<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>İmamat Devleti Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://fethigungor.net/etiket/imamat-devleti/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/etiket/imamat-devleti/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 Jun 2018 22:16:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>BİRLEŞİK KAFKASYA İDEALİNİ CANLI TUTMAK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/birlesik-kafkasya-idealini-canli-tutmak/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/birlesik-kafkasya-idealini-canli-tutmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 May 2018 06:20:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[1 MAYIS 1917]]></category>
		<category><![CDATA[11 MAYIS 1918]]></category>
		<category><![CDATA[ABHAZLAR]]></category>
		<category><![CDATA[ABHAZYA]]></category>
		<category><![CDATA[ANDİ]]></category>
		<category><![CDATA[AYDIN TURAN]]></category>
		<category><![CDATA[BERN]]></category>
		<category><![CDATA[BEYAZ ORDU]]></category>
		<category><![CDATA[BİRLEŞİK KAFKASYA]]></category>
		<category><![CDATA[BORİS YELTSİN]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçen]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçenistan]]></category>
		<category><![CDATA[DAĞISTAN]]></category>
		<category><![CDATA[DAĞLILAR CUMHURİYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[DENİKİN]]></category>
		<category><![CDATA[EMRE ERGİN]]></category>
		<category><![CDATA[GAYDAR BAMMAT]]></category>
		<category><![CDATA[GENERAL HALİLOV]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNEY OSETYA]]></category>
		<category><![CDATA[GÜRCİSTAN]]></category>
		<category><![CDATA[Haydar Bammat]]></category>
		<category><![CDATA[İMAM MANSUR]]></category>
		<category><![CDATA[İmamat Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[İNGUŞ]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİ İTTİHAD HAREKETİ]]></category>
		<category><![CDATA[KABARDEY-BALKAR CUMHURYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[KABARDEYLER]]></category>
		<category><![CDATA[KAFKAS HALKLARI KONFEDERASYONU (KHK)]]></category>
		<category><![CDATA[KAFKASYA DAĞLI HALKLARI KURULTAYI]]></category>
		<category><![CDATA[Kızıl Ordu]]></category>
		<category><![CDATA[KUBAN]]></category>
		<category><![CDATA[KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[LAKLAR]]></category>
		<category><![CDATA[MUSA ŞENİBE]]></category>
		<category><![CDATA[NALÇİK]]></category>
		<category><![CDATA[NİSAN 1917 KONGRESİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÖZGÜR DAĞLI]]></category>
		<category><![CDATA[PROF.DR. AHMET MURTAZALİYEV]]></category>
		<category><![CDATA[PROF.DR. ALTAY GÖYÜŞOV]]></category>
		<category><![CDATA[PROF.DR. HALİL BAL]]></category>
		<category><![CDATA[RUS SÖMÜRGECİLİĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[SOVYET RUSYA]]></category>
		<category><![CDATA[TEMİR-HAN-ŞURA]]></category>
		<category><![CDATA[TEREK]]></category>
		<category><![CDATA[TERSK]]></category>
		<category><![CDATA[TRANSKAFKASYA SEYMİ]]></category>
		<category><![CDATA[VLADİKAFKAS]]></category>
		<category><![CDATA[VOLNİY GORETS]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=674</guid>

					<description><![CDATA[11 Mayıs 1918 tarihinde Kafkas halklarının ortak girişimiyle kurulan, ancak ‘Beyaz’ ve ‘Kızıl’ adlarıyla anılan iki Rus ordusu arasında bir başına kalan, yıkılmak üzere olan Osmanlı Devleti’nden ya da sözüm ona hür dünyadan yeterli destek göremeyip Haziran 1921’de yıkılan Kuzey Kafkas Cumhuriyeti, kuruluşunun 100. yıldönümünde İstanbul’da düzenlenen sempozyumda etraflıca ele alındı. 12 Mayıs 2018 Cumartesi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>11 Mayıs 1918 tarihinde Kafkas halklarının ortak girişimiyle kurulan, ancak ‘Beyaz’ ve ‘Kızıl’ adlarıyla anılan iki Rus ordusu arasında bir başına kalan, yıkılmak üzere olan Osmanlı Devleti’nden ya da sözüm ona hür dünyadan yeterli destek göremeyip Haziran 1921’de yıkılan Kuzey Kafkas Cumhuriyeti, kuruluşunun 100. yıldönümünde İstanbul’da düzenlenen sempozyumda etraflıca ele alındı.</p>
<p>12 Mayıs 2018 Cumartesi günü saat: 13:30-19:30 arasında Ali Emiri Kültür Merkezi’nde üç oturum halinde gerçekleştirilen “100. YILINDA KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU”nda sunulan dokuz tebliği, önemine binaen özetle paylaşmakta yarar görüyorum.</p>
<p><strong>Farklılıklara Rağmen Bir İdeal Etrafında Toplanabilmek </strong></p>
<p>Programın sunuculuğunu başarıyla yürüten Av. Emre Ergin, Sempozyum Hazırlık Komitesi adına yaptığı açılış konuşmasında; Abhazya’dan Dağıstan’a kadar Kafkasya’nın her köşesinden ve Avrupa’dan katılan konuşmacılara, STK temsilcilerine ve katılımcılara teşekkür ettikten sonra şu hususlara vurgu yaptı:</p>
<p>“Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin kuruluşu, Kuzey Kafkasya’dan İstanbul’a gelen bir murahhas heyeti tarafından, bundan tam <strong>100 sene önce</strong> <strong>İstanbul’da dünyaya ilan edilmişti</strong>. Bugün yine, bu şehirde Avrupa’dan ve Kafkasya’nın dört bir yanından gelen saygın araştırmacıların katılımıyla Cumhuriyetin 100. kuruluş yıl dönümünü birlikte idrak ediyoruz.</p>
<p>Kuzey Kafkasya Cumhuriyetine büyük önem veriyoruz. Zira, merhum Aydın Turan’ın ifadeleriyle; “<strong>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti</strong>, hem kurucu aktörlerinin hem de üzerinde çalışanların vurguladığı gibi, tüm paradokslarıyla birlikte <strong>Birleşik Kafkasya Hareketi’</strong>nin çok özel bir etabıdır.</p>
<p>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, iki yüzyıl boyunca sistematik bir şekilde katliama uğrayan, toprakları tarumar edilen, halkının büyük kısmı vatanında yaşama hakkından mahrum bırakılan bir coğrafyanın <strong>diriliş öyküsü</strong>dür.</p>
