<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>SALAHATTİN KİP Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://www.fethigungor.net/etiket/salahattin-kip/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.fethigungor.net/etiket/salahattin-kip/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Aug 2019 18:13:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>SELAHADDİN KİP EFENDİ’NİN İLMİNDEN VE FİKİRLERİNDEN İSTİFADE ETMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/selahaddin-kip-efendinin-ilminden-ve-fikirlerinden-istifade-etmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/selahaddin-kip-efendinin-ilminden-ve-fikirlerinden-istifade-etmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Aug 2019 18:13:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[ASR SURESİ’NDEN TAVSİYELER]]></category>
		<category><![CDATA[ÇERKES DİN ÂLİMLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[EDEBÜ’D-DÜNYA VE’D-DÎN]]></category>
		<category><![CDATA[FATİHA-İ ŞERİFTEN TALİMAT]]></category>
		<category><![CDATA[HADR]]></category>
		<category><![CDATA[HUCURAT SURESİ ETRAFINDA İNSAN VE TERBİYESİ]]></category>
		<category><![CDATA[İMAM MAVERDİ]]></category>
		<category><![CDATA[İMAN VE İNKÂR]]></category>
		<category><![CDATA[KASTEN ÖLDÜRME]]></category>
		<category><![CDATA[KİP SELAHADDİN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[PINARBAŞI MÜFTÜSÜ]]></category>
		<category><![CDATA[SALAHATTİN KİP]]></category>
		<category><![CDATA[ŞİBHÜ’L-AMD]]></category>
		<category><![CDATA[TAAMMÜDEN]]></category>
		<category><![CDATA[TEKÂSÜR SURESİ’NİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[TERESSÜL]]></category>
		<category><![CDATA[UZUNYAYLA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=930</guid>

					<description><![CDATA[Medrese usulü din eğitimi almış Çerkes din âlimlerinin Uzunyayla’daki son temsilcisi Selahaddin Kip Efendi’yi (1930-2013) geçen haftaki yazımızda kısaca tanımıştık. Bu haftaki yazımızda merhum “Müftü Efendi”nin ilmî derinliğine ışıt tutmak için henüz birçoğu yayımlanmamış bazı çalışmalarından kısa iktibaslar yapmakta yarar görüyorum. İmam Maverdi’nin “Edebü’d-Dünya ve’d-Dîn isimli eseri başta olmak üzere on kadar tercümesi yanında; Hucurat [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Medrese usulü din eğitimi almış Çerkes din âlimlerinin Uzunyayla’daki son temsilcisi Selahaddin Kip Efendi’yi (1930-2013) geçen haftaki yazımızda kısaca tanımıştık. Bu haftaki yazımızda merhum “Müftü Efendi”nin ilmî derinliğine ışıt tutmak için henüz birçoğu yayımlanmamış bazı çalışmalarından kısa iktibaslar yapmakta yarar görüyorum.</p>
<p>İmam Maverdi’nin “Edebü’d-Dünya ve’d-Dîn isimli eseri başta olmak üzere on kadar tercümesi yanında; Hucurat Suresi Etrafında İnsan ve Terbiyesi, Fatiha-i Şeriften Talimat, İman ve İnkâr, Tekâsür Suresi’nin Düşündürdükleri ve Asr Suresi’nden Tavsiyeler gibi matbu eserleri, keza henüz basılmamış çalışmaları ve onlarca Arapça şiiri bulunan Kip Selahaddin Efendi’nin ilim ve fikir dünyasından bir demet sunmamız onun eserlerinin ehemmiyetine dikkatleri çekmeye yeterli olacaktır.</p>
<p><strong>İnsanların Dertlerine Deva Olmak</strong></p>
<p>“Resûlullah (s.a.v.): “O Mü’min ki; insanlara karışır ve onların eziyetlerine katlanır sabreder. Böylesi bir kişi, insanlara katılmayan ve onların sıkıntılarını omuzlamayan, onlardan gelen eziyetlere sabretmeyen kişiden daha hayırlıdır.” buyurdu.” (İbnu Mâce, 4033).</p>
<p>Her kim bir şeyi ister, talep eder ve üzerinde ciddiyetle durursa Allah (c.c.) onu boş bırakmaz, aradığını bulur. Hatta batıl yolda da olsa ciddi hizmet edenin emeğini Allah boşa çıkarmamaktadır. Bunun teminatını Allah (c.c.) şöyle beyan etmektedir:</p>
<p>“Bizim için ceht ederek çalışanı elbette yolumuza kavuşturur, hidâyete erdirir, maksada ulaştırırız ve gerçekten Allah (c.c.) muhsinlerle beraberdir.” (Ankebût 29:69).</p>
<p>Bu mesajları Kur’ân’ın muhatabı olan insanlar mutlaka doğru bir şekilde anlamalıdır. Bu bir <strong>kanun</strong>dur, şartların tevafür etmesi (tamamlanması) halinde aynen tahakkuk ettiği görülür. Allah’ın hükümlerini esas alarak hayatına tatbik etme niyetinde olanları Allah mükâfatlandırır. Tabii olarak da, bunun aksine hareket edenler ise cezalandırılacaktır. Allah’ın hükümlerine uymayan kimseler isyandadır ve Allah ile ipini koparmış demektir. Onun için Cenâb-ı Hak:</p>
<p>“Dilimize geldi diye, yalan yere rasgele; ‘Bu helaldir, bu haramdır’ demeyin; Allah’a (c.c.) iftira etmiş olursunuz,” buyurmaktadır. (Nahl 16:116)…</p>
<p>Şüphesiz ki; Allah (c.c.) yarattığı kullarını, <strong>insan hakları</strong> kisvesi altında feryat ederek ahlâksızı, zalimi ve caniyi müdafaa ederek onlara sahip çıkanlardan daha çok sever ve onların maslahatlarına uygun olan hükmü herkesten daha iyi bilir. Bunu kabullenemeyen İslam Dini’ni kavramamış ya da benimsememiştir…</p>
<p><strong>Hidâyet</strong>in iki türlü anlamı vardır: Biri hedefi göstermek, diğeri ise hedefe ulaştırmaktır. Hedefi gösterme hidâyetini herkes yapabilir, yapmalıdır. Doğru olarak bildiği şeyi başkalarına söylemeli, yol göstermelidir. Bunun için farklı bir imtiyaz ve üstünlük de aranmaz, şart da değildir. Yol göstermeye çalışan kişinin bilhassa kendisinin insanlara gösterdiği yolun doğru olduğuna inanması ve bilgisine güvenmesi kâfidir. Ama hedefe ulaştırma hidâyetini Allah’tan başka kimse yapamaz:</p>
