<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>FAALİYETLERİN DEĞİŞİMİ Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://fethigungor.net/etiket/faaliyetlerin-degisimi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/etiket/faaliyetlerin-degisimi/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Tue, 13 Mar 2018 14:55:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>STK’LARIMIZDAKİ HIZLI DEĞİŞİMİ  YABANCILAŞMADAN YÖNETEBİLMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/stklarimizdaki-hizli-degisimi-yabancilasmadan-yonetebilmek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/stklarimizdaki-hizli-degisimi-yabancilasmadan-yonetebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Mar 2018 14:55:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[28 ŞUBAT POSTMODERN DARBESİ.]]></category>
		<category><![CDATA[CEPHELEŞME]]></category>
		<category><![CDATA[DEĞİŞİMİN YÖNETİLMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[DEVLETLE BÜTÜNLEŞME]]></category>
		<category><![CDATA[DEVLETLE YAKINLAŞMA]]></category>
		<category><![CDATA[FAALİYETLERİN DEĞİŞİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[FORMELLEŞME]]></category>
		<category><![CDATA[GÖNÜLLÜLÜK POLİTİKALARI]]></category>
		<category><![CDATA[İLKE İLİM KÜLTÜR EĞİTİM DERNEĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİ STK’LAR]]></category>
		<category><![CDATA[KURUM DIŞI FON]]></category>
		<category><![CDATA[KURUMSAL AİDİYET]]></category>
		<category><![CDATA[KURUMSAL DEĞİŞME]]></category>
		<category><![CDATA[KURUMSAL YAPI]]></category>
		<category><![CDATA[Kurumsal Yönetim Akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[KUTUPLAŞMA]]></category>
		<category><![CDATA[KYA]]></category>
		<category><![CDATA[LÜTFİ SUNAR]]></category>
		<category><![CDATA[ODAKLAŞMA]]></category>
		<category><![CDATA[ÖRGÜTSEL DEĞİŞİM]]></category>
		<category><![CDATA[PROFESYONELLEŞME]]></category>
		<category><![CDATA[PROJE EKSENLİ ÇALIŞMALAR]]></category>
		<category><![CDATA[UZMANLAŞMA]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=647</guid>

					<description><![CDATA[‘28 Şubat Postmodern Darbesi’nin ardından İslami STK’ların yapısında yaşanan önemli değişimleri konu edinen üç yıllık alan araştırmasını tamamlayan İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği, STK’ların yönetim, kurumsallaşma ve süreklilik sorunlarına çözüm üretmek amacıyla kurduğu Kurumsal Yönetim Akademisi’nin (KYA) ilk çalışmasını kamuoyuyla paylaştı. Önde gelen 30 İslami STK’dan 40 kıdemli yönetici ile yapılan derinlemesine görüşmeler, vaka analizleri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>‘28 Şubat Postmodern Darbesi’nin ardından İslami STK’ların yapısında yaşanan önemli değişimleri konu edinen üç yıllık alan araştırmasını tamamlayan İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği, STK’ların yönetim, kurumsallaşma ve süreklilik sorunlarına çözüm üretmek amacıyla kurduğu <strong>Kurumsal Yönetim Akademisi</strong>’nin (KYA) ilk çalışmasını kamuoyuyla paylaştı. Önde gelen 30 İslami STK’dan 40 kıdemli yönetici ile yapılan derinlemesine görüşmeler, vaka analizleri ve doküman incelemelerine dayanarak hazırlanan “Türkiye’de İslami STK’ların Kurumsal Yapı ve Faaliyetlerinin Değişimi” başlıklı araştırma raporunun <strong>sonuç</strong> kısmında, İslami STK’ların kurumsal değişim süreçlerinin hızlanarak devam edeceği öngörülerek çözüm önerileri de şu şekilde sıralanmıştır:</p>
<p>“<strong>1.</strong> Son yıllarda kurumsal formelleşmeyle kurumsal <strong>yapı</strong> ile kurumsal <strong>aidiyet</strong> arasında bir <strong>açık</strong> oluşmuştur. Bu açığın gelecekte daha da artacağı öngörülmektedir. Bu aynı zamanda İslami STK’lar için bir <strong>kimlik ve tarz değişimi</strong> anlamına da gelmektedir. Oluşturacak kimlik ve aidiyet sorunlarını aşmak üzere İslami STK’ların varoluş gayelerini tüm kurumsal süreçlere aktarmak üzere bilinçli bir şekilde kurumsal yapılanmalarını ve faaliyetlerini <strong><em>gözden geçirmeleri</em></strong> gerekmektedir.</p>
