<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kapitalist Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://p.fethigungor.net/etiket/kapitalist/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://p.fethigungor.net/etiket/kapitalist/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Mon, 30 Apr 2018 10:57:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>CAHİLİYE TOPLUMUNU İSLAM TOPLUMUNA DÖNÜŞTÜREBİLMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/cahiliye-toplumunu-islam-toplumuna-donusturebilmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/cahiliye-toplumunu-islam-toplumuna-donusturebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Jul 2017 09:30:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Vahiyle İnşa Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[aksiyoner bir mücahit]]></category>
		<category><![CDATA[âlemlerin Rabbi]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Allah’ın metodu]]></category>
		<category><![CDATA[batı]]></category>
		<category><![CDATA[Cahiliye toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[hakikat]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan el-Hudaybi]]></category>
		<category><![CDATA[hayat tarzı]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslam toplumu]]></category>
		<category><![CDATA[İslam’dan uzak tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalist]]></category>
		<category><![CDATA[küfür]]></category>
		<category><![CDATA[Kurtuluş Yolu]]></category>
		<category><![CDATA[Marksist]]></category>
		<category><![CDATA[Millî Görüş]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Kutub]]></category>
		<category><![CDATA[mutlak galip]]></category>
		<category><![CDATA[Seyyid Kutub]]></category>
		<category><![CDATA[Sıbğatullah Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Tarîqu’l-Halâs]]></category>
		<category><![CDATA[Yargıç Değil Davetçiyiz]]></category>
		<category><![CDATA[yönetim modeli]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf 12:21]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=541</guid>

					<description><![CDATA[“… Allah (dilediği ve hükmettiği) tüm işlerde mutlak galip olan ve işi sonuçlandırandır. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler.” (Yusuf 12:21). Mütercim Sıbğatullah Kaya, “Kurtuluş Yolu” adıyla çevirdiği eserinin giriş kısmına dercettiği takdiminde Seyyid Kutub’un fikir dünyasını beliğ bir şekilde özetlemiştir: &#160; İslam düşüncesinde manyetik bir kutup: Seyyid Kutub  “Yıl 1979… “Millî Görüşün” o güne kadar [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“… Allah (dilediği ve hükmettiği) tüm işlerde <strong>mutlak galip</strong> olan ve işi sonuçlandırandır. Ancak insanların çoğu bunu bilmezler.” (Yusuf 12:21).</p>
<p>Mütercim Sıbğatullah Kaya, “Kurtuluş Yolu” adıyla çevirdiği eserinin giriş kısmına dercettiği takdiminde Seyyid Kutub’un fikir dünyasını beliğ bir şekilde özetlemiştir:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İslam düşüncesinde manyetik bir kutup: Seyyid Kutub</strong></p>
<p><strong> </strong>“Yıl 1979… “Millî Görüşün” o güne kadar ürettiği sloganik söylemler heyecanınızı dindirmeye, duygularınızı okşamaya yetiyor belki, ama kesinlikle aklınızı doyurmaya yetmiyor. Şöyle bir kalkıp benim de söyleyecek sözüm var, diyemiyorsunuz. Derken, imdadınıza kitaplar yetişiyor. İslam’da Sosyal Adalet, İslam-Kapitalizm Çatışması, Yoldaki İşaretler, Fî Zilâl’il-Kur’an. İslam’ın bir hukuk sistemi olduğunu, kendine özgü ekonomik ve sosyal görüşleri olduğunu, toplumsal adalet ve kardeşlik düşüncesiyle aslında toplumu yönetmeye talip olduğunu Seyyid’in kitaplarından öğreniyorsunuz.</p>
<p>İşgalci Batı’nın İslam dünyasına dayattığı <strong>kapitalist</strong> sistemin ve kapitalizme tepki olarak yine Batı’da ortaya çıkan <strong>marksist</strong> sistemin aslında <strong><u>Batı</u></strong><u>’ya ait değerler</u> olduğunu ve bize uymadığını okuyorsunuz. İşgalci güçlerin ve onların içerideki uzantılarının İslam’ı kasıtlı olarak <u>karaladıklarını</u>, kasıtlı olarak gerici ve çağdışı ilan ettiklerini, amaçlarının İslam’ın etrafında şüpheler uyandırmak ve zihinleri <strong>İslam’dan uzak tutmak</strong> olduğunu öğreniyorsunuz (s.6).</p>
<p>Seyyid’in kitaplarını okuyunca, dünyayı yönetmeye talip bütün doktrinlere karşı bizim de bir sözümüz olduğunu, karşılaştırmalı bir şekilde öğrenmeye başlıyorsunuz. Daha önce öğrendiğiniz klasik dinî bilgilerden, aldığınız medrese eğitiminden ve aşina olduğunuz fıkıh, tefsir, hadis ilminden edinemediğiniz farklı bir bakış açısı kazanıyorsunuz. Çömeldiğiniz yerden daha güçlü doğruluyorsunuz. Ayaklarınız yere daha sağlam basıyor. Kendinizden eminsiniz. Haykırmak geliyor içinizden: Benim de söyleyecek sözüm var! (s.7).</p>
