<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Haydar Bammat Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://www.fethigungor.net/etiket/haydar-bammat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/etiket/haydar-bammat/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Fri, 01 Jun 2018 22:16:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>BİRLEŞİK KAFKASYA İDEALİNİ CANLI TUTMAK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/birlesik-kafkasya-idealini-canli-tutmak/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/birlesik-kafkasya-idealini-canli-tutmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 May 2018 06:20:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[1 MAYIS 1917]]></category>
		<category><![CDATA[11 MAYIS 1918]]></category>
		<category><![CDATA[ABHAZLAR]]></category>
		<category><![CDATA[ABHAZYA]]></category>
		<category><![CDATA[ANDİ]]></category>
		<category><![CDATA[AYDIN TURAN]]></category>
		<category><![CDATA[BERN]]></category>
		<category><![CDATA[BEYAZ ORDU]]></category>
		<category><![CDATA[BİRLEŞİK KAFKASYA]]></category>
		<category><![CDATA[BORİS YELTSİN]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçen]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçenistan]]></category>
		<category><![CDATA[DAĞISTAN]]></category>
		<category><![CDATA[DAĞLILAR CUMHURİYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[DENİKİN]]></category>
		<category><![CDATA[EMRE ERGİN]]></category>
		<category><![CDATA[GAYDAR BAMMAT]]></category>
		<category><![CDATA[GENERAL HALİLOV]]></category>
		<category><![CDATA[GÜNEY OSETYA]]></category>
		<category><![CDATA[GÜRCİSTAN]]></category>
		<category><![CDATA[Haydar Bammat]]></category>
		<category><![CDATA[İMAM MANSUR]]></category>
		<category><![CDATA[İmamat Devleti]]></category>
		<category><![CDATA[İNGUŞ]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİ İTTİHAD HAREKETİ]]></category>
		<category><![CDATA[KABARDEY-BALKAR CUMHURYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[KABARDEYLER]]></category>
		<category><![CDATA[KAFKAS HALKLARI KONFEDERASYONU (KHK)]]></category>
		<category><![CDATA[KAFKASYA DAĞLI HALKLARI KURULTAYI]]></category>
		<category><![CDATA[Kızıl Ordu]]></category>
		<category><![CDATA[KUBAN]]></category>
		<category><![CDATA[KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[LAKLAR]]></category>
		<category><![CDATA[MUSA ŞENİBE]]></category>
		<category><![CDATA[NALÇİK]]></category>
		<category><![CDATA[NİSAN 1917 KONGRESİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÖZGÜR DAĞLI]]></category>
		<category><![CDATA[PROF.DR. AHMET MURTAZALİYEV]]></category>
		<category><![CDATA[PROF.DR. ALTAY GÖYÜŞOV]]></category>
		<category><![CDATA[PROF.DR. HALİL BAL]]></category>
		<category><![CDATA[RUS SÖMÜRGECİLİĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[SOVYET RUSYA]]></category>
		<category><![CDATA[TEMİR-HAN-ŞURA]]></category>
		<category><![CDATA[TEREK]]></category>
		<category><![CDATA[TERSK]]></category>
		<category><![CDATA[TRANSKAFKASYA SEYMİ]]></category>
		<category><![CDATA[VLADİKAFKAS]]></category>
		<category><![CDATA[VOLNİY GORETS]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=674</guid>

					<description><![CDATA[11 Mayıs 1918 tarihinde Kafkas halklarının ortak girişimiyle kurulan, ancak ‘Beyaz’ ve ‘Kızıl’ adlarıyla anılan iki Rus ordusu arasında bir başına kalan, yıkılmak üzere olan Osmanlı Devleti’nden ya da sözüm ona hür dünyadan yeterli destek göremeyip Haziran 1921’de yıkılan Kuzey Kafkas Cumhuriyeti, kuruluşunun 100. yıldönümünde İstanbul’da düzenlenen sempozyumda etraflıca ele alındı. 12 Mayıs 2018 Cumartesi [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>11 Mayıs 1918 tarihinde Kafkas halklarının ortak girişimiyle kurulan, ancak ‘Beyaz’ ve ‘Kızıl’ adlarıyla anılan iki Rus ordusu arasında bir başına kalan, yıkılmak üzere olan Osmanlı Devleti’nden ya da sözüm ona hür dünyadan yeterli destek göremeyip Haziran 1921’de yıkılan Kuzey Kafkas Cumhuriyeti, kuruluşunun 100. yıldönümünde İstanbul’da düzenlenen sempozyumda etraflıca ele alındı.</p>
