<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dünya Müslüman Âlimler Birliği Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://fethigungor.net/etiket/dunya-musluman-alimler-birligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://p.fethigungor.net/etiket/dunya-musluman-alimler-birligi/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Feb 2017 13:26:03 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>YUSUF KARADÂVÎ’DEN  GENÇLİĞİN VAZİFELERİNİ DİNLEMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/yusuf-karadaviden-gencligin-vazifelerini-dinlemek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/yusuf-karadaviden-gencligin-vazifelerini-dinlemek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Jan 2017 09:24:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Davet ve Fetva Meclisi]]></category>
		<category><![CDATA[Beyan Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[bid’at-i hasene]]></category>
		<category><![CDATA[Buhârî]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Müslüman Âlimler Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Fussilet 41:33]]></category>
		<category><![CDATA[Günümüzde Müslüman Gençliğin Vazifeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ali]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ebu Bekir]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Ömer]]></category>
		<category><![CDATA[İmam Malik]]></category>
		<category><![CDATA[İslam için kenetlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[İslam’a davet etmek]]></category>
		<category><![CDATA[İslam’ı doğru idrak etmek]]></category>
		<category><![CDATA[İslam’ı hayata tatbik etmek]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[Mâide 5:3]]></category>
		<category><![CDATA[Sohta Sinan Eğitim ve Kültür Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Tirmizi]]></category>
		<category><![CDATA[Vâcibu’ş-Şebâbi’l-Müslim el-Yevm]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf 12:108]]></category>
		<category><![CDATA[Yusuf el-Karadavi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=447</guid>

					<description><![CDATA[“Allah&#8217;a davet eden, dürüst ve erdemli davranan ve “Elbette ben kayıtsız şartsız Allah&#8217;a teslim olanlardanım.” diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?” (Fussilet, 41:33). &#160; Sultanların âlimi değil, âlimlerin sultanı Yusuf el-Karadâvî, doksan yaşını doldurması vesilesiyle 9-10 Aralık 2016 tarihlerinde İstanbul’da adına tertip edilen vefa programına katıldı. Bu vesileyle Sohta Sinan Eğitim ve Kültür Vakfı’nda verdiği [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Allah&#8217;a davet eden, dürüst ve erdemli davranan ve “Elbette ben kayıtsız şartsız Allah&#8217;a teslim olanlardanım.” diyenden daha güzel sözlü kim olabilir?”<br />
(Fussilet, 41:33).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sultanların âlimi değil, âlimlerin sultanı Yusuf el-Karadâvî, doksan yaşını doldurması vesilesiyle 9-10 Aralık 2016 tarihlerinde İstanbul’da adına tertip edilen vefa programına katıldı. Bu vesileyle Sohta Sinan Eğitim ve Kültür Vakfı’nda verdiği konferansın çevirmenliğini üstlenmekten şeref duyduğum asırlık çınar, gençlerin, özellikle genç kızların ilimle iştigal etmesinden büyük memnuniyet duyduğunu söyledi. İlerlemiş yaşına rağmen, Dünya Müslüman Âlimler Birliği ile Avrupa Davet ve Fetva Meclisi başkanlıklarını yürüten Karadâvî, tarihte ve günümüzde üstlendiği misyonuyla Türkiye’nin İslam dünyasının medar-ı iftiharı olduğunu ifade etti.</p>
<p>Bölük pörçük hale getirilerek mağlup edilmiş İslam âleminin artık bir araya gelerek “dengeli ümmet” olduğunu göstermesi ve “insanlığa tanık olma” görevini ifa etmesi gerektiğini hatırlatan Karadâvî, bütün insanlık ile iyi ilişkiler geliştirmemizin, inanç, ibadet, hukuk, siyaset gibi temel sosyal alanlarda İslam’ın ne kadar dengeli ilkeler getirdiğini insanlığa anlatmamızın önemine dikkat çekti. Bu vesileyle üstadın son çıkan eserini tanıtmakta yarar görüyorum.</p>
<p>Allâme Yusuf el-Karadâvî’nin “Günümüzde Müslüman Gençliğin Vazifeleri” isimli eseri Ekim 2016’da “İki Dil Bir Kitap” serisi içinde Beyan Yayınları’nın 657. kitabı olarak yayımlandı. İkinci kısmı Batı toplumlarında yaşayan Müslüman gençlere yönelik nasihatlerden oluşan kitabın günümüz Müslüman gençliğine hitap eden ilk kısmını özetle iktibas ederek dikkatlerinize sunuyorum:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Büyük Davaları Omuzlayanların Gençler Olduğunu Fark Etmek</strong></p>
