<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Myanmar Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://fethigungor.net/etiket/myanmar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://p.fethigungor.net/etiket/myanmar/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Sat, 31 Mar 2018 21:09:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>HAK VE ADALET MERKEZLİ YENİ BİR DÜNYA KURABİLMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/hak-adalet-merkezli-yeni-bir-dunya-kurabilmek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/hak-adalet-merkezli-yeni-bir-dunya-kurabilmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Mar 2018 12:25:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[ADİL DÜZEN]]></category>
		<category><![CDATA[Arakan]]></category>
		<category><![CDATA[ARZ-I MEV’UD]]></category>
		<category><![CDATA[BALFOUR DEKLARASYONU]]></category>
		<category><![CDATA[BANGSMORO İSLAM TOPLUMU]]></category>
		<category><![CDATA[batı]]></category>
		<category><![CDATA[BİRLEŞMİŞ MİLLETLER (BM)]]></category>
		<category><![CDATA[BÖLÜNMÜŞLÜK]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[D-8 (DEVELOPING-8)]]></category>
		<category><![CDATA[DOĞAL KAYNAKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Türkistan]]></category>
		<category><![CDATA[EKONOMİK VE SOSYAL ARAŞTIRMALAR MERKEZİ (ESAM)]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[GELİR DAĞILIMI ADALETSİZLİĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[GERİ KALMIŞLIK]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[İkinci Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[IMF]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[Irak]]></category>
		<category><![CDATA[islamofobi]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[KEŞMİR]]></category>
		<category><![CDATA[KÜLTÜR EMPERYALİZMİ]]></category>
		<category><![CDATA[KÜRESEL KRİZLER]]></category>
		<category><![CDATA[Libya]]></category>
		<category><![CDATA[MEHMET RECAİ KUTAN]]></category>
		<category><![CDATA[Millî Görüş]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[MÜSLÜMAN TOPLULUKLAR BİRLİĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[Myanmar]]></category>
		<category><![CDATA[NATO]]></category>
		<category><![CDATA[Ortadoğu]]></category>
		<category><![CDATA[PROF. DR. NECMETTİN ERBAKAN]]></category>
		<category><![CDATA[SİYONİST KONGRE]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[tekfir]]></category>
		<category><![CDATA[YALTA KONFERANSI]]></category>
		<category><![CDATA[Yemen]]></category>
		<category><![CDATA[YENİ DÜNYA DÜZENİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=651</guid>

					<description><![CDATA[“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın ve birbirinizden ayrılmayın! Ve Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman iken kalplerinizin arasını uzlaştırdı da O’nun lütfu sayesinde kardeşler oldunuz; ve siz ateşten bir çukurun kenarındaydınız da sizi oradan kurtardı! İşte bu şekilde Allah size mesajlarını açıklar ki doğruyu bulasınız.” (Âl-i İmran, 3:103). İslam âleminin özellikle son [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın ve birbirinizden ayrılmayın! Ve Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman iken kalplerinizin arasını uzlaştırdı da O’nun lütfu sayesinde kardeşler oldunuz; ve siz ateşten bir çukurun kenarındaydınız da sizi oradan kurtardı! İşte bu şekilde Allah size mesajlarını açıklar ki doğruyu bulasınız.” (Âl-i İmran, 3:103).</p>
<p>İslam âleminin özellikle son iki asırda yüzyüze kaldığı ziyadesiyle yoğun ve çok katmanlı sorunlar tahlil edilip çıkış yolu arandığında, hem sebebin hem de çözümün aynı noktada buluştuğu görülmektedir. Farklı tür ve boyutlarıyla tefrikanın zayıf düşürdüğü Ümmet-i Muhammed’in mevcut perişan vaziyetinden kurtulması için öncelikle <strong>ittihad</strong> (birlik ve beraberlik) için gereken şartları sağlaması gerekmektedir. Bu meyanda İslam âleminin farklı bölgelerinde çeşitli zamanlarda ulema, mütefekkir ve teşekküller birliğin nasıl oluşturulacağını araştırmış olup bu amaca yönelik çabalar günümüzde de devam etmektedir.</p>
<p>Ülkemiz başta olmak üzere bölgemizin ve dünyamızın sorunlarına kendi değerler sistemimizi esas alan çözüm önerileri sunabilmek için Millî Görüş Lideri Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN’ın öncülüğünde bir grup teknokrat, ilim adamı, siyasetçi ve iş adamının 1969 yılında kurmuş olduğu Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (<strong>ESAM</strong>) (<strong>1</strong>), kırk yıla yaklaşan faaliyet tarihi boyunca Adil Düzen, D-8 (Developing-8), Müslüman Topluluklar Birliği gibi büyük çaplı projelere imza atmıştır. (<strong>2</strong>).</p>
<p>27 Şubat 2011 tarihinde vefat eden 54. Hükümet Başbakanı merhum Necmettin Erbakan Hocamızın 1969 yılında başlattığı ve dünyadaki hemen tüm ülkelerden Müslüman topluluk temsilcilerinin en üst düzeyde iştirak ettiği <strong>Müslüman Topluluklar Birliği</strong> toplantılarının (<strong>3</strong>) sonuncusu yoğun sıcak gündemde araya kaynadığından sonuç bildirgesini yeniden kamuoyunun dikkatine sunmakta yarar görüyorum.</p>
<p><strong>26. Uluslararası M</strong><strong>ü</strong><strong>sl</strong><strong>ü</strong><strong>man Topluluklar Birli</strong><strong>ğ</strong><strong>i Kongresi Sonuç Bildirgesi</strong></p>
<p>“Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla. Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi’nin düzenlediği <strong>26. Uluslararası M</strong><strong>ü</strong><strong>sl</strong><strong>ü</strong><strong>man Topluluklar Birli</strong><strong>ğ</strong><strong>i Kongresi</strong> 14-15 Kasım 2017 tarihlerinde İstanbul’da yapıldı. Bu yıl 26.’sı gerçekleştirilen Uluslararası Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi, “<strong>K</strong><strong>ü</strong><strong>resel Krizler, </strong><strong>İ</strong><strong>slam D</strong><strong>ü</strong><strong>nyası ve Batı</strong>’ teması ile gerçekleştirildi.</p>
<p>İslam dünyasından <strong>81 </strong><strong>ü</strong><strong>lkeden 172 katılımcı</strong>nın iştirakiyle gerçekleştirilen kongrede, dünyada insanlığın geleceğini tehdit eden küresel krizler, söz konusu krizlerin nedenleri, krizlerin İslam dünyasına etkileri ve mevcut krizlere ilişkin çözüm önerileri ile ilgili müzakereler gerçekleştirildi. Yapılan müzakereler ve sunumlar neticesinde ortaya çıkan tespit ve öneriler, toplantının sonuç bildirgesi çerçevesinde aşağıda maddeler halinde ifade edilmiştir.</p>
<p><strong>I. Mevcut Küresel Krizler</strong></p>
<ol>
<li>Bugün dünyanın dört bir yanında özellikle de İslam coğrafyasında yaşanan <strong>sava</strong><strong>ş</strong><strong>lar</strong> sonucunda <u>milyonlarca insan </u><strong><u>hayatını kaybetmekte</u></strong>, mülteci durumuna düşmektedir. Bugün hâlihazırda <u>65 milyon insan </u><strong><u>m</u></strong><strong><u>ü</u></strong><strong><u>lteci</u></strong> durumundadır. <strong>250 milyon </strong><strong>ç</strong><strong>ocuk</strong> savaş ve çatışma ortamının içinde bulunmaktadır. Son 10 yılda <u>2,5 milyondan fazla </u><u>ç</u><u>ocuk</u> bu çatışmalarda hayatını kaybetmiştir.</li>
<li><strong>Söm</strong><strong>ü</strong><strong>r</strong><strong>ü</strong> esasına dayalı mevcut iktisadi sistem sürekli olarak küresel bazda finansal ve <strong>ekonomik krizler</strong>e neden olmaktadır. İnsanlığı olumsuz etkileyen, ülkelerin ekonomik iflasına neden olan, krizler doğuran <u>mevcut iktisadi sistem</u> sürdürülebilir değildir.</li>