<p>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, işgallerle coğrafyası fiziki olarak paramparça edilerek “milletleşme” süreci darbelenen bir ülkenin “ortak değerler ve geçmişi”ni ve en önemlisi “gelecek düşüncesi ve hayali”ni harmanlayarak ortaya çıkardığı yeni bir <strong>varoluş konsepti</strong>dir.</p>
<p>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, <strong>kan, etnik köken, dil, din farklarına bakmaksızın</strong> Kuzey Kafkasya halklarının politik bir birlik oluşturduğunu; insanlarının “anayasal kontrat” çerçevesinde modern bir devletin vatandaşları olarak görülmeleri gerektiğini seslendirdiği için önemlidir.</p>
<p>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, birbirinden <strong>farklı toplumsal kesitler</strong>in bir coğrafyaya ilişkin “ortak menfaat algısına”, “ortak aklına” dayandığı için; bir coğrafyayı topyekûn kuşatan devasa problemlerin risklerini paylaşanları “hür irade” ile <strong>bir ideal etrafında toplanma</strong>ya çağırdığı için önemlidir.</p>
<p>Bir devlet için kısa sayılabilecek 2 senelik ömrü boyunca pratikte karşılaşılan konjonktürel sorunlar, siyasi kadro ve organizasyon eksiklikleri, kaynakların denetimine ilişkin problemler ve uluslararası sistemdeki farklılaşmadan kaynaklanan <strong>yalıtılmışlıklar</strong> ile mücadele eden Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, bir başarısızlık öyküsünü değil; tam aksine, tüm bunlara rağmen ortaya konan <strong>direncin, kararlılığın ve iradenin öyküsü</strong>nü anlatır. Hasılı Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, kendisine hayat veren düşünce sistematiğiyle bizatihi bir destandır.” (<strong>1</strong>).</p>
<p><strong>Halkların Temel Bir Hakkı Olarak Kendi Geleceğini Belirleyebilmek </strong></p>
<p>Prof.Dr. Halil Bal tarafından yönetilen birinci oturumda ilk sözü alan <strong>Altay Göyüşov</strong>, Bakü Devlet Üniversitesi’nde Türk tarihi profesörü olup Azerbaycan’daki “Republican Alternative” (“REAL”) isimli düşünce hareketinin de liderlerindendir. Azerbaycan’da din, tarih ve sivil toplum konularında yerel ve uluslararası medyada sıkça yer alan Göyüşov, İtalya, Fransa ve ABD’deki saygın üniversitelerde misafir öğretim görevlisi olarak da bulunan Göyüşov (<strong>2</strong>), “Cumhuriyet Yolu: 1917 Yılında Kuzey Kafkasya’da Kendi Geleceğini Tayin Etme Çabaları” başlıklı tebliğinde şu hususlara vurgu yapmıştır:</p>
<p>“1917’de monarşinin çökmesinden sonra tüm Rusya İmparatorluğu’nda halk ikiye bölünmüştü. Üst tabaka geçici hükümeti, halk ise şûraları destekliyordu. Sınıf çatışması üzerinden yazılan eski tarihi biz bugün gözden geçirdiğimizde, çatışmanın ana hattını sınıf çatışmasının değil, <strong>yerli halkların kendi geleceğini belirleme talebi</strong>nin oluşturduğunu görüyoruz. Dolayısıyla o dönemde üç güç arasında çatışma ortaya çıkmıştı: Geçici hükümet, sovyetler ve yerli millî hareketler.</p>
<p>Kızıllara da Beyazlara da taraf olmayan <strong>Müslüman halklar</strong> kendi geleceklerini belirlemek için <strong>otonomi</strong> hakkını yoğun şekilde tartışıyordu. Bu bağlamda Kafkasya’da ilk önemli adım, <strong>Nisan 1917 Kongresi</strong>’nde atıldı. Kuzey Kafkasya kültürel halkları öne çıkarırken, Azerbaycan’da etnik mesele ve kendi geleceğini tayin hakkı öne çıkmıştı.</p>
<p>Çarlığın yıkılmasından sonra seçimlere katılmak isteyenler yanında, Kafkasya’da “İmamat Devleti”nin (<strong>3</strong>) yeniden kurulmasını savunanlar da olmuştur. Benzer bir tartışma Rusya’daki tüm Müslüman bölgelerde yapılmıştır. Zira Denikin’e karşı başlatılan mücadele, din adamlarının önderliğinde yürütülmekteydi. Ancak, çeşitli sebeplerden dolayı İslami İttihad Hareketi yeterince güç kazanamadı, gençlik hareketi halktan daha büyük destek gördü. Böylece otonomi fikri <strong>bağımsız devlet ilanı</strong> fikrine evrildi.”</p>
<p><strong>Kurulan Birliği Koruyabilmek İçin Dış Destek Aramak</strong></p>
<p>İkinci konuşmacı Prof.Dr. <strong>Ahmet Murtazaliyev</strong>, Dağıstan Bilim Merkezi’nde görev yapan ve 200’ün üzerinde bilimsel yayına imza atan bir akademisyen olarak, “Dağlılar Cumhuriyeti Tarihinde Kuzey-Doğu Kafkasya Halkları (1917-1921)” başlıklı sunumunda şu vurguları öne çıkarmıştır:</p>
<p>“Yüz yıl önce ortak bir devlet kuran büyüklerimiz, çeşitli sebeplerle maalesef başarılı olamadılar. 100 yıl sonra biz onları anmak ve faaliyetlerini anlatmak için burada toplanmış bulunuyoruz.</p>
<p>Birleşik Kafkasya Dağlıları Birliği Geçici Merkez Komitesi tarafından 1 Mayıs 1917’de Vladikafkas’da düzenlenen Kafkasya Dağlı Halkları Kurultayı’nda <strong>Kuzey Kafkasya ve Dağıstan Halkları Birliği</strong> kurulmuştu. Kurultay’a Dağıstan’ın çeşitli bölgelerinden 62 delege katılmıştı. Kurultay çalışmalarına katılan ve seçilmiş yönetim organlarında yer alan kişiler arasında Kuzey-Doğu Kafkasya halkları yanında diğer Kuzey Kafkasya halkları temsilcileri de bulunmaktaydı.</p>
<p>Birliğin yerel organları olarak Dağıstan İl Yürütme Kurulu, Tersk İl Yürütme Kurulu, bölge ve belediye komitelerinin belirlendiği kurultayda Anayasa da kabul edilmişti. Ancak olaylar hızla gelişmiş ve Birliğin Merkez Komitesi dağlık Andi köyünde ikinci kurultayını toplama kararı almıştı. Ancak kurultay planlandığı gibi geçmemiş, delegelerin çoğu kurultaya katılmayı reddetmişti. Bu sebeple sonraki Kurultay’ın Vladikavkaz’da toplanması kararlaştırılmış, 2 Eylül 1917 tarihinde düzenlenen kurultayda güncel konular müzakere edilmiş ve Birinci Ulusal Kurultay’da hazırlanan <strong>Anayasa revize edilmişti</strong>.</p>