<p>2. Önümüzdeki on yılda İslami STK’ların mali kaynaklarındaki mevcut değişim eğiliminin devam etmesi öngörülmektedir. Bu çerçevede <strong>kurum dışı fon ve kaynak kullanımı</strong>nın artacağı beklenmektedir. Ancak kaynaklardaki bu değişim aynı zamanda politik ve ekonomik şartlardaki değişimlere duyarlı bir <strong>dışa bağımlılık</strong> da oluşturmaktadır. Bu dışa bağımlılığın bu kurumların, kuruluş gayelerine uygun bir biçimde varlıklarını sürdürmesi açısından bir <strong>tehdit</strong> oluşturmaması için geleneksel kaynakların faaliyetlere nispetle uygun bir biçimde genişletilmesi gerekmektedir. Bu anlamda sabit faaliyetler ile sabit kaynaklar arasındaki <strong><em>orantının korunması</em></strong> önerilmektedir.</p>
<p>3. İslami STK’ların kaynak bağımlılığına bağlı olarak (çevre koşullarının değişimine uyum sağlayarak) yaşadıkları <strong>örgütsel değişimler</strong> devam edecektir. Bu bağlamda kurum çıktılarını kamuoyuna daha açık ve kolay bir biçimde göstermenin ve kaynak bulmada avantajlı olduğu için <strong>proje eksenli çalışmalar</strong>ın sayı ve ağırlığının da gittikçe artması beklenmektedir. Ancak faaliyetlerdeki bu değişim aynı zamanda bu kurumların <strong>kimliklerini</strong> kazanmalarına zemin hazırlayan geleneksel faaliyetlerin de geri planda kalmasına yol açabilir. Belirli bir periyodu kapsayan projelerin kurumsal sürekliliği yansıtmada çeşitli sorunlar meydana getirmesi söz konusudur. Bu sebeple <strong><em>geleneksel faaliyetlerin</em></strong> güncellenerek, geliştirilerek ve çeşitlendirilerek <strong><em>sürdürülmesi</em></strong> bu riski minimize edecektir.</p>
<p>4. Kuruluşlardaki insan kaynaklarındaki mevcut değişim eğilimi devam edecektir. Bu bağlamda gittikçe cemaatsel ilişkilerden gelen gönüllüden ziyade kuruluşun çalışma alanı üzerinden ve <strong>halkla ilişkiler faaliyetlerinden gelen gönüllüler</strong>in sayısında artış olacağı öngörülmektedir. İnsan kaynaklarında yaşanan bu değişimi çerçevelemek üzere profesyonel çalışanlar ve gönüllüler için eğitim ve kapasite geliştirme faaliyetlerine katılımı da kapsayacak şekilde insan kaynakları politikaları hazırlanmalıdır. Kurumlardaki gönüllü katılımını geliştirmek üzere <strong><em>gönüllülük politikaları geliştirilmeli</em></strong>dir.</p>
<p>5. Girilen ilişkiler ve ilgi duyulan alanlar göz önüne alındığında STK’lardaki <strong>uluslararasılaşma</strong>nın artarak devam edeceği öngörülmektedir. Ancak mevcut durumla kıyaslandığında uluslararası faaliyetlerin önümüzdeki on yıl içerisinde bugünkü mevcut durumdan farklı olarak kişisel ilişkileri aşarak ve kurumsal bir mahiyet kazanarak daha derinlikli bir hâl alacağı öngörülmektedir. Buna bir hazırlık olması bakımından İslami STK’ların <strong><em>uluslararası ilişkiler birimleri</em></strong>ni kurmaları veya güçlendirmeleri önerilmektedir.</p>
<p>6. Son yıllarda yaşanan toplumsal ve siyasi çalkantıların da etkisiyle İslami STK’ların üzerinde yer aldıkları cemaatsel zeminlerdeki değişimlerin hızlanarak devam edeceği öngörülmektedir. Buna bağlı olarak kurumlardaki yukarıdan aşağıya doğru olan <strong>hiyerarşik yönetim süreçleri</strong>nin de işleyişinde sorunların artarak devam etmesi beklenmektedir. Bu sorunlar yönetim kademeleri ile gönüllü kademelerin birbiri ile olan irtibat ve bağının zayıflamasına yol açmaktadır. Bu sebeple kurumsal dinamizmi sürdürme açısından İslami STK’ların <strong><em>yönetişim</em></strong> ilkelerini belirlemeleri <strong><em>ve katılımcılık sorunlarını aşma</em></strong>ları gerekmektedir.</p>
