<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>evlilik Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://p.fethigungor.net/etiket/evlilik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://p.fethigungor.net/etiket/evlilik/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Dec 2016 07:08:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>AMERİKA’YI SEYYİD KUTUB’UN GÖZÜYLE GÖRMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/amerikayi-seyyid-kutubun-gozuyle-gormek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/amerikayi-seyyid-kutubun-gozuyle-gormek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Sep 2016 09:10:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çağının Şahidi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Adnan Demircan]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika]]></category>
		<category><![CDATA[barışseverlik]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[batı medeniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[Beyan Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[el-İslâm ve Muşkiletu’l-Hadâre]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[George Washington]]></category>
		<category><![CDATA[ilkeler ve haklar]]></category>
		<category><![CDATA[ilkellik]]></category>
		<category><![CDATA[İngiliz Krallığı]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere İmparatorluğu]]></category>
		<category><![CDATA[İslâm ve Medeniyetin Problemi]]></category>
		<category><![CDATA[kilise]]></category>
		<category><![CDATA[kişilik bozukluğu]]></category>
		<category><![CDATA[kızılderililer]]></category>
		<category><![CDATA[medeniyet]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Yaşar]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[Seyyid Kutub]]></category>
		<category><![CDATA[yerliler]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=363</guid>

					<description><![CDATA[Batı Medeniyetini Mümin Ferasetiyle Gözlemlemek Seyyid Kutub’un yirminci yüzyılın ortasında gözlemlediği Amerika’yı anlatan hatıratı Beyan Yayınları’nın Arapça-Türkçe karşılaştırmalı risaleler dizisi arasında yayına hazırlandı. Mehmet Yaşar’ın “İnsanî Değerler Terazisinde Gördüğüm Amerika” başlığıyla Türkçeye çevirdiği esere yazdığı takdiminde Adnan Demircan, geçen yüzyıldan bugünün ABD’sini anlatan Seyyid Kutub ve eseri hakkında şu tespitleri yapmaktadır: “İlim adamı olmasının yanı [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Batı Medeniyetini Mümin Ferasetiyle Gözlemlemek</strong></p>
<p>Seyyid Kutub’un yirminci yüzyılın ortasında gözlemlediği Amerika’yı anlatan hatıratı Beyan Yayınları’nın Arapça-Türkçe karşılaştırmalı risaleler dizisi arasında yayına hazırlandı. Mehmet Yaşar’ın “İnsanî Değerler Terazisinde Gördüğüm Amerika” başlığıyla Türkçeye çevirdiği esere yazdığı takdiminde Adnan Demircan, geçen yüzyıldan bugünün ABD’sini anlatan Seyyid Kutub ve eseri hakkında şu tespitleri yapmaktadır:</p>
<p>“İlim adamı olmasının yanı sıra Doğu’yu da Batı’yı da bilen bir düşünür ve aksiyon adamı olan Seyyid Kutub, Türkiye insanının da tanıdığı, kitaplarını okuduğu ve etkilendiği şahsiyetlerden birisidir. 1948-1950 yılları arasında ABD’de bulunduğu dönem, onun Batı toplumunun zihin kodlarını çözmesine imkân vermiştir. Seyyid Kutub, onu ABD’ye gönderenlerin beklentilerini boşa çıkarmış, Batı’ya hayran gözlerle bakmamış; bilakis ciddi bir kritiğe tâbi tutmuş; yer yer Doğu ile karşılaştırmalar da yaparak Batı’nın içine düştüğü çıkmaza işaret etmiştir.</p>
<p>Amerikan toplumuyla ilgili tespitlerine ABD’nin maddî gücü ile insanî değerlerin varlığı arasındaki tezada değinerek başlayan Kutup, manevî değerlerden oldukça yoksun olan Amerikan toplumunun maddî çıkarları önceleyen bir toplum olduğuna vurgu yapar. ABD’nin inşasında ilme dayanan ve sadece ona güvenen Amerikalı, yeni bir memleket inşa etmiştir. Olabildiğince zenginlik elde etmek, elindekinden daha fazlasına sahip olmak, Amerikalının hayat felsefesi olmuştur. ABD’ye ilk gelen Batılılar, bu hâlet-i rûhiye ile memleketlerini kurdular.</p>
<blockquote><p>“Amerikalı, barışa ilişkin söylemlerinde samimi değildir. Çünkü savaşa tutkundur ve kavgacıdır. ABD tarihi, savaşlar, kavgalar ve gözyaşı tarihidir.”</p></blockquote>