<p>Seyyid sıradan bir âlim değil, <strong>aksiyoner bir mücahit</strong> olarak hepimizin dostu, yoldaşı ve arkadaşıydı. Onun şöhreti de ömrünü o yüzden sonlandırdıkları bu “aksiyoner mücahit” olma özelliğinden kaynaklanıyordu (s.8). O, şöhreti terk etmiş ve cihadı seçmişti, ama mücahitliği ona şöhretini fazlasıyla iade etmişti.</p>
<p>1906 yılında Mısır’da doğan Seyyid Kutub, gençlik yıllarında bir Arap aydını ve edebiyatçısı olarak boy gösterir. Onu “Seyyid” yapacak olan düşünceleri II. Dünya Savaşından sonra netleşmeye başlayacaktır. 1948’de araştırmalar yapmak üzere gittiği ve iki yıl kadar kaldığı ABD macerası, kimilerinin umduğu gibi onun yakından tanıdığı Batı’ya hayranlığını artırmaz, bilakis işgalci Batı’yla hesaplaşma isteğini artırır. Ülkesine döndüğü 1950’den 1966’daki şehadetine kadar olan dönemde, Seyyid hem fikrî olgunluğa erişir hem de İslam toplumunun kendi dinamikleri üzerinde nasıl devletleşebileceğini tasarlamaya çalışır.</p>
<p>Bu tarihten itibaren Seyyid Kutub hem “küfürle” uzlaşmayı reddeden Müslüman bir düşünür, hem de Müslüman Kardeşler’in en tanınmış yazarıdır. Bu yıllar Seyyid’in hem kendi düşüncelerinden dolayı hem de sistemin İhvan-ı Müslimîn’e yönelik hamlelerinden dolayı, göz altı ve hapis hayatı yaşayacağı yıllar olacaktır. Seyyid Kutub’u dar ağacına götüren, onun plan veya eylemleri değil <strong>düşünceleri</strong> idi. Yüce Allah’ın “İlahlığına” ve Rabliğine” iman etmiş bir toplumun Allah’ın hâkimiyetinden başka “hâkimiyet” tanımaması gerektiğini, ancak O’nun hâkimiyetini tanıyan bir toplumun “<strong>İslam toplumu</strong>” sayılacağını, diğerlerinin “<strong>cahiliye toplumu</strong>” olduğunu savunuyordu (s.9).</p>
<p>Müslümanların cahiliye toplumunu ve özelliklerini “ret ve inkâr” ederek kendi toplumlarını inşa etmeleri gerektiğini, inşa ettikleri bu toplumun “kendi devletini” zorunlu olarak doğuracağını, kanun ve düzenlemelerin daha sonra, zamanın şartlarına göre yapılacağını savunuyordu. Seyyid, işgalcilerin oluşturdukları seküler otoriteleri “tağut” olarak niteliyor ve bunların reddedilmesi gerektiğini savunuyordu.</p>
<p>Bu suç muydu? İnanç değerlerimizin hayatımızı yönetmesini istemek, uzlaşmak istememek bir kusur muydu? Ya da uzlaşmasız olan aslında kimdi? Dikkatle bakılırsa, bölgedeki yerel diktatörlüklerin de uzlaşmaz oldukları anlaşılıyor. İşgalci Batı’nın bölgeyi yönetsin diye kurdukları yerel düzenler, yerel değerlerle hiç uzlaşmıyorlardı. Aslında uzlaşmaz olan ve halkın değerlerini hiçe sayan onlardı.</p>
<p>İşin aslına bakılırsa Seyyid ya da başka bir İhvan üyesi asla <u>suç işlememiş, kimsenin kanını dökmemiş, kimseyi kan dökmeye çağırmamışlardı</u>. Evet Allah yolunda her Müslümanın ortaya koyacağı <strong>bireysel ve kolektif çaba</strong>ya “cihad” diyorlardı. Ancak bu cihat çağrısı silahlı bir savaş çağrısı değil, <strong>sivil itaatsizlik ve protesto</strong> formatını pek aşmayan bir çağrıydı. Ancak muktedirler bundan ürküyor, Seyyid’i ve İhvan’ı teröre/şiddete çağırmakla suçluyorlar, seslerini bastırmaya çalışıyorlardı (s.10).</p>
<p>Seyyid Kutub’un düşünceleri, evet, şiddet içeren düşünceler değildi ama başka düşüncelerin kendisiyle uzlaşabileceği, kendisiyle orta yolu bulabileceğiniz düşünceler de değildi. Seyyid’in edebî üslubundan kaynaklanan sembolik ifadeler ve metaforlar yanlış anlaşılmaya da müsaitti. Bazı gençlik grupları bu fikirlerden yola çıkarak <u>uç noktalara kayabiliyorlardı</u>. Seyyid daha hayattayken hapishanede “Bazı gençlerin onun tezlerinden yola çıkarak, başkalarını tekfir ettiklerini&#8230;” duyduğunda üzüntülerini dile getirmişti. Üzülseniz ne çare, uçlara kayanlar sizi dinlemiyorlar ki… Bugün hâlâ “İhvan” içinde ve dışında, bazı marjinal/silahlı grupların kendilerini Seyyid’e yamamaya çalıştıklarını biliyoruz. Derin bir bakış açısıyla, bu tip grupların Seyyid’i darağacına çıkaranlardan daha az “zalim” olduğunu söylemek mümkün değil, sanırım…” (s.11).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Seyyid Kutub’un metodunu kardeşi Muhammed Kutub’tan öğrenmek</strong></p>
<p>“1986 yılında Seyyid’in kardeşi Üstat Muhammed Kutub ile Seyyid’in düşünceleri çerçevesinde bir röportaj yaptım. Bu söyleşi gündemi çok etkiledi ve yıllarca konuşuldu. Seyyid Kutub’un doğru anlaşılması adına, Muhammed Kutub ile yaptığım o söyleşinin özetle ana çerçevesi şöyleydi:</p>
<ol>
<li>Geleneksel olarak Müslüman olan ama bilinç yoksunu oldukları için “Cahiliye” statüsünde yer alan toplumları ve bireyleri “Müslüman” saymamak doğru mudur? Cevap: <strong><u>Cahiliye</u></strong><u> kavramı, bireylerin değil, toplumların vasfıdır</u>. Tıpkı “Daru’l-İslam ve Daru’l-Harb” kavramları gibi. Örneğin Daru’l-Harb’te yaşayan bir Müslüman kâfir sayılamayacağı gibi, Daru’l-İslam’da yaşayan bir kâfir de Müslüman sayılamaz. Seyyid’in cahiliye toplumları diye vasıflandırdığı toplumlarda yaşayan bireyleri kâfir kabul etmek doğru değildir. Hattâ bu tip toplumlarda <u>yönetime katılmak</u> hata kabul edilebilir, ama <u>kesinlikle küfür kabul edilemez</u> (s.12).</li>