<p>“Sen istediğine hidâyet veremezsin, ancak Allah dilediğine hidâyet verir.” (Kasas 28:56). Bunun ötesinde kim ne diyebilir ki?</p>
<p>İnsanın, bilhassa Müslüman’ın boşa geçirecek zamanı yoktur.  Bir Müslüman için doğru ve güzel olan her türlü iş ve eylem meşrudur, hatta bu işlerin ibadete dönüşen bir tarafı vardır. Onun için diyoruz ki; İslam Dini hayat dinidir. İçinden çıkılmaz zorluk ve sıkıntılar getiren bir din değildir.</p>
<p>İnşirâh Sûresi’nde de: “<strong>Bir işi bitirdikten sonra başka bir işe giriş</strong>.” şeklinde açıklamaya çalıştığımız âyetin manasını da böyle anlamak istiyorum: Bir hayra muvaffak oldunsa o muvaffakiyette bulduğun haz, inşirah ve rahatlık seni rehavete götürmesin; çünkü hayat onunla bitmedi. Ömrünün sonuna kadar yapacağın ve yapman gereken işlerin ve meşgalelerin vardır. Onları takip et. Bir hayrın peşinden başka hayırlar da yapma gayretinde ol. Eğer olumsuz bir işe ve eyleme bulaştınsa yine hayatın sonu değildir; bunun telafisi ve fevt olan (elden çıkan, kaybolan) şeyin tedariki için yapılabilecek bir şeyler vardır, ye’se ve bunalıma kapılmak seni kurtarmaz. Yapman gereken şeyleri düşün ve gerçekleştir.</p>
<p>Bunlar Kur’anî mesajlar olarak Hz. Muhammed’in şahsında bütün bir insanlığa sunulan, herkesi ilgilendiren, herkese gerekli olan ilahi talimatlar ve terbiye yöntemleridir. Rabbim Kur’ân-ı Kerîm’in mesajlarını doğru anlayıp kavramayı ve gereğince amel etmeyi cümlemize nasip ve müyesser kılsın!” (Kip, “İnşirah Sûresi”, 07.09.2011).</p>
<p><strong>Problemle Yüzleşmek ve Çözüm Üretmek</strong></p>
<p>“Bir Müslüman hatayla, elinde olmayarak birinin ölümüne sebebiyet vermiş olursa ne yapılmalıdır? Üzerinde durmak istediğimiz bu konu günümüzde birçok kişiyi ilgilendirmekte ve her gün yaşanmaktadır. Trafik kazaları hakkında açıklama yapılmasının zaruretine inandığım için gündeme getirmek, ilgilileri uyarmak, belki bu vesile ile birtakım insanların Allah katında sorumluluktan kurtulmalarına vesile olmak maksadıyla düşüncelerimi toplumla paylaşmak istedim.</p>
<p>Rabbim bir insanın ölümüne sebebiyet vermekten cümlemizi korusun! Ama hep görüyoruz ki; istesek de istemesek de bu tür olaylarla iç içeyiz. Bunları görmezlikten gelirsek Allah’a ve içinde yaşadığımız topluma karşı sorumluluktan kendimizi kurtaramayız. Bu dünyada kendilerini sorumluluktan ve cezadan kolaylıkla sıyıranlar olabilir. Ama unutulmasın ki; âhirette verilecek bu cezanın mürûr-u zamanı (zaman aşımı) yoktur. Bu dünyanın bir de âhireti vardır.</p>
<p>Beş türlü katillik vardır. Bunlar: 1- Taammüden (kasten), 2- Şibhü’l-amd (kaste benzer), 3- Hata olarak, 4- Hata hükmünde olan, 5- Ölüme sebebiyet vermek…</p>
<p>Tabiî ceza diyettir (kan bedeli) ki; bu bedel katilin akîlesi yani yakın akrabaları arasında paylaşılır. Varis olabileceği yakın akrabasını öldüren birisine verilecek ceza aslî cezası olup kefaret ve mirastan mahrum olmaktır ve bu ceza sadece öldürene ya da ölüme sebebiyet verene aittir.</p>
<p>Haklar, kısımlara ayrılır. Bazı haklar sadece Allah’a ait olduğundan orada kulun müdahalesi yoktur. Zina ve iftira suçlarına uygulanan had cezaları bu gruptandır. Bazı haklar da kul ile Allah arasında müşterektir. Katillikte olduğu gibi kul hakkı daha ağır basan “kısas” hakkı bu kısımdan olduğundan tercih kul tarafına havale edilmiştir ki; öldürülenin velileri isterlerse bağışlar, isterlerse kısas uygulanır.</p>
<p>Kasten katilliğin cezası kısas veya diyettir. Bu ikisi arasından birini tercih etme hakkı maktulün (öldürülenin) velilerine aittir. Eşit yakınlıkta olan veliler kısas üzerinde karar verirlerse cezanın icrasını ve infazını devlet yapar. Bunu infaz etmek insan haklarına aykırı olmadığı gibi adaletin yerine getirilmesidir. Fakat velilerden birileri diyet isterse o takdirde kısas düşer. Bu durumda sadece diyet alınır. Veliler arasından diyetten payını bağışlamak isteyen olursa kendi hakkını bağışlayabileceği gibi isterlerse bütününü de bağışlayabilirler ki; Kur’ân-ı Kerim bağışlanmasını tavsiye ve teşvik etmektedir.</p>
<p>Kur’ân-ı Kerîm’de: “Her kim kardeşine bir şey bağışlarsa insanlığı tercih etmiş ve ihsanda bulunmuş olur. Bu da Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir.” buyrulur. (Bakara 2:178).” Rabbim cümlemizi her türlü kaza ve musibetlerden korusun! Bilhassa dînî müsibetlerden muhafaza buyursun Rabbim! (Kip, “İnsan Hayatının Önemi ve Trafik Kazaları”, 13.02.2012).</p>
<p><strong>İnsan Olmak ve İnsan Kalmak</strong></p>
<p>“Râgıb el-İsfehanî “<em>Tafsîlün-Neş’eteyn</em>” isimli eserinde, Rahman suresinin ilk ayetine dayanarak; “Allah, Kur’an’ı öğretti de insanı yarattı.” biçimindeki ifadeyi tefsir ederlerken, insanın ancak Kur’an ile insan olacağını beyan etmişlerdir. Yani Kur’an’ın ruhundan ve terbiyesinden nasibini, en azından bir pay almamış insanın insan olamayacağını çok dokunaklı bir biçimde ortaya koymuşlardır.</p>
<p>Yani dini ve daveti duyacak olanlar ancak hayatta olanlardır, ölüler duymazlar: “Sen ölülere duyuramazsın, arkasını dönüp yürüyünce sağırlara da duyuramazsın.” (Neml 27:80). “Ölü iken dirilttiğimiz ve kendisine insanlar arasında yürüyebileceği bir ışık verdiğimiz kimse karanlıklar içinde kalmış, ondan hiç çıkmayacak durumdaki kimse gibi olur mu?! İşte kâfirlere, yaptıkları şey böylece kendilerine süslü gösterilmiştir…” (En’âm 6:122). Demek ki dînî hayatı olmayan insan ölülerden sayılmıştır, kendilerine de yol gösterilemez.” (Kip, “Şeriat”, 15.12.2009).</p>