<p>1917’nin sonuna gelindiğinde siyasi güç çatışmaları kritik seviyeye ulaşmış ve Dağıstan iç savaşın eşiğine gelmişti. Mart 1918’de, Sovyet iktidarının yayılmasıyla mücadele edemeyeceklerine kanaat getiren Dağlılar Birliği Merkez Komitesi liderleri, <strong>dışarıdan destek arama</strong> kararı almıştı. Bu amaçla Transkafkasya Seymi (Parlamentosu) ile sıkı ilişkiler kurulması için Gaydar Bammat başkanlığında bir heyet Tiflis’e gönderilmişti. Ardından bu heyet, Sovyet iktidarına karşı mücadelede Türkiye’den destek talebiyle İstanbul’a gitmişti. Dönemin Türkiye hükümeti, heyet başkanı Bammat’a Kuzey Kafkasya ve Dağıstan’ın Sovyet Rusya’dan ayrılmasını ve bağımsızlığını destekleyeceğine dair güvence vermişti. Kasım-Aralık 1918 tarihlerinde Dışişleri Bakanı Bammat başkanlığındaki Dağlı Hükümeti Heyeti <strong>Bern’e giderek</strong> İngiltere, Fransa, Amerika, İtalya, Japonya vd. elçiliklerle temas kurmayı denemişti. Bammat bir dizi memorandum vererek Paris ve Londra’ya geçme iznini arz etmişse de hiçbir netice alamamıştı.</p>
<p>15 Ocak 1919’da Temir-Han-Şura kentinde Dağıstan Temsilcilerinin Genel Kurultayı düzenlenmiştir. Dağlılar Cumhuriyeti’nin Birinci Parlamentosu üyelerinin seçimi amacıyla toplanan kurultayda Dağıstan adına parlamentoya 27 üye seçilmiştir. 20 Ocak 1919’da açılışı gerçekleştirilen Birinci Parlamento’da Kabardey, Balkar ve Karanogay temsilcileri geç kaldıklarından açılışta bulunamamıştır.</p>
<p>Dağlı hükümetinin durumu gittikçe kötüleşmekteydi. 1918 yılının haziran ayı sonunda General Denikin’in Gönüllü Ordusu Kuban’a taarruz başlatmış, Şubat-Mart 1919’da ise Terek ve Dağıstan’ı ele geçirmişti…</p>
<p>23 Mayıs 1919’da Dağlı Parlamento’nun son toplantısı yapılmış, Birlik Meclisi Dağıstan grubunun “meclisi lağvetme” ve “Dağlılar Birliğini tasfiye etme” teklifi reddedilmişti. Ancak galip gelen Denikin komutasının talebi üzerine General Halilov parlamentoyu lağvetmiş, Dağıstan’da yönetimi Gönüllü Ordu komutasına devretmişti. Denikin de General Halilov’u “Dağıstan hükümdarı” tayin etmişti.</p>
<p>Sonuç itibariyle Dağlı Hükümeti üyelerinin bir kısmı Tiflis’e kaçarak, Denikin birliklerine karşı mücadele organize etmeye çalışmıştı. Tiflis’te oluşturulan <strong>Birlik Meclisi</strong>, Eylül 1919’dan itibaren, Dağıstan başta olmak üzere dağlı halklar arasında dağıtılan “Özgür Dağlı” (Volniy Gorets) gazetesini çıkarmış, fakat Denikin’e karşı silahlı mücadeleyi örgütleme girişimini diğer siyasi güçler ele geçirmişti…</p>
<p>Bütün bu çabalar, Dağlılar Cumhuriyeti’nin kısa tarihi boyunca cumhuriyetin kurulması faaliyetlerinde Kafkasya’nın diğer halklarının yanı sıra Kuzey-Doğu Kafkasya halkları (Dağıstan, İnguş, Çeçen vd.) temsilcilerinin de önemli katkılarının bulunduğunu göstermektedir.”</p>
<p><strong>İslam’ın Birleştirici Gücünü Harekete Geçirebilmek </strong></p>
<p>İlk oturumun son konuşmacısı <strong>Aslanbek Marzey</strong>, Kabardey-Balkar Cumhuryeti’nde ortaçağ ve modern tarih alanlarında kıdemli bir araştırmacı olup, “Dağlılar Cumhuriyeti 1918–1919: Kuzey Kafkasya Halklarının Devlet Kurma ve Birleşme Deneyimi” başlıklı sunumunda şu hususların altını çizmiştir:</p>
<p>“Bu cumhuriyet nasıl bir ortamda ortaya çıktı? Oynadığı büyük role rağmen niçin tarih sahnesinden silindi? Bu soruların doğru cevabını bulabilmek için önce tarihî arkaplanı görmemiz gerekmektedir.</p>
<p>Savaş çok eski zamanlardan beri Kafkasyalıların hayatında büyük etki uyandırmış, dışarıdan gelen kuvvetler Kafkas halklarıyla <strong>uzun ve yorucu savaşlar</strong> yapmışlardır. Bu yüzden Kuzey Kafkasya yüzyıllar boyunca savaş halinde bulunmuştur. Ancak, merkezî bir yönetimin ve düzenli bir ordunun bulunmayışı yanında nüfusun azlığı da direnişi zorlaştırmaktaydı.</p>
<p>Yüksek düzeyde askerîleştirilmiş sosyal hayata rağmen Kafkas kültüründe her <strong>bireyin onurunun korunması</strong> büyük önem arzetmiştir. Toplum çıkarlarının birey haklarına üstünlüğü açısından doğu kültürleriyle benzerlik arz etmekle beraber Kafkas medeniyetinde bireyin hakları hep önemsenmiştir. Geleneklere ve statülerine bakılmaksızın <strong>her birey önemli</strong> addedilmiştir. Dolayısıyla hem Doğu hem de Batı medeniyetlerine benzeyen yönleri olmakla birlikte <strong>Kafkas kültür ve medeniyeti </strong>yerli köklere sahip olup başlıca özellikleri şunlardı:</p>
<p>Savaşı ve yeni topraklar kazanmayı değil, <strong>özgürlüğü</strong> önemser. Başlangıçta olmayan askerî kültür, zorunlu tarihsel gerçekler neticesinde ortaya çıkmıştır. Muhafazakârlık kuvvetli olup <strong>âdetler</strong> yüzyıllarca nesilden nesle aktarılmıştır. Kafkasyalılar, ideal gördükleri kendi kültürlerinden çok memnundurlar. Dış etkilere kapalı olmakla birlikte kendi kültürüne tehdit oluşturmayan kişi ve fikirlere de açıktır. Özellikle Abhazlar, Kabardeyler ve Laklarda seçkincilik yaygın idi ancak tiranlık ve diktatörlük kurmaya elverişli bir zemin hiç oluşmamıştır.</p>
<p>Dünya jeopolitiğinde, coğrafi güzelliğinden ziyade <strong>kıtaları birbirine bağlaması</strong>yla önem kazanan Kuzey Kafkasya, 18. Yy.’ın ikinci yarısından sonra Rus sömürgeciliğinin açık tehdidiyle karşı karşıya kalmış, coğrafyası yanında Kafkas halklarının sosyal kurumları ve temel değerleri de büyük <strong>tahribat</strong>a maruz kalmıştır.</p>
<p>Rus işgal ve sömürüsüne karşı <strong>İslam’ın birleştirici gücünü harekete geçiren</strong> ilk lider <strong>İmam Mansur</strong>’la başlayan direniş İmam Şamil’in kararlı direnişine (<strong>4</strong>) rağmen sekteye uğramıştır. Yarım asır sonra Kafkas halkları nitelikli aydınlarının önderliğinde Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ni kurmuşsa da bu girişim uzun ömürlü olamamıştır. Ancak Kafkasya’da birlik fikri ve ideali <strong>70 yıl sonra</strong> yeniden canlanmış, 13-14 Ekim 1997 tarihlerinde Nalçik’te Musa Şenibe başkanlığında kurulan <strong>Kafkas Halkları Konfederasyonu</strong> (KHK) Gürcistan’ın Abhazya’yı ve Güney Osetya’yı işgal girişiminde ve Boris Yeltsin’in Çeçenistan’da olağanüstü hâl uygulama kararında etkili müdahaleler gerçekleştirmiştir.” (Devam edecek).</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong>:</p>
<ol>
<li>Aydın Turan; “<strong>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Destandır</strong>-2”, söyleşen: Hüseyin Tok ve Mevdudi Bayçora, http://ajanskafkas.com/roportaj/a-turan-k-kafkasya-cumhuriyeti-destandir-2/, 19 Kasım 2007.</li>
