<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kafkas Vakfı Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://fethigungor.net/etiket/kafkas-vakfi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/etiket/kafkas-vakfi/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 Jun 2018 22:12:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>KUZEY KAFKASYA’DA 1918 RUHUNU İHYA EDEBİLMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/kuzey-kafkasyada-1918-ruhunu-ihya-edebilmek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/kuzey-kafkasyada-1918-ruhunu-ihya-edebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 May 2018 19:20:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[1 MAYIS 1917]]></category>
		<category><![CDATA[11 MAYIS 1918]]></category>
		<category><![CDATA[1918 RUHU]]></category>
		<category><![CDATA[ABDULMECİD ÇERMOYEV]]></category>
		<category><![CDATA[ABHAZLAR]]></category>
		<category><![CDATA[ABHAZYA]]></category>
		<category><![CDATA[ADIGEY]]></category>
		<category><![CDATA[ADİL-GİREY DAİDBEKOV]]></category>
		<category><![CDATA[AHMET DUDAROV]]></category>
		<category><![CDATA[AHMET MURTAZALİYEV]]></category>
		<category><![CDATA[AHMET TSALİKOV]]></category>
		<category><![CDATA[ALİHAN HADOHÇİKOEVİÇ KANTEMİROV]]></category>
		<category><![CDATA[ALİHAN KANTEMİROV]]></category>
		<category><![CDATA[ALTAY GÖYÜŞOV]]></category>
		<category><![CDATA[APSUVARA GRUBU]]></category>
		<category><![CDATA[ASLANBEK BUTAYEV]]></category>
		<category><![CDATA[AYDIN TURAN]]></category>
		<category><![CDATA[AYTEK NAMİTOK]]></category>
		<category><![CDATA[BASİAT ŞAHANOV]]></category>
		<category><![CDATA[BİRLEŞİK KAFKASYA]]></category>
		<category><![CDATA[BİRLEŞİK KAFKASYA DERNEĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[BORİS MAGOMET HARSİEV]]></category>
		<category><![CDATA[BORİS YELTSİN]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçen]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçenistan]]></category>
		<category><![CDATA[ÇERKES DERNEKLERİ FEDERASYONU]]></category>
		<category><![CDATA[ÇERKESK]]></category>
		<category><![CDATA[DAĞISTAN]]></category>
		<category><![CDATA[DAĞLILAR CUMHURİYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[DANİAL APAŞEV]]></category>
		<category><![CDATA[DENİKİN]]></category>
		<category><![CDATA[ELBİZDİKO TSOPANOVİÇ BRİTAEV]]></category>
		<category><![CDATA[GAYDAR (HAYDAR) BAMMAT]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNEY OSETYA]]></category>
		<category><![CDATA[GÜRCİSTAN]]></category>
		<category><![CDATA[HACI MURAD DONOGO]]></category>
		<category><![CDATA[HATIJIKO VALERİ]]></category>
		<category><![CDATA[HOADE ADAM]]></category>
		<category><![CDATA[İNGUŞ]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMBEK MARZOEV]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİ İTTİHAD HAREKETİ]]></category>
		<category><![CDATA[İZMAİL VASİLİEVİÇ BAEV]]></category>
		<category><![CDATA[KABARDEY-BALKAR CUMHURYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[KABARDEYLER]]></category>
		<category><![CDATA[KAFKAS HALKLARI KONFEDERASYONU (KHK)]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkas Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[KAFKASDER]]></category>
		<category><![CDATA[KAFKASYA DAĞLI HALKLARI KURULTAYI]]></category>
		<category><![CDATA[KALMIK YURA]]></category>
		<category><![CDATA[KİARAZ]]></category>
		<category><![CDATA[KUBAN]]></category>
		<category><![CDATA[KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[LAKLAR]]></category>
		<category><![CDATA[LALE ÇAMAGUA]]></category>
		<category><![CDATA[MAİRBEK VATCHAGAEV]]></category>
		<category><![CDATA[NALÇİK]]></category>
		<category><![CDATA[NALOW ZAWUR]]></category>
		<category><![CDATA[NECMEDDİN GOTSİNSKİ]]></category>
		<category><![CDATA[NİSAN 1917 KONGRESİ]]></category>
		<category><![CDATA[NUH BEK TARKOVSKİY]]></category>
		<category><![CDATA[NUR-MAGOMED ŞAHSUVAROV]]></category>
		<category><![CDATA[OSET ALAN KÜLTÜR DERNEĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÖZGÜR DAĞLI]]></category>
		<category><![CDATA[POLONYA]]></category>
		<category><![CDATA[PRENS RAŞİDHAN KAPLANOV]]></category>
		<category><![CDATA[RUS SÖMÜRGECİLİĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[RUSLAN ĞUAŞE]]></category>
		<category><![CDATA[ŞAMİL BASAYEV]]></category>
		<category><![CDATA[SOSNALİYEV SULTAN]]></category>
		<category><![CDATA[SOVYET RUSYA]]></category>
		<category><![CDATA[TEMİR-HAN-ŞURA (BUYNAKSK)]]></category>
		<category><![CDATA[TEREK]]></category>
		<category><![CDATA[TOPÇIBAŞI]]></category>
		<category><![CDATA[VLADİKAFKAS]]></category>
		<category><![CDATA[VOLNİY GORETS]]></category>
		<category><![CDATA[YEVGENİY LANSERE]]></category>
		<category><![CDATA[YURİ MUSA ŞENİBE]]></category>
		<category><![CDATA[ZUBAİR TEMİRHANOV]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=678</guid>

					<description><![CDATA[Kuzey Kafkasya’da birlik hareketi 11 Mayıs 1918 tarihinde “tek devlet” aşamasına geçmişti. Bu tarihî birleşmenin anısına İstanbul’da “100. YILINDA KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU” düzenlendi. İlk oturumda konuşan Altay Göyüşov (Azerbaycan), Ahmed Murtazaliev (Dağıstan) ve Aslanbek Marzey’in (Kabardey-Balkar) tebliğlerini geçen haftaki yazımda özetlemiştim. Kafkas halklarının birlik ve beraberliği düşüncesine fikirleri ve faaliyetleriyle katkı yapan şahsiyetler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Kafkasya’da birlik hareketi 11 Mayıs 1918 tarihinde “tek devlet” aşamasına geçmişti. Bu tarihî birleşmenin anısına İstanbul’da “100. YILINDA KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU” düzenlendi. İlk oturumda konuşan Altay Göyüşov (Azerbaycan), Ahmed Murtazaliev (Dağıstan) ve Aslanbek Marzey’in (Kabardey-Balkar) tebliğlerini geçen haftaki yazımda özetlemiştim.</p>
<p>Kafkas halklarının birlik ve beraberliği düşüncesine fikirleri ve faaliyetleriyle katkı yapan şahsiyetler adına Yılmaz Nevruz, Sefer Ersin Berzeg, Ahmet Hazer Hızal’a bizzat, merhum Osman Çelik ile merhum Aydın Turan’a ise aileleri aracılığıyla şükran plaketlerinin takdimiyle başlayan ikinci oturumda üç konuşmacı tebliğ sundu. Oturum öncesinde selamlama konuşması için sahneye davet edilen Ruslan Ğuaşe, Şapsığya’daki faaliyetleri ile açlık grevi sonrasında gördüğü tedavi hakkında bilgi vererek İstanbul’da kendisine gösterilen sıcak alaka ve tedavi desteği sebebiyle duyduğu büyük memnuniyeti dile getirdi.</p>
<p><strong>Tüm Kafkas Halklarının Katılımıyla Bir Devlet Kurabilmek  </strong></p>
<p>Moderatör Ahmet Yusuf Özdemir’in ilk sözü verdiği <strong>Prof.Dr. Hacı Murad Donogo</strong>, özellikle Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin sembol isimlerinden olan Necmeddin Gotsinski ve Haydar Bammat üzerine çok sayıda eser vermiştir. (<strong>1</strong>). “Dağlılar Cumhuriyeti Tarihinden Değerli Bir Belge” başlıklı tebliğinde Donogo; Dağlı Halklar Birliği Cumhuriyeti Meclisi’nin çalışmalarını izleyen ressam Yevgeniy Lansere’nin resmettiği Meclis üyelerini sırasıyla tanıttı: Başbakan Pşımafe Kotse (Kabardey, 1883–1968), Ulaştırma Bakanı Adil-Girey Daidbekov (Kumık, 1873–1946), İçişleri Bakanı Prens Raşidhan Kaplanov (Kumık, 1883–1937), Maliye Bakanı Vassan Giray Cabağı (İnguş, 1882–1961), Kuzey Kafkasya Müftüsü Necmeddin Gotsinskiy (Avar, 1865–1925), Milli Eğitim Bakanı Nur-Magomed Şahsuvarov (Azeri), Meclis Başkanı Zubair Temirhanov (Kumık, 1868–1952), Meclis Üyesi Danial Apaşev (Kumık, 1870–1920). Dağıstan Vilayeti’nin başkenti Temir-Han-Şura’da 20-25 Ocak 1919’da gerçekleştirilen parlamento toplantılarını resmeden Lansere’nin tablolarında, sıkıyönetim sebebiyle Meclis oturumlarına katılamayan Kabardey, Balkar ve Karanogay temsilcileri yer almamaktadır.</p>
<p>İkinci oturumun ikinci konuşmacısı <strong>Boris Magomet Harsiev</strong>, İnguş sürgünü esnasında 1953’te Kazakistan’ın Karaganda bölgesinde dünyaya gelmiş olup halen İnguş Araştırmaları Enstitüsü’nde Etnoloji Bölüm Başkanlığı yapmaktadır. “Birleşik Kuzey Kafkasya ve Dağıstan Dağlıları Birliği” başlıklı tebliğinde Harsiev, özetle şu hususları anlatmıştır:</p>
<p>“1 Mayıs 1917’de Vladikafkas’da Kafkasya Halkları I. Kurultayı’nın açılışı yapılmıştır. Kurultay’a on gün boyunca 400 ila 3000 arası delege ve çok sayıda konuk katılmıştır. Kurultay’da <strong>Birleşik Kafkasya Dağlıları Birliği</strong>’nin kuruluşu ilan edilmiş, <strong>Anayasa</strong> kabul edilmiş, <strong>yürütme organları</strong> seçilmiş ve Kafkasya halklarının gelişiminin <strong>öncelikleri</strong> belirlenmiştir.</p>
<p>Masrafını Çermoyev’in üstlendiği kurultaya Devlet Duması’ndan ve bölgelerden temsilciler ile müftüler de katılmıştır. Kurultayın hedefini Divanı üyesi Kumuk prensi Raşidhan Kaplanov şöyle tanımlamıştır:</p>
<p>“Birliğimizin amacı öncelikli olarak tamamen savunmadır. Biz diyoruz ki, birimize dokunan, herkese dokunmuş olacak ve bunu haklarımıza tecavüz sayıp, kimseye izin vermeyeceğiz. Taleplerimizin fiilen yerine getirilmesi için çabalamalıyız. Bu bağlamda Birliğimiz taarruza yöneliktir. Bu, birini tehdit ettiğimiz anlamına gelmez; kesinlikle hayır; biz ancak ortak taleplerimizin yerine getirilmesi için çabalamak istiyoruz. Ayrıca her kabilenin kendi geleceğini belirleme hakkı saklı kalacaktır. Birlik bu anlamda hiçbir baskı yapmayacak, sadece, her kabilenin hayati önem taşıyan hedeflerine ulaşma imkânını sağlamaya çalışacaktır. Bunun yanı sıra Birliğimiz, Genel Kafkas Müslüman Birliği’nin üyesidir. Bununla birlikte, dinî inanç olarak bölünmüş <strong>hiçbir etnik grubu unutmamalıyız</strong>. Birliğimize ancak Müslümanların üye olabileceği şeklinde şart koşmamalıyız. Bilindiği üzere Osetinler kısmen Hıristiyan’dır, fakat dağlıdırlar ve onların çıkarları bizim çıkarlarımızdır.”</p>
<p><strong>Müslümanların Birlik ve Beraberliği İçin Kesintisiz Çaba Sarfetmek   </strong></p>
<p>Sempozyuma Kuzey Osetya’dan katılan <strong>İslambek Marzoev</strong>; “Dağlılar Cumhuriyeti Devlet Organlarında Osetinler” başlıklı tebliğinde özetle şu vurguları yapmıştır:</p>