<p><strong> </strong>“… Gençler, ömrün dolup taşan kuvvet ve dinçlik dönemini temsil eder. Gençlik dönemi verimlilik, gayret ve yükleri omuzlama dönemidir. İşte bu yüzdendir ki, İslam’ın ilk döneminde daveti sırtlayanlar gençler idi (s.9).</p>
<p>Yükselişlerin ve davetlerin yükünü omuzlayan daima gençler olmuştur. Allah Rasulü’nün ilk ashâbı da gençlerdi. Yaşça en büyük sahabi Hz. Ebu Bekir (r) İslam’a girdiği gün otuz sekiz yaşındaydı. Hz. Ömer (r) ondan on yaş küçüktü. Hz. Ali (r) ise Müslüman olduğunda henüz on yaşında bile değildi. Onlar gibi birçok sahabi sadece 12, 13, 14 ve 15 yaşlarında idiler.</p>
<p>Günümüz Müslüman gençlerinin omuzlarında büyük bir yük vardır. O da <u>kimliklerini keşfetmeleri</u>, kendilerini tanımaları, kim ve ne olduklarını bilmeleridir (s.19).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>İslam’ı Doğru İdrak Etmeyi Temel Görev Bilmek</strong></p>
<p>“Günümüz Müslüman gençleri boyunlarının borcu olan şu dört görevi iyi öğrenmelidir:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>1. İslam’ı doğru idrak etmek</strong></p>
<p>“İlim amelden önce gelir. Müslüman genç İslam’ı hakkıyla idrak etmelidir. Zira insanlar İslam’dan olmayan şeyleri, İslam’a katarak ve onun değişmez ilkelerini çiğneyerek İslam’a zulmetmişlerdir. İslam’dan olmayan bir takım yabancı unsurlar İslam’a girerek onun güzelliğini ve berraklığını bozmuştur. Bidatler yayılmış, insanlar, ‘bid’at-i hasene’ adıyla Allah’ın kitabında indirmediği şeyleri İslam’dan kabul eder olmuştur!</p>
<p>Oysa Allah Rasulü (s), dinde ilaveyi yasaklamıştır. Nitekim ilaveyi kabul eden, eksilmeyi de kabul eder. ‘Kâmil’ olan ise ne ilaveyi kabul eder ne de eksilmeyi. Allah (c) dinini tamamlamıştır. Dolayısıyla kimseden dine ziyade yapmayı kabul etmez:</p>
<p>“Bugün <strong>dininizi</strong> sizin için <strong>kemâle erdirdim</strong> ve size olan nimetimi tamamladım ve İslam’ı (Allah&#8217;a teslimiyeti) sizin için din (hayat tarzı) olarak benimsedim.” (Mâide, 5/3).</p>
<p>Dine ziyade getirmek isteyen kişi, hâşâ Allah’ı düzeltiyor ve dinin nakıs olduğunu iddia ederek onu tamamlamak istiyor demektir! Bu sebeple Allah Rasulü (s); “Sonradan çıkarılan şeylere karşı dikkatli olun. Her bid’at sapıklıktır.”<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> ve “Kim bizim dinimizde olmayan bir şeyi yaparsa o reddedilir.”<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a> buyurarak bidati yasaklamıştır. Dinde bidat reddedilmiştir. İslam, dünya işlerinde yeniliği, din işlerinde ise tâbi olmayı zorunlu kılarak sınırda durmayı emreder.</p>
<p>Müslümanların gerileme, çöküş ve kaos asırları gelip çattığında vaziyet tersine çevrildi. Dünya işlerinde yeni icatlar vücuda getirmek yerine <u>dine icatlar getirildi</u>! Allah’ın Kitabı’nda indirmediği yeni icatlar ve tasarılar ortaya çıkıverdi. Geçmiş asırlarda insanlar, nasıl akîdede, muamelatta ve daha birçok alanda İslam’a yeni unsurlar ilave ettiyse, günümüzde de dinin ilke ve hükümleri gibi birçok unsur yine insanlar tarafından İslam’dan koparılarak uzaklaştırılıyor.</p>
<p>İslam’ı doğru idrak edebilmek için, İslam’ı saf kaynağından almak; Allah’ın Kitabı’na ve Rasulü’nün sünnetine başvurarak, sahabe ve tabiûnun anlayışına uygun biçimde İslam’ı kavramak gerekir. Şaibeler İslam’a bulaşmadan ve onu kirletip bulanıklaştırmadan önceki ilk kaynaktan ders almaya özen göstermemiz gerekmektedir.</p>
<p>Hiç şüphesiz, Müslümanların farklı milletlere karışması ve insan doğasının kuralları gereği onlardan etkilenmeleri sonucu, israiliyat, zayıf rivâyetler, mevzu hadisler, abartmalar, uydurmalar ve sapkın fikirler gibi unsurlar İslam kültürünü kirletmiştir. Tüm bunları bilmemiz ve araştırmacı İslam âlimlerinden bu konuda bilgi almamız gerekmektedir. İmam Malik ne güzel söylemiş. Aynı ifade Atâ ve İbn Abbas’dan (ra) da rivâyet edilmiştir:</p>
<p>“Günahlardan korunmuş olan Rasulullah (s) dışındaki her ferdin sözüne itibar edilebilir, ama aynı zamanda terk de edilebilir.” (s.21-37).<strong> </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Aldanmamak İçin İslam’ı Saf Kaynağından Öğrenmek</strong></p>
