<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>PINARBAŞI Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://fethigungor.net/etiket/pinarbasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/etiket/pinarbasi/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Mon, 12 Aug 2019 20:21:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>UZUNYAYLA DİN ÂLİMLERİNİ YENİ NESLE TANITMAK-II</title>
		<link>https://fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/uzunyayla-din-alimlerini-yeni-nesle-tanitmak-ii/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/uzunyayla-din-alimlerini-yeni-nesle-tanitmak-ii/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Aug 2019 20:19:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[ADEMEY ALİ HAFİZ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[AŞKHOT HACI MECİT EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[AZİZİYE]]></category>
		<category><![CDATA[BENEŞ’EJ MANSUR EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[BENEŞ’EJ MUHAMMED EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[BEŞTOK HIZIR EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[BEYKALDI KADI MESUD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇERKES DİN ÂLİMLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[DEGUNE HACI NUH EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[DURMUŞ ASLAN]]></category>
		<category><![CDATA[DZIĞO HÜSEYİN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[EL-EZHER ÜNİVERSİTESİ]]></category>
		<category><![CDATA[ESKİYASSIPINAR]]></category>
		<category><![CDATA[GÖKSUNLU MEHMET EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HACIKASIM FUAD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HAKUN HACI HARUN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HARTOKO HACI İSHAK EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HATTAT LOKMAN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HEJ HACI YAHYA EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KAŞIRĞA HACI MUHAMMED EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KORAY KUL]]></category>
		<category><![CDATA[KOŞİ HACI ASHAD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KOŞİ HACI YAKUP EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KURIJE HACI ABDÜLHAMİT RÜŞTÜ GÖRÜCÜ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KURMEN HASAN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KUŞHA ERDAL ÖZDEN]]></category>
		<category><![CDATA[L’IŞE YAKUP EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[L’UP HACI ASHAD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[MEREYMKUL HACI ALİ MAKSUD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[METHİYE]]></category>
		<category><![CDATA[MUDAREY]]></category>
		<category><![CDATA[MUHAMMED BEYYÛMÎ EL-MİNYÂVÎ]]></category>
		<category><![CDATA[NIBEJ LOKMAN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[PINARBAŞI]]></category>
		<category><![CDATA[RECEP YAŞAR]]></category>
		<category><![CDATA[SALAHATTİN KİP]]></category>
		<category><![CDATA[ŞENIBE ALİ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ŞENIBEY]]></category>
		<category><![CDATA[SULTAN REŞAT (V. MEHMET)]]></category>
		<category><![CDATA[TEVFİK ÇİPER BEY]]></category>
		<category><![CDATA[UZUNYAYLA]]></category>
		<category><![CDATA[VERIL’ SUFYAN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ZANİLE HACI YUSUF EFENDİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=925</guid>