<p>12 Mayıs 2018 Cumartesi günü saat: 13:30-19:30 arasında Ali Emiri Kültür Merkezi’nde üç oturum halinde gerçekleştirilen “100. YILINDA KUZEY KAFKASYA CUMHURİYETİ ULUSLARARASI SEMPOZYUMU”nda sunulan dokuz tebliği, önemine binaen özetle paylaşmakta yarar görüyorum.</p>
<p><strong>Farklılıklara Rağmen Bir İdeal Etrafında Toplanabilmek </strong></p>
<p>Programın sunuculuğunu başarıyla yürüten Av. Emre Ergin, Sempozyum Hazırlık Komitesi adına yaptığı açılış konuşmasında; Abhazya’dan Dağıstan’a kadar Kafkasya’nın her köşesinden ve Avrupa’dan katılan konuşmacılara, STK temsilcilerine ve katılımcılara teşekkür ettikten sonra şu hususlara vurgu yaptı:</p>
<p>“Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin kuruluşu, Kuzey Kafkasya’dan İstanbul’a gelen bir murahhas heyeti tarafından, bundan tam <strong>100 sene önce</strong> <strong>İstanbul’da dünyaya ilan edilmişti</strong>. Bugün yine, bu şehirde Avrupa’dan ve Kafkasya’nın dört bir yanından gelen saygın araştırmacıların katılımıyla Cumhuriyetin 100. kuruluş yıl dönümünü birlikte idrak ediyoruz.</p>
<p>Kuzey Kafkasya Cumhuriyetine büyük önem veriyoruz. Zira, merhum Aydın Turan’ın ifadeleriyle; “<strong>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti</strong>, hem kurucu aktörlerinin hem de üzerinde çalışanların vurguladığı gibi, tüm paradokslarıyla birlikte <strong>Birleşik Kafkasya Hareketi’</strong>nin çok özel bir etabıdır.</p>
<p>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, iki yüzyıl boyunca sistematik bir şekilde katliama uğrayan, toprakları tarumar edilen, halkının büyük kısmı vatanında yaşama hakkından mahrum bırakılan bir coğrafyanın <strong>diriliş öyküsü</strong>dür.</p>
<p>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, işgallerle coğrafyası fiziki olarak paramparça edilerek “milletleşme” süreci darbelenen bir ülkenin “ortak değerler ve geçmişi”ni ve en önemlisi “gelecek düşüncesi ve hayali”ni harmanlayarak ortaya çıkardığı yeni bir <strong>varoluş konsepti</strong>dir.</p>
<p>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, <strong>kan, etnik köken, dil, din farklarına bakmaksızın</strong> Kuzey Kafkasya halklarının politik bir birlik oluşturduğunu; insanlarının “anayasal kontrat” çerçevesinde modern bir devletin vatandaşları olarak görülmeleri gerektiğini seslendirdiği için önemlidir.</p>
<p>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, birbirinden <strong>farklı toplumsal kesitler</strong>in bir coğrafyaya ilişkin “ortak menfaat algısına”, “ortak aklına” dayandığı için; bir coğrafyayı topyekûn kuşatan devasa problemlerin risklerini paylaşanları “hür irade” ile <strong>bir ideal etrafında toplanma</strong>ya çağırdığı için önemlidir.</p>
<p>Bir devlet için kısa sayılabilecek 2 senelik ömrü boyunca pratikte karşılaşılan konjonktürel sorunlar, siyasi kadro ve organizasyon eksiklikleri, kaynakların denetimine ilişkin problemler ve uluslararası sistemdeki farklılaşmadan kaynaklanan <strong>yalıtılmışlıklar</strong> ile mücadele eden Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, bir başarısızlık öyküsünü değil; tam aksine, tüm bunlara rağmen ortaya konan <strong>direncin, kararlılığın ve iradenin öyküsü</strong>nü anlatır. Hasılı Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti, kendisine hayat veren düşünce sistematiğiyle bizatihi bir destandır.” (<strong>1</strong>).</p>
<p><strong>Halkların Temel Bir Hakkı Olarak Kendi Geleceğini Belirleyebilmek </strong></p>
<p>Prof.Dr. Halil Bal tarafından yönetilen birinci oturumda ilk sözü alan <strong>Altay Göyüşov</strong>, Bakü Devlet Üniversitesi’nde Türk tarihi profesörü olup Azerbaycan’daki “Republican Alternative” (“REAL”) isimli düşünce hareketinin de liderlerindendir. Azerbaycan’da din, tarih ve sivil toplum konularında yerel ve uluslararası medyada sıkça yer alan Göyüşov, İtalya, Fransa ve ABD’deki saygın üniversitelerde misafir öğretim görevlisi olarak da bulunan Göyüşov (<strong>2</strong>), “Cumhuriyet Yolu: 1917 Yılında Kuzey Kafkasya’da Kendi Geleceğini Tayin Etme Çabaları” başlıklı tebliğinde şu hususlara vurgu yapmıştır:</p>