<p>“… Harama düşmemek, başkasını helal dairesindeki husus ve davranışlardan alıkoymamak, mekruhu haram, küçük günahı büyük günah ya da tam tersi olarak göstermemek için İslam’ı saf kaynağından öğrenmek gerekir. Zira İslam, basiret üzere ayakta durması ve diğer dinlerin “Körü körüne iman et! Gözlerini yum ve beni takip et! Cehalet takvanın anasıdır!” anlayışından uzak olması hasebiyle, Müslüman için bu idrak şarttır:</p>
<p>“De ki: &#8220;Benim yolum budur: Ben <u>yalnızca Allah&#8217;a çağırıyorum</u>. Ben de bana uyan kimseler de (ne yaptığımızın) çok iyi bilincindeyiz; ki Allah&#8217;ın şanı pek yücedir ve ben O&#8217;na ait vasıfları başkasına yakıştıran müşriklerden değilim.” (Yusuf, 12:108).</p>
<p>Günümüz gençleri Muhammedî mesajın ve Muhammedî şahsiyetin muazzam yönlerini, Rasulullah’ın dünyaya neler getirdiğini bilmiyorlar. Batı’nın karanlıklarda yüzdüğü zamanlarda İslam’ın inşa ettiği Rabbani, insani, cihanşümul ve ahlaki etkenlerle bütünleşen İslam medeniyetini tanımıyorlar. İşte bu nedenle, dine ilişkin şüpheleri ortadan kaldırabilmek için İslam’ın doğru idrak edilmesi elzemdir.</p>
<p>Hakka batıl karıştıran sapıkların, İslam üzerinden sahtekârlık yapanların ve sîretinde olmayan şeyleri İslam’ın peygamberine isnat eden iftiracıların yalanlarından peydahlanan şüpheleri ortadan kaldırmak için, apaçık delillere dayanarak yürümek ve insanlara dini doğru anlatabilmek için İslam’ı doğru idrak etmek mecburiyetindeyiz.</p>
<p>Suçlular hoşlanmasa da hakikati haklı çıkarabilmek ve bâtılı geçersiz kılabilmek için bizler, dinimizden, nebimizden, Kur’an’ımızdan, şeriatımızdan, tarihimizden ve geleneğimizden neş’et eden bilinçli bilgiyi yeniden edinmeye mecburuz.</p>
<p>İslam düşmanlarının kusurlarını deşifre etmeliyiz. Onların içine düştükleri sapıklığı, bizimse tâbi olduğumuz dosdoğru yolu; onların bayağılığını, bizimse azametimizi açıkça ortaya koymamız gerekmektedir.</p>
<p>Başkalarını dinimize davet etmemiz gerekir. Davetin ise bir idrak üzerine icra edilmesi gerekir; çünkü davetçi bilinçli olmalıdır. Bunun için okumamız gerekiyor; nitekim bizler okumakla emrolunan bir ümmetiz. İlk inen âyetlerde ilk kelime ve hemen ardından iki kez daha tekrarlan kelime ‘Oku!’ kelimesidir.” (s.39-49).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>2. İslam’ı hayata tatbik etmek</strong></p>
<p>“İslam, Müslüman’ın okuyup, derinleşip, kafasını ilimle doldurup başka hiçbir iş yapmayarak, sadece zihinsel bir bilgiyi haiz olmasıyla yetinmez. Bilakis İslam, konuşmayı ve tartışmayı öğreten bir ilim değil; harekete geçmeyi öğreten bir ilim ister. İslam, kalbi ve iradeyi harekete geçiren, kalbe ulaşan bir bilgi ister. Rasulullah (s), sahibine fayda vermeyen ilimden Allah’a sığınmıştır. Hz. Ömer’e (r), “Ey Mü’minlerin Emiri, münafıktan âlim olur mu?” diye sorulduğunda; “Evet, dilde âlim, kalpte cahil olur.” diye cevap vermiştir.</p>
<p>Faydalı ilim, kişinin dininde fakih/derin kavrayış sahibi olup, bildiklerini bir model haline getirmesidir. O zaman insanlar ona bakıp; “Bakın, İslam ilkeleri ne güzel, İslam âdâbı ne güzel, İslam ahlakı ne muazzam” diyecektir. Böylece tüm bu ilkeleri bir hayat tarzında ve davranışta somutlaşmış şekilde görürler. Nitekim İslam dünyaya böyle yayılmıştır. İslam dünyaya hitabeler ve makaleler ile değil; amel, ahlak ve güzel davranışlarla yayılmıştır. İslam ancak güzel örneklikle zafer kazanabilir ve dünyaya yayılabilir. Günümüzde <u>dünyayı İslam’ı keşfetmekten alıkoyan</u>, insanları engelleyen en kalın perde, yine hiç şüphesiz <u>Müslümanların bizzat kendileridir</u>!</p>
<p>Müslümanlar olarak İslam’ın birer canlı uygulama modeli, iki ayak üzerinde yürüyen birer Kur’an olmalıyız… Bu yüzden salih amele/eyleme ve doğru davranışa bu kadar vurgu yapıyoruz. İslam bizden, farzları eda etmemizi, haramlardan kaçınmamızı, kul/insan haklarını gözetmemizi ve kendi nefsimizin de hakkını gözetmemizi istemektedir. Bedenimizin, ailemizin, toplumumuzun ve Rabbimizin üzerimizde hakkı vardır. Öyleyse her hak sahibine hakkını vermemiz gerekir. Hayatta Müslüman’ın koruması gereken bir denge vardır. Bu denge İslam’dandır. Ancak bu denge sayesinde Müslümanların davranışları ve amelleri istikamet bulabilir. Şurası hiç unutulmamalıdır ki; <u>müstakim davranış müstakim kavrayışın meyvesidir</u>.” (s.51-62).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>3. İslam’a davet etmek</strong></p>