<p><strong>Yanlışa Göz Yummayıp Güzellikle Uyarmak</strong></p>
<p>“Şahsen fıkhi konulara karşı aşırı derecede duyarlıyım. Genellikle bu konular üzerinde okumayı, araştırmayı, müzakere etmeyi sever, doğrusu ne ise öğrenip Müslüman kardeşlerimle paylaşmaktan hoşlanırım. Bu konuda haklı olduğumu da düşünüyorum.</p>
<p>Zira: “Bir fakih, şeytan üzerinde bin âbidden daha etkilidir.” Ve: “Fakihler, dünyaya aldanıp sultanın (âmirin) tesiri altına girmedikleri müddetçe peygamberlerin eminidirler; şayet bunu yaparlarsa siz siz olun da onlardan sakının.” dendi. Zira, Kur’an-ı Kerim’in Maide Suresi’nin 62-63. ayetlerinde kitap ehlinden haber verilirken: “Onlardan çoğunun günahta, düşmanlıkta ve haram yemede koşuştuklarını görürsün; onlar ne de kötü iş yaparlar. Eğer onları, Allah’a inananlar ve ilim sahipleri uyarmamış olsa ne kötü şeyler işlerlerdi.” buyrulmaktadır.</p>
<p>Onun için birtakım insanların işledikleri yanlış ve eksik amelleri bildiği ve görüp durduğu halde uyarmayan, eksik ve noksanlıklarını gidermekte yardımcı olmayan ilim sahiplerinin sorumlulukta ortak olduklarını düşünüyorum. Hatta bu ayetleri, Kur’an’da en dokunaklı ayetler olarak gören büyük âlimlerimiz olmuştur. Bazı hatalar cehaletle işlenirken bazen de iyi niyetlerle yapılabilmektedir. Oysa Hak ve istikametin yolu birdir. <strong>Bunun artısı da eksisi de hata ve yanlıştır</strong>. Bilhassa ibadet konuları tamamen rayına oturtulmuş ve kalıbını almıştır; ne bir şey ilave edilebilir, ne de bir şey kısıtlanabilir. Olduğu gibi ve ölçüsü dâhilinde alıp tatbik edilmelidir. Bunu da bilecek ve uygulayacak olanlar ilim ehli olan fakihlerdir. İfrat ile tefrit, sünnet ile bid’at arasında itidali temin edecek olan onlardır. Bir yerde sünnet ile bid’at ta’aruz ederse bid’atı terk etmek adına sünneti terk etmek tercih edilmiştir. Bunlar sabit kurallardır, riayet edilmesi gerekir…</p>
<p>Bazı müezzinlerimizin çoğu kere de kamet getirirken ezan okuyor gibi uzattıkları görülmektedir. Bu da nassan sabittir ki: “Ezan ‘<em>teressül</em>’ (acele etmeden, uzatılarak), kamet ise ‘<em>hadr</em>’ (kısa kesilerek) okunur,” denmiştir. Bazen de imam efendiler selamı uzatır. Selamın da uzatılmaması bildirilmiştir. Ayrıca camilerde gerek vaazlarda ve gerekse hutbe ve müezzinlikte mikrofonun ses ayarları çok ölçüsüz kullanılmaktadır. Bunlar da ibadetteki huşu, hudû ve ihlâsı zedelemektedir. Her yerde ve her şeyde hormon görülen günümüzde hiç olmazsa ibadetlerimize böyle bir şey sirayet ettirmeyelim! Bu vesileyle bütün namaz kılan kardeşlerimin namaz ve dualarının kabulünü, hizmet edenlerin ve yardımcı olanların tesirli olmasını diler, günah ve taksiratımızın bağışlanmasını Allah(c.c.)’dan niyaz ederim. Vesselamü aleyküm ve rahmetüllah!” (Kip, “Namaz İbadetinde Bazı Önemli Hususlar”, 24.05.2011).</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/selahaddin-kip-efendinin-ilminden-ve-fikirlerinden-istifade-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SELAHADDİN KİP EFENDİ’Yİ YAKINDAN TANIMAK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/selahaddin-kip-efendiyi-yakindan-tanimak/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/selahaddin-kip-efendiyi-yakindan-tanimak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Aug 2019 11:07:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA MİLLÎ GÖRÜŞ TEŞKİLATI]]></category>
		<category><![CDATA[ASHAB EFENDİ (ŞEŞEN HOCA)]]></category>
		<category><![CDATA[BESLENEY TARKAN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[BEZIR ZABİT EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇERKES DİN ÂLİMLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[DAĞISTANLI ABDULLAH EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[DİKİLİTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[EL-EZHER ÜNİVERSİTESİ]]></category>
		<category><![CDATA[FATİH PALA]]></category>
		<category><![CDATA[FIRA AZİZ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[G’UEN JAMBOLET EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[H. AKKAYA]]></category>
		<category><![CDATA[HAJKASIM FUAD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HAMIKO İSA EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HAMİT YÜKSEL]]></category>
		<category><![CDATA[HAŞUK MAHMUT EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HATSUK HAMİD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HEJ HACI ŞUAYİB EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KAFKAS KÖKENLİ DİN ÂLİMLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[KASIM OKUT]]></category>
		<category><![CDATA[KAYNAR BUCAĞI]]></category>
		<category><![CDATA[KIP HACI ADİL EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KİP SELAHADDİN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KOŞİ HACI YAKUP EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KURJI HACI HAMİT EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KURJI KEMAL EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KUŞHA ERDAL ÖZDEN]]></category>
		<category><![CDATA[L’UP HACI ASHAD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[LOKMAN BAYKALDI EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[MEHMED GÖKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[MERKEZÎ VAAZ SİSTEMİ]]></category>
		<category><![CDATA[MÜFTÜ ŞENIBE ALİ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[OFLU TAYYİP DİNGİLOĞLU HOCA]]></category>