<p>“11 Mayıs 1918’de Osmanlı ve Almanya ile ittifak içinde RSFSC’den bağımsız Dağlılar Cumhuriyeti’nin kurulduğunu ve Rusya’dan ayrılacağını ilan etmiştir. Yeni oluşuma Dağıstan, Çeçen-İnguşya, Osetya, Kabardey, Karaçay-Balkar, Abhazya ve Adıgey dâhil olmuştur. Cumhuriyet’in sınırı Karadeniz’den Hazar denizine kadar uzanarak, 260.000 km<sup>2</sup> alanı kapsamıştır. Başkent olarak Temir-Han-Şura (Buynaksk) seçilmiştir.</p>
<p>İkinci Dağlılar Cumhuriyeti Hükümeti’ne Birinci Dağlılar Cumhuriyeti Hükümeti’nin eski üyeleri ile Tersk-Dağıstan hükümeti üyelerinden bazıları dâhil olmuştur: Başbakan olarak <strong>Abdulmecit Çermoy</strong> seçilmiştir. Parlamento Başkanlığına Vassan Giray Cabağı getirilmiştir. Bakanlıklarda Kuzey Kafkasya’nın tüm halklarından temsilciler bulunmuştur: Dışişleri Bakanı olarak Haydar Bammat seçilmiş, bakanlar Pşımaho Kotsev, Aslanbek Butayev, Raşidhan Kaplanov, Zubair Temirhanov, Basiat Şahanov, Ahmet Tsalikov, Nuh Bek Tarkovskiy, Alihan Kantemirov, Aytek Namitok ve diğerleri…</p>
<p>Yeni hükümet Türkiye tarafından hukuken, Bulgaristan, İngiltere, Almanya, Avusturya-Macaristan, Polonya, Gürcistan ve Azerbaycan tarafından fiilen tanınmıştır. Dağlılar hükümetinde Osetya’yı İzmail Vasilieviç Baev, Elbizdiko Tsopanoviç Britaev, Aslanbek Savkudzoviç Butaev, Ahmet Uvajukoeviç Dudarov, Alihan Hadohçikoeviç Kantemirov, Ahmet Tembolatoviç Tsalikov temsil etmiştir.</p>
<p>Hukukçu<strong> Ahmet Tsalikov</strong>, Müslümanların Ulusal Doğuşu Hareketi’nde de yer alarak kırk milyonluk Müslüman halkların haklarını savunmuş, Müslümanlara kültürel özerklik istemiştir. Müslümanların birleşmesi için büyük çaba harcamış ve Denikin’e karşı mücadele edilmiştir. Önce İstanbul’a, ardında Çekoslovakya’ya ve nihayet Polonya’ya gitmiştir. 2 Eylül 1928’de Prag’da vefat etmiştir.”</p>
<p><strong>Zalime Karşı Mazlumun Yanında Yer Alabilmek </strong></p>
<p>Moderatörlüğünü deruhte ettiğim üçüncü oturumun ilk konuşmacısı Lale Çamagua, uzun süre “Abhazya Devletbaşkanlığı Kuzey Kafkasyalı Gönüllülerle İlişkiler Danışmanı” sıfatıyla çalıştı. “Abhazya Halkının Vatan Savaşında Gönüllü Hareketinin Rolü: 1992-1993” başlıklı tebliğinde Çamagua, Ağustos 1992’de Gürcistan’ın Abhazya’da hakimiyet kurmak için “Meç (Kılıç)” kod adıyla başlattığı savaşta <strong>Yuri Musa Şenibe</strong> başkanlığında kurulan Kafkas Halkları Konfederasyonu’nun (KHK) hayati desteğini anlattı. Diyasporada ve tüm Kafkas Cumhuriyetlerinde kalabalık mitingler yapılarak “Abhazya’yı yalnız bırakmayacağız.” mesajının güçlü şekilde verildiğini ve 19 Ağustos’ta Çerkesk’te yazılan yemin metnine tüm Kuzey Kafkasya cumhuriyetlerinde gönüllülerin sahip çıktığını anlatan Çamagua, Kabardey’den Sosnaliyev Sultan, Kalmık Yura, Hatıjıko Valeri ve Nalow Zawur, Adıgey’den Hoade Adam, Çeçenistan’dan Şamil Basayev gibi toplum önderlerinin Abhaz bağımsızlık savaşına büyük destekler verdiğini hatırlatarak 1992 yazında Abhazya’da <strong>1918 ruhu</strong>nun yeniden yaşandığını anlattı.</p>
<p>Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri yanında Türkiye ve Suriye’den de gönüllülerin geldiğini, bunların bir kısmının savaşta canlarını verdiğini anlattığı tebliğini “Kafkasya’daki dostlarımız ayağa kalktığında kurtulacağımızı anlamıştık, Kafkasya da bir gün elbette yolunu bulacaktır…” dizelerinin yer aldığı Abhazca bir şiirle tamamlayan Çamagua gönüllülerle ilgili şu detayları paylaştı:</p>
<p>“Askerî harekâtlara iki binin üzerinde gönüllü katılmıştır. 50’den fazlası “Abhazya Kahramanı” unvanına layık görülmüş, 247’si “Leon Nişanı”, 623’ü “Cesaret” madalyası ile ödüllendirilmiştir.</p>
<p>Abhazya’nın özgürlüğü için hayatlarını feda edenlerin anısını ebediyen korumak maksadıyla Abhazya <strong>15 Ağustos</strong> tarihini 2013 yılından bu yana “<strong>Gönüllüler Günü</strong>” olarak kutlamaktadır.”</p>
<p>Sekizinci tebliği sunan Danimarkalı akademisyen Lars Funch Hansen, “Jeopolitik Perspektiften Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin 100. Yıl Dönümü” başlıklı tebliğinde, Kafkasya’ya giderek KHK yöneticileriyle görüştüğünü, mitinglere katıldığını, <strong>farklı etnisitelerin başarılı işbirliği</strong>nin görüldüğü Kuzey Kafkasya’da çeşitli sebeplerle kalıcı bir devlet kurulamadığını, KKC temsilcilerinin Paris Konferansı’na katılmakla birlikte jeopolitik oyunlarda bir sonuç alamadığını anlattığı tebliğini şu şekilde tamamladı:</p>
<p>“Etnisite kategorisinin sürekli uygulandığı ulus-devlet çağında yaşıyoruz. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin özgürce gelişmesine izin verilseydi başarılı olabilirdi. Rusya gibi bir komşu devlet tarafından yenilgiye uğratılan Kuzey Kafkasya’da sömürge karşıtı ulusal girişimler bitmiş değildir.  Rus makamları neden bölgedeki yerli halkların haklarından kaçınma konusunda mücadele ediyor? Potansiyel meşrutiyetlerinden mi korkuyorlar?”</p>
<p><strong>Arşiv Belgelerine Dayalı Mevsuk Çalışmalar Yürütebilmek </strong></p>
<p>Günün son konuşmacısı Çeçen tarihçi <strong>Mairbek Vatchagaev</strong> (<strong>2</strong>), “Fransız Arşiv Belgelerinde Kuzey Kafkasya Dağlıları Birliği” başlıklı tebliğinde; Sovyetler Birliği Ansiklopedisi’nde, sanki böyle bir devlet hiç olmamış gibi KKC hakkında hiçbir bilgiye yer verilmediğini hatırlattıktan sonra özetle şu hususları vurguladı:</p>
<p>“SSCB döneminde bilim adamları gerçek tarihten uzaklaştırmışlardı. Sovyet Rejimi çöktüğünde dalga şeklinde yeni tarih araştırmaları başlamış, doktora tezleri yazılmıştır.</p>
<p>Yaşadığım Fransa’da yıllar önce mezarları gezerken Mirza, Canbulat, Çerkaski vb. isimler dikkatimi çekmişti. Bunları görünce, bizi Fransa’ya bağlayan bir bağ olmalı dedim ve araştırmaya başladım. Binlerce belge buldum. Çünkü çok önemli belgelere rastladım.</p>
<p>Azerbaycan Heyeti’nin Başkanı Topçıbaşı tüm Kafkasyalılar için çok önemli bir şahsiyet idi. Bir sıkıntısı olan ona koşuyormuş Fransa’da. Abdulmecid Çermoyev, Gaydar Bammat, Magomed Cabagiyev, İsmail Şakov gibi liderle yazışmaları mevcut arşivlerde. Kuzey Kafkasya’dan gelip Yabancı Lejyon’a katılan, Fransız Ordusu’nda kariyer yapanlar var. Bu ordunun Suriye’de Golan tepelerinde ilerlemesi esnasında orada kalanlar da olmuş.</p>
<p>Fransız arşiv belgelerinde Kuzey Kafkasya’da her hafta ne olmuş, bunu belgelerden izleyebiliyoruz. Mesela Mustafa Butbay hakkında önemli belgeler var. Kuban’la ve başka yerlerle yapılan anlaşmalar var. Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ne ilişkin çok fazla dokümanın bulunduğu İngiltere arşivlerinin de araştırılması gerekir. Zira söz konusu ülkenin Kafkasya bölgesinde bulunması ve etkisinin diğer ülkelerle karşılaştırılmayacak kadar büyük olması bunu zorunlu kılmaktadır. Almanya ve İtalya arşivleri de önemli olmakla beraber Osmanlı arşivleri çok önemli belgeler barındırmaktadır. Fransa’daki çalışmalarım bittiğinde İngiltere ve Almanya’da da çalışmayı düşünüyorum.”</p>
<p>Osmanlı Devleti’nin bağımsızlığını tanıdığı ve bir dizi antlaşma yaptığı Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ne ilişkin Türkiye’de de önemli akademik çalışmalar yapıldığını hatırlatmakta yarar var. (<strong>3-4</strong>).</p>
<p>İki hafta boyunca özetlediğim dokuz tebliğden açıkça anlaşılmaktadır ki; Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, aradan geçen yüz yıla rağmen hâlâ önemli bir model olarak önümüzde durmaktadır. Bu model oluş Kuzey Kafkasya ile sınırlı da değildir. İslam dünyasının özellikle çatışma yaşayan birçok bölgesi için de incelenmeye ve ders alınmaya değer bir özelliğe sahiptir.</p>
<p>Çerkes Dernekleri Federasyonu, Kafkas Vakfı, Birleşik Kafkasya Derneği, Oset Alan Kültür Derneği, Apsuvara Grubu, KİARAZ ve KAFKASDER işbirliğiyle tarihî bir şahitlik ödevinin yerine getirildiği, bu vesileyle Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti liderlerinin bize devrettiği 1918 ruhunun yeniden yaşatıldığı “100. Yılında Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Uluslararası Sempozyumu”na birikimiyle, emeğiyle, maddi ve manevi desteğiyle katkı verenlere, uzaktan ve yakından gelerek altı saat boyunca sempozyumu büyük bir dikkatle izleyen katılımcılara şükranlarımı sunuyorum.</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong>:</p>
<ol>
<li>“Aholgoh” isimli süreli yayını da çıkaran Donogo, Kafkasya tarihine ilişkin çalışmalarını <strong>gazavat.ru</strong> isimli internet sitesinde paylaşmaktadır.</li>
<li>2012 yılında yayın hayatına başlayan “Caucasus Survey” isimli uluslararası derginin genel yayın yönetmenliğini yürüten, 2009-2015 yılları arasında “Prometheus” isimli online derginin editörlüğünü yapan Vatchagaev, 2001 yılından bu yana <strong>chechen.org</strong> internet sitesinin editörlüğünü de yürütmektedir.</li>
<li>Enis Şahin; <strong>Trabzon ve Batum Konferansları ve Antlaşmaları</strong>, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara 2015, 250 s.</li>
<li>Nail Sönmez ve Orhan Doğbay; <strong>Birleşik Kafkasya İdealine Adanan Ömür: Aydın Turan</strong>; Kafkas Vakfı Yayınları, İstanbul 2018, 544 s.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/kuzey-kafkasyada-1918-ruhunu-ihya-edebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KAFKASYA İSTİKLAL MÜCADELESİNDE  NAİPLERİN ROLÜNÜ TAKDİR ETMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/kafkasya-istiklal-mucadelesinde-naiplerin-rolunu-takdir-etmek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/kafkasya-istiklal-mucadelesinde-naiplerin-rolunu-takdir-etmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Feb 2018 09:55:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Ahverdil Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Avarlı Hacı Yasul Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçenya]]></category>
		<category><![CDATA[Çerkesya Naibi]]></category>
		<category><![CDATA[Danyal Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Duba Hacı]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Murat]]></category>
		<category><![CDATA[Hamzat Bek]]></category>
		<category><![CDATA[Hitinav Musa]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Gazi Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Şamil]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Şamil ve Teokratik Devleti: Çatışmadan Birleşmeye]]></category>