<p>Seyyid Kutub’un ABD dönüşünde yayımlanan “<em>el-İslâm ve Muşkiletu’l-Hadâre</em>: İslâm ve Medeniyetin Problemi” isimli kitabında da insanlığa medeniyetin zirvesi olarak sunulan Batı ve ABD eleştirisi yapmış ve onun yazdıkları, dönemin ABD hayranı Mısırlı aydınlar arasında şaşkınlıkla karşılanmıştır.</p>
<p>Seyyid Kutub’un altmış beş yıl önce yayımladığı gözlem ve tespitleri adeta bugün yazılmış gibi güncelliğini korumaktadır. Merhum Kutub, bir mümin ferasetiyle Batı medeniyetinin kalbi sayılan ABD’nin durumunu ortaya koyan hayatî gözlemlerde bulunmuştur.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Medeni Olmanın Ölçütünü Doğru Koymak</strong></p>
<blockquote><p>“Amerikan toplumu bilgi ve çalışmada zirveye ulaşmışken, bilinç ve davranış yönüyle ilkel kalmıştır.”</p></blockquote>
<p>Mümin ferasetiyle Amerikan toplumunu gözlemleyen ve tespitlerini ikna edici izahlarla eserinde paylaşan üstat Seyyid Kutub, öncelikle medeni olmanın ölçütünü doğru koyuyor, ardından müşahede ve tahlillerini paylaşıyor:</p>
<p>“İnsanlığın şahit olduğu uygarlıklardan hiçbirinin tüm değeri, ne insanın icat ettiği aletlerle, ne emre amade kıldığı güçle, ne de eliyle çıkardığı ürünle sınırlıdır. Bilakis bu uygarlıkların değerinin çoğu, insanın doğruyu aradığı kâinatın hakikatlerinde, hayatın biçim ve değerlerinde ve bu rehberliğin onun bilincine bıraktığı yükselmede, gönlünde bıraktığı ahlâkta ve hayatın değerleri üzerine derin düşünmededir.</p>
<p>İnsanın icat ettiği aletlere, emrine aldığı kuvvetlere, ürettiği eşyalara gelince; bunların insanî değerler ölçüsünde tek başına bir ağırlığı yoktur. Bilakis bunlar, başka bir temel değer için konulmuş bir işaretten ibarettir: Bu değer, insanlık unsurunun insanda ne denli yükseldiğinin, eşya ve hayvan âleminden de ne denli uzaklaştığının bilinmesidir. Yani, hayatı düşünme ve anlama hususunda insanî değerler sermayesine ne kadar zenginlik kattığıdır.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Amerika’nın İlerleme Yanında İlkelliğin de Zirvesi Olduğunu Görmek</strong></p>
<blockquote><p>“Bir kısmı maceraperest ve suçlulardan oluşan Amerikalıların ataları, sahip oldukları düşünce ve duygularla vahşi bir medeniyetin inşasını gerçekleştirmiştir.”</p></blockquote>
<p>“Amerika’nın tüm dehasının <u>çalışma ve üretim</u> alanlarında geliştiği ve toplandığı görülmektedir. Öyle ki geriye diğer insanî değer alanlarında üretim yapılabilecek bir şey bırakmamış, bu alanda hiçbir milletin ulaşamadığı seviyeye ulaşmış ve mucizevî işler başarmıştır. Ama insan, alet karşısında dengeyi muhafaza edemedi. Hattâ neredeyse kendisi alete dönüşecekti. Yorgun hayatın yükünü taşıyıp, insanlığın yolunda ilerlemeye güç yetiremediğinde, hayvanî arzuların taşıyıcısına yorgunluk çöktü. Hem iş yükünü hem de insan yükünü taşımada zayıflığa mahkûm oldu.</p>
<p>Amerikan toplumu bilgi ve çalışmada en zirveye ulaşmışken, bilinç ve davranış yönüyle ilkel kalmıştır. İlk beşeriyetin seviyelerinden kopamamıştır. Hattâ bilinç ve davranışları bir yönüyle ilkellikten bile geridir!”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Amerikalılardaki Kişilik Bozukluğunun Sırrını Keşfetmek </strong></p>
<blockquote><p>“Amerika’nın örnekliğini kendi hayat tarzı ve bilinci olarak görmekle insanlık tarihinin hatasını yapmakta ve sahip olduğu değerleri tehlikeyle atmaktadır.”</p></blockquote>
<p>“Grup grup, nesil nesil bu topraklara akın eden Amerikalıların ruhsal durumlarını unutmamamız gerekiyor. Bu durum, eski çağlarda hayata duyulan öfke ile gelenek ve prangalardan kurtulup özgürleşme arzusunu yansıtıyordu. Ve bu yapı, her türlü çaba ve araçla, ısrarla zenginliği ve malda en büyük paya sahip olmak için her türlü bedeli ödeme gayretini de barındırıyordu.</p>
<p>İlk akın edenlerin büyük çoğunluğunu oluşturduğu bu yeni çekirdek toplumun, içtimaî ve fikrî yapısını da unutmamak gerekir. Bu gruplar, maceraperest ve suçlulardan oluşmaktaydı. Maceraperestler; zengin öğrencilerle, eğlence ve maceralarla geldiler. Suçlular ise, üretim ve yapı çalışmaları için İngiltere İmparatorluğu’ndan getirildiler.</p>