		<category><![CDATA[SALAHATTİN KİP]]></category>
		<category><![CDATA[ŞET MIRZABEK EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ŞOCEN JAMBOLET FAHRİ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ŞORTEN JAMBOT EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[TOK HACI ÖMER BEY]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE LİSANSÜSTÜ ÇALIŞMALAR KONGRESİ]]></category>
		<category><![CDATA[UZUNYAYLA]]></category>
		<category><![CDATA[YAHYABEY]]></category>
		<category><![CDATA[YUKARI BORANDERE]]></category>
		<category><![CDATA[ZANİLE ŞEMSETTİN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ZOGANE HACI HASAN EFENDİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=928</guid>

					<description><![CDATA[Erdal Özden’in, ilk bölümünü geçen hafta tanıttığımız “XX. Yüzyılda Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri” isimli çalışmasında ikinci bölüm, Mısır’a gitmemiş ancak Kafkasya’da veya Türkiye’de eğitim almış âlimlere tahsis edilmiş olup bu hafta Çerkes toplumunda bu din âlimlerinin ne denli etkili olduğunu göstermek ve 20. Yüzyılda medrese usulüyle eğitim almış Çerkes din âlimlerini yakından tanımak için [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erdal Özden’in, ilk bölümünü geçen hafta tanıttığımız “XX. Yüzyılda Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri” isimli çalışmasında ikinci bölüm, Mısır’a gitmemiş ancak Kafkasya’da veya Türkiye’de eğitim almış âlimlere tahsis edilmiş olup bu hafta Çerkes toplumunda bu din âlimlerinin ne denli etkili olduğunu göstermek ve 20. Yüzyılda medrese usulüyle eğitim almış Çerkes din âlimlerini yakından tanımak için ulema zincirinin son halkasını teşkil eden bir âlimi örnek olarak tanıtmak istiyorum.</p>
<p><strong>Kanaat Önderi Âlimleri Hayırla Yad Etmek</strong></p>
<p>Önce eserin ikinci bölümünde hayat hikâyelerine yer verilen âlimlerin isimlerini –Uzunyayla’daki etkili kanaat önderliği hizmetlerine karşılık vefa borcu sadedinde- zikrederek ardından bu halkanın son temsilcisi merhum Selahaddin Kip Efendi’yi yakından tanımaya gayret edeceğiz:</p>
<ol>
<li>Koşi Hacı Yakup Efendi (1860?-1924?)</li>
<li>Şet Mırzabek Efendi (1873-1957)</li>
<li>Dağıstanlı Abdullah Efendi (1874-1955)</li>
<li>Bezır Zabit Efendi (1880-1956)</li>
<li>Kıp Hacı Adil Efendi (1880?-1960?)</li>
<li>Lokman Baykaldı Efendi (1876-1970)</li>
<li>Besleney Tarkan Efendi (1881-1959)</li>
<li>L’up Hacı Ashad Efendi (1887-1944)</li>
<li>G’uen Janbolet Efendi (1888?-1960?)</li>
<li>Hamıko İsa Efendi (1889-1964)</li>
<li>Hacı Canbolat Fahri Şucan Efendi (1885-1972)</li>
<li>Şorten Jambot Efendi (1896-1982)</li>
<li>Hajkasım Fuad Efendi (1898-1965)</li>
<li>Fıra Aziz Efendi (1901-1972)</li>
<li>Hej Hacı Şuayib Efendi (1901-1992)</li>
<li>Ashab Efendi (Şeşen Hoca) (1905-1961)</li>
<li>Zanile Şemsettin Efendi (1918-2002)</li>
<li>Haşuk Mahmut Efendi (1847-1925)</li>
<li>Zogane Hacı Hasan Efendi (1931-1990)</li>
<li>Kurjı Kemal Efendi (1927-2002)</li>
<li>Kip Selahaddin Efendi (1930-2013)</li>
</ol>
<p><strong>Kip Selahaddin Efendi’yi Yakından Tanımak (1930-2013)</strong></p>
<p>Klasik usulde din eğitimi almış Çerkes din âlimlerinin Uzunyayla’daki son temsilcisi Kip Selahaddin Efendi 1930 yılında Kayseri -Pınarbaşı-Uzunyayla-Dikilitaş Köyü’nde dünyaya gelmiştir.</p>
<p>“Altı yaşında iken ilk Arapça derslerini ve yanı sıra fıkıh, akait, tefsir, usul bilgilerini medrese eğitimli babasından almıştır. Ayrıca kendi köyünde Hatsuk Hamid Efendi tarafından başlatılan Kur’an kursuna gitmiştir. Ardından 1939-42 yılları arasında eğitmen okulunda okumuştur.” (Akkaya, 1999: 50).</p>
<p>“Babadan dedesi H. Seyyit Efendi, anneden dedesi el-Ezher ulemasından Kurjı Hacı Hamdi Efendi’dir. Soyu her iki taraftan da kıymetli âlimlere yaslanmaktadır. 1948 yılına kadar babası ile devam ettiği dinî eğitiminin yanısıra babasının hacda vefatı üzerine Oflu Tayyip Dingiloğlu Hoca’dan feraiz dersleri almıştır. 1951 yılında Pınarbaşı’na bağlı Yukarı Borandere köyünde ilk imamlık görevine başlamış ve üç yıl bu görevi icra etmiştir. Ardından 1954-56 yılları arasında askerlik görevini ifa etmiş ve dönüşte Pınarbaşı’na bağlı Kaynar bucağında imam-hatipliğe başlamıştır. Kaynar’da görev yaparken Ginaz Bedriye Hanım ile evlenmiş ve bir kızları dünyaya gelmiştir.</p>
<p>Beş yıl süren Kaynar bucağındaki görevi esnasında bir taraftan öğrenciler yetiştirirken diğer taraftan da müftülük ve vaizlik sınavlarına hazırlanmış ve başarılı olmuştur. 1961 yılında Pınarbaşı ilçe vaizliğine atanmıştır. 1966 yılında Çerkes Müftü Şenıbe Ali Efendi’nin vefatıyla boşalan makama, Tok Hacı Ömer Bey’in de teşviki ve ısrarı ile ya da başka bir ifade ile geleneksel teamül gereği Kip Selahaddin Efendi geçmiştir. On dört yıl süren ilçe müftülüğü görevi boyunca birçok hizmetleri yanında ilçe müftülük binasının ve İmam-Hatip Okulu’nun inşasına öncülük etmiştir. Ayrıca Pınarbaşı Adliyesi mahkemelerinde feraiz konusunda bilirkişi olarak da görev almıştır.</p>
<p>Kip Selahaddin Efendi emeklilik sonrası, 1981 yılında Almanya Millî Görüş Teşkilatı’nın dinî irşat ve tebliğ çağrısı ile hizmet amacıyla Almanya’ya gider. Teşkilatın Fetva Komisyonu’na seçilir… 1991 yılında Türkiye’ye geri döner. Fetva komisyonu üyeliği görevi Türkiye’ye döndükten sonra da uzun yıllar sürer. İhtilal sonrası Türkiye’de sular durulup siyasi yasaklar kalkınca Refah Partisi’nden Kayseri milletvekili adayı olur. Bu, Kip Selahaddin Efendi’nin siyasal arenaya ilk ve son katılma girişimidir.” (Yüksel, 2014: 15-16).</p>