<li>Mevcut iktisadi sistemde çok büyük <strong>gelir da</strong><strong>ğ</strong><strong>ılımı adaletsizli</strong><strong>ğ</strong><strong>i</strong> söz konusudur. Zira dünyanın en zengin <u>y</u><u>ü</u><u>zde bir</u>lik kesiminin serveti, geri kalan <u>y</u><u>ü</u><u>zde 99</u>’luk kesimin servetinin toplamına <u>e</u><u>ş</u><u>it</u> Dünyanın en zengin <u>62 ki</u><u>ş</u><u>i</u>sinin varlıkları son 5 yılda 500 milyar dolardan <u>1,76 trilyon dolar</u>a çıkmış durumdadır. Buna karşın 1,5 milyara yakın insan <strong>g</strong><strong>ü</strong><strong>nl</strong><strong>ü</strong><strong>k 1 doların altında</strong> bir kazançla hayatını idame ettirmeye çalışmaktadır. İnsanlığın saadeti için bu gelir dağılımı adaletsizliğinin mutlaka ortadan kaldırılması gerekmektedir.</li>
<li>Hâlihazırda dünyada milyonlarca insan <strong>gıda ve i</strong><strong>ç</strong><strong>ecek su</strong> bulamamaktan dolayı ağır hastalıklar ve <strong>ö</strong><strong>l</strong><strong>ü</strong><strong>m riski</strong> ile karşı karşıya kalmaktadır. Yapılan çalışmalar önümüzdeki birkaç yıldan itibaren küresel anlamda daha büyük çaplı içilebilir su ve temiz gıda krizinin ortaya çıkacağına işaret etmektedir.</li>
<li>Ayrıca nesilleri ifsat eden <u>uyu</u><u>ş</u><u>turucu, alkol, e</u><u>ş</u><u>cinsellik</u> ve benzeri ahlaki ve <strong>toplumsal hastalıklar</strong> yaygınlaştırılmaktadır. Yayınlanan raporlara göre, dünyada <u>uyu</u><u>ş</u><u>turucu</u> sorunu olan insan sayısı <u>250 milyo</u>nu aşmıştır.</li>
</ol>
<p><strong> II. </strong><strong>Mevcut Krizlerin Nedenleri</strong></p>
<ol start="6">
<li>Bugün insanlığı tehdit eden krizlerin temeli İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleştirilen <u>Yalta Konferansı</u> sonucunda kurulan <strong>Yeni D</strong><strong>ü</strong><strong>nya D</strong><strong>ü</strong><strong>zeni</strong>’ne dayanmaktadır.</li>
<li>İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra küresel sorunların çözümüne yönelik olarak oluşturulduğu ifade edilen kurumlar (Birleşmiş Milletler, NATO, IMF vb.), kuruluş esasları ve uygulamaları bakımından <strong>kuvveti </strong><strong>ü</strong><strong>st</strong><strong>ü</strong><strong>n tutan</strong> bir zihniyeti temel aldıkları için <u>sorunları </u><u>çö</u><u>zmek bir yana daha da derinle</u><u>ş</u><u>mesine</u> neden olmuştur.</li>
<li>Son 300 yıldır maddi gücü elinde bulunduran Batı Medeniyeti maddi menfaatlerini gerekçe göstererek <strong>sava</strong><strong>ş</strong><strong>lar</strong> başlatmakta, <strong>i</strong><strong>ş</strong><strong>galler</strong> gerçekleştirmekte ve çatışmaları körüklemektedir. Bugün yaşanan savaşların ve çatışmaların nedenleri araştırılırsa temel nedenin <strong>Batı’nın menfaat</strong> <strong>anlayı</strong><strong>ş</strong><strong>ı</strong> olduğu görülecektir. Aynı şekilde <strong>Siyonist</strong> anlayış <u>Arz-ı Mev’ud</u> hedefini gerçekleştirmek için her türlü savaş, işgal ve katliamı meşru görmektedir.</li>
<li>Bugün savaş, çatışma ve krizlerin genel anlamda İslam dünyasını <strong>hedef</strong> almasının temel nedeni Siyonizm ve Batı’nın menfaatlerini elde etme ve hedeflerini gerçekleştirme konusunda <u>en b</u><u>ü</u><u>y</u><u>ü</u><u>k engel olarak İ</u><u>slam’ı ve M</u><u>ü</u><u>sl</u><u>ü</u><u>manları g</u><u>ö</u><u>rmeleridir.</u></li>
<li>Bugün Ortadoğu’da yaşanan sorunların temeli 100 yıl önce İngiltere tarafından ilan edilen ve daha sonra ABD, Fransa ve İtalya tarafından desteklenen Balfour Deklarasyonu’na dayanmaktadır. <strong>Balfour Deklarasyonu</strong>, 1897 yılında yapılan Siyonist Kongre’de alınan kararların siyasi zemine taşınmasını sağlamıştır. Bu deklarasyon ile başlayan süreç, İsrail’in İslam coğrafyasının kalbine hançer gibi saplanması ile sonuçlanmış ve o günden sonra Ortadoğu’da hiçbir zaman huzur ortamı sağlanamamıştır.</li>
<li>Askerî işgallerin ağır maliyetleri nedeniyle İslam ülkeleri işgal yerine mezhepsel, ırksal ve siyasi ayrılıkları körüklenerek <strong>birbirine d</strong><strong>üşü</strong><strong>r</strong><strong>ü</strong><strong>lmektedir.</strong> <u>Son 30 yılda</u> öldürülen Müslümanların çok büyük bir bölümü Müslümanların kendi aralarında yaşadığı çatışmalar ve Batı tarafından finanse edilen örgütler tarafından gerçekleştirilmiştir.</li>
<li><strong> Batı</strong>, İslamofobiyi artırmak ve işgale zemin hazırlamak üzere <strong>ter</strong><strong>ö</strong><strong>r yapılarını desteklemektedir.</strong> Bu türde örgütlerin Batı tarafından finanse edildiğini gösteren çok sayıda delil ve bilgi mevcuttur.</li>
<li>İslam ülkelerine yönelik saldırılar sadece işgalle kalmamış, <strong>k</strong><strong>ü</strong><strong>lt</strong><strong>ü</strong><strong>r emperyalizmi</strong> ile değerlerinden koparılmış, ümmetin ve insanlığın sorunlarına <u>duyarsız nesiller</u>in yetişmesine sebep olmuştur. Bu durum İslam ümmetinin ayağa kalkmasının önündeki en büyük engellerden birini teşkil etmektedir.</li>
<li>Batı’nın İslam ve Müslümanlar aleyhine çalışmalar yürüttüğü muhakkaktır. Ancak Müslümanlar olarak bizlerin de <strong>b</strong><strong>ü</strong><strong>y</strong><strong>ü</strong><strong>k hatalarımız</strong> vardır. Müslümanların mezheplere, meşreplere, ırklara, coğrafyalara mensubiyeti <u>İ</u><u>slam’a mensubiyetin </u><u>ö</u><u>n</u><u>ü</u><u>ne geçirmeleri</u>, kendileri gibi olmayanları <strong>tekfir</strong> etmeleri, tekfir ettikleri kardeşleriyle savaşmaları, Allah’ın (cc) emrettiği İ<u>slam Birli</u><u>ğ</u><u>i’nin olu</u><u>ş</u><u>masına engel</u> olmuştur. Birlik olacak şekilde irade ortaya konulamaması Müslümanların gücünün bölünmesine ve küresel <strong>s</strong><strong>ö</strong><strong>m</strong><strong>ü</strong><strong>r</strong><strong>ü</strong><strong>n</strong><strong>ü</strong><strong>n hedefi</strong> olmaları sonucunun ortaya çıkmasına yol açmaktadır.</li>
<li>Müslümanlar sadece <strong>b</strong><strong>ö</strong><strong>l</strong><strong>ü</strong><strong>nm</strong><strong>üş</strong><strong>l</strong><strong>ü</strong><strong>k </strong>sorunu ile değil <strong>geri kalmı</strong><strong>ş</strong><strong>lık</strong> sorunu ile de karşı karşıyadır. Müslümanların içerisine sürüklendiği <u>atalet ve tembellik</u> İslam dünyasının mevcut potansiyelinin değerlendirilememesine, İslam ülkelerinin ekonomik açıdan geri kalmışlığına neden olmuştur. Müslüman ülkelerin kendileri tarafından kullanılmayan ekonomik <u>potansiyelleri</u> ülke yönetimlerinin hataları sebebiyle Batı tarafından <u>s</u><u>ö</u><u>m</u><u>ü</u><u>r</u><u>ü</u><u>lmektedir</u>.</li>
<li>Müslümanların İslam inancının gereklerini hayatlarına <strong>tatbik</strong> <u>etmemeleri</u> İslam coğrafyasının insan hakları, adalet, temel hak ve özgürlükler gibi konular bakımından da <u>geri kalmı</u><u>ş</u><u>lı</u><u>ğ</u><u>ına</u> neden olmuştur.</li>
</ol>
<p><strong>III. Küresel Sorunlara </strong><strong>İ</strong><strong>li</strong><strong>ş</strong><strong>kin Ç</strong><strong>ö</strong><strong>z</strong><strong>ü</strong><strong>m </strong><strong>Ö</strong><strong>nerileri </strong></p>
<ol>
<li>Müslümanlar bir an evvel şahsi, etnik ve mezhebî <strong>ihtiraslardan kurtulmalı</strong>, bölgesel taassuplardan arınıp bir araya gelmelidir.</li>
<li><strong>İslam Birli</strong><strong>ğ</strong><strong>i</strong> tesis edilmelidir. <u>a) İslam </u><u>Ü</u><u>lkeleri Birleşmi</u><u>ş</u><u> Milletler Te</u><u>ş</u><u>kilatı</u> kurulmalıdır. Bu çerçevede <strong>D-8 </strong>bütün İslam ülkelerini kapsayacak şekilde geniş b) İslam Ülkeleri <u>Ekonomik </u><u>İş</u><u>birli</u><u>ğ</u><u>i</u> Teşkilatı kurulmalıdır. c) İslam Ülkeleri <u>Ortak Para Birimi</u> oluşturulmalıdır. d) İslam Ülkeleri <u>Savunma </u><u>İş</u><u>birli</u><u>ğ</u><u>i</u> Teşkilatı kurulmalıdır. e) İslam Ülkeleri <u>Bilim ve K</u><u>ü</u><u>lt</u><u>ü</u><u>r </u><u>İş</u><u>birli</u><u>ğ</u><u>i</u> Teşkilatı kurulmalıdır.</li>
