sağlamaktadır. Bu sebeple, mültecilik sürecinde aile bütünlüğünün korunmasına yönelik çalışmalar büyük önem arz etmektedir.</p>
<p>İltica sürecinde bütün mülteciler biyo-psiko-sosyal hasarlar almakla beraber kadın, çocuk ve engelliler bu süreçte en çok zarar gören dezavantajlı kesimi oluşturmaktadır. Mültecilerin tamamı çeşitli zorluklar yaşamakla beraber, narin yapıları sebebiyle kadınlar cinsiyet temelli, çocuklar ise gelişim temelli ilave sorunlar yaşamaktadır.</p>
<p>Dünyadaki mültecilerin yarısına yakınını 18 yaş altı çocukların oluşturması, ailesinden ayrılmak zorunda kalan refakatsiz çocuk mülteci sayısının son üç yılda 30 bini aşması, mülteci ailelerin bütünlüğünün korunmasına yönelik köklü acil tedbirler alınmasını zorunlu kılmaktadır.</p>
<p>Tarih boyunca insanlar inanç, ırk, siyaset ve ekonomik çıkar gibi farklı sebeplerle maruz kaldıkları baskılar yüzünden, kendilerine daha güvenli bir yurt aramak için doğup büyüdükleri yerleri terk etmek zorunda kalmıştır. Doğal afetlere oranla daha çok savaşların doğurduğu bu mültecilik olgusunun son örneğini Suriyeli sığınmacılar oluşturmaktadır.</p>
<p>Afganistan, Çeçenistan, Somali, Sudan, Irak, Suriye gibi savaşın yıktığı ülkeler başta olmak üzere Arakan, Doğu Türkistan gibi dünya kamuoyunun yeterince haberdar olmadığı bir çok bölgede evini terk edip yabancı ülkelere sığınan mülteci sayısı günümüzde 60 milyona ulaşmıştır.</p>
<p>Dünyadaki mültecilerin onda dokuzuna Pakistan, İran, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler ev sahipliği yaparken, gelişmiş batılı ülkeler sadece onda bir gibi küçük, nitelikli ve seçme bir mülteci grubuna sığınma hakkı vermektedir!</p>
<p>Göçmen, sığınmacı ve mültecilere ilişkin tüm işlem ve hizmetleri 18 Mayıs 2015 tarihinde Emniyet Müdürlüğüne bağlı Yabancılar Şube Müdürlüğünden devralan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, daha önce AFAD tarafından işletilen geçici barınma merkezlerini de 21.03.2018 tarihinde devralmıştır.</p>
<blockquote><p>Dünyadaki mültecilerin onda dokuzuna Pakistan, İran, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler ev sahipliği yapmaktadır.</p></blockquote>
<p>Mülteci kavramının tanımlandığı, mültecilere ilişkin hakların ve sorumlulukların belirlendiği ve uluslararası korumanın çerçevesinin çizildiği, 144 ülkenin taraf olduğu 1951 Sözleşmesi’nin 1. maddesinde “mülteciler” şu şekilde tanımlanır:</p>
<p><em>“&#8230; ırkı, dini, tabiiyeti, belli bir toplumsal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri yüzünden, zulme uğrayacağından haklı sebeplerle korktuğu için vatandaşı olduğu ülkenin dışında bulunan ve ülkenin korumasından yararlanamayan&#8230; kişiler.”</em></p>
<p>Uygulamada kullanılan şekliyle <u>mülteci</u>; ülkesinden ekonomik, siyasi, sosyal, dini vb. sebeplerle göç ederek başka bir ülkeden sığınma talebinde bulunan ve talebi kabul edilen kişidir. <u>Sığınmacı</u> ise ülkesini terk eden ve henüz sığınma talebi kabul edilmemiş, soruşturma aşamasında olan kişidir.</p>
<p><strong>Uluslararası sözleşmeler</strong></p>
<blockquote><p>Gelişmiş batılı ülkeler, sadece ‘onda bir’ gibi küçük ve nitelikli seçme bir mülteci kitlesine sığınma hakkı vermektedir!</p></blockquote>
<p>Günümüz dünyasında kitlesel nüfus hareketlerinin neredeyse bütün sınırları kuşatan bir boyutta gerçekleşmesi, tüm devletlerin bu konuya eğilmesini zorunlu kılmıştır. Bu bağlamda göç ve kitlesel sığınma durumlarına ilişkin çözümler üretmek amacıyla uluslararası kuruluşlar oluşturulmuş ve birtakım evrensel sözleşmeler imzalanmıştır. Böylelikle göç ve iltica konularına yaklaşım, insani yardım ve insan hakları bağlamında değerlendirilmeye başlanmıştır. Halen mültecilere yönelik uluslararası çalışmalar, 1951 tarihli Mültecilerin Hukuki Durumuna İlişkin Cenevre Sözleşmesi, Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair Protokol (1967) ve 1969 Tarihli Afrika Birliği Örgütü Sözleşmesi çerçevesinde yürütülmektedir.</p>