<li>Seyyid’in üzerinde çokça durduğu “<strong><em>tekfir</em></strong>/kâfir kabul etme” ve “<strong><em>hicret</em></strong>/ayrılış” kavramları nasıl okunmalı? Cevap: Kâfir kabul etme, düşünce ve inançların küfür kökenli olduğunun bilincinde olma, ayrılma ve hicret de bilinçsel ve düşünsel bir ayrılma demektir. Bu kavram kesinlikle fiziksel anlamda kampları ayırma ve <u>ötekileri kâfir kabul etme anlamında kullanılamaz</u>.</li>
<li><strong>Cihad</strong>ın metodik karakteri sert olmak ve nihai durağı da devrim olmak zorunda mıdır? İslami hareketler devlet otoritesini reddettiklerinde devlet otoritesine tanınan tüm haklara sahip olurlar mı? Örneğin, Suriye İhvanı’nın önde gelen yazarlarından Said Havva bu görüşü açıkça dile getirir… Cevap: İslami hareketler <strong>hoşgörü ve af yolu</strong>nu seçebilirler. <u>Devlet erkinin tüm yetkilerini üstlenip kullanamazlar</u>. İslami hareketler, İslam devletinin çekirdeğini ve ana bloğunu oluştururlar, kendisini değil!” (s.13).</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p>Üstat Muhammed Kutub bazı kavramları kökünden reddetmiyor, yorumlarını tamamen değiştirmiyordu belki, ama esnetiyor ve yumuşatıyordu. Benzeri bir yumuşatmayı İhvan’ın II. Genel Başkanı Hasan el-Hudaybi, 1969’da yazdığı “<strong>Yargıç Değil Davetçiyiz”</strong> adlı kitabıyla yapmıştı. Seyyid’in düşüncelerine eklenen bu yeni üslup, Türkiye’de gittikçe radikal ve uzlaşmasız bir karakter kazanan İslami uyanışa ve gelişen İslam düşüncesine hizmet etmiş, büyük ölçüde olumlu sonuçlar doğurmuştu.</p>
<p>O günden bugüne çok zaman geçti. Diktatörlüklerin hüküm sürdüğü bölgelerde hâlâ <u>iman+öfke+cesaret</u> bireşiminden ibaret gruplar ellerine silah alıyorlar. Kendilerini Seyyid Kutub’a yamayan <u>bu tip hareketler</u> özelde Seyyid’i, genelde <u>İslam’ı temsil edebilirler mi?</u> İslam düşüncesi bu kadar sığ, hele yaptıklarına bakılırsa, Müslüman bir mücahit kendi başına buyruk, dar görüşlü ve cahil olabilir mi?</p>
<p>Seyyid Kutub’un “Kurtuluş Yolu” dikkatle okunduğunda cevabın kocaman bir “<strong>Hayır!</strong>” olduğu kendiliğinden ortaya çıkacaktır.</p>
<p>Küfürle ve kurumlarıyla hesaplaşmanın, dayatmacı diktatörlüklerle uzlaşmamanın, onlara karşı protestocu, mücadeleci ve itaatsiz olmanın adıdır Seyyid Kutub. Elinde silah, ilimden ve irfandan yoksun bir şekilde, <u>iman ve hormon gücü</u>yle hareket etmenin adı ne Seyyid’dir ne de Kutub!” (s.15).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Realiteyi görmek ama yenilgiyi içselleştirip teslim olmayı kesin bir dille reddetmek </strong><strong> </strong></p>
<p>İlk bölümünü geçen haftaki yazımızda özetlediğimiz “Kurtuluş Yolu” isimli risalesinde Seyyid Kutub mevcut duruma ve geleceğe ilişkin şu görüşleri serdetmektedir:</p>
<p>“… Peki bugün durum ne? Elbette ki, İslam fıkhının gelişmesini ve ilerlemesini kendi öz yönteminden uzaklaştıran birçok etkeni hesaba katmak durumundayız. Elbette fiilî gerçekliğin, psikolojik ve zihinsel gerçekliğin, inanç ve bilinç gerçekliğinin İslam ikliminden ve İslami hayattan uzaklığını <u>hesaba katmak zorundayız</u>.</p>
<p>Elbette ki, Batı medeniyeti ve fiilî şartlar karşısında uğradığımız <u>düşünsel ve psikolojik yenilgiyi hesaba katmak zorundayız</u>. İslam fiilî gerçekliğe yönelir, ama kendini ona uydurmak için değil; büyüklüğü ne olursa olsun onu kendi anlayışına, kendi metoduna ve kendi hükümlerine uydurmak için; doğal gelişim açısından fıtri ve zorunlu olanı yerinde bırakmak, asalak, gereksiz ve bozucu olanları ise söküp atmak için… İslam beşerî cahiliyeyle karşı karşıya geldiği zaman böyle davranmıştır; bundan sonra da ne zaman cahiliyeyle karşı karşıya gelse yine böyle davranacaktır (s.83).</p>
<p>Fiilî gerçekliğin hacmi ne olursa olsun, onun Allah’ın hükümlerinin üstünde uyulması gereken asıl değer olarak itibar görmesi, <strong>yenilginin ilk belirtisi</strong>dir. Oysaki İslam Allah’ın yolunu ve Kur’an’ın hükümlerini, insanların mihver edineceği ve mevcut durumu ona uygun olarak onaracakları temel değer olarak kabul eder. Nitekim İslam geldiğinde evrensel cahiliye toplumuyla karşı karşıya gelmiş, onu kendine özgü metoduyla onarmış, sonra da onu ileriye taşımıştır.</p>
<p>İslam’ın bugünkü evrensel cahiliye toplumuyla karşı karşıya geldiğinde de konumu değişmeyecektir. Onu kendine özgü metoduyla onaracak, sonra da onu ileriye taşıyacaktır. Bu iki kabul arasında önemli bir fark vardır. Cahiliye gerçekliğinin temel değer olarak kabul edilmesiyle, Rabbani metodun temel değer kabul edilmesi birbirinden tamamıyla farklıdır.” (s.85).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Cahiliye toplumunun ürettiği sorunlara İslami çözümler üretme çabasının beyhude olduğunu görebilmek </strong></p>