<p>7. İnternetin oluşturduğu imkânlar ile değişen bağışçılık yapısı ve mali kaynakların farklılaşması ile birlikte İslami STK’ların gittikçe daha <strong><em>şeffaf ve hesap verebilir</em></strong> hâle gelmeleri beklenmektedir. Bu sürecin ilerletilebilmesi için yasal çerçevenin de kolaylaştırılması sağlanmalıdır. Dolayısıyla İslami STK’ların sivil toplum alanındaki mali ve idari yapının şeffaflaşmasına katkı sağlayacak yasal bir çerçevenin oluşumu için aktif ve talepkâr olması gerekmektedir.</p>
<p>8. İslami STK’larda <strong>kadınların sayı ve görünürlükleri</strong>ndeki mevcut eğilim artarak devam edecek; kadınlar gittikçe daha fazla yönetsel konumlara geleceklerdir. Kurumlarda hâlihazırda kadınların artan etkinliğinden rahatsız olanların mevcudiyeti göz önüne alınırsa bunun bir kurumsal değişim yönetimi gerektirdiği görülebilir. Bu minvalde <strong><em>STK mekânlarının ve faaliyetlerinin kadınların katılım ve temsili için uygun hâle getirilmesi</em></strong> bu sorunların aşılmasına katkı sağlayabilir.</p>
<p>9. İslami STK’ların son zamanlarda gittikçe daha fazla miktar ve oranlarda <strong>kamu kaynak, imkân ve fonları</strong>ndan faydalandıkları görülmektedir. Ancak henüz bu kaynakların kullanımı için <u>rekabetçi, açık bir başvuru ve değerlendirme sisteminin oluşturulamaması</u> çoğunlukla bu kaynaklara erişebilmek için şahsi ilişkilerin devreye girmesine yol açmaktadır. Kamu kuruluşları ile girilen bu tür ilişkiler kuruluşların özerkliklerine zarar vermekte ve gittikçe bu kuruluşları siyasileştirmektedir. Bu sebeple İslami STK’ların <strong><em>amaçlarına bağlı kalarak</em></strong> varlıklarını devam ettirebilmeleri için kamu kuruluşları ile girdikleri mali ilişkilerin açık ve şeffaf bir çerçeveye oturtulması zaruridir. Bunun için <strong><em>kamunun STK desteklerinin koordinasyonundan sorumlu ulusal bir yapı</em></strong> veya mekanizma oluşturulmalı ve destek çerçevesi daha açık hâle getirilmelidir. Proje desteği veren kamu kuruluşlarının internet sayfasında desteklenen kuruluşların ve projelerin isimleri, özetleri ve projenin toplam maliyeti ile yapılan hibe tutarı kamuoyunun erişimine açık şekilde paylaşılmalıdır. Buna ek olarak İslami STK’ların da her yıl kamudan aldıkları her türlü <strong><em>resmî desteği faaliyet raporlarında paylaşmaları</em></strong> bir güven oluşturmak bakımından önerilmektedir. Böylece devlet ile STK’lar arasındaki ilişki izlenebilir, şeffaf bir hâle gelecektir.</p>
<p>10. İslami STK’lar ile iş dünyası arasındaki ilişkiler hâlen <u>şahsi ve gayri resmî</u>dir. Bu kuruluşlarda kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları hâlen daha istisnaidir. Özel sektörün STK’lara ayni ve maddi destek vermesini kolaylaştıran ve bunu teşvik eden bir yasal çerçevenin oluşturulması meselesi önemini korumaktadır. Aynı zamanda kaynak çeşitlemesi ve yaygınlaşma açısından İslami STK’ların çalışmalarına <strong><em>özel sektörden destekler alma</em></strong>da daha açılımcı olmaları önerilmektedir. Özel sektör ile İslami STK’ları bir araya getirecek iletişim kanalları güçlendirilmeli; örnek uygulamalar yaygınlaştırılmalı ve olumlu modeller oluşturulmalıdır.</p>
<p>11. Son zamanlarda sıkça konuşulduğu üzere İslami STK’ların <strong>gençlere erişim</strong>indeki sorunların artarak devam edeceği öngörülmektedir. Özellikle kullanılan muhafazakâr dilin ve yeni kuşağın sorunlarını kavrayamayan bakışın bunda rolü büyük gözükmektedir. Gençliğe erişim ve <strong><em>gençliğin katılımı konusunda yeni çalışma stratejilerinin geliştirilmesi</em></strong> gerekmektedir.</p>
<p>12. İslami STK’ların birbiri ile ilişki ve iletişimini güçlendirecek, ortak sorunlara ortak çözümler üretebilecekleri mevcut platformların etkinliği artırılmalı ve yenileri oluşturulmalıdır. Bu anlamda son zamanlarda daha çok siyasi saiklerle çeşitli platformlarda bir araya gelen İslam STK’ların aynı zamanda bu iletişimi, kendi faaliyetlerine dair etkileşim ve birbirini desteklemek üzere de geliştirmeleri gerekmektedir.</p>