<p>Amerikalılar tabiatı, ilim silahı ve beden gücüyle karşıladılar. Kuru bir zihin ve azgın bir duygu gücü dışında onları harekete geçiren bir şey olmadı. İlk insanların ruhunda açıldığı gibi onlara düşünce, ruh ve kalp pencereleri açılmadı. O ilk insanlar, bilim çağında o değerlerin çoğunu korudu ve bu değerleri de zamanla insanî değerler sermayesine kattı.</p>
<p>İnsanlık, iman pencerelerini din ile sanatı ve tüm manevi değerleri iman ile kapatmaya başladı, pratik bilgi, çalışma, lezzet hissi ve dünyalık arzular dışında onun canlılığı için bir şeyler yapan kimse kalmadı. İşte Amerika’nın dört yüz senedir geldiği nokta budur.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İnsani Değerlerde İlkelliğin ve Şiddet Düşkünlüğünün Sebeplerini İrdelemek</strong></p>
<p>“Amerikalı, bilgide bu denli ilerlemesine ve yoğun çalışmasına rağmen hayata ve diğer insanî değerlere karşı insanı dehşete düşürecek kadar ilkel görüşlüdür. Amerika’daki bu muhteşem endüstriyel medeniyet hayatı ile işleri ve hayatı kontrol eden sistematik düzenin yanında, ormanlarda ve mağaralarda yaşanan dönemleri hatırlatan davranış ve bilinçteki ilkellik arasındaki bu çelişkiyi anlamak yabancıları zor durumda bırakmaktadır.</p>
<p>Amerikalı, iş hayatı, maddi ve iktisadi ilişkileri hariç hem bireysel hayatında hem de ailevi ve toplumsal hayatında, her türlü maddi güce tutkulu olmasının yanında, değerleri, ilkeleri ve ahlâkı küçümsemesiyle de ilkel bir görünüme sahiptir.</p>
<p>Aynı şekilde kitleler, Amerikalıların sert yapısını yansıtan ve futbol ile hiçbir ilgisi olmayan Amerikan futbolu karşılaşmalarını seyrederken aynı ilkelliktedir! Zira bu oyunda her türlü vahşilik, şiddetle göğse vurma, kol ve dize zarar verme serbesttir. Kitleler, bu oyuna, boks maçlarına, vahşi, kanlı dövüşleri izlemeye odaklanmıştır. Bu görüntü, hayvanî coşkulardan gelen yıkıcı şiddete olan tutkudan ve spor kural ve usullerini umursamamaktan kaynaklanmaktadır. Zira sporun ilkeleri onları; akıtılan kanlar, kırılan uzuvlar ve destekledikleri takım için yaptıkları “kafasını ez, kemiklerini kır, ez onu…” çığlıkları kadar etkilememektedir. Bu görüntü, şüphesiz ki, beden gücünü yücelten tutkulu duyguların ilkelliğini apaçık göstermektedir.”</p>
<p><u>Amerika’nın barış sevgisi uydurmadır</u>! Amerikalı, yapısı itibariyle savaşçıdır, kavga etmeyi sever. Savaş ve kavga düşüncesi, hem yapısında hem de davranışlarında baskındır. Bu durum, tarihiyle de uyumlu bir gerçekliktir. Zira Amerika’ya akın akın gelen ilk Amerikalılar, sömürme, kavga ve rekabet fikri için vatanlarından çıkmışlardı. Ardından bunlar, kendi aralarında cemaatler ve gruplar halinde birbirleriyle savaştılar. Sonrasında ise hep birlikte yerli halkla (Kızılderililer) savaştılar. Ve bu savaş onları yok etmek için hâlâ devam etmektedir. Ardından ise, Beyaz Anglo Saksonlar, Latin Amerikalılarla savaştı ve onları Güney ve Orta Amerika’ya kadar sürdü. Sonrasında, amansız bir savaşla George Washington’un komutasında, kökenlerinin dayandığı İngiltere ile savaştılar. Bu savaş, İngiliz Krallığına karşı bağımsızlıklarına kavuşana kadar devam etti… Amerika, birinci dünya savaşına katılarak uzlet süreci siyasetini bitirdi. Sonra ikinci dünya savaşının sorumluluğunu aldı. Şimdi de Kore’de savaşı üstlenmektedir. Üçüncü dünya savaşı da uzakta değildir. Bu durumda ben, tarihi savaşlarla dolu olan böyle bir halk için, “barışseverlik” uydurmasının nasıl karşılık bulduğunu anlayamıyorum!”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ölüm, Din ve Cinsellik Alanındaki İlkelliklerini Ortaya Koymak</strong></p>
<p>“Amerikalı için maddi güç kutsaldır. Zayıflık, sebebi ne olursa olsun suçtur, hiçbir mazeretin geçerli olmadığı, iyilik ve dayanışmayı da hak etmeyen bir suçtur. Amerikalının vicdanında <u>ilkeler ve haklar</u>, karşılığı olmayan bir hikâyeden ibarettir, bunlar onu mutlu etmez. <u>Güçlüysen, her şey senin içindir</u>; zayıfsan, hiç kimse sana yardım etmez! Bu durumda, tüm genişliğine rağmen hayatta sana yer yoktur. Ölüye gelince, o zaten ölerek suç işlemiştir. Onun için hiçbir ilgi ve ihtiram söz konusu olamaz. O zaten ölmüştür!</p>