					<description><![CDATA[Ezher Üniversitesi’nde ilim tahsil etmek için 20. Yüzyıl boyunca Uzunyayla’dan Mısır’a giden ilim talipleri hakkında emekli öğretmen Kuşha Erdal Özden’in 2018 yılı sonunda yayımladığı “XX. Yüzyılda Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri” isimli çalışmasını geçen hafta kısaca tanımıştık. Bu hafta, bir asır kadar önce Ezher’de tahsil görmüş Çerkes din âlimlerinden üçünün kısa hayat hikâyelerini özetle aktararak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ezher Üniversitesi’nde ilim tahsil etmek için 20. Yüzyıl boyunca Uzunyayla’dan Mısır’a giden ilim talipleri hakkında emekli öğretmen Kuşha Erdal Özden’in 2018 yılı sonunda yayımladığı “XX. Yüzyılda Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri” isimli çalışmasını geçen hafta kısaca tanımıştık. Bu hafta, bir asır kadar önce Ezher’de tahsil görmüş Çerkes din âlimlerinden üçünün kısa hayat hikâyelerini özetle aktararak eserin ehemmiyetine dikkat çekmek istiyorum:</p>
<p><strong>Hayırlı Bir Çığır Açmak: İlim Taliplerine Öncülük Etmek</strong></p>
<p>Uzunyayla’da yetişen Çerkes âlimlerinin büyük ekseriyeti öncü insan <strong>Kurıje Hacı Abdülhamit Rüştü Efendi</strong>’nin (1860-1923) öğrencisidir. Uzunyayla’da yürüttüğü eğitim faaliyetine baktığımız zaman onun misyon ve vizyon sahibi bir âlim olduğunu anlıyoruz. Ezher’den en üst düzeyde ilmî donanımla dönüyor ve bu birikimini, kendisine mevki, şan ve şöhret, belki de servet sağlayacak olan Payitaht İstanbul’da değil de sürgün ve vurgun yemiş, yoksul ve “yetîm-i tarih” olan kendi halkının çocuklarının eğitimi için, mütevazı köyünde bir medrese açıp eğitim faaliyeti başlatmak suretiyle değerlendiriyor.</p>
<p>Kurıje Hacı Hamit Efendi’nin öğrencilerine kuvvetli bir İslami bilgi verdiğinde hiç şüphe yok. Buna, en başarılı ve parlak öğrencilerinden Karahalkalı Hacı Harun Efendi’nin şu sözü tanıklık etmektedir: “Biz Mısır’a Hacı Hamid Efendi’nin öğrettikleriyle gittik, onunla geri döndük.” (Özden, 2018: 31).</p>
<p>Hacı Hamid Efendi, Büyük Çerkes Sürgünü esnasında, Karadeniz’in azgın dalgaları arasında 1860 yılında gemide dünyaya gözlerini açtı. Türkiye’ye sağ salim ulaşan ailesi, Kayseri İli Pınarbaşı (o zamanki adayla Aziziye) ilçesine bağlı Eskiyassıpınar (Şenıbey) köyüne yerleştiler.</p>
<p>Çocuğun okuma ve öğrenme arzusunu keşfeden ailesi iyi bir tahsil görmesi için onu Maraş’a gönderir. Oradan Mısır’a, Ezher Üniversitesi’ne gider. Burada 24 yıl kadar kalır. Bir süre aynı üniversitede hocalık yapar. Hocalarının üniversitede kalması yönündeki ısrarlarına rağmen memleketine döner. Ama amaçsız dönmemiştir. Belli ki ideali ve hedefi vardır (Özden, 2018: 32).</p>
<p>“Abdülhamit Rüştü Efendi köyüne döndükten sonra işe koyulmuş, zamanın Osmanlı Padişahı Sultan (V. Mehmet) Reşat’ın kendisine verdiği fermanın sağladığı yetki ile köyünde talebe okutmaya müsait, içinde bir medrese bölümünün de yer aldığı büyük bir cami inşa ettirmiştir. Köyün imamlığı ile birlikte o, çevreden gelen istekli ve zeki talebelerini yetiştirmeye başlamış, böylece köyünün hem imamı hem de müderrisi olmuştur.” (Aslan, 2011: 419).</p>
<p>Uzunyayla’yı aydınlatacak birçok âlim ilk eğitimini bu medresede alır. Abdülhamit Rüştü Efendi bu öğrencileri bizzat yetiştirir. Bununla da kalmaz onlara referans olur ve Mısır’a, kendisinin okuduğu Ezher Üniversitesi’ne gönderir. Gönderdiği öğrencilerinin hiçbiri onun yüzünü kara çıkarmaz, okullarını neredeyse hepsi üstün dereceyle bitirirler. Bazıları da tıpkı kendisi gibi orada bir süre hocalık yapar ve hepsi de tekrar ülkesine, halkının arasına döner (Özden, 2018: 32).</p>
<p>Hamid Efendi yazılı bir eser bırakmadı. Ancak, O’nun geride bıraktığı öğrencilerinin her biri birçok yazılı eser değerindedir. Onların en ünlüleri şunlardır:</p>
<ol>
<li>Karahalka Köyü’nden Harun Efendi</li>
<li>Alamescit Köyü’nden Ademey Hafız Efendi</li>
<li>Eskiyassıpınar Köyü’nden Mehmet Nuri Efendi (oğlu)</li>