<p>“Selahaddin Efendi, önceki kuşak din âlimlerimizde göremediğimiz, görmek istediğimiz birçok konuya cevap vermiş olma özelliğini taşımaktadır. Zira hem yazmış hem konuşmuş hem de anavatan (Kafkasya) ile bağlantı kurmuştur. Bu arada ana dilini de işlevsel hale getirmiş, sınırlı çapta, ilmihal düzeyinde de olsa dinî konuları şifahi olarak kasetlere de okumuştur. Bunları yazıya dökmek için Kiril alfabesini bilmediğine de hayıflanırdı.” (Özden, 2018: 173). “Kur’an-ı Kerim’in Kaberdey diyalektindeki mealini inceleyebilmek için altmışlı yaşlarda Kiril alfabesini öğrenir ve konuşa geldiği Çerkescenin vücut bulmuş haliyle okumanın tadına varır.” (Yüksel, 2014: 17).</p>
<p>“Kurjı Kemal Efendi ile birlikte anavatana giderek oradaki soydaşlarına kendi anadiliyle hitap etme ve hizmet verme bahtiyarlığına da ermiştir. Bu hizmeti her iki hoca efendi de hayatlarının en duygulu ve en anlamlı anıları olarak yâd ederlerdi.</p>
<p>Selahaddin Efendi’nin bir diğer özelliği de; Kafkas derneklerinde, Çerkes STK’larında her zaman boy göstermiş, bu konudaki taleplere ziyadesiyle karşılık vermiş, üşengeçlik göstermemiş olmasıdır. Thamade olma işlevini her toplumsal faaliyette hakkıyla ifa etmiştir. Sosyaldir, aktiftir. Bir din âlimi olarak yüklendiği misyonunu ifa ederken din-gelenek çatışmasına mahal vermemiş, her zaman, kuşatıcı ve hoşgörülü olmuş, ayrıştırıcı olmamış, uç yorumlara pirim vermemiş ve topluma pozitif katkı sunmuştur. Bundan dolayı da ayrı bir saygınlık kazanmıştır. Dinin özünden, nass’lardan da asla taviz vermemiştir. Dolayısıyla Çerkes din âlimi olarak toplumumuza örneklik teşkil etmiştir.</p>
<p>Selahaddin Efendi’yi, 16.05.1965 tarihinde Yahyabey köyünde yapılan meşhur toplantıda Dikilitaş köyü delegesi olarak, 1968’deki Karakuyu toplantısında ise Pınarbaşı Müftüsü sıfatıyla aktif görev üstlenmiş olarak görmekteyiz.</p>
<p>Selahaddin Efendi klasik-gelenekçi bir din âlimi olarak, zamanın ruhunu kavrayabilen, yaşadığı çağın ve döneminin dilini konuşabilen bir şahsiyet olarak, iki kültür ve iki anlayış arasında köprü görevini de başarıyla yönetmiştir.</p>
<p>Sadece Çerkes toplumunun değil, genelde ülkenin meselelerine, hatta ümmetin meselelerine duyarsız kalmamıştır. Gerek hacda gerek Almanya’da ve gerekse Türkiye’de kendisine sunulan imkânları değerlendirerek irşat faaliyetlerinde bulunmuştur. Bu faaliyetlerinde gayet samimi, heyecan dolu olduğu gibi anlatımları da oldukça hisli ve coşkuluydu.” (Özden, 2018: 174).</p>
<p>“Kip Selahaddin Efendi radyo ve televizyon programları yoluyla kitlelere, doğrudan hitap yoluyla camilerde cemaate yaptığı sözlü irşatları yanında, hayli yazılı eser de bırakmıştır.</p>
<p>Selahaddin Efendi, -tıpkı sosyal fonksiyonerliği ve âlimliği gibi- eserlerinde hem klasik hem modern eser geleneğinin; hem muhteva hem de anlatım tarzı açısından her ikisinin buluştuğu ve harmanlandığı, kendine has bir üsluba sahiptir.” (Özden, 2018: 175).</p>
<p><strong>“Ümmet-i Muhammed”i Ayrım Yapmadan Kucaklamak</strong></p>
<p>Vefatından sonra Kip Selahaddin Efendi hakkında yazılanlardan kısa bir seçkiyle yazımızı sonlandıralım:</p>
<p>“Merhum Selahattin Kip Hoca Efendi’nin üstün zekâsını, ilim ve hikmetteki üstün derecesini anlatmaktan acizim. 70 yıllık hayatım içerisinde tanıdığım en mümtaz şahsiyetlerden biridir. Onun nezaketi, edep ve hayâsı, İslam davasına olan azmi müstesna idi. Ne acıdır ki Onun ilminden gereği gibi faydalanamadık. Merkezî vaaz sistemi yüzünden nice değerli hoca efendiler vaaz kürsülerinden mahrum edildiler…” (Okut, 2013).</p>
<p>“Kayseri’nin önemli değerlerinden birisi olan Selahattin Kip Hoca, güzel işlere imza atan, pek çok programda halkı irşad eden, dava sahibi bir adam idi, medrese eğitimi almış ve pek çok seneler müftülük yapmıştı.</p>
<p>Kendisini, genellikle ümmetin bütününü ilgilendiren organizasyonlarda sunduğu konuşmalarından ve apayrı bir lezzet alarak ‘âminler’ eklediğimiz dualarından bilir ve tanırız. Öylesine içten, öylesine samimi ve ihlâslı dualar ederdi ki… İlminin de verdiği ağırlıkla, hemen hemen bütün cümleleri önemli bir gediği doldururdu. Mehmed Göktaş Hoca gibi Kayseri’nin bir başka değerinin, Selahattin Hoca’nın bulunduğu ortamlarda, konuşmaktan ve mikrofon başına geçip dua etmekten imtina ettiğine çok kere şahit olmuşumdur. Duaları tüm müminleri kapsar, ümmet coğrafyasını güneyinden kuzeyine, doğusundan batısına kuşatırdı. Uzaktan takip etmeme rağmen, çok ama çok sevgi beslediğim bir büyüğümüzdü, razı olduğum bir Müslümandı…” (Pala, 2013).</p>
<p>83 yıllık bir ömre onlarca tercüme ve telif eser, binlerce vaaz ve hitabe, öğrenciler, şiirler ve sosyal faaliyetler sığdıran, Allah’ın kendisine bahşettiği emanetleri hakkıyla muhafaza edip çağına ve toplumuna şahitlik vazifesini bihakkın yerine getirerek teslim-i ruh eyleyen merhum Kip Selahaddin Hocaefendi’yi hayırla yad ediyoruz. Mekânı Cennet, makamları âlî olsun.</p>
<p><strong> </strong><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li>Akkaya, H. (1999). <strong>Kayseri ve Çevresindeki Kafkas Kökenli Din Âlimleri.</strong> Yayımlanmamış bitirme tezi, Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Kayseri.</li>