<p>Ölümün kutsallığı neredeyse fıtrî bir duygudur. Amerikalının gönlünde bu duyguyu silen onun ilkelliği değildir. Bilakis bunun sebebi, hayattaki karşılıklı vicdanî sevginin durgunluğu, ilişkilerdeki karşılıklı maddi çıkarlar, hayatın; bedenin istekleri ve dürtüleri üzerine kurulması, geçmişe ait kutsal bilinen her şeyi bilerek küçümsemesi ve insanların kabul ettikleri değerlere muhalefet isteğinden kaynaklanıyor.</p>
<p>Amerikalılar kadar <u>kilise inşa eden</u> yoktur. Öyle ki nüfusu on bini geçmeyen bir kasabada yirmiden fazla kilise saydım. Onlar kadar Pazar günleri, Noel kutlamaları ve Azizler yortusunda kiliseye giden kimse yoktur. Ama <u>Amerikalı kadar dinî duygu, değer ve kutsiyetten uzak kimse de yoktur</u>. Hiç kimse, Amerikalının düşünce tarzı, bilinci ve davranışları kadar dine uzak değildir.</p>
<p><u>Kilise yöneticisi</u>, kendi işini bir tiyatro sahnesi yönetmeninden veya ticaret müdüründen farklı görmez. Zira her şeyden önce <u>önemli olan başarıdır, araç önemli değildir</u>. Bu başarı ona güzel sonuçlarla; mal ve şöhretle döner. Kilisesindeki katılımcı sayısı arttıkça kazancı da artar. Bu da memleketinde itibar ve nüfuzunun artması demektir. Zira Amerikalı, yapısı itibariyle büyüklük ve sayıdan etkilenir. İşte bunlar, onun duygu ve değerlendirme yetisini etkileyen ilk ölçütlerdir. Bu yüzden Amerikalılara göre <u>amaca giden her yol mubahtır</u>!</p>
<p>Amerikalı, gerek cinsel hayatında, gerekse <u>aile ve evlilik ilişkilerinde de ilkeldir</u>. Kadınlar erkeklere, sadece bedenlerinin arzuları için, tüm örtülerinden sıyrılmış, her türlü hayâdan soyutlanmış bir şekilde yönelmektedir. Erkekler kızları, beden ve kol güçleri oranında etkilemektedir. Koca, haklarını bu beden gücüyle kazanır. Şayet bir gün bu güçten mahrum kalırsa tüm Amerikalıların gözünde haklarını kaybeder.</p>
<p>Amerika’da cinsellik meselesi biyolojik bir mesele kabul edilir. Bu yüzden utanma ve çekinme (<em>bashful</em>) kelimeleri ayıp ve küçümsenen kelimeler halini almıştır. Cinsel ilişkiler, hayvan ilişkileri gibi tüm kayıtlardan uzaklaşmış durumdadır.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İnsanlığın Bekası İçin Amerika’ya Yanlış Konum Biçmekten Kaçınmak</strong></p>
<p>“Amerika’daki hiçbir şey sakin bir zihne işaret etmemektedir. Hayatı kolaylaştıracak tüm rahat vesilelere, güven veren emniyete, kolay ve rahat bir şekilde harcanan bol enerjilere rağmen bu böyledir.</p>
<p>Amerika’nın dünyadaki temel rolü, pratik ilmi araştırmalar, düzen ve güzelleştirme ile üretim ve idare alanlarındadır. Akla ve güce dayalı her şeyde Amerika’nın dehası ön plandadır. Ruh ve duyguya ihtiyaç duyulan alanlarda ise Amerikan ilkelliği görülmektedir.</p>
<p>Elbette insanlık, Amerika’nın kendi alanındaki dehasından istifade edip onun üzerine yeni unsurlar ekleyebilir. Fakat <u>insanlık büyük hata yapmakta</u> ve insanlığın sahip olduğu değerleri büyük bir tehlikeyle baş başa bırakmaktadır. Çünkü insanlık, Amerikan hayat tarzını ve bilincini kendine örnek almaktadır!…”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynak</strong>:</p>
<p>Seyyid Kutub; <strong>İnsanî Değerler Terazisinde Gördüğüm Amerika</strong>, Çeviri: Mehmet Yaşar, Beyan Yayınları, İstanbul 2016. (Basım aşamasında).</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/amerikayi-seyyid-kutubun-gozuyle-gormek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“AİLE SÖZLEŞMESİ”Nİ  İNSANLIK AİLEMİZE SUNABİLMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/aile-sozlesmesini-insanlik-ailemize-sunabilmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/aile-sozlesmesini-insanlik-ailemize-sunabilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Apr 2016 15:37:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülmecid Neccâr]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[aile reisi]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ailenin görevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ailenin hedefleri]]></category>
		<category><![CDATA[akrabalık]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Muhyiddîn el-Karadâğî]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Müslüman Âlimler Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[geniş aile]]></category>