<li>Methiye Köyü’nden Koşi Hacı Ashad Efendi</li>
<li>Hayriye Köyü’nden Aşkhot Hacı Mecit Efendi (Eski Pınarbaşı Müftüsü)</li>
<li>Eskiyassıpınar Köyü’nden Şenıbe Ali Efendi (Eski Pınarbaşı Müftüsü)</li>
<li>Dzığo Hüseyin Efendi (Eski Pınarbaşı Müftüsü)</li>
<li>Göksunlu Mehmet Efendi</li>
<li>Tevfik Çiper Bey (Hukukçu)</li>
<li>L’up Hacı Ashad Efendi</li>
<li>Aşağıhüyük Köyü’nden Hacıkasımlardan Fuad Efendi</li>
</ol>
<p>“диныри-дунери (dinıri duneyri)” adlı Çerkesçe internet sitesinde Kurıje Hacı Hamid Efendi’yi tanıtan yazıda şu vurgular dikkat çekmektedir:</p>
<p>“İnsanlara birçok konuda yardımcı oluyordu. İlmî konularda hep kendisiyle istişare ediliyor olması hasebiyle, onun hakkında şöyle denildiği anlatılır: “Bizim de Ebu Hanife’miz budur.”</p>
<p>Kendileri güzel ahlak sahibi, nüktedan, gönül alan, insanların dertlerini dinleyen, dertlerine derman olmaya çalışan, bildiklerini başkalarına öğretmek için de hiçbir çabadan geri durmayan bir insandı.</p>
<p>İlim tahsili, gurbet hayatı ve ilim öğretmekle meşguliyet, onu geç yaşlara kadar yuva kurmaktan alıkoydu. Kırk yaşından sonra evlendi. Evlendikten sonra üç erkek bir de kız evladı oldu. Ancak çocuklarına çok arzu ettiği yüksek düzeyde ilim tahsil ettirme imkânına ömrü vefa etmedi (Özden, 2018: 33).</p>
<p>Ezher Üniversitesi, Hamid Efendi’yi dört mezhebe göre ders ve fetva verebilme icâzetiyle/diplomasıyla yetkili kılmıştı. Bu şekilde köyü Eskiyassıpınar’da medrese açarak öğrenci yetiştirmeye başladı.</p>
<p>Hacı Hamid Efendi’nin açtığı medrese, Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra da Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkartılıp medreseler kapatılıncaya kadar açık kaldı.”</p>
<p>“Abdülhamit Rüştü Efendi’nin ilmî yeterliliğini belgeleyen iki icâzetnamesi elimizde bulunmaktadır. Bunlardan birisi Ezher Ulemasından Muhammed Beyyûmî el-Minyâvî’den almış olduğu Asım Kıraati Hafs Rivâyeti’nin Şâtıbiyye Tarîkinden Kıraât İlmi dalındaki icâzeti, diğeri de yine diğer Ezher ulemasından almış olduğu Sünnet/Hadis alanında hem rivâyet hem de dirâyet için genel icazetidir…” (Özden, 2018: 34-43).</p>
<p><strong>Bütün Bir Ömrü İslam’ı Hakkıyla Öğrenmeye ve Öğretmeye Adamak</strong></p>
<p>Methiye (Mudarey) köyünden çıkıp Mısır’a giden ve Ezher’de tahsil gören <strong>Mereymkul Hacı Ali Maksud Efendi</strong> (1822-1889) tefsir yazacak kadar büyük bir âlimdi. Müderrislik yapmış ve yüz kadar öğrenci okutmuştur. Torunu Koray Kul dedesini şöyle anlatmaktadır:</p>
<p>Hacı Ali Maksud Efendi 1822 yılında Kafkasya’da doğdu. İlim tahsiline babası derviş Mehmed’in yanında başlamıştır. 9 yaşında hafızlığını bitirip 21 yaşına kadar Kafkasya’da fıkıh, tefsir, hadis, kelam derslerini almıştır. 1843 yılında Mısır’a vapur yoluyla gitmiş ve Ezher Üniversitesi’nde 13 yıl ilim tahsil etmiştir. Yazdığı çok sayıda eser günümüzde korunmaktadır. Methiye’de açmış olduğu medresede her yıl çok sayıda talebe yetiştirmiştir. Onun eserleriyle vaaz ve fetva veren nice âlimler vardır. Hafiz Efendi’nin onun kitaplarıyla cuma vaazı ve fetva verdiği bilinmektedir. Salahattin Kip Hoca Efendi’nin de onun kitaplarından haftalık ilim dergisinde yazılar yayınladığı bilinmektedir. Uzunyayla’nın ünlü hattatı Lokman Efendi, hattatlığı da meşhur olan Hacı Ali Maksud Efendi’nin yetiştirdiği bir zattır.</p>
<p>Ömrünü İslam’a, Kur’an’a ve sünnete adamış, ilmiyle âmil bir zat idi. Merhum hakkında, Hafiz Efendi’nin bizzat kendisinin worşer(sohbet) ortamlarında söylediği ve herkes tarafından bilinen şu sözü çok meşhurdur:</p>
<p>“Biz Ezher’e gittiğimiz zaman, bize oradaki müderrisler şunu söylüyorlardı: Hacı Ali Maksud Efendi burada ilim bırakmadı, hepsini aldı ülkenize götürdü zaten; buraya kadar geleceğinize gidip ondan öğrenseydiniz ya…”</p>