<p>“İman ve güzel amelle yetinilmez, bilakis “nasihatleşme” anlamında karşılıklı bir etkileşim ile hakkı tavsiye etmek ve yapılan tavsiyeyi kabul etmek de gerekir.</p>
<p>İslam’a davet ağır bir yüktür. Zira bizler ‘ağır bir söz’ün varisleriyiz. İnsanların dine sırt çevirdiği, kesin bilginin azaldığı, insanların dünyaya meyledip ahireti arka plana attığı, hayrı engelleyen ve şerri teşvik eden odakların çoğaldığı çağımızdaki sorumluluğumuz daha da artmaktadır.</p>
<p>Çağımız Müslüman gençliğinin temel vazifesi, insanları Allah’a davet etmek için kendilerini hazırlamalarıdır. Zira davet nebevi bir vazife olup bundan daha büyük bir vazife yoktur. Böylece kopması imkânsız sapasağlam bir kulpa yapışmış olacaklardır.” (s.63-72).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>4. İslam için kenetlenmek</strong></p>
<p>“Kendisini İslam’ı doğru idrak etmeye, derin bir imana sahip olmaya, nasihat ve davet etmeye hazırlayan gençlerin, aralarında dayanışma içerisinde olup birbirlerine kenetlenmeleri gerekmektedir. Bireysel çalışmadan vaz geçilemez, ama bu yeterli değildir. Takım çalışması şarttır. Birbirimize kardeşlik bağı ile bağlanıp Allah için sevmeli, Allah için beraber oturmalı, Allah için beraber gayret sarf etmeli, <u>mensubu olduğumuz cemaatler farklı olsa da ortak davalarda Allah için ittifak edebilmeliyiz</u>.</p>
<p>Bu birliği tesis etmeden hiçbir iş başaramayız. Allah (c) şöyle buyurmuştur:</p>
<p>“İnkâr edenler de birbirlerinin dostlarıdır. Eğer siz bunların gereğini yapmazsanız, yeryüzünde bir karışıklık ve büyük bir bozulma olur.” Onlar birbirlerine destek çıkıp birbirlerine yardımcı oluyor. Biz de bâtıl cihetinde bir bloklaşma ve hak cihetinde bireysellik ya da boşluk oluşmaması için birbirimize yardımcı olmalı, birbirimize destek çıkmalı ve birbirimize kenetlenmeliyiz. Aksi takdirde yeryüzünde fitne ve bozgunculuk had safhaya ulaşır.</p>
<p>Gençlerin bu dört görevi benimsemesi ve bu görevlerin hakkını verip vermediği konusunda sık sık kendisini sorguya çekmesi gerekmektedir.” (s.73-77).</p>
<p>“… (Hem de) birkaç yıl içerisinde, (tabii ki) mutlak karar, önünde sonunda Allah&#8217;a aittir: (Şimdi müşriklerin sevindiği gibi) o gün de mü&#8217;minler sevinecekler; Allah&#8217;ın yardımı sayesinde&#8230; O dilediğine yardım eder: Zira O, her işinde mükemmel olan, sonsuz merhamet sahibidir. (Bu) Allah&#8217;ın kesin vaadidir. <strong>Allah vaadinden dönmez</strong>; ne var ki insanların çoğu (bunu) bilmezler.” (Rum, 30:4-6).</p>
<p>“Ey Müslüman genç kardeşim! Nerede olursan olun Allah’a karşı saygılı ol, İslam’ın ilkelerini muhafaza et. Başın dik bir şekilde İslam’la iftihar ederek yaşamak ilk görev ve sorumluluğun olsun. Zira Allah (c) sana İslam’ı bahşetti. Ebedi mesajı ve varlığın hidayetini taşıyan Yüce Kur’an’ın, biricik semavi belgenin temsilcisi olan sen olduğun için sakın bu sorumluluktan kaçma! <u>İnsanlığı mutlu edebilecek yegâne dengeli metoda sahip olan sensin</u>. Nitekim, dünya ile ahireti buluşturan, akıl ile kalbi uzlaştıran, ruh ile eşyayı harmanlayan, yeryüzü ile gökyüzü arasındaki bağlantıyı kuran, hak ve görevleri düzenleyen ve birey ile toplum arasında ideal dengeyi kuran İslam’ın yegâne sahibi sensin…” (97).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynak:</strong></p>
<p>Yusuf el-Karadâvî. (2016). <strong>Günümüzde Müslüman Gençliğin Vazifeleri</strong> (<em>Vâcibu’ş-Şebâbi’l-Müslim el-Yevm</em>), çev. Gamze Özden, “İki Dil Bir Kitap” serisi içinde, Arapça-Türkçe, İstanbul: Beyan Yayınları, 128 s.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Tirmizi, İlim 16 (2678); İbn Mace, Mukaddime 42.</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Buhari, Sulh 5 (2697); Müslim, Akdiye 18, (1718).</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/yusuf-karadaviden-gencligin-vazifelerini-dinlemek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“AİLE SÖZLEŞMESİ”Nİ  İNSANLIK AİLEMİZE SUNABİLMEK</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/aile-sozlesmesini-insanlik-ailemize-sunabilmek/</link>
					<comments>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/aile-sozlesmesini-insanlik-ailemize-sunabilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Apr 2016 15:37:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Abdülmecid Neccâr]]></category>