<p>13. Son yıllarda siyasal alanda yaşanan <strong>kutuplaşma</strong>nın İslami STK’ların söylem ve faaliyetlerine de yansıdığı görülmektedir. Bu kutuplaşma bir açıdan <u>kontrolsüz bir siyasallaşm</u>ayı da beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla bu eğilim devam ettikçe İslami STK’ların <u>müntesipleri üzerindeki yönlendirici etkilerinin zayıflaması</u> söz konusudur. Nitekim bu minval üzere endişeler yaygındır. Aynı zamanda sözkonusu <strong>cepheleşme</strong> hâli, bu kuruluşların toplumun geniş kesimlerine erişimine dair de <u>kısıtlayıcı</u> bir etken oluşturmaktadır. Dolayısıyla İslami STK’ların hızlı bir biçimde kutuplaşma siyasetinin ötesine geçmeleri ve <strong><em>toplumun genelini kucaklayıcı bir söylem ve faaliyet çerçevesi kurmaları </em></strong>gerekmektedir.</p>
<p>14. 15 Temmuz sonrasında ortaya çıkan yeni koşullar İslami STK’ların toplumdaki algısını olumsuz etkilemektedir. Uzunca bir zaman İslami söylem ve argümanları güçlü bir biçimde kullanan bir yapının darbe girişiminde bulunmasının, aynı zamanda benzer argüman ve söylemleri kullanmak durumunda olan diğer kuruluşlar için de bir <strong>güvensizlik oluşturduğu</strong> görülmektedir. Bu yaygın sorunu aşmak üzere, İslami STK’ların oluşturacakları platformlar dâhilinde ve ayrı ayrı olarak bu yeni durumla başa çıkmak üzere <strong><em>şeffaflığa dayalı geniş çaplı bir iletişim stratejisi oluşturmaları</em></strong> gerekmektedir.</p>
<p>15. İslami STK’ların son on yılda devam eden <strong><u>devletle</u></strong> yakınlaşma süreci gittikçe bir <strong><u>bütünleşme</u></strong>ye dönüşmektedir. Bu yakınlaşma bir taraftan çalışma alanını ve kaynakları genişletmesi ve meşruiyet problemini gidermesi sebebiyle olumlu bir etki oluştururken diğer taraftan da İslami STK’ların <u>sosyal dinamizmini olumsuz etkilemekte</u>dir. Zira bu kuruluşlar artık geliştirecekleri politikalarda ve yapacakları faaliyetlerde eskisi kadar rahat ve bağımsız hareket edememektedirler. Eğer İslami STK’lar devlet ile girdikleri ilişkiyi <strong><em>kontrollü bir mesafeye çekme</em></strong>zlerse daha önce Kemalist STK’ların başına gelen <u>toplumdan kopma</u> riski ile karşı karşıya kalabilirler. Dolayısıyla bu kuruluşların <strong><em>toplum ve problem temelli olma</em></strong> vasıflarını korumaları gerekmektedir. Bunun için İslami STK’ların toplumsal ağlarını ve ilişkilerini canlı tutmaları gerekmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak İslami STK’ların girmiş oldukları <strong>formelleşme, odaklaşma, uzmanlaşma ve profesyonelleşme</strong> eğiliminin devam edeceği öngörülmektedir. Buna bağlı olarak ortaya çıkacak imkân ve zaafların, fırsat ve tehditlerin dikkatli bir biçimde izlenmesi gerekmektedir. Kurumları varoluş gayelerinden koparacak <u>hızlı değişimler</u> kadar hayatiyetlerini koruyamayacak duruma gelmelerine sebebiyet verecek <u>tutuculuklar</u> da gelecek açısından sorun oluşturmaktadır. Yaşanan hızlı <strong><em>değişimin yönetilmesi</em></strong>, yönlendirilmesi ve olumsuz yönlerinin bertaraf edilip olumlu yönlerinin artırılması için gerçekleştirilecek <strong><em>araştırma, izleme ve planlama çalışmalarının sürdürülmesi</em></strong> gerekmektedir.” (Sunar, 2018: 81-84).</p>
<p>Kurumsal Yönetim Akademisi’nin, öngörü ve önerilerini katılarak iktibas ettiğimiz “Türkiye’de İslami STK’ların Kurumsal Yapı ve Faaliyetlerinin Değişimi” başlıklı alan araştırmasının STK yöneticilerimiz başta olmak üzere tüm ilgilerce dikkate alınacağını umuyor, hâlen devam etmekte olan benzer iki ayrı alan araştırmasının da muvaffakiyetle neticelenerek kamuoyuyla paylaşılmasını temenni ediyorum.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p>SUNAR, Lütfi; <strong>Türkiye’de İslami STK’ların Kurumsal Yapı ve Faaliyetlerinin Değişimi</strong>. Kurumsal Yönetim Akademisi Araştırma Raporları-1, KYA yayını, İstanbul 2018, 90 s.,  http://www.kurumsalyonetim.org/tr/yayinlar/turkiyede-islami-stklarin-kurumsal-yapi-faaliyetlerinin-degisimi, 10.02.2018.