<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Siyonizm Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://fethigungor.net/etiket/siyonizm/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/etiket/siyonizm/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Tue, 03 Jan 2017 18:03:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>İSLAM’DAN NİÇİN KORKTUKLARINI ANLAYABİLMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/islamdan-nicin-korktuklarini-anlayabilmek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/islamdan-nicin-korktuklarini-anlayabilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Jan 2017 09:19:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[A. Alba]]></category>
		<category><![CDATA[Afrika]]></category>
		<category><![CDATA[Âl-i İmran 3:139]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[Arapça konuşan halkların]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[batılı adam]]></category>
		<category><![CDATA[Beyan Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[bilinçli insan]]></category>
		<category><![CDATA[Bolşevizm]]></category>
		<category><![CDATA[Cevdet Said]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[George Sarton]]></category>
		<category><![CDATA[Gibb]]></category>
		<category><![CDATA[Gustave Young]]></category>
		<category><![CDATA[güvenliği yaygınlaştırmak]]></category>
		<category><![CDATA[Hac]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[İki Dil Bir Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Âlemi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam düşüncesi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam’dan Neden Korkuyorlar?]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<category><![CDATA[Komunizm]]></category>
		<category><![CDATA[kültürel]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[Laurence Brown]]></category>
		<category><![CDATA[Leopold Weiss]]></category>
		<category><![CDATA[Lothrop Stoddard]]></category>
		<category><![CDATA[Marmaduke Pickthall]]></category>
		<category><![CDATA[Massignon]]></category>
		<category><![CDATA[mazlumluk]]></category>
		<category><![CDATA[Muhacir ve Ensar]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Esed]]></category>
		<category><![CDATA[mütefekkir]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu'nun Batı Kültürünü Kucaklaması]]></category>
		<category><![CDATA[Rumeysa Ömün]]></category>
		<category><![CDATA[Salazar]]></category>
		<category><![CDATA[Şam]]></category>
		<category><![CDATA[sanatsal]]></category>
		<category><![CDATA[Selahaddin-i Eyyubi]]></category>
		<category><![CDATA[Siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[Uzakdoğu]]></category>
		<category><![CDATA[William E. Gladstone]]></category>
		<category><![CDATA[Yahudi]]></category>
		<category><![CDATA[Yakın DoğuTarihi Üzerine Dersler]]></category>
		<category><![CDATA[Yakındoğu]]></category>
		<category><![CDATA[ye's]]></category>
		<category><![CDATA[Yunan medeniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[zalimlik]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflık]]></category>
		<category><![CDATA[zulmü önlemek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=421</guid>

					<description><![CDATA[“Öyleyse ne yılgınlığa kapılın ne de üzülün: eğer gerçekten inanıyorsanız, insanların en üstünü mutlaka siz olursunuz.” (Âl-i İmran, 3:139). &#160; Dört yıldır İstanbul’da yaşayan ünlü mütefekkir Cevdet Said’in 1961 yılında Şam’da yayımlanmış olan bir kitapçığı Ekim 2016’da “İki Dil Bir Kitap” serisi Beyan Yayınları tarafından &#8220;İslam&#8217;dan Neden Korkuyorlar?&#8221; adıyla yayımlandı. Hacmi küçük ancak önemi büyük bu [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Öyleyse ne yılgınlığa kapılın ne de üzülün: eğer gerçekten inanıyorsanız, insanların en üstünü mutlaka siz olursunuz.”<br />
(Âl-i İmran, 3:139).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dört yıldır İstanbul’da yaşayan ünlü mütefekkir <strong>Cevdet Said</strong>’in <strong><u>1961</u></strong> yılında Şam’da yayımlanmış olan bir kitapçığı Ekim 2016’da “İki Dil Bir Kitap” serisi Beyan Yayınları tarafından &#8220;İslam&#8217;dan Neden Korkuyorlar?&#8221; adıyla yayımlandı. Hacmi küçük ancak önemi büyük bu eserin altmış yıl kadar önce irdelediği konuların ifade ve işaret ettiği hakikatlerin İslam dünyası için ne anlam ifade ettiğini bugün daha iyi anlayabiliyoruz. İlk kısmını kendi çevirimi esas alarak iki yazı halinde sizlere sunduğum kitabın ikinci kısmını konunun tamamlanması açısından Rumeysa Ömün çevirisinden özetle iktibas ediyorum:</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>“  1. Batılı araştırmacıların ve gelecekle ilgili tahmin yürüten raportörlerin araştırma sonuçlarını ve bunlardan elde edilen düşünceleri bilmek bizim için de faydalı olacaktır. Hattâ, ulaşılan sonuçlar isabetli olsun hatalı olsun bize fayda verecektir.</p>
<p>Geçen yüzyılın başlarından günümüze kadar Avrupa ve Amerika’da “Doğu” hakkında pek çok araştırma ve inceleme çalışması yapıldı. Bu çalışmalar ister Uzakdoğu ister Ortadoğu ister Yakındoğu isterse de Asya veya Afrika adı altında yapılmış olsunlar, ortak noktaları aynıydı. Araştırma konularının, üslup ve tarzlarının farklılığına rağmen önemli <strong>ortak noktaları İslam</strong>’dı. Bundan, gerek mevcut durumu rapor eden araştırmaların, gerekse de gelecekle ilgili tahmin yürüten araştırmaların İslam olgusuna ne kadar önem verdiği anlaşılmaktadır. Bir kısmı uyanıklıkla korku ve endişe yaratmaya çalışan, bir kısmı gerçekleri saptırarak alaycılık üreten, bir kısmı da doğrudan saldırı içeren tüm bu yaklaşımlar, aslında İslam’a verilen önemi göstermektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="2">
<li>Batılıların nerede durduğundan ve durdukları yerin dip akıntılarından <strong>Muhammed Esed</strong> (Leopold Weiss) şöyle söz eder:</li>
</ol>