<li>Okut, Kasım. (2013). “<strong>Üstat Selahaddin Kip Hocaefendi</strong>”. Kayseri Gündem gazetesi, http://www.kayserigundem.com.tr/-ustat-selahaddin-kip-hocaefendi-makale,1384.html, yayım tarihi: 29 Ekim 2013, erişim tarihi: 18.08.2019.</li>
<li>Özden, Erdal. (2018). “<strong> Yüzyılda</strong> <strong>Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri</strong>”. Aydın, 200 s.<br />
https://www.kafdavyayincilik.com/20-yuzyilda-uzunyayla-da-yasayan-cerkes-din-alimleri erişim tarihi: 05.08.2019.</li>
<li>Pala, Fatih. (2013). “<strong>Selahattin Kip Hoca da Mevlasına Kavuştu</strong>”. https://www.dunyabizim.com/portre/selahattin-kip-hoca-da-mevlasina-kavustu-h14832.html, yayım tarihi: 23.10.2013, erişim tarihi: 18.08.2019.</li>
<li>Yüksel, Hamit. (2014). “<strong>Çerkes Din Adamı ve Bir Yazar Olarak Kip Selahaddin Efendi</strong>”. III. Türkiye Lisansüstü Çalışmalar Kongresi Bildiriler Kitabı – I (Sosyoloji &#8211; İlahiyat &#8211; Eğitim), Sakarya Üniversitesi-İLEM, İstanbul 15-18 Mayıs 2014, s.13-23.<br />
tlck.org.tr/wp-content/uploads/2018/09/III_TLCK_1_kitap_BASKI.pdf, yayım tarihi: 18.05.2014, erişim tarihi: 18.08.2019.</li>
<li><a href="http://www.kipselahaddin.com"><strong>www.kipselahaddin.com</strong></a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/selahaddin-kip-efendiyi-yakindan-tanimak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UZUNYAYLA DİN ÂLİMLERİNİ YENİ NESLE TANITMAK-II</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/uzunyayla-din-alimlerini-yeni-nesle-tanitmak-ii/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/uzunyayla-din-alimlerini-yeni-nesle-tanitmak-ii/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Aug 2019 20:19:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[ADEMEY ALİ HAFİZ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[AŞKHOT HACI MECİT EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[AZİZİYE]]></category>
		<category><![CDATA[BENEŞ’EJ MANSUR EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[BENEŞ’EJ MUHAMMED EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[BEŞTOK HIZIR EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[BEYKALDI KADI MESUD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇERKES DİN ÂLİMLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[DEGUNE HACI NUH EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[DURMUŞ ASLAN]]></category>
		<category><![CDATA[DZIĞO HÜSEYİN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[EL-EZHER ÜNİVERSİTESİ]]></category>
		<category><![CDATA[ESKİYASSIPINAR]]></category>
		<category><![CDATA[GÖKSUNLU MEHMET EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HACIKASIM FUAD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HAKUN HACI HARUN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HARTOKO HACI İSHAK EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HATTAT LOKMAN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HEJ HACI YAHYA EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KAŞIRĞA HACI MUHAMMED EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KORAY KUL]]></category>
		<category><![CDATA[KOŞİ HACI ASHAD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KOŞİ HACI YAKUP EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KURIJE HACI ABDÜLHAMİT RÜŞTÜ GÖRÜCÜ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KURMEN HASAN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KUŞHA ERDAL ÖZDEN]]></category>
		<category><![CDATA[L’IŞE YAKUP EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[L’UP HACI ASHAD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[MEREYMKUL HACI ALİ MAKSUD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[METHİYE]]></category>
		<category><![CDATA[MUDAREY]]></category>
		<category><![CDATA[MUHAMMED BEYYÛMÎ EL-MİNYÂVÎ]]></category>
		<category><![CDATA[NIBEJ LOKMAN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[PINARBAŞI]]></category>
		<category><![CDATA[RECEP YAŞAR]]></category>
		<category><![CDATA[SALAHATTİN KİP]]></category>
		<category><![CDATA[ŞENIBE ALİ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ŞENIBEY]]></category>
		<category><![CDATA[SULTAN REŞAT (V. MEHMET)]]></category>
		<category><![CDATA[TEVFİK ÇİPER BEY]]></category>
		<category><![CDATA[UZUNYAYLA]]></category>
		<category><![CDATA[VERIL’ SUFYAN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ZANİLE HACI YUSUF EFENDİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=925</guid>

					<description><![CDATA[Ezher Üniversitesi’nde ilim tahsil etmek için 20. Yüzyıl boyunca Uzunyayla’dan Mısır’a giden ilim talipleri hakkında emekli öğretmen Kuşha Erdal Özden’in 2018 yılı sonunda yayımladığı “XX. Yüzyılda Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri” isimli çalışmasını geçen hafta kısaca tanımıştık. Bu hafta, bir asır kadar önce Ezher’de tahsil görmüş Çerkes din âlimlerinden üçünün kısa hayat hikâyelerini özetle aktararak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ezher Üniversitesi’nde ilim tahsil etmek için 20. Yüzyıl boyunca Uzunyayla’dan Mısır’a giden ilim talipleri hakkında emekli öğretmen Kuşha Erdal Özden’in 2018 yılı sonunda yayımladığı “XX. Yüzyılda Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri” isimli çalışmasını geçen hafta kısaca tanımıştık. Bu hafta, bir asır kadar önce Ezher’de tahsil görmüş Çerkes din âlimlerinden üçünün kısa hayat hikâyelerini özetle aktararak eserin ehemmiyetine dikkat çekmek istiyorum:</p>