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/stklarimizdaki-hizli-degisimi-yabancilasmadan-yonetebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>STK’LARIMIZDA SAĞLAM BİR  KURUM YAPISI VE KÜLTÜRÜ OLUŞTURABİLMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/stklarimizda-saglam-bir-kurum-yapisi-kulturu-olusturabilmek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/stklarimizda-saglam-bir-kurum-yapisi-kulturu-olusturabilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Mar 2018 05:43:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[15 TEMMUZ DARBE GİRİŞİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[28 ŞUBAT POSTMODERN MÜDAHALESİ]]></category>
		<category><![CDATA[DOÇ. DR. LÜTFİ SUNAR]]></category>
		<category><![CDATA[FAALİYETLERİN DEĞİŞİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[İLKE İLİM KÜLTÜR EĞİTİM DERNEĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİ STK’LAR]]></category>
		<category><![CDATA[KURUMSAL YAPI]]></category>
		<category><![CDATA[Kurumsal Yönetim Akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[KYA]]></category>
		<category><![CDATA[SİVİL ALANIN DÖNÜŞÜMÜ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=640</guid>

					<description><![CDATA[Son yirmi yılda İslami STK’ların yapısında yaşanan önemli değişimleri konu edinen üç yıllık alan araştırmasını tamamlayan İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği, STK’ların yönetim, kurumsallaşma ve süreklilik sorunlarına çözüm üretmek amacıyla kurduğu Kurumsal Yönetim Akademisi’nin (KYA) ilk çalışmasını kamuoyuyla paylaştı. Çevre ve Kaynaklardaki Değişimi Bilinçli Yönetebilmek Araştırma raporunu Şubat 2018 ayı başında basarak medya kuruluşları, üniversiteler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yirmi yılda İslami STK’ların yapısında yaşanan önemli değişimleri konu edinen üç yıllık alan araştırmasını tamamlayan İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği, STK’ların yönetim, kurumsallaşma ve süreklilik sorunlarına çözüm üretmek amacıyla kurduğu Kurumsal Yönetim Akademisi’nin (KYA) ilk çalışmasını kamuoyuyla paylaştı.</p>
<p><strong>Çevre ve Kaynaklardaki Değişimi Bilinçli Yönetebilmek</strong></p>
<p>Araştırma raporunu Şubat 2018 ayı başında basarak medya kuruluşları, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla paylaşan KYA, ulaşılan sonuçları tartıştığı bir de toplantı düzenledi. 3 Mart 2018 tarihinde İLKE Derneği Teras Salonu’nda düzenlenen toplantıda “Türkiye’de İslami STK’ların Kurumsal Yapı ve Faaliyetlerinin Değişimi” başlıklı araştırma raporunun sunumunu gerçekleştiren Doç. Dr. Lütfi Sunar, son yirmi yılda İslami STK’ların yapı ve faaliyetlerinde yaşanan değişimi ele alan araştırmanın, önde gelen 30 İslami STK’dan 40 kıdemli yönetici ile yapılan derinlemesine görüşmeler, vaka analizleri ve doküman incelemelerine dayanarak hazırlandığını ifade etti. İslami STK’lardaki değişimin temel itici faktörünün <strong>çevre ve kaynaklardaki değişim</strong> olduğunu vurgulayan Sunar, son on yılda İslami sivil aktörlerin devletle gittikçe daha yakın ilişki ve iş birliğine gittiğini ifade etti. Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Sosyolog Sunar sunumunda şu hususları vurguladı:</p>
<p>En temel yönetim meselelerinden birisi “büyüme ve değişim sürecini yönetmek” olan İslami STK’ların; <strong>gayelerine odaklanma</strong>, gayelerini tüm profesyonel ve gönüllü çalışanlarıyla paylaşabilme, yeni zemine göre stratejik tercihlerde bulunma, etkin işleyen bir organizasyon yapısı oluşturma, nitelikli profesyonel ve gönüllü istihdamı yapabilme ve süreklilik gösteren finansal kaynaklara ihtiyacı bulunmaktadır. Daha da önemlisi tüm bunları gönüllülük ruhunu kaybetmeden etkin işleyen bir kurumsal yapı ve kurum kültürü oluşturarak yapmaları gerektiğidir.</p>