		<category><![CDATA[İDSB]]></category>
		<category><![CDATA[iffet]]></category>
		<category><![CDATA[III. Uluslararası Aile Konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[istikrar]]></category>
		<category><![CDATA[istismar]]></category>
		<category><![CDATA[Mîsâku'l-Usra]]></category>
		<category><![CDATA[Nezihe Meâric]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Rafet Mîkâtî]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[zulüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=296</guid>

					<description><![CDATA[Nisan ayı başında İstanbul’da düzenlenen dört günlük bir uluslararası konferansın ardından Dünya Müslüman Âlimler Birliği (DMAB/IUMS) tarafından hazırlanan “Aile Sözleşmesi” dünya kamuoyuna ilan edildi. Merkezi İstanbul’da bulunan ve 63 ülkeden farklı alanlarda faaliyet yürüten 312 STK’yı şemsiyesi altında toplayan İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği’nin (İDSB/UNIW) desteğiyle 3-6 Nisan tarihlerinde İstanbul Gönen Hotel’de gerçekleştirilen III. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nisan ayı başında İstanbul’da düzenlenen dört günlük bir uluslararası konferansın ardından Dünya Müslüman Âlimler Birliği (DMAB/IUMS) tarafından hazırlanan “Aile Sözleşmesi” dünya kamuoyuna ilan edildi.</p>
<p>Merkezi İstanbul’da bulunan ve 63 ülkeden farklı alanlarda faaliyet yürüten 312 STK’yı şemsiyesi altında toplayan İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği’nin (İDSB/UNIW) desteğiyle 3-6 Nisan tarihlerinde İstanbul Gönen Hotel’de gerçekleştirilen III. Uluslararası Aile Konferansı’nda bir buçuk gün boyunca yirmiyi aşkın tebliğ sunuldu. Bir tam gün sözleşme metni madde madde müzakere edildi. Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Yemen, Mısır, Suriye, Ürdün, Irak, Çad, Tunus, Moritanya, Malezya, Bangladeş, Afganistan, Lübnan, Sri Lanka gibi otuzun üzerinde ülkeden gelen âlim ve mütefekkirler “Aile Sözleşmesi” üzerine kıymetli değerlendirmeler yaptı, eleştirilerini ve önerilerin dile getirdi. Konferansta oluşturulan “Hey’etu’s-Sıyâğa: Redaksiyon Heyeti” tüm bu müzakereleri dikkate alarak “Aile Sözleşmesi”ne son şeklini verdi.</p>
<blockquote><p>Aile; insanın yetişmesi, beşer türünün hayatta kalması ve insanlığın devamının sağlanması için gerekli olan ilk sosyal kurumdur.</p></blockquote>
<p>Hazırlık aşaması bir buçuk yıl süren “Aile Sözleşmesi”nin hazırlık heyetinde yer alan ulemaya, özellikle Dr. Abdülmecid Neccâr ile Dr. Nezihe Meâric’e; Sözleşme’nin kurumsal sahibi DMAB üyesi ulemaya ve özellikle Birliğin Genel Sekreteri Prof.Dr. Ali Muhyiddîn el-Karadâğî’ye; konferansa ev sahipliği yapan İDSB heyeti adına Genel Sekreter Av. Ali Kurt’a; metnin uzun uzun müzakere edilmesi esnasında kıymetli fikirleriyle katkı yapan tüm tebliğci ve müzakerecilere, özellikle Prof.Dr. Rafet Mîkâtî ile Dr. Kâmiliye Hilmi hanım efendiye; konferans boyunca dinleyici, gönüllü, çalışan, mütercim vb. sıfatlarla katkı yapan tüm emek sahiplerine yürekten şükranlarımı sunuyorum.</p>
<p>6 Nisan 2016 tarihinde İstanbul’da dünya kamuoyuna ilan edilen bu Sözleşme, Müslüman âlim ve mütefekkirlerin Batı menşeli uluslararası belgeleri eleştirmekle yetinmeyi bir kenara bırakıp somut bir alternatif ortaya koyması açısından büyük bir önem arz etmektedir. Müslüman âlimler tarafından ortaya konan “Aile Sözleşmesi”, insanlığın son adası İslam’ın temel prensipleri çerçevesinde ve mezhepler üstü bir bakış açısıyla hazırlanmış olup sadece Müslümanları değil, tüm insanlık ailemizi muhatap almaktadır. Din, mezhep, ırk, kültür vb. tüm ayrımların üstünde bir üslupla inşa edilen bu sözleşme metni, büyük ailemizin tüm fertlerini kuşatabilecek bir aile sözleşmesinin ancak İslam dininin özgürlükçü ve kuşatıcı yapısıyla ortaya konabileceğini göstermesi açısından da iyi bir örnek teşkil etmektedir.</p>
<blockquote><p>Günümüzde aile kurumu, bütünüyle çökertilmek maksadıyla her alanda büyük meydan okumalarla karşı karşıya kalmış bulunmaktadır.</p></blockquote>