		<category><![CDATA[aile]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[aile reisi]]></category>
		<category><![CDATA[Aile Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[ailenin görevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ailenin hedefleri]]></category>
		<category><![CDATA[akrabalık]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Muhyiddîn el-Karadâğî]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[boşanma]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel saldırı]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Müslüman Âlimler Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[geniş aile]]></category>
		<category><![CDATA[İDSB]]></category>
		<category><![CDATA[iffet]]></category>
		<category><![CDATA[III. Uluslararası Aile Konferansı]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[istikrar]]></category>
		<category><![CDATA[istismar]]></category>
		<category><![CDATA[Mîsâku'l-Usra]]></category>
		<category><![CDATA[Nezihe Meâric]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Rafet Mîkâtî]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[zulüm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=296</guid>

					<description><![CDATA[Nisan ayı başında İstanbul’da düzenlenen dört günlük bir uluslararası konferansın ardından Dünya Müslüman Âlimler Birliği (DMAB/IUMS) tarafından hazırlanan “Aile Sözleşmesi” dünya kamuoyuna ilan edildi. Merkezi İstanbul’da bulunan ve 63 ülkeden farklı alanlarda faaliyet yürüten 312 STK’yı şemsiyesi altında toplayan İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği’nin (İDSB/UNIW) desteğiyle 3-6 Nisan tarihlerinde İstanbul Gönen Hotel’de gerçekleştirilen III. [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nisan ayı başında İstanbul’da düzenlenen dört günlük bir uluslararası konferansın ardından Dünya Müslüman Âlimler Birliği (DMAB/IUMS) tarafından hazırlanan “Aile Sözleşmesi” dünya kamuoyuna ilan edildi.</p>
<p>Merkezi İstanbul’da bulunan ve 63 ülkeden farklı alanlarda faaliyet yürüten 312 STK’yı şemsiyesi altında toplayan İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği’nin (İDSB/UNIW) desteğiyle 3-6 Nisan tarihlerinde İstanbul Gönen Hotel’de gerçekleştirilen III. Uluslararası Aile Konferansı’nda bir buçuk gün boyunca yirmiyi aşkın tebliğ sunuldu. Bir tam gün sözleşme metni madde madde müzakere edildi. Türkiye, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Yemen, Mısır, Suriye, Ürdün, Irak, Çad, Tunus, Moritanya, Malezya, Bangladeş, Afganistan, Lübnan, Sri Lanka gibi otuzun üzerinde ülkeden gelen âlim ve mütefekkirler “Aile Sözleşmesi” üzerine kıymetli değerlendirmeler yaptı, eleştirilerini ve önerilerin dile getirdi. Konferansta oluşturulan “Hey’etu’s-Sıyâğa: Redaksiyon Heyeti” tüm bu müzakereleri dikkate alarak “Aile Sözleşmesi”ne son şeklini verdi.</p>
<blockquote><p>Aile; insanın yetişmesi, beşer türünün hayatta kalması ve insanlığın devamının sağlanması için gerekli olan ilk sosyal kurumdur.</p></blockquote>
<p>Hazırlık aşaması bir buçuk yıl süren “Aile Sözleşmesi”nin hazırlık heyetinde yer alan ulemaya, özellikle Dr. Abdülmecid Neccâr ile Dr. Nezihe Meâric’e; Sözleşme’nin kurumsal sahibi DMAB üyesi ulemaya ve özellikle Birliğin Genel Sekreteri Prof.Dr. Ali Muhyiddîn el-Karadâğî’ye; konferansa ev sahipliği yapan İDSB heyeti adına Genel Sekreter Av. Ali Kurt’a; metnin uzun uzun müzakere edilmesi esnasında kıymetli fikirleriyle katkı yapan tüm tebliğci ve müzakerecilere, özellikle Prof.Dr. Rafet Mîkâtî ile Dr. Kâmiliye Hilmi hanım efendiye; konferans boyunca dinleyici, gönüllü, çalışan, mütercim vb. sıfatlarla katkı yapan tüm emek sahiplerine yürekten şükranlarımı sunuyorum.</p>
<p>6 Nisan 2016 tarihinde İstanbul’da dünya kamuoyuna ilan edilen bu Sözleşme, Müslüman âlim ve mütefekkirlerin Batı menşeli uluslararası belgeleri eleştirmekle yetinmeyi bir kenara bırakıp somut bir alternatif ortaya koyması açısından büyük bir önem arz etmektedir. Müslüman âlimler tarafından ortaya konan “Aile Sözleşmesi”, insanlığın son adası İslam’ın temel prensipleri çerçevesinde ve mezhepler üstü bir bakış açısıyla hazırlanmış olup sadece Müslümanları değil, tüm insanlık ailemizi muhatap almaktadır. Din, mezhep, ırk, kültür vb. tüm ayrımların üstünde bir üslupla inşa edilen bu sözleşme metni, büyük ailemizin tüm fertlerini kuşatabilecek bir aile sözleşmesinin ancak İslam dininin özgürlükçü ve kuşatıcı yapısıyla ortaya konabileceğini göstermesi açısından da iyi bir örnek teşkil etmektedir.</p>