<p>“1917’de monarşinin çökmesinden sonra tüm Rusya İmparatorluğu’nda halk ikiye bölünmüştü. Üst tabaka geçici hükümeti, halk ise şûraları destekliyordu. Sınıf çatışması üzerinden yazılan eski tarihi biz bugün gözden geçirdiğimizde, çatışmanın ana hattını sınıf çatışmasının değil, <strong>yerli halkların kendi geleceğini belirleme talebi</strong>nin oluşturduğunu görüyoruz. Dolayısıyla o dönemde üç güç arasında çatışma ortaya çıkmıştı: Geçici hükümet, sovyetler ve yerli millî hareketler.</p>
<p>Kızıllara da Beyazlara da taraf olmayan <strong>Müslüman halklar</strong> kendi geleceklerini belirlemek için <strong>otonomi</strong> hakkını yoğun şekilde tartışıyordu. Bu bağlamda Kafkasya’da ilk önemli adım, <strong>Nisan 1917 Kongresi</strong>’nde atıldı. Kuzey Kafkasya kültürel halkları öne çıkarırken, Azerbaycan’da etnik mesele ve kendi geleceğini tayin hakkı öne çıkmıştı.</p>
<p>Çarlığın yıkılmasından sonra seçimlere katılmak isteyenler yanında, Kafkasya’da “İmamat Devleti”nin (<strong>3</strong>) yeniden kurulmasını savunanlar da olmuştur. Benzer bir tartışma Rusya’daki tüm Müslüman bölgelerde yapılmıştır. Zira Denikin’e karşı başlatılan mücadele, din adamlarının önderliğinde yürütülmekteydi. Ancak, çeşitli sebeplerden dolayı İslami İttihad Hareketi yeterince güç kazanamadı, gençlik hareketi halktan daha büyük destek gördü. Böylece otonomi fikri <strong>bağımsız devlet ilanı</strong> fikrine evrildi.”</p>
<p><strong>Kurulan Birliği Koruyabilmek İçin Dış Destek Aramak</strong></p>
<p>İkinci konuşmacı Prof.Dr. <strong>Ahmet Murtazaliyev</strong>, Dağıstan Bilim Merkezi’nde görev yapan ve 200’ün üzerinde bilimsel yayına imza atan bir akademisyen olarak, “Dağlılar Cumhuriyeti Tarihinde Kuzey-Doğu Kafkasya Halkları (1917-1921)” başlıklı sunumunda şu vurguları öne çıkarmıştır:</p>
<p>“Yüz yıl önce ortak bir devlet kuran büyüklerimiz, çeşitli sebeplerle maalesef başarılı olamadılar. 100 yıl sonra biz onları anmak ve faaliyetlerini anlatmak için burada toplanmış bulunuyoruz.</p>
<p>Birleşik Kafkasya Dağlıları Birliği Geçici Merkez Komitesi tarafından 1 Mayıs 1917’de Vladikafkas’da düzenlenen Kafkasya Dağlı Halkları Kurultayı’nda <strong>Kuzey Kafkasya ve Dağıstan Halkları Birliği</strong> kurulmuştu. Kurultay’a Dağıstan’ın çeşitli bölgelerinden 62 delege katılmıştı. Kurultay çalışmalarına katılan ve seçilmiş yönetim organlarında yer alan kişiler arasında Kuzey-Doğu Kafkasya halkları yanında diğer Kuzey Kafkasya halkları temsilcileri de bulunmaktaydı.</p>
<p>Birliğin yerel organları olarak Dağıstan İl Yürütme Kurulu, Tersk İl Yürütme Kurulu, bölge ve belediye komitelerinin belirlendiği kurultayda Anayasa da kabul edilmişti. Ancak olaylar hızla gelişmiş ve Birliğin Merkez Komitesi dağlık Andi köyünde ikinci kurultayını toplama kararı almıştı. Ancak kurultay planlandığı gibi geçmemiş, delegelerin çoğu kurultaya katılmayı reddetmişti. Bu sebeple sonraki Kurultay’ın Vladikavkaz’da toplanması kararlaştırılmış, 2 Eylül 1917 tarihinde düzenlenen kurultayda güncel konular müzakere edilmiş ve Birinci Ulusal Kurultay’da hazırlanan <strong>Anayasa revize edilmişti</strong>.</p>
<p>1917’nin sonuna gelindiğinde siyasi güç çatışmaları kritik seviyeye ulaşmış ve Dağıstan iç savaşın eşiğine gelmişti. Mart 1918’de, Sovyet iktidarının yayılmasıyla mücadele edemeyeceklerine kanaat getiren Dağlılar Birliği Merkez Komitesi liderleri, <strong>dışarıdan destek arama</strong> kararı almıştı. Bu amaçla Transkafkasya Seymi (Parlamentosu) ile sıkı ilişkiler kurulması için Gaydar Bammat başkanlığında bir heyet Tiflis’e gönderilmişti. Ardından bu heyet, Sovyet iktidarına karşı mücadelede Türkiye’den destek talebiyle İstanbul’a gitmişti. Dönemin Türkiye hükümeti, heyet başkanı Bammat’a Kuzey Kafkasya ve Dağıstan’ın Sovyet Rusya’dan ayrılmasını ve bağımsızlığını destekleyeceğine dair güvence vermişti. Kasım-Aralık 1918 tarihlerinde Dışişleri Bakanı Bammat başkanlığındaki Dağlı Hükümeti Heyeti <strong>Bern’e giderek</strong> İngiltere, Fransa, Amerika, İtalya, Japonya vd. elçiliklerle temas kurmayı denemişti. Bammat bir dizi memorandum vererek Paris ve Londra’ya geçme iznini arz etmişse de hiçbir netice alamamıştı.</p>
<p>15 Ocak 1919’da Temir-Han-Şura kentinde Dağıstan Temsilcilerinin Genel Kurultayı düzenlenmiştir. Dağlılar Cumhuriyeti’nin Birinci Parlamentosu üyelerinin seçimi amacıyla toplanan kurultayda Dağıstan adına parlamentoya 27 üye seçilmiştir. 20 Ocak 1919’da açılışı gerçekleştirilen Birinci Parlamento’da Kabardey, Balkar ve Karanogay temsilcileri geç kaldıklarından açılışta bulunamamıştır.</p>