<li>Altay Göyüşov; <strong>Kuzey Kafkasya Dağlılarının Özgürlük Uğrunda Mücadelesi (1917-1920)</strong>, çev. Sefer. E. Berzeg, KAFDAV Yay., Ankara 2016, 406 s.</li>
<li>http://fethigungor.net/dirilis-postasi/<strong>imam-samili-imamat-devletini-yakindan-tanimak</strong>/, 06.02.2018.</li>
<li>http://fethigungor.net/dirilis-postasi/<strong>kafkasya-istiklal-mucadelesinde-naiplerin-rolunu-takdir-etmek</strong>/, 13.02.2018.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/birlesik-kafkasya-idealini-canli-tutmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>KAFKASYA İSTİKLAL MÜCADELESİNDE  NAİPLERİN ROLÜNÜ TAKDİR ETMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/kafkasya-istiklal-mucadelesinde-naiplerin-rolunu-takdir-etmek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/kafkasya-istiklal-mucadelesinde-naiplerin-rolunu-takdir-etmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Feb 2018 09:55:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Ahverdil Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Avarlı Hacı Yasul Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçenya]]></category>
		<category><![CDATA[Çerkesya Naibi]]></category>
		<category><![CDATA[Danyal Sultan]]></category>
		<category><![CDATA[Duba Hacı]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Murat]]></category>
		<category><![CDATA[Hamzat Bek]]></category>
		<category><![CDATA[Hitinav Musa]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Gazi Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Şamil]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Şamil ve Teokratik Devleti: Çatışmadan Birleşmeye]]></category>
		<category><![CDATA[İmamat Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Harbiye Mektebi]]></category>
		<category><![CDATA[Kabet Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkas Millî Azatlık Hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkas Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkasya]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkasya İmamı Şamil ile Naiplerinin Destansı Mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkasya İstiklal Mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehdi Nüzhet Çetinbaş]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Emin]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Gazi]]></category>
		<category><![CDATA[Müritlik hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[naiplik sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Nur Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[Sadullah]]></category>
		<category><![CDATA[Şuayıb Molla]]></category>
		<category><![CDATA[Taşov Hacı]]></category>
		<category><![CDATA[Tsvetelina Tsvetkova]]></category>
		<category><![CDATA[Umumi Kafkas Tarihine Giriş]]></category>
		<category><![CDATA[Yılmaz Nevruz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=625</guid>

					<description><![CDATA[Kafkas Vakfı tarafından 3 Şubat 2018 tarihinde İstanbul’da Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “İmam Şamil: Bir Devlet İdeali” başlıklı bir panelde (1) Dr. Tsvetelina Tsvetkova tarafından sunulan “İmam Şamil ve Teokratik Devleti: Çatışmadan Birleşmeye” başlıklı tebliğin özetini geçen haftaki yazımda paylaşmıştım. Bu haftaki yazımda Kafkas Vakfı Kurucular Kurulu Başkanı Mehdi Nüzhet Çetinbaş’ın tebliği (2) [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kafkas Vakfı tarafından 3 Şubat 2018 tarihinde İstanbul’da Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen “<u>İmam Şamil: Bir Devlet İdeali</u>” başlıklı bir panelde (<strong>1</strong>) Dr. Tsvetelina Tsvetkova tarafından sunulan “İmam Şamil ve Teokratik Devleti: Çatışmadan Birleşmeye” başlıklı tebliğin özetini geçen haftaki yazımda paylaşmıştım. Bu haftaki yazımda Kafkas Vakfı Kurucular Kurulu Başkanı Mehdi Nüzhet Çetinbaş’ın tebliği (<strong>2</strong>) ile kendi tebliğimi özetle paylaşmak istiyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İmamat Devleti’nin Yapısını ve Yönetim Modelini Ortaya Koymak </strong></p>
<p>“Devlet toplumun teşkilatlanmış üst yapısıdır. <u>Toprak, insan ve egemenlik</u> devlet için yeterlidir. Egemenlik hemen tüm devletlerde farklı şekilde anlaşılmış ve uygulanmıştır. Mesela, Kafkasya’da hapishane yoktu, ama suçlular mutlaka cezalandırılıyordu.</p>
<p>1789 Fransız İhtilalinden sonra gelişen ulusdevlet modeli birçok ülke tarafından benimsenmiştir ama Kafkasya o treni kaçırmış, ulusdevlet haline gelemeden Rus işgaliyle karşı karşıya kalmıştır. Ruslar “knez” denen prensliklerle yönetiliyordu. Bu knezlikler birleşip Moskova merkezli bir birlik oluşturdular ve yayılmaya başladılar. Bu yayılma girişiminde <strong>iki engel</strong> ile karşılaştılar: Kırım ve Kafkasya. Rusya, Osmanlı Devleti’yle savaşarak Kırım’ı -aynen bugün Ukrayna’nın elinden aldığı gibi- ele geçirmiş, Kafkasya üzerine ise birçok kanaldan yürümüştür…</p>
<p>İmam Şamil zamanında Karadeniz’den Hazar’a kadar tüm Kafkas halkları arasında <strong>din birliği</strong> sağlanmış durumdaydı. Bazı tarihçiler birinci imam olarak <strong>İmam Mansur</strong>’u kabul eder. Her ne kadar aralarında doğrudan bir bağlantı olmasa da kanaatimce sonraki imamlar da hareket modelini İmam Mansur’dan almışlardır. Zira o da tüm bölgelerde vaazlar vererek insanları cihada, gazavata davet etmiştir. Anapa Kalesi’ni kuşatması esnasında esir düşmüş ve nihayetinde Rus hapishanesinde şehit edilmiştir.</p>
<p><strong>İmam Gazi Muhammed</strong> diğer arkadaşlarından üç yaş kadar büyük olup onlara ağabeylik yapmıştır. Bugünün üniversite mezunu düzeyinde tahsil görmüş olan bu liderler ana dilleri yanında Arapça ve Rusçayı da kullanıyordu. Gazi Muhammed, Hamzat Bek ve Şamil, her üç imam Molla Said Harekâni’den beşerî bilimler alanında dersler almışlardır.</p>
