<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ehlisünnet Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://www.fethigungor.net/etiket/ehlisunnet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/etiket/ehlisunnet/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Dec 2016 06:57:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>AHMED EL-KÂTİB’İN SESİNE KULAK VERMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/ahmed-el-katibin-sesine-kulak-vermek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/ahmed-el-katibin-sesine-kulak-vermek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 May 2016 09:38:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[5. Anadolu Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[Abbasiler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmed el-Kâtib]]></category>
		<category><![CDATA[Ali bin Ebî Tâlib]]></category>
		<category><![CDATA[Aliya İzzetbegovic]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaleddin Afgani]]></category>
		<category><![CDATA[Cemel]]></category>
		<category><![CDATA[demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[ehlisünnet]]></category>
		<category><![CDATA[Emeviler]]></category>
		<category><![CDATA[eşitlik ve adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Fatımiler]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[II. Abdülhamid]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[İran Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kânûn-ı Esâsî]]></category>
		<category><![CDATA[kayıp imam]]></category>
		<category><![CDATA[Kerbela]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[Malatya Kitap Fuarı]]></category>
		<category><![CDATA[Me'mun]]></category>
		<category><![CDATA[Memlükler]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Abduh]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Nehrevan]]></category>
		<category><![CDATA[Nigehbân Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Osman bin Affân]]></category>
		<category><![CDATA[Osmanlılar]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. Abdulvehhab el-Mesîrî]]></category>
		<category><![CDATA[Reşid Rıza]]></category>
		<category><![CDATA[Rifâ’a et-Tahtavî]]></category>
		<category><![CDATA[şeriat]]></category>
		<category><![CDATA[Şia]]></category>
		<category><![CDATA[Sıffin]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet]]></category>
		<category><![CDATA[şûrâ]]></category>
		<category><![CDATA[Veliyy-i Fakih]]></category>
		<category><![CDATA[yıkılışın sebepleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=309</guid>

					<description><![CDATA[Malatya’da 10-15 Mayıs 2016 tarihlerinde gerçekleştirilen 5. Anadolu Kitap Fuarı’nın, 375 yayınevinin katılımını sağlaması, Arap dünyasından bazı yayınevlerinin de iştirak etmesi, bu sene bilge lider Aliya İzzetbegoviç’i ana tema olarak benimsemesi gibi güzellikler yanında, henüz beş yaşında olmasına rağmen üçyüz kadar seminer, söyleşi, okur yazar buluşması gibi etkinliği de fuarla eş zamanlı olarak organize edebilmiş olması açısından [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Malatya’da 10-15 Mayıs 2016 tarihlerinde gerçekleştirilen 5. Anadolu Kitap Fuarı’nın, 375 yayınevinin katılımını sağlaması, Arap dünyasından bazı yayınevlerinin de iştirak etmesi, bu sene bilge lider Aliya İzzetbegoviç’i ana tema olarak benimsemesi gibi güzellikler yanında, henüz beş yaşında olmasına rağmen üçyüz kadar seminer, söyleşi, okur yazar buluşması gibi etkinliği de fuarla eş zamanlı olarak organize edebilmiş olması açısından takdire şayan bir performans ortaya koyduğunu düşünüyorum. Bu vesileyle, Anadolu insanını kitap, kültür, yazar ve düşünür ile buluşturan bu organizasyonda emeği geçenleri, katılanları, katkıda bulunanları tebrik ve takdir ediyorum.</p>
<blockquote><p>Müslüman toplumlarda vahdet olmadan kuvvet, adalet olmadan vahdet, demokrasi/şûrâ olmadan da vahdet sağlanamaz.</p></blockquote>