<p>Takdimden sonra sekiz bölüm ve 29 maddeden oluşan “Aile Sözleşmesi”nin Arapça aslı ve diğer dillerdeki çevirilerine Dünya Müslüman Âlimler Birliği’nin ve/ya İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği’nin internet sitelerinden erişerek, bu pek mühim belgeyi olabildiğince geniş kitlelere ulaştırmanın, benzer yeni çalışmalara örneklik edecek bu “Aile Sözleşmesi”nin ortaya çıkması için harcanan samimi emeğe saygının bir gereği olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>“Mîsâku’l-Usra” adıyla yayımlanan “Aile Sözleşmesi”ni redakte ettiğim Türkçesiyle takdirlerinize sunuyorum:</p>
<p>*******</p>
<p>Bismillahirrahmanirrahim</p>
<p><strong>AİLE SÖZLEŞMESİ</strong></p>
<p><strong>Takdim</strong></p>
<p>Aile; insanın yetişmesi, beşer türünün hayatta kalması ve devamlılığının sağlanması için gerekli olan ilk kurumdur. İnsanlık âleminin, değerlerini aşılamak ve aile bağlarını muhafaza etmek için aile kurumunu dağılmaktan ve yok olmaktan korumasına ciddi anlamda ihtiyaç bulunmaktadır.</p>
<p>Günümüzde büyük tehlikelere maruz kalan aile kurumu, bu yapının artık çökmesine yol açacak boyutta her alanda büyük meydan okumalarla karşı karşıya kalmış bulunmaktadır.</p>
<p>İnsanlar arasındaki kültürel ve medeni ilişkilerin karmaşık bir hal alması yanında uluslararası sözleşme ve anlaşmalar aracılığıyla getirilen yasal düzenlemeler, farklı toplumlarda olumsuz etkiler oluşturabilmektedir. Bu gibi uluslararası belgeler, özellikle İslam toplumlarında dinî kültürün yücelttiği bir kurum olan ailenin gücünü ve fonksiyonlarını muhafaza eden ahlaki değerleri ve hukuki kuralları da olumsuz yönde etkilemektedir.</p>
<p>Bu sözleşme, İslam dininin de teyit ettiği insan fıtratı, genel ilkeler ve semavi şeriatler çerçevesinde, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin saygı duyulmasını istediği kültürel çeşitlilikle uyumlu bir belge ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><u>Birinci Bölüm: Aile Kavramı ve Ailenin Hedefleri</u></strong></p>
<ol>
<li><strong> Madde: </strong>Aile Kavramı:</li>
</ol>
<p>Aile;  bir kadın ile bir erkeğin oluşturduğu, iki tarafı kendi rızalarıyla; adalet, ihsan, dayanışma, istişare, sevgi ve merhamete dayalı hukuki bir evlilik sözleşmesi ile birbirine bağlayan en temel sosyal birimdir.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Madde: </strong>Aile; karı, koca ve varsa çocuklardan oluşur.</li>
<li><strong> Madde: </strong>Ailenin Hedefleri;</li>
</ol>
<p>3.1. Eşlerin namus, iffet ve ırzının korunması,</p>
<p>3.2. Neslin sağlık, sosyal ve psikolojik açılardan gözetilmesi ve korunması,</p>
<p>3.3. İnsan neslinin devamlılığının sağlanması,</p>
<p>3.4. Huzur, psikolojik istikrar, sevgi ve merhametin temini,</p>
<p>3.5. Güvenli ve istikrarlı bir toplumun inşası ve</p>
<p>3.6. Bir aileye mensup olma ihtiyacının yerine getirilmesidir.</p>
<p><strong><u> </u></strong></p>
<p><strong><u>İkinci Bölüm: Ailenin Temel</u></strong> <strong><u>İlkeleri ve Görevleri</u></strong></p>
<ol start="4">
<li><strong> Madde: </strong>Ailenin Dayandığı Temel İlkeler:</li>
</ol>
<p>4.1. Haklar ve görevler açısından eşler arasında adalet, insaf ve ihsanı gözeten bir denge sağlanması,</p>
<p>4.2. Yaratılış, insanlık onuru, toplumsal, hukuki ve mali sorumluluklar konusunda eşitlik,</p>
<p>4.3. Karşılıklı rıza ve istişare.</p>
<ol start="5">
<li><strong> Madde: </strong>Ailenin Görevleri:</li>
</ol>
<p>5.1. Fikrî, sosyal, ekonomik ve siyasi alanları da kapsayan topyekun kalkınmaya katkı yapmak,</p>
<p>5.2. Gerek altsoy gerekse üstsoydan aile fertlerinin maddi ve manevi bakımlarını temin etmek,</p>
<p>5.3. Aile fertlerine huzurlu ve sağlıklı bir ortam sağlamak,</p>
<p>5.4. Aile fertlerinin akli, bedensel, psikolojik ve duygusal yeteneklerini, meşru eğitim, öğretim ve eğlence yöntemleriyle geliştirmek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Üçüncü Bölüm: Çocuk ve Ailedeki Hakları</u></strong></p>
<ol start="6">
<li><strong> Madde: </strong>Çocuğun Tanımı:</li>
</ol>
<p>Çocukluk; cenin döneminden, reşit olma dönemine kadar olan dönemi kapsar.</p>
<ol start="7">
<li><strong> Madde: </strong>Çocuğun Ailedeki Hakları:</li>
</ol>
<p>7.1. Cenin oluşumundan başlayarak; yaşama ve var olma hakkına yönelik hiçbir şekilde zarar ve saldırı görmeme hakkı,</p>
