<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>EL-EZHER ÜNİVERSİTESİ Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://fethigungor.net/etiket/el-ezher-universitesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/etiket/el-ezher-universitesi/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Tue, 20 Aug 2019 11:07:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>SELAHADDİN KİP EFENDİ’Yİ YAKINDAN TANIMAK</title>
		<link>https://fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/selahaddin-kip-efendiyi-yakindan-tanimak/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/selahaddin-kip-efendiyi-yakindan-tanimak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Aug 2019 11:07:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA MİLLÎ GÖRÜŞ TEŞKİLATI]]></category>
		<category><![CDATA[ASHAB EFENDİ (ŞEŞEN HOCA)]]></category>
		<category><![CDATA[BESLENEY TARKAN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[BEZIR ZABİT EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇERKES DİN ÂLİMLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[DAĞISTANLI ABDULLAH EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[DİKİLİTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[EL-EZHER ÜNİVERSİTESİ]]></category>
		<category><![CDATA[FATİH PALA]]></category>
		<category><![CDATA[FIRA AZİZ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[G’UEN JAMBOLET EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[H. AKKAYA]]></category>
		<category><![CDATA[HAJKASIM FUAD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HAMIKO İSA EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HAMİT YÜKSEL]]></category>
		<category><![CDATA[HAŞUK MAHMUT EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HATSUK HAMİD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HEJ HACI ŞUAYİB EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KAFKAS KÖKENLİ DİN ÂLİMLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[KASIM OKUT]]></category>
		<category><![CDATA[KAYNAR BUCAĞI]]></category>
		<category><![CDATA[KIP HACI ADİL EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KİP SELAHADDİN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KOŞİ HACI YAKUP EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KURJI HACI HAMİT EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KURJI KEMAL EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KUŞHA ERDAL ÖZDEN]]></category>
		<category><![CDATA[L’UP HACI ASHAD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[LOKMAN BAYKALDI EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[MEHMED GÖKTAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[MERKEZÎ VAAZ SİSTEMİ]]></category>
		<category><![CDATA[MÜFTÜ ŞENIBE ALİ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[OFLU TAYYİP DİNGİLOĞLU HOCA]]></category>
		<category><![CDATA[SALAHATTİN KİP]]></category>
		<category><![CDATA[ŞET MIRZABEK EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ŞOCEN JAMBOLET FAHRİ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ŞORTEN JAMBOT EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[TOK HACI ÖMER BEY]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE LİSANSÜSTÜ ÇALIŞMALAR KONGRESİ]]></category>
		<category><![CDATA[UZUNYAYLA]]></category>
		<category><![CDATA[YAHYABEY]]></category>
		<category><![CDATA[YUKARI BORANDERE]]></category>
		<category><![CDATA[ZANİLE ŞEMSETTİN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ZOGANE HACI HASAN EFENDİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=928</guid>

					<description><![CDATA[Erdal Özden’in, ilk bölümünü geçen hafta tanıttığımız “XX. Yüzyılda Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri” isimli çalışmasında ikinci bölüm, Mısır’a gitmemiş ancak Kafkasya’da veya Türkiye’de eğitim almış âlimlere tahsis edilmiş olup bu hafta Çerkes toplumunda bu din âlimlerinin ne denli etkili olduğunu göstermek ve 20. Yüzyılda medrese usulüyle eğitim almış Çerkes din âlimlerini yakından tanımak için [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Erdal Özden’in, ilk bölümünü geçen hafta tanıttığımız “XX. Yüzyılda Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri” isimli çalışmasında ikinci bölüm, Mısır’a gitmemiş ancak Kafkasya’da veya Türkiye’de eğitim almış âlimlere tahsis edilmiş olup bu hafta Çerkes toplumunda bu din âlimlerinin ne denli etkili olduğunu göstermek ve 20. Yüzyılda medrese usulüyle eğitim almış Çerkes din âlimlerini yakından tanımak için ulema zincirinin son halkasını teşkil eden bir âlimi örnek olarak tanıtmak istiyorum.</p>
<p><strong>Kanaat Önderi Âlimleri Hayırla Yad Etmek</strong></p>
<p>Önce eserin ikinci bölümünde hayat hikâyelerine yer verilen âlimlerin isimlerini –Uzunyayla’daki etkili kanaat önderliği hizmetlerine karşılık vefa borcu sadedinde- zikrederek ardından bu halkanın son temsilcisi merhum Selahaddin Kip Efendi’yi yakından tanımaya gayret edeceğiz:</p>
<ol>
<li>Koşi Hacı Yakup Efendi (1860?-1924?)</li>
<li>Şet Mırzabek Efendi (1873-1957)</li>
<li>Dağıstanlı Abdullah Efendi (1874-1955)</li>
<li>Bezır Zabit Efendi (1880-1956)</li>
<li>Kıp Hacı Adil Efendi (1880?-1960?)</li>
<li>Lokman Baykaldı Efendi (1876-1970)</li>
<li>Besleney Tarkan Efendi (1881-1959)</li>
<li>L’up Hacı Ashad Efendi (1887-1944)</li>
<li>G’uen Janbolet Efendi (1888?-1960?)</li>
<li>Hamıko İsa Efendi (1889-1964)</li>
<li>Hacı Canbolat Fahri Şucan Efendi (1885-1972)</li>
<li>Şorten Jambot Efendi (1896-1982)</li>
<li>Hajkasım Fuad Efendi (1898-1965)</li>
<li>Fıra Aziz Efendi (1901-1972)</li>
<li>Hej Hacı Şuayib Efendi (1901-1992)</li>
<li>Ashab Efendi (Şeşen Hoca) (1905-1961)</li>
<li>Zanile Şemsettin Efendi (1918-2002)</li>
<li>Haşuk Mahmut Efendi (1847-1925)</li>
<li>Zogane Hacı Hasan Efendi (1931-1990)</li>
<li>Kurjı Kemal Efendi (1927-2002)</li>
<li>Kip Selahaddin Efendi (1930-2013)</li>
</ol>
<p><strong>Kip Selahaddin Efendi’yi Yakından Tanımak (1930-2013)</strong></p>
<p>Klasik usulde din eğitimi almış Çerkes din âlimlerinin Uzunyayla’daki son temsilcisi Kip Selahaddin Efendi 1930 yılında Kayseri -Pınarbaşı-Uzunyayla-Dikilitaş Köyü’nde dünyaya gelmiştir.</p>
<p>“Altı yaşında iken ilk Arapça derslerini ve yanı sıra fıkıh, akait, tefsir, usul bilgilerini medrese eğitimli babasından almıştır. Ayrıca kendi köyünde Hatsuk Hamid Efendi tarafından başlatılan Kur’an kursuna gitmiştir. Ardından 1939-42 yılları arasında eğitmen okulunda okumuştur.” (Akkaya, 1999: 50).</p>
<p>“Babadan dedesi H. Seyyit Efendi, anneden dedesi el-Ezher ulemasından Kurjı Hacı Hamdi Efendi’dir. Soyu her iki taraftan da kıymetli âlimlere yaslanmaktadır. 1948 yılına kadar babası ile devam ettiği dinî eğitiminin yanısıra babasının hacda vefatı üzerine Oflu Tayyip Dingiloğlu Hoca’dan feraiz dersleri almıştır. 1951 yılında Pınarbaşı’na bağlı Yukarı Borandere köyünde ilk imamlık görevine başlamış ve üç yıl bu görevi icra etmiştir. Ardından 1954-56 yılları arasında askerlik görevini ifa etmiş ve dönüşte Pınarbaşı’na bağlı Kaynar bucağında imam-hatipliğe başlamıştır. Kaynar’da görev yaparken Ginaz Bedriye Hanım ile evlenmiş ve bir kızları dünyaya gelmiştir.</p>