<p><strong>Gönüllülük Temelinde İşleyen Bir Kurum Yapısı ve Kültürü Oluşturabilmek </strong></p>
<p>“Türkiye’de İslami STK’ların Kurumsal Yapı ve Faaliyetlerinin Değişimi” başlıklı araştırma raporunun ulaştığı sonuçları özetle iktibas ederek özellikle STK yöneticileri ile gönüllülerin dikkatlerini rapora çekmekte yarar görüyorum:</p>
<p>“İslami STK’lar son yirmi yılda hem ciddi değişimler geçirmiş hem de gittikçe daha fazla görünür ve tartışılır olmaya başlamıştır. 28 Şubat postmodern müdahalesi ile başlayan ve 15 Temmuz Darbe Girişimi ile kapanan bu dönem İslami STK’lar açısından büyük dönüşümlerin yaşandığı bir dönem olmuştur. İslami STK’ların devlet açısından dönemin başındaki <strong>tehlikeli</strong> konumları dönemin sonunda <strong>gerekli</strong> konuma evrilmiştir. Bir başka ifadeyle İslami STK’ların devlet tarafından takip edilme ve bastırılmaları, desteklenme ve teşvik edilme süreçleri ile yer değiştirmiştir.</p>
<p>İslami STK’ların kurumsal yapı ve faaliyetlerindeki değişimi örgütsel değişim perspektifinden ele alan bu araştırmanın en önemli tespiti, İslami STK’lardaki değişimin temel itici faktörünün <strong>kaynaklardaki değişim</strong> olduğudur.</p>
<p>1980’lerde başlayan liberalizasyon ile oluşan sosyo-ekonomik değişimler 2000 sonrasında hızlanarak devam etmiştir. <strong>28 Şubat</strong> sürecinin baskıcı ve anti-demokratik uygulamaları İslami STK’ların içe kapanmasına; yapı ve faaliyetlerinde ciddi <strong>kırılmalar</strong> yaşamalarına neden olmuştur. Doksanlarda duraklayan liberalleşme ve küresel entegrasyon 2000’lerde bir taraftan IMF denetiminde uygulanan ekonomi politikaları diğer taraftan da Avrupa Birliği adaylık süreci ile şekillenen siyasi ve hukuki değişimlerle yeniden hızlanmıştır. Bu değişimler İslami STK’ların yeniden kamusallaşmasına zemin hazırlayan önemli etkenler arasındadır. Bu süreç İslami STK’lar için kurumsallaşma yönünde örgütsel değişim dönemidir.</p>
<p>Kurumsallaşma çerçevesinde yaşanan <strong>örgütsel değişimler </strong>kısaca şu şekilde özetlenebilir:</p>
<ol>
<li><em>Geleneksel enformel cemaat yapılarından <strong>formelleşmiş</strong> yapılara doğru bir geçiş yaşanmıştır. </em>2000 sonrası dönemde geleneksel pek çok İslami grubun kurumsallaşmaya başladığını görebiliriz. Bu kurumsallaşma ağırlıklı olarak bu grupların kendilerini bir kurumsal yapı üzerinden topluma aksettirmeleri ile yaşanmaktadır. Yeni tip İslami kuruluşların ortaya çıkması, yeni medya ve iletişim kaynaklarını kullanarak hızlı bir biçimde başarıya ulaşması da geleneksel aktörlerin bu kurumsallaşma biçimlerini taklit etmelerine ve neticesinde bütün bir İslami sivil alanın <strong>dönüşüm</strong>üne yol açmıştır.</li>
<li><em>İçe dönük bilinçlendirme faaliyetlerinden <strong>dışa dönük</strong> bilgilendirme faaliyetlerine doğru bir geçiş söz konusudur. </em>Araştırmamızda görüştüğümüz İslami kuruluşların hemen hemen tamamı en temelde ortaya çıkış maksatlarını ve misyonlarını toplumda kaybolan/kaybettirilen İslami bilincin yenilenmesi olarak ortaya koymaktadırlar. Ancak bu kuruluşların temel faaliyet alanlarına ve bu faaliyetlerin içeriklerine baktığımızda toplumu İslami yönden bilinçlendirmeye yönelik faaliyetlerin azaldığını ve gittikçe muhataplarına formel bir beceri ve birikim kazandırmaya yönelik faaliyetlerin öne çıktığını görmekteyiz. Artık bu kuruluşlar yaptıklarıyla mevcut sistemle uyumsuzluğu değil uyumu özendiren bir mahiyet kazanmışlardır. Dolayısıyla misyonun dönüştürücülükten gittikçe <strong>entegrasyon</strong>a doğru seyrettiğini söylemek mümkündür.</li>
<li><em>Dışa dönük yeni <strong>kamusal temsil</strong> biçimleri şekillenmektedir.</em> 2000 sonrası dönem aslında kamusal olarak pek çok şeyin yeniden biçimlendiği bir döneme tekabül etmektedir. İnternetin yaygınlaşması, sosyal medyanın iletişimi yeniden şekillendirmesi, eğitim sisteminde yaşanan değişimler İslami aktörlerin yeni kamusal temsil biçimlerine sahip olmasını doğurmuştur. Bir önceki dönemin <strong>protest</strong> radikal diline mukabil bu dönemin kamusal temsili <strong>dindarlık</strong> üzerinden gerçekleşmektedir. Bu dindarlığın temsilinin faaliyetlere yansıması eğitim ve sosyal yardım alanların öne çıkmasına neden olmuştur.</li>