<p>Fuarın davetli konuşmacılardan biri de, tarihî temel problemlerimize ilişkin düşünceleri ve eserleri Türkiye’de de dikkat çekmeye başlayan ve üç yılda dört eseri çevrilip yayınlanan Ahmed el-Kâtib idi. 12 Mayıs Perşembe sabahı kentin sivil toplum önderlerine hitap eden düşünür, Arap yayınevlerince basılan beş eseri ile yeni tamamladığı ancak henüz yayınlanmamış bir eserinin toplu bir detaylı fihristi niteliğinde özlü bir konuşma gerçekleştirdi. Eşzamanlı çevirisi şahsıma tevdi edilen bu önemli konuşmayı siz muhterem okurlarımla da paylaşmakta yarar görüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ahmed el-Kâtib: Mezhebin Katı Çemberini Kırabilmek </strong></p>
<blockquote><p>kayıp imam hiç doğmamıştır, hayali bir figür olarak Şia tarafından ‘oluşturulmuş’tur.</p></blockquote>
<p>1953 yılında Irak’ın Kerbela bölgesinde doğan ve Şii medreselerinde eğitim görmüş olan el-Kâtib, imamet ve İmam Hüseyin konulu ilk kitaplarını gençlik döneminde kaleme aldı. Daha sonra düşüncelerinden dolayı idama mahkum edilince ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Lübnan’da ve Kuveyt’te bir süre yaşadı, ilmî faaliyetlerini oralarda sürdürdü. İslam inkılabından sonra Tahran’a inen ilk uçakla geldiği İran’da 10 yıl kalabildi. Bir yıl boyunca radyo yayıncılığı yaparak, İran devrimini Irak’a ihraç etmek isteyen el-Kâtib’in yayınları iki ülke arasında gerginliğe yol açmıştı. Sürekli sorgulayan ve üreten bir insan olarak bu düşünsel faaliyetini İran’da da sürdürdü.</p>
<p>İran Meclisi’nde yaşanan bir olay, el-Kâtib’in sistemi sorgulamasına yol açtı. İşçilerin hukukuna ilişkin bir yasal düzenleme yedi kez Nigehbân Meclisi tarafından İslam’a aykırı bulunarak geri çevrildikten sonra İmam Humeyni’nin Veliyy-i Fakih olarak duruma el koymasından sonra yürürlüğe girebildi. Bu süreç el-Kâtib’in velâyet-i fakih sistemini sorgulamasına yol açtı.</p>
<ol start="12">
<li>kayıp imamın hiç doğmadığını, hayali bir imam olarak Şia tarafından ‘oluşturulduğu’nu savunan el-Kâtib, kendi coğrafyasında yaşama imkânı bulamayınca İngiltere’ye hicret etti. 25 yıldır orada yaşıyor. Kitap, makale ve konferanslarını şahsi internet sitesinden de paylaşıyor (https://www.facebook.com/ahmad.alkatib1/books).</li>
</ol>
<p>Sünni-Şii ayrımını tarihte kalmış bir ayrılık sebebi olarak gören el-Kâtib, eserlerinde bu ayrılığa yol açan fırkaların nasıl ortaya çıktığını, esasında siyasi olan ihtilaflara nasıl din kisvesi giydirildiğini, siyasal  düşüncenin Ehl-i Sünnette ve Şiada nasıl geliştiğini, İslam toplumunun insanlığın temel sorunlarına ilişkin kuşatıcı söylemler geliştirebilmesinin önündeki engellerin başında mezhepçiliğin geldiğini anlatıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kuvvet için vahdet, vahdet için adalet, adalet için şûrâ esasını benimsemek</strong></p>
<blockquote><p>Yıkılışın temel sebebi adaletin sağlanamaması ve sultanların insanların hakları üzerinde çok büyük yetkiler kullanmasıdır.</p></blockquote>
<p>“Müslüman toplumlarda vahdet olmadan kuvvet, adalet olmadan vahdet, demokrasi/şûrâ olmadan da adalet sağlanamaz. Yönetimin barışçıl şekilde el değiştirmesi ve adaletin tüm topluma teşmili sağlanmadan da demokrasi/şûrâ modeli tesis edilmiş olmaz.</p>
<p>Müslümanlar uzun asırlar boyunca, meşruiyet kaynağını şeriatin oluşturduğu İslami bir ortamda yaşadı. Ancak, buna rağmen ihtilafa düştüler, çeşitli sorunlar yaşadılar, birbirlerini öldürdüler. Bu durum sahabe-i kiram dönemine kadar uzanmaktadır. Halife Osman bin Affân öldürüldü, peşinden Halife Ali bin Ebî Tâlib öldürüldü. O arada Cemel, Sıffin, Nehrevan savaşları yaşandı. Ardından Hz. Hüseyin öldürüldü.</p>
<p>Muaviye güç kullanarak iktidara el koydu. Şûrâ sistemini lağvedip Kisra ve Kayser’in baskıcı sistemini benimsedi. Böylece iktidar babadan oğula geçmeye başladı. Emevilerle başlayan bu düzen Abbasiler ve Osmanlılar döneminde de aynı şekilde devam etti.</p>
<p>Tarih boyunca yaşanan bu siyasi kargaşa ve katillerin sebebi, yönetimin barışçıl şekilde el değiştirmesi ve şûrâ prensiplerinin terk edilmesidir. Zira, iktidarın barışçıl yöntemlerle el değiştirmesi ve adaletin tesis edilmesi, yöneticilerin zulme meyletmesine ve dolayısıyla halkların ayaklanmasına mahal bırakmaz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yıkılışın Sebeplerini Doğru Teşhis Edebilmek</strong></p>