<p>Beş yıl süren Kaynar bucağındaki görevi esnasında bir taraftan öğrenciler yetiştirirken diğer taraftan da müftülük ve vaizlik sınavlarına hazırlanmış ve başarılı olmuştur. 1961 yılında Pınarbaşı ilçe vaizliğine atanmıştır. 1966 yılında Çerkes Müftü Şenıbe Ali Efendi’nin vefatıyla boşalan makama, Tok Hacı Ömer Bey’in de teşviki ve ısrarı ile ya da başka bir ifade ile geleneksel teamül gereği Kip Selahaddin Efendi geçmiştir. On dört yıl süren ilçe müftülüğü görevi boyunca birçok hizmetleri yanında ilçe müftülük binasının ve İmam-Hatip Okulu’nun inşasına öncülük etmiştir. Ayrıca Pınarbaşı Adliyesi mahkemelerinde feraiz konusunda bilirkişi olarak da görev almıştır.</p>
<p>Kip Selahaddin Efendi emeklilik sonrası, 1981 yılında Almanya Millî Görüş Teşkilatı’nın dinî irşat ve tebliğ çağrısı ile hizmet amacıyla Almanya’ya gider. Teşkilatın Fetva Komisyonu’na seçilir… 1991 yılında Türkiye’ye geri döner. Fetva komisyonu üyeliği görevi Türkiye’ye döndükten sonra da uzun yıllar sürer. İhtilal sonrası Türkiye’de sular durulup siyasi yasaklar kalkınca Refah Partisi’nden Kayseri milletvekili adayı olur. Bu, Kip Selahaddin Efendi’nin siyasal arenaya ilk ve son katılma girişimidir.” (Yüksel, 2014: 15-16).</p>
<p>“Selahaddin Efendi, önceki kuşak din âlimlerimizde göremediğimiz, görmek istediğimiz birçok konuya cevap vermiş olma özelliğini taşımaktadır. Zira hem yazmış hem konuşmuş hem de anavatan (Kafkasya) ile bağlantı kurmuştur. Bu arada ana dilini de işlevsel hale getirmiş, sınırlı çapta, ilmihal düzeyinde de olsa dinî konuları şifahi olarak kasetlere de okumuştur. Bunları yazıya dökmek için Kiril alfabesini bilmediğine de hayıflanırdı.” (Özden, 2018: 173). “Kur’an-ı Kerim’in Kaberdey diyalektindeki mealini inceleyebilmek için altmışlı yaşlarda Kiril alfabesini öğrenir ve konuşa geldiği Çerkescenin vücut bulmuş haliyle okumanın tadına varır.” (Yüksel, 2014: 17).</p>
<p>“Kurjı Kemal Efendi ile birlikte anavatana giderek oradaki soydaşlarına kendi anadiliyle hitap etme ve hizmet verme bahtiyarlığına da ermiştir. Bu hizmeti her iki hoca efendi de hayatlarının en duygulu ve en anlamlı anıları olarak yâd ederlerdi.</p>
<p>Selahaddin Efendi’nin bir diğer özelliği de; Kafkas derneklerinde, Çerkes STK’larında her zaman boy göstermiş, bu konudaki taleplere ziyadesiyle karşılık vermiş, üşengeçlik göstermemiş olmasıdır. Thamade olma işlevini her toplumsal faaliyette hakkıyla ifa etmiştir. Sosyaldir, aktiftir. Bir din âlimi olarak yüklendiği misyonunu ifa ederken din-gelenek çatışmasına mahal vermemiş, her zaman, kuşatıcı ve hoşgörülü olmuş, ayrıştırıcı olmamış, uç yorumlara pirim vermemiş ve topluma pozitif katkı sunmuştur. Bundan dolayı da ayrı bir saygınlık kazanmıştır. Dinin özünden, nass’lardan da asla taviz vermemiştir. Dolayısıyla Çerkes din âlimi olarak toplumumuza örneklik teşkil etmiştir.</p>
<p>Selahaddin Efendi’yi, 16.05.1965 tarihinde Yahyabey köyünde yapılan meşhur toplantıda Dikilitaş köyü delegesi olarak, 1968’deki Karakuyu toplantısında ise Pınarbaşı Müftüsü sıfatıyla aktif görev üstlenmiş olarak görmekteyiz.</p>
<p>Selahaddin Efendi klasik-gelenekçi bir din âlimi olarak, zamanın ruhunu kavrayabilen, yaşadığı çağın ve döneminin dilini konuşabilen bir şahsiyet olarak, iki kültür ve iki anlayış arasında köprü görevini de başarıyla yönetmiştir.</p>
<p>Sadece Çerkes toplumunun değil, genelde ülkenin meselelerine, hatta ümmetin meselelerine duyarsız kalmamıştır. Gerek hacda gerek Almanya’da ve gerekse Türkiye’de kendisine sunulan imkânları değerlendirerek irşat faaliyetlerinde bulunmuştur. Bu faaliyetlerinde gayet samimi, heyecan dolu olduğu gibi anlatımları da oldukça hisli ve coşkuluydu.” (Özden, 2018: 174).</p>
<p>“Kip Selahaddin Efendi radyo ve televizyon programları yoluyla kitlelere, doğrudan hitap yoluyla camilerde cemaate yaptığı sözlü irşatları yanında, hayli yazılı eser de bırakmıştır.</p>
<p>Selahaddin Efendi, -tıpkı sosyal fonksiyonerliği ve âlimliği gibi- eserlerinde hem klasik hem modern eser geleneğinin; hem muhteva hem de anlatım tarzı açısından her ikisinin buluştuğu ve harmanlandığı, kendine has bir üsluba sahiptir.” (Özden, 2018: 175).</p>
<p><strong>“Ümmet-i Muhammed”i Ayrım Yapmadan Kucaklamak</strong></p>
<p>Vefatından sonra Kip Selahaddin Efendi hakkında yazılanlardan kısa bir seçkiyle yazımızı sonlandıralım:</p>
<p>“Merhum Selahattin Kip Hoca Efendi’nin üstün zekâsını, ilim ve hikmetteki üstün derecesini anlatmaktan acizim. 70 yıllık hayatım içerisinde tanıdığım en mümtaz şahsiyetlerden biridir. Onun nezaketi, edep ve hayâsı, İslam davasına olan azmi müstesna idi. Ne acıdır ki Onun ilminden gereği gibi faydalanamadık. Merkezî vaaz sistemi yüzünden nice değerli hoca efendiler vaaz kürsülerinden mahrum edildiler…” (Okut, 2013).</p>
<p>“Kayseri’nin önemli değerlerinden birisi olan Selahattin Kip Hoca, güzel işlere imza atan, pek çok programda halkı irşad eden, dava sahibi bir adam idi, medrese eğitimi almış ve pek çok seneler müftülük yapmıştı.</p>
<p>Kendisini, genellikle ümmetin bütününü ilgilendiren organizasyonlarda sunduğu konuşmalarından ve apayrı bir lezzet alarak ‘âminler’ eklediğimiz dualarından bilir ve tanırız. Öylesine içten, öylesine samimi ve ihlâslı dualar ederdi ki… İlminin de verdiği ağırlıkla, hemen hemen bütün cümleleri önemli bir gediği doldururdu. Mehmed Göktaş Hoca gibi Kayseri’nin bir başka değerinin, Selahattin Hoca’nın bulunduğu ortamlarda, konuşmaktan ve mikrofon başına geçip dua etmekten imtina ettiğine çok kere şahit olmuşumdur. Duaları tüm müminleri kapsar, ümmet coğrafyasını güneyinden kuzeyine, doğusundan batısına kuşatırdı. Uzaktan takip etmeme rağmen, çok ama çok sevgi beslediğim bir büyüğümüzdü, razı olduğum bir Müslümandı…” (Pala, 2013).</p>
<p>83 yıllık bir ömre onlarca tercüme ve telif eser, binlerce vaaz ve hitabe, öğrenciler, şiirler ve sosyal faaliyetler sığdıran, Allah’ın kendisine bahşettiği emanetleri hakkıyla muhafaza edip çağına ve toplumuna şahitlik vazifesini bihakkın yerine getirerek teslim-i ruh eyleyen merhum Kip Selahaddin Hocaefendi’yi hayırla yad ediyoruz. Mekânı Cennet, makamları âlî olsun.</p>
<p><strong> </strong><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li>Akkaya, H. (1999). <strong>Kayseri ve Çevresindeki Kafkas Kökenli Din Âlimleri.</strong> Yayımlanmamış bitirme tezi, Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi, Kayseri.</li>
<li>Okut, Kasım. (2013). “<strong>Üstat Selahaddin Kip Hocaefendi</strong>”. Kayseri Gündem gazetesi, http://www.kayserigundem.com.tr/-ustat-selahaddin-kip-hocaefendi-makale,1384.html, yayım tarihi: 29 Ekim 2013, erişim tarihi: 18.08.2019.</li>