<li>Gelinen noktada <strong>ekonomik ve teknolojik kalkınma</strong>, her İslâm ülkesinin en öncelikli meselesi olmalıdır. Ekonomik, teknolojik, siyasi ve askerî alanlarda <u>ortak ve gü</u><u>ç</u><u>l</u><u>ü</u><u> m</u><u>ü</u><u>esseseler</u> oluşturulmalıdır. İslam ülkeleri dünyanın <strong>en zengin do</strong><strong>ğ</strong><strong>al kaynaklar</strong>ına sahiptir. Bu kaynaklardan cüzi bir kısmı, ülkelerimizin sanayileşmesine, teknolojik ilerlemesine, tarım ve hayvancılığın geliştirilmesine ayırılırsa çok hızlı bir kalkınma gerçekleştirilebilir.</li>
<li>Mevcut iktisadi sistem sömürüye dayanmaktadır ve miadını doldurmuştur. Mevcut sistemin yerine İslam’ın İktisadi esaslarına dayalı, <strong>faizsiz yeni bir adil sistem</strong>inin uygulamaya konulması kaçınılmaz bir ihtiyaçtır. Bu amaca yönelik olarak üniversitelerde görev yapan akademisyenlerin, kamuda görev yapan bürokratların ve uzmanların <strong>adil ekonomik d</strong><strong>ü</strong><strong>zen</strong>in gereksinimleri, esasları ve işleyişi üzerine çalışmalar yapması teşvik edilmelidir.</li>
<li>Nesillerin ifsadının önüne geçmek ve insanlığı içine sürüklendiği büyük buhrandan kurtarmak amacıyla kadın, <strong>aile</strong> <strong>ve gen</strong><strong>ç</strong><strong>li</strong><strong>ğ</strong><strong>in korunması</strong>na yönelik uluslararası teşkilatların oluşturulması, <u>planlı ve kararlı bir çalı</u><u>ş</u><u>ma y</u><u>ü</u><u>r</u><u>ü</u><u>tülmesi</u> çok büyük önem ifade etmektedir.</li>
</ol>
<p><strong>IV. İslam Co</strong><strong>ğ</strong><strong>rafyasındaki Sorunlu B</strong><strong>ö</strong><strong>lgelere </strong><strong>İ</strong><strong>li</strong><strong>ş</strong><strong>kin Tespit ve </strong><strong>Ö</strong><strong>neriler</strong></p>
<ol>
<li>İslam ülkeleri, başta Suriye, Irak, Libya, Yemen, Mısır olmak üzere kendi içinde ihtilaf bulunan bölgelerde yaşanan <u>kriz ve çatı</u><u>ş</u><u>maların ortadan kaldırılmasına y</u><u>ö</u><u>nelik m</u><u>ü</u><u>zakereler</u> yapılması ve sorunların ortadan kaldırılması için <strong>ortak bir irade</strong> ortaya koyarak sorumluluk almalıdır.</li>
<li>Balfour Deklarasyonu ile başlayan sürecin sonunda kurulan işgalci <strong>İ</strong><strong>srail</strong> devleti işgal ettiği Filistin topraklarında hukuksuz yerleşim politikalarını sürdürmekte ve Filistinli Müslümanlara yönelik <strong>ş</strong><strong>iddet politikası</strong>nı her geçen gün dozunu artırarak devam ettirmektedir. İşgalci İsrail devleti aynı zamanda Kudüs’ü başkent ilan etmekte ve Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa’yı tahrip etmeyi de sürdürmektedir. İslam ülkelerinin İsrail’in hukuksuz ve insanlık dışı uygulamalarını sonlandırması, Kudüs’ü başkent ilan etme çabasından vazgeçmesi için <strong>uluslararası baskı</strong> oluşturması gereklidir.</li>
<li>Hindistan devleti <strong>Keşmir</strong>’de, Myanmar hükümeti <strong>Arakan</strong>’da Müslümanlara karşı sürekli ve <u>sistematik bir </u><u>ş</u><u>iddet</u> uygulamaktadır. Müslümanlara yönelik olarak uygulanan şiddeti lanetliyor ve İslam âlemini bu konularda daha <strong>duyarlı</strong> olmaya davet ediyoruz.</li>
<li>Ayrıca İslam dünyası <strong>Do</strong><strong>ğ</strong><strong>u T</strong><strong>ü</strong><strong>rkistan</strong>’da Çin yönetiminin Müslümanlara yönelik uyguladığı asimilasyon politikaları ve inançlarını yaşama noktasında yaptığı baskılar konusunda da daha duyarlı olmalıdır. İslam ülkeleri, Çin yönetimi ile Müslümanların inançlarını yaşama hakkını tanıması konusunda <u>diplomatik m</u><u>ü</u><u>zakereler</u> yapmalıdır.</li>
<li>Filipinler’de <strong>Bangsmoro</strong> <strong>İ</strong><strong>slam Toplumu</strong> ile hükümet arasında anlaşma imzalanmasına rağmen anlaşmanın gerekleri yerine getirilmemektedir. ABD ve Batı destekli terör örgütleri ülkedeki Müslüman gençleri kandırarak saflarına çekmektedir. Bu durum hem çatışmaları artırmakta hem de Müslümanları zor duruma düşürmektedir.</li>
<li>İslam ülkeleri yöneticilerini, Müslümanların karşı karşıya oldukları <u>ş</u><u>iddet, ayrımcılık ve baskılar</u>ın ortadan kaldırılması için <strong>uluslararası farkındalık</strong> oluşturulmasına yönelik çalışmalar yapmaya davet ediyoruz.</li>
<li>Müslüman ülkelerde başta sendikal yapılar olmak üzere <strong>sivil toplum kuruluşlarının g</strong><strong>üç</strong><strong>lendirilmesi</strong>, temel insan hakları, adalet ve sosyal konularda yaşanan sorunların çözümüne katkı sağlayacaktır. Bu nedenle İslam ülkelerinde başarılı olan sivil toplum kuruluşları desteklenerek İslam dünyasına örnek teşkil etmesi sağlanabilir.</li>
</ol>
<p>26. Müslüman Topluluklar Birliği Kongresi bugün dünyada yaşanan krizlerin çözümü için <strong>“Hak ve Adalet Merkezli Yeni Bir D</strong><strong>ü</strong><strong>nya”</strong>nın kurulmasının gerekli olduğunu ifade etmektedir. İnsanlığın bugün içerisinde bulunduğu buhranlardan kurtulması gerektiğine inanan herkesi bu amaç uğruna çalışmaya davet ediyoruz. Gayret bizden, tevfik Allah’tandır.” (<strong>4</strong>).</p>
<p>Açış konuşmasında İslam’ın terörle asla bağdaşmayacağını, dünya barışı için tehdit değil, bilakis teminat olduğunu belirterek, “Barış ve Hakk’a teslim olmak anlamına gelen İslam, nereye ulaşmış ise oraya barış götürmüştür. İslamofobi, Batı dünyasının bilinçaltında Haçlı Seferleri’nden kalma İslam korkusunun güncelleştirilmiş bir yansımasıdır.” diyen ESAM Genel Başkanı Mehmet Recai <strong>Kutan</strong> başta olmak üzere kongreye emeği geçen yöneticilere, gönüllülere, konuşmacılara, dünyanın dört bir yanından gelen tüm katılımcılara şükranlarımı arz ediyorum. Rabbimiz bu samimi çabalarının tesirini halkeylesin. (<strong>5</strong>).</p>
<p>Yazımızı “İslam Birliği”ni tesis etmek Müslümanların keyfî tercihine kalmış bir mesele değildir. Muttaki ulema önderliğinde ve iman kardeşliği temelinde sağlam ve kuşatıcı bir birliğin tesis edilmesinin kaçınılmaz bir vecibe olduğunu, bu vecibenin ihmali durumunda dünyada ve ukbâda yaptırımı olduğunu hatırlatarak sonlandıralım:</p>
<p>“… Erdemi ve takvayı (sorumluluk bilincini) geliştirmede <strong>birbirinizle yardımlaşın</strong>, kötülüğü ve düşmanlığı artırmada değil; Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: Ve unutmayın ki Allah’ın intikamı çetindir!” (Mâide, 5:2).</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ol>
<li>http://www.<strong>esam</strong>.org.tr/<strong>tarihce</strong>_k36.html</li>
<li>http://www.esam.org.tr/<strong>misyon</strong>_k35.html</li>
<li>http://www.esam.org.tr/<strong>mtb</strong>_k51.html</li>
<li>ESAM; “<strong> Uluslararası MTB Kongresi Sonuç Bildirgesi</strong>”, http://www.esamistanbul.org/haberler/335, 26.11.2017.</li>
<li>https://aa.com.tr/tr/turkiye/esam-genel-baskani-kutan-<strong>islam-dunya-barisi-icin-tehdit-degil-teminattir</strong>/964819, 14.11.2017.</li>
<li>http://www.milligazete.com.tr/haber/1420807/musluman-liderler-toplantisi-basliyor, 14.11.2017.</li>
<li>http://www.star.com.tr/yerel-haberler/26-uluslararasi-musluman-topluluklar-birligi-kongresi-166243/, 14.11.2017.</li>
<li>https://www.haberler.com/26-uluslararasi-musluman-topluluklar-birligi-10239277-haberi/, 14.11.2017.</li>
<li>http://www.dunyabulteni.net/gunun-haberleri/411608/26-uluslararasi-musluman-topluluklar-birligi-kongresi, 14.11.2017.</li>
<li>https://www.timeturk.com/26-uluslararasi-musluman-topluluklar-birligi-kongresi/haber-777410, 14.11.2017.</li>
<li>https://www.timeturk.com/26-uluslararasi-musluman-topluluklar-birligi-kongresi/haber-778561, 15.11.2017.</li>