<p><strong>Müridizm</strong> adı, imamların “gazavat” diye adlandırmış olduğu mücadeleye Rusların verdiği isimdir. Bu liderlerin hepsi bir şeyhin müridi olarak dergâhta tanışmışlar, tasavvuf kültürüyle yetişmişlerdir. Esasen tasavvuf daha çok pasif bir yöntemi ve insanın nefsini tezkiye etmesini esas alır. Bu yöntemde eylem yoktur. Dergâhtan eleman devşirip aksiyon ortaya koyan ilk imam Gazi Muhammed olmuştur. Arkadaşlarıyla bir kadro harekâtı başlatmıştır. Muhtemelen bu kadro İmam Mansur’un neden başarısız olduğunu çok iyi mütalaa etmiştir. Zira tüm Kafkas halklarından asker toplayarak 20 bin kişilik bir ordu kuran ve Anapa Kalesi’ni kuşatan İmam Mansur neden başarılı olamamıştı? Yeni kadro bu sorunun cevabın bulmuş olmalıdır: İmam Mansur iyi bir vaizdi ama kadrosu ve teşkilatı yoktu. Dolayısıyla <strong>kadro ve teşkilat</strong> konusuna büyük önem vermişlerdir.</p>
<p>Hamzat Bek, imameti Şamil’e bırakmadan önce Avar Hanlığını ortadan kaldırarak büyük bir hizmet vermiş oldu. İmam Şamil <strong>naiplik sistemi</strong>ni oluşturdu, her birini kendi yetkileriyle donatarak vilayetlere göndermiştir.</p>
<p>İmam Şamil, Osmanlılar gibi <strong>tarih yazıcılığı</strong>na önem vermiştir. Muhammed Karahi’ye tüm olayları kayıt altına alma görevi vermiştir. Bugün o tarihlerde cereyan eden olayları ve savaşları en ince detayına kadar biliyorsak onun sayesindedir. Mehmet Akif Ersoy 1913 yılında hacca gittiğinde Şamil’in oğlu Muhammed Kâmil Paşa ile görüşmüştür. Paşa kendisine Arapça iki kitap vermiş, o da getirip Tahiru’l-Mevlevi’ye teslim etmiştir. Bu kitapların birisi Karahi’nin yıllar boyunca Arapça kaleme almış olduğu “Bârikatu’s–Suyûfi’d-Dağıstâniyye fi ba’dı Ğazavâti’ş-Şâmiliyye” isimli eser, diğeri de zayıf bir Osmanlıca ile eserin Türkçeye çevrilmiş nüshadır.</p>
<p>İmam Şamil gerçek bir devlet tesis etmişti. Medreseler kurmuş, baruthaneler açmış, silahlar üretmiş, toplar döktürmüştür. Mahkemeler ile diğer lüzumlu devlet kurumlarını da oluşturmuştur. Böylece 19. yüzyılın ortalarında Karadeniz’den Hazar’a kadar birleşik bir Kafkasya Devleti kurulmuş oldu.</p>
<p>İmam Şamil’den sonra imamet sistemi bitmemiştir. 29 yaşındaki Uzun Hacı ile Necmeddin Gotinski de siyasi önder anlamındaa birer imamdır. Son Rus-Çeçen savaşında da bu geleneği görüyoruz. Mesela Basayev, Şamil adını da alarak imamlık statüsünü kullanmıştır… “Nice küçük topluluklar, Allah&#8217;ın izniyle büyük kalabalıklara üstün gelmiştir!” (Bakara 2:249). Umutsuzluğa mahal yok…” (<strong>3</strong>).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kafkasya İstiklal Mücadelesinin Uzun Soluklu Bir Ekip İşi Olduğunu Kavramak </strong></p>
<p>İmam Şamil’in 147. vefat yıldönümü münasebetiyle düzenlenen ve moderatörlüğü de uhdeme tevdi edilmiş olan paneldeki “Naiplik Kurumu ve Naiplerin Kafkasya Mücadele Tarihindeki Yeri” başlıklı tebliğimi (<strong>3</strong>) kısaca şöyle özetleyebilirim:</p>
<p>16. yüzyılın ortalarından başlayarak üç asırdan fazla devam eden, ancak 1720’li yıllarda yoğunlaşan Rus yayılmacılığına karşı mücadele sürecinde en kapsamlı direnişi yöneten ve dünya çapında haklı bir üne kavuşan lider şüphesiz İmam Şamil’dir. Ancak Kafkasya’nın direniş ve istiklal mücadelesi tarihi İmam Şamil’den ibaret olmayıp kendisinden önce ve sonra birçok önderin büyük mücadeleleri yanında kendi döneminde olgunlaşan İmamat Devleti’nde ve şanlı gazavat direnişinde naiplerin önemli yeri ve işlevi bulunmaktadır. Nitekim, hiçbir başarılı ve uzun soluklu hareketin tek bir şahsın eseri olduğu iddia edilemez. Bu sebeple Kafkasya İmamat Devleti’nin ve Müritlik Hareketi’nin gelişmesinde ve yayılmasında imamlar yanında naiplerin de önemli katkısı olduğu gözden kaçırılmamalıdır.</p>
<p>İmam Mansur ile başlatmamız gereken “Kafkasya İmamları” zincirinin ikinci halkasını oluşturan İmam Gazi Muhammed’in Ruslara karşı yürütmüş olduğu kıyama en başından beri katılan Şamil, Gazi Muhammed’in şahadeti üzerine onun yerine seçilen İmam Hamzat’ın da kısa bir süre sonra şehit düşmesinin ardından genç yaşta İmamet makamına seçilmiştir. Kendinden önceki iki imama danışmanlık yapmış olan ve on yıldır mücadelenin aktif ve önemli bir unsuru olan Şamil, imamete seçildikten sonra isabetli gözlemleri ve sağlam deneyimiyle devlet yapısını <strong>vilayetler</strong> ve <strong>niyabetler</strong> şeklinde yeniden oluşturmuştur.</p>
<p>İmam Şamil’in yeni devlet teşkilatında, üç veya dört naiplik bir vilayeti oluşturuyordu. Vilayetlerin başındaki naiplerin rütbesi daha yüksekti. Ayrıca, her biri birer savaş kahramanı olan bu yüksek rütbeli naiplerden Ahverdil Muhammed, Kabet Muhammed, Şuayıb Molla, Taşov Hacı, Danyal Sultan, Nur Muhammed, Hitinav Musa, Sadullah, Duba Hacı, Avarlı Hacı Yasul Muhammed, Hacı Murat, Muhammed Emin ve Şamil’in büyük oğlu Muhammed Gazi, gazavat hareketinde isimleri anılması gereken önde gelen naipler idiler.</p>
<p>İmam Şamil Karadeniz’den Hazar’a kadar her yere naipler tayin ederek, Kuzey Kafkasya’yı <strong>bir bütün</strong> olarak algıladığını göstermiştir. Hükümranlık bölgesini 20 ayrı vilayete ayıran İmam Şamil’in her vilayete atadığı naibi, aynı zamanda bir ordu komutanı idi. Naipler yönettikleri vilayetlerde eli silah tutan insanları kayıt altına alıyorlardı. Savaş zamanı her naip en hızlı şekilde emri altındaki birlikleri savaş alanına sevk etmekle yükümlüydü. En iyi döneminde İmam Şamil’in askerî gücü 60 bin civarına ulaşmıştı. Olağanüstü durumlarda kadın erkek herkes asker olarak görev alarak, bu sayı yüz bine çıkabiliyordu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İmamat Devleti’nin Valileri Olan Naiplerin Donanımlı Devlet Adamları Olduğunu Fark Etmek </strong></p>
<p>İmam Şamil’in; Çeçenya’nın Bukhlan-yurt aulunda doğan, İstanbul Harbiye Mektebi’nde okuyan, Mehmet Ali’nin Mısır ordusunda istihkâm zabiti olarak vazife gören, 1840 yılından itibaren kendi danışmanı, mühendisi ve naibi olarak hizmet eden, merkez karargâhında haritalar çizen <strong>Hacı Yusuf Safari</strong> gibi son derece donanımlı naipleri vardı.</p>