<blockquote><p>Günümüzde aile kurumu, bütünüyle çökertilmek maksadıyla her alanda büyük meydan okumalarla karşı karşıya kalmış bulunmaktadır.</p></blockquote>
<p>Takdimden sonra sekiz bölüm ve 29 maddeden oluşan “Aile Sözleşmesi”nin Arapça aslı ve diğer dillerdeki çevirilerine Dünya Müslüman Âlimler Birliği’nin ve/ya İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği’nin internet sitelerinden erişerek, bu pek mühim belgeyi olabildiğince geniş kitlelere ulaştırmanın, benzer yeni çalışmalara örneklik edecek bu “Aile Sözleşmesi”nin ortaya çıkması için harcanan samimi emeğe saygının bir gereği olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>“Mîsâku’l-Usra” adıyla yayımlanan “Aile Sözleşmesi”ni redakte ettiğim Türkçesiyle takdirlerinize sunuyorum:</p>
<p>*******</p>
<p>Bismillahirrahmanirrahim</p>
<p><strong>AİLE SÖZLEŞMESİ</strong></p>
<p><strong>Takdim</strong></p>
<p>Aile; insanın yetişmesi, beşer türünün hayatta kalması ve devamlılığının sağlanması için gerekli olan ilk kurumdur. İnsanlık âleminin, değerlerini aşılamak ve aile bağlarını muhafaza etmek için aile kurumunu dağılmaktan ve yok olmaktan korumasına ciddi anlamda ihtiyaç bulunmaktadır.</p>
<p>Günümüzde büyük tehlikelere maruz kalan aile kurumu, bu yapının artık çökmesine yol açacak boyutta her alanda büyük meydan okumalarla karşı karşıya kalmış bulunmaktadır.</p>
<p>İnsanlar arasındaki kültürel ve medeni ilişkilerin karmaşık bir hal alması yanında uluslararası sözleşme ve anlaşmalar aracılığıyla getirilen yasal düzenlemeler, farklı toplumlarda olumsuz etkiler oluşturabilmektedir. Bu gibi uluslararası belgeler, özellikle İslam toplumlarında dinî kültürün yücelttiği bir kurum olan ailenin gücünü ve fonksiyonlarını muhafaza eden ahlaki değerleri ve hukuki kuralları da olumsuz yönde etkilemektedir.</p>
<p>Bu sözleşme, İslam dininin de teyit ettiği insan fıtratı, genel ilkeler ve semavi şeriatler çerçevesinde, Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin saygı duyulmasını istediği kültürel çeşitlilikle uyumlu bir belge ortaya koymaktadır.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><u>Birinci Bölüm: Aile Kavramı ve Ailenin Hedefleri</u></strong></p>
<ol>
<li><strong> Madde: </strong>Aile Kavramı:</li>
</ol>
<p>Aile;  bir kadın ile bir erkeğin oluşturduğu, iki tarafı kendi rızalarıyla; adalet, ihsan, dayanışma, istişare, sevgi ve merhamete dayalı hukuki bir evlilik sözleşmesi ile birbirine bağlayan en temel sosyal birimdir.</p>
<ol start="2">
<li><strong> Madde: </strong>Aile; karı, koca ve varsa çocuklardan oluşur.</li>
<li><strong> Madde: </strong>Ailenin Hedefleri;</li>
</ol>
<p>3.1. Eşlerin namus, iffet ve ırzının korunması,</p>
<p>3.2. Neslin sağlık, sosyal ve psikolojik açılardan gözetilmesi ve korunması,</p>
<p>3.3. İnsan neslinin devamlılığının sağlanması,</p>
<p>3.4. Huzur, psikolojik istikrar, sevgi ve merhametin temini,</p>
<p>3.5. Güvenli ve istikrarlı bir toplumun inşası ve</p>
<p>3.6. Bir aileye mensup olma ihtiyacının yerine getirilmesidir.</p>
<p><strong><u> </u></strong></p>
<p><strong><u>İkinci Bölüm: Ailenin Temel</u></strong> <strong><u>İlkeleri ve Görevleri</u></strong></p>
<ol start="4">
<li><strong> Madde: </strong>Ailenin Dayandığı Temel İlkeler:</li>
</ol>
<p>4.1. Haklar ve görevler açısından eşler arasında adalet, insaf ve ihsanı gözeten bir denge sağlanması,</p>
<p>4.2. Yaratılış, insanlık onuru, toplumsal, hukuki ve mali sorumluluklar konusunda eşitlik,</p>
<p>4.3. Karşılıklı rıza ve istişare.</p>
<ol start="5">
<li><strong> Madde: </strong>Ailenin Görevleri:</li>
</ol>
<p>5.1. Fikrî, sosyal, ekonomik ve siyasi alanları da kapsayan topyekun kalkınmaya katkı yapmak,</p>
<p>5.2. Gerek altsoy gerekse üstsoydan aile fertlerinin maddi ve manevi bakımlarını temin etmek,</p>
<p>5.3. Aile fertlerine huzurlu ve sağlıklı bir ortam sağlamak,</p>
<p>5.4. Aile fertlerinin akli, bedensel, psikolojik ve duygusal yeteneklerini, meşru eğitim, öğretim ve eğlence yöntemleriyle geliştirmek.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Üçüncü Bölüm: Çocuk ve Ailedeki Hakları</u></strong></p>