<p>Gözlerini kaybedecek seviyeye gelinceye kadar eğitim hizmetine devam etmiştir. Gözleri tamamen görmez olunca en büyük oğlu Mereymkul Ashad Efendi’ye vekâletini vermiş ve tedrisata o devam etmiştir. 1889 yılı arife günü 77 yaşında ruhunu Rahman’a teslim etmiştir (Özden, 2018: 45-47).</p>
<p><strong>Vefa ve Fedakârlık Timsali Olmak</strong></p>
<p>Çerkeslerin Hatıkoy boyundan Kaynar doğumlu<strong> Hej Hacı Yahya Efendi</strong>’nin (1877-1956) Mısır’a gidiş hikâyesi oldukça ilginçtir. Gençlik aşkı o günün sosyal sınıf algısına takılır ve sülalelerine denk olmadığı gerekçesiyle aile büyükleri onun sevdiği kızla evlenmesine onay vermezler. O da yanına bir ‘koyeplıj’den (Çerkes kaşar peyniri) başka bir şey almadan ikinci aşkının peşinden gider. Kahire’de Ezher Üniversitesi’ni başarıyla tamamladıktan sonra memleketine dönmez. Mısır’da 17 yıl kalır, bir süre Ezher’de ders verir.</p>
<p>Mısır üzerinden hacca Hicaz’a giden köylüleri ona memlekete dönmesi ve ailesinin başına geçmesi için ricada bulunurlar. Derler ki: “kardeşlerin seferberlikte şehit oldular ailenin başında büyük kalmadı, gel de ailenin başına geç, aileyi toparla, aksi halde aile perişan olacaklar.” Bunun üzerine köyüne (Kayseri-Pınarbaşı-Kaynar) döner. Bu arada yaşı kırklara merdiven dayamıştır. Derler ki, seni artık everelim. O da eğer kaşenım (sevdiğim) ile everecekseniz olur der. Ancak acı haberi alır, sevdiği kızın artık hayatta olmadığını, bekâr olarak öldüğünü öğrenir. O da başka birisiyle evlenmeden ömrünü bekâr olarak sürdürür. Yeğeni Hej Receb Yaşar, “Kendisi evlenmedi ama kız kardeşlerini ve kardeşlerinin çocuklarının hepsini everdi ve ömrünü onların hayata tutunmalarına ve ailenin geçimine adadı” diyerek hayırla yad ediyor amca dedesini.</p>
<p>Şunu da ilave ediyor sözlerine: “Onun fetvasının üstüne kimse fetva koyamazdı. Hafiz Efendi bile o hayatta olduğu sürece hep ona gönderirdi fetva soranları. Yahya Efendi bir fetva verdiyse onun üstüne asla söz söylemezdi.” (Özden, 2018: 73-75).</p>
<p>İlk kısmını geçen hafta yayımladığımız eser tanıtım yazımızı “Erdal Özden’in “XX. Yüzyılda Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri” isimli çalışmasında hayat hikâyeleri anlatılan “Mısır tahsilli” âlimlerin listesiyle sonlandıralım:</p>
<ol>
<li>Kurıje Hacı Abdülhamit Rüştü Görücü Efendi</li>
<li>Mereymkul Hacı Ali Maksud Efendi</li>
<li>Hakun Hacı Harun Efendi</li>
<li>Zanile Hacı Yusuf Efendi</li>
<li>Verıl’ Sufyan Efendi</li>
<li>Hej Hacı Yahya Efendi</li>
<li>Beneş’ej Mansur Efendi</li>
<li>Beneş’ej Muhammed Efendi</li>
<li>Beykaldı Kadı Mesud Efendi</li>
<li>Kurmen Hasan Efendi</li>
<li>Koşi Hacı Yakup Efendi</li>
<li>Hartoko Hacı İshak Efendi</li>
<li>Degune Hacı Nuh Efendi</li>
<li>L’ışe Yakup Efendi</li>
<li>Nıbej Lokman Efendi</li>
<li>Koşi Hacı Ashad Efendi</li>
<li>Kaşırğa Hacı Muhammed Efendi</li>
<li>Aşkhot Hacı Mecit Efendi</li>
<li>Beştok Hızır Efendi</li>
<li>Dzığo Hüseyin Efendi</li>
<li>Şenıbe Ali Efendi</li>
<li>Ademey Ali Hafiz Efendi</li>
</ol>
<p>Kayseri-Sivas-Maraş üçgeninde yer alan ve seksen kadar Çerkes köyünü barındıran Uzunyayla platosunda yaşamış ancak eserleri ve etkileri daha geniş coğrafyalara ulaşan Çerkes din âlimlerini hayırla yad ediyoruz. Mekânları Cennet, makamları âlî olsun.</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li>Aslan, Durmuş. (2011).<strong> “Abdülhamid Rüştü (Görücü) Efendi ve İcazetnameleri”</strong>. Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2011, Cilt: XV, Sayı: 1, s.403-426.<br />
https://dergipark.org.tr/cuifd/issue/4279/57678, yayım tarihi: 15.06.2011, erişim tarihi: 12.08.2019.</li>