<li>http://www.islamianaliz.com/haber/uluslararasi-musluman-topluluklar-birligi-kongre-sonuc-bildirgesi-yeni-dunya-duzenini-muslumanlar-kuracak-60187#sthash.9CIVUbBb.dpbs, 16.11.2017.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/hak-adalet-merkezli-yeni-bir-dunya-kurabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BANGLADEŞ İDAMLARININ  ARDINDA YATAN SEBEPLERİ GÖRMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/banglades-idamlarinin-ardinda-yatan-sebepleri-gormek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/banglades-idamlarinin-ardinda-yatan-sebepleri-gormek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Sep 2016 09:36:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[26:225-227]]></category>
		<category><![CDATA[Abdulkadir Molla]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülkelam Azad]]></category>
		<category><![CDATA[Abdusselam Şobhani]]></category>
		<category><![CDATA[Ali İhsan Mücahid]]></category>
		<category><![CDATA[Arap Baharı]]></category>
		<category><![CDATA[Aslan Balcı]]></category>
		<category><![CDATA[Avami Lig]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa]]></category>
		<category><![CDATA[Ayhan Küçük]]></category>
		<category><![CDATA[Babürler]]></category>
		<category><![CDATA[Bangladeş]]></category>
		<category><![CDATA[Bangladeş Bağımsızlık Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Bangladeş Halk Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Bengal]]></category>
		<category><![CDATA[Bengal Körfezi]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaat-i İslami]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Demir]]></category>
		<category><![CDATA[Cemile Bayraktar]]></category>
		<category><![CDATA[Dakka]]></category>
		<category><![CDATA[devlet terörü]]></category>
		<category><![CDATA[Erem Şentürk]]></category>
		<category><![CDATA[Furkan Malik]]></category>
		<category><![CDATA[Gulam Azam]]></category>
		<category><![CDATA[Hasina]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[İngilizler]]></category>
		<category><![CDATA[İslam İşbirliği Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[Mir Kasım Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Mucibur Rahman]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Kamaruzzaman]]></category>
		<category><![CDATA[Mutîu’r-Rahman Nizami]]></category>
		<category><![CDATA[Myanmar]]></category>
		<category><![CDATA[Pakistan]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Ruanda]]></category>
		<category><![CDATA[Şeyh Hasina Vecid]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi]]></category>
		<category><![CDATA[Zühal Demirci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=368</guid>

					<description><![CDATA[“Görmez misin ki onlar, (hayat ve his âlemindeki) her vadide şaşkın ve amaçsız gezinirler; ve onlar yapmadıklarını söylerler. Ne var ki, iman eden ve salih amel işleyen, Allah&#8217;ı sürekli hatırda (ve hatırlı) tutan, zulme uğradıktan sonra haklarını savunanlar onlara dâhil değildirler. Nihayet zulme gömülenler, nasıl bir devrimle devrileceklerini günü gelince öğrenecekler!” (Şu’arâ 26:225-227). &#160; Bangladeş [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Görmez misin ki onlar, (hayat ve his âlemindeki) her vadide şaşkın ve amaçsız gezinirler; ve onlar yapmadıklarını söylerler. Ne var ki, iman eden ve salih amel işleyen, Allah&#8217;ı sürekli hatırda (ve hatırlı) tutan, zulme uğradıktan sonra haklarını savunanlar onlara dâhil değildirler. Nihayet <strong>zulme gömülenler, nasıl bir devrimle devrileceklerini günü gelince öğrenecekler</strong>!”<br />
(Şu’arâ 26:225-227).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bangladeş Halk Cumhuriyeti, Hindistan’ın doğusunda, Myanmar’ın batısında yer alan bir Güney Asya ülkesi olup nüfusunun %90’ı Müslüman, %’9’u Hindu ve %1’i Hıristiyan’dır. Halkının %98’i yerli olan ülkede sadece %2’lik kısmı oluşturmalarına rağmen Hindistanlı ve Avrupalılar yönetimde etkilidir. 147.570 km<sup>2 </sup>toprağa sahip ülkenin Eylül 2016 itibarıyla tahmini nüfusu 172 milyon. Yedi idari bölgeden oluşan ülkenin başkenti Dakka 15 milyon insana ev sahipliği yapmakla birlikte nüfusun %80’i kırsal alanda yaşamaktadır. Bengal coğrafyasının Batı kısmı Hindistan içinde kalmış olup Doğu Bengal bölgesi Bangladeş sınırlarını oluşturmaktadır. 1972 yılında hazırlanan Bangladeş Anayasası 14 maddeden oluşmaktadır (Demir, 2015).</p>
<p>“Benim Altın Bangladeş’im” isimli marşına ve “define” anlamına gelen “Bengal” adına inat dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Bangladeş, kurulduğu günden bu yana devam eden siyasi istikrarsızlık, yoksulluk, zor iklim şartları ve en son Cemaat-i İslami liderlerine yönelik siyasi idamlarıyla tanınmıştır. İslamiyet’le tanışmaları Hz. Ömer (r) zamanına dayanan Bengal bölgesinde Müslüman hakimiyeti Babürlerle birlikte 1757 yılında son bulmuştur. Bu tarihten itibaren İngiliz sömürgesi olan bölge 1947’ye kadar doğrudan sömürülmüş olup halen yerli işbirlikçiler marifetiyle dolaylı olarak sömürülmeye devam etmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Siyasi Kararlar Alan Düzmece Mahkemeyi Muteber Saymamak</strong></p>
<p>Başbakan Hasina tarafından bağımsızlık savaşı sırasında işlendiği iddia edilen suçların cezalandırılması için 2009&#8217;da kurulan ‘Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’, şimdiye kadar 22 kişi hakkında karar verdi. Bunların büyük bir kısmı, ülkenin İslami değerleri savunan ve en büyük partisi olan Cemaat-i İslami liderlerinden oluşuyor. Parti, lider kadrosuna yönelik mahkeme kararlarının siyasi olduğuna ve hükümetin muhalifleri bastırmak için kitlesel cinayetler, keyfi tutuklamalar, yargısız infaz ve işkence gibi suçlar işlediğini işaret ederek halkı Hasina hükümetinin &#8220;devlet terörüne&#8221; karşı çıkmaya çağırıyor (dunyabulteni.net).</p>
<p>Bangladeş’in 1971 yılındaki “bağımsızlık savaşı” esnasında Pakistan’ın tarafını tutarak “Bengal halkına karşı savaş suçu işledikleri&#8221; iddia edilen Cemaat-i İslami mensupları, iç savaşı reddederek taraflar arasında savaş yoluyla değil barış yoluyla anlaşma sağlanması gerektiğini savunan kesimlerin arasında yer almıştı. Emperyalistlerin kışkırttığı kavgayı ayırmak ve taraflara; “Durun! Savaşmayın! Birbirinizin kanını dökmeyin! Siz kardeşsiniz!” diyen bu gruplar daha sonra ‘suçlu’, hattâ ‘vatan haini’ ilan edilmişti (Balcı, aa.com.tr).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>‘Korsan Mahkeme’nin Suç Listesini Kabartmasına Mani Olmak</strong></p>
<p>‘Korsan mahkeme’ tarafından suçlu bulunan ve 2013’de idam cezasına mahkum edilen ilk lider Abdülkelam Azad olmuştu. Abdulkadir Molla 2013’te idam edildi. Ömür boyu hapse mahkum edilen Gulam Azam 2014’te 92 yaşındayken cezaevinde vefat etti. Parti Genel Sekreter Yardımcısı Muhammed Kamaruzzaman 11 Nisan 2015&#8217;te idam edildi. Önce tarım, daha sonra endüstri bakanlığı yapmış olan Mutîu’r-Rahman Nizami Mayıs 2016’da, 63 yaşındaki İslam ekonomisi uzmanı Mir Kasım Ali ise ‘kuvvetli şüphe’ gerekçesi ve gizli tanık beyanlarıyla suçlanarak 2 Eylül 2016 tarihinde idam edilmiştir!</p>
<p>Cemaat-i İslami’nin liderlerinden ve üyelerinden idam sırasını bekleyen binlerce masum, zindanlarda çok kötü şartlarda tutulmakta ve işkence görmektedir. Mahkeme 18 Şubat 2015&#8217;te Cemaat-i İslami Partisi liderlerinden Abdusselam Şobhani’yi, 16 Haziran 2015&#8217;te Partinin Genel Sekreteri Ali İhsan Mücahid&#8217;i, 16 Temmuz 2015&#8217;te Furkan Malik&#8217;i ve en son 10 Ağustos&#8217;ta Cemaat-i İslami Partisi Milletvekili Sakhavat Hüseyin&#8217;i idama mahkum etti. Sözkonusu idamlarının da onanması bekleniyor (Balcı, aa.com.tr).</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Müslümanı Müslümana Kırdırma Siyasetine Malzeme Olmamak</strong></p>
