<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İslam milleti Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://www.fethigungor.net/etiket/islam-milleti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.fethigungor.net/etiket/islam-milleti/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Sat, 26 Dec 2020 19:22:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>ÇAĞININ ŞAHİDİ MUHAMMED ALİ’Yİ HAYIRLA YÂD ETMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/caginin-sahidi-muhammed-aliyi-hayirla-yad-etmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/caginin-sahidi-muhammed-aliyi-hayirla-yad-etmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 Jul 2016 07:53:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çağının Şahidi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Atlanta Olimpiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[Bağış Erten]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgin Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Boksun Kralı]]></category>
		<category><![CDATA[Bosna Hersek]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Chicago İslam Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Cassius Marcellus Clay]]></category>
		<category><![CDATA[Davud Velîd]]></category>
		<category><![CDATA[Filistin]]></category>
		<category><![CDATA[Hamza Yusuf]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. İsa]]></category>
		<category><![CDATA[İslam milleti]]></category>
		<category><![CDATA[Louisville]]></category>
		<category><![CDATA[Malcolm X]]></category>
		<category><![CDATA[Mert Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Selamet Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Ali Kley]]></category>
		<category><![CDATA[Nation of Islam]]></category>
		<category><![CDATA[Necmettin Erbakan]]></category>
		<category><![CDATA[Nelson mandela]]></category>
		<category><![CDATA[Numan Kurtulmuş]]></category>
		<category><![CDATA[Orhan Ayhan]]></category>
		<category><![CDATA[parkinson]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[Roma Olimpiyatları]]></category>
		<category><![CDATA[Saddam Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[Vietnam Savaşı]]></category>
		<category><![CDATA[Will Smith]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=339</guid>

					<description><![CDATA[Türkiye’de daha çok ‘ramazan bayramı’ adıyla bilinen ‘fıtır bayramı’nı idrak ettiğimiz bu mübarek günlerde, yakın zamanda ahirete irtihal eden çağın şahitlerini hayırla yâd etmek istedim. Çerkes örfünde, aradan aylar geçmiş olsa bile, yakınlarının vefatını takip eden ilk bayramda aynen cenaze merasiminde olduğu gibi ölü evine gidip taziye vermek devam edegelen bir gelenektir. Bu bayram yeniden [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de daha çok ‘ramazan bayramı’ adıyla bilinen ‘<strong>fıtır bayramı</strong>’nı idrak ettiğimiz bu mübarek günlerde, yakın zamanda ahirete irtihal eden çağın şahitlerini hayırla yâd etmek istedim. Çerkes örfünde, aradan aylar geçmiş olsa bile, yakınlarının vefatını takip eden ilk bayramda aynen cenaze merasiminde olduğu gibi ölü evine gidip taziye vermek devam edegelen bir gelenektir. Bu bayram yeniden bizzat şahit olduğum bu âdet, yakın dönemde can emanetini Rabbine teslim eden bazı şahitleri/şehitleri bu vesileyle hayırla yâd etmeme vesile oldu. Bu hafta çağının şahidi merhum Muhammed Ali’yi birlikte hatırlayalım.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Muhammed Ali Kley: Tüm Zamanların En İyi Boksörü</strong></p>
<p>Tüm zamanların en iyi boksörü olarak bütün dünyanın seneler boyu maçlarını hayranlıkla izlediği Muhammed Ali, 4 Haziran 2016 Cumartesi günü, solunum yolu rahatsızlığı nedeniyle kaldırıldığı hastanede 74 yaşında teslîm-i ruh eyledi. 17 Ocak 1942’de ABD’nin Kentucky Eyaleti’nin en büyük şehri olan Louisville’de Hıristiyanlaştırılmış bir zenci ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Cassius Marcellus Clay Jr, 22 yaşında Müslümanlığı seçerek Muhammed Ali adını aldı. Dört kez evlenen ve 7 kızı, 2 oğlu olan Muhammed Ali’nin üçüncü eşinden doğan kızı Laila da babası gibi boksör.</p>