<p>Dağlı hükümetinin durumu gittikçe kötüleşmekteydi. 1918 yılının haziran ayı sonunda General Denikin’in Gönüllü Ordusu Kuban’a taarruz başlatmış, Şubat-Mart 1919’da ise Terek ve Dağıstan’ı ele geçirmişti…</p>
<p>23 Mayıs 1919’da Dağlı Parlamento’nun son toplantısı yapılmış, Birlik Meclisi Dağıstan grubunun “meclisi lağvetme” ve “Dağlılar Birliğini tasfiye etme” teklifi reddedilmişti. Ancak galip gelen Denikin komutasının talebi üzerine General Halilov parlamentoyu lağvetmiş, Dağıstan’da yönetimi Gönüllü Ordu komutasına devretmişti. Denikin de General Halilov’u “Dağıstan hükümdarı” tayin etmişti.</p>
<p>Sonuç itibariyle Dağlı Hükümeti üyelerinin bir kısmı Tiflis’e kaçarak, Denikin birliklerine karşı mücadele organize etmeye çalışmıştı. Tiflis’te oluşturulan <strong>Birlik Meclisi</strong>, Eylül 1919’dan itibaren, Dağıstan başta olmak üzere dağlı halklar arasında dağıtılan “Özgür Dağlı” (Volniy Gorets) gazetesini çıkarmış, fakat Denikin’e karşı silahlı mücadeleyi örgütleme girişimini diğer siyasi güçler ele geçirmişti…</p>
<p>Bütün bu çabalar, Dağlılar Cumhuriyeti’nin kısa tarihi boyunca cumhuriyetin kurulması faaliyetlerinde Kafkasya’nın diğer halklarının yanı sıra Kuzey-Doğu Kafkasya halkları (Dağıstan, İnguş, Çeçen vd.) temsilcilerinin de önemli katkılarının bulunduğunu göstermektedir.”</p>
<p><strong>İslam’ın Birleştirici Gücünü Harekete Geçirebilmek </strong></p>
<p>İlk oturumun son konuşmacısı <strong>Aslanbek Marzey</strong>, Kabardey-Balkar Cumhuryeti’nde ortaçağ ve modern tarih alanlarında kıdemli bir araştırmacı olup, “Dağlılar Cumhuriyeti 1918–1919: Kuzey Kafkasya Halklarının Devlet Kurma ve Birleşme Deneyimi” başlıklı sunumunda şu hususların altını çizmiştir:</p>
<p>“Bu cumhuriyet nasıl bir ortamda ortaya çıktı? Oynadığı büyük role rağmen niçin tarih sahnesinden silindi? Bu soruların doğru cevabını bulabilmek için önce tarihî arkaplanı görmemiz gerekmektedir.</p>
<p>Savaş çok eski zamanlardan beri Kafkasyalıların hayatında büyük etki uyandırmış, dışarıdan gelen kuvvetler Kafkas halklarıyla <strong>uzun ve yorucu savaşlar</strong> yapmışlardır. Bu yüzden Kuzey Kafkasya yüzyıllar boyunca savaş halinde bulunmuştur. Ancak, merkezî bir yönetimin ve düzenli bir ordunun bulunmayışı yanında nüfusun azlığı da direnişi zorlaştırmaktaydı.</p>
<p>Yüksek düzeyde askerîleştirilmiş sosyal hayata rağmen Kafkas kültüründe her <strong>bireyin onurunun korunması</strong> büyük önem arzetmiştir. Toplum çıkarlarının birey haklarına üstünlüğü açısından doğu kültürleriyle benzerlik arz etmekle beraber Kafkas medeniyetinde bireyin hakları hep önemsenmiştir. Geleneklere ve statülerine bakılmaksızın <strong>her birey önemli</strong> addedilmiştir. Dolayısıyla hem Doğu hem de Batı medeniyetlerine benzeyen yönleri olmakla birlikte <strong>Kafkas kültür ve medeniyeti </strong>yerli köklere sahip olup başlıca özellikleri şunlardı:</p>
<p>Savaşı ve yeni topraklar kazanmayı değil, <strong>özgürlüğü</strong> önemser. Başlangıçta olmayan askerî kültür, zorunlu tarihsel gerçekler neticesinde ortaya çıkmıştır. Muhafazakârlık kuvvetli olup <strong>âdetler</strong> yüzyıllarca nesilden nesle aktarılmıştır. Kafkasyalılar, ideal gördükleri kendi kültürlerinden çok memnundurlar. Dış etkilere kapalı olmakla birlikte kendi kültürüne tehdit oluşturmayan kişi ve fikirlere de açıktır. Özellikle Abhazlar, Kabardeyler ve Laklarda seçkincilik yaygın idi ancak tiranlık ve diktatörlük kurmaya elverişli bir zemin hiç oluşmamıştır.</p>
<p>Dünya jeopolitiğinde, coğrafi güzelliğinden ziyade <strong>kıtaları birbirine bağlaması</strong>yla önem kazanan Kuzey Kafkasya, 18. Yy.’ın ikinci yarısından sonra Rus sömürgeciliğinin açık tehdidiyle karşı karşıya kalmış, coğrafyası yanında Kafkas halklarının sosyal kurumları ve temel değerleri de büyük <strong>tahribat</strong>a maruz kalmıştır.</p>