<p>Şamil’in Lak kökenli naibi <strong>Muhammed Emin</strong>; Ruslara karşı önemli başarılar kazanmış ve Çerkesya Naibi olarak atanmıştı. 1859 yılında İmam Şamil’in silah bırakmak zorunda kalmasından sonra da mücadeleyi Batı Kafkasya’da beş yıl daha sürdürmeye muvaffak olan Muhammed Emin, teknolojik ve askerî üstünlüğüne rağmen Rus ordusuna karşı sayıları yüzlerle ifade edilen Çerkes savaşçılarla birlikte uyguladığı başarılı gerilla taktikleriyle bölgedeki Rus ilerleyişine karşı güçlü bir direniş hattı oluşturmayı başarmıştı.</p>
<p>“Kafkas Millî Azatlık Hareketi’nin önder şahsiyetleri, <u>hamasi kahramanlık</u> yöntemiyle netice alınamayacağını, <strong>millî birlik</strong> oluşturacak bir ideoloji çerçevesinde manen ve maddeten birlik teşkil ederek mücadele etmenin şart olduğunu kavramış insanlardı. Bu birleştirici manevi güç, İslam temelinde şeriat esaslarına dayalı Nakşibendi tarikatının “aksiyon ideolojisi” hâline getirilmiş bir şubesi olan “Müritlik Öğretisi” idi… Naiplerin büyük ekseriyeti Kafkas azatlık gazavatlarında şehit düştüler. Mücadele ilerledikçe başka cihetlerden de direniş saflarına katılanlar olmuştur. Bunların başında ise Haci Murat ile Danyal Sultan gelmektedir.” (<strong>4</strong>).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Varlık, Özgürlük ve Haysiyet Mücadelesini İlelebet Sürdürebilmek </strong></p>
<p>İmam Şamil ve naipleri, (Kuzey) Kafkasya halklarını bir devlet çatısı altında toplama yolunda ciddi çabalar ortaya koymuş ve bu doğrultuda önemli bir mesafe kat etmişlerdir. İmam Şamil’in ve naiplerinin; kendilerinden sonraki nesillere bıraktığı en büyük miras, <strong>özgürlük</strong> uğrunda savaşmak ve <strong>hakkı yayma</strong> uğrunda gözünü kırpmadan can vermek olmuştur.</p>
<p>Çar ordularının orantısız güç kullanımları ve olabildiğince zalimane saldırıları karşısında büyük bir kararlılıkla direniş gösteren Kafkasya bağımsızlık hareketi önderleri Kafkasya’nın bütünüyle kurtularak <strong>hür, bağımsız ve mesut</strong> yaşayacağı hususundaki umutlarını bir an olsun yitirmemişlerdir.</p>
<p>İmam Şamil başta olmak üzere, Kafkasya coğrafyasında yurdu, namusu ve İslamiyet’in bekası için canlarını vermiş tüm şehitlerimizin ruhları şâd olsun. Allah mekânlarını cennet, makamlarını âlî eylesin. Bizlere de sahip olduğumuz geniş imkânların kıymetini bilerek, Kafkasya istiklal mücadelesi önderlerinin çok büyük zorluklarla yürüttüğü varlık, özgürlük ve haysiyet mücadelesini sürdürebilecek bir bilinç ve liyakat bahşetsin…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li><a href="https://www.kafkas.org.tr/etkinlikler/imam-samil-bir-devlet-ideali-paneli/">https://www.kafkas.<strong>org.tr</strong>/etkinlikler/imam-samil-bir-devlet-ideali-paneli/</a>, 03.02.2018.</li>
<li>http://www.<strong>mehdinuzhetcetinbas</strong>.com.tr/, 12.02.2018.</li>
<li>Fethi Güngör; “<strong>Kafkasya İmamı Şamil ile Naiplerinin Destansı Mücadelesi</strong>”, ‘Şeyh Şamil ve Kafkasya: Mücadele, Sürgün, İsyan’ kitabı içinde 7. Bölüm, (Ed. M. Ali Bozkuş ve Hakan Yazar), Kitabevi Yayınları, İstanbul, Aralık 2017, s.153-164.</li>
<li>Yılmaz Nevruz; <strong>Umumi Kafkas Tarihine Giriş III</strong>, “Haci Murat” bölümü, (yayına hazır), İstanbul 2018.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/kafkasya-istiklal-mucadelesinde-naiplerin-rolunu-takdir-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İMAM ŞAMİL’İ VE  “İMAMAT DEVLETİ”Nİ YAKINDAN TANIMAK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/imam-samili-imamat-devletini-yakindan-tanimak/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/imam-samili-imamat-devletini-yakindan-tanimak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Feb 2018 09:17:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Avar kökenli]]></category>
		<category><![CDATA[Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Benim Dağıstanım]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Gunip]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Gazi Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hamzat Bek]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Şamil]]></category>
		<category><![CDATA[İmamat Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkas Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Kumuk kökenli]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Kafkasya]]></category>
		<category><![CDATA[Mekke-i Mükerreme]]></category>
		<category><![CDATA[Müridizm]]></category>
		<category><![CDATA[Müritlik hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Napolyon]]></category>
		<category><![CDATA[Prens Baryatinsky]]></category>
		<category><![CDATA[Resul Hamzatov]]></category>
		<category><![CDATA[Rus Çarı II. Aleksandır]]></category>
		<category><![CDATA[Ruslar]]></category>
		<category><![CDATA[Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[Vorontsov]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=622</guid>

					<description><![CDATA[İmam Şamil, her ne kadar “Şeyh” lakabıyla şöhret bulmuş olsa da o bir tarikat şeyhi değildi. “İmam Ali” örneğinde olduğu gibi devlet başkanlığını ifade eden siyasi bir kavram olarak “imam” sıfatı, Şamil’in konumunu ifade eden en isabetli kavramdır. Tasavvuf hareketleri, genellikle sakin ve pasif yöntemleri benimsemiş olsalar da son derece aktif ve mücadeleci bir örneğini [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İmam Şamil, her ne kadar “Şeyh” lakabıyla şöhret bulmuş olsa da o bir tarikat şeyhi değildi. “İmam Ali” örneğinde olduğu gibi devlet başkanlığını ifade eden siyasi bir kavram olarak “imam” sıfatı, Şamil’in konumunu ifade eden en isabetli kavramdır. Tasavvuf hareketleri, genellikle sakin ve pasif yöntemleri benimsemiş olsalar da son derece aktif ve mücadeleci bir örneğini Kuzey Kafkasya’da Müritlik hareketinde görmekteyiz. Bu hareketin, Kuzey Afrika’dan Hindistan’a kadar sömürgecilere karşı yürütülen mücadeleler ile son dönemde Bosna’dan Çeçenistan’a kadar işgale direnen birçok bölgede müspet tesiri olduğu görülmektedir.</p>