		<category><![CDATA[İmamat Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Harbiye Mektebi]]></category>
		<category><![CDATA[Kabet Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkas Millî Azatlık Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkas Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkasya]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkasya İmamı Şamil ile Naiplerinin Destansı Mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkasya İstiklal Mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi Nüzhet Çetinbaş]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Emin]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[Müritlik hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[naiplik sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Nur Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Sadullah]]></category>
		<category><![CDATA[Şuayıb Molla]]></category>
		<category><![CDATA[Taşov Hacı]]></category>
		<category><![CDATA[Tsvetelina Tsvetkova]]></category>
		<category><![CDATA[Umumi Kafkas Tarihine Giriş]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz Nevruz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=625</guid>

					<description><![CDATA[Kafkas Vakfı tarafından 3 Şubat 2018 tarihinde İstanbul’da Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “İmam Şamil: Bir Devlet İdeali” başlıklı bir panelde (1) Dr. Tsvetelina Tsvetkova tarafından sunulan “İmam Şamil ve Teokratik Devleti: Çatışmadan Birleşmeye” başlıklı tebliğin özetini geçen haftaki yazımda paylaşmıştım. Bu haftaki yazımda Kafkas Vakfı Kurucular Kurulu Başkanı Mehdi Nüzhet Çetinbaş’ın tebliği (2) [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kafkas Vakfı tarafından 3 Şubat 2018 tarihinde İstanbul’da Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “<u>İmam Şamil: Bir Devlet İdeali</u>” başlıklı bir panelde (<strong>1</strong>) Dr. Tsvetelina Tsvetkova tarafından sunulan “İmam Şamil ve Teokratik Devleti: Çatışmadan Birleşmeye” başlıklı tebliğin özetini geçen haftaki yazımda paylaşmıştım. Bu haftaki yazımda Kafkas Vakfı Kurucular Kurulu Başkanı Mehdi Nüzhet Çetinbaş’ın tebliği (<strong>2</strong>) ile kendi tebliğimi özetle paylaşmak istiyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İmamat Devleti’nin Yapısını ve Yönetim Modelini Ortaya Koymak </strong></p>
<p>“Devlet toplumun teşkilatlanmış üst yapısıdır. <u>Toprak, insan ve egemenlik</u> devlet için yeterlidir. Egemenlik hemen tüm devletlerde farklı şekilde anlaşılmış ve uygulanmıştır. Mesela, Kafkasya’da hapishane yoktu, ama suçlular mutlaka cezalandırılıyordu.</p>
<p>1789 Fransız İhtilalinden sonra gelişen ulusdevlet modeli birçok ülke tarafından benimsenmiştir ama Kafkasya o treni kaçırmış, ulusdevlet haline gelemeden Rus işgaliyle karşı karşıya kalmıştır. Ruslar “knez” denen prensliklerle yönetiliyordu. Bu knezlikler birleşip Moskova merkezli bir birlik oluşturdular ve yayılmaya başladılar. Bu yayılma girişiminde <strong>iki engel</strong> ile karşılaştılar: Kırım ve Kafkasya. Rusya, Osmanlı Devleti’yle savaşarak Kırım’ı -aynen bugün Ukrayna’nın elinden aldığı gibi- ele geçirmiş, Kafkasya üzerine ise birçok kanaldan yürümüştür…</p>
<p>İmam Şamil zamanında Karadeniz’den Hazar’a kadar tüm Kafkas halkları arasında <strong>din birliği</strong> sağlanmış durumdaydı. Bazı tarihçiler birinci imam olarak <strong>İmam Mansur</strong>’u kabul eder. Her ne kadar aralarında doğrudan bir bağlantı olmasa da kanaatimce sonraki imamlar da hareket modelini İmam Mansur’dan almışlardır. Zira o da tüm bölgelerde vaazlar vererek insanları cihada, gazavata davet etmiştir. Anapa Kalesi’ni kuşatması esnasında esir düşmüş ve nihayetinde Rus hapishanesinde şehit edilmiştir.</p>
<p><strong>İmam Gazi Muhammed</strong> diğer arkadaşlarından üç yaş kadar büyük olup onlara ağabeylik yapmıştır. Bugünün üniversite mezunu düzeyinde tahsil görmüş olan bu liderler ana dilleri yanında Arapça ve Rusçayı da kullanıyordu. Gazi Muhammed, Hamzat Bek ve Şamil, her üç imam Molla Said Harekâni’den beşerî bilimler alanında dersler almışlardır.</p>
<p><strong>Müridizm</strong> adı, imamların “gazavat” diye adlandırmış olduğu mücadeleye Rusların verdiği isimdir. Bu liderlerin hepsi bir şeyhin müridi olarak dergâhta tanışmışlar, tasavvuf kültürüyle yetişmişlerdir. Esasen tasavvuf daha çok pasif bir yöntemi ve insanın nefsini tezkiye etmesini esas alır. Bu yöntemde eylem yoktur. Dergâhtan eleman devşirip aksiyon ortaya koyan ilk imam Gazi Muhammed olmuştur. Arkadaşlarıyla bir kadro harekâtı başlatmıştır. Muhtemelen bu kadro İmam Mansur’un neden başarısız olduğunu çok iyi mütalaa etmiştir. Zira tüm Kafkas halklarından asker toplayarak 20 bin kişilik bir ordu kuran ve Anapa Kalesi’ni kuşatan İmam Mansur neden başarılı olamamıştı? Yeni kadro bu sorunun cevabın bulmuş olmalıdır: İmam Mansur iyi bir vaizdi ama kadrosu ve teşkilatı yoktu. Dolayısıyla <strong>kadro ve teşkilat</strong> konusuna büyük önem vermişlerdir.</p>
<p>Hamzat Bek, imameti Şamil’e bırakmadan önce Avar Hanlığını ortadan kaldırarak büyük bir hizmet vermiş oldu. İmam Şamil <strong>naiplik sistemi</strong>ni oluşturdu, her birini kendi yetkileriyle donatarak vilayetlere göndermiştir.</p>
<p>İmam Şamil, Osmanlılar gibi <strong>tarih yazıcılığı</strong>na önem vermiştir. Muhammed Karahi’ye tüm olayları kayıt altına alma görevi vermiştir. Bugün o tarihlerde cereyan eden olayları ve savaşları en ince detayına kadar biliyorsak onun sayesindedir. Mehmet Akif Ersoy 1913 yılında hacca gittiğinde Şamil’in oğlu Muhammed Kâmil Paşa ile görüşmüştür. Paşa kendisine Arapça iki kitap vermiş, o da getirip Tahiru’l-Mevlevi’ye teslim etmiştir. Bu kitapların birisi Karahi’nin yıllar boyunca Arapça kaleme almış olduğu “Bârikatu’s–Suyûfi’d-Dağıstâniyye fi ba’dı Ğazavâti’ş-Şâmiliyye” isimli eser, diğeri de zayıf bir Osmanlıca ile eserin Türkçeye çevrilmiş nüshadır.</p>
<p>İmam Şamil gerçek bir devlet tesis etmişti. Medreseler kurmuş, baruthaneler açmış, silahlar üretmiş, toplar döktürmüştür. Mahkemeler ile diğer lüzumlu devlet kurumlarını da oluşturmuştur. Böylece 19. yüzyılın ortalarında Karadeniz’den Hazar’a kadar birleşik bir Kafkasya Devleti kurulmuş oldu.</p>
<p>İmam Şamil’den sonra imamet sistemi bitmemiştir. 29 yaşındaki Uzun Hacı ile Necmeddin Gotinski de siyasi önder anlamındaa birer imamdır. Son Rus-Çeçen savaşında da bu geleneği görüyoruz. Mesela Basayev, Şamil adını da alarak imamlık statüsünü kullanmıştır… “Nice küçük topluluklar, Allah&#8217;ın izniyle büyük kalabalıklara üstün gelmiştir!” (Bakara 2:249). Umutsuzluğa mahal yok…” (<strong>3</strong>).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kafkasya İstiklal Mücadelesinin Uzun Soluklu Bir Ekip İşi Olduğunu Kavramak </strong></p>
<p>İmam Şamil’in 147. vefat yıldönümü münasebetiyle düzenlenen ve moderatörlüğü de uhdeme tevdi edilmiş olan paneldeki “Naiplik Kurumu ve Naiplerin Kafkasya Mücadele Tarihindeki Yeri” başlıklı tebliğimi (<strong>3</strong>) kısaca şöyle özetleyebilirim:</p>
<p>16. yüzyılın ortalarından başlayarak üç asırdan fazla devam eden, ancak 1720’li yıllarda yoğunlaşan Rus yayılmacılığına karşı mücadele sürecinde en kapsamlı direnişi yöneten ve dünya çapında haklı bir üne kavuşan lider şüphesiz İmam Şamil’dir. Ancak Kafkasya’nın direniş ve istiklal mücadelesi tarihi İmam Şamil’den ibaret olmayıp kendisinden önce ve sonra birçok önderin büyük mücadeleleri yanında kendi döneminde olgunlaşan İmamat Devleti’nde ve şanlı gazavat direnişinde naiplerin önemli yeri ve işlevi bulunmaktadır. Nitekim, hiçbir başarılı ve uzun soluklu hareketin tek bir şahsın eseri olduğu iddia edilemez. Bu sebeple Kafkasya İmamat Devleti’nin ve Müritlik Hareketi’nin gelişmesinde ve yayılmasında imamlar yanında naiplerin de önemli katkısı olduğu gözden kaçırılmamalıdır.</p>
<p>İmam Mansur ile başlatmamız gereken “Kafkasya İmamları” zincirinin ikinci halkasını oluşturan İmam Gazi Muhammed’in Ruslara karşı yürütmüş olduğu kıyama en başından beri katılan Şamil, Gazi Muhammed’in şahadeti üzerine onun yerine seçilen İmam Hamzat’ın da kısa bir süre sonra şehit düşmesinin ardından genç yaşta İmamet makamına seçilmiştir. Kendinden önceki iki imama danışmanlık yapmış olan ve on yıldır mücadelenin aktif ve önemli bir unsuru olan Şamil, imamete seçildikten sonra isabetli gözlemleri ve sağlam deneyimiyle devlet yapısını <strong>vilayetler</strong> ve <strong>niyabetler</strong> şeklinde yeniden oluşturmuştur.</p>
<p>İmam Şamil’in yeni devlet teşkilatında, üç veya dört naiplik bir vilayeti oluşturuyordu. Vilayetlerin başındaki naiplerin rütbesi daha yüksekti. Ayrıca, her biri birer savaş kahramanı olan bu yüksek rütbeli naiplerden Ahverdil Muhammed, Kabet Muhammed, Şuayıb Molla, Taşov Hacı, Danyal Sultan, Nur Muhammed, Hitinav Musa, Sadullah, Duba Hacı, Avarlı Hacı Yasul Muhammed, Hacı Murat, Muhammed Emin ve Şamil’in büyük oğlu Muhammed Gazi, gazavat hareketinde isimleri anılması gereken önde gelen naipler idiler.</p>
<p>İmam Şamil Karadeniz’den Hazar’a kadar her yere naipler tayin ederek, Kuzey Kafkasya’yı <strong>bir bütün</strong> olarak algıladığını göstermiştir. Hükümranlık bölgesini 20 ayrı vilayete ayıran İmam Şamil’in her vilayete atadığı naibi, aynı zamanda bir ordu komutanı idi. Naipler yönettikleri vilayetlerde eli silah tutan insanları kayıt altına alıyorlardı. Savaş zamanı her naip en hızlı şekilde emri altındaki birlikleri savaş alanına sevk etmekle yükümlüydü. En iyi döneminde İmam Şamil’in askerî gücü 60 bin civarına ulaşmıştı. Olağanüstü durumlarda kadın erkek herkes asker olarak görev alarak, bu sayı yüz bine çıkabiliyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İmamat Devleti’nin Valileri Olan Naiplerin Donanımlı Devlet Adamları Olduğunu Fark Etmek </strong></p>
<p>İmam Şamil’in; Çeçenya’nın Bukhlan-yurt aulunda doğan, İstanbul Harbiye Mektebi’nde okuyan, Mehmet Ali’nin Mısır ordusunda istihkâm zabiti olarak vazife gören, 1840 yılından itibaren kendi danışmanı, mühendisi ve naibi olarak hizmet eden, merkez karargâhında haritalar çizen <strong>Hacı Yusuf Safari</strong> gibi son derece donanımlı naipleri vardı.</p>