<blockquote><p>Görevimiz Müslümanların birliğini sağlamak ve İslam şeriatini uygulayacak yönetimi geri getirmek olmalıdır, eskilerin yanlışlarını günümüze taşımak değil!</p></blockquote>
<p>İslam devletlerinin ve toplumlarının tarihlerini okuduğumuzda ve yıkılışlarının sebeplerini incelediğimizde, temel sebebin <u>adaletin sağlanamaması</u> ve sultanların insanların hakları üzerinde <u>çok büyük yetkiler kullanması</u> olduğunu görürüz. Yöneticiler halkın mallarını gasp etmişler, kimseye danışma gereği duymadan iç ve dış savaşlar çıkarmışlar, insanların maddi ve manevi birikimini heba etmişler, ümmeti paramparça eden diğer uygulamalarını fütursuzca gerçekleştirmişlerdir. Bu zulümler dayanılmaz bir hal alınca yine güç kullanarak düşürülen zalim sultanın yerine geçen de adalet ve şûrâ ile toplumu yönetme yerine öncekilerin yöntemini benimsemiştir.</p>
<p>İslam toplumunu oluşturan tüm halklar ve gruplar/partiler, bildikleri ve güvendikleri bir anayasa ortada olmadığı sürece bu tarihî hataları tekrar etmekten öteye gidemeyecektir. Böylece, adı halife bile olsa kendi elimizle mutlak iktidar sahibi yaptığımız yeni diktatörler çıkarmaktan başka bir neticeye ulaşamayacağız. Nitekim, Abbasiler gelince Emevilerin, Fatımiler gelince Abbasilerin, Osmanlılar gelince Memluklerin kökünü kazımak için ellerinden geleni yapmışlardır.</p>
<p>Abbasi ve Osmanlı halifeleri çoğu zaman yönetim işini vezirlerine hattâ bazen hanımlarına bırakıyorlardı. Saltanatı eline geçirmek ya da elinde tutmak için öz babalarını, öz oğullarını, öz kardeşlerini öldürüyorlardı. Mesela, Me’mun da kardeşi Emin’i öldürtmüştü.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Eskilerin Hatalarını Kutsamamak</strong></p>
<p>Batı’da demokrasinin gelişmesinden sonra İslam dünyasından Avrupa’ya gidip durumu müşahede eden Rifâ’a et-Tahtavî, Cemaleddin Afgânî, Reşid Rıza ve Muhammed Abduh gibi mütefekkir ve âlimler, demokrasi ya da şûrâ sistemine çağrı yapmışlardır.</p>
<p>Müslümanların zaafa düşmesi ve otoriter yapının sürdürülme ısrarı üzerine  Osmanlı devletinin Hıristiyan halkları ayaklandı. Batı’nın desteklediği bu demokrasi talepleri neticesinde Balkanlardaki Hıristiyan halklar Osmanlı’dan ayrıldı. Gayrımüslimlerin ve Müslümanların haklarını teminat altına almak maksadıyla 1876 yılında kabul edilen Kânûn-ı Esâsî ve seçimle iş başına gelen ve bir yıl geçmeden feshedilen Meclis-i Mebûsân dağılmayı engelleyemedi. Zira, bu yeni demokratik süreci Batı’nın Osmanlı Devleti’ni nüfuzu altına almak için giriştiği bir entrika olarak değerlendiren Sultan II. Abdülhamid, Meclis’i dağıttı. Müslüman halkların kopmasını engellemek için “İttihad-ı İslam” söylemini geliştirmiş olsa da Sultan II. Abdülhamid çöküşü durduramadı. Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra devlet yıkıldı, hilafet de 1924 yılında lağvedildi.</p>
<p>Osmanlı Devleti çöktükten sonra iki ayrı kulvarda hilafeti geri getirme çabaları ortaya çıkmıştır. Bunlardan birincisi, Sünni anlayışa dayanan ve tarihteki yanlış örnekleri tekrar eden, halifeye mutlak otorite tanıyan, iktidarın güç kullanarak elde edildiği ve babadan oğula intikal ettiği hilafet modeli. Suudi Arabistan, Taliban ve Daiş örnekleri bu tür hilafet talebinin örnekleri olarak verilebilir.</p>
<p>Halifeye mutlak otorite tanıyan bu anlayışa göre devletin meşruiyet kaynağı, Kur’an ve Sünnettir. Anayasa vazetmek ve ümmetin görüşüne başvurmak bu yaklaşım sahiplerine göre Batı’nın bidatine uymak demek olup haramdır, İslam’a aykırıdır.</p>
<p>İkinci grup, Osmanlı Devleti’nin yıkılışının sebeplerini incelemeye davet ederek, devletin yıkılmasına yol açan; diktatörlük, baskı, zulüm, adaleti ikame edememek, şeriat ahkâmını tatbik edememek, şûrâ/demokrasi çerçevesinde ümmetin birlik ve beraberliğini sağlayamamak gibi problemleri tespit etmişlerdir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Şûrâya dayalı demokratik bir anayasal sistem kurabilmek</strong></p>
<p>Demokrasi İslam’la çelişmemektedir. Zira, yöneten-yöneten ilişkisi, İslam’ın insanın aklına ve toplumun örfüne bıraktığı manevra alanına ait bir konudur. Kur’an’a ve sünnete baktığımızda yönetim tarzına ilişkin bir model ve öneri göremeyiz.</p>