<p>Napolyon’u yenmiş bir Rus generali olan Vorontsov’u mağlup eden İmam Şamil’in kurduğu ve güçlü bir idarî ve askerî teşkilata sahip “İmamat Devleti”ne geçmeden önce, Şamil’in yetişme tarzı ve kişiliği hakkında bazı hususları hatırlatmakta yarar görüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İmam Şamil Gibi Çelikten Bir İradeye Sahip Olabilmek</strong></p>
<p>26 Haziran 1797’de Dağıstan’ın Gimri köyünde doğan İmam Şamil Avar kökenlidir. Ancak kendisinin Kumuk kökenli olduğunu savunan araştırmacılar da bulunmaktadır. Çocukluğundan itibaren at binme, kılıç kuşanma, farklı spor dallarında yeteneklerini geliştirme yanında; dinî eğitim alanında da tebarüz eden İmam Şamil, Kafkasya’yı işgal etmek isteyen Rusya İmparatorluğu’na karşı Dağıstan’da başlayan bağımsızlık savaşını önce Çeçenistan’a, daha sonra tüm Çerkesya’ya yaymaya muvaffak olabilmiştir.</p>
<p>İmam Gazi Muhammed ve İmam Hamzat Bek’e danışmanlık yaptığı yılları da kattığımızda <strong>kesintisiz 35 yıl</strong> süren efsanevi direnişinden sonra, 6 Eylül 1859’da Gunip’de Prens Baryatinsky komutasındaki 70 bin kişilik Rus ordusu tarafından kuşatılan İmam Şamil, yanında sağ kalan mücahitlerin, çocuk ve kadınların selameti için sulha razı olmasını rica etmesi üzerine, Rus yetkilileriyle <u>silah bırakma anlaşması</u> imzalamıştır. Kendisine serbestçe ülkeyi terk etme sözü verilmesine rağmen birkaç kilometre sonra maiyetiyle esir edilerek yıllarca Petersburg’da ev hapsinde tutulmuştur.</p>
<p>Rus Çarı II. Aleksandır, İmam Şamil’i sarayının kapısında saygı ve nezaketle karşılamış, kılıcını almayarak kendisine olan hayranlığını dile getirmiştir. Şeyh Şamil, bir ay kadar sarayda misafir edildikten sonra, saygın tutsak olarak esaret yıllarını geçireceği Kaluga’ya gönderilmiştir.</p>
<p>Esarette on yıla yakın bir süre geçiren İmam Şamil’in hacca gitmesine izin verilmiştir. Ancak bir tedbir olarak oğlu Muhammed Şefî’ alıkonarak İmam Şamil’in hac farizasını ifa ettikten sonra Rusya’ya dönmesi şart koşulmuştur. İmam Şamil, 1870 yılında Rusya’dan ayrılarak önce İstanbul’a uğramıştır. İstanbul’da olduğu gibi Mekke-i Mükerreme’de de halkın yoğun teveccühüyle karşılaşan İmam Şamil, o yıl hacca gelen hüccâcın kendisini görme arzusuyla yol açtığı izdiham sebebiyle Kâbe’nin damına çıkartılarak hacıları selamlaması sağlanmıştır. <strong>4 Şubat 1871</strong>’de Medine-i Münevvere’de ruhunu Rabbine teslim eden İmam Şamil’in naaşı Cennetu’l-Bakî’ mezarlığına defnedilmiştir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İmam Şamil Gibi Sağlam Bir Şahsiyet Yapısına Kavuşabilmek </strong></p>
<p>İmam Şamil; davasına sadık, özü sözü bir, son derece ciddi ve ilkeli bir insan olarak yaşamıştır. Bu özelliğini vurgulamak maksadıyla dilden dile aktarılan bir hikâyenin günümüze kadar canlılığını koruması, yaşadığı dönemde ve sonraki dönemlerde onun toplum nazarında hüsnü kabul gören sağlam şahsiyet yapısını ifade etmesi açısından sosyolojik bir öneme sahiptir:</p>
<p>Savaşın uzaması sebebiyle halktan bazıları “artık teslim olalım, anlaşma yapalım” diye hayıflanmaya başlamıştı, bunun üzerine divan, teslim olmaktan bahsedene kırbaç cezası verme kararı almıştı. Bu karardan çekinen insanlar çareyi Şamil’in annesine müracaat etmekte bulmuştu. Annesi İmam’a teslim olma teklifini iletince Şamil alınan karardan taviz vermemiş, kırbaç cezasını annesi adına kendi çıplak sırtına tatbik ettirmişti.</p>
<p>İmam Şamil hayatı boyunca ilmin ve imanın izzetini asla yere düşürmemiş, ömrünün hiçbir anında ümitsizliğe kapılmamış <strong>örnek ve önder bir şahsiyet</strong>tir.</p>
<p>İmam Şamil’in mücadele stratejisi konusunda kayınpederi ve seyr-i süluktaki şehyi Seyyid Cemalettin Kumukî’den ziyade, kendisinden din ilimlerini tahsil ettiği hocası Lezgi Muhammed Yerâğî ile daha iyi anlaştığı bilinmektedir.  Şamil’in onca mücadeleden sonra Rus ordusuna teslim olmasını eleştirenler her zaman olmuştur. Sovyet Rejimi döneminde İmam’ı karalamayı amaçlayan çok sayıda yayın yapılmıştır. Mesela, komünist dönemde Şamil için yazdığı hakaretname niteliğindeki şiiri dolayısıyla çektiği vicdan azabına dayanamayan ünlü şair Resul Hamzatov, 1967 yılında kaleme aldığı “Benim Dağıstan’ım” adlı eserinden özetle iktibas ettiğimiz aşağıdaki şiiriyle İmam Şamil’in aziz ruhundan şöyle özür dilemiştir:</p>
<p>“Ve ne yazık, ben de katıldım bu kara çalıcılar korosuna,</p>
<p>Düşünülmeden bestelenivermiş kötü bir şarkıyla.</p>
<p>Çeyrek yüzyıl boyunca atalarımız</p>
<p>Elde kılıç yere serdiler düşmanı</p>
<p>Oysa ben şaşırıp çocukça bir şiirde</p>
<p>Düşmanın adamı diye gösterdim kahramanı!</p>
<p>Geceleri her yerde onun ayak sesleri</p>
<p>Işığı söndürdüm mü pencerede görünen o,</p>
<p>“Çok savaşlar yaşadım” diyor, “çok kanım aktı</p>
<p>Tam ondokuz kez yaralandım,</p>
<p>Yirminci yarayı sen açtın bana,</p>
<p>Sen açtın ağzı süt kokan çocuk!”</p>
<p>“Hançer yaraları aldım, kurşun yaraları aldım,</p>
<p>Ama senin açtığın yara çok daha büyük bir acı verdi,</p>
<p>İlk kez bir Dağlı’dan yara aldım,</p>
<p>Bundan daha büyük aşağılanma yoktur bir Dağlı için.”</p>
<p>“Gazâlarımı bugün belki hafife alıyorsun,</p>
<p>Ama bu dağlar, bu gazâlarla savunuldu…”</p>
<p>Ne cevap vereyim ona ve sana ey halkım?</p>
<p>Suçum bağışlanacak gibi değil ki…</p>
<p>Bu düşüncesiz davranışımdan dolayı</p>
<p>Her gece utanç içinde kıvrandım durdum,</p>
<p>İmam’dan beni bağışlamasını diliyorum.</p>
<p>Ve ey halkım, siz bağışlayın suçumu.</p>
<p>Doğduğum toprak! Bir ananın oğlunu</p>
<p>Bağışlaması gibi bağışla bu ozanı.” (<strong>1</strong>).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İmamat Devleti: Çatışmaları Bitirip Birliği Sağlayabilmek  </strong></p>
<p>Kafkas Vakfı, 3 Şubat 2018 tarihinde İstanbul’da Bağlarbaşı Kongre ve Kültür Merkezi’nde “İmam Şamil: Bir Devlet İdeali” başlıklı bir panel gerçekleştirdi (<strong>2</strong>). Bulgaristan Sofya St. Kliment Ohridski Üniversitesi’nde; “Rusya’nın Kafkasya’yı Sömürgeleştirmesi (1785-1864)” başlıklı doktora tezini tamamlamış olan Dr. Tsvetelina Tsvetkova, panelde “<u>İmam Şamil ve Teokratik Devleti: Çatışmadan Birleşmeye</u>” başlıklı İngilizce bir sunum yaptı. İmamat Devleti’ni yakından tanımamızı sağlayan tebliğin şu vurgularını dikkatlerinize sunuyorum:</p>