<p>“Ben İslam’a ve ciddiyetine olan saygımdan ötürü, cahiliye toplumlarının herhangi bir problemine İslam’dan çözüm sormayı reddediyor ve kınıyorum. Bundan daha alaycı ve aşağılayıcı ne olabilir ki? Bir yargıca kararını talep etmek üzere başvuruyorsun; ancak ona dilini çıkararak baştan onu yargıç olarak tanımadığını, onun otoritesini kabul etmediğini ilan ediyorsun! Onun verdiği hükme keyfine uyduğu sürece bağlı kalacağını söylüyorsun! (s.87).</p>
<p>Bugün, dünyada olan biten hiçbir şey ile İslam arasında ilgi kurulamaz. Çünkü, kimse İslam’ı kendi hayatına hâkim kılmış, onu kendi toplumuna <strong>yönetim modeli</strong> yapmış değildir. Kimse çıkıp Allah’ın dinini tek başına dünyaya hâkim kılmış da değildir. Kimse kalkıp Allah’ı layıkıyla “birlemiş” değil; kimse hayatı yönetmeyle ilgili olarak ilk ve son sözü Allah’ın hükümlerine bırakmış değildir!</p>
<p>Bu bakımdan, ister iyi niyetle olsun ister kötü niyetle olsun, İslam’dan çözüm isteyenler, onunla alay ediyorlar. Bu isteklere cevap verenler, günümüz insanlığına ait herhangi bir konum için İslami sistemde yer arayanlar, daha büyük alaycıdırlar! Gerçi ben bunların çoğunu tanıyorum; bunu <u>alay etmek için yapmazlar</u> ve İslam’ın düştüğü durumu anlasalar, bunu <u>asla kabul etmezler</u>. İslam’dan sorunlara çözüm bulması, ancak İslam tek başına <strong>hayat tarzı</strong> hâline geldiğinde istenir. Bu da bir İslam toplumu kurulduğunda gerçekleşecektir. İslam’ı kendi hukuk sistemi olarak kabul eden ve ondan başka yasama kaynağı kabul etmeyen “örnek toplum” kurulduğunda… (s.89).</p>
<p>Yüce Allah’ın insanlığa merhamet edeceğine olan güvenimiz, bu toplumu dileyip (kurulmasına) izin vereceğine olan ümidimizi sürekli kılmaktadır. Sürekli söyleyip tekrarladığımız gibi bu toplumun kurulması insani bir zorunluluk, fıtratın zor zamanda açığa çıkan cevabı ve onun kaçınılmaz kıldığı bir (sonuç) olacaktır. Doğumun kaçınılmaz olması doğum sancılarını (ortadan kaldırmayacak) ama onu önemsiz kılacaktır.</p>
<p>Peki, ama koca bir <strong>insanlık İslam’a nasıl yönelecektir?</strong> Bu soruyu soranların, her şeyin nasıl başladığını ve nasıl gerçekleştiğini iyice düşünmeleri gerekiyor.</p>
<p>Bir tek adam bütün bir insanlığın önünde <strong>Allah’ın metodu</strong>yla durmuş ve kendisine emredildiği gibi şöyle haykırıyordu: Karanlıktasınız (cahiliye); aydınlık (hidayet) Allah’ın hidayetidir… Derken, tarih değişmeye başladı… Bu büyük hakikat, bir tek adamın kalbine yerleştiğinde tarih değişmeye başladı… Bu değişimin (tarihteki) seyrini dost-düşman herkes biliyor (s.91).</p>
<p>Bu bir tek adamın kalbine yerleşen o <strong>hakikat</strong>, büyük varlık yasası gereği <u>hep var olmuştur</u>. O sapkın insanlık da var olmaya devam etmiş, yine karanlığına (cahiliyetine) geri dönmüştür.</p>
<p>Olan bitenin derli toplu özeti budur. Bir başlangıç noktası var… Bu, gerçeğin bir tek kalbe yerleşme noktasıdır… Sonra birkaç kalbe… Sonra inanmış bir topluluğun kalbine… Sonra bu kafile yola koyuluyor… Uzun ve dikenli bir yola… Garip olan bugün de -bazı istisnalar dışında- insanlığın kendisine hidayetin geldiği ilk gün gibi bu yola yabancılaşmış olması… Yolun sonunda bu kafile de uzun ve dikenli yola ulaşacak… Tıpkı ilk kafilenin ulaştığı gibi… (s.93).</p>
<p>Bunun zahmetsiz bir mesele olduğunu savunmuyorum… Kısa sürecek bir mücadele olacağını da… Ancak garantili sonuç budur… Her şey, ama her şey bunu destekliyor… Varlığın doğasında bulunan, insanın doğasında bulunan gerçek ve fıtri her şey… Molozlar ayağına dolanacak, büyük bir insanlık gerçeği yoluna çıkacak… Ancak bu engel çerçöpten başka bir şey değildir… Büyük, ama çer-çöp!</p>
<p>Bütün davamız, en sonunda “Hamdolsun âlemlerin Rabbi Allah’a” diyebilmektir…” (s.95).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynak</strong>:</p>
<p>Seyyid Kutub; <em>Tarîqu’l-Halâs</em>: <strong>Kurtuluş Yolu</strong>, Çeviri: Sıbğatullah Kaya, Beyan Yayınları, İstanbul 2017, 96 s.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/cahiliye-toplumunu-islam-toplumuna-donusturebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FAİZ İLLETİNE İSLAM İKTİSADI PERSPEKTİFİNDEN ÇÖZÜM ARAMAK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/faiz-illetine-islam-iktisadi-perspektifinden-cozum-aramak/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/faiz-illetine-islam-iktisadi-perspektifinden-cozum-aramak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2017 09:56:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Abbas b. Abdulmuttalib]]></category>
		<category><![CDATA[adil ve verimli bir piyasa]]></category>
		<category><![CDATA[Âl-i İmran 3:130-132]]></category>