<p><em>“Onların insanın içine sinmeyen bu farklı duruşlarının sebebi, bilinçsiz de olsa <u>İslam düşüncesinin çağdaş düşünce karşısında durabilecek vakarlı ve denk bir düşünce olduğunu bilmelerinden</u> kaynaklanıyor. Çağdaş düşünceyi hatır gönül saymadan, ama haksızlık da etmeden, hak etmediği değeri vermeden, ama kelepire de düşürmeden <u>ancak İslam düşüncesi</u> layık olduğu yere oturtabilir. Bundan dolayı öfkeleniyorlar ve kendileriyle aynı seviyede olana karşı <u>büyüklük taslıyorlar</u>. Ancak bu konuda duygularını gizlemekten de aciz kalıyorlar.”</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="3">
<li><strong>George Sarton</strong>, “<em>Ortadoğu’nun Batı Kültürünü Kucaklaması”</em> adını verdiği tezinde şöyle demektedir:</li>
</ol>
<p><em>“9 ve 12. yüzyıllar arasında Arapça konuşan halkların gösterdiği başarılar, <u>tüm bildiklerimizi alt üst edecek kadar yüksek seviyede</u>dir. Ortadoğu halkları, geçmişte de Yunan medeniyetinden önce 2 bin yıl kadar <strong>dünyaya önderlik etmişlerdi</strong>. Ortaçağda da yaklaşık 400 yıl önderlik ettiler. Yakın ve uzak gelecekte bu kavimlerin <u>dünyaya (yeniden) önderlik etmesinin önünde bir engel yoktur</u>.”</em></p>
<p><em> </em></p>
<ol start="4">
<li>Amerikalı <strong>Lothrop Stoddard</strong>, koparmaktan hep aciz kaldıkları Müslümanlar arasındaki <strong>sağlam bağlar</strong> hakkında Avrupalıların ve Amerikalıların dikkatini çekmiş; bu <u>birliği yıkmak</u> için önerilen görüşlere de değinmiştir. Bu görüşlerden birisi, <u>siyasi bir sistem olarak inançla iç içe girmiş olan </u><em><u>“hilafet”</u></em><u> konusudu</u> Ancak yazara göre İslam birliğinin gerçek nedeni, dinin beşinci rüknü olan <strong>Hac</strong>’dır:</li>
</ol>
<p><em>“İslam toplumu, genel anlamı ve kapsamı itibarıyla, birlik bilincini ve İslam yurdunda yaşayan her Müslümanın kopması mümkün olmayan sapasağlam kulpa sımsıkı yapışmasını ifade eder. Bu birlik bilinci, kökleri itibarıyla kadimdir ve Risalet’in sahibi zamanında ortaya çıkmıştır. Birliğin tarihi, Peygamber cihadı başlattığında Muhacir ve Ensar’ın onun etrafında kümelendikleri yıllara kadar uzanır… 13 yüzyıldan fazladır, uğradığı hamleler İslam toplumunu herhangi bir yönden zayıflatmış ve onu bir anlığına da olsa yere yıkabilmiş değildir. Tersine gün geçtikçe <u>gücü, direnci, bağışıklığı ve kendine olan <strong>güveni artıyor</strong></u>.” </em></p>
<p><strong> </strong></p>
<ol start="5">
<li>İngiliz oryantalist “<strong>Gibb</strong>” önce şu soruyu ortaya atar:</li>
</ol>
<p><em>“Acaba günün birinde İslam tehlikesi yeniden başımıza gelebilir mi?”</em> Sonra bu tehlikenin gerçekleşme ihtimaline karşı çeşitli cevaplar verir ve şunu ilave eder:</p>
<p><em>“Evet, Müslümanlar bugün zayıf ve parçalanmış durumdadırlar. Ne gençlerinde kendilerini feda edecek bir azim görebiliyoruz ne de görüş ve itibar sahibi olanlarında. <u>Bunlar bırakınız sorun çözmeyi, ciddi oturumlar tertip edip sorunlarını konuşacak gücü dahi kendilerinde göremiyorlar</u>.” </em>Sonra İslam âleminde 1900’lerden bu yana düzenlenen konferansların muhtemel hedeflerine değindikten sonra der ki:</p>
<p><em>“İslam âleminin eninde sonunda bu sistemde kendi halklarının sahip olduğu müthiş kaynaklara yatırım yapma imkânı bulacağını ve bundan mükemmel üretimler elde edeceğini iddia etsek bile, bu konferanslar ve benzeri çalışmalar bu amaçlara ulaşmaya asla hizmet etmeyecektir. Ancak, İslam toplumundaki pek çok hareket noktasının araştırmacılar tarafından ihmal edildiğini hesaba katmalıyız. Hattâ bu noktalar -Massignon’un da işaret ettiği gibi- bazen kimsenin tehlikesine dikkat çekmediği anlarda, müthiş bir hızla olgunlaşarak birdenbire ortaya çıkar ve tüm dünyayı korkutabilir. Asıl büyük mesele <u>“liderlik” meselesi</u>dir. <strong><u>İslam yeniden “Selahaddin-i Eyyubi’sini bulursa</u></strong><u>, bu adam büyük siyasi tecrübeyle İslam mesajı bilincini bir araya getirebilir</u>. Ancak böyle bir dinî bilinç ruhların derinliklerine inmeyi başarabilir.”</em></p>
<p><strong> </strong></p>
<ol start="6">
<li><strong>Salazar</strong> bazı gazetecilerle yaptığı bir konuşmasında Müslümanların ortaya çıkıp dünyayı değiştirmeleri olasılığının <u>gerçek bir tehlike</u> olduğunu söylemiştir. Birileri, ‘Müslümanlar bunu düşünmekten çok kendi anlaşmazlıkları ve kendi iç çatışmalarıyla meşguller’ dediğinde Salazar, ‘ben de onların tüm bu <u>anlaşmazlıklarını bize yöneltmesinden korkuyorum</u>’ diye cevap vermiştir.</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="7">
<li><strong>Marmaduke Pickthall</strong><em>,</em> konuyu başka bir açıdan yorumlar:</li>
</ol>
<p><em>“Müslümanların kendi medeniyetlerini tüm dünyaya yayma imkânları vardır. Müslümanlar, ilk çıktıklarında taşıdıkları </em><em>“<u>ahlaka” geri dönerlerse, daha önce yayıldıkları hızın aynısıyla yayılırlar</u>. Çünkü bu <u>boş dünyanın, onların medeniyet ruhunun önünde durmaya gücü yetmeyecektir</u>.” </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="8">
<li><strong>Laurence Brown</strong> da bu konuyu açıklıkla dile getirenlerdendir: <em>“Daha önce değişik uluslardan çekiniyorduk. Ancak bunları test ettikten sonra bu korkuların meşru gerekçesini bulamadık. Yahudi tehlikesinden, sarı ırk tehlikesinden, Japonya’nın Çin’e hükmetme arzusundan ve Bolşevizm tehlikesinden korkardık. Ancak bu korkuların hiç birisi hayal ettiğimiz gibi çıkmadı… <u>Gerçek tehlike Müslümanların içkin oldukları o yayılma ve boyun eğdirme gücüyle, sahip oldukları o dehşet verici ve sıkı canlılıktır</u>. <u>Avrupa sömürgeciliğine karşı set olabilecek tek güç onlardır</u>.” </em></li>
</ol>
<p><em> </em></p>
<ol start="9">
<li>İngiliz siyasetçi <strong>William</strong> E. <strong>Gladstone</strong> 20. Yüzyıl başlamadan hemen önce Batı’yı şöyle uyarmıştı:</li>
</ol>
<p><em>“Müslümanların taşıdığı şu Kur’an var olduğu sürece, Avrupa Doğu üzerinde egemenlik kuramayacak, kendine bağladığı yerlerde asla güvende olamayacaktır.” </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="10">
<li><strong>Gustave Young</strong>’ın kitabında anlattığı İslam aleminin sömürgeci Avrupa’ya ve ona özenen Siyonizm’e karşı ortaya koyacağı hesaplaşmanın özeti şudur:</li>
</ol>