<p>Öncelikle, her mülteci güvenli sığınma hakkına sahiptir. Uluslararası koruma, fiziksel güvenlikten fazlasını içerir. Mülteciler; din özgürlüğü, medeni haklardan yararlanma özgürlüğü, eğitim hakkı, çalışma hakkı, mesken edinme hakkı, sosyal sigorta  hakkı, sosyal yardım hakkı gibi haklara sahiptir…</p>
<p>Mültecilerin korunması öncelikle devletlerin sorumluluğundadır. Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin 1951 Sözleşmesi&#8217;ne imza koyan devletler, Sözleşmede belirtilen hükümler uyarınca mültecileri korumakla hukuken yükümlüdür. Bu yükümlülük, hükümlerin, ırk, din ve menşe ülke ayrımı gözetmeksizin uygulanmasını ve geri göndermemek gibi temel koruma ilkelerine riayet edilmesini de içermektedir.</p>
<blockquote><p>İnsanlar inanç, ırk, siyaset, çıkar gibi farklı sebeplerle maruz kaldıkları baskılar yüzünden yurtlarını terk etmek zorunda kalmaktadır.</p></blockquote>
<p>Mültecilerin haklarıyla ilgili çok sayıda uluslararası ve bölgesel sözleşme ve belgeler mevcuttur. Tüm insanların sahip olması gereken haklar yanında özel olarak mültecilere vurgu yapan belgeler de mevcuttur. Mesela; Çocuk Hakları Sözleşmesi (1989), 18 yaş altındaki tüm çocukların entelektüel, ahlaki ve ruhi kapasitesini geliştirmek için ihtiyaç duyduğu özgürlüğün, pek çok başka ihtiyaç arasında, sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşama yanında asgari standartlarda bakım, beslenme, giyim ve barınma ihtiyacının karşılanmasına bağlı olduğunu kabul etmektedir. Çocuğun her türlü ayırımcılığa karşı korunması gerektiğine vurgu yapan sözleşme, çocukların ve ailelerinin, ailenin birleşmesi amacıyla bir ülkeye girme ya da o ülkeyi terk etme hakları olduğunu, mülteci statüsü kazanmaya çalışan çocukların mülteci çocuklarla aynı haklara sahip bulunduğunu hükme bağlamaktadır (Buz, 2012: 47-48).</p>
<p><strong>En önemli sebebi savaşlar</strong></p>
<blockquote><p>Doğal afetlere oranla daha çok savaşların doğurduğu mültecilik olgusunun son örneğini Suriyeli sığınmacılar oluşturmaktadır.</p></blockquote>
<p>Birleşmiş Milletler Mülteci Ajansı’nın raporuna göre ülkeyi terk etme gerekçelerinin başında <u>savaşlar</u> geliyor. Mültecilerin yüzde 55&#8217;ini Afganistan, Çeçenistan, Somali, Sudan, Irak, Suriye gibi iç savaş ve çatışma yaşanan beş ülkeden kaçan insanlar oluşturmaktadır.</p>
<p>Savaştan harap olmuş ülkelerde kamu hizmetlerinin bozulması ve altyapının zarar görmesi, çoğunlukla savunmasız nüfusa herhangi bir yardım yapılmasını ciddi şekilde zorlaştırmaktadır. Bazı ülkelerde devlet yapısı tamamen çökmüş olup sivil nüfus kendi imkânlarıyla ayakta durmak zorundadır. Özellikle savaş hâlindeki hükümetler, genel olarak yerinden edilmiş nüfusu düşük bir öncelik olarak görmekte ve kaynaklarını askeri alana yöneltmeyi tercih etmektedir.</p>
<p><strong>Yerinden edilmiş kişiler</strong></p>
<p>Savaş görmüş ülkelerdeki yerinden edilmiş nüfusun çoğu uygun barınak bulamadan, çok az gıda ile, çoğunlukla sıcak savaşa yakın bir durumda hayatta kalmaya çalışmaktadırlar. Sürekli olarak savaşçıların veya ülke güvenlik kuvvetlerinin saldırılarına maruz kalan bu kişiler tekrar tekrar yer değiştirmek zorunda kalmaktadır. Bu durumda kalan kişilere hükümetlerin yardımda bulunamaması ve uluslararası yardım kuruluşlarının da güvenlik sorunları yüzünden bölgeye erişememeleri nedeniyle insani yardımlar bu insanlara ulaşmamaktadır. Ayrıca bazı durumlarda hükümetler veya savaşçı gruplar isteyerek yardıma ihtiyacı olan bu kişilere insani yardımın ulaşmasını engellemektedir.</p>
<blockquote><p>Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre mülteci statüsü kazanmaya çalışan çocuklar mülteci çocuklarla aynı haklara sahiptir.</p></blockquote>