<ol>
<li>18. yüzyılın sonunda ve 19. yüzyılın başında Kafkasya’da toplumsal değişimler yaşandı. Ataerkil yapıdan feodal yapıya geçildi. Bu da yeni elitlerin ortaya çıkmasına yol açtı. Bu değişim yeni kabileler arasında toprak ve tahıl odaklı çatışmaları beraberinde getirdi. Bu iç çatışmalar birleşmeye engel oluyordu. Zira yeni elitler diğer kabilelere karşı güç gösterilerine girişiyorlardı.</li>
<li>Bu iç çatışmalar yaşayan Kafkas halkları diğer taraftan da Rusları karşılarında bulmuştu. Bu yüzden Rusların Kafkasya boyunca oluşturduğu zincir halindeki kalelere baskınlar yaparak gerilla saldırılarıyla vatanlarını savunuyorlardı. Hattı geçebilmek için Rus makamlarından izin almak zorunda kalan Kafkasyalılar bu durumdan çok huzursuz oluyordu. Zaten Ruslar tuz, tahıl vb. ürünlerin ticaretini de sınırlandırmıştı.</li>
<li>Ruslar, Çeçenistan başta olmak üzere Kafkas halklarına baskılar uygulayarak onları verimli topraklardan <u>dağ bölgelerine göç etmeye zorluyordu</u>. İşgal güçlerinin bu stratejisi, Kuzey Kafkasya’daki yerleşim durumunu yeniden düzenlemeyi amaçlıyordu.</li>
<li>İşgal sadece Ruslarla Çeçenler arasında değil, Çeçenlerin de kendi içlerinde savaşmalarına yol açmıştır. Zira Ruslar yerel yöneticileri <u>unvan, para ve rüşvetle</u> yanlarına çekerek işgal sürecini kolaylaştırmak amaçlıyordu.</li>
<li><strong>Müridizm</strong> Kafkasya’da toplumsal bütünleştirmeyi sağlayan önemli bir etken olmuştur… <strong>İmam Gazi Muhammed</strong> 1829’da Ruslara karşı gazavat ilan etmiş, bir taraftan da devlet kurumlarını oluşturmaya başlamıştı. İmamat devleti İmam Şamil zamanında olgunlaşmıştır, ama temeli Gazi Muhammed zamanında atılmıştır. Zira İmam Gazi Muhammed, siyasal ve sosyal konuları müzakere edip karara bağladıkları bir de <strong>meclis</strong> oluşturmuştur.</li>
<li><strong>İmam Hamzat Bek</strong> askerî teşkilatı ve merkez karargâhı kurmuş ve İmamet makamının gücünü artırmıştır. 1834’te Avaryan köyünü zapt etmiş ve kendisini han olarak ilan etmiştir. En büyük hatası oradaki hanla giriştiği kanlı çatışma olmuştu. Zira bu toplumun tepkisini çeken bu çatışma yüzden bir ay sonra bir darbeye maruz kalan Hamzat Bek bu darbe esnasında hayatını kaybetmiştir.</li>
<li><strong>İmam Şamil</strong>, Gazi Muhammed’in sağ kolu idi. Dinî yönü ona meşruiyet kazandırmıştı. İnsanlarla görüşürken ayetler okuyordu. Böylece insanlar onun Allah tarafından gönderilmiş bir kurtarıcı olduğuna inanmaya başlamıştı.</li>
<li>1836’da Çeçenistan ve Dağıstan’da İmam Şamil bölge liderlerini toplayarak siyasi gücünü pekiştirdi. Diğer imam adaylarıyla güç birliği yaparak Ruslara karşı <strong>birlikte savaşma kararı</strong> aldılar. 1837’de İmam Şamil’in gücü Ruslar tarafından da tanınmıştır.</li>
<li>1840 yılından itibaren İmam Şamil Ruslara karşı Çeçenistan’da kontrolü bütünüyle sağlamıştı. İmamat Devleti’nin kurulmasında, özellikle dinî, siyasi ve sosyal kurumların tesisinde ve Divan’ın oluşturulmasında büyük bir başarı kaydetmiştir.</li>
<li>Toplumun nabzını tutmayı başaran İmam Şamil, halkı <strong>sömürüldükleri</strong>ne ikna ederek onları <strong>direniş yolunda motive</strong> edebilmiştir. Siyasi açıdan Rusya ile mücadele stratejisi geliştirebilmiş, Osmanlı Devleti ve İngiltere gibi büyük devletler nezdinde lobi faaliyetleri yürütmüş ve destek istemiştir.</li>
<li>Müridizmin üçüncü boyutu askerî alanda gerçekleşmiştir. Yönetimde askerî bir anlayış hâkim idi. Naip-mürid ilişkisi de İmam Şamil’in geliştirdiği bir sistem idi. Naipten imamın/mürşidin koyduğu kuralları gerçekleştirmesi bekleniyordu.</li>
<li>Böylece 1840’lı yıllarda 230 bin ailenin yaşadığı genişlikte büyük bir devlet ortaya çıkmıştı. Bu devlet 60 bin tam teçhizatlı askeri olan bir orduya sahipti.</li>
<li>1847’de “Nizam” sistemini tesis eden İmam Şamil, İmamat Devleti’nde bir dizi yeni düzenlemeler yaparak <strong>devletin anayasası</strong>nı oluşturdu.</li>
<li>İmamat Devleti’nin oluşum sürecinde birleşmeyi mümkün kılan unsurlar yanında buna engel olan hususlar da mevcut idi. Tüm engellere rağmen <u>iç çatışmalar</u> minimize edildi, <strong>ortak ideal ve hedefler</strong> Sadece yönetici elitlerle değil işgalci Ruslarla da savaşma stratejisi benimsenmişti. Bu strateji, etnik ve dinî ayrılıkları bir tarafa bırakarak birleşmeyi ve <strong>işgale birlikte direnme</strong>yi sağladı. Böylece Kuzey Kafkasya halkları aynı devlet çatısı altında yönetilmeye başlamış oldu.</li>
<li>Birleşmeye engel olan nedenlerden birisi, bazı naiplerin yetki sınırlarını aşması, güçlerini kötüye kullanmaları, zaman zaman yolsuzluğa ve cinayete bulaşmaları olmuştur. Tabii ki, Rusya’nın tam teçhizatlı 200 bin kişilik ordusu İmamat Devleti’nin önündeki <strong>en büyük engel</strong> Öbür taraftan Rusya’nın muazzam ekonomik gücü yerel yöneticilerin saf değiştirmesini kolaylaştırıyordu.</li>
<li>Bütün bu engellere rağmen İmam Şamil, akılcı ve güçlü şahsiyetiyle kavimler üstü ortak bir <strong>millet bilinci</strong> oluşturabilmiştir. Böylece ortak düşmana karşı birlikte uzun soluklu bir mücadele yürütülebilmiştir. Müritlik hareketi ve İmamat Devleti Kuzey Kafkasya’da büyük bir tecrübe birikimine yol açmıştır.” (<strong>2</strong>).</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>Resul Hamzatov; <strong>Benim Dağıstanım</strong>. Çev. Mazlum Beyhan, Düşün Yayınları, İstanbul 1984.</li>
<li><a href="https://www.kafkas.org.tr/etkinlikler/imam-samil-bir-devlet-ideali-paneli/">https://www.kafkas.org.tr/etkinlikler/imam-samil-bir-devlet-ideali-paneli/</a>, 03.02.2018.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/imam-samili-imamat-devletini-yakindan-tanimak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