<p>Vietnam Savaşı’na katılmayı reddettiği için hapis ve para cezası alması yanında şampiyonluk unvanı da lağvedilen Muhammed Ali, kariyerindeki 61 maçta sadece beş kez yenildi. Profesyonel boksta dünya şampiyonluğunu üç kez kazanan ilk boksör olan Muhammed Ali, 56 galibiyetinin 37’sini nakavtla elde etti.</p>
<p>Açtığı davayı kazanarak 12 Ağustos 1970 tarihinde lisansına yeniden kavuşan Muhammed Ali, yeni dönemde Jerry Quarry, Joe Frazier, Kenneth Howard Norton, Leon Spinks, Larry Holmes gibi ünlü boksörlerle defalarca karşılaştıktan ve 61 dövüşünün 37’sini nakavt, 19’unu da hakem kararıyla kazandıktan sonra kariyer hayatını, ilerleyen yaşı ve kamuoyundan sakladığı parkinson hastalığı yüzünden 1984’te Trevor Berbick’e yenilerek  noktaladı. 1964, 1974 ve 1978 yıllarında dünya ağır sıklet boks şampiyonluğunu 3 kez kazanan Muhammed Ali’nin hayatı beyazperdeye de uyarlandı, 2001 yılında çekilen “Ali” filminde Muhammed Ali’yi Will Smith canlandırdı.</p>
<p>Nelson Mandela’dan Saddam Hüseyin’e kadar birçok liderle bir araya gelen Muhammed Ali, Kuveyt’in işgalinin ardından Irak’ta rehin tutulan Amerikalıların serbest bırakılması için Bağdat’a bizzat giderek aracılık yaptı ve rehinelerden 15’inin serbest kalmasını sağladı.</p>
<p>İlerleyen hastalığına rağmen 1996 Atlanta Olimpiyatları’nda olimpiyat meşalesini yakma görevini üstlenerek milyonların hayranlığını bir daha kazanan Muhammed Ali, önceki onlarca ödüle ek olarak en son Aralık 2012’de Dünya Boks Konseyi tarafından “<strong>Boksun Kralı</strong>” ilan edildi. Binlerce şampiyon görmüş olan spor dünyasında Muhammed Ali kadar karizma sahibi bir sporcuya rastlamak zordur. Kendisi de bu durumun farkında olan merhumun şu sözü spor yorumcularının da katıldığı bir hakikatin ifadesidir: “Ben boksu özlemeyeceğim, boks beni özleyecek.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Irkçılığa Karşı Mücadeleyi İnsanlık Onurunun Gereği Bilmek</strong></p>
<p>29 Ekim 1960’da profesyonelliğe adım atan ve 18 yaşında Roma Olimpiyatları’nda altın madalyayı kazanarak tüm dikkatleri üzerine çeken Muhammed Ali, gençlik dönemini ABD’de ırk ayrımcılığının en yoğun olduğu dönemlerde geçirdi. ABD’ye döndüğünde bir restorana girmek istediğinde “Burada sadece beyazlara servis yapılıyor!” diyerek içeri alınmaması üzerine genç şampiyon, ırkçılığa karşı tepkisini ortaya koymak maksadıyla <strong>madalyasını</strong><u> Ohio Nehri’ne attı</u>.</p>
<p>Dünya boks şampiyonluğuna 22 yaşında ulaşan, aynı yıl Müslümanlığı seçtiğini açıklayan ve bu kararı dünyada büyük yankı uyandıran Muhammed Ali, Amerika’da zencilerin hayat şartlarını iyileştirme amacı güden, ancak diğer taraftan da ‘siyahilerin üstünlüğü’ne ilişkin vurguları nedeniyle eleştirilen Nation of Islam (İslam Milleti) hareketine katıldı. Bu dönemde “kölelik adım” diye andığı çocukluk isminden vazgeçerek <strong>Muhammed Ali </strong><u>adını aldı</u>.</p>
<p>Mücadeleci ve muhalif kişiliğiyle Amerika’da geniş bir kitleyi karşısına alan Muhammed Ali, Türkiye başta olmak üzere İslam dünyasında büyük bir sevgiye mazhar oldu. Vietnam Savaşı’na gitmesini isteyen Amerikan yönetiminin bu talebini, “<strong>Benim Vietnamlılarla hiçbir anlaşmazlığım yok</strong>. <u>Fakir bir halkı yakmaya ve öldürmeye yardım etmek için evimden 10 bin mil uzağa gitmeyeceğim</u>!” diyerek reddetmesi üzerine Muhammed Ali, beş yıl süreyle müsabakalara katılmaktan men edildi. 1967-70 yılları arasında ringe çıkamadığı için büyük ekonomik kayba da uğrayan Muhammed Ali, dünya şampiyonluğu unvanın geri alınması sebebiyle prestij kaybı da yaşadı.</p>
<p>Cezalı olduğu dönemde dünyanın birçok yerini dolaşarak İslamiyet’i anlattı. “Siyah Müslümanlar Hareketi” ve siyahi hakları savunucusu Malcolm X ile ortak çalışmalar yürüttü. Daha sonra 2001 yılındaki 11 Eylül saldırıları üzerine Muhammed Ali, başında New York İtfaiye Müdürlüğü şapkası ile Sıfır Noktası’na giderek destek ve dayanışmasını gösterme gereği duymuş ve şöyle demişti:</p>