<p><em>“İslam dünyası, sömürgeci Avrupa’nın kendisi için hazırladığı ve kefenlerini dizdiği ölümün pençesinden kurtulmuştur. İslam âlemi Avrupa sömürgeciliği ve Siyonizm’le hesaplaşmak için hızlı adımlarla kendi gençlerine yönelmektedir. Bu <u>korkunç ve çetin bir hesaplaşma olacaktır</u>.” </em></p>
<p>&nbsp;</p>
<ol start="11">
<li><strong>A. Alba</strong>’nın kaleme aldığı <em>“Yakın Doğu Tarihi Üzerine Dersler” </em>adlı kitapta şöyle bir diyalog yer alır:</li>
</ol>
<p><em>“(Soru:) Günün birinde Müslümanlar bizi yenerlerse dünyanın durumu ne olur? (Cevap:) O zaman bu günkü Cezayirli veya Faslı Müslümanların durumuna düşeriz.” </em></p>
<p><em> </em></p>
<ol start="12">
<li>1952 yılında bir Fransız yetkilinin verdiği dikkate değer ayrıntılarla iktibaslara son verelim:</li>
</ol>
<p><em>“Komünizm Avrupa için bir tehlike değildir. Çünkü o sadece ortaya çıkmış olgular zincirinin bir halkasıdır. Bundan gelecek tehlike, yalnızca siyasi veya askeri tehlike olur. Ancak hiçbir zaman insani ve düşünsel varlığımızı sonlandırma ve yok etme tehdidine maruz bırakacak bir karşı uygarlık tehlikesi değildir. Bizi tüm şiddetiyle doğrudan tehlikeye maruz bırakan gerçek tehdit İslam tehlikesidir. İslam dünyası, kelimenin tam anlamıyla bizim batı dünyamızdan kopuk, bağımsız bir dünyadır. Kendilerine has bir <u>ruhsal dirence sahipler ve tarihsel bir medeniyetten beslenmektedirler</u>. Onlar, sahip olduklarıyla batılılaşma gereği duymadan, <u>kurallarını koydukları yeni bir dünyayı hak ediyorlar</u>. Yani kendi medeniyetlerinin ruhunu ve kişiliğini özel bir biçimde batı medeniyetinin potasında eritmek zorunda değiller. Onlara, rüyalarını gerçekleştirme fırsatı verecek olan, daha önce Batılının yaptığı gibi, kendisine ait endüstriyel ilerlemeyi gerçekleştirmektir. Bu bilgi seviyesine ulaştıklarında ve geniş çerçeveli bir sanayi üretiminin altyapısını kurduklarında, kendi uygarlıklarının sanatsal ve kültürel kalıplarını dünyaya taşıyabilirler. Yeryüzünde yayılır, <u>Batı’nın ruhunu ve kurallarını ortadan kaldırır, Batı medeniyetini ve mesajını tarihin müzesine kaldırabilirler</u>…</em></p>
<p><em>O halde haydin bu dünyaya istediğini verelim ve üretim arzusunu güçlendirelim. Ama çağdaş üretim adına, istediği ve ihtiyaç duyduğu her şeyi <u>onun için biz üretelim</u>. Onu bilimsel, sanatsal ve endüstriyel üretim alanından uzak tutmamızın şartı budur. Bu planı yapmaktan aciz kalırsak ve bu dev bağlarından kurtulmayı başarırsa, hele bir de Batı mahallesiyle üretim konusunda baş edemeyeceği bilinçsizliğinden kurtulursa, kendi ani ölümümüzü hazırlamış oluruz. Bu durum sürekli baskın yeme tehlikesiyle bizi karı karşıya bırakacaktır. Batı kültür ve medeniyeti, tarihsel bir felakete maruz kalacak, sonunda <u>Batı da onun liderlik görevi de sona erecektir</u>.”</em></p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Sonuç</strong> olarak; bütün bu iktibaslardan <strong>uygar Batılı adamın özelliklerini ve anlayışını</strong> net olarak anlayabiliyoruz. <u>Batılı adamın anlayışında</u> hak, adalet ve saygıdeğer olma haklarının insana sırf insan olduğu için verilmediğini, <u>elinde silah olduğu için ve kendisine verilmezse onu zaten alacağı için verildiğini görüyoruz</u>. Batı uygarlığının insanını sarmış olan bu anlayış onu <strong>korkutuyor</strong>. Bu durum, başkaları da bu haklara aynısıyla veya fazlasıyla sahip olduğunda; kendisinin hak, adalet ve saygınlık gibi haklarını kaybetmekten korkmasına sebep oluyor. Hattâ bu tablo oluştuğunda <strong>kontrolü kaybedeceğini</strong> düşünüyor. Avrupa uygarlığının insanı, kendi tarihini unutamaz. O, 300 yıl boyunca <u>insanlara nasıl terbiye edilecek vahşiler gibi muamele ettiğini çok iyi bilir</u>. Şimdi günahlarının farkına varmış, psikolojik yönden ıstırap çekmektedir. Vicdanı ona işlediği günahlardan ötürü musallat olurken, bir yandan da <u>kısas edilmekten korkmaktadır</u>. Çünkü güç, onun elinden başka ellere geçmeye başlamıştır ve kendisi yarın hangi konumda olacağını bilmemektedir.</p>
<p><u>Batı artık suç işleme özgürlüğü günden güne kısıtlanan ve artık bir gün adaletin de karşısına çıkarılabileceğini düşünen bir suçlu gibidir</u>. Bu tip bir insanı “normal” addetmek yanlış olur. Çünkü kendisi zaten <u>normal olmayan bir medeniyetin ürünü</u>dür. Bu insan hayatı ancak <u>zalimlik, zayıflık ve mazlumluk</u> olarak tasavvur edebilir. Çünkü onun uygarlık felsefesinde bu vardır. Onun var olma mücadelesinden anladığı da budur. Böyle yaşamıştır ve böyle yaşamaya da devam edecektir.</p>
<p>Günümüz dünyası yeni bir ‘<strong>bilinçli insan</strong>’ modeli yetiştirecek farklı bir medeniyete muhtaçtır. Bu insan modeli, insanlar arasında yürürken varlığını taşıdığı silaha dayandırmayacak, başkaları da silah taşıdıkları için var olmayacaklar, herkes varlığını ‘<strong>güvenilir’</strong> olmaktan alacaktır. Bu insan tipinin silaha, güce ve insan haklarına bakışı, batmaya yüz tutmuş Batı medeniyetinin anlayışından çok farklı olacaktır. Bu yeni medeniyetin üreteceği insan da belki, silahı çok önemseyecektir. Ancak verdiği bu önem zulmetmek için değil, <strong>zulmü önlemek ve güvenliği yaygınlaştırmak</strong> için olacaktır.</p>
<p>Müslümanlar olarak güçlendiğimiz gün kendilerine; <em>“</em><strong>Gidiniz, artık serbestsiniz</strong><em>!” </em>diyeceğimizi Batılılara şimdiden hatırlatmanın bir faydası da olmayacaktır. Önemli olan bu serbest bırakma kararını vereceğimiz güne kadar <strong>canla başla çalışmak</strong>tır. Davamızın sonu <em>“Hamdolsun âlemlerin Rabbi Allah’a.”</em> diyebilmektir.”</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p>Cevdet Said. (2016). <strong>İslam’dan Neden Korkuyorlar?</strong> (<em>Lime Hâze’r-Ru’bu Kulluhû mine’l-İslâm?)</em>, çev. Rumeysa Gökbayrak Ömün, “İki Dil Bir Kitap” serisi içinde, Arapça-Türkçe, İstanbul: Beyan Yayınları, s.73-121.</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/islamdan-nicin-korktuklarini-anlayabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>10</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FİLİSTİNLİ TUTSAK ÇOCUKLARIN  MARUZ KALDIĞI AĞIR HAK İHLALLERİNİ ENGELLEYEBİLMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/filistinli-tutsak-cocuklarin-maruz-kaldigi-agir-hak-ihlallerini-engelleyebilmek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/filistinli-tutsak-cocuklarin-maruz-kaldigi-agir-hak-ihlallerini-engelleyebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 May 2016 08:46:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme]]></category>