		<category><![CDATA[alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[Allah Teala]]></category>
		<category><![CDATA[bankalar]]></category>
		<category><![CDATA[bankalarfaiz farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Borç]]></category>
		<category><![CDATA[BuhârîKur’an-ı Kerim Meali: Anlam ve Yorum Merkezli Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[cana kıymak]]></category>
		<category><![CDATA[dayanışma ve yardımlaşma sandıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri BaşkanlığıHadislerle İslam]]></category>
		<category><![CDATA[dünya]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[faiz]]></category>
		<category><![CDATA[faiz farkındalığı]]></category>
		<category><![CDATA[faiz hassasiyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Faizsiz bir bankacılık modeli]]></category>
		<category><![CDATA[finansal okuryazarlık]]></category>
		<category><![CDATA[gayrimenkul sertifikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Hadislerle İslam]]></category>
		<category><![CDATA[hayırsever davranış]]></category>
		<category><![CDATA[hayırsever davranışyatırım enstrümanları]]></category>
		<category><![CDATA[İbn-i Mâce]]></category>
		<category><![CDATA[İGİAD]]></category>
		<category><![CDATA[İKAM]]></category>
		<category><![CDATA[İktisadi Problemler]]></category>
		<category><![CDATA[İLEM]]></category>
		<category><![CDATA[İlmi Etüdler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[insanca bir hayat]]></category>
		<category><![CDATA[İslam İktisadı Araştırma Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[İslam İktisadı Atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalist]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalist ekonomi]]></category>
		<category><![CDATA[kâr-zarar ortaklığı]]></category>
		<category><![CDATA[katılım bankacılığının geliştirilmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kitle fonlaması]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatif bankacılığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kur’an-ı Kerim Meali: Anlam ve Yorum Merkezli Çeviri]]></category>
		<category><![CDATA[Kur’an-ı Kerim Meali: Anlam ve Yorum Merkezli ÇeviriDiyanet İşleri Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Menâsik]]></category>
		<category><![CDATA[mikro finans]]></category>
		<category><![CDATA[Modern]]></category>
		<category><![CDATA[müminler]]></category>
		<category><![CDATA[Müslim]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Müşrikler]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa Öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[savaştan kaçmak]]></category>
		<category><![CDATA[sermaye]]></category>
		<category><![CDATA[sihir yapmak]]></category>
		<category><![CDATA[şirk koşmak]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[tefecilik]]></category>
		<category><![CDATA[Tövbe]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Veda Haccı]]></category>
		<category><![CDATA[Vesâyâ]]></category>
		<category><![CDATA[yatırım enstrümanları]]></category>
		<category><![CDATA[yeni bir faizsiz sistem]]></category>
		<category><![CDATA[yetim malı]]></category>
		<category><![CDATA[zina]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=496</guid>

					<description><![CDATA[“Ey müminler! (Müşrikler gibi siz de) tefecilik yapmaya kalkışmayın; bu yolla sermayenize sermaye katmayın! Allah’ın bu yasağını çiğnemekten sakının ki kurtuluşa eresiniz. Kâfirler için hazırlanmış olan cehennemden (Allah’ın emirlerine itaatsizlikten) sakınmak suretiyle kendinizi koruyun. Allah’a ve elçisine itaat edin ki rahmet ve merhamete nail olasınız.” (Âl-i İmran 3:130-132). Önce Kur’an’ın faizle ilgili âyetlerine dikkat kesilelim: [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Ey müminler! (Müşrikler gibi siz de) tefecilik yapmaya kalkışmayın;<br />
bu yolla sermayenize sermaye katmayın! Allah’ın bu yasağını<br />
çiğnemekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.</p>
<p>Kâfirler için hazırlanmış olan cehennemden (Allah’ın<br />
emirlerine itaatsizlikten) sakınmak suretiyle kendinizi koruyun.</p>
<p>Allah’a ve elçisine itaat edin ki rahmet ve merhamete nail olasınız.”</p>
<p>(Âl-i İmran 3:130-132).</p>
<p>Önce Kur’an’ın faizle ilgili âyetlerine dikkat kesilelim:</p>
<ul>
<li>“(Mallarını Allah’ın rızasını kazanma arzusuyla harcamak yerine) tefecilik yapıp servetlerine servet katanlar, (kazanç hırsından dolayı) âdeta şeytan çarpmış/delirmiş gibi hareket ederler. Nitekim onlar, “Ha alışveriş, ha tefecilik; sonuçta ikisi de birer kazanç kapısı!” derler. Oysa Allah alışverişi helâl, tefeciliği haram kılmıştır. Arktık kime (tefecilikten vazgeçme hususunda) Rabbinin emri ulaşır ve o da bu emir gereğince tefecilikten vazgeçerse, geçmişte bu yolla kazandıkları kendisine kalır. Tövbesinden dolayı mükâfatı da Allah’a aittir. Ama her kim vazgeçmeyip tefeciliğe devam ederse, işte böyleleri cehennemlik olacak ve orada temelli kalacaklardır.</li>