<p>“Beni asıl inciten, ‘İslam’ ve ‘Müslüman’ adının bulaştırılması ve sorun çıkarılıp nefret ve şiddete yol açılması. İslam, katil dini değildir. İslam, barış demektir. Evde öylece oturup insanların sorunun kaynağı olarak Müslümanları yaftalamalarına seyirci kalamazdım.”</p>
<p>Güney Afrika’da 1948-1993 yıllarında hüküm süren apartheid rejimine karşı mücadeleye güçlü destek veren Muhammed Ali, BM’deki Apartheid’e Karşı Özel Komite’de yaptığı konuşmada “Yüreği iyi değilse bir kişi iyi olamaz” demişti. Apartheid rejime karşı mücadelesiyle tarihe geçen Nelson Mandela, 2013’te hayatını kaybettiğinde Muhammed Ali; “O bize büyük ölçüde affetmeyi öğretti, tüm kardeşlerimizin tüm renklerden geldiğini fark ettirdi.” demişti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Çağının Şahidi Muhammed Ali’yi Şahitlerin Dilinden Tanımak</strong></p>
<p>“Dava adamı”, “dünyayı değiştiren adam”, “dünyanın ufkunu açan adam” gibi sıfatlarla anılan Muhammed Ali hakkında vefatını müteakiben yapılan yorumlardan bazılarını hatırlamakta yarar var:</p>
<p>Amerikan-İslam İlişkileri Konseyi üyesi <strong>Davud Velîd</strong>: “Çocukken annemle babamın bana aldıkları ilk aksiyon figür oyuncağı Muhammed Ali’ydi. O, benim dönemimde Afrika kökenli Amerikalılar ve Müslümanlar için belki de <u>dünyanın en büyük ve etkili popüler kültür sembolü</u>ydü. Medeni haklar döneminde ABD’deki <strong>ayrımcılığa karşı durdu</strong>. Direniş zihniyetinin aydınlanmasında ve <u>Müslümanların basmakalıp fikirlere boyun eğmemesi gerektiği</u>, bir Müslümanın en az bir Hristiyan ya da Yahudi kadar Amerikalı olduğu duygusunun yayılmasında payı var.”</p>
<p><strong>Mert Aydın</strong>: “Muhammed Ali farklı bir adamdı. Fikirleri ve yaptıklarıyla birçok sporcuya ilham kaynağı oldu. ABD’de Afro Amerikalı sporcuların bugünkü başarılarında da etkili oldu. Bir anlamda onlara mentorluk yaptı. Müslüman, Hristiyan fark etmez ABD toplumunda idoldü. Ayrımcılık ve ırkçılığa karşı çıkması önemliydi. Aydınlatıcıydı. Muhammed Ali dünyanın ufkunu açan adamdı.”<strong> </strong></p>
<p><strong>Orhan Ayhan</strong>: “Sadece boksör değil, bir dava adamı, bir savaşçıydı. Irkçılıkla savaştı. Boks açısından bakacak olursak da fevkalade, nefis bir ağır sıkletti. Allah’ın özene bezene yarattığı bir yapısı vardı. Muhammed Ali boks için yaratılmış bir çocuktu. Kıvrak hareketleri, nefis yumrukları vardı. Tarihe geçen bir sözünü anımsayalım: Kelebek gibi uçar, arı gibi sokarım. Gerçekten de öyleydi.”</p>
<p><strong>Bağış Erten:</strong> “Bazı sporcular, sadece yetenekleriyle konuşulmaz, tarihin akışını da etkiler. İşte Muhammed Ali, onlardan biriydi. Sadece sporcu değil, dünyayı da değiştiren adamdı. Tarihin en büyük sporcusuydu. Sporun niteliğini değiştirdi. ABD’deki siyah hakları konusunda ufuklar açtı. ABD’li Müslümanlar için yeni bir hayatın temelini attı. Duruşu ve karakteri vardı.”</p>
<p>Yaklaşık dört yüz bin Müslüman üyesi bulunan Büyük Chicago İslam Konseyi’nin 2005-2008 yılları arasında başkanlığını yapan radyo yapımcısı <strong>Abdülmalik Mücahit</strong>, efsane boksörün bir dava adamı olduğunu belirttikten sonra şöyle dedi:</p>
<p>“Güçlü bir kişiliğe sahip idi. Sürekli yanında İslam dinini tanıtan kitapçıklar taşırdı ve insanlara bu kitapçıklardan dağıtırdı. Hazreti İsa’nın neden ‘Tanrının oğlu’ olmadığını anlatırdı… Filistinlilerin mücadelesini destekliyordu. Bosna Hersek’te savaş devam ederken düzenlediğimiz etkinliklere katıldı. ABD hükümeti üzerinde büyük baskı kurdu ve en sonunda Sırplara müdahale edildi. Muhammed Ali dünyadaki bütün Müslümanların kardeşiydi, onların yanlarındaydı. Son derece alçak gönüllü ve nüktedan bir insandı. Kendisine en çok neden korktuğunu sordum. Önce şakayla eşini işaret etti. Sonra ‘Allah’ın beni cennetine koymamasından korkuyorum’ cevabını verdi. Bu sözlerin üzerine başta eşi olmak üzere ben dâhil odadakiler ağlamaya başladık. Arkasından, Muhammed Ali’nin elini tuttum ve şöyle dedim: ‘Kardeşim Muhammed Ali, sen bütün insanlar için çalıştın. İnşaallah, Allah seni cennetine koyacak.’ Sonra bana doğru baktı ve düşünceye daldı. Bütün bu anlar fotoğraflandı ve ölümsüzleşti.”</p>