<p>7.2. Yasal anne-babaya soy bağıyla bağlanma ve dinî, kültürel ve toplumsal bir kimliğe sahip olma hakkı,</p>
<p>7.3. Kendisinin veya annenin sağlığına zarar vermediği takdirde emzirilme hakkı,</p>
<p>7.4. Eşler birbirinden ayrılsa bile, maddi ve manevi tüm bakımını kapsayacak şekilde yetiştirilme hakkı,</p>
<p>7.5. Eşler birbirinden ayrılsa bile, beslenme, giyinme, barınma, eğitim, tedavi ve eğlenme masraflarını örf ve adet ölçülerinde kapsayan nafaka hakkı,</p>
<p>7.6. Rüştünü tamamlayana kadar kendisine ve malına velisi tarafından icra edilmesi gereken velayet hakkı,</p>
<p>7.7. Maddi ve manevi saldırı çeşitlerinin tümüne; ezcümle, bedensel istismar, yasadışı çalıştırma, cinsel saldırı, insan ticareti ve zorla sınır dışı edilmeye karşı korunma hakkı,</p>
<p>7.8. Sağlam inanç ve ahlaki değerlerle yetiştirilme hakkı,</p>
<p>7.9. Ruhsal denge, vatanseverlik, yardımlaşma esaslı insani müşterek ve adil barış değerlerine dayalı eğitim görme hakkı,</p>
<p>7.10. Kişilik gelişimi, beden ve ruh sağlığı korunarak yetiştirilme hakkı,</p>
<p>7.11. İffetli olma, sapkın davranışlardan ve evlilik dışı cinsel ilişkilerden kaçınma ve bunların tehlikelerinin farkında olma bilinciyle yetiştirilme hakkı.</p>
<p><strong><u> </u></strong></p>
<p><strong><u>Dördüncü Bölüm: Geniş Aile</u></strong></p>
<ol start="8">
<li><strong> Madde: </strong>Geniş Aile:</li>
</ol>
<p>8.1. Geniş aile diğer akrabalar ve kan bağı olan bireylerden oluşur.</p>
<p>8.2. Geniş aile şu esaslara dayanır:</p>
<p>8.2.1.  Akrabalık ilişkilerini koruyarak onlara ihsan, muhabbet ve merhametle muamele etmek,</p>
<p>8.2.2.  Akrabalar arasında maddi, manevi ve sosyal dayanışmayı tesis etmek, özellikle ihtiyaç sahibi olan aile üyelerini, yaşlıları ve özel bakıma muhtaç olanları ihmal etmemek,</p>
<p>8.2.3.  Özel bakıma ihtiyaç duyanlara onurlu bir hayat ortamı sağlamak,</p>
<p>8.2.4.  Akrabalar arasında bozulan ilişkileri düzeltmek,</p>
<p>8.2.5.  Akrabaların tamamıyla güzel ilişkiler geliştirmek, anlaşmazlık durumunda aralarını bulmak, iyi ve kötü günlerinde onların yanında bulunmak.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><u>Beşinci Bölüm: Aile Düzeni</u></strong></p>
<ol start="9">
<li><strong> Madde</strong>: Evlilik; kadın ile erkek arasında hukuki bir akit olup, aile kurmanın tek yolu budur.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Evlilik akdi, kadın ile erkek arasında özgür seçim, karşılıklı rıza, örfe uygun muamele ve karşılıklı iyi davranışa dayanır.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Evlilik akdinde, eşlerin ehliyeti ve sorumluluk alma kudreti aranır.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Evlilik akdinde, eşlerce yerine getirilmesi gereken karşılıklı haklar ve yükümlülükler bulunmaktadır.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Koca, imkânı nispetinde ailesinin geçimini temin etmekle yükümlüdür. Varlıklı kadının aile bütçesine katkı sağlaması ise kendi iyiliğindendir.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Aile, karı-kocanın ortak sorumluluğuyla yürütülen sosyal bir kurumdur. İstişare, karşılıklı rıza, adalet, sağduyu, sevgi ve iyi geçinme ilkelerine bağlı kalarak aileyi çekip çevirme sorumluluğu öncelikle kocaya aittir.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Ailede işlerin yürütülmesi, rollerde denge ve birbirini tamamlama esasına dayanır.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Aile içinde hakların ve görevlerin dağılımı, üyelerin fıtri farklılıklarından kaynaklanan özellikleri göz önünde tutularak eşdeğerlilik ekseninde, karşılıklı saygı çerçevesinde, eşler arasında herhangi bir aşağılama ya da küçük görme duygusu olmaksızın gerçekleştirilir.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Anne babalarına karşı iyilikle muamele etmeleri, onları saygı ve sevgiyle korumaları, ebeveynlerin çocukları üzerindeki haklarıdır.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Aile fertleri arasında her türlü zulüm, baskı ve zarar verme yasaktır.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Evlilik akdi, hakların garanti altına alınması için belgelendirilmesi gereken bir sözleşmedir.</li>