<li>Özden, Erdal. (2018). “<strong>XX. Yüzyılda</strong> <strong>Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri</strong>”. Aydın, 200 s.<br />
https://www.kafdavyayincilik.com/20-yuzyilda-uzunyayla-da-yasayan-cerkes-din-alimleri erişim tarihi: 05.08.2019.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/uzunyayla-din-alimlerini-yeni-nesle-tanitmak-ii/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UZUNYAYLA DİN ÂLİMLERİNİ YENİ NESLE TANITMAK-I</title>
		<link>https://fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/uzunyayla-din-alimlerini-yeni-nesle-tanitmak/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/uzunyayla-din-alimlerini-yeni-nesle-tanitmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Aug 2019 10:59:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[11. ULUSLARARASI KAFKAS ÖDÜLLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ADEMEY HAFIZ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ADIGE KHABZE]]></category>
		<category><![CDATA[ÇERKES DİN ÂLİMLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇERKES TÖRESİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇERKESLER]]></category>
		<category><![CDATA[Çerkesya]]></category>
		<category><![CDATA[EL-EZHER ÜNİVERSİTESİ]]></category>
		<category><![CDATA[FIRA AZİZ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HARUN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HINZIR DAĞLARI]]></category>
		<category><![CDATA[KANGAL]]></category>
		<category><![CDATA[KAYSERİ]]></category>
		<category><![CDATA[KUŞHA ERDAL ÖZDEN]]></category>
		<category><![CDATA[METHİYE KÖYÜ]]></category>
		<category><![CDATA[MOLE LEVENT KAPLAN]]></category>
		<category><![CDATA[PINARBAŞI]]></category>
		<category><![CDATA[PROF.DR. M. KEMAL ATİK]]></category>
		<category><![CDATA[ŞİMALİ KAFKAS DERNEĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[SİVAS]]></category>
		<category><![CDATA[TAHTALI DAĞLARI]]></category>
		<category><![CDATA[ULUSLARARASI KAFKAS DERNEĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[UZUNYAYLA]]></category>
		<category><![CDATA[XABZE]]></category>
		<category><![CDATA[ZANİLE HACI YUSUF EFENDİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=922</guid>

					<description><![CDATA[“Kulları içinde yalnızca (farklılığın hikmet ve amacını bilen) âlimler Allah’a hakkıyla saygı duyarlar.” (Fâtır 35:28). “Âlimler nebilerin varisleridir…” (Buhari, İlim 10). Ezher Üniversitesi’nde din ilimlerini tahsil etmek için 20. Yüzyıl boyunca Mısır’a giden ilim talipleri arasında Uzunyayla’dan da onlarca genç vardı. Kayseri-Sivas-Maraş üçgeninde yer alan Uzunyayla* platosunda iskân edilen yetmiş kadar Çerkes köyünden çıkıp Kahire’ye [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Kulları içinde yalnızca (farklılığın hikmet ve amacını bilen) âlimler Allah’a hakkıyla saygı duyarlar.” (Fâtır 35:28).</p>
<p>“Âlimler nebilerin varisleridir…” (Buhari, İlim 10).</p>
<p>Ezher Üniversitesi’nde din ilimlerini tahsil etmek için 20. Yüzyıl boyunca Mısır’a giden ilim talipleri arasında Uzunyayla’dan da onlarca genç vardı. Kayseri-Sivas-Maraş üçgeninde yer alan Uzunyayla<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">*</a> platosunda iskân edilen yetmiş kadar Çerkes köyünden çıkıp Kahire’ye giden ve eğitimini tamamladıktan sonra köyüne dönüp topluma rehberlik eden 21 âlimin kısa kısa tanıtıldığı bir kitap bu haftaki konumuzu oluşturmaktadır.</p>
<p>Emekli öğretmen Kuşha Erdal Özden’in 2018 yılı sonunda yayımladığı “XX. Yüzyılda Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri” isimli çalışması ilk bölümde 20. Yüzyılda Ezher’de tahsil görmüş âlimlerden 21’inin kısa hayat hikâyelerini aktarmaktadır. İkinci bölümde ise bu âlimlerden ve Türkiye’nin muhtelif illerinde başka hocalardan dinî ilimler tahsil etmiş 18 âlimi bizlere tanıtmaktadır. Ehemmiyetine ve özgünlüğüne dikkat çekmek için uygun ara başlıklar ekleyerek eserin giriş kısmını özetle aktarmakta yarar görüyorum:</p>