<p>Hint Yarımadası&#8217;nda ve dünya çapında İslam düşüncesinde önemli bir yeri olan Seyyid Ebu&#8217;l-Alâ el-Mevdudî tarafından kurulan Cemaat-i İslami Hareketi, Pakistan merkezî hükümetiyle o zamanki Bengal eyaleti arasındaki kardeş kavgasının anlamsız olduğunu belirterek ‘büyük resme’ bakılmasını istemişti. Cemaat-i İslami, iç savaşın patlak vermesinde İngiltere’nin kışkırtmasına, Hindistan’ın silah ve milis desteğine dikkat çekiyordu. Ölenin de öldürülenin de Müslüman olduğuna işaret eden sağduyulu insanlar bu kirli oyunun bir parçası olmak istemiyordu. Zaten Pakistan’ın ayrılmasıyla bölünen Müslümanların bir kez daha bölünüp parçalanmasını istemeyen Müslüman kanaat önderleri, her iki tarafı da barışa ikna etmeye çalışmıştı.</p>
<p>1990&#8217;lı yılların başında ülkede hayatın siyasi ve iktisadi açıdan normale dönmeye başlamasından rahatsız olan Hindistan, Bangladeş’in güçlenmemesi için elinden geleni yapmaya başladı. İki Müslüman toplum Pakistan ve Bangladeş arasında kalmaktan tedirgin olan Hindistan, bu kardeş halkları birbirine düşman haline getirdi. Rejimin partisi Avami Lig’in başına geçen Şeyh Hasina Vecid, babasının yaptığı gibi laikleri ve solcuları yeniden bir araya getirmeye çalıştı. Cemaat-i İslami mensuplarının ülkede gittikçe güçlenmesi, hattâ 2001-2006 yılları arasında hükümet ortağı olmaları, başta Hindistan olmak üzere emperyalist güçleri harekete geçirmişti (Balcı, aa.com.tr).</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Cemaat-i İslami’nin Barışçıl Yapısına Dikkat Çekmek</strong></p>
<p>“Bangladeş’te ülke yönetiminde söz sahibi olan partiler, hâlihazırdaki Hasina’nın liderliğindeki seküler anlayışa sahip iktidar partisi Avami Ligi (AL), ana muhalefet partisi Bangladeş Milliyetçi Parti (BNP) ve Sosyalist Millî Parti (JP)’dir. Bunlara alternatif tek parti ise İslami hassasiyeti ön plana çıkaran bir siyasal hareket olan Cemaat-i İslami’dir.</p>
<p>Hint halk hareketlerini tarihi süreçlerle incelediğimizde Cemaat-i İslami hareketinin Hint kıtasında halk tarafından manevi ve millî değerlere saygın bir örgüt olduğu tanımlanmıştır. Bu ifadelerle Cemaat-i İslami bölgenin DNA’larında yer edinmiş bir siyasal halk hareketidir. Cemaat-i İslami hareketi bölgenin ve halkının sorunlarını dert edinmiş ideali ve projesi olan doğal ve yerel harekettir. İslami hassasiyete sahip olan bu hassasiyeti de topluma ve siyasete yansıtmak isteyen yerli, özde bir partidir. Bu hareketin, sadece siyasal bir parti olmaktan öte toplumun eğitim, sağlık ve sosyal ihtiyaçlarına yatırım yapan insan yetiştirmeye odaklanmış bütüncül bir yapısı vardır. Bu özelliklere sahip olan kuruluş rakipleri tarafından kıskanılmaktadır. Merkezi hükumet ülkenin kalkınmasında aslında bu kuruluşun insan kaynaklarından faydalanması gerekirken maalesef herhangi bir terör eylemine katılmamış ve katılma niyetinde olmayan bir topluluğu potansiyel düşman hareketi olarak telakki etmiştir.” (Demir, gasam.org).</p>
<p>Ülkenin gerçek anlamda bağımsız olmasını savundukları, sömürgecilere ve işbirlikçilerine karşı fikir beyan ettikleri, Myanmar&#8217;ın işgali altında olan Arakan bölgesinden çıkarılacak gaz ve petrolü sorunsuz bir şekilde Bengal körfezi üzerinden dış piyasalara satmasına karşı çıkacak ve ülkenin menfaatini düşünecek yegâne grup oldukları, Hindistan&#8217;ın sömürgeyi içselleştirmiş siyasetine ve İngiltere&#8217;nin sömürgeci hegemonyasına karşı çıktıkları için Cemaat-i İslami liderleri terörist veya suçlu gibi gösterilip idam ediliyorlar. Hakikatte hiçbir suçları olmadığından şimdiye kadar idam edilen tüm âlim ve liderler gülerek idam sehpalarına çıkmıştır. Ancak, kâfir ve münafıklardan asla “af” dilememişlerdir. Hepsi de “Zalimler için yaşasın cehennem!” dercesine tekbirler getirerek şehitler kervanına katılmışlardır (Balcı, timeturk.com).</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Bangladeş’teki İdamların Ne Anlama Geldiğini Kavramak</strong></p>
<p>Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi’nin (UHİM), 12 Mayıs 2016 tarihinde yayımladığı basın bildirisinde idamların ardındaki sömürgeci zihniyete dikkat çeken vurguların; İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) başta olmak üzere özellikle insan hakları savunucusu sivil toplum kuruluşları, gazeteciler, akademisyenler ve sanatçılar tarafından önemsenerek güçlü tepkilerin ortaya konması gerekmektedir:</p>
<p>Bangladeş’te Cemaat-i İslami Partisi&#8217;nin lider kadrosunu hedef alan sistematik idamlar zinciri birkaç yıldır devam ediyor. Yarım asır önce, İngiltere ve Hindistan destekli Pakistan’ı bölünme projesine muhalefet etmekle suçlanan önderler siyasi idam kararlarıyla sindirilmek isteniyor. Emperyalist güçlerin taleplerini pervasızca yerine getiren işbirlikçiler ise, isimleriyle taban tabana zıt düşünce ve davranışlara sahip ülkenin ilk ayrılıkçı lideri Mucibur Rahman ile 90’lı yıllardan bu yana kızı Şeyh Hasina Vecid!</p>
<p>Arap Baharı sürecinde Müslüman Kardeşler’e karşı yürütülen ve bazı Arap ülkelerinin de Batı ile birlikte aynı safta yer aldığı sindirme ve yok etme operasyonunun bir benzeri Hint Altkıtası’nda Cemaat-i İslami için yürütülüyor. Bangladeş’te bu operasyonun taşeronluğunu 2014 yılında yeniden üstlenen Hasina, neredeyse tüm partiler protesto ettiği için katılımın %10 düzeyinde kaldığı, meşruiyeti olmayan bir seçimle -insan hakları ve demokrasi havarisi sömürgeci güçlerin desteğiyle- iktidarda kalabiliyor!</p>
<p>Küresel emperyalist düzen, dünyanın en fakir ve en kalabalık ülkelerinden birisi olan Bangladeş’te nüfusu kırmak için tıpkı daha önce Ruanda’da yapıldığı gibi bir iç çatışma başlatılmak isteniyor. Bangladeş’te yakılacak savaş ateşiyle İslam dünyasının nükleer silahlara sahip tek ülkesi Pakistan’ı da içine alacak bir kaos ortamı mı oluşturulmak ve bu kargaşada bölgenin petrol ve doğalgaz başta olmak üzere zengin kaynakları sömürülmek isteniyor (Küçük, uhim.org).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İdamların Ardında Yatan Gerçek Sebepleri Görebilmek</strong></p>
<p>“Hasina’nın başbakan olduğu laik hükümet koşulsuz olarak seküler bir sistemin hakim olması gerektiğini savunuyor ve Cemaat-i İslami üyelerini sekülerizm için tehlikeli olduklarını kabul ederek sırayla idam ediyor… Asya’da Müslümanların bastırılmış bir potansiyel gücü var. Devrimci, meşru ve demokratik yollarla iktidara gelebilir ve bölgede başta İslam olmak üzere bir çok alanda ihya dalgası başlatabilirler. Ancak Müslümanlar baskı altında kaldıkları için şu anda pasif durumdalar. Cemaat-i İslami bölgenin tamamında Müslümanları harekete geçirebilir ve Hindistan başta olmak üzere çevre ülkelerde batı yanlısı iktidarları devirebilir. Bu sebeple çeşitli bahanelerle Cemaat-i İslami üyelerini asarak kendi iktidarlarını koruyorlar.” (Şentürk, dirilispostasi.com).</p>
<p>“Batı’nın sekülerleştirme projesinin mimarları tüm dünyadan İslamcı hareketleri silmeye odaklanmış durumda; İslami yapıların sağ kolunu ifade eden İhvan-ı Müslimîn Orta Dünya’da, sol kolunu ifade eden Cemaat-i İslâmî ise Asya’da çok aktif, haliyle hedef alınmış durumdalar, darbeden idama, toplu katliamlardan iç savaşa kadar her alana çekilerek yutulmak isteniyorlar, bizler ise soluksuz bir hüzünle izliyoruz, oysa unutmamak gerek onların orada her düşüşü, bizim burada bir düşümüze tekabül eder, en azından bunun için bu tutumlara karşı tez elden harekete geçmek gerekiyor.” (Bayraktar, www.yenisafak.com).</p>