<li>Özden, Erdal. (2018). “<strong> Yüzyılda</strong> <strong>Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri</strong>”. Aydın, 200 s.<br />
https://www.kafdavyayincilik.com/20-yuzyilda-uzunyayla-da-yasayan-cerkes-din-alimleri erişim tarihi: 05.08.2019.</li>
<li>Pala, Fatih. (2013). “<strong>Selahattin Kip Hoca da Mevlasına Kavuştu</strong>”. https://www.dunyabizim.com/portre/selahattin-kip-hoca-da-mevlasina-kavustu-h14832.html, yayım tarihi: 23.10.2013, erişim tarihi: 18.08.2019.</li>
<li>Yüksel, Hamit. (2014). “<strong>Çerkes Din Adamı ve Bir Yazar Olarak Kip Selahaddin Efendi</strong>”. III. Türkiye Lisansüstü Çalışmalar Kongresi Bildiriler Kitabı – I (Sosyoloji &#8211; İlahiyat &#8211; Eğitim), Sakarya Üniversitesi-İLEM, İstanbul 15-18 Mayıs 2014, s.13-23.<br />
tlck.org.tr/wp-content/uploads/2018/09/III_TLCK_1_kitap_BASKI.pdf, yayım tarihi: 18.05.2014, erişim tarihi: 18.08.2019.</li>
<li><a href="http://www.kipselahaddin.com"><strong>www.kipselahaddin.com</strong></a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/selahaddin-kip-efendiyi-yakindan-tanimak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UZUNYAYLA DİN ÂLİMLERİNİ YENİ NESLE TANITMAK-II</title>
		<link>https://fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/uzunyayla-din-alimlerini-yeni-nesle-tanitmak-ii/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/uzunyayla-din-alimlerini-yeni-nesle-tanitmak-ii/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Aug 2019 20:19:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[ADEMEY ALİ HAFİZ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[AŞKHOT HACI MECİT EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[AZİZİYE]]></category>
		<category><![CDATA[BENEŞ’EJ MANSUR EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[BENEŞ’EJ MUHAMMED EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[BEŞTOK HIZIR EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[BEYKALDI KADI MESUD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇERKES DİN ÂLİMLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[DEGUNE HACI NUH EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[DURMUŞ ASLAN]]></category>
		<category><![CDATA[DZIĞO HÜSEYİN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[EL-EZHER ÜNİVERSİTESİ]]></category>
		<category><![CDATA[ESKİYASSIPINAR]]></category>
		<category><![CDATA[GÖKSUNLU MEHMET EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HACIKASIM FUAD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HAKUN HACI HARUN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HARTOKO HACI İSHAK EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HATTAT LOKMAN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HEJ HACI YAHYA EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KAŞIRĞA HACI MUHAMMED EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KORAY KUL]]></category>
		<category><![CDATA[KOŞİ HACI ASHAD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KOŞİ HACI YAKUP EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KURIJE HACI ABDÜLHAMİT RÜŞTÜ GÖRÜCÜ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KURMEN HASAN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[KUŞHA ERDAL ÖZDEN]]></category>
		<category><![CDATA[L’IŞE YAKUP EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[L’UP HACI ASHAD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[MEREYMKUL HACI ALİ MAKSUD EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[METHİYE]]></category>
		<category><![CDATA[MUDAREY]]></category>
		<category><![CDATA[MUHAMMED BEYYÛMÎ EL-MİNYÂVÎ]]></category>
		<category><![CDATA[NIBEJ LOKMAN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[PINARBAŞI]]></category>
		<category><![CDATA[RECEP YAŞAR]]></category>
		<category><![CDATA[SALAHATTİN KİP]]></category>
		<category><![CDATA[ŞENIBE ALİ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ŞENIBEY]]></category>
		<category><![CDATA[SULTAN REŞAT (V. MEHMET)]]></category>
		<category><![CDATA[TEVFİK ÇİPER BEY]]></category>
		<category><![CDATA[UZUNYAYLA]]></category>
		<category><![CDATA[VERIL’ SUFYAN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ZANİLE HACI YUSUF EFENDİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=925</guid>

					<description><![CDATA[Ezher Üniversitesi’nde ilim tahsil etmek için 20. Yüzyıl boyunca Uzunyayla’dan Mısır’a giden ilim talipleri hakkında emekli öğretmen Kuşha Erdal Özden’in 2018 yılı sonunda yayımladığı “XX. Yüzyılda Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri” isimli çalışmasını geçen hafta kısaca tanımıştık. Bu hafta, bir asır kadar önce Ezher’de tahsil görmüş Çerkes din âlimlerinden üçünün kısa hayat hikâyelerini özetle aktararak [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ezher Üniversitesi’nde ilim tahsil etmek için 20. Yüzyıl boyunca Uzunyayla’dan Mısır’a giden ilim talipleri hakkında emekli öğretmen Kuşha Erdal Özden’in 2018 yılı sonunda yayımladığı “XX. Yüzyılda Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri” isimli çalışmasını geçen hafta kısaca tanımıştık. Bu hafta, bir asır kadar önce Ezher’de tahsil görmüş Çerkes din âlimlerinden üçünün kısa hayat hikâyelerini özetle aktararak eserin ehemmiyetine dikkat çekmek istiyorum:</p>
<p><strong>Hayırlı Bir Çığır Açmak: İlim Taliplerine Öncülük Etmek</strong></p>
<p>Uzunyayla’da yetişen Çerkes âlimlerinin büyük ekseriyeti öncü insan <strong>Kurıje Hacı Abdülhamit Rüştü Efendi</strong>’nin (1860-1923) öğrencisidir. Uzunyayla’da yürüttüğü eğitim faaliyetine baktığımız zaman onun misyon ve vizyon sahibi bir âlim olduğunu anlıyoruz. Ezher’den en üst düzeyde ilmî donanımla dönüyor ve bu birikimini, kendisine mevki, şan ve şöhret, belki de servet sağlayacak olan Payitaht İstanbul’da değil de sürgün ve vurgun yemiş, yoksul ve “yetîm-i tarih” olan kendi halkının çocuklarının eğitimi için, mütevazı köyünde bir medrese açıp eğitim faaliyeti başlatmak suretiyle değerlendiriyor.</p>
<p>Kurıje Hacı Hamit Efendi’nin öğrencilerine kuvvetli bir İslami bilgi verdiğinde hiç şüphe yok. Buna, en başarılı ve parlak öğrencilerinden Karahalkalı Hacı Harun Efendi’nin şu sözü tanıklık etmektedir: “Biz Mısır’a Hacı Hamid Efendi’nin öğrettikleriyle gittik, onunla geri döndük.” (Özden, 2018: 31).</p>
<p>Hacı Hamid Efendi, Büyük Çerkes Sürgünü esnasında, Karadeniz’in azgın dalgaları arasında 1860 yılında gemide dünyaya gözlerini açtı. Türkiye’ye sağ salim ulaşan ailesi, Kayseri İli Pınarbaşı (o zamanki adayla Aziziye) ilçesine bağlı Eskiyassıpınar (Şenıbey) köyüne yerleştiler.</p>
<p>Çocuğun okuma ve öğrenme arzusunu keşfeden ailesi iyi bir tahsil görmesi için onu Maraş’a gönderir. Oradan Mısır’a, Ezher Üniversitesi’ne gider. Burada 24 yıl kadar kalır. Bir süre aynı üniversitede hocalık yapar. Hocalarının üniversitede kalması yönündeki ısrarlarına rağmen memleketine döner. Ama amaçsız dönmemiştir. Belli ki ideali ve hedefi vardır (Özden, 2018: 32).</p>