		<category><![CDATA[canlı kalkan]]></category>
		<category><![CDATA[Cenevre Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[CRC]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin Enformasyon Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Filistinli Tutsaklar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Gazze]]></category>
		<category><![CDATA[Haaretz]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail Kamu Avukatları Ofisi]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail'de İşkenceye Karşı Halk Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Siyonizm]]></category>
		<category><![CDATA[UNICEF]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=322</guid>

					<description><![CDATA[“BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme” başta olmak üzere çocuğun yüksek yararını gözeten ve temel insan hakları yanında küçüğün özel haklarını koruma altına alan bir düzine uluslararası belgeyi hiçe sayarak orantısız güç kullanan, pervasızca saldırılar düzenleyen Siyonist işgal güçleri, Gazze&#8217;ye yönelik 2008, 2012 ve 2014 savaşlarında 18 yaşından küçük 980 çocuğu katletmiştir. Bu insanlık suçunu ayrı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme” başta olmak üzere <strong>çocuğun yüksek yararı</strong>nı gözeten ve temel insan hakları yanında küçüğün özel haklarını koruma altına alan bir düzine uluslararası belgeyi hiçe sayarak orantısız güç kullanan, pervasızca saldırılar düzenleyen Siyonist işgal güçleri, Gazze&#8217;ye yönelik 2008, 2012 ve 2014 savaşlarında 18 yaşından küçük 980 çocuğu katletmiştir. Bu insanlık suçunu ayrı bir bahis konusu olarak beklemeye alıp bu haftaki yazımızda İsrail tarafından esir ve tutsak edilen çocukların maruz bırakıldığı ağır hak ihlallerine dikkat çekmek istiyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>13 Yılda 10 Bin Filistinli Çocuğu Tutuklayabilmek!</strong></p>
<blockquote><p>13 yılda 10 bin Filistinli çocuğu tutuklayan İsrail, sözleşme ve raporlara rağmen halen 450 çocuğu zindanlarında tutmaktadır!</p></blockquote>
<p>Filistin insan hakları merkezleri tarafından yayınlanan raporlar, ikinci intifadanın başladığı Eylül 2000 yılından Eylül 2013’e kadar yaşları 18’in altında 10 bin Filistinli çocuğun tutukladığını açıkladı.</p>
<p>Yayınlanan istatistiki raporlarda, İsrail’in yaşları küçük çocukları gözaltına alma politikasının hiç durmadığına dikkat çekilerek, işgal güçlerinin bu konuda çocuk haklarını, yaşlarını, uluslararası hukuku ve ahlaki değerleri hiçe saydığı kaydedildi.</p>
<p>Çocukların dokunulmazlık haklarına inanmayan işgal ordusunun, çocuklardan %90’ını gece yarısı yaptığı baskınlarda tutukladığını, tutuklanan çocukların da dayak, aşağılama, tehdit ve tacize uğradıklarını, itiraflarda bulunmaları için psikolojik ve bedenî işkenceye maruz kaldıklarını, bilmedikleri İbranca ifadelerin altına imza atmaya zorlandıklarını belirten raporlar, küçüklerin aynen büyükler gibi askerî mahkemelere çıkarıldıklarını, askerî hakimler tarafından hapis ve para cezasına çarptırıldıklarını ifade etti.</p>
<p>Eylül 2013 itibarıyla işgal rejiminin zindanlarında 250 Filistin çocuk bulunmakta ve bunlar her türlü baskı, zulüm ve insanlık dışı muameleye tabi tutulmaktadırlar (Filistin Enformasyon Merkezi, 28.09.2013).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>B’Tselem: “İsrail Zindanlarında 173 Filistinli Çocuk Var”</strong></p>
<blockquote><p>Filistinli çocuklar yeterli beslenme, yakın akraba ziyareti, hukuki danışmanlık, tedavi görme gibi en temel haklarından mahrum bırakılmaktadır!</p></blockquote>
<p>Siyonist işgal rejiminde faaliyet gösteren insan hakları örgütü B’Tselem, Kasım 2014’te yayınladığı raporda; İsrail zindanlarında Kasım ayında 173, Ekim ayında 159, Eylül ayında 179, Ağustos ayında 180, Temmuz ayında ise 195 çocuğun bulunduğunu tespit ettiklerini belirterek, 25 çocuğun ise cezaevlerindeki gözaltı merkezlerinde hukuksuz bir şekilde tutulduklarını ifade etti.</p>
<p>İşgal askerlerinin silahlarına karşı avuçlarına aldıkları küçük taşlarla karşı koymaya çalışan Filistinli çocuklar terörist muamelesi görerek en ağır cezalara çarptırılmaktadırlar! (Filistin Enformasyon Merkezi, 11.01.2014).</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Haaretz: &#8220;Kudüs&#8217;te İki Ayda 260 Filistinli Çocuk Gözaltına Alındı&#8221;</strong></p>
<blockquote><p>Filistinli çocuklar halen ortamın kirliliği, küfür, dayak, çıplak arama, cinsel taciz gibi hak ihlallerine maruz kalmaktadır!</p></blockquote>
<p>Haaretz gazetesinin internet sitesinde, işgal güçlerinin Kudüs&#8217;te gözaltına aldığı Filistinli çocukları işgal güçlerine direniş göstermekle suçladığı ifade edildi. Gazete, polisin Kudüs kentinde 2014 yılı Temmuz ve Ağustos aylarında üçte biri çocuk olmak üzere 750 Filistinliyi gözaltına aldığını, gözaltına alınan çocukların çoğunun 12 yaşından küçük olduğunu ve Yahudi yerleşimciler ile polislere taş atmakla suçlandıklarını ifade etti.</p>
<p>İşgal rejimi gazetesi Yediot Ahranot yazarlarından Nahum Barnea &#8220;Çocukların İntifadası&#8221; başlığıyla yayınlanan makalesinde, Kudüs&#8217;te Muhammed Ebu Hudayr&#8217;ın fanatik Yahudi yerleşimciler tarafından kaçırılıp vahşice öldürülmesinin ardından çocukların başlattığı küçük bir intifada yaşandığını belirtmişti (Filistin Enformasyon Merkezi, 21.09.2014).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sözleşme ve Raporlara Rağmen 450 Çocuğu Hapiste Tutabilmek!</strong></p>
<blockquote><p>2015 yılının ilk yarısında Kudüs’te en az 600 Filistinli çocuk tutuklandı ve bu çocukların yaklaşık %40’ı cinsel tacize uğradı!</p></blockquote>