<p>15 Temmuz merhum şehitlerinin ve kahraman gazilerinin saygıdeğer ailelerinin buruk bir kurban bayramı yaşadığı bir dönemde, ümmet coğrafyamızın bir başka köşesinde kanamaya devam eden hukuksuz idamlara dikkat çekmek için hazırladığımız bu haftaki yazımızı, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, Hasina diktasının Cemaat-i İslami liderlerine yönelik idam kararlarını eleştiren şu sözleriyle bitirelim:</p>
<p>&#8220;Bangladeş’te 75 yaşına dayanmış bir mücahide, dünyevi hiçbir derdi olmayan bir kişiye idam veren zihniyeti lanetliyorum. Kinin, nefretin bu denli yaygınlaşması, bu tür idamları yapan anlayışı ne demokratik bir anlayış olarak görüyorum, ne adil bir yönetim olarak görüyorum, huzurlarınızda lanetliyorum.” (haksozhaber.net).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>BALCI, Aslan;</li>
</ol>
<p><a href="http://aa.com.tr/tr/analiz-haber/bangladeste-bir-infaz-daha/643190">http://aa.com.tr/tr/analiz-haber/bangladeste-bir-infaz-daha/643190</a>, 08.09.2016.</p>
<ol start="2">
<li>BALCI, Aslan;</li>
</ol>
<p>http://www.timeturk.com/banglades-teki-idamlarin-nedeni-ve-hindistan-daki-hilafet-hareketi/yazar-153508, 18.05.2016.</p>
<ol start="3">
<li>BAYRAKTAR, Cemile; http://www.yenisafak.com/yazarlar/cemilebayraktar/cemaat-i-islamî-ve-bangladesteki-idamlar-56851, 08 Kasım 2014.</li>
<li>DEMİR, Cemal; (2015). Bangladeş Raporu.</li>
</ol>
<p>http://gasam.org.tr/banglades/, 11.11.2015.</p>
<ol start="5">
<li>DEMİR, Cemal;</li>
</ol>
<p>http://gasam.org.tr/olumsuz-idamlar/, 21.05.2016.</p>
<ol start="6">
<li>DEMİRCİ, Zühal;</li>
</ol>
<p>http://aa.com.tr/tr/gunun-basliklari/disisleri-bakanligindan-mir-kasim-ali-aciklamasi/640671, 04.09.2016.</p>
<ol start="7">
<li>KÜÇÜK, Ayhan;</li>
</ol>
<p><a href="https://www.uhim.org/bangladesteki-idamlar-ne-anlama-geliyor.html">https://www.uhim.org/bangladesteki-idamlar-ne-anlama-geliyor.html</a>, 12.05.2016.</p>
<ol start="8">
<li>ŞENTÜRK, Erem; <a href="http://dirilispostasi.com/a-3266-bangladeste-muslumanlar-nicin-idam-ediliyor-kim-idam-ediyor.html">http://dirilispostasi.com/a-3266-bangladeste-muslumanlar-nicin-idam-ediliyor-kim-idam-ediyor.html</a>, 16.05.2016.</li>
<li>http://www.dunyabulteni.net/haber/373599/bangladeste-bir-islamci-lidere-daha-idam-karari, 10.08.2016.</li>
<li>http://www.haksozhaber.net/cumhurbaskani-erdogan-bangladesteki-idamlari-lanetledi-76229h.htm</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/banglades-idamlarinin-ardinda-yatan-sebepleri-gormek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İNSANLIĞIN SOYKIRIMLARLA YÜZLEŞEBİLMESİ</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/insanligin-soykirimlarla-yuzlesebilmesi/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/insanligin-soykirimlarla-yuzlesebilmesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 May 2015 11:47:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[İnsanlığın Dertleriyle Dertlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[2. Dünya Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[5:32]]></category>
		<category><![CDATA[Arakan]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Çerkes Soykırımı]]></category>
		<category><![CDATA[Çin]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni tehciri]]></category>
		<category><![CDATA[genocide]]></category>
		<category><![CDATA[Genocide Watch]]></category>
		<category><![CDATA[Gregory Stanton]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkasya]]></category>
		<category><![CDATA[Katlu'l-âmm]]></category>
		<category><![CDATA[Myanmar]]></category>
		<category><![CDATA[Nazi]]></category>
		<category><![CDATA[Rusya]]></category>
		<category><![CDATA[soykırım]]></category>
		<category><![CDATA[Soykırım Anma Müzesi]]></category>
		<category><![CDATA[Soykırım Gözlem Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Soykırımları Araştırma Kurumu]]></category>
		<category><![CDATA[Stalin]]></category>
		<category><![CDATA[UHİM]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Soykırımlar Konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[Uygurlar]]></category>
		<category><![CDATA[Vicdan Komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yad Vaşem]]></category>
		<category><![CDATA[Yahudi soykırımı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=86</guid>

					<description><![CDATA[“Kim cinayet suçu işlememiş  veya yeryüzünde fesat çıkarmamış bir kişiyi öldürürse, sanki bütün insanlığı öldürmüş gibi olur. Buna karşılık kim de birine hayat verirse, sanki bütün insanlığa hayat vermiş gibi olur.” (Mâide Sûresi, 5/32). &#160; “Katlu’l-âmm” tamlaması Arapçada ‘genelin öldürülmesi’, topluca öldürme, kırım ve kıyım manasına gelmektedir. Türkçede Farsça tamlama formunda ‘katliam’ şeklinde ve ‘soykırım’ [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Kim cinayet suçu işlememiş  veya yeryüzünde fesat çıkarmamış bir kişiyi öldürürse, sanki bütün insanlığı öldürmüş gibi olur. Buna karşılık kim de birine hayat verirse, sanki bütün insanlığa hayat vermiş gibi olur.” (Mâide Sûresi, 5/32).</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Katlu’l-âmm” tamlaması Arapçada ‘genelin öldürülmesi’, topluca öldürme, kırım ve kıyım manasına gelmektedir. Türkçede Farsça tamlama formunda ‘katliam’ şeklinde ve ‘soykırım’ kelimesinin müteradifi olarak kullanılmaktadır. Bir insan topluluğunu herhangi bir sebeple bütünüyle öldürme, bir soyu tamamıyla kırma manasına gelen soykırım kelimesi yerine Türkçeye Fransızcadan geçmiş olan ‘jenosit’ ile İngilizceden geçmiş olan ‘holokost’ kelimeleri de kullanılabilmektedir. Şemseddin Sami Kamus-ı Türki’de katliam kelimesini “zapt olunan bir memleketin umum ahalisini kılıçtan geçirme” şeklinde tarif eder.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 1948 yılında onayladığı, 1951 yılında yürürlüğe giren “Soykırımın Önlenmesine ve Cezalandırılmasına İlişkin Sözleşme”de soykırım “İnsanların dinî ve etnik farklılıklarından dolayı sistemli olarak yok edilmesi” olarak tanımlanmaktadır. Yunanca’da aile, ırk, kabile anlamlarına gelen ‘genos’ kelimesi ile Latince’de katletmek anlamına gelen ‘cide’ kelimelerini birleştirerek “genocide” terimini oluşturan Lemkin 1944 yılında yayınlanan “İşgal Altındaki Avrupa’da Mihver Yönetimi” adlı eserinde soykırımı, bir ulusun üyelerini öldürerek yok etmekten öte tasarlanmış bir plana dayandırılarak çeşitli eylemlerle hedef seçilen ulusun temelinin esastan yok edilmesi olarak tanımlar (Duran, 2007: 3).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Soykırımlarla dolu bir insanlık tarihi</strong></p>
<p>Amerika&#8217;daki Soykırım Anma Müzesi’nin &#8220;Vicdan Komitesi&#8221; tarafından 7 Mart 2005’te yayınlanan son yüzyılın soykırımları listesinde; Stalin tarafından Ukrayna&#8217;da, Japonlar tarafından Nanjing’de Çinlilere, Pol Pot tarafından Kamboçya, Sırplar tarafından Bosna&#8217;da, 1994&#8217;te Ruanda&#8217;da gerçekleştirilen katliamlara yer verilmektedir. Nazi Almanya&#8217;sında 1938-1945 yılları arasında 6 milyon Yahudi’nin katledildiğini vurgulayan Vicdan Komitesi, Osmanlı Devleti’nin 1915-1918 yılları arasında 1,5 milyon Ermeni&#8217;yi katlettiğini de iddia etmektedir. Yahudi soykırımını abartarak, Ermeni tehcirini de hem miktarı hem de mahiyeti itibarıyla manipüle ederek sunan Komite, insanlığın yaşadığı bu büyük acıları politik zeminde ele almayı tercih etmekte, Kafkasya, Türkistan, Ortadoğu ve Balkanlar başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında Müslüman halklara uygulanan soykırımlardan –Bosna gibi bir iki istisna dışında- hiç söz etmemektedir.</p>