<p>“Abdülhamit Rüştü Efendi köyüne döndükten sonra işe koyulmuş, zamanın Osmanlı Padişahı Sultan (V. Mehmet) Reşat’ın kendisine verdiği fermanın sağladığı yetki ile köyünde talebe okutmaya müsait, içinde bir medrese bölümünün de yer aldığı büyük bir cami inşa ettirmiştir. Köyün imamlığı ile birlikte o, çevreden gelen istekli ve zeki talebelerini yetiştirmeye başlamış, böylece köyünün hem imamı hem de müderrisi olmuştur.” (Aslan, 2011: 419).</p>
<p>Uzunyayla’yı aydınlatacak birçok âlim ilk eğitimini bu medresede alır. Abdülhamit Rüştü Efendi bu öğrencileri bizzat yetiştirir. Bununla da kalmaz onlara referans olur ve Mısır’a, kendisinin okuduğu Ezher Üniversitesi’ne gönderir. Gönderdiği öğrencilerinin hiçbiri onun yüzünü kara çıkarmaz, okullarını neredeyse hepsi üstün dereceyle bitirirler. Bazıları da tıpkı kendisi gibi orada bir süre hocalık yapar ve hepsi de tekrar ülkesine, halkının arasına döner (Özden, 2018: 32).</p>
<p>Hamid Efendi yazılı bir eser bırakmadı. Ancak, O’nun geride bıraktığı öğrencilerinin her biri birçok yazılı eser değerindedir. Onların en ünlüleri şunlardır:</p>
<ol>
<li>Karahalka Köyü’nden Harun Efendi</li>
<li>Alamescit Köyü’nden Ademey Hafız Efendi</li>
<li>Eskiyassıpınar Köyü’nden Mehmet Nuri Efendi (oğlu)</li>
<li>Methiye Köyü’nden Koşi Hacı Ashad Efendi</li>
<li>Hayriye Köyü’nden Aşkhot Hacı Mecit Efendi (Eski Pınarbaşı Müftüsü)</li>
<li>Eskiyassıpınar Köyü’nden Şenıbe Ali Efendi (Eski Pınarbaşı Müftüsü)</li>
<li>Dzığo Hüseyin Efendi (Eski Pınarbaşı Müftüsü)</li>
<li>Göksunlu Mehmet Efendi</li>
<li>Tevfik Çiper Bey (Hukukçu)</li>
<li>L’up Hacı Ashad Efendi</li>
<li>Aşağıhüyük Köyü’nden Hacıkasımlardan Fuad Efendi</li>
</ol>
<p>“диныри-дунери (dinıri duneyri)” adlı Çerkesçe internet sitesinde Kurıje Hacı Hamid Efendi’yi tanıtan yazıda şu vurgular dikkat çekmektedir:</p>
<p>“İnsanlara birçok konuda yardımcı oluyordu. İlmî konularda hep kendisiyle istişare ediliyor olması hasebiyle, onun hakkında şöyle denildiği anlatılır: “Bizim de Ebu Hanife’miz budur.”</p>
<p>Kendileri güzel ahlak sahibi, nüktedan, gönül alan, insanların dertlerini dinleyen, dertlerine derman olmaya çalışan, bildiklerini başkalarına öğretmek için de hiçbir çabadan geri durmayan bir insandı.</p>
<p>İlim tahsili, gurbet hayatı ve ilim öğretmekle meşguliyet, onu geç yaşlara kadar yuva kurmaktan alıkoydu. Kırk yaşından sonra evlendi. Evlendikten sonra üç erkek bir de kız evladı oldu. Ancak çocuklarına çok arzu ettiği yüksek düzeyde ilim tahsil ettirme imkânına ömrü vefa etmedi (Özden, 2018: 33).</p>
<p>Ezher Üniversitesi, Hamid Efendi’yi dört mezhebe göre ders ve fetva verebilme icâzetiyle/diplomasıyla yetkili kılmıştı. Bu şekilde köyü Eskiyassıpınar’da medrese açarak öğrenci yetiştirmeye başladı.</p>
<p>Hacı Hamid Efendi’nin açtığı medrese, Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra da Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkartılıp medreseler kapatılıncaya kadar açık kaldı.”</p>
<p>“Abdülhamit Rüştü Efendi’nin ilmî yeterliliğini belgeleyen iki icâzetnamesi elimizde bulunmaktadır. Bunlardan birisi Ezher Ulemasından Muhammed Beyyûmî el-Minyâvî’den almış olduğu Asım Kıraati Hafs Rivâyeti’nin Şâtıbiyye Tarîkinden Kıraât İlmi dalındaki icâzeti, diğeri de yine diğer Ezher ulemasından almış olduğu Sünnet/Hadis alanında hem rivâyet hem de dirâyet için genel icazetidir…” (Özden, 2018: 34-43).</p>
<p><strong>Bütün Bir Ömrü İslam’ı Hakkıyla Öğrenmeye ve Öğretmeye Adamak</strong></p>
<p>Methiye (Mudarey) köyünden çıkıp Mısır’a giden ve Ezher’de tahsil gören <strong>Mereymkul Hacı Ali Maksud Efendi</strong> (1822-1889) tefsir yazacak kadar büyük bir âlimdi. Müderrislik yapmış ve yüz kadar öğrenci okutmuştur. Torunu Koray Kul dedesini şöyle anlatmaktadır:</p>
<p>Hacı Ali Maksud Efendi 1822 yılında Kafkasya’da doğdu. İlim tahsiline babası derviş Mehmed’in yanında başlamıştır. 9 yaşında hafızlığını bitirip 21 yaşına kadar Kafkasya’da fıkıh, tefsir, hadis, kelam derslerini almıştır. 1843 yılında Mısır’a vapur yoluyla gitmiş ve Ezher Üniversitesi’nde 13 yıl ilim tahsil etmiştir. Yazdığı çok sayıda eser günümüzde korunmaktadır. Methiye’de açmış olduğu medresede her yıl çok sayıda talebe yetiştirmiştir. Onun eserleriyle vaaz ve fetva veren nice âlimler vardır. Hafiz Efendi’nin onun kitaplarıyla cuma vaazı ve fetva verdiği bilinmektedir. Salahattin Kip Hoca Efendi’nin de onun kitaplarından haftalık ilim dergisinde yazılar yayınladığı bilinmektedir. Uzunyayla’nın ünlü hattatı Lokman Efendi, hattatlığı da meşhur olan Hacı Ali Maksud Efendi’nin yetiştirdiği bir zattır.</p>
<p>Ömrünü İslam’a, Kur’an’a ve sünnete adamış, ilmiyle âmil bir zat idi. Merhum hakkında, Hafiz Efendi’nin bizzat kendisinin worşer(sohbet) ortamlarında söylediği ve herkes tarafından bilinen şu sözü çok meşhurdur:</p>
<p>“Biz Ezher’e gittiğimiz zaman, bize oradaki müderrisler şunu söylüyorlardı: Hacı Ali Maksud Efendi burada ilim bırakmadı, hepsini aldı ülkenize götürdü zaten; buraya kadar geleceğinize gidip ondan öğrenseydiniz ya…”</p>
<p>Gözlerini kaybedecek seviyeye gelinceye kadar eğitim hizmetine devam etmiştir. Gözleri tamamen görmez olunca en büyük oğlu Mereymkul Ashad Efendi’ye vekâletini vermiş ve tedrisata o devam etmiştir. 1889 yılı arife günü 77 yaşında ruhunu Rahman’a teslim etmiştir (Özden, 2018: 45-47).</p>
<p><strong>Vefa ve Fedakârlık Timsali Olmak</strong></p>
<p>Çerkeslerin Hatıkoy boyundan Kaynar doğumlu<strong> Hej Hacı Yahya Efendi</strong>’nin (1877-1956) Mısır’a gidiş hikâyesi oldukça ilginçtir. Gençlik aşkı o günün sosyal sınıf algısına takılır ve sülalelerine denk olmadığı gerekçesiyle aile büyükleri onun sevdiği kızla evlenmesine onay vermezler. O da yanına bir ‘koyeplıj’den (Çerkes kaşar peyniri) başka bir şey almadan ikinci aşkının peşinden gider. Kahire’de Ezher Üniversitesi’ni başarıyla tamamladıktan sonra memleketine dönmez. Mısır’da 17 yıl kalır, bir süre Ezher’de ders verir.</p>
<p>Mısır üzerinden hacca Hicaz’a giden köylüleri ona memlekete dönmesi ve ailesinin başına geçmesi için ricada bulunurlar. Derler ki: “kardeşlerin seferberlikte şehit oldular ailenin başında büyük kalmadı, gel de ailenin başına geç, aileyi toparla, aksi halde aile perişan olacaklar.” Bunun üzerine köyüne (Kayseri-Pınarbaşı-Kaynar) döner. Bu arada yaşı kırklara merdiven dayamıştır. Derler ki, seni artık everelim. O da eğer kaşenım (sevdiğim) ile everecekseniz olur der. Ancak acı haberi alır, sevdiği kızın artık hayatta olmadığını, bekâr olarak öldüğünü öğrenir. O da başka birisiyle evlenmeden ömrünü bekâr olarak sürdürür. Yeğeni Hej Receb Yaşar, “Kendisi evlenmedi ama kız kardeşlerini ve kardeşlerinin çocuklarının hepsini everdi ve ömrünü onların hayata tutunmalarına ve ailenin geçimine adadı” diyerek hayırla yad ediyor amca dedesini.</p>