<li><em>Yerel toplumsal ilişkilerden <strong>uluslararası</strong> ilişki ağlarına doğru bir açılım mevcuttur.</em> 2000 sonrasında İslami dayanışma ve kardeşlik fikriyle de desteklenerek yoğunlaşan uluslararası faaliyetler çoğunlukla eğitim ve sosyal yardım alanlarında gerçekleşmektedir. Çok az kuruluş (genellikle 1990’larda ortaya çıkan cemaatsel olmayan yeni tür yapılar) küresel düzeyde farklı ilişkilere girmeye, temsil ve lobi faaliyetlerine yönelmiştir.</li>
<li><em>Geleneksel mali kaynaklardan yeni dışsal <strong>fonlar</strong>a doğru önemli bir mali değişim söz konusudur. </em>İslami sivil kuruluşlar, hayırseverlik ve dinî dayanışma duygularından beslenen çeşitli mali kaynaklara sahiptir. Her Müslümanın vermesi gereken bir tür dinî vergi mahiyetindeki zekât, hayırseverliğin temel biçimi olan infak, İslami faaliyetlerin iki temel mali kaynağıdır. Özellikle 1950 sonrası dayanışma ağlarından sivil kurumlara geçilen dönemde bu iki kaynak kurumsal mobilizasyonun temel dayanağı olmuştur. Zamanla bu kuruluşların yine hayırseverlikten beslenen bağışlar yoluyla çeşitli gayrimenkuller, akarlar ve sabit gelirler elde etmeye başladıklarını görmekteyiz. Bu geleneksel kaynaklara 1980 sonrası dönemde ekonomideki kalkınmaya ve iş adamı profilinin değişimine bağlı olarak girişimcilikle <strong>zenginleşmiş</strong> kişilerin finansörlüğü eklenmiştir. Yükselen Anadolu sermayesi aynı zamanda kendi himayesinde çeşitli İslami faaliyetlerin finansörlüğünü de üstlenmeye başlamıştır. Temelde 1990’larda biçimlenmeye başlayan bu yeni <strong>mali ilişki</strong> esasında kurumsal yapıların dönüşümünün ve 2000 sonrası ortaya çıkan kamusallaşmanın arkasındaki <strong>itici</strong> dinamiği oluşturmaktadır.</li>
<li><em>Cemaat temelli gönüllü ilişkilerden <strong>profesyonel</strong> örgütsel yapılara doğru bir evrilme söz konusudur. </em>Proje eksenli faaliyet biçimindeki bu değişim, faaliyetlerin hitap ettiği grupları, onlarla iletişim biçimini ve bu faaliyetleri gerçekleştirenlerin ilişkilerini de değiştirmiştir. Görünen o ki, İslami sivil kuruluşlar bu değişim tamamlandığında profesyonel bir örgüt sistemine sahip yapılara dönüşecektir.</li>
<li><em>Toplumsal hizmetten belli bir alanda odaklaşmış <strong>uzman kuruluşlar</strong>a bir geçiş söz konusudur. Bunu tamamlayıcı bir biçimde yeni kuruluşlar ortaya çıkmış ve bir sivil kuruluşlar topluluğuna dönüşme</em> <em>eğilimi oluşmuştur.</em> Bu değişimin önemli yansımalarından birisi de İslami kuruluşların uzmanlaşmaya başlamasıdır.</li>
<li><em>Adanmış insan tipinden <strong>eğitimli insan</strong> tipine doğru bir kayma söz konusudur. </em>Kurumsal yapı, örgütlenme biçimi, ilişkilerdeki dönüşüm ve profesyonelleşme bu kuruluşlarda yer alan insan tipolojilerinin de değişimine neden olmuştur. Eskinin <strong>adanmış</strong> müntesibinin yerine zamanla bu yeni yapıda yer alacak ve yeni tür faaliyetleri gerçekleştirmeye aday <strong>eğitimli</strong> birey geçmiştir. Bu aslında uzun vadede İslami kuruluşların toplumsal zemininde önemli etkiler oluşturacak bir değişimdir. Görüştüğümüz pek çok kuruluşta bu süreç çok ciddi kırılmalara ve <strong>bunalımlara</strong> yol açmış ancak neticesinde sürecin kazananı, yeni kurumsal yapının talepleri doğrultusunda eğitimli bireyler olmuştur. Öte yandan bu durum eskinin adanmışlarının pasifleşmesine ve hatta zamanla kurumdan ayrılmalarına neden olmakta ve kurumun kendisini toplumsal yapı içinde var eden ilişkilerden kopmasına yol açmaktadır. Bu süreci sistematik bir biçimde değişimin farkında olarak yürüten kurumların daha <strong>itidalli</strong> geçişler yaşarken diğerlerinin daha sert kırılmalara maruz kaldıklarını görmekteyiz.</li>