<p>Şamil’in Lak kökenli naibi <strong>Muhammed Emin</strong>; Ruslara karşı önemli başarılar kazanmış ve Çerkesya Naibi olarak atanmıştı. 1859 yılında İmam Şamil’in silah bırakmak zorunda kalmasından sonra da mücadeleyi Batı Kafkasya’da beş yıl daha sürdürmeye muvaffak olan Muhammed Emin, teknolojik ve askerî üstünlüğüne rağmen Rus ordusuna karşı sayıları yüzlerle ifade edilen Çerkes savaşçılarla birlikte uyguladığı başarılı gerilla taktikleriyle bölgedeki Rus ilerleyişine karşı güçlü bir direniş hattı oluşturmayı başarmıştı.</p>
<p>“Kafkas Millî Azatlık Hareketi’nin önder şahsiyetleri, <u>hamasi kahramanlık</u> yöntemiyle netice alınamayacağını, <strong>millî birlik</strong> oluşturacak bir ideoloji çerçevesinde manen ve maddeten birlik teşkil ederek mücadele etmenin şart olduğunu kavramış insanlardı. Bu birleştirici manevi güç, İslam temelinde şeriat esaslarına dayalı Nakşibendi tarikatının “aksiyon ideolojisi” hâline getirilmiş bir şubesi olan “Müritlik Öğretisi” idi… Naiplerin büyük ekseriyeti Kafkas azatlık gazavatlarında şehit düştüler. Mücadele ilerledikçe başka cihetlerden de direniş saflarına katılanlar olmuştur. Bunların başında ise Haci Murat ile Danyal Sultan gelmektedir.” (<strong>4</strong>).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Varlık, Özgürlük ve Haysiyet Mücadelesini İlelebet Sürdürebilmek </strong></p>
<p>İmam Şamil ve naipleri, (Kuzey) Kafkasya halklarını bir devlet çatısı altında toplama yolunda ciddi çabalar ortaya koymuş ve bu doğrultuda önemli bir mesafe kat etmişlerdir. İmam Şamil’in ve naiplerinin; kendilerinden sonraki nesillere bıraktığı en büyük miras, <strong>özgürlük</strong> uğrunda savaşmak ve <strong>hakkı yayma</strong> uğrunda gözünü kırpmadan can vermek olmuştur.</p>
<p>Çar ordularının orantısız güç kullanımları ve olabildiğince zalimane saldırıları karşısında büyük bir kararlılıkla direniş gösteren Kafkasya bağımsızlık hareketi önderleri Kafkasya’nın bütünüyle kurtularak <strong>hür, bağımsız ve mesut</strong> yaşayacağı hususundaki umutlarını bir an olsun yitirmemişlerdir.</p>
<p>İmam Şamil başta olmak üzere, Kafkasya coğrafyasında yurdu, namusu ve İslamiyet’in bekası için canlarını vermiş tüm şehitlerimizin ruhları şâd olsun. Allah mekânlarını cennet, makamlarını âlî eylesin. Bizlere de sahip olduğumuz geniş imkânların kıymetini bilerek, Kafkasya istiklal mücadelesi önderlerinin çok büyük zorluklarla yürüttüğü varlık, özgürlük ve haysiyet mücadelesini sürdürebilecek bir bilinç ve liyakat bahşetsin…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li><a href="https://www.kafkas.org.tr/etkinlikler/imam-samil-bir-devlet-ideali-paneli/">https://www.kafkas.<strong>org.tr</strong>/etkinlikler/imam-samil-bir-devlet-ideali-paneli/</a>, 03.02.2018.</li>
<li>http://www.<strong>mehdinuzhetcetinbas</strong>.com.tr/, 12.02.2018.</li>
<li>Fethi Güngör; “<strong>Kafkasya İmamı Şamil ile Naiplerinin Destansı Mücadelesi</strong>”, ‘Şeyh Şamil ve Kafkasya: Mücadele, Sürgün, İsyan’ kitabı içinde 7. Bölüm, (Ed. M. Ali Bozkuş ve Hakan Yazar), Kitabevi Yayınları, İstanbul, Aralık 2017, s.153-164.</li>
<li>Yılmaz Nevruz; <strong>Umumi Kafkas Tarihine Giriş III</strong>, “Haci Murat” bölümü, (yayına hazır), İstanbul 2018.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/kafkasya-istiklal-mucadelesinde-naiplerin-rolunu-takdir-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İMAM ŞAMİL’İ VE  “İMAMAT DEVLETİ”Nİ YAKINDAN TANIMAK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/imam-samili-imamat-devletini-yakindan-tanimak/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/imam-samili-imamat-devletini-yakindan-tanimak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Feb 2018 09:17:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Avar kökenli]]></category>
		<category><![CDATA[Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Benim Dağıstanım]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Gunip]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Gazi Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hamzat Bek]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Şamil]]></category>
		<category><![CDATA[İmamat Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkas Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Kumuk kökenli]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Kafkasya]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke-i Mükerreme]]></category>
		<category><![CDATA[Müridizm]]></category>
		<category><![CDATA[Müritlik hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon]]></category>
		<category><![CDATA[Prens Baryatinsky]]></category>
		<category><![CDATA[Resul Hamzatov]]></category>
		<category><![CDATA[Rus Çarı II. Aleksandır]]></category>
		<category><![CDATA[Ruslar]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Vorontsov]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=622</guid>

					<description><![CDATA[İmam Şamil, her ne kadar “Şeyh” lakabıyla şöhret bulmuş olsa da o bir tarikat şeyhi değildi. “İmam Ali” örneğinde olduğu gibi devlet başkanlığını ifade eden siyasi bir kavram olarak “imam” sıfatı, Şamil’in konumunu ifade eden en isabetli kavramdır. Tasavvuf hareketleri, genellikle sakin ve pasif yöntemleri benimsemiş olsalar da son derece aktif ve mücadeleci bir örneğini [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İmam Şamil, her ne kadar “Şeyh” lakabıyla şöhret bulmuş olsa da o bir tarikat şeyhi değildi. “İmam Ali” örneğinde olduğu gibi devlet başkanlığını ifade eden siyasi bir kavram olarak “imam” sıfatı, Şamil’in konumunu ifade eden en isabetli kavramdır. Tasavvuf hareketleri, genellikle sakin ve pasif yöntemleri benimsemiş olsalar da son derece aktif ve mücadeleci bir örneğini Kuzey Kafkasya’da Müritlik hareketinde görmekteyiz. Bu hareketin, Kuzey Afrika’dan Hindistan’a kadar sömürgecilere karşı yürütülen mücadeleler ile son dönemde Bosna’dan Çeçenistan’a kadar işgale direnen birçok bölgede müspet tesiri olduğu görülmektedir.</p>
<p>Napolyon’u yenmiş bir Rus generali olan Vorontsov’u mağlup eden İmam Şamil’in kurduğu ve güçlü bir idarî ve askerî teşkilata sahip “İmamat Devleti”ne geçmeden önce, Şamil’in yetişme tarzı ve kişiliği hakkında bazı hususları hatırlatmakta yarar görüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İmam Şamil Gibi Çelikten Bir İradeye Sahip Olabilmek</strong></p>
<p>26 Haziran 1797’de Dağıstan’ın Gimri köyünde doğan İmam Şamil Avar kökenlidir. Ancak kendisinin Kumuk kökenli olduğunu savunan araştırmacılar da bulunmaktadır. Çocukluğundan itibaren at binme, kılıç kuşanma, farklı spor dallarında yeteneklerini geliştirme yanında; dinî eğitim alanında da tebarüz eden İmam Şamil, Kafkasya’yı işgal etmek isteyen Rusya İmparatorluğu’na karşı Dağıstan’da başlayan bağımsızlık savaşını önce Çeçenistan’a, daha sonra tüm Çerkesya’ya yaymaya muvaffak olabilmiştir.</p>
<p>İmam Gazi Muhammed ve İmam Hamzat Bek’e danışmanlık yaptığı yılları da kattığımızda <strong>kesintisiz 35 yıl</strong> süren efsanevi direnişinden sonra, 6 Eylül 1859’da Gunip’de Prens Baryatinsky komutasındaki 70 bin kişilik Rus ordusu tarafından kuşatılan İmam Şamil, yanında sağ kalan mücahitlerin, çocuk ve kadınların selameti için sulha razı olmasını rica etmesi üzerine, Rus yetkilileriyle <u>silah bırakma anlaşması</u> imzalamıştır. Kendisine serbestçe ülkeyi terk etme sözü verilmesine rağmen birkaç kilometre sonra maiyetiyle esir edilerek yıllarca Petersburg’da ev hapsinde tutulmuştur.</p>
<p>Rus Çarı II. Aleksandır, İmam Şamil’i sarayının kapısında saygı ve nezaketle karşılamış, kılıcını almayarak kendisine olan hayranlığını dile getirmiştir. Şeyh Şamil, bir ay kadar sarayda misafir edildikten sonra, saygın tutsak olarak esaret yıllarını geçireceği Kaluga’ya gönderilmiştir.</p>
<p>Esarette on yıla yakın bir süre geçiren İmam Şamil’in hacca gitmesine izin verilmiştir. Ancak bir tedbir olarak oğlu Muhammed Şefî’ alıkonarak İmam Şamil’in hac farizasını ifa ettikten sonra Rusya’ya dönmesi şart koşulmuştur. İmam Şamil, 1870 yılında Rusya’dan ayrılarak önce İstanbul’a uğramıştır. İstanbul’da olduğu gibi Mekke-i Mükerreme’de de halkın yoğun teveccühüyle karşılaşan İmam Şamil, o yıl hacca gelen hüccâcın kendisini görme arzusuyla yol açtığı izdiham sebebiyle Kâbe’nin damına çıkartılarak hacıları selamlaması sağlanmıştır. <strong>4 Şubat 1871</strong>’de Medine-i Münevvere’de ruhunu Rabbine teslim eden İmam Şamil’in naaşı Cennetu’l-Bakî’ mezarlığına defnedilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İmam Şamil Gibi Sağlam Bir Şahsiyet Yapısına Kavuşabilmek </strong></p>
<p>İmam Şamil; davasına sadık, özü sözü bir, son derece ciddi ve ilkeli bir insan olarak yaşamıştır. Bu özelliğini vurgulamak maksadıyla dilden dile aktarılan bir hikâyenin günümüze kadar canlılığını koruması, yaşadığı dönemde ve sonraki dönemlerde onun toplum nazarında hüsnü kabul gören sağlam şahsiyet yapısını ifade etmesi açısından sosyolojik bir öneme sahiptir:</p>
<p>Savaşın uzaması sebebiyle halktan bazıları “artık teslim olalım, anlaşma yapalım” diye hayıflanmaya başlamıştı, bunun üzerine divan, teslim olmaktan bahsedene kırbaç cezası verme kararı almıştı. Bu karardan çekinen insanlar çareyi Şamil’in annesine müracaat etmekte bulmuştu. Annesi İmam’a teslim olma teklifini iletince Şamil alınan karardan taviz vermemiş, kırbaç cezasını annesi adına kendi çıplak sırtına tatbik ettirmişti.</p>
<p>İmam Şamil hayatı boyunca ilmin ve imanın izzetini asla yere düşürmemiş, ömrünün hiçbir anında ümitsizliğe kapılmamış <strong>örnek ve önder bir şahsiyet</strong>tir.</p>
<p>İmam Şamil’in mücadele stratejisi konusunda kayınpederi ve seyr-i süluktaki şehyi Seyyid Cemalettin Kumukî’den ziyade, kendisinden din ilimlerini tahsil ettiği hocası Lezgi Muhammed Yerâğî ile daha iyi anlaştığı bilinmektedir.  Şamil’in onca mücadeleden sonra Rus ordusuna teslim olmasını eleştirenler her zaman olmuştur. Sovyet Rejimi döneminde İmam’ı karalamayı amaçlayan çok sayıda yayın yapılmıştır. Mesela, komünist dönemde Şamil için yazdığı hakaretname niteliğindeki şiiri dolayısıyla çektiği vicdan azabına dayanamayan ünlü şair Resul Hamzatov, 1967 yılında kaleme aldığı “Benim Dağıstan’ım” adlı eserinden özetle iktibas ettiğimiz aşağıdaki şiiriyle İmam Şamil’in aziz ruhundan şöyle özür dilemiştir:</p>