<p>Şunu da ilave ediyor sözlerine: “Onun fetvasının üstüne kimse fetva koyamazdı. Hafiz Efendi bile o hayatta olduğu sürece hep ona gönderirdi fetva soranları. Yahya Efendi bir fetva verdiyse onun üstüne asla söz söylemezdi.” (Özden, 2018: 73-75).</p>
<p>İlk kısmını geçen hafta yayımladığımız eser tanıtım yazımızı “Erdal Özden’in “XX. Yüzyılda Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri” isimli çalışmasında hayat hikâyeleri anlatılan “Mısır tahsilli” âlimlerin listesiyle sonlandıralım:</p>
<ol>
<li>Kurıje Hacı Abdülhamit Rüştü Görücü Efendi</li>
<li>Mereymkul Hacı Ali Maksud Efendi</li>
<li>Hakun Hacı Harun Efendi</li>
<li>Zanile Hacı Yusuf Efendi</li>
<li>Verıl’ Sufyan Efendi</li>
<li>Hej Hacı Yahya Efendi</li>
<li>Beneş’ej Mansur Efendi</li>
<li>Beneş’ej Muhammed Efendi</li>
<li>Beykaldı Kadı Mesud Efendi</li>
<li>Kurmen Hasan Efendi</li>
<li>Koşi Hacı Yakup Efendi</li>
<li>Hartoko Hacı İshak Efendi</li>
<li>Degune Hacı Nuh Efendi</li>
<li>L’ışe Yakup Efendi</li>
<li>Nıbej Lokman Efendi</li>
<li>Koşi Hacı Ashad Efendi</li>
<li>Kaşırğa Hacı Muhammed Efendi</li>
<li>Aşkhot Hacı Mecit Efendi</li>
<li>Beştok Hızır Efendi</li>
<li>Dzığo Hüseyin Efendi</li>
<li>Şenıbe Ali Efendi</li>
<li>Ademey Ali Hafiz Efendi</li>
</ol>
<p>Kayseri-Sivas-Maraş üçgeninde yer alan ve seksen kadar Çerkes köyünü barındıran Uzunyayla platosunda yaşamış ancak eserleri ve etkileri daha geniş coğrafyalara ulaşan Çerkes din âlimlerini hayırla yad ediyoruz. Mekânları Cennet, makamları âlî olsun.</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li>Aslan, Durmuş. (2011).<strong> “Abdülhamid Rüştü (Görücü) Efendi ve İcazetnameleri”</strong>. Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2011, Cilt: XV, Sayı: 1, s.403-426.<br />
https://dergipark.org.tr/cuifd/issue/4279/57678, yayım tarihi: 15.06.2011, erişim tarihi: 12.08.2019.</li>
<li>Özden, Erdal. (2018). “<strong>XX. Yüzyılda</strong> <strong>Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri</strong>”. Aydın, 200 s.<br />
https://www.kafdavyayincilik.com/20-yuzyilda-uzunyayla-da-yasayan-cerkes-din-alimleri erişim tarihi: 05.08.2019.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/uzunyayla-din-alimlerini-yeni-nesle-tanitmak-ii/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UZUNYAYLA DİN ÂLİMLERİNİ YENİ NESLE TANITMAK-I</title>
		<link>https://fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/uzunyayla-din-alimlerini-yeni-nesle-tanitmak/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/uzunyayla-din-alimlerini-yeni-nesle-tanitmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Aug 2019 10:59:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[11. ULUSLARARASI KAFKAS ÖDÜLLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ADEMEY HAFIZ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[ADIGE KHABZE]]></category>
		<category><![CDATA[ÇERKES DİN ÂLİMLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇERKES TÖRESİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇERKESLER]]></category>
		<category><![CDATA[Çerkesya]]></category>
		<category><![CDATA[EL-EZHER ÜNİVERSİTESİ]]></category>
		<category><![CDATA[FIRA AZİZ EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HARUN EFENDİ]]></category>
		<category><![CDATA[HINZIR DAĞLARI]]></category>
		<category><![CDATA[KANGAL]]></category>
		<category><![CDATA[KAYSERİ]]></category>
		<category><![CDATA[KUŞHA ERDAL ÖZDEN]]></category>
		<category><![CDATA[METHİYE KÖYÜ]]></category>
		<category><![CDATA[MOLE LEVENT KAPLAN]]></category>
		<category><![CDATA[PINARBAŞI]]></category>
		<category><![CDATA[PROF.DR. M. KEMAL ATİK]]></category>
		<category><![CDATA[ŞİMALİ KAFKAS DERNEĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[SİVAS]]></category>
		<category><![CDATA[TAHTALI DAĞLARI]]></category>
		<category><![CDATA[ULUSLARARASI KAFKAS DERNEĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[UZUNYAYLA]]></category>
		<category><![CDATA[XABZE]]></category>
		<category><![CDATA[ZANİLE HACI YUSUF EFENDİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=922</guid>

					<description><![CDATA[“Kulları içinde yalnızca (farklılığın hikmet ve amacını bilen) âlimler Allah’a hakkıyla saygı duyarlar.” (Fâtır 35:28). “Âlimler nebilerin varisleridir…” (Buhari, İlim 10). Ezher Üniversitesi’nde din ilimlerini tahsil etmek için 20. Yüzyıl boyunca Mısır’a giden ilim talipleri arasında Uzunyayla’dan da onlarca genç vardı. Kayseri-Sivas-Maraş üçgeninde yer alan Uzunyayla* platosunda iskân edilen yetmiş kadar Çerkes köyünden çıkıp Kahire’ye [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Kulları içinde yalnızca (farklılığın hikmet ve amacını bilen) âlimler Allah’a hakkıyla saygı duyarlar.” (Fâtır 35:28).</p>
<p>“Âlimler nebilerin varisleridir…” (Buhari, İlim 10).</p>
<p>Ezher Üniversitesi’nde din ilimlerini tahsil etmek için 20. Yüzyıl boyunca Mısır’a giden ilim talipleri arasında Uzunyayla’dan da onlarca genç vardı. Kayseri-Sivas-Maraş üçgeninde yer alan Uzunyayla<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">*</a> platosunda iskân edilen yetmiş kadar Çerkes köyünden çıkıp Kahire’ye giden ve eğitimini tamamladıktan sonra köyüne dönüp topluma rehberlik eden 21 âlimin kısa kısa tanıtıldığı bir kitap bu haftaki konumuzu oluşturmaktadır.</p>
<p>Emekli öğretmen Kuşha Erdal Özden’in 2018 yılı sonunda yayımladığı “XX. Yüzyılda Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri” isimli çalışması ilk bölümde 20. Yüzyılda Ezher’de tahsil görmüş âlimlerden 21’inin kısa hayat hikâyelerini aktarmaktadır. İkinci bölümde ise bu âlimlerden ve Türkiye’nin muhtelif illerinde başka hocalardan dinî ilimler tahsil etmiş 18 âlimi bizlere tanıtmaktadır. Ehemmiyetine ve özgünlüğüne dikkat çekmek için uygun ara başlıklar ekleyerek eserin giriş kısmını özetle aktarmakta yarar görüyorum:</p>
<p><strong>Milletin ve Medeniyetin Terakkisine Önderlik Etmek</strong></p>
<p>Eserin takdim yazısını kaleme alan <strong>Prof.Dr. M. Kemal Atik</strong>, ilk dinî tahsilini aldığı köyü ve hocasını şu şekilde anlatmaktadır:</p>
<p>“Çerkesler, Çerkesya’dan getirdikleri kültürel değerleri yanında İslamiyet’i de vazgeçilmez değerler arasında kabul etmişlerdir… Bu bağlamda Uzunyayla Çerkeslerinin 150 yıllık Osmanlı topraklarındaki tarihî süreçleri incelendiğinde birçok din adamının toplum önderi olarak görev aldığını görürüz.</p>
<p>İşte bunlardan bazıları o dönemde İslam dünyasının bilim merkezi olan Kahire’deki “el-Ezher Üniversitesi”ne de giderek buradan icazet alarak kendilerini en üst seviyede ispat etmişlerdir. İşte bu âlimlerden bazıları da bu kitabın yazılmasına sebep olmuştur.</p>