</ol>
<p><strong><u> </u></strong></p>
<p><strong><u>Altıncı Bölüm: Evlilik İlişkisinin Bitirilmesi</u></strong></p>
<ol start="20">
<li><strong> Madde:</strong> Evlilik ilişkisinde asıl olan, süresiz devam etmesi niyetiyle akit yapılmasıdır. Boşanma yoluna, ancak bu ilişkiyi devam ettirmenin artık mümkün olmadığı durumlarda, çözüm aşamaları denendikten ve tüm yollar tüketildikten sonra gidilir.</li>
<li><strong> Madde:</strong> Boşanmanın kaçınılmaz olması halinde, bunun meşru ve güzel bir surette olması gerekir.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Evlilik ilişkisi sürdürülemez hale geldiği takdirde erkek, karısını iyilikle boşama hakkına sahiptir. Kadının da boşanmayı veya ayrılmayı isteme hakkı vardır.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Eşler arasında anlaşmazlık ve sürtüşme olduğunda, boşanma gerçekleşmeden önce, tarafların ailelerinden iki hakem, eşlerin arasını düzeltmek ve anlaşmayı sağlamak üzere müdahale eder.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Boşanma gerçekleştiğinde, icra edilen boşanma şekline göre, boşanmanın doğurduğu sonuçların yerine getirilmesine özen gösterilir ve aile fertlerinin paylarına düşen haklar korunur.</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Yedinci Bölüm: Devletin Aileyi Korumadaki Sorumluluğu</u></strong></p>
<ol start="25">
<li><strong> Madde</strong>: Devletin Sorumluluğu;</li>
</ol>
<p>25.1. Aile düzenine yönelik anayasal ve hukuki koruma sağlamak,</p>
<p>25.2. Aile problemlerinin çözümüne sivil toplum kuruluşlarını dâhil etmek,</p>
<p>25.3. Boşanma ve vefat hallerinde kadını ve çocukları ortada kalmaktan koruyacak barındırma tedbirlerini almak,</p>
<p>25.4. Eğitimleri ve maddi-manevi ihtiyaçlarının karşılaması konusunda çocukların yüksek yararını gözetmek,</p>
<p>25.5. Aile saadetini gerçekleştirerek toplumda istikrar ve devamlılığı temin edecek şekilde sağlıklı aile kültürünü yaymak,</p>
<p>25.6. Evlilik hazırlığı içinde olanların ailede sorumluluk alma konusunda eğitilmeleri için sivil toplum kuruluşlarını aktifleştirmek, aile danışma merkezleri ve arabuluculuk kuruluşları kurmak ve</p>
<p>25.7. Evlilik yollarını kolaylaştırmak ve evliliği teşvik etmektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Sekizinci Bölüm: Miras, Vasiyet ve İddet</u></strong></p>
<ol start="26">
<li><strong> Madde</strong>: Miras; adalet, bütünlük ve sorumluluk esaslarına dayanır.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Ölen kişinin malı hak sahiplerine dağıtılır. Herhangi bir varisi miras ve tasarruf hakkından yoksun bırakmak geçerli değildir.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Vasiyet etmek örfün bir parçası kabul edilir. Dolayısıyla, geçerli kaideler çerçevesinde yerine getirilmelidir.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Boşanan veya eşi ölen kadın, nesebin ve psikolojik hassasiyetlerin korunması için iddet müddetini beklemek zorundadır.</li>
</ol>
<p>Gayret bizden, muvaffakiyet Allah’tandır.</p>
<table width="466">
<tbody>
<tr>
<td width="218"><strong>Dünya Müslüman Âlimler Birliği<br />
</strong>el-İttihâdu’l-Âlemî li Ulemâi’l-Muslimîn<br />
International Union for Muslim Scholars</td>
<td width="248"><strong>İslam Dünyası STK’ları Birliği<br />
</strong>İttihâdu’l-Munazzamâtu’l-Ehliyye fi’l-Âlemi’l-İslâmî<strong><br />
</strong>The Union of NGOs of The Islamic World</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong> </strong><strong>Kaynak:</strong></p>
<ul>
<li><a href="http://iumsonline.org">http://iumsonline.org</a></li>
<li><a href="http://iumsonline.org/ar/ndot-o-mtmrt/mythk-aalmy-gdyd-llasr-sdr-lyom-mn-stnbol-btrky/">http://iumsonline.org/ar/ndot-o-mtmrt/mythk-aalmy-gdyd-llasr-sdr-lyom-mn-stnbol-btrky/</a></li>
<li><a href="http://www.idsb.org">http://www.idsb.org</a></li>
<li><a href="http://www.idsb.org/PNRDetail/17/uluslararasi-aile-sozlesmesi-konferansi-">http://www.idsb.org/PNRDetail/17/uluslararasi-aile-sozlesmesi-konferansi-</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/aile-sozlesmesini-insanlik-ailemize-sunabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