<p>“Ve ne yazık, ben de katıldım bu kara çalıcılar korosuna,</p>
<p>Düşünülmeden bestelenivermiş kötü bir şarkıyla.</p>
<p>Çeyrek yüzyıl boyunca atalarımız</p>
<p>Elde kılıç yere serdiler düşmanı</p>
<p>Oysa ben şaşırıp çocukça bir şiirde</p>
<p>Düşmanın adamı diye gösterdim kahramanı!</p>
<p>Geceleri her yerde onun ayak sesleri</p>
<p>Işığı söndürdüm mü pencerede görünen o,</p>
<p>“Çok savaşlar yaşadım” diyor, “çok kanım aktı</p>
<p>Tam ondokuz kez yaralandım,</p>
<p>Yirminci yarayı sen açtın bana,</p>
<p>Sen açtın ağzı süt kokan çocuk!”</p>
<p>“Hançer yaraları aldım, kurşun yaraları aldım,</p>
<p>Ama senin açtığın yara çok daha büyük bir acı verdi,</p>
<p>İlk kez bir Dağlı’dan yara aldım,</p>
<p>Bundan daha büyük aşağılanma yoktur bir Dağlı için.”</p>
<p>“Gazâlarımı bugün belki hafife alıyorsun,</p>
<p>Ama bu dağlar, bu gazâlarla savunuldu…”</p>
<p>Ne cevap vereyim ona ve sana ey halkım?</p>
<p>Suçum bağışlanacak gibi değil ki…</p>
<p>Bu düşüncesiz davranışımdan dolayı</p>
<p>Her gece utanç içinde kıvrandım durdum,</p>
<p>İmam’dan beni bağışlamasını diliyorum.</p>
<p>Ve ey halkım, siz bağışlayın suçumu.</p>
<p>Doğduğum toprak! Bir ananın oğlunu</p>
<p>Bağışlaması gibi bağışla bu ozanı.” (<strong>1</strong>).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İmamat Devleti: Çatışmaları Bitirip Birliği Sağlayabilmek  </strong></p>
<p>Kafkas Vakfı, 3 Şubat 2018 tarihinde İstanbul’da Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde “İmam Şamil: Bir Devlet İdeali” başlıklı bir panel gerçekleştirdi (<strong>2</strong>). Bulgaristan Sofya St. Kliment Ohridski Üniversitesi’nde; “Rusya’nın Kafkasya’yı Sömürgeleştirmesi (1785-1864)” başlıklı doktora tezini tamamlamış olan Dr. Tsvetelina Tsvetkova, panelde “<u>İmam Şamil ve Teokratik Devleti: Çatışmadan Birleşmeye</u>” başlıklı İngilizce bir sunum yaptı. İmamat Devleti’ni yakından tanımamızı sağlayan tebliğin şu vurgularını dikkatlerinize sunuyorum:</p>
<ol>
<li>18. yüzyılın sonunda ve 19. yüzyılın başında Kafkasya’da toplumsal değişimler yaşandı. Ataerkil yapıdan feodal yapıya geçildi. Bu da yeni elitlerin ortaya çıkmasına yol açtı. Bu değişim yeni kabileler arasında toprak ve tahıl odaklı çatışmaları beraberinde getirdi. Bu iç çatışmalar birleşmeye engel oluyordu. Zira yeni elitler diğer kabilelere karşı güç gösterilerine girişiyorlardı.</li>
<li>Bu iç çatışmalar yaşayan Kafkas halkları diğer taraftan da Rusları karşılarında bulmuştu. Bu yüzden Rusların Kafkasya boyunca oluşturduğu zincir halindeki kalelere baskınlar yaparak gerilla saldırılarıyla vatanlarını savunuyorlardı. Hattı geçebilmek için Rus makamlarından izin almak zorunda kalan Kafkasyalılar bu durumdan çok huzursuz oluyordu. Zaten Ruslar tuz, tahıl vb. ürünlerin ticaretini de sınırlandırmıştı.</li>
<li>Ruslar, Çeçenistan başta olmak üzere Kafkas halklarına baskılar uygulayarak onları verimli topraklardan <u>dağ bölgelerine göç etmeye zorluyordu</u>. İşgal güçlerinin bu stratejisi, Kuzey Kafkasya’daki yerleşim durumunu yeniden düzenlemeyi amaçlıyordu.</li>
<li>İşgal sadece Ruslarla Çeçenler arasında değil, Çeçenlerin de kendi içlerinde savaşmalarına yol açmıştır. Zira Ruslar yerel yöneticileri <u>unvan, para ve rüşvetle</u> yanlarına çekerek işgal sürecini kolaylaştırmak amaçlıyordu.</li>
<li><strong>Müridizm</strong> Kafkasya’da toplumsal bütünleştirmeyi sağlayan önemli bir etken olmuştur… <strong>İmam Gazi Muhammed</strong> 1829’da Ruslara karşı gazavat ilan etmiş, bir taraftan da devlet kurumlarını oluşturmaya başlamıştı. İmamat devleti İmam Şamil zamanında olgunlaşmıştır, ama temeli Gazi Muhammed zamanında atılmıştır. Zira İmam Gazi Muhammed, siyasal ve sosyal konuları müzakere edip karara bağladıkları bir de <strong>meclis</strong> oluşturmuştur.</li>
<li><strong>İmam Hamzat Bek</strong> askerî teşkilatı ve merkez karargâhı kurmuş ve İmamet makamının gücünü artırmıştır. 1834’te Avaryan köyünü zapt etmiş ve kendisini han olarak ilan etmiştir. En büyük hatası oradaki hanla giriştiği kanlı çatışma olmuştu. Zira bu toplumun tepkisini çeken bu çatışma yüzden bir ay sonra bir darbeye maruz kalan Hamzat Bek bu darbe esnasında hayatını kaybetmiştir.</li>
<li><strong>İmam Şamil</strong>, Gazi Muhammed’in sağ kolu idi. Dinî yönü ona meşruiyet kazandırmıştı. İnsanlarla görüşürken ayetler okuyordu. Böylece insanlar onun Allah tarafından gönderilmiş bir kurtarıcı olduğuna inanmaya başlamıştı.</li>
<li>1836’da Çeçenistan ve Dağıstan’da İmam Şamil bölge liderlerini toplayarak siyasi gücünü pekiştirdi. Diğer imam adaylarıyla güç birliği yaparak Ruslara karşı <strong>birlikte savaşma kararı</strong> aldılar. 1837’de İmam Şamil’in gücü Ruslar tarafından da tanınmıştır.</li>
<li>1840 yılından itibaren İmam Şamil Ruslara karşı Çeçenistan’da kontrolü bütünüyle sağlamıştı. İmamat Devleti’nin kurulmasında, özellikle dinî, siyasi ve sosyal kurumların tesisinde ve Divan’ın oluşturulmasında büyük bir başarı kaydetmiştir.</li>
<li>Toplumun nabzını tutmayı başaran İmam Şamil, halkı <strong>sömürüldükleri</strong>ne ikna ederek onları <strong>direniş yolunda motive</strong> edebilmiştir. Siyasi açıdan Rusya ile mücadele stratejisi geliştirebilmiş, Osmanlı Devleti ve İngiltere gibi büyük devletler nezdinde lobi faaliyetleri yürütmüş ve destek istemiştir.</li>
<li>Müridizmin üçüncü boyutu askerî alanda gerçekleşmiştir. Yönetimde askerî bir anlayış hâkim idi. Naip-mürid ilişkisi de İmam Şamil’in geliştirdiği bir sistem idi. Naipten imamın/mürşidin koyduğu kuralları gerçekleştirmesi bekleniyordu.</li>
<li>Böylece 1840’lı yıllarda 230 bin ailenin yaşadığı genişlikte büyük bir devlet ortaya çıkmıştı. Bu devlet 60 bin tam teçhizatlı askeri olan bir orduya sahipti.</li>
<li>1847’de “Nizam” sistemini tesis eden İmam Şamil, İmamat Devleti’nde bir dizi yeni düzenlemeler yaparak <strong>devletin anayasası</strong>nı oluşturdu.</li>
<li>İmamat Devleti’nin oluşum sürecinde birleşmeyi mümkün kılan unsurlar yanında buna engel olan hususlar da mevcut idi. Tüm engellere rağmen <u>iç çatışmalar</u> minimize edildi, <strong>ortak ideal ve hedefler</strong> Sadece yönetici elitlerle değil işgalci Ruslarla da savaşma stratejisi benimsenmişti. Bu strateji, etnik ve dinî ayrılıkları bir tarafa bırakarak birleşmeyi ve <strong>işgale birlikte direnme</strong>yi sağladı. Böylece Kuzey Kafkasya halkları aynı devlet çatısı altında yönetilmeye başlamış oldu.</li>
<li>Birleşmeye engel olan nedenlerden birisi, bazı naiplerin yetki sınırlarını aşması, güçlerini kötüye kullanmaları, zaman zaman yolsuzluğa ve cinayete bulaşmaları olmuştur. Tabii ki, Rusya’nın tam teçhizatlı 200 bin kişilik ordusu İmamat Devleti’nin önündeki <strong>en büyük engel</strong> Öbür taraftan Rusya’nın muazzam ekonomik gücü yerel yöneticilerin saf değiştirmesini kolaylaştırıyordu.</li>
<li>Bütün bu engellere rağmen İmam Şamil, akılcı ve güçlü şahsiyetiyle kavimler üstü ortak bir <strong>millet bilinci</strong> oluşturabilmiştir. Böylece ortak düşmana karşı birlikte uzun soluklu bir mücadele yürütülebilmiştir. Müritlik hareketi ve İmamat Devleti Kuzey Kafkasya’da büyük bir tecrübe birikimine yol açmıştır.” (<strong>2</strong>).</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>Resul Hamzatov; <strong>Benim Dağıstanım</strong>. Çev. Mazlum Beyhan, Düşün Yayınları, İstanbul 1984.</li>
<li><a href="https://www.kafkas.org.tr/etkinlikler/imam-samil-bir-devlet-ideali-paneli/">https://www.kafkas.org.tr/etkinlikler/imam-samil-bir-devlet-ideali-paneli/</a>, 03.02.2018.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/imam-samili-imamat-devletini-yakindan-tanimak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>HAYATINI İMANINA ŞAHİT KILAN HOCA:  ALİ MURAT DARYAL (1931-2017)</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/hayatini-imanina-sahit-kilan-hoca-ali-murat-daryal-1931-2017/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/hayatini-imanina-sahit-kilan-hoca-ali-murat-daryal-1931-2017/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Mar 2017 09:35:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[12 Eylül darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Murat Daryal]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Murat Hoca]]></category>
		<category><![CDATA[Arap-Fars Filolojisi Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[Bakara 2:156]]></category>
		<category><![CDATA[Batı’yı maymun gibi taklit]]></category>
		<category><![CDATA[Cahit Zarifoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Dilimiz Kültürümüz]]></category>
		<category><![CDATA[Dinî Hayatın Psikososyal Temelleri]]></category>
		<category><![CDATA[Emin Işık]]></category>
		<category><![CDATA[Endülüs Günleri]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek bir zahit]]></category>
		<category><![CDATA[Hakk]]></category>
		<category><![CDATA[İlahiyat Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[İslâm Araştırmaları Bölümü]]></category>
		<category><![CDATA[İslâm’ın Doğuşu ve İlk Yayılışının Psikososyal Açıdan Tahlili]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Kıllıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkas Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Kurban Kesmenin Psikolojik Temelleri]]></category>
		<category><![CDATA[Marmara Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Nuri Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Milat]]></category>
		<category><![CDATA[Necmettin Erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[Nedim Urhan]]></category>
		<category><![CDATA[Nida Kültür ve Araştırma Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. İsmail Kara]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. Nihat Temel]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. Yümni Sezen]]></category>
		<category><![CDATA[Psikososyal Açıdan Medeniyetler ve Mesajları]]></category>