<p>Rus işgal ve sömürüsüne karşı <strong>İslam’ın birleştirici gücünü harekete geçiren</strong> ilk lider <strong>İmam Mansur</strong>’la başlayan direniş İmam Şamil’in kararlı direnişine (<strong>4</strong>) rağmen sekteye uğramıştır. Yarım asır sonra Kafkas halkları nitelikli aydınlarının önderliğinde Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’ni kurmuşsa da bu girişim uzun ömürlü olamamıştır. Ancak Kafkasya’da birlik fikri ve ideali <strong>70 yıl sonra</strong> yeniden canlanmış, 13-14 Ekim 1997 tarihlerinde Nalçik’te Musa Şenibe başkanlığında kurulan <strong>Kafkas Halkları Konfederasyonu</strong> (KHK) Gürcistan’ın Abhazya’yı ve Güney Osetya’yı işgal girişiminde ve Boris Yeltsin’in Çeçenistan’da olağanüstü hâl uygulama kararında etkili müdahaleler gerçekleştirmiştir.” (Devam edecek).</p>
<p><strong>Kaynaklar</strong>:</p>
<ol>
<li>Aydın Turan; “<strong>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti Destandır</strong>-2”, söyleşen: Hüseyin Tok ve Mevdudi Bayçora, http://ajanskafkas.com/roportaj/a-turan-k-kafkasya-cumhuriyeti-destandir-2/, 19 Kasım 2007.</li>
<li>Altay Göyüşov; <strong>Kuzey Kafkasya Dağlılarının Özgürlük Uğrunda Mücadelesi (1917-1920)</strong>, çev. Sefer. E. Berzeg, KAFDAV Yay., Ankara 2016, 406 s.</li>
<li>http://fethigungor.net/dirilis-postasi/<strong>imam-samili-imamat-devletini-yakindan-tanimak</strong>/, 06.02.2018.</li>
<li>http://fethigungor.net/dirilis-postasi/<strong>kafkasya-istiklal-mucadelesinde-naiplerin-rolunu-takdir-etmek</strong>/, 13.02.2018.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/birlesik-kafkasya-idealini-canli-tutmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SAĞLIKLI BİR ÜMMET OLABİLMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/saglikli-bir-ummet-olabilmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/saglikli-bir-ummet-olabilmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 May 2015 12:40:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[11 Mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[16:120]]></category>
		<category><![CDATA[2:143]]></category>
		<category><![CDATA[21 Mayıs]]></category>
		<category><![CDATA[21:92]]></category>
		<category><![CDATA[23:52]]></category>
		<category><![CDATA[3:110]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülmecit Çermoy]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşik Kafkasya Dağlıları Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Birr 66]]></category>
		<category><![CDATA[Buhârî]]></category>
		<category><![CDATA[Çarlık Rusyası]]></category>
		<category><![CDATA[Edeb 27]]></category>
		<category><![CDATA[Emeviler]]></category>
		<category><![CDATA[Enver Paşa]]></category>
		<category><![CDATA[Haydar Bammat]]></category>
		<category><![CDATA[islam müktesebatı]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkas Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Kızıl Ordu]]></category>
		<category><![CDATA[M. Aydın Turan]]></category>
		<category><![CDATA[müminler]]></category>
		<category><![CDATA[Müslim]]></category>
		<category><![CDATA[Şimali Kafkas Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Terekkale]]></category>
		<category><![CDATA[Ufuk Tavkul]]></category>
		<category><![CDATA[ümmet]]></category>
		<category><![CDATA[Vladikavkaz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=89</guid>

					<description><![CDATA[“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta tek bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hastalandığında, diğer uzuvları da bu yüzden uykusuz kalıp ateşler içinde onun ıstırabına ortak olurlar.” (Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66). &#160; TDK’nın çıkardığı Türkçe Sözlük sağlığı; vücudun hasta olmaması durumu, vücut esenliği, esenlik, sıhhat ve afiyet olarak tanımlar. Dünya Sağlık [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta tek bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hastalandığında, diğer uzuvları da bu yüzden uykusuz kalıp ateşler içinde onun ıstırabına ortak olurlar.”</em></p>