<li>Allah tefecilikle elde edilen kazançta bet bereket bırakmaz; buna mukabil zekât ve sadakaları malın/kazancın bereketlenmesine vesile kılar. (Bilin ki) Allah, (tefeciliği helâl saymak suretiyle) kâfirlik günahına batanları sevmez.</li>
<li>İman edip imanlarına yaraşır güzellikte işler yapan, namazı hakkıyla kılıp zekâtı veren kimseler Allah katında büyük mükâfata nail olacaktır. Üstelik onlar için ne ahirette azap korkusu ne de dünyada bırakılan güzel şeyler adına hüzün söz konusu olacaktır.</li>
<li>Ey Müminler! Allah’ın emirlerine itaatsizlikten sakının. Madem ki müminsiniz, o hâlde tefecilikten kalan alacaklarınızdan vazgeçin.</li>
<li>Böyle yapmadığınız, tefecilikten vazgeçmediğiniz takdirde bilin ki Allah ve Elçisi tarafından size savaş açılmıştır. Eğer tövbe edip tefecilikten vazgeçerseniz, anaparanız sizindir. Böylece ne siz haksız yere başkasının malını ne de başkası sizin malınızı almış olur.</li>
<li>Borç verdiğiniz kişinin eli darda ise maddi durumu düzelinceye kadar ona süre tanıyın. Hattâ eğer ne büyük bir sevap ve fazilet olduğunu bilirseniz, borcu tamamen silip alacağınızı bağışlamanız sizin için elbet daha hayırlıdır.</li>
<li>Hesap vermek için Allah’ın huzuruna çıkarılacağınız o müthiş günde rezil rüsva olmamak için şimdiden tedbirinizi alın. Çünkü o gün herkese dünyada yaptıklarının karşılığı tastamam verilecek ve hiç kimsenin hakkı yenmeyecektir.” (Bakara 2:275-281). <u>(<strong>1</strong>)</u>.</li>
</ul>
<p>Allah Teala’nın yüce emirlerini en iyi şekilde hayata tatbik eden ve insanlığa ‘en güzel örnek’ olan Rasûlullah (s), Veda Haccında faizin kıyamete kadar yasaklandığını şu şekilde insanlığa duyurmuştu:</p>
<ul>
<li>“Cahiliyeye ait her şey ayaklarımın altındadır… İyi bilin ki cahiliye dönemi faizi kesinlikle kaldırılmıştır! İlk kaldırdığım faiz de (amcam) Abbas b. Abdulmuttalib’in faizidir. Anaparalarınız sizindir. Böylece ne haksızlık etmiş ne de haksızlığa uğramış olursunuz.” (Müslim, Hac 147; İbn-i Mâce, Menâsik 84, Ebu Davud, Buyû 5).</li>
</ul>
<p>Bir gün Allah Rasûlu (s) “Helâk edici yedi şeyden kaçınınız!” buyurdular. Yanında bulunun sahâbîler; “Ey Allah’ın Rasûlü! Bu yedi şey nedir?” diye sorunca şöyle cevap verdiler:</p>
<ul>
<li>“Allah’a şirk koşmak, sihir yapmak, hukukun gerektirdiği dışında Allah’ın (zarar vermeyi) yasakladığı bir cana kıymak, <strong>faiz yemek</strong>, yetim malı yemek, (düşmanla karşılaşınca) savaştan kaçmak, zinadan uzak duran ve hiçbir şeyden haberi olmayan mümin kadınlara zina iftirasında bulunmak.” (Buhârî, Vesâyâ 23). <u>(<strong>2</strong>)</u>.</li>
</ul>
<p>İnsanlığın çok çeşitli ve çok boyutlu sorunlar yaşamasında belirleyici bir etkiye sahip olan <strong>faiz illeti</strong>ni konu alan ve bu yıl <strong>beşincisi</strong> düzenlenen <strong>İslam İktisadı Atölyesi</strong>’ne yurtiçinden ve yurtdışından tebliğci ya da müzakereci sıfatıyla katılan elliyi aşkın akademisyenin <u>(<strong>3</strong>)</u>, mevcut faizli sistemin iktisadi, siyasi ve sosyal alanlarda ne tür sorunlara yol açtığına ilişkin tespitlerini ve çözüm önerileri özetleyen “<u>5. İslam İktisadı Atölyesi Sonuç Bildirgesi</u>”ne dikkatinizi çekmekte yarar görüyorum:</p>
<p><strong>İktisadi Problemlerin Temelinde Faizin Yattığını Görebilmek</strong></p>
<p>“İslam İktisadı Araştırma Merkezi’nin (İKAM) düzenlediği 5. İslam İktisadı Atölyesi, 31 Mart-2 Nisan 2017 tarihlerinde “İslam İktisadı Perspektifinden Faiz” başlığı ile Sakarya Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirilmiştir. İlmi Etüdler Derneği (İLEM), Türkiye İktisadi Girişim ve İş Ahlakı Derneği (İGİAD), İslam Ekonomisi ve Finansı Uygulama ve Araştırma Merkezi (İSEFAM) işbirliğiyle düzenlenen atölyede bu sene günümüz iktisadi problemlerinin kaynağı olarak faiz konusu detaylı bir biçimde tartışılmıştır. Üç gün boyunca sunulan tebliğler, yapılan değerlendirmeler ve tartışmalar çerçevesinde aşağıdaki konulara kamuoyunun dikkatinin çekilmesi ve bu hususta gerekli uygulamaların geliştirilmesi çağrısında bulunulmasına karar verilmiştir:</p>
<ol>
<li><u>Faiz tüm din ve inanışlarda yasaklanmış ve faizin zararlarına vurgu yapılmıştır</u>. Bu çerçevede <u>faizin</u> sadece sorunlu rutin bir iktisadi uygulama olarak görülmeyip bir <u>hastalık olarak teşhisi</u> önem arz etmektedir. Zira faiz tüm ekonomik problemlerin merkezinde yer almakta olup bu sorunun çözülmesi iktisadi pek çok sıkıntının esaslı bir biçimde aşılmasına katkı sağlayacaktır. Bu nedenle <strong>faizin</strong> sadece azaltılması değil <strong>tamamen ortadan kaldırılması</strong>na yönelik adımlar atılması gerekmektedir.</li>