<p><strong>Milletin ve Medeniyetin Terakkisine Önderlik Etmek</strong></p>
<p>Eserin takdim yazısını kaleme alan <strong>Prof.Dr. M. Kemal Atik</strong>, ilk dinî tahsilini aldığı köyü ve hocasını şu şekilde anlatmaktadır:</p>
<p>“Çerkesler, Çerkesya’dan getirdikleri kültürel değerleri yanında İslamiyet’i de vazgeçilmez değerler arasında kabul etmişlerdir… Bu bağlamda Uzunyayla Çerkeslerinin 150 yıllık Osmanlı topraklarındaki tarihî süreçleri incelendiğinde birçok din adamının toplum önderi olarak görev aldığını görürüz.</p>
<p>İşte bunlardan bazıları o dönemde İslam dünyasının bilim merkezi olan Kahire’deki “el-Ezher Üniversitesi”ne de giderek buradan icazet alarak kendilerini en üst seviyede ispat etmişlerdir. İşte bu âlimlerden bazıları da bu kitabın yazılmasına sebep olmuştur.</p>
<p>Bunların başında yetiştirdiği pek çok öğrenciler arasında bendenizin de hayatımın baharında gözlerimi ve gönlümü Kur’an ilimlerine henüz açtığım zaman diliminde rahle-i tedrisinde üç yıl süreyle Tefsir, Hadis, Fıkıh, Mantık ve Kelam derslerini okuduğum ve kendisinden feyz aldığım Uzunyayla Methiye Köyü İmam Hatibi, Ezher ulemasından Müderris <strong>Ademey Hafız Efendi</strong>’dir. Üstün bir zekâya, güçlü bir hafızaya sahip, bilge bir insan olan bu zat İslami ilimler üzerinde derin bir kültüre sahip onurlu, itibarlı ve mütevazı kişiliği ile de maruf olmuştur (Özden, 2018:7).</p>
<p>Bilim ve marifet ile bu değerlerin kaynağı olan bilim adamları bir milletin fertleri içinde ne derece yayılırsa o millet de o kadar yücelir, terakki eder; medeniyette de o derece ileri gider. Derslerinde sık sık; “Bilgi edininiz, bilgi sizi kölelikten kurtaracaktır” sözünü tekrarlayan Ademey Hafız Efendi’nin de vurgulamak istediği buydu. Yani “geri kalmışlıktan, cehaletten kurtulup ileriye gidebilmeniz, dünya ve ahiret saadetine erişebilmeniz için ilim öğrenin” derdi.” (s.8).</p>
<p><strong>Baskı ve Yasaklara Boyun Eğmemek</strong></p>
<p>Şimdi de eserin müellifi Erdal Özden’in uzun önsözünden bazı pasajları birlikte okuyalım:</p>
<p>“Uzunyayla; Anavatanları Kafkasya, büyük bir vahşet ve zorbalıkla terk ettirilen Çerkeslerin dil, din, kültür ve gelenekleriyle kendilerine özgü millî varlıklarıyla daha uzun soluklu hayata tutunabildikleri ender bir coğrafya parçası olmuştur.</p>
<p>Uzunyayla’da kültürümüzün korunmasında, Çerkes olarak/ kalarak daha uzun soluklu hayat sürmemize büyük katkıları olan, halkımızın maneviyatını besleyen, gönlünü aydınlatan büyük din âlimlerimiz vardı. Bu konu hep ilgi alanımdaydı… (s.9).</p>
<p>İmam Hatip ve sonrasında ilahiyat eğitimi almış bir Çerkes genci olarak bu konuyu merak edişimin iki sebebi vardı. Birinci sebep, onlara olan duygusal ve mesleki yakınlığım, ikincisi ise İslam dünyasının en önemli, en köklü, İslami ilimlerin derinliğine ve bütün boyutlarıyla tahsil edildiği Ezher Üniversitesi’nden mezun olan büyüklerimizin, <strong>Çerkeslerin tarihî ve güncel meselelerine</strong> İslami referanslarla nasıl baktıklarını bilmek arzusu idi (s.10).</p>
<p>Bu değerli hocalarımızın büyük ekseriyeti, bir iki istisna haricinde Ezher Üniversitesi’nin müfredat programı çerçevesinde tahsillerini tamamlayıp, diplomalarıyla, eski tabirle icazetnameleriyle döndüler. Hem de hemen hepsi okulun en parlak ve başarılı öğrencileri olarak… Bazıları da üniversitede bir süre hocalık yaptılar. Yani akademik kariyer sahibi idiler. Bu demektir ki, bu hocalarımız günümüzün yaygın deyimiyle entelektüel insanlardı. Ancak bu birikimlerine ve ilmî formasyonlarına eşdeğer bir entelektüel çabanın içinde olmuşlar mıydı? Zamanın ruhunu kavramak ve ona göre söylem geliştirmek hususunda kendilerinden beklenen entelektüel bir çaba içinde olduklarına dair bilgilere ulaşamadık maalesef. (Bizim ulaşabildiğimiz tek istisna, <strong>Zanile Hacı Yusuf Efendi</strong>’nin TBMM’ye sunduğu dinî eğitim içerikli, Diyanet ile ilgili bir arizadır) (s.16).</p>