<p>Yüzünden gülümseme hiç eksik olmayan Muhammed Ali ile her buluşmasının zevkli ve neşeli geçtiğini belirten Mücahit, onun aynı zamanda ciddi bir insan hakları savunucusu olduğunu vurguladıktan sonra şöyle devam etti:</p>
<p>“Kendisine bir gün ‘Sana, en büyük diyorlar, buna ne diyorsun?’, diye sordum. Bana dönerek; ‘Hayır! <strong>En büyük Allah’tır</strong>. Ben en büyük boksörüm.’ dedi.”</p>
<p>Muhammed Ali için Louisville’de otuz kilometrelik yürüyüşten sonra Freedom Hall’da düzenlenen cenaze töreni öncesi AA’nın sorularını cevaplayan Yusuf İslam; “Muhammed Ali, benim gibi sonradan İslam’ı seçenler için rol modeldi.” dedikten sonra,  onun tüm İslam dünyasına yol gösterdiğini ifade etti.</p>
<p>Yusuf İslam gibi sonradan İslam’ı seçen ABD’li Müslüman kanaat önderi, Zaytuna Üniversitesi kurucularından <strong>Hamza Yusuf</strong> da Muhammed Ali’nin 20 ve 21. yüzyılların en büyük insanlarından birisi olduğunu söyledi. Onun İslam’ın barış ve sevgi dini olduğunu savunduğuna dikkati çeken Hamza Yusuf; “Eğer insanlığı seversiniz insanlık da sizi sever. Muhammed Ali insanlığı sevmişti, insanlık da onu sevdi.” dedi. Son Nebi’nin adını alan ve onu örnek edinen Muhammed Ali sayesinde bir çok beyazın da ırkçılığın yanlışlığını gördüğünü ve siyahilere bakışlarının değiştiğini vurgulayan Hamza Yusuf; “Muhammed Ali’nin cenazesine tüm dünyadan insanlar katıldı. O, kendisinin de söylediği gibi tüm dünyayı salladı.” dedi.</p>
<p>Amerika’da Yetişkin Islahevinde Dînî Rehber<strong> Bilgin Erdoğan</strong>: “Muhammed Ali, 1976 yılında geldiği Türkiye’de dönemin Milli Selamet Partisi Genel Başkanı merhum Necmettin Erbakan ve binlerce kişiyle Sultanahmet Camisi’nde cuma namazı kılmıştı… Sadece vuruşuyla değil Amerika kıtasındaki dik duruşuyla bir çok Müslümanın İslam ile şereflenmesine vesile olmuştu.”</p>
<p>Başbakan Yardımcısı<strong> Numan Kurtulmuş</strong>: “Kimliğiyle, başarılarıyla ve duruşuyla tüm dünya Müslümanlarının ‘güçlü’ sesi olan bir dünya yıldızıydı Muhammed Ali. ABD’de yaşayan Müslümanlar için de çok önemli bir isimdi. İslam dünyasının başı sağ olsun.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Muhammed Ali’nin mirasını yaşatmak”</strong></p>
<p>Büyük bir vefa örneği serdederek, maiyetiyle birlikte ABD’ye gidip merhumun cenazesine katılan T.C. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Bloomberg için kaleme aldığı “Muhammed Ali’nin mirasını yaşatmak” başlıklı makalesinde, Muhammed Ali’nin, sadece sporculuğu ve derinliğinden değil aynı zamanda politik duruşundan da etkilendiğini vurgulayarak, ‘her yerde ezilen insanların kahramanı’ olarak tanımladığı Muhammed Ali’nin İslam’ın ve şiddetin sorumsuzca ilişkilendirilmesinden rahatsızlık duyan samimi bir Müslüman ve bir barış insanı olduğunu anlattı:</p>
<p>“İnsanlığın çok daha büyük zorluklarla karşı karşıya olduğu ve görünüşe göre bu acil sorunları doğrudan ele alacak cesareti olmadığı bir dönemde, <strong>dünya liderleri, Muhammed Ali’den esinlenebilirler</strong>. Onun barış, özgürlük ve dayanışma mesajları, Türkiye’nin de bazı temel politikalarına işaret eder… <u>Muhammed Ali’nin yıllar önce ortaya koyduğu meseleler halen güncelliğini korumaktadır</u>. Bu itibarla, Halkın Şampiyonu’nu onurlandırmanın doğru yolu, özgürlük, eşitlik ve dayanışma tasavvurunu yaşatmaktır.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li>http://www.aljazeera.com.tr/haber/muhammed-ali-hayatini-kaybetti</li>
<li>http://www.aljazeera.com.tr/spor-portre/portre-muhammed-ali</li>
<li>http://www.aljazeera.com.tr/haber/muhammed-alinin-apartheide-karsi-konusmasi</li>
<li>http://dirilispostasi.com/n-11043-muhammed-ali-muslumanlarin-guclu-sesiydi.html</li>
<li>http://dirilispostasi.com/n-11296-yusuf-islam-muhammed-ali-sonradan-islami-</li>