<p>Demokrasi Batı’da belli gerekçelerle ortaya çıkmış olsa da; eşitlik ve adaleti temin etmesi, kuvvetler ayrılığını getirerek yasama, yürütme ve yargı erklerini ayırmış olması, dördüncü bir erk olarak ortaya çıkardığı medya aracılığıyla bu üç erk arasındaki ilişkileri denetlemesi, böylece zulüm ve yolsuzluğa mahal bırakmaması, erkler arasındaki anlaşmazlıkları  Anayasa mahkemesi marifetiyle çözüme kavuşturması insanlık adına önemli bir gelişmedir.</p>
<p>Batı demokrasisi kilisenin ağır baskısını kırmak maksadıyla ortaya çıktığından dolayı temel olarak laikliğe dayanmaktadır. İki türlü laiklik vardır. Birincisi, hayatın tüm alanını kapsayan, kuşatıcı laikliktir ki, bu küfürdür, çünkü <u>sadece insanı</u> meşruiyet kaynağı olarak alır, din ve inançlara itibar etmez. İkincisi ise, yasama, yürütme ve yargı güçlerinin, temel erklerin ayırımını ifade eden cüz’i laikliktir. Prof.Dr. Abdulvehhab el-Mesîrî, “Parçacı Laiklik ve Kapsamlı Laiklik” isimli eserinde bu meseleyi gayet açık şekilde anlatmıştır.</p>
<p><u>Kuşatıcı laiklik</u>, alternatif bir din olarak sunulan ve İslam’a bütünüyle aykırı bir sistemdir. Kilise; siyaset, ibadet, kültür gibi hayatın tüm alanlarını tahakkümü altına almıştı. Papazı araya koymadan  tevbe etmek, Allah’tan af dilemek bile kabul edilmez kilise sisteminde. Kiliseye gidip izin ve onay almadan iki insan evlenemez. İslam’da bunlar yoktur. İsteyen dilediği zaman Allah’a dua da eder, tevbe de… Camide tayin edilmiş bir imam da yoktu ilk dönemlerde, o vakit namazına gelen cemaat arasında en layık olan birisi imamlığı deruhte ederdi.</p>
<p>İslam dini ne imamet ne de hilafet sistemini vazetmiştir. İslam, ahlakı, temel ilkeleri vazeder, aklımızı kullanmamızı ister, yönetim tarzını bize bırakır. Allah Rasulü kendisinden sonra uygulanmak üzere bir yönetim modeli önermemiştir. Bölgelerin şartlarına, zamanın şartlarına, toplumun ihtiyaçlarına uygun olarak yönetim modellerini insanlar kendileri belirleyebilirler. Sivil, medeni bir yönetim tarzının belirlenmesinde, siyaset, kültür, ibadet gibi hayatın çeşitli alanlarında özgür bir muamele sistemi oluşturulmasında cüz’i laiklik kullanılabilecek bir modeldir.</p>
<p>Burada temel görev; Müslümanların birliğini sağlamak, vahdeti tesis etmek, İslam şeriatini uygulayacak İslami yönetimi geri getirmek olmalıdır. Yoksa, maziyi çağa taşıyarak, eskilerin baskıcı modellerini güncelleyerek, Suud ya da Daiş benzeri diktatörlükler oluşturarak İslami bir neticeye ulaşamayız. Yapmamız gereken şûrâya dayalı demokratik bir anayasal sistem kurmaktır.</p>
<p>İstibdadın olduğu yerde adalet, zulmün olduğu yerde vahdet olmaz. Zulmün ve kural tanımazlığın olduğu yerde İslam’dan ve şeriatten söz edilemez!”</p>
<p>Malatya’da gerçekleşen konuşmasına katılan, sorularıyla konuları açan tüm katılımcılara teşekkür eden ve fikirlerin bütün açıklığıyla ortaya konduğu ve özgürce tartışıldığı mevcut demokratik ortamın kadrini bilmenin önemine dikkat çeken muhterem Ahmed el-Kâtib’e, İslam dünyasının temel sorunlarını anlamaya ve kalıcı çözümler önermeye yönelik samimi, uzun soluklu ve cesur çabalarından dolayı ben de kendilerine gönülden şükranlarımı sunuyorum. Rabbim sağlık ve afiyet ihsan eylesin, çabalarını selam yurdunun inşasında amel-i salih olarak kabul buyursun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Ahmed el-Kâtib’in Türkçeye Çevrilen Eserleri: </strong></p>
<ul>
<li>Çağdaş İslam Siyaset Sisteminde ANAYASAL MEŞRUİYET -Suudi Arabistan Krallığı ve İran İslam Cumhuriyeti Karşılaştırmalı İncelemesi-, Mana Yayınları, İstanbul 2013, 288 s.</li>
<li>Nedenleri Tarihte Kalmış SÜNNİLİK ŞİİLİK -İslam Birliği-, Mana Yayınları, İstanbul 2015, 280 s.</li>
<li>Sünnî Siyasal Düşüncenin Gelişimi DEMOKRATİK HİLAFETE DOĞRU, Mana Yayınları, 2. Baskı, İstanbul 2016, 496 s.</li>