<p><em>(Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66).</em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>TDK’nın çıkardığı Türkçe Sözlük sağlığı; vücudun hasta olmaması durumu, vücut esenliği, esenlik, sıhhat ve afiyet olarak tanımlar. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ise sağlığı; “yalnızca hastalık ve sakatlık durumunun olmayışı değil, aynı zamanda bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali” olarak tanımlamaktadır. Sağlığın Arapçadaki karşılığı olan “sıhhat” kelimesi doğruluk manasını da ihtiva eder. Sağlık ve sıhhatin olmayışını ifade eden “hasta” kelimesi Farsça’da “yorgun” demektir. İslam ümmetinin mevcut vaziyetini bu tanımlara göre ele aldığımızda ne fiziki, ne biyolojik, ne psikolojik ne de sosyal açıdan pek de sağlıklı olmadığını üzülerek görürüz.</p>
<p>“Ümmet” kelimesi Arapçada yönelmek, kastetmek; öne geçmek, imam olmak anlamındaki ‘<em>e-me-me</em>’ kökünden türemiş olup aynı kökten gelen ‘<em>ümm</em>’ bir şeyin aslı, anası demektir. Sözlükte cemaat, topluluk anlamına gelen ‘ümmet’ kelimesi (çoğulu ‘<em>ümem</em>’), zaman, yol ve din manasına da gelmektedir. Kur’an’da atmış dört yerde geçen ‘ümmet’, kavram olarak; ‘kendi iradeleriyle veya bir zorunluluk sonucunda aynı yerde, aynı zamanda veya aynı dine uymak suretiyle bir arada yaşayan topluluk’ şeklinde tanımlanabilir. Kur’an’da, insan toplulukları, din mensupları, canlılar ve kuşlar gibi farklı topluluklar için kullanılan ‘ümmet’ kelimesi Hz. İbrahim’in (as) ‘tek başına bir ümmet’ olduğu şeklinde kullanılmıştır (16:120).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ümmetin kavramsal karşılığı</strong></p>
<blockquote><p>Elde Kur’an gibi bir mucize-i baki varken, Allah Rasulü’nün vahyi hayata tatbik şekli demek olan sünneti ortadayken sağlıklı ümmeti oluşturmak gerçekten kolaydır.</p></blockquote>
<p>İslam müktesebatında ‘ümmet’ kavramı daha çok İslam’a gönül vermiş müslüman toplumu ifade eder. Dünyadaki bütün Müslümanlar bu topluluğun doğal üyesidir. Bu ümmetin imamı/önderi Hz. Muhammed (s), kitabı Kur’an, ülkesi İslâm’ı yaşayabildikleri her yer, hedefi ise İslâm’ın gerçek uygulayıcıları olarak diğer insanlar üzerine Hakk’ın şahitleri olmak ve imtihanı kazanmaktır. Nitekim Kur’an’a göre İslam ümmeti bir tek ümmettir (21:92, 23/52). Yeryüzündeki bütün sınırlara, farklı dil ve renklere rağmen İslâm ümmeti Kur’an’ın emriyle bir bütündür, din ve inanç açısından kardeştir ve Kur’an’ın ipine sımsıkı sarılarak birlik (vahdet) oluşturur. Ma’rufu yaymaya, münkeri  önlemeye çalışan İslâm ümmeti, insanlık içerisinden çıkartılmış en hayırlı ümmettir (3:110). Bu üstünlük soy, kabile, renk, sosyal sınıf, zenginlik ve iktidar açısından değil; Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle davranma (takva) ve vahyin öğrettiği ilkelere ve ölçülere uymada, hayrın ve ma’rufun yaygınlaşması için çalışmadadır.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dengeli ümmet modeli</strong></p>
<p>Sağlıklı olma hali dengeyi koruyabilme ve dengeli davranabilme, işlevlerini en iyi şekilde yerine getirebilme yetisiyle ölçülür. Kur’an’da yer alan “<em>ummeten vesetan</em>; vasat, mûtedil ümmet” kavramı (2:143); aşırılıklar karşısında adil bir denge gözeten, hem zevk ve sefahati hem de mübalağalı bir zühdü reddederek insanın tabiatını ve imkânlarını değerlendirmede gerçekçi ve makul davranan bir topluluğu ifade eder. İslâm ümmeti bir denge toplumudur. Bu toplum inançta ve ibadette, çalışma ve kazanmada, eğlenme ve dinlenmede, üretme ve tüketmede, güç kullanmada ve yargılamada,  dünya ve ahiret, korku ve ümit, sevgi ve nefret, saygı ve tevazu, düşmanlık ve savaş gibi hususlarda orta yolu tercih eden erdemli ve dengeli insanların oluşturduğu bir yapıdır. Ümmetin sağlıklı mensupları hiç bir konuda aşırı değildirler. Hakka ve adalete uygun hareket etmek, insanlara her konuda örnek olmak Ümmet-i Muhammed’in temel özelliğidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ümmetin hâl-i pürmelâli</strong></p>