<p>Filistin Esirler Merkezi, Siyonist işgal güçlerinin Kudüs intifadası sürecinde özellikle çocukları hedef aldığını belirterek, bu süre içinde yaşları 18’in altında olan 2000’den fazla çocuğu tutukladığını ifade etti. Merkezin basın sözcüsü Riyad el-Eşkar’ın yaptığı açıklamaya göre, Ekim ayında başlayan intifadada tutuklanan 5500 kişiden 2000’i çocuk. Bu sayı toplam tutuluların <strong>%36</strong>’sını oluşturmaktadır.</p>
<p>İşgal güçleri özellikle el-Halil ve Kudüs’te çocuklar üzerinde yoğunlaşırken, tutuklananlar arasında 10 yaşından küçük çocuklar olduğu gibi, hasta ve yaralı çocuklar da var. Tutuklanan çocukların büyük çoğunluğu daha sonra serbest bırakılırken halen <strong>450 çocuk zindanda tutuluyor</strong>.</p>
<p>el-Eşkar, şu anda cezaevlerinde bulunan çocuk esirlerden 32’sinin kurşunla yaralandığını ve bu halleriyle hastanede tedavileri tamamlanmadan zindanlardaki revirlere kaldırıldıklarını, bu durumun çocukların sağlıklarını tehdit ettiğini hatırlattı. el-Eşkar, çocuk esirlerin bulundukları mekânlarla ilgili olarak da şu bilgileri verdi:</p>
<p>“Çocuklar Mecdu ve Ofer cezaevlerinde kalıyorlar. Kaldıkları şartlar oldukça ağır ve kötüdür. En basit uluslararası ölçülerden dahi mahrum mekânlardır. Çocuklar <u>yemeklerin azlığı</u>ndan ve kötü olmasından şikâyet ediyorlar. Ortamın <u>kirli</u>liğinden, böcek ve diğer <u>haşerat</u>ların yaygınlığından, kalabalıktan, <u>havasızlık</u>tın, yetersiz aydınlanmadan, sağlık sorunlarından, <u>sağlık</u> hizmetlerinin yetersizliğinden, elbise azlığından, yakınlarının <u>ziyaretlerinin engellenmesi</u>nden, küfür, <u>dayak, işkence, tecrit, toplu cezalandırma</u>lardan ve <u>çıplak aramalar</u>dan sürekli şikâyet ediyorlar.” (Filistin Enformasyon Merkezi, 12.05.2016).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Filistinli Çocuk Tutsaklara İşkencenin Her Türünü Reva Görmek!</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler tarafından görevlendirilmiş bağımsız uzmanlardan oluşan Çocuk Hakları Komitesi (CRC), 2013 yılında yayınladığı raporla Filistinli çocuk tutsakların gözaltına alınırken, sorgu sırasında ve esir tutuldukları süre boyunca işkenceye, kötü muameleye, cinsel tacize maruz bırakıldığını ve itirafa zorlanmak için işgal askerleri tarafından ölüm ve tecavüzle tehdit edildiğini ortaya koymuş ve İsrail’i çocuk mahkumlara yönelik hak ihlallerinin sona erdirilmesi konusunda uyarmıştı.</p>
<p>Filistinli Tutsaklar Derneği (PPC) verilerine göre 2015 yılının sadece ilk yarısında <strong>Kudüs’te</strong> en az <strong>600 Filistinli çocuk</strong> tutuklandı ve bu çocukların yaklaşık <u>%40’ı cinsel tacize uğradı</u>. İsrail’de İşkenceye Karşı Halk Komitesi (PCATI) çocuk tutsakların açık kafeslerde tutulduklarını, cinsel tacize maruz kaldıklarını ve avukat hakkı tanınmadan <u>askerî mahkemeye</u> çıkarıldıklarını belirtiyor.</p>
<p>İsrail Kamu Avukatları Ofisi’nin (PDO) Ramle’deki gözaltı merkezine yaptığı ziyaret çocuk tutsaklara yapılan işkenceyi detaylarıyla gözler önüne sermiştir. Avukatlar ziyaret sırasında düzinelerce çocuğun açıktaki demir kafeslerde tutulduğuna şahit olmuştur. PDO, birkaç aydır devam eden bu uygulamanın çocuklara yapılan çeşitli işkencelerden sadece birisi olduğunu belirtmiştir.</p>
<p>İsrail’de İşkenceye Karşı Halk Komitesi’nin (PCATI) verilerine göre Filistinli çocuk tutukluların büyük bir kısmı <strong>taş atmak</strong>la suçlanmaktadır. Bu çocukların %74’ü tutuklama, nakil ve sorgu sırasında fiziksel şiddete maruz kalmıştır. Sistematik olarak çocukları askerî mahkemelerde yargılayan tek devlet olan İsrail rejimi, Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı olarak çocuk tutsakları işgal altındaki Filistin topraklarından İsrail’e nakletmektedir. Avukatlarının ve ailelerinin refakati olmadan işkence altında sorgulanan çocuk mahkumlar <strong>itirafa zorlanmakta</strong>dır.</p>
<p>Çocuk Hakları Komitesi’nin (CRC) 2013 Raporuna göre; çocuklar devamlı surette fiziksel ve sözel şiddete, aşağılamaya, <u>kendilerine veya ailelerine yönelik ölüm, şiddet ve cinsel taciz tehditlerine</u> maruz kalmakta, tuvalet, yiyecek ve içecek sudan mahrum bırakılmakta, zaman zaman <strong>canlı kalkan</strong> olarak da kullanılmaktadır.</p>
<p>Filistinli çocukları tutuklamaya ve askerî mahkemelerde yargılamaya son vermesi, keza bütün çocuk tutsakları salıvermesi için İsrail’e baskı yapması yönünde insan hakları örgütlerinin Birleşmiş Milletler’e yaptığı çağrılar henüz bir sonuç vermiş değildir. (www.mintpressnews.com), (<a href="http://www.telegraph.co.uk)">www.telegraph.co.uk, 21 Haziran 2013)</a>.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>et-Tavil: “İşgal Rejimi Zindanlarında 320 Çocuk İnsanlık Dışı Şartlarda Yaşıyor”</strong></p>
<p>Filistinli aktivist Emine et -Tavil, Şubat 2015 itibarıyla Siyonist rejimin Ofer ve Hasharon zindanlarında 12-18 yaşlarında 320 Filistinli çocuğun tutulduğu bilgisini verdi. Kış mevsiminde kışlık giysilerden mahrum bırakılan çocukların insanın yaşayamayacağı mekânlarda tutulduğunu ve çocukların kalabalık gruplar halinde hücrelere doldurulduklarını ifade eden et-Tavil, işgal rejiminin esirlerin küçük yaşta olmalarını istismar ederek, onlara bedensel ve psikolojik işkenceler uyguladığını, kendilerini suçlamak için şantaj ve tehdit silahını kullandığını belirtti. (Filistin Enformasyon Merkezi, 07.02.2015).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>UNICEF: Filistinli Esir Çocukların Durumunda Bir Değişiklik Yok!</strong></p>
<p>Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Şubat 2015’te yayınladığı raporda, Siyonist rejim zindanlarındaki Filistinli esir çocukların kötü muamele gördüğünü belirtti.</p>
<p>Diğer taraftan Dünya Çocuk Haklarını Savunma Hareketi, 2014 yılında topladıkları delillerin tutuklanan ve daha sonra zindana konulan Filistinli çocuklardan dörtte üçünün sorgu esnasında ve sorgudan sonra fiziki ve psikolojik işkence gördüğüne tanıklık ettiğini kaydetti. Çocuklardan yarısının çıplak aramaya maruz kaldığını ve çoğunluğunun hukuki danışmanlıklardan mahrum edildiklerini, nadiren tutuklanmadan önce haklarının hatırlatıldığını ifade eden Rapor, çocukların sorgu bahanesiyle uzun süre tek kişilik hücrelerde tutulmasının suç olduğunu hatırlattı.</p>