<li>ŞİADA SİYASAL DÜŞÜNCENİN GELİŞİMİ -Şûrâdan Velâyet-i Fakîhe-, Otto Yayınları, Ankara 2016, 584 s.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/ahmed-el-katibin-sesine-kulak-vermek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MEZHEBİN MÜKTESEBATINI KUR’AN’A ARZEDEBİLMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/mezhebin-muktesebatini-kurana-arzedebilmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/mezhebin-muktesebatini-kurana-arzedebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Oct 2015 11:01:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunlarımızla Yüzleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[2:256]]></category>
		<category><![CDATA[39:18]]></category>
		<category><![CDATA[Akabe Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Şeriati]]></category>
		<category><![CDATA[Arap cahiliyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Arapça]]></category>
		<category><![CDATA[ayetullah]]></category>
		<category><![CDATA[din]]></category>
		<category><![CDATA[ehlisünnet]]></category>
		<category><![CDATA[Hüsameddin Ferzizade]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Âdem]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Mûsa]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Yusuf]]></category>
		<category><![CDATA[İbadilik]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[kültür]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an'a arzetmek]]></category>
		<category><![CDATA[mezhep]]></category>
		<category><![CDATA[müktesebat]]></category>
		<category><![CDATA[mürted]]></category>
		<category><![CDATA[mürtedin hükmü]]></category>
		<category><![CDATA[Mustafa İslamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Şia]]></category>
		<category><![CDATA[Suud]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=189</guid>

					<description><![CDATA[“O kullar ki, sözün tamamını dinlerler ve en güzeline uyarlar: İşte Allah&#8217;ın kendilerine doğru yolu gösterdiği kimseler bunlardır; ve işte onlar, akletme yetilerini kamil manada kullananlardır.” (Zümer 39:18). &#160; Arapça’dan müslüman halkların dillerine geçmiş olan ve sözlükte tutulan yol, anlayış, görüş ve inanç anlamlarına gelen mezhep kavramı; bir dinin, anlayış ve görüş ayrılıkları dolayısıyla ortaya [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>“O kullar ki, sözün tamamını dinlerler ve en güzeline uyarlar: İşte Allah&#8217;ın kendilerine doğru yolu gösterdiği kimseler bunlardır; ve işte onlar, akletme yetilerini kamil manada kullananlardır.” (Zümer 39:18).</p></blockquote>
<p>&nbsp;</p>
<p>Arapça’dan müslüman halkların dillerine geçmiş olan ve sözlükte tutulan yol, anlayış, görüş ve inanç anlamlarına gelen <strong>mezhep</strong> kavramı; bir dinin, anlayış ve görüş ayrılıkları dolayısıyla ortaya çıkan, belirli kuralları, kendi içinde tutarlı inanç ve davranış bütünlüğü bulunan büyük kollarından her birini ifade eder. Yeni Türkçe’de edinç kelimesiyle karşılanan Arapça kökenli <strong>müktesebat</strong> kelimesi ise; uzun bir süreden beri edinilip elde tutulmuş kazanım ve birikimler anlamında kullanılır.</p>
<p>Bir ay önce Diriliş Postası’nda yayımlanan “Dinî Müktesebatı Kur’an’a Arzedebilmek” başlıklı yazımızda vurguladığımız üzere, mezhebinin eline tutuşturduğunu kendisini kurtuluşa erdirecek yegâne hakikat zanneden Müslüman gruplardan gelecek iyi niyetli ama cahilane tepkilere ve sistemlerinin yok olmaması için bütün güçleriyle hazır kıta bekleyen şer odaklarından gelecek saldırılara rağmen; dirayet, cesaret ve hassasiyetle ‘kültür’ olanla ‘din’ olanı ayırt etme, mezhebin ortaya koyduğu kültürel birikime dinin bizatihi kendisi muamelesi yapmama, mezheplerin tarih boyunca üretmiş olduğu birikimleri vahyin eleğinden titizlikle geçirme, kısaca mezhep müktesebatını Kur’an’a arzetme görevimiz bulunmaktadır. Nitekim, salih müminler sözlerin, mezheplerin, görüşlerin hepsini dinler, en tutarlı, en makul, Kur’an’ın bütünlüğüne en uygun olanına tabi olurlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Mezhebini eleştirdiği için idama mahkum edilen bir yiğit: Hüsameddin Ferzizade</strong></p>
<blockquote><p>Dinden çıkanı imha etmek, Arap cahiliyesinin, muharref dinlerin, karanlık inançların benimsediği ve uyguladığı bir sindirme yöntemidir.</p></blockquote>