<p><strong>Hayırlı Bir Çığır Açmak: İlim Taliplerine Öncülük Etmek</strong></p>
<p>Uzunyayla’da yetişen Çerkes âlimlerinin büyük ekseriyeti öncü insan <strong>Kurıje Hacı Abdülhamit Rüştü Efendi</strong>’nin (1860-1923) öğrencisidir. Uzunyayla’da yürüttüğü eğitim faaliyetine baktığımız zaman onun misyon ve vizyon sahibi bir âlim olduğunu anlıyoruz. Ezher’den en üst düzeyde ilmî donanımla dönüyor ve bu birikimini, kendisine mevki, şan ve şöhret, belki de servet sağlayacak olan Payitaht İstanbul’da değil de sürgün ve vurgun yemiş, yoksul ve “yetîm-i tarih” olan kendi halkının çocuklarının eğitimi için, mütevazı köyünde bir medrese açıp eğitim faaliyeti başlatmak suretiyle değerlendiriyor.</p>
<p>Kurıje Hacı Hamit Efendi’nin öğrencilerine kuvvetli bir İslami bilgi verdiğinde hiç şüphe yok. Buna, en başarılı ve parlak öğrencilerinden Karahalkalı Hacı Harun Efendi’nin şu sözü tanıklık etmektedir: “Biz Mısır’a Hacı Hamid Efendi’nin öğrettikleriyle gittik, onunla geri döndük.” (Özden, 2018: 31).</p>
<p>Hacı Hamid Efendi, Büyük Çerkes Sürgünü esnasında, Karadeniz’in azgın dalgaları arasında 1860 yılında gemide dünyaya gözlerini açtı. Türkiye’ye sağ salim ulaşan ailesi, Kayseri İli Pınarbaşı (o zamanki adayla Aziziye) ilçesine bağlı Eskiyassıpınar (Şenıbey) köyüne yerleştiler.</p>
<p>Çocuğun okuma ve öğrenme arzusunu keşfeden ailesi iyi bir tahsil görmesi için onu Maraş’a gönderir. Oradan Mısır’a, Ezher Üniversitesi’ne gider. Burada 24 yıl kadar kalır. Bir süre aynı üniversitede hocalık yapar. Hocalarının üniversitede kalması yönündeki ısrarlarına rağmen memleketine döner. Ama amaçsız dönmemiştir. Belli ki ideali ve hedefi vardır (Özden, 2018: 32).</p>
<p>“Abdülhamit Rüştü Efendi köyüne döndükten sonra işe koyulmuş, zamanın Osmanlı Padişahı Sultan (V. Mehmet) Reşat’ın kendisine verdiği fermanın sağladığı yetki ile köyünde talebe okutmaya müsait, içinde bir medrese bölümünün de yer aldığı büyük bir cami inşa ettirmiştir. Köyün imamlığı ile birlikte o, çevreden gelen istekli ve zeki talebelerini yetiştirmeye başlamış, böylece köyünün hem imamı hem de müderrisi olmuştur.” (Aslan, 2011: 419).</p>
<p>Uzunyayla’yı aydınlatacak birçok âlim ilk eğitimini bu medresede alır. Abdülhamit Rüştü Efendi bu öğrencileri bizzat yetiştirir. Bununla da kalmaz onlara referans olur ve Mısır’a, kendisinin okuduğu Ezher Üniversitesi’ne gönderir. Gönderdiği öğrencilerinin hiçbiri onun yüzünü kara çıkarmaz, okullarını neredeyse hepsi üstün dereceyle bitirirler. Bazıları da tıpkı kendisi gibi orada bir süre hocalık yapar ve hepsi de tekrar ülkesine, halkının arasına döner (Özden, 2018: 32).</p>
<p>Hamid Efendi yazılı bir eser bırakmadı. Ancak, O’nun geride bıraktığı öğrencilerinin her biri birçok yazılı eser değerindedir. Onların en ünlüleri şunlardır:</p>
<ol>
<li>Karahalka Köyü’nden Harun Efendi</li>
<li>Alamescit Köyü’nden Ademey Hafız Efendi</li>
<li>Eskiyassıpınar Köyü’nden Mehmet Nuri Efendi (oğlu)</li>
<li>Methiye Köyü’nden Koşi Hacı Ashad Efendi</li>
<li>Hayriye Köyü’nden Aşkhot Hacı Mecit Efendi (Eski Pınarbaşı Müftüsü)</li>
<li>Eskiyassıpınar Köyü’nden Şenıbe Ali Efendi (Eski Pınarbaşı Müftüsü)</li>
<li>Dzığo Hüseyin Efendi (Eski Pınarbaşı Müftüsü)</li>
<li>Göksunlu Mehmet Efendi</li>
<li>Tevfik Çiper Bey (Hukukçu)</li>
<li>L’up Hacı Ashad Efendi</li>
<li>Aşağıhüyük Köyü’nden Hacıkasımlardan Fuad Efendi</li>
</ol>
<p>“диныри-дунери (dinıri duneyri)” adlı Çerkesçe internet sitesinde Kurıje Hacı Hamid Efendi’yi tanıtan yazıda şu vurgular dikkat çekmektedir:</p>
<p>“İnsanlara birçok konuda yardımcı oluyordu. İlmî konularda hep kendisiyle istişare ediliyor olması hasebiyle, onun hakkında şöyle denildiği anlatılır: “Bizim de Ebu Hanife’miz budur.”</p>
<p>Kendileri güzel ahlak sahibi, nüktedan, gönül alan, insanların dertlerini dinleyen, dertlerine derman olmaya çalışan, bildiklerini başkalarına öğretmek için de hiçbir çabadan geri durmayan bir insandı.</p>
<p>İlim tahsili, gurbet hayatı ve ilim öğretmekle meşguliyet, onu geç yaşlara kadar yuva kurmaktan alıkoydu. Kırk yaşından sonra evlendi. Evlendikten sonra üç erkek bir de kız evladı oldu. Ancak çocuklarına çok arzu ettiği yüksek düzeyde ilim tahsil ettirme imkânına ömrü vefa etmedi (Özden, 2018: 33).</p>
<p>Ezher Üniversitesi, Hamid Efendi’yi dört mezhebe göre ders ve fetva verebilme icâzetiyle/diplomasıyla yetkili kılmıştı. Bu şekilde köyü Eskiyassıpınar’da medrese açarak öğrenci yetiştirmeye başladı.</p>
<p>Hacı Hamid Efendi’nin açtığı medrese, Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra da Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkartılıp medreseler kapatılıncaya kadar açık kaldı.”</p>
<p>“Abdülhamit Rüştü Efendi’nin ilmî yeterliliğini belgeleyen iki icâzetnamesi elimizde bulunmaktadır. Bunlardan birisi Ezher Ulemasından Muhammed Beyyûmî el-Minyâvî’den almış olduğu Asım Kıraati Hafs Rivâyeti’nin Şâtıbiyye Tarîkinden Kıraât İlmi dalındaki icâzeti, diğeri de yine diğer Ezher ulemasından almış olduğu Sünnet/Hadis alanında hem rivâyet hem de dirâyet için genel icazetidir…” (Özden, 2018: 34-43).</p>
<p><strong>Bütün Bir Ömrü İslam’ı Hakkıyla Öğrenmeye ve Öğretmeye Adamak</strong></p>
<p>Methiye (Mudarey) köyünden çıkıp Mısır’a giden ve Ezher’de tahsil gören <strong>Mereymkul Hacı Ali Maksud Efendi</strong> (1822-1889) tefsir yazacak kadar büyük bir âlimdi. Müderrislik yapmış ve yüz kadar öğrenci okutmuştur. Torunu Koray Kul dedesini şöyle anlatmaktadır:</p>