		<category><![CDATA[Raşit Küçük]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Refah Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Rus-Çeçen savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Selçuk Eraydın]]></category>
		<category><![CDATA[Taksim Erkek Lisesi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Birlik]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus Vehbi Yavuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=480</guid>

					<description><![CDATA[Ali Murat Daryal Hoca’yı Hayırla Yâd Etmek İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nün İlahiyat Fakültesine dönüştürülerek Marmara Üniversitesi’ne bağlandığı 1982 güzünde yeni fakültenin ilk öğrencileri olarak intisap ettiğimiz okulda kendilerinden ders aldığımız çok kıymetli hocalar arasında nev’i şahsına münhasır, diğer ağır hocalardan çok farklı bir kişilik olarak tanıdık Ali Murat Daryal Hoca’yı. 1931 yılında İstanbul’da doğan Daryal [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ali Murat Daryal Hoca’yı Hayırla Yâd Etmek</strong></p>
<p>İstanbul Yüksek İslam Enstitüsü’nün İlahiyat Fakültesine dönüştürülerek Marmara Üniversitesi’ne bağlandığı 1982 güzünde yeni fakültenin ilk öğrencileri olarak intisap ettiğimiz okulda kendilerinden ders aldığımız çok kıymetli hocalar arasında nev’i şahsına münhasır, diğer ağır hocalardan çok farklı bir kişilik olarak tanıdık Ali Murat Daryal Hoca’yı.</p>
<p>1931 yılında İstanbul’da doğan Daryal Hoca 1950’de Taksim Erkek Lisesini, 1959’da İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisi Bölümünü bitirdi. Aynı üniversitenin Psikoloji Bölümünden de mezun oldu. İslâmî ilimler alanında özel dersler aldı. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi İslâm Araştırmaları Bölümü’nde asistanlık ve orta dereceli okullarda din bilgisi öğretmenliği yaptıktan sonra, 1966’da İstanbul Yüksek İslâm Enstitüsü’ne öğretim görevlisi olarak tayin edildi. 1988’de doktorasını tamamladı, 1998’de profesör oldu. Aynı yıl yaş haddinden emekli olan Prof.Dr. Ali Murat Daryal, bir süre daha Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde sözleşmeli öğretim üyesi olarak derslerine devam etti.</p>
<p>Kurban Kesmenin Psikolojik Temelleri, İslâm’ın Doğuşu ve İlk Yayılışının Psikososyal Açıdan Tahlili, Dinî Hayatın Psikososyal Temelleri, Psikososyal Açıdan Medeniyetler ve Mesajları gibi son derece özgün eserlere imza atan Daryal Hoca, özellikle Din Sosyolojisi dersinde bize muhteşem ufuklar açmıştı.</p>
<p>İlkokuldan doktoraya kadar bütün bir örgün eğitim hayatım boyunca derslerinde kalem ve kâğıt kullanmayı yasaklayan tek hoca Daryal Hoca olmuştur. “Not tutmayın, beni dikkatle dinleyin!” derdi. Bütün benliğiyle yoğunlaşarak anlattığı konuyu, beden dilini, karatahtayı ve sahneyi büyük bir başarıyla kullanarak öğrencinin zihnine kazırdı. Aradan geçen otuz dört yıla rağmen tek satır not tutmadığım derslerinde Ali Murat Hoca’nın anlattıkları taptaze zihnimdedir. Zira, uzun ve meşakkatli bir tefekkürün ürünü oldukları ilk andan itibaren anlaşılan son derece özgün yaklaşımlarını anladığımızdan emin olmadan konuyu kapatmazdı.</p>
<p>Odun kırarken sıçrayan bir parçadan gözünün yaralanışı gibi acıklı hatıralarını, öğrencilerine büyük bir samimiyetle sarılıp “abicim” diye hitap edişini, emekli olduktan sonra da davet edildiği her gönüllü kuruluşa ve televizyon kanalına giderek keşfettiği sosyal hakikatleri büyük bir iştiyakla anlatışını, profesör unvanına asla itibar etmeyip gerçek bir zahit gibi hayat sürüşünü unutamam.</p>
<p>Yetim ve gariplere kol kanat germek için çırpınışına bizzat ben de şahit olmuştum. Kafkas Vakfı’nın başkanlığını yürüttüğüm yıllarda benim orada olduğumu da bilmeden İstanbul Fatih’teki vakıf merkezine gelerek yıllık zekâtını o zamanlar devam etmekte olan Rus-Çeçen savaşında şehit düşen mücahitlerin yetimlerine ulaştırılmak üzere emanet etmişti. Azeri asıllı Daryal Hoca’nın kalbi sadece ırkdaşları ve dindaşları için değil bütün insanlığın selameti için çarpıyordu. Rabbim taksiratını bağışlasın, hasenatını en güzeliyle ödüllendirsin.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“Doğrusu biz Allah’a aitiz ve sonunda yine O’na döneceğiz”</strong></p>
<p>Vefat haberini defnedildikten sonra almaktan ve cenaze namazına iştirak edememekten dolayı üzüldüğüm Ali Murat Daryal Hoca’nın ebedi hayata uğurlanması da geçici hayatı gibi garibane oldu. Cenazesi dostlarına, arkadaşlarına ve öğrencilerine zamanında duyurulamadı. 15 Mart 2017 tarihinde kansere yenik düşerek teslim-i ruh eyleyen Daryal Hoca, 16 Mart Perşembe günü defnedildi.</p>
<p>Defin haberini bir gün sonra aldığımda, önce inananların en büyük teselli kaynağı olan şu âyet-i kerimeyi okudum sessizce:</p>
<p>“<em>İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn</em>: Doğrusu biz Allah’a aitiz ve sonunda yine O’na döneceğiz.” (Bakara 2:156).</p>
<p>Ardından, Son Nebi’nin (aleyhisselam) şu hadislerini hatırladım:</p>
<p>“<em>Kun fi’d-dunyâ keenneke ğarîbun ew ‘âbiru sebîl…</em>:</p>
<p>Dünyada bir garip ya da yolcu gibi ol…”</p>
<p>“<em>Fe tûbâ li’l-ğurebâ’</em>:</p>
<p>Ne mutlu gariplere!”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Nihayet Yunus Emre’nin şu meşhur dörtlüğü döküldü ağzımdan:</p>
<p>“Bir garip ölmüş diyeler</p>
<p>Üç günden sonra duyalar</p>
<p>Soğuk su ile yuyalar</p>
<p>Şöyle garip bencileyin…”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İyiliğine Şahitlik Edilmek ve Hak Helalliğine Mazhar Olmak</strong></p>
<p>İnterneti tarayıp merhum Daryal Hocamız hakkında malumat toplamak istediğimde karşıma çıkan ve meslektaşları ile öğrencilerinin kaleme aldığı yazı ve yorumları özetle paylaşarak hüsn-i şehadetlerine sizleri de ortak etmek isterim:</p>
<p>“Bir tel daha koptu yahut bizi öteye çeken kuvvetli iplere biri daha eklendi. Ali Murat hocayla talebeliğimden beri aramız iyidir. Gelir, uğrar, ilk görenleri şaşırtacak şekilde temennalarda bulunurdu. Her ziyaretinde burs dağıttığı fakirler ve talebeler için de bir şeyler isterdi. 15 gün önce de odaya gelmişti. Kapıyı açtığında odada benim olduğumun farkında değildi, kime tesadüf etse isteyecekti. Odada beni görünce ve fark edince biraz daha neşelendi, sesine revnak geldi, oturdu, konuştuk. Bir müddettir kanser tedavisi gördüğünü önceden biliyordum, dertleşmiştik. Sordum tekrar; oralarda değildi. Her şeye hazırdı ama işine bakıyor, &#8220;bu ay çok açığım var&#8221; diyerek bir iki muhtaca daha birkaç kuruş topluyordu.</p>
<p>Sağ arka cebi fakirlerin cebiydi. Kendine ait cepler ise umumiyetle boştu. Meczup tarafları vardı, salabet-i diniye sahibiydi. Gözü yaşlıydı. Yetimleri, fakir talebeleri kime bırakıp gitti acaba? Bilenler söylemez, söyleyenler bilmez. Allah rahmet eylesin. İneceği kabirden rahmet deryaları aksın. “<em>Ene we kâfilü’l-yetîmi yewme’l-kıyâmeti hâkezâ</em>; Ben ve yetime kol kanat geren kimse cennette böyle (yan yana) olacağız.” buyuran Efendimiz’in ruhaniyeti onu karşılasın.” (Prof.Dr. İsmail Kara).</p>
<p>“Daryal Hoca kanser nedeniyle tedavi görüyordu. Aslında son gördüğümde iyiydi, ayaktaydı. 35 yıllık dostumdu. Din psikolojisi hocasıydı. Birlikte çok vakit geçirdik. Marmara İlahiyat Fakültesi’ndeki hocaların birçoğunun hocasıydı. Başımız sağ olsun.” (Prof.Dr. Yümni Sezen).</p>
<p>“Güzel eserler veren ve birikimini bizlere kadar yansıtan biriydi. Emekli olduktan sonra da çalışmalarını hiç kesmedi. <u>İnandıklarını yaşantısına aksettiren ve inandığı gibi dimdik yaşayan, hiç boyun eğmeyen,</u> hocaların hocasıydı. Üzerimizde çok hakkı var.” (Prof.Dr. Nihat Temel).</p>
<p>“<strong>Aşk ve heyecan dolu</strong>, <u>gayretli ve öğretici bir hocamızdı</u>. Farsça ne öğrenmişsem ondan öğrendim. Sâdî-i Şîrazî’nin Bostan ve Gülistan’ından bölümler okutarak <u>Farsçayı bize sevdirdi</u>. Okuttuğu Farsça şiirler yanında bize<u> hayatın gerçeklerini ve İslam’ın ruhunu anlatırdı</u>. Çile çekmişti, muztaripti. <strong>Vefa örneği, tevazu abidesiydi</strong>. Bütün saniyelerini ilim, fikir ve hayırlarla dolu dolu geçirdi. Bir görüşmemizde “20-TL ver” demiş, bu fakir de emri yerine getirmişti. Sonra meseleyi açıkladı. Dostlardan topladığı paralarla fakir insanların ihtiyaçlarına koşuyordu. Bizde ve camiamız üzerinde çok hakkı vardır.” (Yunus Vehbi Yavuz).</p>
<p>“Öğrencilik yıllarında yaşadığı sıkıntıları zaman zaman anlatırdı bizlere. Anlattıklarıyla idealize olur ve imkânsızlıklarımızı unuturduk. Hele öğrencilik yıllarında geceleri kamyonet şoförlüğü yaparken direksiyon başında donduğunu ve gözünü hastanede açtığını, fikirleri hocasıyla uyuşmadığı için okuduğu bölümden defalarca atıldığını ve her defasında <strong>azimle çalışarak</strong> aynı bölüme yeniden girdiğini hiç unutamam. Rabbim makamını cennet eylesin.” (Sabri Yayan).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Erol Erdoğan: Ali Murat Daryal’ı Uğurlarken</strong></p>
<p>“Size güzel bir adamdan bahsedeceğim. 1990’lı yıllar. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nde öğrenciyim. 12 Eylül darbesi ile 28 Şubat darbesinin arasındaki yıllardayız. 12 Eylül darbesinin siyasi hâkimiyeti sona ermiş olsa da alışkanlıkları her alanda kendini gösteriyor. Henüz pek özgür değiliz. Gençlik damarımıza dur demeye çalışan çok. Üniversitelerde öğrenci faaliyetlerine yavaş yavaş müsaade ediliyor. Öyle her etkinliğe müsaade yok. Arkadaşlarımızla kurduğumuz okulun ikinci öğrenci kulübü olan Nida Kültür ve Araştırma Kulübünde faaliyetler yapmaya çalışıyoruz. İsmail Kıllıoğlu Hocamız danışmanlığımızı yapıyor. Raşit Küçük ve Nedim Urhan hocalarımız her zaman destekçilerimiz. Endülüs Günleri, Cahit Zarifoğlu’nu Anma Haftası, Bosna’ya Yardım Kampanyası gibi pek çok organizasyonu başarmanın motivasyonu ile yeni işlere girişiyoruz…</p>
<p>Bir ara, o zaman Refah Partisi İstanbul İl Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ı okula davet etmek istiyoruz. İmkânsız gibi bir şey; vazgeçiyoruz… Aklımıza RP Lideri Necmettin Erbakan’ı okula davet etmek geliyor. Heyecanlanıyoruz. Hemen afişimizi hazırlayıp ilgili dekan yardımcısına teslim ediyoruz. Afiş imzalanırsa etkinliğe onay çıkmış olacak. Günler geçiyor, imza yok. Okula pek çok siyasi isim gelip gidiyor bu arada. Dekanlığa gelip gidiyoruz, imza yok. “Neden?” diye soruyoruz. “Kem küm” deniliyor, imza yok. Bir gerilim yaşıyoruz ve imza atılıyor. Erbakan Hoca okula geliyor. Öğrenciler bağrına basıyor. Koca salon hınca hınç doluyor. Müthiş günler gerçekten.</p>