<p>Bunların başında yetiştirdiği pek çok öğrenciler arasında bendenizin de hayatımın baharında gözlerimi ve gönlümü Kur’an ilimlerine henüz açtığım zaman diliminde rahle-i tedrisinde üç yıl süreyle Tefsir, Hadis, Fıkıh, Mantık ve Kelam derslerini okuduğum ve kendisinden feyz aldığım Uzunyayla Methiye Köyü İmam Hatibi, Ezher ulemasından Müderris <strong>Ademey Hafız Efendi</strong>’dir. Üstün bir zekâya, güçlü bir hafızaya sahip, bilge bir insan olan bu zat İslami ilimler üzerinde derin bir kültüre sahip onurlu, itibarlı ve mütevazı kişiliği ile de maruf olmuştur (Özden, 2018:7).</p>
<p>Bilim ve marifet ile bu değerlerin kaynağı olan bilim adamları bir milletin fertleri içinde ne derece yayılırsa o millet de o kadar yücelir, terakki eder; medeniyette de o derece ileri gider. Derslerinde sık sık; “Bilgi edininiz, bilgi sizi kölelikten kurtaracaktır” sözünü tekrarlayan Ademey Hafız Efendi’nin de vurgulamak istediği buydu. Yani “geri kalmışlıktan, cehaletten kurtulup ileriye gidebilmeniz, dünya ve ahiret saadetine erişebilmeniz için ilim öğrenin” derdi.” (s.8).</p>
<p><strong>Baskı ve Yasaklara Boyun Eğmemek</strong></p>
<p>Şimdi de eserin müellifi Erdal Özden’in uzun önsözünden bazı pasajları birlikte okuyalım:</p>
<p>“Uzunyayla; Anavatanları Kafkasya, büyük bir vahşet ve zorbalıkla terk ettirilen Çerkeslerin dil, din, kültür ve gelenekleriyle kendilerine özgü millî varlıklarıyla daha uzun soluklu hayata tutunabildikleri ender bir coğrafya parçası olmuştur.</p>
<p>Uzunyayla’da kültürümüzün korunmasında, Çerkes olarak/ kalarak daha uzun soluklu hayat sürmemize büyük katkıları olan, halkımızın maneviyatını besleyen, gönlünü aydınlatan büyük din âlimlerimiz vardı. Bu konu hep ilgi alanımdaydı… (s.9).</p>
<p>İmam Hatip ve sonrasında ilahiyat eğitimi almış bir Çerkes genci olarak bu konuyu merak edişimin iki sebebi vardı. Birinci sebep, onlara olan duygusal ve mesleki yakınlığım, ikincisi ise İslam dünyasının en önemli, en köklü, İslami ilimlerin derinliğine ve bütün boyutlarıyla tahsil edildiği Ezher Üniversitesi’nden mezun olan büyüklerimizin, <strong>Çerkeslerin tarihî ve güncel meselelerine</strong> İslami referanslarla nasıl baktıklarını bilmek arzusu idi (s.10).</p>
<p>Bu değerli hocalarımızın büyük ekseriyeti, bir iki istisna haricinde Ezher Üniversitesi’nin müfredat programı çerçevesinde tahsillerini tamamlayıp, diplomalarıyla, eski tabirle icazetnameleriyle döndüler. Hem de hemen hepsi okulun en parlak ve başarılı öğrencileri olarak… Bazıları da üniversitede bir süre hocalık yaptılar. Yani akademik kariyer sahibi idiler. Bu demektir ki, bu hocalarımız günümüzün yaygın deyimiyle entelektüel insanlardı. Ancak bu birikimlerine ve ilmî formasyonlarına eşdeğer bir entelektüel çabanın içinde olmuşlar mıydı? Zamanın ruhunu kavramak ve ona göre söylem geliştirmek hususunda kendilerinden beklenen entelektüel bir çaba içinde olduklarına dair bilgilere ulaşamadık maalesef. (Bizim ulaşabildiğimiz tek istisna, <strong>Zanile Hacı Yusuf Efendi</strong>’nin TBMM’ye sunduğu dinî eğitim içerikli, Diyanet ile ilgili bir arizadır) (s.16).</p>
<p>O günün Türkiye’sinde dine karşı konumlanan yasakçı, çok ağır baskıcı ve diktatöryal bir siyasi yapı mevcuttu… Bu durum, bu âlimlerimizi negatif anlamda iki türlü baskı altında bırakmıştır. Birincisi ulusal kimlikleriyle ilgili… Yeni kurulan devletin varoluşsal hedef olarak belirlediği, temellerini üzerine inşa ettiği <strong>katı ulusalcı paradigma</strong>… İmparatorluk bakiyesi diğer bütün halkları yok sayan ya da Türkleştirmeyi vazgeçilmez bir gaye edinen bir zihniyet… (s.18).</p>
<p>Diğeri ise dinin en temel, en vazgeçilmez sembolü olan ezanı tahrif edip, asli hüviyetinden koparacak, dinin olmazsa olmaz temel kaynağı olan Kur’an’ı okumayı ve öğretmeyi yasaklayacak, ibadethaneleri işlevsiz kılacak, hatta amaç dışı kullanacak kadar gözünü karartmış, halkı sindirmiş, cüretkâr, kelimenin tam anlamıyla <strong>ceberut bir siyasi erk</strong>, despotizm söz konusuydu. İşte bu konjonktürel yapı, döneminin bu münevver insanlarını en verimli çağlarında maalesef birer köy imamı mesabesinde âtıl ve işlevsiz bırakmıştır. Beyinlerine pranga vurmuş, ellerini kollarını bağlı hale getirmiştir. Bununla ilgili yaşanmış trajik birçok öyküyü biyografilerin satır aralarında göreceksiniz (s.18).</p>
<p><strong>Toplumla Hemhal Olmak</strong></p>
<p>Bu âlimlerimizin İslami konulara vukûfiyetleri ve bu konudaki yetkinlikleri hakkında kimse aksi yönde söz edemez. Hatta bu konudaki ilmî yeterlilikleri sebebiyle şöhretlerinin Uzunyayla sınırlarını aşıp çevre illerde hayranlık uyandırdığı maruftur. Uzunyayla âlimleri toplumun birçok sosyal problemine, özellikle hukuki meselelere (miras, nikâh, evlenme-boşanma vb.) tamamen İslam hukukuna (şeriata) göre çözüm getiriyorlardı. Hatta bu konularda zaman zaman birinin diğerinin fetvasını doğru bulmadığı ve arada muhalif görüşlerin serdedildiği, bazen de köylerin kendi hocalarının yeterlilik ve yetkinliklerini yarıştırdıkları şeklinde hayli rivayetler anlatılmaktadır (s.17).</p>
<p>Bu âlimlerimizin sadece dinî bilgilerle mücehhez olmadığını, aynı zamanda bazılarının çok yönlü olduğunu ve sanatkârlık yönlerinin de bulunduğunu biliyoruz. Mesela <strong>Harun Efendi</strong> ve <strong>Fıra Aziz Efendi</strong>’nin marangozlukta maharetlerini yakınları ve görev yaptıkları köy halkının anlatımlarından öğreniyoruz.</p>
<p>Kendi dönemlerinin en yaygın ve popüler edebî sanatı olan şiir konusunda söz sahibi olduklarını görüyoruz; hepsinin olmasa bile büyük ekseriyetinin şiirlerine rastlıyoruz. Bu âlimlerimiz edebî zevkten de uzak değillerdi.</p>
<p>20. Yüzyıl Uzunyayla Çerkes âlimleri, Osmanlı ulema geleneğinde olduğu gibi Ehl-i Sünnet çizgisindedirler ve Hanefi mezhebine/ ekolüne bağlıdırlar.” (s.19).</p>
<p><strong>İlmin Haysiyet ve İtibarını Korumak </strong></p>
<p>“Bu çok geç kalmış, kısa ve sınırlı sürede ve çoğunlukla sosyal medya imkânlarıyla yapabildiğimiz araştırmamızın neticesinde şunu da gördük ki, hayatlarını mevzubahis ettiğimiz bu âlimlerimizin ve hocalarımızın <strong>ortak özellikleri</strong> vardır. Bunları şöyle sıralamak mümkündür:</p>
<ol>
<li>Hepsi <strong>halktan biri</strong>, halkın her türlü sosyal meselelerinin çözümünde onların yanında ve onlarla beraberdir. Yani halkın içindedirler. Fildişi kulelerinden/ tepeden bir bakışları yoktur.</li>
<li>Hepsi halk nezdinde oldukça <strong>itibarlı</strong> ve saygıdeğerdir. Ama asla (yakın zamanda ülkemizde yaşadığımız çirkin örneklerde olduğu gibi) tabu değildirler.</li>
<li>Gözleri de gönülleri de <strong>tok</strong> ve istiğna sahibidirler. Halkın sırtından geçinmek gibi asalak tavır içinde olmadılar. İlmî haysiyetlerini ve onurlarını hep korudular. Halk nazarında yaygın olan, ‘hep almayı seven din adamı’ halleri onlarda hiç olmamıştır.</li>
<li>Çoğu <strong>elinin emeğiyle geçinmiş</strong> ya da imamlık maaşından fazlasına tamah etmemiştir. Bazıları, Kur’an taliminden aldıkları ücreti de hayır ve hayrat işlerinde sarf etmişlerdir.</li>
<li>Halkın örf ve adetlerine (‘xabze’ye<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">**</a>) <strong>hürmetkâr</strong> olmuşlardır. Uç ve marjinal, toplum tabanında karşılık bulmayacak söylemlerde bulunmamışlardır.</li>