<p>Hacı Ali Maksud Efendi 1822 yılında Kafkasya’da doğdu. İlim tahsiline babası derviş Mehmed’in yanında başlamıştır. 9 yaşında hafızlığını bitirip 21 yaşına kadar Kafkasya’da fıkıh, tefsir, hadis, kelam derslerini almıştır. 1843 yılında Mısır’a vapur yoluyla gitmiş ve Ezher Üniversitesi’nde 13 yıl ilim tahsil etmiştir. Yazdığı çok sayıda eser günümüzde korunmaktadır. Methiye’de açmış olduğu medresede her yıl çok sayıda talebe yetiştirmiştir. Onun eserleriyle vaaz ve fetva veren nice âlimler vardır. Hafiz Efendi’nin onun kitaplarıyla cuma vaazı ve fetva verdiği bilinmektedir. Salahattin Kip Hoca Efendi’nin de onun kitaplarından haftalık ilim dergisinde yazılar yayınladığı bilinmektedir. Uzunyayla’nın ünlü hattatı Lokman Efendi, hattatlığı da meşhur olan Hacı Ali Maksud Efendi’nin yetiştirdiği bir zattır.</p>
<p>Ömrünü İslam’a, Kur’an’a ve sünnete adamış, ilmiyle âmil bir zat idi. Merhum hakkında, Hafiz Efendi’nin bizzat kendisinin worşer(sohbet) ortamlarında söylediği ve herkes tarafından bilinen şu sözü çok meşhurdur:</p>
<p>“Biz Ezher’e gittiğimiz zaman, bize oradaki müderrisler şunu söylüyorlardı: Hacı Ali Maksud Efendi burada ilim bırakmadı, hepsini aldı ülkenize götürdü zaten; buraya kadar geleceğinize gidip ondan öğrenseydiniz ya…”</p>
<p>Gözlerini kaybedecek seviyeye gelinceye kadar eğitim hizmetine devam etmiştir. Gözleri tamamen görmez olunca en büyük oğlu Mereymkul Ashad Efendi’ye vekâletini vermiş ve tedrisata o devam etmiştir. 1889 yılı arife günü 77 yaşında ruhunu Rahman’a teslim etmiştir (Özden, 2018: 45-47).</p>
<p><strong>Vefa ve Fedakârlık Timsali Olmak</strong></p>
<p>Çerkeslerin Hatıkoy boyundan Kaynar doğumlu<strong> Hej Hacı Yahya Efendi</strong>’nin (1877-1956) Mısır’a gidiş hikâyesi oldukça ilginçtir. Gençlik aşkı o günün sosyal sınıf algısına takılır ve sülalelerine denk olmadığı gerekçesiyle aile büyükleri onun sevdiği kızla evlenmesine onay vermezler. O da yanına bir ‘koyeplıj’den (Çerkes kaşar peyniri) başka bir şey almadan ikinci aşkının peşinden gider. Kahire’de Ezher Üniversitesi’ni başarıyla tamamladıktan sonra memleketine dönmez. Mısır’da 17 yıl kalır, bir süre Ezher’de ders verir.</p>
<p>Mısır üzerinden hacca Hicaz’a giden köylüleri ona memlekete dönmesi ve ailesinin başına geçmesi için ricada bulunurlar. Derler ki: “kardeşlerin seferberlikte şehit oldular ailenin başında büyük kalmadı, gel de ailenin başına geç, aileyi toparla, aksi halde aile perişan olacaklar.” Bunun üzerine köyüne (Kayseri-Pınarbaşı-Kaynar) döner. Bu arada yaşı kırklara merdiven dayamıştır. Derler ki, seni artık everelim. O da eğer kaşenım (sevdiğim) ile everecekseniz olur der. Ancak acı haberi alır, sevdiği kızın artık hayatta olmadığını, bekâr olarak öldüğünü öğrenir. O da başka birisiyle evlenmeden ömrünü bekâr olarak sürdürür. Yeğeni Hej Receb Yaşar, “Kendisi evlenmedi ama kız kardeşlerini ve kardeşlerinin çocuklarının hepsini everdi ve ömrünü onların hayata tutunmalarına ve ailenin geçimine adadı” diyerek hayırla yad ediyor amca dedesini.</p>
<p>Şunu da ilave ediyor sözlerine: “Onun fetvasının üstüne kimse fetva koyamazdı. Hafiz Efendi bile o hayatta olduğu sürece hep ona gönderirdi fetva soranları. Yahya Efendi bir fetva verdiyse onun üstüne asla söz söylemezdi.” (Özden, 2018: 73-75).</p>
<p>İlk kısmını geçen hafta yayımladığımız eser tanıtım yazımızı “Erdal Özden’in “XX. Yüzyılda Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri” isimli çalışmasında hayat hikâyeleri anlatılan “Mısır tahsilli” âlimlerin listesiyle sonlandıralım:</p>
<ol>
<li>Kurıje Hacı Abdülhamit Rüştü Görücü Efendi</li>
<li>Mereymkul Hacı Ali Maksud Efendi</li>
<li>Hakun Hacı Harun Efendi</li>
<li>Zanile Hacı Yusuf Efendi</li>
<li>Verıl’ Sufyan Efendi</li>
<li>Hej Hacı Yahya Efendi</li>
<li>Beneş’ej Mansur Efendi</li>
<li>Beneş’ej Muhammed Efendi</li>
<li>Beykaldı Kadı Mesud Efendi</li>
<li>Kurmen Hasan Efendi</li>
<li>Koşi Hacı Yakup Efendi</li>
<li>Hartoko Hacı İshak Efendi</li>
<li>Degune Hacı Nuh Efendi</li>
<li>L’ışe Yakup Efendi</li>
<li>Nıbej Lokman Efendi</li>
<li>Koşi Hacı Ashad Efendi</li>
<li>Kaşırğa Hacı Muhammed Efendi</li>
<li>Aşkhot Hacı Mecit Efendi</li>
<li>Beştok Hızır Efendi</li>
<li>Dzığo Hüseyin Efendi</li>
<li>Şenıbe Ali Efendi</li>
<li>Ademey Ali Hafiz Efendi</li>
</ol>
<p>Kayseri-Sivas-Maraş üçgeninde yer alan ve seksen kadar Çerkes köyünü barındıran Uzunyayla platosunda yaşamış ancak eserleri ve etkileri daha geniş coğrafyalara ulaşan Çerkes din âlimlerini hayırla yad ediyoruz. Mekânları Cennet, makamları âlî olsun.</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li>Aslan, Durmuş. (2011).<strong> “Abdülhamid Rüştü (Görücü) Efendi ve İcazetnameleri”</strong>. Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2011, Cilt: XV, Sayı: 1, s.403-426.<br />
https://dergipark.org.tr/cuifd/issue/4279/57678, yayım tarihi: 15.06.2011, erişim tarihi: 12.08.2019.</li>
<li>Özden, Erdal. (2018). “<strong>XX. Yüzyılda</strong> <strong>Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri</strong>”. Aydın, 200 s.<br />
https://www.kafdavyayincilik.com/20-yuzyilda-uzunyayla-da-yasayan-cerkes-din-alimleri erişim tarihi: 05.08.2019.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/uzunyayla-din-alimlerini-yeni-nesle-tanitmak-ii/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