</ol>
<ol start="2">
<li>Modern kapitalist ekonomi içinde sermaye ve <u>servetin belirli ellerde toplanmasını sağlayan temel etken faizdir</u>. <u>Böylece faiz iktisadi eşitsizliğin ve sosyal adaletsizliğin temel sebeplerinden birisi</u> haline gelmektedir. Faiz oranlarındaki her yükseliş en zenginleri daha zengin ederken, merkez bankaları tarafından zaman zaman uygulanan düşük faiz uygulamaları da temelde sermayedar kesimin kamu kaynaklı kredileri daha fazla kullanması ile neticelenmektedir. <u>Faizli bir sistemde sosyal adaleti faiz oranları üzerinden sağlamak imkânsızdır.</u> Dolayısıyla <strong>sosyal eşitsizlik</strong> faizli bir sistemin yol açtığı en temel problemler arasında yer almaktadır.</li>
</ol>
<ol start="3">
<li>Son yıllarda yapılan birçok araştırmada <u>faizin iktisadi büyüme üzerinde olumsuz etkileri olduğu ortaya konmuştur</u>. Faiz üretken kaynakların reel ekonomiye aktarılmasını etkilemekte ve bu bağlamda iktisadi kalkınma üzerinde olumsuz tesirler oluşturmaktadır. Böylece eldeki kaynakların tam ve verimli kullanımı önünde engel olan <strong>faiz, ekonomideki gelişmeyi durdurmakta</strong>dır. Faize dayalı bir finansal sistemden faizsiz bir sisteme geçmek, paranın pozitif bir getirisi olmayacağı için ekonomideki reel dengelerin daha sağlıklı bir hale gelmesine sebep olacaktır.</li>
</ol>
<ol start="4">
<li>İslam iktisadının ekonomi bilimine en önemli katkılarından birisi faizsiz bir iktisadi sistem oluşturmasıdır. Bu katkının günümüz şartları içinde geliştirilerek evrensel bir sisteme dönüştürülmesi gerekmektedir. Bu nedenle İslam iktisadı araştırmacılarının faizi dinî saik ve argümanlarla reddetmenin ötesine geçip iktisadi olarak açıklanmış ve temellendirilmiş <strong>yeni bir faizsiz sistemi inşa etme</strong>leri gerekmektedir.</li>
</ol>
<ol start="5">
<li>Genel olarak İslam ekonomisi çalışmalarında, özelde ise <strong>faiz konusunda</strong> Osmanlı başta olmak üzere Müslüman toplumların tarihî tecrübesinden hem teorik hem de pratik olarak istifade edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde fikrî derinliği sağlamak mümkün olmayacaktır. Bu durum günümüzde önemli bir sömürü aracı olan faiz ile ilgili çözüm arayışlarını tıkayacaktır. Bu nedenle <strong>tarihî tecrübe ve birikime önem verilmesi </strong>gerekmektedir.</li>
</ol>
<ol start="6">
<li>Dünyada finans alanında ortaya çıkan krizlerin en önemli nedeni faizdir. Bu durum birçok uzman tarafından dile getirilmekte ve alternatif çözümler aranmaktadır. Ancak bu çözümler de vahiyden beslenmedikleri için yeni başka sorunlara yol açmaktadırlar. Tam da bu noktada <strong>Müslümanların dünyaya sunabilecekleri çok önemli katkılar </strong>bulunmaktadır. Bu alanda yapılacak çalışmaların teorik bir derinlikle gerçekleştirilmesi gerekmektedir.</li>
</ol>
<ol start="7">
<li>Finans sisteminde <u>faizsiz uygulamaların alanının genişletilmesi</u> ve kooperatif bankacılığı, gayrimenkul sertifikaları, dayanışma ve yardımlaşma sandıkları, mikro finans ve kitle fonlaması gibi yeni uygulamaların önünün mevzuatta açılması gerekmektedir. Bu uygulamalar yoksulluğun azaltılması ve ihtiyaçların karşılanması noktasında, İslam iktisadı çerçevesinde teorik boyutta ele alınan değişik finans modellerinin faizsiz bir temelde pratikte uygulaması anlamına gelecektir. Bu modellerin uygulanması ile elde edilecek olumlu neticeler İslam’ın insanlığın <strong>ekonomik ve sosyal anlamda</strong> nasıl daha <strong>insanca bir hayat</strong> teklifinde bulunduğunu gözler önüne serecektir.</li>
</ol>
<ol start="8">
<li>Toplumun her kesiminde <strong>faiz hassasiyetinin oluşturulması</strong> bir zorunluluk arz etmektedir. Özellikle insanları zorunlu olarak faizli banka sistemi içine çeken uygulamaların sonlandırılması önemli bir adım olacaktır. Bu çerçevede faizi özendirici reklam ve uygulamaların azaltılması kadar <u>faizsiz modeli özendirici</u> olanların da arttırılması gerekmektedir. Ayrıca <u>finansal okuryazarlığın faiz farkındalığı yönüyle geliştirilmesi</u>, bu husustaki eğitim çalışmalarının derinleştirilmesi lazımdır.</li>
</ol>
<ol start="9">
<li>Günümüzde başta kamu kurumları çalışanları olmak üzere çalışanlar maaşlarını alacakları bankaları kendileri tercih edememekte, kişiler kurumlarının promosyon karşılığında anlaştıkları bankalarla çalışmak zorunda kalmaktadırlar. <u>İnsanları zorunluluk altında bırakarak faizli banka sistemine çeken</u> bu tür <u>uygulamaların sonlandırılması</u>, faizsiz bir ekonomik sistemin oluşturulmasında önemli bir adım olacaktır. Bu çerçevede kamu sektörü başta olmak üzere çalışanların banka promosyonları ile ilgili bir düzenleme yapılarak <u>kişilerin maaşlarını kendi istedikleri bankalardan alma tercihlerinin sağlanması</u>na yönelik bir düzenleme yapılması önem arz etmektedir. Böylece hem katılım bankalarının müşteri ve mevduat oranları artırılacak hem de faizsiz bir ekonomik sistemin oluşmasına ve gelişmesine katkı sağlanacaktır.</li>