<li>Çoğu tasavvuf/tarikat ehli olmamakla birlikte, tasavvufa saygılı ve hoşgörülüydüler (s.20).</li>
</ol>
<p>Bu âlimlerin hepsi bizim değerlerimizdir. Bu değerlerimizi tanımakta ve tanıtmakta çok geç kaldık. Biz bir çığır açmaya çalıştık. Bu çığır, ilahiyatçı gençlerimiz için bir motivasyon kaynağı olur da bizim eksiklerimiz tamamlanırsa ziyadesiyle mutlu oluruz. Bu çalışmamızı Uzunyayla’da yetişen din âlimleriyle sınırlı tuttuk. Sebebi de, bu çok ihmal edilmiş konuyu bir an evvel gündeme taşımak ve görünür hale getirmektir.” (s.21).</p>
<p>Uluslararası Kafkas Derneği‎ tarafından 9 Mart 2019 tarihinde Kayseri’de düzenlenen 11. Uluslararası Kafkas Ödülleri kapsamında “yılın kitabı” ödülünü alan eseri sebebiyle Kuşha Erdal Özden Hoca’ya tebrik ve şükranlarımı sunar, bu eserin <strong>Muhaceretteki Çerkes Âlimleri</strong> başlığı altında Kafkasya dışındaki tüm coğrafyalarda yetişen ve topluma önderlik eden daha kapsamlı ansiklopedik bir çalışmaya öncülük etmesini temenni ederim.</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ul>
<li>Özden, Erdal. (2018). “<strong> Yüzyılda</strong> <strong>Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri</strong>”. Aydın, 200 s. https://www.kafdavyayincilik.com/20-yuzyilda-uzunyayla-da-yasayan-cerkes-din-alimleri.</li>
</ul>
<ul>
<li>Özden, Erdal. (2018). “<strong> Yüzyılda</strong> <strong>Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri</strong>”. Tebliğ. I. Pınarbaşı (Aziziye) Sempozyumu, Kayseri, 10-12 Mayıs 2018.</li>
<li>Erdal Özden ile XX. Yüzyılda Uzunyayla’da Yaşayan Çerkes Din Âlimleri adlı kitabı hakkındaki söyleşi. Yer: Şimali Kafkas Derneği. Videoyu yayınlayan: Mole Levent Kaplan, 1.17.46 dk. Ankara, 29.12.2018.</li>
<li>Uluslararası Kafkas Derneği‎. (2019). 11. Uluslararası Kafkas Ödülleri. https://www.facebook.com/UluslararasiKafkasDernegi/photos/20-y%C3%BCzy%C4%B1lda-uzunyaylada-ya%C5%9Fayan-%C3%A7erkes-din-alimleri-kitab%C4%B1n%C4%B1n-yazar%C4%B1-say%C4%B1n-erdal/2095357287423186/, Kayseri, 09.03.2019.</li>
</ul>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">*</a> 38°-39° kuzey enlemleri ile 36°-27° doğu meridyenleri arasında uzanan Uzunyayla, Sivas’ın Kangal ilçesi ile Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesi arasındaki bölgedir. Kuzeybatıda Hınzır Dağları ve güneydoğuda Tahtalı Dağları ile çevrili olan plato, yaklaşık 1650-m yükseklikte, 60-km uzunluğunda ve 50-km genişliğindedir.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">**</a> Çerkes kültürünün omurgasını ve Kafkasya’da binlerce yıllık uzun bir süreçte oluşan teamülleri ifade eden “Adıge khabze/xabze” kavramı “Çerkes töresi” olarak tercüme edilebilir.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/mutefekkir-ulemadan-istifade-edebilmek/uzunyayla-din-alimlerini-yeni-nesle-tanitmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DONUK BAKIŞ AÇISI</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/donuk-bakis-acisi/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/donuk-bakis-acisi/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Sep 2018 20:30:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[ÂHİR ZAMAN SÖYLEMİ]]></category>
		<category><![CDATA[AMERİKALI DÜŞÜNÜR]]></category>
		<category><![CDATA[Bİ’RUACEM]]></category>
		<category><![CDATA[Cevdet Said]]></category>
		<category><![CDATA[CEZAYİRLİ MÜTEFEKKİR]]></category>
		<category><![CDATA[DONUK BAKIŞ AÇISI]]></category>
		<category><![CDATA[EBU’Z-ZEHEB TEKKESİ]]></category>
		<category><![CDATA[EL-EZHER ÜNİVERSİTESİ]]></category>
		<category><![CDATA[FUKUYAMA]]></category>
		<category><![CDATA[Kahire]]></category>
		<category><![CDATA[Kuneytıra]]></category>
		<category><![CDATA[KUR’AN’LA TEST ETMEK]]></category>
		<category><![CDATA[Malik bin Nebi]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Şurûtu’n-Nahda]]></category>
		<category><![CDATA[TARİHİN SONU TEZİ]]></category>
		<category><![CDATA[TESHİR]]></category>
		<category><![CDATA[VARLIKLARA HÜKMETME]]></category>
		<category><![CDATA[YENİDENDOĞUŞUN ŞARTLARI]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=756</guid>

					<description><![CDATA[Not: Bu yazı, Cevdet Said’in; “Donuk Bakış Açısı” başlığıyla 16 ve 23 Eylül 2018 tarihlerinde Diriliş Postası’nda yayımlanan iki yazısının birleştirilmiş nüshasıdır. -I- Geçen yüzyılın tam ortasında Kahire’de el-Ezher Üniversitesi’nde on yıl boyunca okudum. O vakitler ahir zamanda olduğumuz duygusunun insanlar arasında yaygın olduğunu fark etmiştim. “Kıyamet yaklaştı, din ve dünya sürekli geriye gidiyor ve [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Not: Bu yazı, Cevdet Said’in; “Donuk Bakış Açısı” başlığıyla 16 ve 23 Eylül 2018 tarihlerinde Diriliş Postası’nda yayımlanan iki yazısının birleştirilmiş nüshasıdır.</p>
<p style="text-align: center"><strong>-I-</strong></p>
<p>Geçen yüzyılın tam ortasında Kahire’de el-Ezher Üniversitesi’nde on yıl boyunca okudum. O vakitler ahir zamanda olduğumuz duygusunun insanlar arasında yaygın olduğunu fark etmiştim. “Kıyamet yaklaştı, din ve dünya sürekli geriye gidiyor ve her yeni gün öncekinden daha kötü oluyor…”</p>
<p>Doğduğum köyde de (Suriye, Kuneytıra, Bi’ruacem), Mısır’a gitmeden önce, dünyanın değişmeyen, <strong>sabit</strong> bir yapıda olduğunu düşündüğümüzü hatırlıyorum. Dahası kullandığımız eski pulluğun bile sabit yapısı olduğunu, hiçbir değişiklik ya da geliştirmeye elverişli olmadığını düşünüyordum. O kadar ki Allah’ın Âdem’i sabanıyla birlikte yarattığını zannediyorduk.</p>
<p>Bu <strong>katı ve çaresiz algılar</strong> artık bugün o günkü kadar belirgin olmayabilir ama farklı biçim ve görünümlerle yeniden ortaya çıkmaya başladı. Mesela insanların problemler içinde boğulmaları ve psikolojik açıdan bir çeşit felce maruz kalmaları, bütün bu sorunlar karşısında -tüm çeşitleriyle medya tarafından kuşatılmaları ve öğrenilmiş çaresizliğe sürüklenmeleri sebebiyle- değişim ya da ıslahın mümkün olduğu konusunda onları <strong>umutsuzluğa</strong> sevk etmektedir.</p>
<p>Önceki bazı yazılarımda <strong>tarihsel bilgi</strong>nin önemini ele almış ve bu bilginin insanın sağlığını ve psikolojik dengesini koruduğunu söylemiştim. Bu bilginin “donuk bakış açısı” problematiğiyle de bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Tarihin süregelen akışını ve çeşitli aşamalarını farklı farklı açılardan ele alan <strong>geniş bir bakış açısı</strong> kazanmamız olmazsa olmaz bir zorunluluktur. Zira geçmiş tarihi bildiğimiz oranda <strong>gelecek öngörümüz</strong> sağlam olacaktır. Bu bilgi, -tarihteki tecrübelerin en iyi sonuçlarıyla uyumlu şekilde- davranışlarımızı değiştirmemize yardımcı olacaktır. “Takva”nın (sorumlu ve duyarlı davranmanın) ve “teshir”in (varlıklara hükmetmenin) anlamı işte o zaman ortaya çıkacaktır.</p>