<p>O günün Türkiye’sinde dine karşı konumlanan yasakçı, çok ağır baskıcı ve diktatöryal bir siyasi yapı mevcuttu… Bu durum, bu âlimlerimizi negatif anlamda iki türlü baskı altında bırakmıştır. Birincisi ulusal kimlikleriyle ilgili… Yeni kurulan devletin varoluşsal hedef olarak belirlediği, temellerini üzerine inşa ettiği <strong>katı ulusalcı paradigma</strong>… İmparatorluk bakiyesi diğer bütün halkları yok sayan ya da Türkleştirmeyi vazgeçilmez bir gaye edinen bir zihniyet… (s.18).</p>
<p>Diğeri ise dinin en temel, en vazgeçilmez sembolü olan ezanı tahrif edip, asli hüviyetinden koparacak, dinin olmazsa olmaz temel kaynağı olan Kur’an’ı okumayı ve öğretmeyi yasaklayacak, ibadethaneleri işlevsiz kılacak, hatta amaç dışı kullanacak kadar gözünü karartmış, halkı sindirmiş, cüretkâr, kelimenin tam anlamıyla <strong>ceberut bir siyasi erk</strong>, despotizm söz konusuydu. İşte bu konjonktürel yapı, döneminin bu münevver insanlarını en verimli çağlarında maalesef birer köy imamı mesabesinde âtıl ve işlevsiz bırakmıştır. Beyinlerine pranga vurmuş, ellerini kollarını bağlı hale getirmiştir. Bununla ilgili yaşanmış trajik birçok öyküyü biyografilerin satır aralarında göreceksiniz (s.18).</p>
<p><strong>Toplumla Hemhal Olmak</strong></p>
<p>Bu âlimlerimizin İslami konulara vukûfiyetleri ve bu konudaki yetkinlikleri hakkında kimse aksi yönde söz edemez. Hatta bu konudaki ilmî yeterlilikleri sebebiyle şöhretlerinin Uzunyayla sınırlarını aşıp çevre illerde hayranlık uyandırdığı maruftur. Uzunyayla âlimleri toplumun birçok sosyal problemine, özellikle hukuki meselelere (miras, nikâh, evlenme-boşanma vb.) tamamen İslam hukukuna (şeriata) göre çözüm getiriyorlardı. Hatta bu konularda zaman zaman birinin diğerinin fetvasını doğru bulmadığı ve arada muhalif görüşlerin serdedildiği, bazen de köylerin kendi hocalarının yeterlilik ve yetkinliklerini yarıştırdıkları şeklinde hayli rivayetler anlatılmaktadır (s.17).</p>
<p>Bu âlimlerimizin sadece dinî bilgilerle mücehhez olmadığını, aynı zamanda bazılarının çok yönlü olduğunu ve sanatkârlık yönlerinin de bulunduğunu biliyoruz. Mesela <strong>Harun Efendi</strong> ve <strong>Fıra Aziz Efendi</strong>’nin marangozlukta maharetlerini yakınları ve görev yaptıkları köy halkının anlatımlarından öğreniyoruz.</p>
<p>Kendi dönemlerinin en yaygın ve popüler edebî sanatı olan şiir konusunda söz sahibi olduklarını görüyoruz; hepsinin olmasa bile büyük ekseriyetinin şiirlerine rastlıyoruz. Bu âlimlerimiz edebî zevkten de uzak değillerdi.</p>
<p>20. Yüzyıl Uzunyayla Çerkes âlimleri, Osmanlı ulema geleneğinde olduğu gibi Ehl-i Sünnet çizgisindedirler ve Hanefi mezhebine/ ekolüne bağlıdırlar.” (s.19).</p>
<p><strong>İlmin Haysiyet ve İtibarını Korumak </strong></p>
<p>“Bu çok geç kalmış, kısa ve sınırlı sürede ve çoğunlukla sosyal medya imkânlarıyla yapabildiğimiz araştırmamızın neticesinde şunu da gördük ki, hayatlarını mevzubahis ettiğimiz bu âlimlerimizin ve hocalarımızın <strong>ortak özellikleri</strong> vardır. Bunları şöyle sıralamak mümkündür:</p>
<ol>
<li>Hepsi <strong>halktan biri</strong>, halkın her türlü sosyal meselelerinin çözümünde onların yanında ve onlarla beraberdir. Yani halkın içindedirler. Fildişi kulelerinden/ tepeden bir bakışları yoktur.</li>