<p>Bugün için Müslümanların sağlıklı ve dengeli bir ümmet görüntüsü verebildiğini ve İslam’ı layıkıyla temsil edebildiğini söylemek zor da olsa bu mümkündür ve elzemdir. Her ne kadar Emevilerle başlayan saltanat odaklı yönetim anlayışı günümüzde devam ediyorsa da, özellikle son iki asırda gazaba uğramışların ve sapıtmışların fazlaca etki alanına girmişse de Müslümanların İslam’ın şahsiyet ve izzetiyle yeniden buluşması zor değildir. Elde Kur’an gibi bir mucize-i baki varken, Allah Rasulü’nün örnek hayatı ve vahyi hayata tatbik şekli demek olan sünneti ortadayken sağlıklı ümmeti oluşturmak gerçekten kolaydır. Yeter ki, ölçümüz Kur’an olsun. Bu durumda tedvin kabiliyetimizi yeniden kazanarak, vahye mutabık bir hayatı inşa ederek, Müslümanların insanlığa şahit olma sorumluluğunu yerine getirmesi müyesser olacaktır. Müslüman şahsiyetin inşasına ve dolayısıyla dengeli ümmetin oluşumuna menfi yönde tesir eden etkenleri tespit ederek, küresel projelerle bozulan ümmet imajını düzeltmek için elden gelen tüm çabayı harcamak müminlerin üzerine borçtur. Bu ıslah ve yenilenme çabasını ortaya koyamaz isek, ailesinde İslami terbiyesini yeterli düzeyde alamamış, işgal edilmiş coğrafyalarda sömürgecilere hizmet eden bozuk siyasi düzenlerde, ahlaki ve dinî kaygılardan uzak sosyal ortamlarda yetişmiş milyonlarca Müslümanın İslam’ı temsil yeteneği gelişemeyecektir.</p>
<p>Aklıyla değil duygularıyla hareket eden, aşağılık ya da büyüklük kompleksi taşıyan, hakkı değil gücü, liyakati değil sadakati önceleyen, sorumluluğunu üstlenip gereğini yapmak yerine mehdi/kurtarıcı bekleyen, tek dünyalı eğitim çarkının şekillendirdiği, medyanın çok yönlü kuşatması altında kalmış, sağlam bilgiye değil menkıbelere kulak kabartan Müslümanların İslam’ı yetkinlikle temsil edemediği ortadadır. Müktesebatımızı Kur’an’ın eleğinden geçirerek kendimizle yüzleşirsek, Allah’ın koyduğu ilkeleri yeterli görüp dine zam yapmaya ya da iskonto yapmaya yeltenmeden vahye mutabık bir hayat inşa etmeye karar verdiğimiz zaman, Rabbimizin bizleri yeryüzünün varisleri kıldığını göreceğiz. Zira buna vadi var ve O, asla vadinde hulfetmez.</p>
<p>Zulümden uzak durup adaleti üstün tutarsak, cehaleti ilim ile yenersek, saltanat yerine şûrâ, yani ortak akıl ve istişare ile işlerimizi yürütürsek, günah ve düşmanlık yerine iyilik ve takvada yardımlaşarak sorumluluk bilincimizi geliştirirsek, insanlığın ortak iyilerini yaygınlaştırıp ortak kötülükleri engellemeye çalışırsak, ifrat veya tefrite saplanıp uçlarda gezinmek yerine dengeli, orta yolu tutan bir ümmet, sağlıklı bir toplum olursak, Allah elbette Müslümanları yeryüzünün varisi kılacaktır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sevinci ve kederi paylaşabilmek</strong></p>
<p>Gerek toplumun küçük bir numunesi olan ailede gerekse ailenin büyük bir nüshası olan toplumda sevgi, saygı ve şefkat ilişkilerin zeminini oluşturmuyorsa hastalıklı durumların ortaya çıkması, fonksiyon yitimi yaşanarak sorunların, dolayısıyla acı ve huzursuzlukların ortaya çıkması kaçınılmaz olur. Küçük, orta veya büyük, hangi ölçekte olursa olsun sağlıklı bir sosyal grubun en belirgin özelliklerinden biri de sevinçlerini ve kederlerini paylaşabilmesidir. Ümmet-i Muhammed’in üzüntülerini paylaşma kabiliyeti nispeten gelişmiş olmakla birlikte sevinci paylaşma hususunda aynı gözlemi yapmak zor olmaktadır.</p>
<p>Bugün 11 Mayıs. On gün sonra 21 Mayıs. Ümmete mensubiyetiyle iftihar edenlere sorsak, sizin için bu iki tarih ne anlam ifade ediyor diye, doğru bir cevap alma ihtimalimiz oldukça düşüktür. 29 Mayıs’ın mana ve ehemmiyetini sorduğumuzda alacağımız isabetli cevap sayısı elbette daha fazla olacaktır. Ancak, 29 Mayıs’ta İstanbul’da düzenlenecek fetih kutlamaları İslam âleminde ne kadar yankı bulabilecek, hep birlikte göreceğiz. 21 Mayıs 1864’te Kafkas halklarının binlerce yıl yaşadıkları yurtlarından sürülüşünün başlangıç günüdür. Bu meseleyi gelecek hafta ele alacağımız ‘insanlığın sürgünlerle yüzleşebilmesi’ konusu içinde değerlendirmek daha uygun olacağından bu gün sadece 11 Mayıs sevincini paylaşmakla yetinelim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>11 Mayıs 1918: Şimali Kafkasya Cumhuriyeti</strong></p>
<blockquote><p>11 Mayıs 1918’de kurulan Şimali Kafkasya Cumhuriyeti Osmanlı Devleti başta olmak üzere bazı büyük devletlerce tanınmış, iki ülke arasında bir dizi antlaşma imzalanmıştır.</p></blockquote>