<p>İran’da Erdebil’in Meşkinşehr ilçesinden henüz 22 yaşında bir genç, “İslam&#8217;dan İslam&#8217;a” başlıklı 28 sayfalık bir kitapçık yazarak Şia mezhebinin Kur’an’a ve akla uymayan bazı inanış ve uygulamalarını eleştirdiği, mezhebin müktesebatını ilmî bir tenkide tabi tutmaya, insanları uydurulmuş dinden indirilmiş dine dönmeye davet ettiği için, “mürted” damgası yemiş, dinden döndüğü ve mukaddesata hakaret ettiği gerekçesiyle idama mahkum edilmiştir. Meşkinşehr 101. Ceza Mahkemesi Başkanı Ali Muradyan imzasıyla altı madde halinde sıralanan gerekçeli kararda, Hüsameddin Ferzizade’nin, internet üzerinden yayımladığı ‘İslam’dan İslam’a’ adlı kitabında İslam’ın mukaddesatını aşağıladığı ileri sürülüyor.</p>
<p>Şia ile Ehlisünnet arasındaki ihtilafların, ümmet içine düştüğü derin ayrılıkların, her iki tarafın tarafgirlerince uydurulan siyasi içerikli rivayetlere dinin kutsal metinleri muamelesi yapılmasından kaynaklandığını, dolayısıyla, hadislerin Kur&#8217;an’ın süzgecinden geçirilmesi gerektiği vurgulayan ve Kur&#8217;an&#8217;a dönmeye davet eden bir yiğit genç, bu cüretinden dolayı idama mahkum edilmiştir.</p>
<p>20 yaşında tutuklanan ve iki yıldır hapiste tutulan Hüsameddin Ferzizade’nin idam edilmemesi için bir imza kampanyası başlatıldı. Mezhep müktesebatını din edinen zihniyete dikkat çekilmesi, mahkemenin ve İran yöneticilerinin bu yersiz idam kararını iptal etmesi, mezhebin ve temsilcilerinin karizmasını çizdirmeme adına Kur’an’ın açık beyanlarına aykırı düşen bu zulme pasif onay verme durumunda kalmamak için aşağıda linki verilen bu kampanyaya imza koymalı, herkes kendi imkânları ölçüsünde bu zulme karşı durmalıdır.<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> ‘Suud’a gittiğinde Şiilikle, İran’a döndüğünde Sünnilikle suçlandığı” için Allah’a hamdeden Ali Şeriati’yi hatırlatan bu samimi ve yürekli delikanlının idam edilmemesi için insan hakları örgütleri de üzerlerine düşen çabayı ortaya koymalıdır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Mürtedin hükmünü doğru kavrayabilmek</strong></p>
<blockquote><p>Mezheplerin tarih boyunca üretmiş olduğu birikimleri vahyin eleğinden titizlikle geçirme görevimiz bulunmaktadır.</p></blockquote>
<p>Hüsameddin Ferzizade İslam dininden dönmüş değildir. Hatta, Şiilikten çıktığını açıkça beyan eden bir ifadesi bile yoktur davaya mesnet teşkil eden risalesinde. Yaptığı tek şey, mezhebin müktesebatını Kur’an’a ve akla arzetmeye davet etmektir. Bütün suçu budur. Bunun İran atmosferinde bir fikir suçu olduğu kabul edilse bile karşılığı asla idam olmamalıdır. Fikre fikirle karşılık verilir. İran’ın meşhur ayetullahları bu delikanlının kitapçığında dile getirdiği eleştirilere tatminkâr cevaplar vermek, veremiyorlarsa eleştirilerden paylarına düşen dersi almak durumundadır. Ama ne yazık ki, ‘kral çıplak’ diyen cesur ve gerçekçi insanlar tarih boyunca hep ağır cezalara maruz kalmıştır. Düşüncenin üstesinden gelemeyenler, pervasızca düşünenin üstesinden gelmeyi hep bilmiştir.</p>
<p>Dinden çıkanı imha etmek, Arap cahiliyesinin, muharref dinlerin, karanlık inançların benimsediği ve uyguladığı bir sindirme yöntemidir. İslam dini böyle bir yönteme temelden karşıdır. Din ve inanç alanında zerre miskal bir baskıya cevaz vermeyen Kur’an-ı Kerim, İslam’dan dönen için dünyada bir cezai yaptırım uygulamamış, bu dinin ve bu kitabın mübelliği Sevgili Efendimiz de İslam’dan döndüğü için kimseye idam cezası vermemiştir. Daha Allah Rasulü hayattayken İslam dininden çıkanlar olmuş, ama bunlardan sadece birisi için ölüm cezası verilmiştir. O da, bu kişi dinden çıktığı için değil, o zamanın medyası mesabesindeki şiir ve hitabeler yoluyla İslam’a ağır saldırılar ve hakaretler yaptığı, kara propaganda faaliyeti yürüttüğü içindir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>&#8220;İran&#8217;da yaşasaydım idam edilirdim&#8221; </strong></p>
<p>9 Ekim 2015 Cuma Akabe Vakfı mescidinde irad ettiği hutbesinde Hüsamettin Ferzizade olayını gündeme taşıyan Mustafa İslâmoğlu Hoca, özetle şu hususlara vurgu yaptmıştır<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a>:</p>