<p>UNICEF yetkilileri ise Filistinli esir çocukların durumuyla ilgili olarak iki yıldan beri İsrailli yetkililerle görüşmelerine rağmen, esir çocuklara yönelik politikada ciddi bir değişikliğin meydana gelmediğini belirtti. (Filistin Enformasyon Merkezi, 22.02.2015).</p>
<p>İsrail rejiminin <strong>idari gözaltı cezası</strong>nı Filistinli çocuklar için de bir sindirme yöntemi olarak kullanması, halen devam eden bir imza kampanyasıyla da protesto edilmektedir. (<a href="http://www.acileylem.org.tr)">www.acileylem.org.tr)</a>.</p>
<p>10 Aralık 1948 yılında dünyaya ilan edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ne müeyyide kazandırmak maksadıyla akdedilen iki uluslararası sözleşmeden biri olan “Sivil ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi (SSHUS)”nin, özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilerin sahip olduğu hakları sıralayan 10. maddesine göre, “<u>çocuk yaştaki sanıklar ve hükümlüler, büyüklerden ayrı bulundurulmalıdır</u>.”</p>
<p>1967 ılından beri Siyonist rejim tarafından Filistinli yetişkinlere, özellikle kadın ve <strong>çocuk tutsaklara</strong> öz topraklarında reva görülen zulüm ve ihlallerin BM, İİT, AB gibi kuruluşlar başta olmak üzere insan hakları örgütleri tarafından detaylı şekilde tespit edilerek, insanlık dışı muamele, işkence ve ihlallerin son bulmasına yönelik somut adımlar atılması, bir insanlık sınavı olarak hür dünyanın önünde ivedi bir ödev halinde durmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li><a href="http://www.filistinhaber.com/TR/default.aspx?xyz=U6Qq7k%2BcOd87MDI46m9rUxJEpMO%2Bi1s70Z5QKJWXcjgpBgmjzvuyZ4o%2BnjfPmn5jlD0jHaLYiJ7BvwGUvjmu9hfQ3I5dA5HBIxX2GkolBr7MlKvsYt9d1kFDJMbfx46nsK3ota10aJE%3D">http://www.filistinhaber.com/TR/default.aspx?xyz=U6Qq7k%2BcOd87MDI46m9rUxJEpMO%2Bi1s70Z5QKJWXcjgpBgmjzvuyZ4o%2BnjfPmn5jlD0jHaLYiJ7BvwGUvjmu9hfQ3I5dA5HBIxX2GkolBr7MlKvsYt9d1kFDJMbfx46nsK3ota10aJE%3D</a></li>
<li><a href="http://pnrb.info/article/30138/450-طفل-يقبعون-في-سجون-الاحتلال.html">http://pnrb.info/article/30138/450-طفل-يقبعون-في-سجون-الاحتلال.html</a>, 8 Şubat 2016.</li>
<li><a href="http://www.mintpressnews.com/israel-tortures-palestinian-children-keeps-them-in-outdoor-cages-in-winter-rights-group/212808/">http://www.mintpressnews.com/israel-tortures-palestinian-children-keeps-them-in-outdoor-cages-in-winter-rights-group/212808/</a></li>
<li><a href="http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/middleeast/israel/10135157/Israel-furious-at-UN-report-detailing-torture-of-Palestinian-children.html">http://www.telegraph.co.uk/news/worldnews/middleeast/israel/10135157/Israel-furious-at-UN-report-detailing-torture-of-Palestinian-children.html</a></li>
<li>http://www.acileylem.org.tr/eylem-detay.php?q=236#sthash.gxX8au0p.dpuf</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/filistinli-tutsak-cocuklarin-maruz-kaldigi-agir-hak-ihlallerini-engelleyebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FİLİSTİNLİ TUTSAKLARIN MARUZ KALDIĞI  AĞIR HAK İHLALLERİNİ TESPİT EDEBİLMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/filistinli-tutsaklarin-maruz-kaldigi-agir-hak-ihlallerini-tespit-edebilmek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/filistinli-tutsaklarin-maruz-kaldigi-agir-hak-ihlallerini-tespit-edebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 20 May 2016 09:05:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[2015 Filistinli Esirler Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[AB]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[BM]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Felaket]]></category>
		<category><![CDATA[Esirler ve Kurtarılanlar Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin Halk Kurtuluş Cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[Filistinli Tutsaklar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[İİT]]></category>
		<category><![CDATA[İslam İşbirliği Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[Kerim Yunus]]></category>
		<category><![CDATA[Siyonizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=318</guid>

					<description><![CDATA[Filistinli tutsaklara reva görülen çeşitli hak ihlalleri, tutsak ve esirlerin haklarını koruma altına alan onlarca uluslararası belgeye rağmen artarak devam etmektedir. İsrail yönetiminin yetersiz gerekçelerle tutukladığı insanların haklarını pervasızca ihlal etmesi, BM, İİT ve AB başta olmak üzere uluslararası kuruluşların ve insan hakları örgütlerinin ivedilikle ele alarak detaylı raporlarla ortaya koyması gereken bir insanlık ayıbı, [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Filistinli tutsaklara reva görülen çeşitli hak ihlalleri, tutsak ve esirlerin haklarını koruma altına alan onlarca uluslararası belgeye rağmen artarak devam etmektedir. İsrail yönetiminin yetersiz gerekçelerle tutukladığı insanların haklarını pervasızca ihlal etmesi, BM, İİT ve AB başta olmak üzere uluslararası kuruluşların ve insan hakları örgütlerinin ivedilikle ele alarak detaylı raporlarla ortaya koyması gereken bir insanlık ayıbı, bu ihlallerin derhal durdurulması ise bir insanlık borcu olarak uluslararası camianın önünde acil bir problem olarak durmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>‘Büyük Felaket’i ve ‘Filistinli Tutsaklar Günü’nü Unutmamak</strong></p>
<blockquote><p>Nisan 2016 itibarıyla İsrail hapishanelerinde çeşitli hak ihlallerine maruz kalan Filistinli tutsakların sayısı 7 bini aşmış bulunmaktadır.</p></blockquote>
<p>İsrail’in işgal ettiği Filistin topraklarında bağımsızlığını ilan ettiği <u>14 Mayıs 1948</u> tarihinin 68. yıl dönümünde, dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşayan Filistinliler tarafından “<strong><em>nekbe</em></strong>; büyük felaket” kabul edilen bu güne ilişkin bir çok etkinlik gerçekleştirildi.</p>