<p>Rus işgalini hiç bir zaman kabullenmemiş ve her fırsatta Rusya’ya karşı ayaklanmaya devam eden Kafkas halkları, Birinci Dünya Savaşı’nda Rusya’nın yenilmeye başlamasını bağımsızlık yolunda umut verici bir gelişme olarak değerlendirdi. Bu sırada, daha önce Osmanlı Devleti topraklarına sürülmüş olan Kafkasya muhacirlerinin kurdukları cemiyetlerin temsilcileri 1916 yılında Berlin, Viyana, Lozan gibi kentlerde toplanan kongrelere katılarak Avrupa’da Kafkasya’nın Rusya esaretinden kurtarılması için faaliyetler yürüttü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Çarlık rejiminin sonunu hazırlayan Şubat 1917 ihtilalini fırsat bilen Kafkasyalılar 8 Mart 1917’de Terekkale (Vladikavkaz) şehrinde Birleşik Kafkasya Dağlıları Birliği’nin Geçici İdaresi adıyla millî bir teşekkül meydana getirdiler. Bu teşekkülün öncülüğüyle bütün Kafkasya’dan gelen 500 temsilcinin katılımıyla 3-7 Mayıs 1917 tarihleri arasında Birinci Genel Kuzey Kafkasya Kongresi toplandı. Kongrede dil bakımından aralarında farklar bulunan Kafkas halklarının gelenek, görenek ve hayat felsefesi yönünden bir millet halinde birleşip kaynaştıkları vurgulandı. Andi şehrinde 18 Eylül 1917’de toplanan ikinci kongreye katılan 1.500 temsilci Birleşik Kafkasya Dağlıları Cumhuriyeti’nin anayasasının temel ilkelerini belirledi. Bu ilkeler arasında Kafkasyalıların siyasî bir birlik teşkil ettikleri ve bu birlik içinde her kabilenin tam bir özerkliğe sahip olacağı gibi önemli maddeler yer almaktaydı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Birleşik Kafkasya Dağlıları Geçici Hükümeti Rusya’dan ayrılarak bağımsız bir devlet kurduğunu daha 20 Kasım 1917 tarihinde duyurmuştu. Ruslara karşı ittifak imkânlarını araştırmak üzere Abdülmecit Çermoy ve Haydar Bammat başkanlığında bir heyet 1918 Nisanında Trabzon’a geldi. Kafkasya heyeti Enver Paşa ile görüşmek üzere Batum’a da gitti. Heyetin tekliflerini kendi siyasetine uygun bulan Enver Paşa onları İstanbul’a getirerek hükümetin diğer üyeleriyle görüşmelerini sağladı. Böylece Osmanlı siyasî ve askerî çevrelerinde Kafkasya meselesi bir anda ön plana çıktı&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kafkasyalılar 11 Mayıs 1918’de Şimali Kafkasya Cumhuriyeti’ni kurduklarını ilan ettiler ve bunu Osmanlı Devleti ile diğer ülkelere birer nota ile duyurdular. Osmanlı Devleti başta olmak üzere bazı büyük devletler bu yeni devleti tanımış, bir dizi antlaşmalar imzalamıştır. 11 Mayıs, Kafkas halklarının, ümmetin tüm halkları tarafından bilinmeyi ve paylaşılmayı bekleyen bir sevinç günüdür. Ne var ki bu sevinç uzun süreli olamadı. M.Kemal tarafından kurulan Ankara hükümetinin Sovyet hükümeti tarafından tanınması ve 16 Mart 1921 tarihli Moskova antlaşmasının imzalanmasıyla, Kafkasyalılar Türkiye’den umutlarını kestiler. Böylece, 11 Mayıs 1918’de kurulan Şimali Kafkasya Cumhuriyeti, Sovyet Kızıl Ordusu’nun Kafkasya’yı bütünüyle işgal etmesiyle yıkılmış oldu&#8230;<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kafkas İslam Ordusu’nun kısa süreli desteği ve Kuzey Kafkasya halklarının cansiperane direnişleri Kızıl ve Beyaz Rus ordularının peşpeşe gelen yoğun saldırıları karşısında daha fazla direnemedi&#8230; Ancak, Kafkasya’nın Ruslara karşı verdiği üç asrı aşkın mücadele bitmiş değildir. Birleşik Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti’nin yeniden kurularak ümmet bünyesindeki saygın yerini alması diri bir ideal olarak hatırı sayılır miktarda taraftar bulabilmektedir&#8230;</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Geniş bilgi için bkz: Hüseyin Kerim Ece, “Kur’an’a Göre Dengeli Ümmet Profili”, Kur’ani Hayat, Mayıs-Haziran 2015, sayı: 41, s.12-22.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Bu konuda geniş bilgi için; Prof.Dr. Ufuk Tavkul ile M. Aydın Turan’ın “Kafkasya Dağlıları Birliği” konusundaki yazılarına ve Sefer E. Berzeg’in <strong>Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti</strong> (1917-1922) isimli 3 ciltlik eserine (Birleşik Kafkasya Derneği Yayınları, İstanbul, 2006) bakılabilir. İstanbul Fatih’te Kafkas Vakfı’nda 11 Mayıs 2015 tarihinde organize edilen panelde, konunun uzmanları Sefer E. Berzeg, Cem Kumuk ve Erol Karayel’in sunduğu tebliğler şu linkten izlenebilir: <a href="http://www.kafkas.org.tr/etkinlikler/kuzey-kafkasya-cumhuriyeti-97-kurulus-yil-donumu">http://www.kafkas.org.tr/etkinlikler/kuzey-kafkasya-cumhuriyeti-97-kurulus-yil-donumu</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/saglikli-bir-ummet-olabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