<p>“&#8230; Allah Rasulu Kur&#8217;an ile karşı karşıya gelmez. Ben İran&#8217;da olsam çoktan idam edilmiştim. Şia&#8217;ya karşı çıkan Sünniler, sizin de ondan farkınız yok. mezhepçiliğin vicdanı yoktur. Hiç kimse mezhepçi duygularını tatmin etmesin, bu işin Şiisi Sünnisi yok, bu iş her yerde. Mahkeme kararına göre Ali oğlu  Hüsamettin Ferzizade, yazdığı kitabı internet ortamında yaymak sebebiyle idama mahkum edildi.</p>
<p>“&#8230; Önemli olan ferdin takvasıydı. Hüseyin’in peygamber torunu olması sebebiyle kendisini halife görmesi sonradan çıkarılmıştır. Peygambere yakınlık soy meselesi değil adalet ve ahlak meselesidir. ‘Şeyhi olmayanın şeyhi şeytandır’ sözü sonradan uydurulmuştur. Hem şia hem de sunnilikte fırkaların ortaya çıkmasının sebebi sahte hadislerdir. Medine müslümanları ile Sasani ülkeleri müslümanları birbirinden farklılaştı. Yahudilik İslam&#8217;ı kendine benzetti. Hadis rivayetçilerinin şifahi olarak anlattıklarını vahiy olarak gördüler. Hadisbazların bu rivayetleri, birbiriyle çelişen hadislerin ortaya çıkmasına yol açtı.  Kur&#8217;an&#8217;ın ‘Yalnızca Allah&#8217;tan yardım istenir’ ayetine rağmen imamlardan ve şeyhlerden imdat dilemek yaygınlaştı. Uhud savaşında peygamberin dostları şehit oldu. Ama, Peygamber ve sahabe, başlarını ve vücutlarını zincirle dövmedi&#8230;”</p>
<p>Bu sözlerden Şia’ya, imamlara, Peygamber’e hakaret çıkıyormuş! Bir de ‘fıtri mürted’ ya, tevbeye de davet edilmiyor! İran yargısına soruyorum: ‘Rabbim Allah’tır’ dediği için bir insanı öldürecek misiniz? Bu Kur&#8217;an talebesini öldürecek misiniz? Peygambere hakaretin cezası 74 kırbaç, imamlara hakaretin cezası 5 yıl hapis ha?! Masum imam ha?! Masum olan insan var mı? Kur&#8217;an Âdem için “yoldan çıktı” diyor. Hz. Musa haksız yere adam öldürmüştür. Âdem de Musa da, “Ya Rabbi ben kendime zulmettim” dediler. Yusuf Sûresi’nin 24. ayetini açın bakın; &#8216;Eğer Rabbinin yardımı olmasaydı Yusuf meyledecekti&#8217; diyor. Hz. Davut&#8217;un ve Hz. Yunus&#8217;un tevbesinden bahsediyor Kur’an. Peygamberimize 8 kez “günahından tevbe et” deniyor Kur’an’da. Peki imamlar kim oluyor?</p>
<p>Baba yüzünden torpil olsaydı Allah Azer&#8217;e ve Kenan&#8217;a torpil geçerdi.  Rasulün ve imamların ismet sıfatına hakaret etmekle suçluyorlar. Allah Rasulü bir tane münafığın başını vurmadı. İlmi ledünne sahip olduklarını inkâr, Şia’yı inkâr küfür müdür?&#8230;</p>
<p>Diyelim ki, bu genç mürteddir. Bakara Sûresi’nde mürtedin hükmü nedir? Onun dünyada bir cezası yok. Rivayet kültürüne bakın &#8216;dinden döneni öldürün&#8217; diyor. Özgürce seçmediğin dinden değilsin. Ensende silah şehadet getirse bu adam müslüman olur mu? Bu rivayet Allah Rasulü’ne iftiradır.</p>
<p>Düşüncesinden dolayı insan katletmek yeni bir şey değil. Şia’ya veryansın edenler de masum değil. Din adına düşünceye kuduz köpek muamelesi yapmaya ne kadar alışmışız. İmam Azam’ın katledilmesine en fazla sevinen hadisçiler olmuştu&#8230;</p>
<p>Bir müslüman olarak İran yargısına sesleniyorum. Bu idamdan vazgeçin. Bu çocuk yüzde yüz yanlış olsa da vazgeçin. Kaldı ki, yüzde doksan haklı. Eğer bu çocuğu öldürürseniz beni öldürmüş olursunuz. İran yönetimi, eğer yargıda sözünüz varsa bu idamı durdurun, bu konuda cehaletin önüne geçin. Afganistan&#8217;lı Ferhunde&#8217;yi öldürdük. Bunda bizim de payımız vardı. Bu yobazlık, bu çarpıklık, bu uydurulmuş dincilik&#8230; Bu idam durdurulsun diyorum. Hepimiz Hüsameddin Ferzizade&#8217;yiz. Bu davayı takip edeceğiz.”</p>
<p>Mustafa hoca meseleyi sosyal medya araçlarından da duyurmaya devam ediyor: “Mezhebini din edinmemiş her vicdan sahibini var gücüyle haykırmaya, bu Kur’an talebesini savunmaya davet ediyorum. Ferzizade olayı üzerinden içindeki mezhep canavarını doyurmaya kalkanlar! İdam hükmünü veren Şii kafayla mezhepçi Sünni kafa ruh ikizidir&#8230;”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İbadilik öldürülmeyi gerektiren bir suç mudur?</strong></p>
<p>Bir internet sitesi, özetle iktibas ettiğimiz hutbeye ve idama karşı durma kampanyasına atıfta bulunarak, Zehra Ak’ın olayı İran nezdinde araştırdığını, söz konusu makaleyi okuduğunu ve izlenimlerini yazdığını duyurdu. ‘İran nezdinde’ bu kadar hızlı araştırma yapabilen yazarı tebrik etmemek elde değil! Özetle şu savunmayı yapıyor:</p>