<p>Biz bu haftaki yazımızda, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin 1974 yılında aldığı ve Filistin Ulusal Konseyi’nin onayladığı bir kararla “<u>Filistinli Tutsaklar Günü</u>” olarak ilan edilen ve o tarihten bu yana her yıl İsrail hapishanelerindeki tutsaklarla dayanışmayı konu edinen etkinliklerin düzenlendiği <strong><u>17 Nisan</u></strong> günü münasebetiyle Filistinli tutsakların maruz kaldığı ağır hak ihlallerine dikkat çekmek istiyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>49 Yılda 1 Milyon Filistinliyi Tutuklayıp Hiç Hesap Vermemek!</strong></p>
<blockquote><p>İsrail zindanlarında tutulan ve yaşları 10 ilâ 73 arasında değişen tutsak esirlerden 450’si çocuk, 57’si ise kadındır.</p></blockquote>
<p>Özellikle işgalin hızla yayılmaya başladığı 1967 yılından bu yana 1 milyonu aşkın Filistinlinin İsrail güvenlik güçleri tarafından tutuklandığı tahmin edilmektedir. İsrail, el-Aksâ İntifâdası’nın başlangıcı olan 28 Eylül 2000 tarihinden bugüne kadar, 11 bini çocuk, 1300’ü kadın, 65’i eski bakan ya da milletvekili olmak üzere <strong>90 bin</strong>den fazla Filistinliyi zindanlara atmıştır. Ayrıca, İsrail mahkemeleri 15 binin üzerinde idari gözaltı kararı almıştır.</p>
<p>Nisan 2016 itibarıyla İsrail hapishanelerinde çeşitli <u>hak ihlallerine maruz kalan</u> Filistinli tutsakların sayısı <strong>7 bin</strong>i aşmış bulunmaktadır. Bu tutsaklar 22 cezaevi, kontrol ya da soruşturma merkezinde tutulmaktadır. Konuya ilişkin yayınlanan son raporda; “işgalcilerin Filistin halkına karşı yürüttüğü tutuklamalara, çocuklar, gençler, yaşlılar, anneler, kızlar, eşler, hastalar, özürlüler, işçiler, akademisyenler, Yasama Konseyi üyeleri, eski bakanlar, sendika ve meslek liderleri, üniversite ve orta dereceli okul öğrencileri, edebiyatçılar, gazeteciler, yazarlar ve sanatçıların dâhil” olduğu vurgulandı. Raporda tanıkların verdiği ifadelere göre, gözaltına alınan veya tutuklanan Filistinlilerin tamamının fiziksel veya psikolojik işkenceye, tacize, halkın ya da aile fertlerinin önünde hakarete maruz kaldığı” tespit edildi.</p>
<p>Tutuklamaların “<u>kanıtsız ceza</u>”ya dönüştüğü belirtilen raporda, gözaltına alınanların, delil yetersizliğinden dolayı ifadeleri alınmadan, mahkemeye çıkarılmadan, avukat savunması olmadan tutuklandıkları kaydedildi. Bu tutuklamaların büyük kısmının istihbarat servisleri tarafından sağlanan sözde &#8216;gizli dosya’ kararlarına dayandırıldığı dikkatlerden kaçmadı.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>“2015 Filistinli Esirler Raporu”nun Verilerini Analiz Edebilmek</strong></p>
<blockquote><p>2002 yılında tutuklanan Mervan Bergusî başta olmak üzere halen İsrail zindanlarında 14 millet vekili tutuklu bulunmaktadır.</p></blockquote>
<p>Türkçe yayınlarını “Filistin Enformasyon Merkezi” adıyla yürüten <em>el-Merkezu’l-Filistînî li’l-İ’lâm</em>, 13 Ocak 2016 tarihinde yayınladığı “2015 Filistinli Esirler Raporu”nda, İsrail yönetiminin zindanlardaki ‘Esir Hareketi’ni zayıflatmak maksadıyla yeni cezalar ve yaptırımlar uygulamak için yasama, yürütme ve yargı organlarının tamamını seferber ettiğine işaret etmiştir.</p>
<p>“<u>Esirler ve Kurtarılanlar Kurulu</u>” tarafından hazırlanan raporda 2015 yılında Siyonist rejime bağlı kurumların Filistinli esirlere yönelik hak ihlalleri, özetle şu şekilde tespit ve tescil edilmiştir:</p>
<p><strong>2015</strong> yılında Batı Yaka, Gazze ve 1948 yılında işgal edilmiş Filistin topraklarında toplam <strong>6815 kişi tutuklandı</strong>. Tutuklananların <strong>yaşları 10 ilâ 73</strong> arasında değişmektedir. Bunların <strong>2 bin</strong>i<strong> çocuk, 2 yüz</strong>ü ise <strong>kadın</strong>dır. Bunların çoğunluğu daha sonra salıverilmişse de bir kısmı halen içerdedir. 2015 sonu itibariyle Siyonist işgal zindanlarında bulunan Filistinli esir sayısı <strong>7 bin</strong>i aşmıştır. Bunlardan <strong>450’si çocuk, 57’si ise kadın</strong>dır. 600 tutsak muhakeme edilmeksizin idari cezayla zindanlarda tutulmaktadır.</p>
<p><strong>2015 yılının son üç ayında </strong>Filistin çok önemli olaylara sahne olmuştur. Mescid-i Aksa’ya yönelik saldırı ve baskıların artması karşısında patlak veren intifâda esirlerin sayısını ve durumunu da doğrudan etkilemiştir. 2015 yılının son çeyreğinde İsrail yönetimi <strong>bini çocuk ve yüzü kadın</strong> olmak üzere <strong>3 bin</strong>den fazla kişiyi tutuklamıştır.</p>
<p>2015 yılı <strong>idari tutuklamalar</strong> açısından da olumsuz bir yıl olmuştur. Yılsonu itibariyle idari cezalı tutukluların sayısı <strong>600</strong>’ü bulmuştur. 2009 yılından beri ilk kez bu sayıda çok esir idari cezaya çarptırılmıştır. İdari tutuklulardan 498’i 2014 yılında tutuklananlardan oluşurken, diğerleri idari cezaları uzatılanlardan oluşmaktadır.</p>
<p>Siyonist rejimin zindanlarında bulunan esirler kendilerine reva görülen keyfî ve hukuksuz uygulamaların son bulması için <strong>bireysel olarak açlık grevi</strong> başlatmıştır. 2015 yılı içinde 25 kişinin yaptığı grevlerin en önemlisi İslamî Cihad liderlerinden <strong>Hıdır Adnan</strong>’ın bireysel grevi olmuştur. 56 gün süren açlık grevinin ardından işgal rejim Adnan’ın şartlarını kabul edip kendisini serbest bırakmıştır.</p>
<p>Esir Kulübü’nün tespitlerine göre birçok esir tutuklanma esnasında işgal güçlerinin kurşunlarına, silahlı saldırılarına ve darplarına maruz kalmıştır. Kurul’un kayıtlarına göre geçen yıl <strong>30 esir yaralı olarak tutuklanmıştır</strong>.</p>
<p>İşgal güçlerinin kasıtlı olarak yaralıları hastaneye kaldırmayıp önce cezaevine göndermesi ve uzun süre tedaviden mahrum bırakarak cezaevinde tutması, yaralıların daha sonra <strong>onarılmaz sakatlıklara maruz kalmalarına</strong> veya hastalıklarının ilerlemesine neden olmaktadır. Nitekim İsrail yönetimi, Ramle cezaevi revirinde <u>esir çocuk Celal eş-Şerâvîne</u>’nin<u> bacaklarının felç olmasına</u> neden olmuştur.</p>