<p>Ali Murat Daryal’ı öyle günlerde tanıdım. Siyasi çizgi olarak bizimle değildi ama <u>bunu hissettirmez, sorun etmezdi</u>. Bu yönüyle pek çok hocadan ayrılırdı. Selçuk Eraydın ve Emin Işık hocalar da öyleydiler. Onlar için <u>öğrenci emeği kıymetliydi</u>. <u>Ali Murat Daryal Hoca başkaydı tabii. Öğrenci ve insan dostuydu. İletişim kurmak, tebessüm etmek, moral vermek, farklı olanı anlamak ahlakıydı. Davet ettiğimizde etkinliklerimize koşarak gelirdi. Yolda karşılaştığımızda hal-hatır sorardı. Gözlerinde hep bir yaşam sevinci, dostluk ışıltısı olurdu. Şakalaşmayı ve espriyi severdi; sevdiklerine takılırdı</u>. Derslerde zaman zaman şişmanlığıma atıf yaparak “Bak Erol, ben Beşiktaş sahilinde oturuyorum. Boğazda denize girip de taşırma.” derdi. Gülüşürdük.</p>
<p>Ali Murat Daryal Hoca’dan ben şunu öğrenmiştim: <u>İnsanın dili, aşireti, ülkesi, milleti, partisi, tarafı farklı olabilir</u> ama <strong>insanlık başkadır</strong>. <u>Muhalifin de olsa muhatabın <strong>erdemli</strong> ise onu tut, onunla dost ol, onu sev, ona değer ver</u>.</p>
<p>O yıllarda “Kurban Kesmenin Psikolojik Temelleri” kitabını okuyunca daha çok sevmiştim hocayı. Olaylara sosyoloji ve psikoloji refleksiyle de bakmamızı öneren-öğreten bir kitaptı… Hocamıza rahmet diliyorum, mekânı cennet olsun. Bir Fatiha okuyun lütfen.” (Yeni Birlik, 18.03.2017).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Mehmet Nuri Yardım: Ali Murat Daryal Hoca </strong></p>
<p>“Ölüm, hayat akıp giderken severek dinlediğimiz, sohbetlerinden istifade ettiğimiz birçok şahsiyeti de beraberinde alıp götürüyor. Geçenlerde Nihat Keklik ahirete intikal etmişti. Üçgün önce de Prof.Dr. Ali Murat Daryal Hoca Hakk’a yürüdü. Allah rahmet eylesin. Hoca <strong>şen şakrak, nüktedan ve bilge</strong> bir kişiliğe sahipti. Kermeslerde düzenlenen çekilişler için görev üstlenir, katılımı sağlardı.</p>
<p><u>İlim öğrenmeyi ve öğretmeyi bir zevk haline getiren</u>, hocalığı şevk içinde yapan Ali Murat Hoca’nın “Dilimiz Kültürümüz” başlıklı mühim bir makalesi var. Oradan yapacağımız iktibasta, Hoca’nın dünya görüşünü ve derinlemesine açılan geniş ufkunu görmek mümkün. İşte o uzun yazıdan birkaç cümle:</p>
<p>“Küçükken köşe kapmaca oynardık. Bu oyunda birbirimizi aldatır ve aldanan kişiye hep beraber gülerdik. Bu bizim millî oyunumuz değildir!&#8230; Bizim oyunlarımızda ‘Yağ satarım, bal satarım, ustam ölmüş ben satarım.’ denir. Ustasının adını yaşatır. Sosyoloji okurken bize ‘Çırak, usta, patron birbirlerine düşmandır.’ diye öğretirlerdi. <u>Biz Batı’yı maymun gibi taklit ettiğimiz müddetçe hiçbir yere ulaşamayız</u>. Bizim Batı’dan gelen safsatalara ihtiyacımız yok… Küçükken şöyle bir tekerleme söylerdik: ‘Aç kapıyı bezirganbaşı, kapı hakkı, arkamdaki yadigâr olsun.’ Bu tekerleme çocuğun kafasına hak mefhumunu yerleştiriyor…</p>
<p>Bugün mimari Hıristiyanlaşmıştır. Bunlar kasıtlı yapılıyor. Bakın, Süleymaniye’ye gelen bütün yollar kapalıdır. Süleymaniye’de bir hastane yapmışlar ve caminin görünmesini engellemişlerdir… İslam mimarisinde evler yatıktır. Balkon yoktur, cumba vardır. Evler o mahallenin camisinden yüksek yapılmazdı. O yüzden eski İstanbul’da sadece minareler görünürdü…</p>
<p>Batı müziği istilacı ve emperyalist bir müziktir, notalar üzerinize hücum eder. Tramvay, otobüs gelir gibi. Türk müziği konserlerinde seyirciler genelde ağlarlar ama Batılıların Batı müziğini dinlerken yüzleri gergindir. Türk müziği, seyircileri alıp arşa yükseltir…” Kabri nur, mekânı cennet, makamı âli olsun Daryal Hoca’nın.” (Milat, 18.03.2017).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li><a href="https://www.facebook.com/alimuratdaryal/">https://www.facebook.com/<strong>alimuratdaryal</strong>/</a>, 18.03.2017.</li>
<li>Erol Erdoğan; “<strong>Ali Murat Daryal’ı Uğurlarken</strong>”, Yeni Birlik gazetesi, 18.03.2017. (<a href="http://www.gazetebirlik.com/yazarlar/ali-murat-daryali-ugurlarken/)">http://www.gazetebirlik.com/yazarlar/ali-murat-daryali-ugurlarken/)</a>.</li>
<li>Mehmet Nuri Yardım; “<strong>Ali Murat Daryal Hoca</strong>”, Milat gazetesi, 18.03.2017. (<a href="http://www.milatgazetesi.com/ali-murat-daryal-hoca-makale-108837)">http://www.milatgazetesi.com/ali-murat-daryal-hoca-makale-108837)</a>.</li>
<li><a href="https://1000kitap.com/yazar/ali-murat-daryal/kitaplari/">https://1000kitap.com/yazar/ali-murat-daryal/kitaplari/</a>, 18.03.2017.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/hayatini-imanina-sahit-kilan-hoca-ali-murat-daryal-1931-2017/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SAĞLIKLI BİR ÜMMET OLABİLMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/saglikli-bir-ummet-olabilmek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/saglikli-bir-ummet-olabilmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2015 12:40:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[11 Mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[16:120]]></category>
		<category><![CDATA[2:143]]></category>
		<category><![CDATA[21 Mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[21:92]]></category>
		<category><![CDATA[23:52]]></category>
		<category><![CDATA[3:110]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülmecit Çermoy]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşik Kafkasya Dağlıları Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Birr 66]]></category>
		<category><![CDATA[Buhârî]]></category>
		<category><![CDATA[Çarlık Rusyası]]></category>
		<category><![CDATA[Edeb 27]]></category>
		<category><![CDATA[Emeviler]]></category>
		<category><![CDATA[Enver Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Haydar Bammat]]></category>
		<category><![CDATA[islam müktesebatı]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkas Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Kızıl Ordu]]></category>
		<category><![CDATA[M. Aydın Turan]]></category>
		<category><![CDATA[müminler]]></category>
		<category><![CDATA[Müslim]]></category>
		<category><![CDATA[Şimali Kafkas Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Terekkale]]></category>
		<category><![CDATA[Ufuk Tavkul]]></category>
		<category><![CDATA[ümmet]]></category>
		<category><![CDATA[Vladikavkaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=89</guid>

					<description><![CDATA[“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta tek bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hastalandığında, diğer uzuvları da bu yüzden uykusuz kalıp ateşler içinde onun ıstırabına ortak olurlar.” (Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66). &#160; TDK’nın çıkardığı Türkçe Sözlük sağlığı; vücudun hasta olmaması durumu, vücut esenliği, esenlik, sıhhat ve afiyet olarak tanımlar. Dünya Sağlık [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta tek bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hastalandığında, diğer uzuvları da bu yüzden uykusuz kalıp ateşler içinde onun ıstırabına ortak olurlar.”</em></p>
<p><em>(Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66).</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>TDK’nın çıkardığı Türkçe Sözlük sağlığı; vücudun hasta olmaması durumu, vücut esenliği, esenlik, sıhhat ve afiyet olarak tanımlar. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise sağlığı; “yalnızca hastalık ve sakatlık durumunun olmayışı değil, aynı zamanda bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali” olarak tanımlamaktadır. Sağlığın Arapçadaki karşılığı olan “sıhhat” kelimesi doğruluk manasını da ihtiva eder. Sağlık ve sıhhatin olmayışını ifade eden “hasta” kelimesi Farsça’da “yorgun” demektir. İslam ümmetinin mevcut vaziyetini bu tanımlara göre ele aldığımızda ne fiziki, ne biyolojik, ne psikolojik ne de sosyal açıdan pek de sağlıklı olmadığını üzülerek görürüz.</p>
<p>“Ümmet” kelimesi Arapçada yönelmek, kastetmek; öne geçmek, imam olmak anlamındaki ‘<em>e-me-me</em>’ kökünden türemiş olup aynı kökten gelen ‘<em>ümm</em>’ bir şeyin aslı, anası demektir. Sözlükte cemaat, topluluk anlamına gelen ‘ümmet’ kelimesi (çoğulu ‘<em>ümem</em>’), zaman, yol ve din manasına da gelmektedir. Kur’an’da atmış dört yerde geçen ‘ümmet’, kavram olarak; ‘kendi iradeleriyle veya bir zorunluluk sonucunda aynı yerde, aynı zamanda veya aynı dine uymak suretiyle bir arada yaşayan topluluk’ şeklinde tanımlanabilir. Kur’an’da, insan toplulukları, din mensupları, canlılar ve kuşlar gibi farklı topluluklar için kullanılan ‘ümmet’ kelimesi Hz. İbrahim’in (as) ‘tek başına bir ümmet’ olduğu şeklinde kullanılmıştır (16:120).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ümmetin kavramsal karşılığı</strong></p>
<blockquote><p>Elde Kur’an gibi bir mucize-i baki varken, Allah Rasulü’nün vahyi hayata tatbik şekli demek olan sünneti ortadayken sağlıklı ümmeti oluşturmak gerçekten kolaydır.</p></blockquote>
<p>İslam müktesebatında ‘ümmet’ kavramı daha çok İslam’a gönül vermiş müslüman toplumu ifade eder. Dünyadaki bütün Müslümanlar bu topluluğun doğal üyesidir. Bu ümmetin imamı/önderi Hz. Muhammed (s), kitabı Kur’an, ülkesi İslâm’ı yaşayabildikleri her yer, hedefi ise İslâm’ın gerçek uygulayıcıları olarak diğer insanlar üzerine Hakk’ın şahitleri olmak ve imtihanı kazanmaktır. Nitekim Kur’an’a göre İslam ümmeti bir tek ümmettir (21:92, 23/52). Yeryüzündeki bütün sınırlara, farklı dil ve renklere rağmen İslâm ümmeti Kur’an’ın emriyle bir bütündür, din ve inanç açısından kardeştir ve Kur’an’ın ipine sımsıkı sarılarak birlik (vahdet) oluşturur. Ma’rufu yaymaya, münkeri  önlemeye çalışan İslâm ümmeti, insanlık içerisinden çıkartılmış en hayırlı ümmettir (3:110). Bu üstünlük soy, kabile, renk, sosyal sınıf, zenginlik ve iktidar açısından değil; Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle davranma (takva) ve vahyin öğrettiği ilkelere ve ölçülere uymada, hayrın ve ma’rufun yaygınlaşması için çalışmadadır.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dengeli ümmet modeli</strong></p>