<p>“Bizim araştırmalarımıza göre, haberin kaynağı İran Hıristiyanlarının internet sitesi. Vocir.org. Hüsamettin Ferzizade sanıldığı gibi Kur’an İslam’ını savunmuyor. Söz konusu makalede Ebaziliği savunmaktadır. “Alevi ve Sünnilikden önce Ebazi mezhebi ortaya çıkmıştı. Bu yüzden Ebazilik Kur’an ve akılla çelişmez, ya da istisnai durumlarda çelişir. Ancak Şia Kur’an ve akılla açıkça çelişerek Kuran&#8217;ın dışına çıkmıştır.” demektedir.</p>
<p>Hüsamettin Ferzizade Şii ve Sünni hadis anlayışını eleştiren makalesinden dolayı tutuklu olarak yargılanıyor. Hüsamettin Ferzizade’nin, yazdığı makalede yer alan bazı ifadeler, İslam Peygamberi’ne ve ehlibeyt imamlarına hakaret kabul edildiği için kırbaç ve hapis cezasına çaptırılmış. Yazısında Hüsamettin Ferzizade; “Maydanoz Şiası Yahudiliğin ve zerdüştliğin uzantısıdır. Şiiler Peygamber’e &#8220;deyyus&#8221; lakabı takmışladırlar. Hintlilerin dini görüşleri incelenirse, çağımız Şia’sının İslam&#8217;la bağlantısının olmadığı, Hint Zerdüştliğinin bir altkümesi olduğu ortaya çıkar&#8230; Şiilik kadar olmasa da, Sünnilik de kısmen Kur’an&#8217;la çelişmekte, karşı karşıya gelmektedir. Fakat hiçbirisi Ebaziye kadar Kur&#8217;an&#8217;a yakın değiller.” gibi ifadeler kullanıyor. Bu ifadeler için hapis ve kırbaç cezası verilmiş.</p>
<p>Amma dinden çıktığı yani mürted olduğu için ve sapık inançları tebliğ/davet etme, fitne çıkarma suçlarından dolayı da idam cezasına çaptırılmış. Yani sadece mürted olduğu için değil, fitne çıkarma ve fitne düşüncelerini yaygınlaştırma çabası içerisinde olduğu gibi bir suçlama ile idam cezası verilmiş. Ya da savcı talep ediyor, ama henüz verilmiş bir karar yok. Bu konuda kesin bir bilgiye ulaşamadık&#8230;”</p>
<p>“Elbette geleneksel Sünni ve Şii düşüncenin mürtedin öldürülmesi hükmü tartışılabilir, eleştirilebilir ve eleştirilmeli de. Kanaatimizce insanların inanma haklarının olduğu gibi inkâr etme hakları da olmalı. İran İslam Cumhuriyeti’nin mahkemelerinin bu kararları bizce de eleştirilmeli, ama biz bu eleştirinin kırıcı ve dışlayıcı olmadan yapılması gerektiğine inanıyoruz&#8230;”<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a> Diğer yorumları bir yana, Zehra Ak’a bu insaflı ve dengeli değerlendirme cümlesi için teşekkür ediyorum.</p>
<p>Rabbim, aklımızı kullanma ve açık vahyini en doğru şekilde kavrayabilme çabamızda bizlere liyakat ihsan eylesin. Hüsamettin Ferzizade’yi idam etme kararı alan zevatı, Kur&#8217;an&#8217;ın hüküm ve tavsiyelerini tarih boyunca küllenen kültürel müktesebata tercih etmeye davet ediyoruz. Zira Allah insanları mahşer gününde mezheplerinin müktesebatından değil, Kendi Kitab-ı Kerim’inden sorguya çekecek!</p>
<p>“Zorlama (ikrah) dinde yoktur. Artık doğru ile yanlış birbirinden seçilip ayrılmıştır. Şu halde kim şeytani güç odaklarını reddeder de Allah&#8217;a inanırsa, kesinlikle kopmaz bir kulpa yapışmış olur: zira Allah her şeyi sınırsız işitendir, her şeyi limitsiz bilendir..” (Bakara 2:256).</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> <a href="https://www.change.org/p/cabinet-of-iran-hassan-rouhani-eshaq-jahangiri-mostafa-pourmohammadi-islamic-consultative-assembly-مجلس-شورای-اسلامی-حسن-روحانی-ministry-of-justice-iran-hüsameddin-idam-edilmesin-stop-execution-of-husameddin-ferzizade?recruiter=365160120&amp;utm_source=share_petition&amp;utm_medium=whatsapp#petition-letter">https://www.change.org/p/cabinet-of-iran-hassan-rouhani-eshaq-jahangiri-mostafa-pourmohammadi-islamic-consultative-assembly-مجلس-شورای-اسلامی-حسن-روحانی-ministry-of-justice-iran-hüsameddin-idam-edilmesin-stop-execution-of-husameddin-ferzizade?recruiter=365160120&amp;utm_source=share_petition&amp;utm_medium=whatsapp#petition-letter</a></p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> http://www.hilalhaber.com/islam-dunyasi/iran-da-yasasaydim-idam-edilirdim-h6828.html</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> http://www.ekrangazetesi.com/haber/5295/husamettin-ferzizade-kurana-cagirdigi-icin-mi-idama-mahkum-oldu.html</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/mezhebin-muktesebatini-kurana-arzedebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