<p>Hareketli bir görüntüyü üç boyutlu olarak görebildiğimiz ölçüde mutmain oluruz. Ancak hareketli görüntüyü bütünüyle görememe durumunda, sofistlerin ‘yokluk’ nazariyesi gibi saçmalıklara giden yolun önü açılmış olur. Böylece insan dünyada herhangi bir <strong>gerçekliğin olmadığı</strong>nı düşünmeye başlar ve umutsuzluğa esir düşerek hareket kabiliyetini yitirmiş bir felçliye dönüşür. Kanaatime göre insanların büyük çoğunluğunu ıslah çabalarına katılmaktan alıkoyan, ıslah için koşuşturanlarla dalga geçerek ahmakça, yeis halinde ve şaşkın vaziyette oturup kalmalarına yol açan sebeplerden birisi de işte budur.</p>
<p>Kapsamlı ve bilinçli bir kültürün yokluğu, durumun değiştirilmesi ve iyileştirilmesi hususunda hüsran, kötümserlik ve ümitsizlik duygularının yaygınlaşması; işte tüm bunlar, <strong>insanları köleleştirme</strong> peşinde koşanların en büyük sermayesini oluşturmaktadır! Nitekim onlar toplum üzerindeki tahakkümlerini istikrarlı bir şekilde sürdürmek için insanların <strong>kötümserlik ve umutsuzluk</strong> duygularını sömürmektedirler.</p>
<p>Yeni doğmuş ve kendini temizlemekten aciz bir bebeğe donuk bakış açısıyla bakarsak, onun potansiyel yeteneklerini heba etmiş oluruz. Aynı şekilde günümüzdeki politik, ekonomik, dinî ve ahlaki <strong>krizlerimiz</strong> ile komplolarımız, savaşlarımız, çatışmalarımız, çevreyi kirletmemiz, doğal felaketlere sebebiyet vermemiz vb. hastalıklarımıza (donuk bir bakış açısıyla) saplanıp kalırsak, umutsuzluğa ve şaşkınlığa düşeriz.</p>
<p>Oysa bunun yerine <strong>beşeriyetin</strong> hâlâ çocukluk merhalesinde olduğunu ve <strong>yetişkinliğe doğru emin adımlarla ilerlediğini</strong> idrak etmeliyiz. Bu gidişatı anlamayan ve donuk bir bakış açısıyla hareket edenler, umutsuz ve olumsuz bakış açısına karşı savunmasız hale gelir ve beşeriyetin istikbaldeki muazzam potansiyelini heba ederler!</p>
<p style="text-align: center">*******</p>
<p style="text-align: center"><strong>-II-</strong></p>
<p>Yazının ilk bölümünde, çocukluk yıllarımda (seksen sene evvel Suriye’nin Kuneytıra bölgesinde) toplumda yaygın olan bir duygudan bahsetmiş, insanların ahir zamanda yaşadıklarını düşündüklerini aktarmıştım. Onlara göre her yeni gün bir öncekinden daha kötüydü…</p>
<p>Şahsen hep şu yöntemi benimsemişimdir: Ortaya konulan fikir ve kanaatleri <strong>Kur’an’la test etmek</strong>. Ne zaman bir kitap okusam ya da yeni bir fikirle karşılaşsam, Kur’an’a dönüp bu yeni düşünceyi orada ararım. Kahire yıllarımda çoğu zaman sabah namazından sonra Ebu’z-Zeheb Tekkesi’nde minarenin dibine oturur Kur’an okurdum. Çoğunlukla oruçlu olduğum için namaz vakitleri dışında hiç kalkmadan güneş batana kadar Kur’an okumaya devam ederdim.</p>
<p>Mısır’da kaldığımın on yılın sonunda, Cezayir’li merhum mütefekkir Malik Bin Nebi’nin fikirleriyle tanıştım. Onun “<em>Şurûtu’n-Nahda</em>: Yenidendoğuşun Şartları” isimli kitabını okuyunca ve “sömürülmeye elverişlilik” konusundaki fikirlerine muttali olunca dehşete kapıldım. Ona göre sömürgeciliği ve <strong>düşmanı suçlamak</strong> sorunlarımızı çözmemiz için doğru bir başlangıç değildi. Doğru başlangıç <strong>dâhilî nedenlere odaklanmak</strong> idi… Malik’in fikirlerini okuduktan sonra her zaman yaptığım gibi dönüp bu fikirleri Kur’an’a arz ettim. Onun bu fikirlerinin Kur’an’la gayet uyumlu olduğunu gördüm. Dahası sorunun kaynağını ararken kendi benliğimize yönelme fikri, Kur’an’da defalarca tekrarlanan bir yöntemdi. Bu hususu önceki bazı makalelerimde ele almıştım.</p>
<p>Aynı şekilde ‘âhir zaman’ söylemini de Kur’an’a arz ettim. Kur’an’ı bir de bu niyetle okudum. Kur’an’ı baştan sona bu bakış açısıyla okuduktan sonra, âhir zaman söylemine ilişkin sosyal algının hiçbir izini orada bulamadım. Tam tersine şu âyetlerle karşılaştım:</p>
<p>“Allah, içinizden inanıp güvenen ve iyi iş yapanlara söz vermiştir; öncekileri hâkim kıldığı gibi bunları da <strong>mutlaka yeryüzüne hâkim kılacak</strong>, razı olduğu dini bunlar için sabitleştirecek ve korku çekmelerinin ardından güvene kavuşturacaktır. Bunlar, Bana kulak verirler ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Bundan sonra da ayetleri görmezden gelen olursa, işte onlar, yoldan çıkmışlardır.” (Nur 24:55). Keza şu iki ayetin de aynı konuyu cevapladığını gördüm:</p>
<p>“Elçilerimize ve inanıp güvenenlere hem dünya hayatında hem şahitlerin getirileceği günde (âhirette), <strong>elbette yardım edeceğiz</strong>.” (Mü’min 40:51).</p>
<p>“Kim <strong>Allah’ın</strong>, dünyada da âhirette de <strong>kendisine asla yardım etmeyeceği kanaatine varmışsa</strong> bir gerekçeyle göğe (Allah’a el açıp) yönelsin, diğer ilişkilerini derhal kessin ve baksın ki bu yol kendisini bunaltan şeyi gerçekten giderecek mi yoksa gidermeyecek mi?” (Hac 22:15).</p>
<p>Âhir zaman (zamanın sonu, kıyametin yaklaşması) vehmi yerine Kur’an’ın; <strong>yaratılışın artarak devam etmesi</strong> yönünde çok daha farklı bir kapı açtığını, insanlığın henüz beşik döneminde olduğunu ve insanlık tarihinin kesinlikle son aşamaya gelmediğini belirttiğini görüyoruz:</p>
<p>“Hayır, hayır… (İnsan), bugüne kadar Allah’ın kendisine verdiği emri tutmadı.” (Abese 80:23). Yani Allah’ın insanlık hakkındaki va’di ve bilgisi henüz tahakkuk etmemiştir.</p>
<p>Âhir zaman düşüncesi, <strong>değişimin ya da ıslahatın mümkün olmadığı duygusunun yaygınlaştığı</strong> toplumlarda ortaya çıkmaktadır. Keza insanlığın şimdiye kadar başardıklarına ve gerçekleştirdiklerine <strong>hiçbir yeni ilavenin yapılamayacağı</strong> zannına kapılan topluluklarda… Bu açıdan bakıldığında (son dönem vehmi), Amerikalı düşünür <strong>Fukuyama</strong> tarafından ortaya atılan “<strong>tarihin sonu</strong>” tezine benzemektedir. Nitekim Fukuyama, tarihin medeniyetler üzerindeki son hükmünü icra ettiği ve Batılıların dünya hâkimiyetiyle tek kutuplu küresel medeniyet modelinin kemale erdiği zehabına kapılmıştı. Oysa Batı’nın dünyaya âdil bir küresel model sunmadaki başarısızlığını gözden kaçırıyordu. Keza diğerine eşit gözle bakmama ve veto hakkını elinde tutma konusunda ısrarcı davranma hususundaki büyük kusurlarını görmezden geliyordu. Oysa bu büyük kusurlar medeniyetlerin yıkılmasında etkili olan önemli faktörlerdir.</p>
<p>Olay ve olguları, gelişme ve krizleri <strong>bireysel donuk bir bakış açısına mahkûm eder</strong> ve bunların nasıl başlayıp nasıl geliştiğini geniş bir bakış açısıyla ele almazsak, <strong>teşhisi yanlış</strong> <strong>koymuş</strong> oluruz. Bu da bizi tembellik, ihmal ve umutsuzluk bataklığına sürükler. Ama olay ve olgulara uzaktan ve yüksekten, geniş kapsamlı bir bakış açısıyla bakabilirsek, işte o zaman itminana kavuşur, Allah’a ve kendimize güvenir, en isabetli eylemi ortaya koyabiliriz.</p>
<p>Çeviri: Fethi Güngör</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/donuk-bakis-acisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