<li>secenler-icin-rol-modeldi.html</li>
<li>http://dirilispostasi.com/n-11238-arkadasi-muhammed-alinin-en-cok-korktugu-seyi-acikladi.html</li>
<li><a href="http://dirilispostasi.com/n-11303-erdogan-muhammed-ali-icin-makale-yazdi-dunya-liderleri-esinlenebilirler.html">http://dirilispostasi.com/n-11303-erdogan-muhammed-ali-icin-makale-yazdi-dunya-liderleri-esinlenebilirler.html</a></li>
<li>http://www.hilalhaber.com/islam-dunyasi/yuregi-yumrugundan-guclu-olan-adam-muhammed-ali-h31982.html</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/caginin-sahidi-muhammed-aliyi-hayirla-yad-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ÂKİF’İN MİLLÎ BİRLİK VE BÜTÜNLÜK  ŞUURUNA ERİŞEBİLMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/akifin-milli-birlik-ve-butunluk-suuruna-erisebilmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/akifin-milli-birlik-ve-butunluk-suuruna-erisebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Feb 2016 06:31:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çağının Şahidi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[8:45-46]]></category>
		<category><![CDATA[anadolu]]></category>
		<category><![CDATA[Balıkesir Zağnos Paşa Camii]]></category>
		<category><![CDATA[birlik]]></category>
		<category><![CDATA[İslam milleti]]></category>
		<category><![CDATA[kavmiyetçilik]]></category>
		<category><![CDATA[kıyam]]></category>
		<category><![CDATA[leş mi kesildin?]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[milli birlik ve bütünlük]]></category>
		<category><![CDATA[şirk]]></category>
		<category><![CDATA[tevhid]]></category>
		<category><![CDATA[Vâiz Kürsüde]]></category>
		<category><![CDATA[yeis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=277</guid>

					<description><![CDATA[“Siz ey imana erişenler, (savaş durumunda) bir toplulukla karşı karşıya geldiğinizde, sıkı durun ve aralıksız Allah’ı anın ki kurtuluşa erişesiniz! Ve Allah’a ve O’nun Rasulü’ne duyarlık ve bağlılık gösterin; ve sakın birbirinizle çekişmeye girmeyin, yoksa yılgınlığa düşersiniz; cesaretiniz sönüverir. Ve zor durumlarda sabır gösterin: çünkü Allah, gerçekten, zorluğa göğüs gerenlerle beraberdir.” (Enfâl, 8/45-46). Âtiyi Karanlık Görerek [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>“Siz ey imana erişenler, (savaş durumunda) bir toplulukla karşı karşıya geldiğinizde, sıkı durun ve aralıksız Allah’ı anın ki kurtuluşa erişesiniz!<br />
Ve Allah’a ve O’nun Rasulü’ne duyarlık ve bağlılık gösterin;<br />
ve sakın birbirinizle çekişmeye girmeyin, yoksa yılgınlığa düşersiniz;<br />
cesaretiniz sönüverir. Ve zor durumlarda sabır gösterin:<br />
çünkü Allah, gerçekten, zorluğa göğüs gerenlerle beraberdir.”<br />
(Enfâl, 8/45-46).</p></blockquote>
<p><strong>Âtiyi</strong> <strong>Karanlık Görerek Azmi Bırakmamak</strong></p>
<blockquote><p>Şahsi olanla umumi olan arasındaki dengeyi kuramayan insan nemelâzımcılığa teslimiyette tereddüt göstermez.</p></blockquote>
<p>“Âkif’e göre, geleceği karanlık görüp azmi bırakmak, olsa olsa “alçak bir ölüm”dür. İnanan bir insanın, böyle bir ölümle “gebermesi” kabul edilebilecek bir netice değildir. Eylem adamı olan Âkif, hareket etmesi için her türlü imkân sağlandığı hâlde, ölü gibi cansız yatan insana, “leş mi kesildin?” sorusunu yönelterek, insanı ayağa kaldırmak ister. Ayağa kalkmak, bir kıyamdır. Kıyam ise, bir idealin tahakkuku ve bir hakikatin hâkimiyetini temin etme kararlılığıdır. Kıyama kalkma iradesini göstermek hususunda insan, dışarıdan herhangi bir sebebin tahrikini beklememelidir. Hayat hakkı, yolda yürüyenlerindir. Yolda olmak, sonsuza sevdalıların yegâne fiilidir.” (Erbay, 2011: 96).</p>
<p>“Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak&#8230;<br />
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.<br />
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.<br />
İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:</p>
<p>Ey dipdiri meyyit, ‘İki el bir baş içindir.’<br />
Davransana&#8230; Eller de senin, baş da senindir!<br />