<p><strong> </strong>Siyonist işgal rejimi yaşları 18’in altında bulunan <strong>450 çocuğu</strong> halen zindanda tutmaktadır. Çocuk haklarını güvence altına alan hiçbir kanunu, ilkeyi ve değeri umursamayan Siyonist rejim, yetişkinlere uyguladığı zorbalığı, zulmü ve baskıyı çocuklara da aynı dozda uygulamaktadır. Filistinli çocuklar tutuklanma esnasında, sorguda ve cezaevinde çok ağır baskı ve işkencelere maruz kalmaktadır.</p>
<p>İşgal rejimi <strong>57 Filistinli kadın esiri</strong> Hasharon ve Damun zindanlarında tutmaktadır. Bunların en eskisi 2002 yılında tutuklanan Lina el-Cerbûnî’dir. Esir kadınlar arasında <strong>12 yaşında esir bir kız çocuk</strong> da bulunmaktadır. Yine esir kız çocuklardan İstebrak Nur (15), Merah Bâkir (16), Lema el-Bekrî (15), Nurhan İvad (14) adındaki esirler <u>yaralı olarak</u> tutuklanıp zindana atılmışlardır.</p>
<p>İşgal rejiminin iç istihbarat teşkilatı <em>Şabak</em>, esirlerden 16’sını güvenlik ve gizli dosyalar bahanesiyle <strong>tek kişilik tecrit odalarında</strong> tutmaktadır. 2013 yılından beri tek kişilik tecrit hücrelerinde tutulan esirler bulunmaktadır. Tek kişilik tecrit cezaları daha çok protesto, açlık grevi ve direnişlerden sonra verilmektedir. Amaç aktif olan esirleri koğuştan uzaklaştırmak ve diğerlerine de gözdağı vermektir.</p>
<p>Siyonist işgal rejimi Filistin halkının her tabakasından insanları zindana atmaktadır. Tutuklama ve cezalardan, dünyanın her tarafında dokunulmazlıkları kabul edilen milletvekilleri de istisna edilmemektedir. Halen İsrail zindanlarında <strong>14 millet vekili tutuklu</strong> bulunmaktadır. Bunlardan en çok zindanda kalanı 2002 yılında tutuklanan ve 5 ayrı müebbet cezasına çarptırılan Mervan Bergusî’dir. İkincisi, 2006 yılında tutuklanan ve 30 yıla mahkûm edilen Ahmed Saadat’tır. Diğer esir vekillerden Halide Cerar 2 Nisan 2015 yılında, Muhammed Cemal en-Netîşe 2013 yılında, Hasan Yusuf ise Ekim 2015’te tutuklanmıştır.</p>
<p>Filistin Yönetimi ile yaptığı anlaşmaya bağlı kalmayan Siyonist rejim, Mart 2014 tarihinde serbest bırakması gereken 30 Filistinli esiri hâlâ salıvermemiştir. Bunlar arasında esirlerin pîri sayılan ve <strong>34 yıldır</strong> kesintisiz olarak işgal rejimi zindanlarında tutulan <strong>Kerim Yunus</strong> da bulunmaktadır. <strong>Serbest bırakılması gereken</strong> bu esirler Oslo İlkeler Anlaşması’ndan önce tutuklanan esir grubudur. Normal şartlarda dördüncü grup olarak bunların da serbest kalması gerekiyordu. Ancak işgal rejimi imza attığı anlaşmayı hiçe sayarak bu tutsakları salıvermekten vazgeçmiştir.</p>
<p>Hamas ile Siyonist rejim arasında Haziran 2014 tarihinde sağlanan <strong><em>Şalit</em> </strong>esir takas anlaşmasıyla serbest kalan esirlerden 70’i daha sonra çeşitli bahanelerle tekrar tutuklanmıştır. Büyük kısmı müebbet hapis cezasına çarptırılan 45 tutsağa ise eski cezaları yeniden uygulanmaya başlanmıştır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Hasta Tutsakları Tedavi Görme Hakkından Mahrum Bırakarak Filistinlilere Göz Dağı Vermek!</strong></p>
<blockquote><p>Siyonist rejimin hapishanelerinde tıbbi ihmal sonucu hayatını yitiren tutsak ve esirlerin sayısı 2015 yılı sonu itibarıyla 207’ye ulaşmıştır.</p></blockquote>
<p>Siyonist rejimin hasta ve yaralı esirlere yönelik bakım ve tedavi ihmali öteden beri bilinen bir yıldırma politikasıdır. Rejimin bu insanlık dışı politikadan temel beklentisi ise esirlerin her yönüyle zarar görmelerini sağlamaktır. İşgal güçleri tıbbi ihmalin yanında hasta ve yaralı oldukları halde tutsaklara saldırmakta, çeşitli şekillerde onları cezalandırmakta, nakiller esnasında uygun olmayan araçları bilinçli olarak tercih etmektedir.</p>
<p>Nisan 2016 itibarıyla 700 tutsak/esir değişik hastalıklardan muzdarip durumdadır. 23’ü Ramle revirinde yatan esirlerin çoğuna ağrı kesiciden başka bir ilaç verilmemektedir. 2015 yılında tıbbi ihmal sonucu 2 esir hayatını kaybetmiştir. Böylece Siyonist rejimin hapishanelerinde <strong>hayatını yitiren tutsak</strong> ve esirlerin sayısı <strong>207</strong>’ye ulaşmıştır.</p>
<p>İçlerinde kanser gibi ağır hastalıklara maruz kalan esirlerin de bulunduğu hasta esirler cezaevi revirlerinde gereken tedaviyi göremedikleri gibi dışarıda tedavi olmalarına da izin verilmemektedir. Bu şekilde birçoğu ağır ağır, yoğun acılar çekerek ölüme terkedilmektedir.</p>
<p>Siyonist işgal rejimi hukuka aykırı yöntemlerle tutukladığı esirlerin iradesini kırmak, morallerini bozmak, maneviyatlarını yıkmak için özellikle Esir Hareketi’ne karşı baskı, zulüm ve hak ihlallerini planlı şekilde sürdürmektedir. Sorgu ve tutuklama odalarında her türlü işkenceye maruz kalan esirler, zindanlara dağıtılırken de işkence kafesi gibi araçlarla nakledilmektedir.</p>
<p>Zindanlarda ise hemen her gün türlü türlü ihlaller yaşanmaktadır. Ani gece baskınları, ilaç ve tedaviden mahrum bırakma, ani kararlarla bölümleri, hücreleri ve zindanları değiştirme, akraba olan esirleri birbirinden ayırma, esirlere saldırma, arama iddiasıyla baskınlar yapıp göz yaşartıcı bombalarla saldırma, ateş açma, yakın akrabaları ziyaretten mahrum bırakma, ziyaretlerde araya cam perde koyma, tek kişilik tecrit cezası uygulama, para cezası uygulama, elektrik ve su ihtiyaçlarını kısıtlama gibi ihlaller rutin halini alan hukuksuz uygulamalardan sadece bazılarıdır… (www.filistinhaber.com/tr).</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong><strong> </strong></p>
<ul>
<li>http://www.filistinhaber.com/tr/default.aspx?xyz=U6Qq7k%2BcOd87MDI46m9rUxJEpMO%2Bi1s7eXCfPxrfkuWq%2BozhtBeBemE3yuP7OnGmTus6vEU1n08jSQEZ%2B%2Ff3YahQnN0CbhYU24uR4xL%2F1FuVzkOyANPbev%2F7%2FdUsqcx32EFRwR47IFU%3D</li>
<li><a href="https://www.facebook.com/وزارة-شؤون-الأسرى-والمحررين-243321409031290/">https://www.facebook.com/وزارة-شؤون-الأسرى-والمحررين-243321409031290/</a></li>
<li><a href="https://www.facebook.com/freedom2pal/">https://www.facebook.com/freedom2pal/</a></li>
<li><a href="https://www.facebook.com/intifadayayinlari/posts/427422364049681">https://www.facebook.com/intifadayayinlari/posts/427422364049681</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/filistinli-tutsaklarin-maruz-kaldigi-agir-hak-ihlallerini-tespit-edebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