<p>Uzun süreli yer değiştirme, geleneksel geçim yeteneklerinin yok olmasına ve <u>aile ve toplum yapısının dağılmasına</u> neden olmaktadır. Çoğu durumda çocukların eğitime ulaşımı, okul binalarının zarar görmesi veya öğretmenlerin kaçmış olması nedenleriyle zorlaşmaktadır.</p>
<p>Ülkelerin yarısında, başlangıçta bu kişilerin kaçmalarına yol açan tehdit ve şiddet artık geri dönmelerinin önünde kalıcı bir engel de oluşturmaktadır. Kafkaslar, Ortadoğu ve Latin Amerika’da onbinlerce kişi on yıl veya daha uzun süredir yerinden edilmiş durumdadır ve birçoğu için gelecekte geriye dönebileceklerine dair yeterince ümit bulunmamaktadır (Global IDP Project, 2005).</p>
<p><strong>Geri gönderme yasağı</strong></p>
<p>1951 Mülteci Sözleşmesi’ne ve 1967 Protokolü’ne taraf olan devletler ile uluslararası toplumun, mültecileri geldikleri ülkelere geri göndermeme ve onlara koruma sağlama yükümlülükleri vardır. Ancak, yerinden edilme (yerinden olma) bir ülkenin iç meselesi sayıldığı için bu konunun ulusal egemenlik alanına girdiği kabul edilmektedir. Bu konuda uluslararası toplumun görevi, hükümetlere bu sorunun çözümü konusunda yardım etmektir (Deng, 2003).</p>
<p>Hâlihazırda ‘ülke içinde kaçış alternatifi’nin bulunduğu varsayılarak, hem bireylerin iltica taleplerinin reddedilmesi, hem de eğer sınırları aşmışlarsa ülkelerine geri gönderilmeleri mümkün olabilmektedir. Bu durum, Mülteci Sözleşmesi’ndeki geri gönderme yasağı ilkesini ihlal etmekte, dolayısıyla mültecilerin korunması ve çatışma ortamlarına geri gönderilmemesi hususundaki yerleşik uluslararası hukuk ilkeleri çiğnenmektedir (Frelick, 1999).</p>
<p><strong>Suriyeli mülteciler </strong>Lübnan, Ürdün ve Türkiye başta olmak üzere onlarca ülkeye dağılmış bulunmaktadır. Türkiye’de sayıları 4 yılda 2 milyona ulaşan ‘misafirler’in barınma, beslenme, ısınma, sağlık, dil ve iletişim, sosyal kabul görme, çalışma gibi temel ihtiyaçları bulunmaktadır. Suriyeli bu devasa ‘misafir’ kitlesine; danışmanlık, savunuculuk, yönlendirme, kaynaklarla buluşturma, güçlendirme, toplumla bütünleştirme, talep etmeleri halinde gönüllü olarak vatanlarına döndürme, üçüncü bir ülkeye yerleştirme gibi kalıcı sosyal destekleri kamu, özel sektör ve gönüllü kuruluşlar aracılığıyla etkin şekilde koordine etmek icap etmektedir. Türkiye’nin göç ve iltica politikaları ve mevzuatı çerçevesinde Suriyeli mültecilerin durumunu ayrı bir yazıda müstakil bir konu olarak ele almak daha yararlı olacaktır.</p>
<p><strong>Yararlanılan Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li>Buz, Sema. (2012). “Aile Politikalarına Mülteciler Boyutunda Bir Bakış”, Başbakanlık Aile Araştırma Kurumu, Aile ve Toplum; Eğitim-Kültür ve Araştırma Dergisi, cilt: 2, sayı: 6, Ekim-Aralık, Ankara.</li>
<li>BMMYK Cenevre, (1994). Mülteci Çocuklar Koruma ve Bakım Kılavuzu, Ankara.</li>
<li>BMMYK Cenevre, (2003). Mültecilerin Korunması: Sivil Toplum Kuruluşları için Alan El Kitabı, Ankara.</li>
<li>Deng, Francis M. (2003). “Internally Displaced Persons in the Caucasus Region and Southeastern Anatolia”, http://www.brookings.edu/~/media/research/files/testimony/2003/6/10humanrights%20deng/deng20030610.pdf</li>
<li>Frelick, Bill. (1999). The Wall of Danial: Internal Displacement in Turkey, Immigration and Refugee Services of America.</li>
<li>Global IDP (Internally Displaced People) Project, 2005.</li>
<li>Yılmaz, Halim. (2005). “Mülteci Kadınlar ve Uluslararası Koruma”, Türkiye’deki Geçici Sığınmacı Kadın ve Çocukların Psiko-sosyal Durumlarının Tespiti ve Yaşam Koşullarının İyileştirilmesi İçin Çözüm Önerileri, Mazlumder, Ankara.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/multecileri-gormek-ve-haklarini-gozetmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