<li><strong><em>Kadınlar</em></strong><em>ın her düzeyde katılım, katkı ve etkinlikleri artmaktadır. </em>İslami STK’larda son dönemde yaşanan en önemli değişimlerden birisi, kadınların artan etkinliğidir. Bu çerçevede genel olarak dindar kadınların eğitim seviyelerinin ve kamusal yaşama katılımlarının artması ve özel olarak da 28 Şubat sürecinde yaşanan başörtüsü yasağı ve bu yasağa karşı yürütülen mücadelenin kadınlara İslami STK’larda daha fazla alan açılması önemli etkenlerdir.</li>
<li><em>İslami STK’lar gittikçe kapalı mekânlardan <strong>açık kamusal mekânlar</strong>a doğru bir değişim geçirmektedir. </em>Aynı zamanda ciddi sembolik değişimleri de bünyesinde barındıran bu değişim süreci İslami STK’ların hizmet verdikleri mekânların daha <strong>görünür ve erişilebilir</strong> olmaya başlaması ile gerçekleşmektedir. Gittikçe tabelalar daha ilgi çeker bir hâle gelmekte, binalar ana güzergâhlara taşınmakta, iç mekân tasarımları modernleşmektedir. Kurumsal yapı ve faaliyetlerdeki değişimin bir mahsulü olarak artık mekânlar daha fazla <strong>dışa dönük</strong> bir biçim kazanmaktadır.</li>
<li><em>Devlete rakip bir konumdan, <strong>devlete yardımcı</strong> bir konuma: </em>Nihai olarak bütün bu değişimler İslami sivil kuruluşların içinde yer aldıkları iktisadi, siyasi ve toplumsal ağlarda ciddi dönüşümler yaşanmasına neden olmuştur. Cumhuriyetin modernleştirici elitist uygulamaları karşısında toplum içinden ortaya çıkan ve temel misyonunu toplumun İslami bilinçlendirilmesi olarak belirleyen İslami sivil kuruluşların günümüzde bir <strong>sosyal refah müessesesi</strong> olarak işlev gördüğünü ve temelde devlete yardımcı bir konuma doğru evrildiğini görmekteyiz. İslami STK’ların yaşadığı değişimin en önemli boyutu, devlet ile girilen ilişkinin sınırlarının değişimidir. Belki de diğer bütün değişimleri aşacak bir biçimde İslami sivil aktörler geleneksel devlet karşıtı söylemlerinden ve yapılarından arınarak, <strong>devletle ilişki ve iş birliği</strong> içindeki kuruluşlara dönüşmektedirler. Bu dönüşümün söylemsel ve ideolojik alanda çok fazla tartışıldığını görmekteyiz. Ancak İslami sivil kuruluşların; yapılarının, mali kaynaklarının, toplumsal ilişkilerinin ve faaliyetlerinin bu süreçte yaşadığı değişimin devletle ve toplumla ilişkilerinin yeniden şekillenmesinde daha <strong>belirleyici</strong> olduğunu söyleyebiliriz.” (Sunar, 2018:13-17).</li>
</ol>
<p>Sonuçlarını özetlediğimiz bu kapsamlı alan araştırmasına ülkemiz STK yöneticileri tarafından gereken ilginin gösterilmesi temennisiyle, emeği geçenlere yürekten tebrik ve takdirlerimi sunarım.</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ol>
<li>SUNAR, Lütfi; <strong>Türkiye’de İslami STK’ların Kurumsal Yapı ve Faaliyetlerinin Değişimi</strong>. Kurumsal Yönetim Akademisi Araştırma Raporları-1, KYA yayını, İstanbul 2018, 90 s., http://www.kurumsalyonetim.org/tr/yayinlar/turkiyede-islami-stklarin-kurumsal-yapi-faaliyetlerinin-degisimi, 10.02.2018.</li>
<li>UÇAK, Emine; “<strong>İslami STK’ların Dönüşümü Üzerine Lütfi Sunar ile Röportaj”</strong>, http://www.sivilsayfalar.org/2018/02/10/islami-stklarin-donusumu/, 10.02.2018.</li>
<li>KARABEKMEZ; Muhammed Erkan; “<strong>İslami STK’ların Uluslararasılaşma Serüveni</strong>”, https://www.timeturk.com/islami-stk-larin-uluslararasilasma-seruveni/haber-859045, 03.03.2018.</li>
<li>ÖZDEMİR, İsmail; “<strong>İslami STK’ların Geçirdiği Değişim Rapor Haline Getirildi</strong>”, Anadolu Ajansı, İstanbul, https://aa.com.tr/tr/turkiye/islami-stklarin-gecirdigi-degisim-rapor-haline-getirildi/1078804?amp=1, 03.03.2018.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/stklarimizda-saglam-bir-kurum-yapisi-kulturu-olusturabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