His yok, hareket yok, acı yok&#8230; Leş mi kesildin?<br />
Hayret veriyorsun bana&#8230; Sen böyle değildin.</p>
<p>Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?<br />
Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?<br />
Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?<br />
Esbâbı elinden atarak ye’se yapıştın!</p>
<p>Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan<br />
Tek bir ışık olsun buluver&#8230; Kalma yolundan.<br />
Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!<br />
Ey elleri böğründe yatan şaşkın adam, kalk!</p>
<p>Herkes gibi dünyâda henüz hakk-ı hayâtın<br />
Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?”&#8230; (Ersoy, 2013: 530).</p>
<p><strong>Kâinatın Olduğu Kadar İnsanın ve Toplumun da Nizamı Olan BİRLİK </strong></p>
<blockquote><p>Âkif’e göre insan evrenin âhengine ve çalışma disiplinine uyarak pek çok şeyi başarabilir.</p></blockquote>
<p>“Birleştirme, birlik, Allah’ın birliğine inanma” gibi anlamlara gelen “tevhid” kelimesi, insanı ve kâinatı anlatan bir kavramdır. Birlik ve beraberlik kâinatın olduğu kadar insanın ve milletlerin  de nizamıdır. Âkif’e göre; insan evrenin âhengine ve çalışma disiplinine uyarak pek çok şeyi başarabilir; çünkü insanoğlu sınırlandırılamayan kabiliyetlere sahiptir. Mehmet Âkif, 12 Şubat 1920 tarihinde Balıkesir Zağnos Paşa Camii’ndeki va’azında, hayatta tek başına hiçbir iş yapılamayacağını belirtir. Ona göre, birlik ve beraberlik aynı zamanda güncel bir ihtiyaçtan doğar (Çapan, 2011: 102):</p>
<p>“Bugünkü hayatın, maîşetin bugünkü ihtiyâcâtın aldığı tarz itibariyle bir insan tek başına bir iş göremiyor. Bütün işler şirketler, cemiyetler, milletler tarafından meydana getiriliyor. Ne fabrikalar, ne demiryolları, ne vapurlar, ne limanlar, ne hastahâneler, ne câmiler, ne mektepler, ne ticarethâneler, ne de din ve vatanı müdâfaa edecek toplar, tüfekler, cephâneler&#8230; Elhâsıl hiçbir şey ferdî sa’y ile, yani tek başına çalışmakla kâbil olamıyor. Bugün hayat öyle bir şekil almış ki, tek başına çalışan bir adamın alnından damlayan terler, tıpkı gözyaşı gibi dökülüp gidiyor, hiçbir fayda temin etmiyor. Ne zaman, bir yere gelmiş binlerce alın birden terlerse işte o vakit bu sa’yin yeryüzünde bir eseri, bir izi görülebilir. Mademki tek başına sarfolunan mesainin kıymeti yoktur, biz de aramızda vahdeti te’min ederek topluca çalışmaya koyulmalıyız.” (Ersoy, 2013a: 230).</p>
<p><strong>Millî Birlik ve Bütünlük Bilincini Müslüman Üst Kimliğiyle İnşa Edebilmek</strong></p>
<blockquote><p>“Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez/ Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.”</p></blockquote>
<p>“Mehmet Âkif millî birlik ve bütünlük şuurunu; bir toplumu teşkil eden muhtelif unsurların dünya ve hayat görüşlerini belirleyen ortak bir üst kimlik etrafında kenetlenen yaşama iradesi olarak görmektedir. Bu üst kimliği Müslümanlık olarak gören Âkif; Türk, Arap, Fars, Hint, Afgan, Tacik, Kazak, Türkmen, Kırgız, Kürt, Çerkez, Arnavut, Boşnak, Makedon, Malezyalı, Zenci vs. tüm Müslüman toplulukların ortak dünya ve hayat görüşleri olan dinî üst kimliğin hem kuşatıcı hem de duygu birlikteliğini sağlayan gücünü ortaya koymaktadır.</p>
<p>Devlet kavramının tanımı bir toplumsal gurubun ya da bireyin aidiyet duygusuna açık olmalıdır. Çünkü millî birlik ve bütünlüğün bu aidiyet kavramıyla direkt ilişkili olması devlete bağlılıkla sahiplenme ve koruma duygusunu da yanında getirmektedir. Aksi takdirde toplumsal grupların ve bireylerin devlete bağlılıklarına ve millî birlik ve bütünlük düşüncesine katılmaları güçleşmektedir. Müslümanlıkta kavmiyetçiliğe yer olmadığına sıkça vurgu yapan Âkif, ırkçı düşünceleri ayrılığa ve parçalanmaya neden olan en büyük tehdit ve tehlike olarak görmüştür.</p>
<p>Âkif’e göre asırlardır mazlum insanların, yersiz ve￼yurtsuz bırakılan kimsesizlerin ve sahipsizlerin güvenli yurdu ve emin beldesi olan Anadolu coğrafyasına kastetmeye çalışmak, dünya mazlumlarının hayat hakkına ve güvenliğine kastetmek anlamına gelmektedir.” (Demir, 2011: 228).</p>