<p>Sağlıklı olma hali dengeyi koruyabilme ve dengeli davranabilme, işlevlerini en iyi şekilde yerine getirebilme yetisiyle ölçülür. Kur’an’da yer alan “<em>ummeten vesetan</em>; vasat, mûtedil ümmet” kavramı (2:143); aşırılıklar karşısında adil bir denge gözeten, hem zevk ve sefahati hem de mübalağalı bir zühdü reddederek insanın tabiatını ve imkânlarını değerlendirmede gerçekçi ve makul davranan bir topluluğu ifade eder. İslâm ümmeti bir denge toplumudur. Bu toplum inançta ve ibadette, çalışma ve kazanmada, eğlenme ve dinlenmede, üretme ve tüketmede, güç kullanmada ve yargılamada,  dünya ve ahiret, korku ve ümit, sevgi ve nefret, saygı ve tevazu, düşmanlık ve savaş gibi hususlarda orta yolu tercih eden erdemli ve dengeli insanların oluşturduğu bir yapıdır. Ümmetin sağlıklı mensupları hiç bir konuda aşırı değildirler. Hakka ve adalete uygun hareket etmek, insanlara her konuda örnek olmak Ümmet-i Muhammed’in temel özelliğidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ümmetin hâl-i pürmelâli</strong></p>
<p>Bugün için Müslümanların sağlıklı ve dengeli bir ümmet görüntüsü verebildiğini ve İslam’ı layıkıyla temsil edebildiğini söylemek zor da olsa bu mümkündür ve elzemdir. Her ne kadar Emevilerle başlayan saltanat odaklı yönetim anlayışı günümüzde devam ediyorsa da, özellikle son iki asırda gazaba uğramışların ve sapıtmışların fazlaca etki alanına girmişse de Müslümanların İslam’ın şahsiyet ve izzetiyle yeniden buluşması zor değildir. Elde Kur’an gibi bir mucize-i baki varken, Allah Rasulü’nün örnek hayatı ve vahyi hayata tatbik şekli demek olan sünneti ortadayken sağlıklı ümmeti oluşturmak gerçekten kolaydır. Yeter ki, ölçümüz Kur’an olsun. Bu durumda tedvin kabiliyetimizi yeniden kazanarak, vahye mutabık bir hayatı inşa ederek, Müslümanların insanlığa şahit olma sorumluluğunu yerine getirmesi müyesser olacaktır. Müslüman şahsiyetin inşasına ve dolayısıyla dengeli ümmetin oluşumuna menfi yönde tesir eden etkenleri tespit ederek, küresel projelerle bozulan ümmet imajını düzeltmek için elden gelen tüm çabayı harcamak müminlerin üzerine borçtur. Bu ıslah ve yenilenme çabasını ortaya koyamaz isek, ailesinde İslami terbiyesini yeterli düzeyde alamamış, işgal edilmiş coğrafyalarda sömürgecilere hizmet eden bozuk siyasi düzenlerde, ahlaki ve dinî kaygılardan uzak sosyal ortamlarda yetişmiş milyonlarca Müslümanın İslam’ı temsil yeteneği gelişemeyecektir.</p>
<p>Aklıyla değil duygularıyla hareket eden, aşağılık ya da büyüklük kompleksi taşıyan, hakkı değil gücü, liyakati değil sadakati önceleyen, sorumluluğunu üstlenip gereğini yapmak yerine mehdi/kurtarıcı bekleyen, tek dünyalı eğitim çarkının şekillendirdiği, medyanın çok yönlü kuşatması altında kalmış, sağlam bilgiye değil menkıbelere kulak kabartan Müslümanların İslam’ı yetkinlikle temsil edemediği ortadadır. Müktesebatımızı Kur’an’ın eleğinden geçirerek kendimizle yüzleşirsek, Allah’ın koyduğu ilkeleri yeterli görüp dine zam yapmaya ya da iskonto yapmaya yeltenmeden vahye mutabık bir hayat inşa etmeye karar verdiğimiz zaman, Rabbimizin bizleri yeryüzünün varisleri kıldığını göreceğiz. Zira buna vadi var ve O, asla vadinde hulfetmez.</p>
<p>Zulümden uzak durup adaleti üstün tutarsak, cehaleti ilim ile yenersek, saltanat yerine şûrâ, yani ortak akıl ve istişare ile işlerimizi yürütürsek, günah ve düşmanlık yerine iyilik ve takvada yardımlaşarak sorumluluk bilincimizi geliştirirsek, insanlığın ortak iyilerini yaygınlaştırıp ortak kötülükleri engellemeye çalışırsak, ifrat veya tefrite saplanıp uçlarda gezinmek yerine dengeli, orta yolu tutan bir ümmet, sağlıklı bir toplum olursak, Allah elbette Müslümanları yeryüzünün varisi kılacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sevinci ve kederi paylaşabilmek</strong></p>
<p>Gerek toplumun küçük bir numunesi olan ailede gerekse ailenin büyük bir nüshası olan toplumda sevgi, saygı ve şefkat ilişkilerin zeminini oluşturmuyorsa hastalıklı durumların ortaya çıkması, fonksiyon yitimi yaşanarak sorunların, dolayısıyla acı ve huzursuzlukların ortaya çıkması kaçınılmaz olur. Küçük, orta veya büyük, hangi ölçekte olursa olsun sağlıklı bir sosyal grubun en belirgin özelliklerinden biri de sevinçlerini ve kederlerini paylaşabilmesidir. Ümmet-i Muhammed’in üzüntülerini paylaşma kabiliyeti nispeten gelişmiş olmakla birlikte sevinci paylaşma hususunda aynı gözlemi yapmak zor olmaktadır.</p>
<p>Bugün 11 Mayıs. On gün sonra 21 Mayıs. Ümmete mensubiyetiyle iftihar edenlere sorsak, sizin için bu iki tarih ne anlam ifade ediyor diye, doğru bir cevap alma ihtimalimiz oldukça düşüktür. 29 Mayıs’ın mana ve ehemmiyetini sorduğumuzda alacağımız isabetli cevap sayısı elbette daha fazla olacaktır. Ancak, 29 Mayıs’ta İstanbul’da düzenlenecek fetih kutlamaları İslam âleminde ne kadar yankı bulabilecek, hep birlikte göreceğiz. 21 Mayıs 1864’te Kafkas halklarının binlerce yıl yaşadıkları yurtlarından sürülüşünün başlangıç günüdür. Bu meseleyi gelecek hafta ele alacağımız ‘insanlığın sürgünlerle yüzleşebilmesi’ konusu içinde değerlendirmek daha uygun olacağından bu gün sadece 11 Mayıs sevincini paylaşmakla yetinelim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>11 Mayıs 1918: Şimali Kafkasya Cumhuriyeti</strong></p>
<blockquote><p>11 Mayıs 1918’de kurulan Şimali Kafkasya Cumhuriyeti Osmanlı Devleti başta olmak üzere bazı büyük devletlerce tanınmış, iki ülke arasında bir dizi antlaşma imzalanmıştır.</p></blockquote>
<p>Rus işgalini hiç bir zaman kabullenmemiş ve her fırsatta Rusya’ya karşı ayaklanmaya devam eden Kafkas halkları, Birinci Dünya Savaşı’nda Rusya’nın yenilmeye başlamasını bağımsızlık yolunda umut verici bir gelişme olarak değerlendirdi. Bu sırada, daha önce Osmanlı Devleti topraklarına sürülmüş olan Kafkasya muhacirlerinin kurdukları cemiyetlerin temsilcileri 1916 yılında Berlin, Viyana, Lozan gibi kentlerde toplanan kongrelere katılarak Avrupa’da Kafkasya’nın Rusya esaretinden kurtarılması için faaliyetler yürüttü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çarlık rejiminin sonunu hazırlayan Şubat 1917 ihtilalini fırsat bilen Kafkasyalılar 8 Mart 1917’de Terekkale (Vladikavkaz) şehrinde Birleşik Kafkasya Dağlıları Birliği’nin Geçici İdaresi adıyla millî bir teşekkül meydana getirdiler. Bu teşekkülün öncülüğüyle bütün Kafkasya’dan gelen 500 temsilcinin katılımıyla 3-7 Mayıs 1917 tarihleri arasında Birinci Genel Kuzey Kafkasya Kongresi toplandı. Kongrede dil bakımından aralarında farklar bulunan Kafkas halklarının gelenek, görenek ve hayat felsefesi yönünden bir millet halinde birleşip kaynaştıkları vurgulandı. Andi şehrinde 18 Eylül 1917’de toplanan ikinci kongreye katılan 1.500 temsilci Birleşik Kafkasya Dağlıları Cumhuriyeti’nin anayasasının temel ilkelerini belirledi. Bu ilkeler arasında Kafkasyalıların siyasî bir birlik teşkil ettikleri ve bu birlik içinde her kabilenin tam bir özerkliğe sahip olacağı gibi önemli maddeler yer almaktaydı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Birleşik Kafkasya Dağlıları Geçici Hükümeti Rusya’dan ayrılarak bağımsız bir devlet kurduğunu daha 20 Kasım 1917 tarihinde duyurmuştu. Ruslara karşı ittifak imkânlarını araştırmak üzere Abdülmecit Çermoy ve Haydar Bammat başkanlığında bir heyet 1918 Nisanında Trabzon’a geldi. Kafkasya heyeti Enver Paşa ile görüşmek üzere Batum’a da gitti. Heyetin tekliflerini kendi siyasetine uygun bulan Enver Paşa onları İstanbul’a getirerek hükümetin diğer üyeleriyle görüşmelerini sağladı. Böylece Osmanlı siyasî ve askerî çevrelerinde Kafkasya meselesi bir anda ön plana çıktı&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kafkasyalılar 11 Mayıs 1918’de Şimali Kafkasya Cumhuriyeti’ni kurduklarını ilan ettiler ve bunu Osmanlı Devleti ile diğer ülkelere birer nota ile duyurdular. Osmanlı Devleti başta olmak üzere bazı büyük devletler bu yeni devleti tanımış, bir dizi antlaşmalar imzalamıştır. 11 Mayıs, Kafkas halklarının, ümmetin tüm halkları tarafından bilinmeyi ve paylaşılmayı bekleyen bir sevinç günüdür. Ne var ki bu sevinç uzun süreli olamadı. M.Kemal tarafından kurulan Ankara hükümetinin Sovyet hükümeti tarafından tanınması ve 16 Mart 1921 tarihli Moskova antlaşmasının imzalanmasıyla, Kafkasyalılar Türkiye’den umutlarını kestiler. Böylece, 11 Mayıs 1918’de kurulan Şimali Kafkasya Cumhuriyeti, Sovyet Kızıl Ordusu’nun Kafkasya’yı bütünüyle işgal etmesiyle yıkılmış oldu&#8230;<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kafkas İslam Ordusu’nun kısa süreli desteği ve Kuzey Kafkasya halklarının cansiperane direnişleri Kızıl ve Beyaz Rus ordularının peşpeşe gelen yoğun saldırıları karşısında daha fazla direnemedi&#8230; Ancak, Kafkasya’nın Ruslara karşı verdiği üç asrı aşkın mücadele bitmiş değildir. Birleşik Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin yeniden kurularak ümmet bünyesindeki saygın yerini alması diri bir ideal olarak hatırı sayılır miktarda taraftar bulabilmektedir&#8230;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Geniş bilgi için bkz: Hüseyin Kerim Ece, “Kur’an’a Göre Dengeli Ümmet Profili”, Kur’ani Hayat, Mayıs-Haziran 2015, sayı: 41, s.12-22.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Bu konuda geniş bilgi için; Prof.Dr. Ufuk Tavkul ile M. Aydın Turan’ın “Kafkasya Dağlıları Birliği” konusundaki yazılarına ve Sefer E. Berzeg’in <strong>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti</strong> (1917-1922) isimli 3 ciltlik eserine (Birleşik Kafkasya Derneği Yayınları, İstanbul, 2006) bakılabilir. İstanbul Fatih’te Kafkas Vakfı’nda 11 Mayıs 2015 tarihinde organize edilen panelde, konunun uzmanları Sefer E. Berzeg, Cem Kumuk ve Erol Karayel’in sunduğu tebliğler şu linkten izlenebilir: <a href="http://www.kafkas.org.tr/etkinlikler/kuzey-kafkasya-cumhuriyeti-97-kurulus-yil-donumu">http://www.kafkas.org.tr/etkinlikler/kuzey-kafkasya-cumhuriyeti-97-kurulus-yil-donumu</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/saglikli-bir-ummet-olabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