<p>Ankara Ticaret Odası’nın Mayıs 2005’te yayımladığı “Soykırımlar Tarihi: İkiyüzlü Kriterler Raporu”, elliyi aşkın soykırım öreğine yer vermekle beraber, ne yazık ki bu raporda da tarihte ve günümüzde Rusya’nın Kafkas halklarına, Çin’in Uygurlara, İsrail’in Araplara, Myanmar’ın Arakan halkına uyguladığı soykırımlardan tek kelimeyle olsun bahsedilmemiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Soykırım suçlarına ilişkin yüz kızartıcı örnekler</strong></p>
<p>&#8211; Amerika’nın 16. Yy.’ın başından itibaren kuruluşu esnasında 8 milyon Kızılderili’yi katletmesi, ardından Meksika, Nikaragua, Guatemala, Küba, Endonezya, Vietnam, Kamboçya, Şili, Lübnan, Libya, Afganistan ve Irak’ta milyonlarca insanın ölümüne sebebiyet vermesi,</p>
<p>&#8211; İngilizlerin 18. Yy. başında sömürgeleştirdiği Avustralya’da sağ kalabilen 31 bini dışında 750 bin Aborjin’i katletmesi,</p>
<p>&#8211; Almanların Güneybatı Afrika’da Nambiya’yı sömürgeleştirirken 1904-1907 yıllarında 132 bin kişiden oluşan Herero ve Nama halklarını, 15 bin kişi hariç bütünüyle katletmesi,</p>
<p>&#8211; Amerikan ve İngilizlerin 3 gün boyunca havadan yağdırdığı bombalarla mağlup olarak Dresden kentine sığınan 200 bin Alman’ın katledilmesi,</p>
<p>&#8211; Fransızlar’ın Cezayir’de 1830-1962 yılları arasında 1 milyon Cezayirliyi katletmeleri,</p>
<p>&#8211; Amerika’nın Japonya’nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine attığı atom bombaları sebebiyle 200 bin kişinin hayatını kaybetmesi,</p>
<p>&#8211; Sovyet Ordusu’nun II. Dünya Savaşı’nın bitiminde Alman topraklarına yürümesi sebebiyle Danimarka’ya sığınan 80 bini çocuk 250 bin Alman mültecinin tel örgülü kamplar içinde hastalıktan kırılması,</p>
<p>&#8211; Eski Rus lider Joseph Stalin tarafından Ukrayna&#8217;da 1932-33 yıllarında 7 milyon kişinin katledilmesi,</p>
<p>&#8211; Japonlar tarafından 1937&#8217;de gerçekleştirilen Nanjing katliamında 300 bin Çinlinin öldürülmesi,</p>
<p>&#8211; Komünist Pol Pot yönetiminin 1975-79 yıllarında Kamboçya&#8217;da 2 milyon kişinin katledilmesi (bu mazlumların 100 bin kadarını Çam Müslümanları oluşturuyordu),</p>
<p>&#8211; 1992-95 yılları arasında Bosna&#8217;da 300 bin kişinin hür dünyanın gözü önünde katledilmesi,</p>
<p>&#8211; 1994&#8217;te Ruanda&#8217;da 800 bin kişinin katledilmesi gibi katliamlar dünya kamuoyunda az çok bilinmektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bu katliamların en azından ana hatlarıyla biliniyor olması takdire şayan bir durum olmakla birlikte, tarihte ve günümüzde Rusya’nın Kafkas halklarına, Çin’in Uygurlara, İsrail’in Araplara, Myanmar’ın Arakan halkına&#8230; uyguladığı katliamlardan dünya kamuoyu maalesef habersiz bulunmaktadır. Bilginin bunca yaygınlaşmasına ve çağa adını vermiş olmasına rağmen üzücüdür ki, dünya, Müslüman halkların tarihte ve günümüzde maruz kaldığı soykırımlardan bîhaber kalmaya devam etmektedir. Mesela, Rusya’nın 1994’ten bu yana Çeçenistan’da sürdürdüğü soykırıma kurban giden 40 bini çocuk olmak üzere 250 bin sivil insan için hala bir yaptırım uygulanabilmiş değildir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Soykırımlarla yüzleşebilmek</strong></p>
<p><strong> </strong>Bu güne kadar soykırıma uğrayıp ta hakkını arayabilen yegâne toplum Yahudiler olmuştur. II. Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından katledilen Yahudi sayısı tüm dünyaya 6 milyon olarak kabul ettirilmiş, on binlerce kitap ve yüzlerce filmle bu katliam sürekli gündemde tutulmuş, dünyanın çeşitli yerlerinde açılmış olan yüzlerce müzeye, en son Kudüs&#8217;te açılan büyük bir soykırım müzesi eklenmiştir. 65 milyon dolar harcanarak 10 yılda tamamlandığı söylenen &#8216;Yad Vaşem&#8217; müzesinin 15 Mart 2005 tarihinde düzenlenen açılış merasimine 40 ülkenin devlet ve hükümet başkanları katılmış, daha sonra bu müze İsrail’e giden tüm devlet yetkililerinin zorunlu uğrak yeri olmuştur.</p>
<p>Güzel bir örnek olarak, Avustralya Parlamentosu 13 Şubat 2008’de aldığı bir kararla, Avustralya hükümetlerinin “derin üzüntü, acı ve kayıplara neden olan” geçmişteki uygulamalarından dolayı Aborjinlerden özür dilemiştir. Keza, 20 Mayıs 2011 tarihinde Gürcistan Parlamentosu, Çarlık Rusyası’nın Çerkeslere uyguladığı soykırımı tanımıştır. Bunun gibi bir kaç cılız gelişme, insanlığın soykırımlarla dolu tarihiyle yüzleşmesi adına son derece yetersiz adımlar olarak kalmaktadır.</p>
<p>1996’da Genocide Watch (Soykırım Gözlem Örgütü) başkanı Gregory Stanton tarafından sunulan “Soykırımın 8 Aşaması” isimli bir raporda anlatılan soykırımların “öngörülebilen fakat engellenemez olmayan” 8 aşamasını şu şekilde özetleyebiliriz:  İnsanları &#8220;bizler ve onlar&#8221; diye bölme, simgeleme, diğerinin insanlığını inkâr etme, örgütlenme, kutuplaşma, saldırıya hazırlanma, imha ve inkâr. &#8220;Failler herhangi bir suç işlediklerini inkâr ederler. İnkâra cevap, uluslararası ya da ulusal mahkemelerce verilecek cezalardır.&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“Soykırımları Araştırma Kurumu” oluşturma çağrısı</strong></p>
<p>Soykırımlar insanlık suçu olup bütün bir insanlığın soykırım ayıbını birlikte temizlemesi gerekiyor. İslam İşbirliği Teşkilatı, BM, Uluslararası Ceza Mahkemesi, Lahey Adalet Divanı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi gibi uluslararası kuruluşlar başta olmak üzere ilgili tarafların katılımıyla ortak bir kurum oluşturularak, öncelikle tarih boyunca işlenmiş soykırım ve sürgün olayları hakkaniyet zemininde dakik araştırmalarla tespit edilmelidir. Ancak, bu araştırmaların düşmanlıkları ve acıları körükleyecek siyasi bir yaklaşımla değil, insanlığın ortak geleceğini insan hakları temelinde birlikte daha sağlam inşa edebilme yaklaşımıyla yürütülmesi büyük önem arz etmektedir. Araştırmaların ve tüm taraflarca mutabık kalınacak kavramsallaştırma çalışmasının ardından, bu merkezin raporlarını esas alarak Uluslararası Ceza Mahkemesi mazlumlara itibarlarının iade edilmesi, zalimlerin mirasçılarının mağdurlardan özür dilemesi, mağdurların mirasçılarına tazminat ödemesi, mağdurların torunlarına anayurtlarına dönüş hakkı vermesi gibi insani adımların atılması için yaptırımlar uygulaması mümkündür. İnsanlık bunca birikiminden sonra bu olgunluğu gösterebilmelidir.</p>
<p>‘Ermeni soykırımı’ iddiasını kabul ederek güçlenen Türkiye’yi zayıflatmak maksadıyla bir yıpratma aracı olarak ‘kullanmak’ isteyen Batı parlamentoları samimi iseler, uluslararası bir “Soykırımları Araştırma Kurumu” oluşturulmasına destek vermelidir. İnsanlık adına bir iftihar vesilesi olabilecek bu kurumunu oluşturmak için, UHİM (Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi) bir “Uluslararası Soykırımlar Konferansı” tertip ederek ilk adımı atma şerefine nâil olabilir.</p>
<p>Yazımızı, konumuzla doğrudan alakalı bazı âyet-i kerimelerin meâliyle bitirelim:<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p><em>“Haklı bir gerekçeye dayanmaksızın Allah’ın dokunulmaz kıldığı hiçbir cana kıymayın! Zira haksız yere canına kıyılan kim olursa olsun,  işte onun velisine (eşdeğer bir ceza konusunda) yaptırım yetkisi tanımışızdır; fakat o katl cezasında (belli) sınırı aşmasın;<a href="#_ftn2" name="_ftnref2"><strong>[2]</strong></a>çünkü o, zaten yardıma mazhar olmuştur.” (İsrâ Sûresi, 17/33).</em></p>
<p><em>“Siz ey iman edenler! Cinayete kurban gidenler hakkında size âdil karşılık farz kılındı: Hüre karşılık hür, köleye karşılık köle, kadına karşılık kadın.<a href="#_ftn3" name="_ftnref3"><strong>[3]</strong></a>  Bunun üzerine her kim kardeşi tarafından bir şekilde bağışlanırsa, bu bağış makul bir biçimde uygulanmalı, tazminatı da ona güzellikle ödenmeli:<a href="#_ftn4" name="_ftnref4"><strong>[4]</strong></a>  İşte bu, Rabbiniz katından bir kolaylaştırma ve rahmettir.<a href="#_ftn5" name="_ftnref5"><strong>[5]</strong></a> Kim ki bundan sonra haddi aşarsa, onun hakkı elem verici bir azaptır.<a href="#_ftn6" name="_ftnref6"><strong>[6]</strong></a> Bakın ey aktif akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır: sizden (artık) sorumlu davranmanız beklenir.<a href="#_ftn7" name="_ftnref7"><strong>[7]</strong></a>” (Bakara Sûresi, 2/178-179). </em></p>