<p><strong>Kendi Elimizle Düşmanımıza Sunduğumuz En Yıkıcı Silah: Kavmiyetçilik!</strong></p>
<blockquote><p>Âkif’e göre ne zaman bir araya gelmiş binlerce alın birlikte terlerse işte o vakit bu ortak çabanın yeryüzünde bir tesiri görülebilir.</p></blockquote>
<p>Âkif’in milletlerin üstünlük esasına dayanan ırkçılığa karşı çıkışı iki sebepten kaynaklanır: Birincisi, bu anlayışın İslamiyet’le bağdaşmaması, ikincisi ise, bu anlayışın siyasi olarak İslam dünyasını parçalayarak, Batı’nın karşısında kolay bir lokma haline getirmesidir (Kılıç, 2008: 178).</p>
<p>Osmanlı Devleti’nin “fikr-i kavmiyyet” yüzünden dağılmaya yüz tuttuğunu gören Âkif, ülke içindeki ayrılıklardan düşmanın istifade edeceğini gayet iyi bildiğinden bu vahim gidişi engellemek istemiştir. Zîrâ, memleketi ele geçirmek isteyen düşmanın siyaseti, ülkede karışıklıklar çıkartarak iç düzeni bozmak ve toplumsal yapıyı zayıflatıp nihayetinde parçalamaktır:</p>
<p>“Müslümanlık sizi gâyet sıkı, gâyet sağlam,<br />
Bağlamak lâzım iken, anlamadım, anlayamam,<br />
Ayrılık hissi nasıl girdi sizin beyninize?<br />
Fikr-i kavmiyyeti şeytan mı sokan zihninize?</p>
<p>Birbirinden müteferrik bu kadar akvâmı,<br />
Aynı milliyyetin altında tutan İslâm’ı,<br />
Temelinden yıkacak zelzele kavmiyyettir.<br />
Bunu bir lâhza unutmak ebedî haybettir.</p>
<p>Arnavutlukla, Araplıkla bu millet yürümez..<br />
Son siyâset ise Türklük, o siyâset yürümez!<br />
Sizi bir âile efrâdı yaratmış Yaradan;<br />
Kaldırın ayrılık esbâbını artık aradan.</p>
<p>Siz bu da’vâda iken yoksa, iyâzen-billâh,<br />
Ecnebîler olacak sâhibi mülkün nâgâh.<br />
Diye dursun atalar: “Kal’a içinden alınır.”<br />
Yok ki hiçbir işiten&#8230; Millet-i merhûme sağır!</p>
<p>Bir değil mahvedilen Devlet-i İslâmiyye&#8230;<br />
Girdiler aynı siyâsetle makbereye.<br />
Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez;<br />
Toplu vurdukça yürekler, onu top sindiremez.</p>
<p>Bırakın eski hükûmetleri, meydandakiler<br />
Yetişir, şöyle bakıp ibret alan varsa eğer.<br />
İşte Fas, işte Tûnus, işte Cezayir, gitti!<br />
İşte İran’ı da taksîm ediyorlar şimdi.</p>
<p>Bu da gâyetle tabîî, koşanındır meydan;<br />
Yaşamak hakkını kuvvetliye vermiş Yaradan.<br />
Müslüman, fırka belâsıyle zebun bir kavmi,<br />
Medenî Avrupa üç lokma edip yutmaz mı?</p>
<p>Ey cemâat, yeter Allâh için olsun, uyanın&#8230;<br />
Sesi pek müdhiş öter sonra kulaklarda çanın!” (Ersoy, 2013: 458-460).</p>
<p>İslam âlemine asırlarca hizmet eden Türk milletini takdir eden Âkif, Osmanlı devlet şemsiyesinin korunmasını bütün dünya Müslümanları için zorunlu görüyordu. O, asla kavmiyetçi değildi, ancak, bütün Müslümanları çatısı altında birleştirecek bir “İslam milleti” fikrinin müdafii idi. Türk ittihatçıları, Arnavut Başkımcıları, Arap kavmiyetçileri vd. ayrılıkçıları çok sert eleştiren Âkif’in bu meyandaki şiirlerini, aradan geçen yüz yıldan sonra bile günümüzdeki ayrılıkçılara uyarlayarak hayret ve esefle okuyabiliyoruz:</p>
<p>“Üç beyinsiz kafanın derdine, üç milyon halk<br />
Bak nasıl doğranıyor? Kalk, baba, kabrinden kalk! (&#8230;)</p>
<p>Ya şu üç parçalı bayrak dikilirken tepene,<br />
Niye indirmedi, kim çıktı bu halkın önüne?<br />
Hani, milletlere meydan okuyan kavm-i necib?<br />
Görmedim bir kişi, tek bir kişi meydanda&#8230; Garib! (&#8230;)</p>
<p>Hani, ey kavm-i esâret-zede, muhtâriyyet?<br />
Korkarım, şimdi nasîbin mütemâdî haybet!<br />
Hani, ey unsur-ı bî-râbıta, istiklâlin?<br />
Ebediyyen, sanırım, söndü bütün âmâlin!</p>
<p>Hani “Başkım”cıların kurduğu yüksek hülyâ?<br />
Seni yıllarca avutmuş da o mel’ûn rü’yâ&#8230;<br />
Uyumuştun…Ya uyansaydın eder miydi tebah,<br />
Mülkü, birdenbire âfâka çöken kanlı sabah!”&#8230; (7 Mart 1913, Ersoy, 2013: 516-522).</p>
<p><strong>Şahsi Olanla Umumi Olan Arasındaki Dengeyi Kurabilmek</strong></p>