<li>Hepsi halk nezdinde oldukça <strong>itibarlı</strong> ve saygıdeğerdir. Ama asla (yakın zamanda ülkemizde yaşadığımız çirkin örneklerde olduğu gibi) tabu değildirler.</li>
<li>Gözleri de gönülleri de <strong>tok</strong> ve istiğna sahibidirler. Halkın sırtından geçinmek gibi asalak tavır içinde olmadılar. İlmî haysiyetlerini ve onurlarını hep korudular. Halk nazarında yaygın olan, ‘hep almayı seven din adamı’ halleri onlarda hiç olmamıştır.</li>
<li>Çoğu <strong>elinin emeğiyle geçinmiş</strong> ya da imamlık maaşından fazlasına tamah etmemiştir. Bazıları, Kur’an taliminden aldıkları ücreti de hayır ve hayrat işlerinde sarf etmişlerdir.</li>
<li>Halkın örf ve adetlerine (‘xabze’ye<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">**</a>) <strong>hürmetkâr</strong> olmuşlardır. Uç ve marjinal, toplum tabanında karşılık bulmayacak söylemlerde bulunmamışlardır.</li>
<li>Çoğu tasavvuf/tarikat ehli olmamakla birlikte, tasavvufa saygılı ve hoşgörülüydüler (s.20).</li>
</ol>
<p>Bu âlimlerin hepsi bizim değerlerimizdir. Bu değerlerimizi tanımakta ve tanıtmakta çok geç kaldık. Biz bir çığır açmaya çalıştık. Bu çığır, ilahiyatçı gençlerimiz için bir motivasyon kaynağı olur da bizim eksiklerimiz tamamlanırsa ziyadesiyle mutlu oluruz. Bu çalışmamızı Uzunyayla’da yetişen din âlimleriyle sınırlı tuttuk. Sebebi de, bu çok ihmal edilmiş konuyu bir an evvel gündeme taşımak ve görünür hale getirmektir.” (s.21).</p>
<p>Uluslararası Kafkas Derneği‎ tarafından 9 Mart 2019 tarihinde Kayseri’de düzenlenen 11. Uluslararası Kafkas Ödülleri kapsamında “yılın kitabı” ödülünü alan eseri sebebiyle Kuşha Erdal Özden Hoca’ya tebrik ve şükranlarımı sunar, bu eserin <strong>Muhaceretteki Çerkes Âlimleri</strong> başlığı altında Kafkasya dışındaki tüm coğrafyalarda yetişen ve topluma önderlik eden daha kapsamlı ansiklopedik bir çalışmaya öncülük etmesini temenni ederim.</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li>Özden, Erdal. (2018). “<strong> Yüzyılda</strong> <strong>Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri</strong>”. Aydın, 200 s. https://www.kafdavyayincilik.com/20-yuzyilda-uzunyayla-da-yasayan-cerkes-din-alimleri.</li>
</ul>
<ul>
<li>Özden, Erdal. (2018). “<strong> Yüzyılda</strong> <strong>Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri</strong>”. Tebliğ. I. Pınarbaşı (Aziziye) Sempozyumu, Kayseri, 10-12 Mayıs 2018.</li>
<li>Erdal Özden ile XX. Yüzyılda Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri adlı kitabı hakkındaki söyleşi. Yer: Şimali Kafkas Derneği. Videoyu yayınlayan: Mole Levent Kaplan, 1.17.46 dk. Ankara, 29.12.2018.</li>
<li>Uluslararası Kafkas Derneği‎. (2019). 11. Uluslararası Kafkas Ödülleri. https://www.facebook.com/UluslararasiKafkasDernegi/photos/20-y%C3%BCzy%C4%B1lda-uzunyaylada-ya%C5%9Fayan-%C3%A7erkes-din-alimleri-kitab%C4%B1n%C4%B1n-yazar%C4%B1-say%C4%B1n-erdal/2095357287423186/, Kayseri, 09.03.2019.</li>
</ul>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">*</a> 38°-39° kuzey enlemleri ile 36°-27° doğu meridyenleri arasında uzanan Uzunyayla, Sivas’ın Kangal ilçesi ile Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesi arasındaki bölgedir. Kuzeybatıda Hınzır Dağları ve güneydoğuda Tahtalı Dağları ile çevrili olan plato, yaklaşık 1650-m yükseklikte, 60-km uzunluğunda ve 50-km genişliğindedir.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">**</a> Çerkes kültürünün omurgasını ve Kafkasya’da binlerce yıllık uzun bir süreçte oluşan teamülleri ifade eden “Adıge khabze/xabze” kavramı “Çerkes töresi” olarak tercüme edilebilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/uzunyayla-din-alimlerini-yeni-nesle-tanitmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