<ol start="6">
<li><strong> Madde: </strong>Çocuğun Tanımı:</li>
</ol>
<p>Çocukluk; cenin döneminden, reşit olma dönemine kadar olan dönemi kapsar.</p>
<ol start="7">
<li><strong> Madde: </strong>Çocuğun Ailedeki Hakları:</li>
</ol>
<p>7.1. Cenin oluşumundan başlayarak; yaşama ve var olma hakkına yönelik hiçbir şekilde zarar ve saldırı görmeme hakkı,</p>
<p>7.2. Yasal anne-babaya soy bağıyla bağlanma ve dinî, kültürel ve toplumsal bir kimliğe sahip olma hakkı,</p>
<p>7.3. Kendisinin veya annenin sağlığına zarar vermediği takdirde emzirilme hakkı,</p>
<p>7.4. Eşler birbirinden ayrılsa bile, maddi ve manevi tüm bakımını kapsayacak şekilde yetiştirilme hakkı,</p>
<p>7.5. Eşler birbirinden ayrılsa bile, beslenme, giyinme, barınma, eğitim, tedavi ve eğlenme masraflarını örf ve adet ölçülerinde kapsayan nafaka hakkı,</p>
<p>7.6. Rüştünü tamamlayana kadar kendisine ve malına velisi tarafından icra edilmesi gereken velayet hakkı,</p>
<p>7.7. Maddi ve manevi saldırı çeşitlerinin tümüne; ezcümle, bedensel istismar, yasadışı çalıştırma, cinsel saldırı, insan ticareti ve zorla sınır dışı edilmeye karşı korunma hakkı,</p>
<p>7.8. Sağlam inanç ve ahlaki değerlerle yetiştirilme hakkı,</p>
<p>7.9. Ruhsal denge, vatanseverlik, yardımlaşma esaslı insani müşterek ve adil barış değerlerine dayalı eğitim görme hakkı,</p>
<p>7.10. Kişilik gelişimi, beden ve ruh sağlığı korunarak yetiştirilme hakkı,</p>
<p>7.11. İffetli olma, sapkın davranışlardan ve evlilik dışı cinsel ilişkilerden kaçınma ve bunların tehlikelerinin farkında olma bilinciyle yetiştirilme hakkı.</p>
<p><strong><u> </u></strong></p>
<p><strong><u>Dördüncü Bölüm: Geniş Aile</u></strong></p>
<ol start="8">
<li><strong> Madde: </strong>Geniş Aile:</li>
</ol>
<p>8.1. Geniş aile diğer akrabalar ve kan bağı olan bireylerden oluşur.</p>
<p>8.2. Geniş aile şu esaslara dayanır:</p>
<p>8.2.1.  Akrabalık ilişkilerini koruyarak onlara ihsan, muhabbet ve merhametle muamele etmek,</p>
<p>8.2.2.  Akrabalar arasında maddi, manevi ve sosyal dayanışmayı tesis etmek, özellikle ihtiyaç sahibi olan aile üyelerini, yaşlıları ve özel bakıma muhtaç olanları ihmal etmemek,</p>
<p>8.2.3.  Özel bakıma ihtiyaç duyanlara onurlu bir hayat ortamı sağlamak,</p>
<p>8.2.4.  Akrabalar arasında bozulan ilişkileri düzeltmek,</p>
<p>8.2.5.  Akrabaların tamamıyla güzel ilişkiler geliştirmek, anlaşmazlık durumunda aralarını bulmak, iyi ve kötü günlerinde onların yanında bulunmak.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><u>Beşinci Bölüm: Aile Düzeni</u></strong></p>
<ol start="9">
<li><strong> Madde</strong>: Evlilik; kadın ile erkek arasında hukuki bir akit olup, aile kurmanın tek yolu budur.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Evlilik akdi, kadın ile erkek arasında özgür seçim, karşılıklı rıza, örfe uygun muamele ve karşılıklı iyi davranışa dayanır.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Evlilik akdinde, eşlerin ehliyeti ve sorumluluk alma kudreti aranır.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Evlilik akdinde, eşlerce yerine getirilmesi gereken karşılıklı haklar ve yükümlülükler bulunmaktadır.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Koca, imkânı nispetinde ailesinin geçimini temin etmekle yükümlüdür. Varlıklı kadının aile bütçesine katkı sağlaması ise kendi iyiliğindendir.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Aile, karı-kocanın ortak sorumluluğuyla yürütülen sosyal bir kurumdur. İstişare, karşılıklı rıza, adalet, sağduyu, sevgi ve iyi geçinme ilkelerine bağlı kalarak aileyi çekip çevirme sorumluluğu öncelikle kocaya aittir.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Ailede işlerin yürütülmesi, rollerde denge ve birbirini tamamlama esasına dayanır.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Aile içinde hakların ve görevlerin dağılımı, üyelerin fıtri farklılıklarından kaynaklanan özellikleri göz önünde tutularak eşdeğerlilik ekseninde, karşılıklı saygı çerçevesinde, eşler arasında herhangi bir aşağılama ya da küçük görme duygusu olmaksızın gerçekleştirilir.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Anne babalarına karşı iyilikle muamele etmeleri, onları saygı ve sevgiyle korumaları, ebeveynlerin çocukları üzerindeki haklarıdır.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Aile fertleri arasında her türlü zulüm, baskı ve zarar verme yasaktır.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Evlilik akdi, hakların garanti altına alınması için belgelendirilmesi gereken bir sözleşmedir.</li>