<p>Dünya üzerinde eşine az rastlanır cemiyetçilerden birisi olan Âkif, içinde yaşadığı toplumun varlığından ve bu varlığın sürekliliğinden üzerine düşen sorumluluğu çok derinden hisseden insanlardandır. İnsan olarak hissettiği bu sorumluluk, onu, bazen çok munis bir dille yol gösteren, bazen de avazı çıktığı kadar haykırarak uyaran sıfatı ile karşımıza çıkarır. Yaşadığı hayatı eskiterek her gün biraz daha sıradanlaştıran insanoğlu, kendine has kıldığı küçük şahsî dünyası içinde kaosu düzenlemeye uğraşırken, boğulduğu meselelere de çare olacak diğerkâmlığı ıskalayarak adım atmaya gayret eder. Şahsî olanla umumî olan arasındaki dengeyi kuramayan insan, tabiatından gelen olumsuzluğa meylin de icbarıyla nemelâzımcılığa teslimiyette tereddüt göstermez. İşte Âkif, ‘insan’ denen mahlûka, azmederek ayağa kalkmayı ısrarla yeniden telkin ederken, yeis hâlinden de şirke benzer olduğu için özellikle uzak durulmasını, içine düşülmemesi gerektiğini öğretir (Erbay, 2011: 98):</p>
<p>“Ye’s öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.<br />
Ümmîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!<br />
Azmiyle, ümîdiyle yaşar hep yaşayanlar;<br />
Me’yûs olanın; rûhunu, vicdânını bağlar,</p>
<p>Lânetleme bir ukde-i hâtır ki; çözülmez..<br />
En korkulu câni gibi ye’sin yüzü gülmez!<br />
Mâdem ki alçaklığı bir, ye’s ile şirkin;<br />
Mâdem ki ondan daha mel’ûn, daha çirkin!</p>
<p>Bir seyyie yoktur sana; ey unsur-ı îman,<br />
Nevmîd olarak rahmet-i mev’ûd-ı Hudâ’dan,<br />
Hüsrâna rıza verme&#8230; Çalış&#8230; Azmi bırakma;<br />
Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!” (Ersoy, 2013: 532).</p>
<p><strong>Vatan Nimetinin Kadrini ve Kıymetini Bilmek</strong></p>
<p>İstiklâl Marşı’nda “Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,/ Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cudâ.” diyerek Allah’a yakaran Âkif, bu cennet vatan üzerinde yaşayıp da görevlerini bihakkın yapmayanlara karşı beslediği duyguları kendisinin vatan sevgisiyle mukayese ederek ‘Vâiz Kürsüde’ şiirinde şu mısralarla anlatır:</p>
<p>“Vatan muhabbeti, millet yolunda bezl-i hayât;<br />
Hülâsa, âile hissiyle cümle hissiyyât;<br />
Mukaddesâtı için çırpınan yürekte olur.<br />
İçinde leş taşıyan sîneden ne hayr umulur?</p>
<p>Vatan felâkete düşmüş&#8230; Onun hamiyyeti cûş<br />
Eder mi zannediyorsun? Herif: Vatan-ber-dûş!<br />
Bulunca kendine bir yer, doyunca kör boğazı,<br />
Kapandı, gitti, bakarsın ki, nekbetin ağzı.</p>
<p>Fakat, sen öyle değilsin: Senin yanar ciğerin:<br />
&#8220;Vatan!&#8221; deyip öleceksin semâda olsa yerin.<br />
Nasıl tahammül eder hür olan esâretine<br />
Kör olsun ağlamayan, ey vatan, felâketine!</p>
<p>Cemâ’at, elverir artık, bu uykudan uyanın,<br />
Hudâ rızâsı için, dünkü hâdisâtı anın!<br />
Kımıldamaz yine gelmezsek intibâha bugün,<br />
İkinci uyku ne dehşetli bir ölüm, düşünün!”&#8230; (Ersoy, 2013: 714).</p>
<p><strong>Yararlanılan Kaynaklar:</strong></p>
<ol>
<li>ÇAPAN, Funda. (2011). “Mehmet Âkif Ersoy’da Birlik ve Beraberlik Fikri”. Uluslararası Mehmet Akif Ersoy Milli Birlik ve Bütünlük Sempozyumu, 12-14 Ekim 2011 Bildiriler Kitabı içinde, İZÜ Yayını, s.99-110.</li>
<li>DEMİR, Necati. (2011). “<strong>Mehmet Akif’in Milli Birlik ve Bütünlük Bilincini Günümüzde Okumak</strong>”. Uluslararası Mehmet Akif Ersoy Milli Birlik ve Bütünlük Sempozyumu, s.217-239.</li>
<li>ERBAY, Erdoğan. (2011). “<strong>Millî Birlik Meselesinde Âkif’in İnsana Yüklediği Vazife</strong>”. Uluslararası Mehmet Akif Ersoy Milli Birlik ve Bütünlük Sempozyumu, s.89-98.</li>
<li>ERSOY, Mehmet Âkif. (2013). <strong>Safahât</strong>. Hazırlayan: Abdullah Uçman. İstanbul: Çağrı Yayınları.</li>
<li>ERSOY, Mehmet Âkif. (2013a). <strong>Tefsir Yazıları ve Vaazlar</strong>. Hazırlayan: M. Ertuğrul Düzdağ, Ankara: DİB Yayınları.</li>
<li>KILIÇ, Ahmet Faruk. (2008). <strong>Milli Yürek Mehmet Âkif Ersoy’un Din ve Toplum Anlayışı</strong>. İstanbul: Değişim Yayınları.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/akifin-milli-birlik-ve-butunluk-suuruna-erisebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