</ol>
<ol start="10">
<li>Faizsiz bir bankacılık modeli için <strong>katılım bankacılığının geliştirilmesi</strong> önem arz etmektedir. Dolayısıyla bu sektör temsilcilerinin <u>bilgilendirme ve halkla ilişkilere yönelik faaliyetler</u>ine daha fazla önem vererek kendi fark ve uygulamalarını halka anlatmada yaygın iletişim araçlarını da kullanarak daha aktif bir rol üstlenmesi gerekmektedir.</li>
</ol>
<ol start="11">
<li>Faizsiz uygulamaların geliştirilmesi için katılım bankalarının araştırma ve uygulama önerilerini daha fazla desteklemesi gerekmektedir. Bu doğrultuda <u>İslam iktisadı alanındaki yeni araştırma ve modelleme çalışmalarının ivedilikle başlatılması </u>elzemdir.</li>
</ol>
<ol start="12">
<li>Günümüz koşullarından <u>ötürü faiz konusunda zorunlu olarak geliştirilen bazı ara çözümlerin kalıcı uygulamalar olarak görülmemesi</u> gerekmektedir. Bu bağlamda İslam’ın temel esaslarına göre sürekli bir iyileştirme siyasetinin takip edilmesi icap etmektedir.</li>
</ol>
<ol start="13">
<li>Günümüzde her ne kadar İslami bankacılığın finans sektöründe sahip olduğu pay hem dünyada hem de Türkiye’de artış gösterse de bunun oranı oldukça düşüktür. Bunda birçok faktörün rolü olmakla beraber <u>faiz hassasiyetinden kâr odaklı bir anlayışa doğru evrilme</u>nin önemli bir etkisi olduğu açıktır. Bunun bir tezahürü olarak özellikle Türkiye’de kurulan faizsiz bankalarda ülkemiz kaynaklı yerleşik pay sahiplerinin oranının <u>oldukça düşük olması</u> dikkat çekmektedir.</li>
</ol>
<ol start="14">
<li>Katılım bankalarının borç finansmanına dayalı işlemleri politika faizlerinden olumsuz yönde etkilenirken, bu yöntemle birlikte faiz oranlarındaki değişimlerin reel ekonomiye yansıtıldığı gözlemlenmiştir. Bu durum faiz hassasiyeti açısından çeşitli sorunlar barındırmaktadır. Buna bağlı olarak <u>borç finansmanı yerine <strong>kâr-zarar ortaklığı</strong>na dayalı işlemlerin oranının arttırılması</u> bu etkiyi azaltacaktır.</li>
</ol>
<ol start="15">
<li>Kamunun <strong>katılım bankacılığı</strong> alanına yatırım yapmış olması ve bazı İslami yatırım enstrümanlarını kullanması halkın İslam iktisadına yönelik algısını olumlu yönde etkilemektedir. Bu bakımdan kamunun uygulama alanlarının genişletilmesi önemli bir gelişme olarak görülmektedir.</li>
</ol>
<ol start="16">
<li>Daha adil ve verimli bir piyasa düzeni ve buna bağlı olarak iktisadi büyüme için <strong>hayırsever davranış</strong> önemlidir. <u>Faiz temelli ve aşırı borçlanmaya dayalı finansal sistem ekonomik krizlerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır</u>. Dolayısıyla hayırseverliği teşvik edecek kamu ve özel sektör uygulama ve mevzuatının geliştirilmesi önemlidir.</li>
</ol>
<ol start="17">
<li>Genel olarak dünyada özelde ise Türkiye’de İslam iktisadına yönelik artan bir ilgi ve beklenti söz konusudur. <strong><u>İslam iktisadı</u></strong><u> alanının</u> bu ilgi ve beklentiyi karşılayacak şekilde <u>teori ve uygulamada genişletilmesi ve geliştirilmesi</u> gerekmektedir.</li>
</ol>
<p>31 Mart-2 Nisan 2017 tarihlerinde Sakarya’da gerçekleştirilen 5. İslam İktisadı Atölyesi’ni tertip eden, katılan ve katkı yapan ilim adamları, uzmanlar ve sivil toplum temsilcileri günümüzde dünyada ve özellikle Müslüman ülkelerde yaşanan iktisadi <strong>problemlerin temelinde faizin bulunduğu</strong>nu dile getirmekte ve faizsiz bir ekonomiye geçişin tüm insanlığa saadet getireceğini ilan etmekte; yöneticileri, karar alıcıları, uygulayıcıları ve ilim adamlarını bu sese kulak vermeye çağırmaktadırlar.” <u>(<strong>4</strong>)</u>.</p>
<p>Tüketicilerin, aydınların, özellikle gönüllü kuruluşlar ile yerel ve merkezi yönetimlerde görevli karar alıcıların bu çağrıya cevap vermesi temennisiyle…</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong>:</p>
<ol>
<li>Mustafa Öztürk; <strong>Kur’an-ı Kerim Meali</strong>: Anlam ve Yorum Merkezli Çeviri, Ankara Okulu Yayınları, Ankara 2016, s.82.</li>
<li><strong>Hadislerle İslam</strong>, Diyanet İşleri Başkanlığı, 1. Baskı, 7 cilt, Ankara 2014, c.5, s.167-178.</li>
<li><a href="http://www.ikam.org.tr/tr/sempozyumlar/iew5">http://www.<strong>ikam.org.tr</strong>/tr/sempozyumlar/iew5</a>, 2 Nisan 2017.</li>
<li><a href="http://islamiktisadi.net/index.php/2017/04/03/5-islam-iktisadi-atolyesi-sonuc-bildirgesi/">http://islamiktisadi.net/index.php/2017/04/03/5-<strong>islam-iktisadi-atolyesi-sonuc-bildirgesi</strong>/</a>, 2 Nisan 2017.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/faiz-illetine-islam-iktisadi-perspektifinden-cozum-aramak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