<p>Kur’an’da MÖ. 7. yüzyılda Kudüs’ü yerle bir eden Asur ve yüz yıl sonraki Babil soykırımları (17:2), Firavun’un İsrailoğullarını köleleştirmesi ve soylarını kırması (2:49, 26:22), kendilerine soykırım uygulayan düşmanlarını gözlerinde büyüten Benî İsrail’in kendilerini onların taptığı putun anasına değil ancak danasına tapmaya lâyık görmeleri (20:88), kendilerini soykırımdan kurtarıp türlü nimetler bahşeden Allah’a şükredecekleri yerde nankörlük etmeleri (2:61) beyan buyurulmaktadır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Tavsiye Edilebilecek Bazı Türkçe Kaynaklar</strong>:</p>
<ul>
<li>Amerika’nın Soykırım Tarihi. David E. Stannard; çev. Şaban Bıyıklı. İstanbul: Gelenek Yayıncılık, 2004. 438 s.</li>
<li>Bir Fransız Yalanı Bir Soykırım Soruşturması Cezayir Savaşı ve Gerçekler. Georges-Marc Benamou; Türkçesi Sonat Ece Kaya. İstanbul: Babıali Kültür Yayıncılığı, 2006. 392 s.</li>
<li>Bosna&#8217;da Soykırım Günlüğü. Roy Gutman; trc. Şakir Altıntaş. İstanbul: Pınar Yayınları, 252+17 s.</li>
<li>Balkanlar’da Türk Soykırımı. Ali Özsoy. İstanbul: İleri Yayınları, 2012. 192 s.</li>
<li>Bulgaristan&#8217;da Soykırım. Mehmet Çavuş. İstanbul: Yaylacık Matbaası, 1984. 1. c. 80 s.</li>
<li>Çerkes Soykırımı: Çerkeslerin XIX. Yüzyıl Kurtuluş Savaşı Tarihi. Aliy Kasumov, Hasan Kasumov; trc. Orhan Uravelli. Ankara: Kaf-Der Yayınları, 1995. 310 s.</li>
<li>“Emevilerin Abbasiler Tarafından Soykırıma Uğratılması”. Ali Aksu. CÜ. İlahiyat Fakültesi Dergisi, Sivas: 2000. Sayı: 4, s.259-269.</li>
<li>Geçmişten Günümüze Ermeni Meselesi ve Sözde Soykırımın Uluslararası Kriterler Açısından Değerlendirilmesi. Meltem Uluada. Yüksek Lisans Tezi. Atılım Üniversitesi SBE. Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı. Ankara: 2006.</li>
<li>Haçlı Seferleri’nden Günümüze Batı’nın Soykırımcı Tabiatı. Hakan Albayrak. Ankara: Vadi Yayınları, 2007. 72 s.</li>
<li>Kızılderili Soykırımı: Kızılderili Soykırımının Amerikan Kapitalizminin Yükselişindeki Rolü. George Novack; çev. Mehmet Beyazıt. Ankara: Özgür Üniversite Kitaplığı, 2003. 160 s.</li>
<li>Modern Devlet ve Irk Söylemi İçerisinde Ruanda Soykırımı. Ebru Çoban. Doktora Tezi. Ankara Üniversitesi SBE. Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, 2007.</li>
<li>Modern Devlet Biyoiktidar ve Soykırım (Ruanda Örneği). Ebru Çoban Öztürk. Ankara: Adres Yayınları, 2010. 240 s.</li>
<li>Sabra ve Şatilla Katliamları. Amnon Kapeliouk; çev. Cem Sofuoğlu. İstanbul: Yalçın Yayınları, 1985.</li>
<li>Sevk ve İskanın 100. Yılında Türk-Ermeni İlişkileri, Haluk Selvi vd. İstanbul: Kültür A.Ş. Yayını, 2015.</li>
<li>Soykırım Endüstrisi. Norman G. Finkelstein; çev. Erkan Saka, Gökçe Kaçmaz. İstanbul: Söylem Yayınları, 2001. 207 s.</li>
<li>Soykırım Suçu. Arzu Beşiri. İstanbul Bilgi Üniversitesi SBE Hukuk Yüksek Lisans Tezi. 2010. 56 s.</li>
<li>Soykırım Suçu, Halil Murat Berberer. Yüksek Lisans Tezi. Adana: Çağ Üniversitesi SBE. 2007.</li>
<li>Soykırım Suçunun Uluslararası Hukukta ve Yeni Türk Ceza Kanununda Düzenlenişi. Batuhan Duran. Yüksek Lisans Tezi. Marmara Üniversitesi SBE. Hukuk Anabilim Dalı. İstanbul, 2007.</li>
<li>“Soykırım ve Soykırıma İlişkin Uluslararası Mekanizmalar”. Arzu Beşiri. Türkiye Barolar Birliği Dergisi. Ankara: 2013. Sayı: 108, s.179-210.</li>
<li>Soykırımın Perde Arkası: Siyonist-Nazi İşbirliğinin Gizli Tarihi ve Yahudi Soykırımı Yalanının İçyüzü. Harun Yahya. 2. bs. İstanbul: Vural Yayıncılık, 2000. 339 s.</li>
<li>Soykırımlar Tarihi: Geçmişten Bugüne Batının İnsanlık Suçları. Sefa M. Yürükel. Near East Publishing, 2005. c.1, 208 s.</li>
<li>Sömürgeden Soykırıma Arakan. UHİM; İstanbul: Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi, 2012. 32 s.</li>
<li>“Uluslararası Hukukta Soykırım Suçu ve Suça Zemin Hazırlayan Toplumsal Yapılar: Ruanda Örneği”. Ebru Çoban. Uluslararası İlişkiler Akademik Dergi. Ankara: Bahar 2008. c.5, Sayı: 17, s.47-72.</li>
<li>Yirminci Yüzyılda BM Güvenlik Konseyi Daimi Temsilcisi 5 Devletin İşlediği Soykırım ve Katliamlar. Editör: Hüseyin Türkan; yayına hazırlayanlar: Fadime Türkölmez, Hüseyin Türkan. 2. bs. İstanbul: Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi (UHİM), 2014. 260 s.</li>
<li>Yüzyılda Soykırım ve Etnik Temizlik. Derleyenler: Cenap Çakmak, Fadime Gözde Çolak, Gökhan Güneysu. İstanbul Bilgi Üniversitesi, 2014. VIII, 342 s.</li>
</ul>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Meâlen çeviri ve notlar Mustafa İslâmoğlu’nun ‘Hayat Kitabı Kur’an: Gerekçeli Meâl-Tefsir’ isimli çalışmasından iktibas edilmiştir).</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> “Eşdeğer bir ceza” (kısas), Bakara 178’de kasten adam öldürme suçunun cezası olarak öngörülür. Aynı ceza türünün önceki vahiylerde de bulunduğuyla ilgili bkz: 5:45. Tanındığı ifade edilen yetkinin üst sınırı budur, fakat maktulün velisi isterse, aynı âyette diyet alarak kâtilin suçunun dengi olan cezayı bağışlama yetkisi de verilmiştir. Burada “bir cana karşılık bir can” sınırının aşılıp güçlünün güçsüze, varsılın yoksula karşı intikam amaçlı bir katliâm yapması yasaklanmaktadır (Krş: 2:178, ilgili notlar).</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> İslâm adam öldürmeyi ferde veya aileye karşı işlenmiş bir suç olmaktan daha çok insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak görür. Kasten ve haksız yere adam öldürme, tüm insan türüne karşı işlenmiş bir cinayettir.</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Kâtil kimi öldürürse öldürsün, sonuçta öldürdüğü ya insan kardeşi ya da İslâm kardeşidir. Ceza ve affın birlikte geçmesinin anlamı şudur: Emredilen ceza değil adâlettir.</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Kısas bir “intikama” dönüşmemelidir. Öldürülenin yakınlarına tanınan ve hem mağdurun acısını hem de kâtilin vicdanını teskin edecek olan “affı” tavsiye ediyor.</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Bu âyet cezayı emreden değil, cezalandırmada zulmü ve taşkınlığı yasaklayan bir âyettir. Zira zayıfın güçlüden öldürdüğü bir kişiye karşılık, güçlünün zayıfa karşı soykırıma yeltenmesi, yalnızca eski dünyada değil modern dünyada da sık görülen bir vahşettir. İslâm’ın üzerinde yükseldiği üç ayaktan biri olan “adâlet”in (diğer ikisi tevhid ve özgürlük) sağlanması için cezalandırmada denkliğin sağlanması esastı. Çünkü ölümle neticelenen cinayetler bazen de hata ile işleniyordu. Bu âyette detaylandırılmayan bu problem Nisâ 92’de aydınlığa kavuşturulmuştu. Yine yaralama, bir organa zarar verme vb. gibi cinayet cezaları da “âdil bir karşılık” bulmalıydı. Bu âyet, öldürülen köleye karşılık hür kâtilin öldürülemeyeceği gibi alâkasız bir konuda delil olarak kullanılamaz.</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Kısası “âdil karşılık” ve “cezada denklik” olarak açarsak, kısasın hayat olduğu aklını kullanan herkesin kabul edeceği bir gerçek olarak karşımıza çıkar. Çünkü adâlet toplumlar için hayat, zulüm ise ölüm demektir. Kısas adâletin tecellisidir. Kısasla ilgili bu iki âyetin hemen ardından vasiyetle ilgili âyetler gelmektedir. Kısas hükmü, kasti adam öldürmenin âdil karşılığını kâtilin ölüm cezasına çarptırılması olarak belirler. Vasiyet ise ölümü yaklaşıp da geride mal bırakan her insanı ilgilendiren hukukî bir düzenlemedir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/insanligin-soykirimlarla-yuzlesebilmesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