</ol>
<p><strong><u> </u></strong></p>
<p><strong><u>Altıncı Bölüm: Evlilik İlişkisinin Bitirilmesi</u></strong></p>
<ol start="20">
<li><strong> Madde:</strong> Evlilik ilişkisinde asıl olan, süresiz devam etmesi niyetiyle akit yapılmasıdır. Boşanma yoluna, ancak bu ilişkiyi devam ettirmenin artık mümkün olmadığı durumlarda, çözüm aşamaları denendikten ve tüm yollar tüketildikten sonra gidilir.</li>
<li><strong> Madde:</strong> Boşanmanın kaçınılmaz olması halinde, bunun meşru ve güzel bir surette olması gerekir.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Evlilik ilişkisi sürdürülemez hale geldiği takdirde erkek, karısını iyilikle boşama hakkına sahiptir. Kadının da boşanmayı veya ayrılmayı isteme hakkı vardır.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Eşler arasında anlaşmazlık ve sürtüşme olduğunda, boşanma gerçekleşmeden önce, tarafların ailelerinden iki hakem, eşlerin arasını düzeltmek ve anlaşmayı sağlamak üzere müdahale eder.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Boşanma gerçekleştiğinde, icra edilen boşanma şekline göre, boşanmanın doğurduğu sonuçların yerine getirilmesine özen gösterilir ve aile fertlerinin paylarına düşen haklar korunur.</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Yedinci Bölüm: Devletin Aileyi Korumadaki Sorumluluğu</u></strong></p>
<ol start="25">
<li><strong> Madde</strong>: Devletin Sorumluluğu;</li>
</ol>
<p>25.1. Aile düzenine yönelik anayasal ve hukuki koruma sağlamak,</p>
<p>25.2. Aile problemlerinin çözümüne sivil toplum kuruluşlarını dâhil etmek,</p>
<p>25.3. Boşanma ve vefat hallerinde kadını ve çocukları ortada kalmaktan koruyacak barındırma tedbirlerini almak,</p>
<p>25.4. Eğitimleri ve maddi-manevi ihtiyaçlarının karşılaması konusunda çocukların yüksek yararını gözetmek,</p>
<p>25.5. Aile saadetini gerçekleştirerek toplumda istikrar ve devamlılığı temin edecek şekilde sağlıklı aile kültürünü yaymak,</p>
<p>25.6. Evlilik hazırlığı içinde olanların ailede sorumluluk alma konusunda eğitilmeleri için sivil toplum kuruluşlarını aktifleştirmek, aile danışma merkezleri ve arabuluculuk kuruluşları kurmak ve</p>
<p>25.7. Evlilik yollarını kolaylaştırmak ve evliliği teşvik etmektir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Sekizinci Bölüm: Miras, Vasiyet ve İddet</u></strong></p>
<ol start="26">
<li><strong> Madde</strong>: Miras; adalet, bütünlük ve sorumluluk esaslarına dayanır.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Ölen kişinin malı hak sahiplerine dağıtılır. Herhangi bir varisi miras ve tasarruf hakkından yoksun bırakmak geçerli değildir.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Vasiyet etmek örfün bir parçası kabul edilir. Dolayısıyla, geçerli kaideler çerçevesinde yerine getirilmelidir.</li>
<li><strong> Madde</strong>: Boşanan veya eşi ölen kadın, nesebin ve psikolojik hassasiyetlerin korunması için iddet müddetini beklemek zorundadır.</li>
</ol>
<p>Gayret bizden, muvaffakiyet Allah’tandır.</p>
<table width="466">
<tbody>
<tr>
<td width="218"><strong>Dünya Müslüman Âlimler Birliği<br />
</strong>el-İttihâdu’l-Âlemî li Ulemâi’l-Muslimîn<br />
International Union for Muslim Scholars</td>
<td width="248"><strong>İslam Dünyası STK’ları Birliği<br />
</strong>İttihâdu’l-Munazzamâtu’l-Ehliyye fi’l-Âlemi’l-İslâmî<strong><br />
</strong>The Union of NGOs of The Islamic World</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong> </strong><strong>Kaynak:</strong></p>
<ul>
<li><a href="http://iumsonline.org">http://iumsonline.org</a></li>
<li><a href="http://iumsonline.org/ar/ndot-o-mtmrt/mythk-aalmy-gdyd-llasr-sdr-lyom-mn-stnbol-btrky/">http://iumsonline.org/ar/ndot-o-mtmrt/mythk-aalmy-gdyd-llasr-sdr-lyom-mn-stnbol-btrky/</a></li>
<li><a href="http://www.idsb.org">http://www.idsb.org</a></li>
<li><a href="http://www.idsb.org/PNRDetail/17/uluslararasi-aile-sozlesmesi-konferansi-">http://www.idsb.org/PNRDetail/17/uluslararasi-aile-sozlesmesi-konferansi-</a></li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/aile-sozlesmesini-insanlik-ailemize-sunabilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
