<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Belçika Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://www.fethigungor.net/etiket/belcika/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.fethigungor.net/etiket/belcika/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Jul 2018 11:56:59 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>UHİM’İN HAK İHLALİ RAPORLARININ TAKİPÇİSİ OLMAK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/uhimin-hak-ihlali-raporlarinin-takipcisi-olmak/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/uhimin-hak-ihlali-raporlarinin-takipcisi-olmak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Jul 2018 11:56:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[AHMET TEMEL]]></category>
		<category><![CDATA[AİLELERİNDEN KOPARILAN ÇOCUKLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[ALMANYA KENDİNİ YOK EDİYOR]]></category>
		<category><![CDATA[Arakan]]></category>
		<category><![CDATA[Ayhan Küçük]]></category>
		<category><![CDATA[AYRIMCILIK]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika]]></category>
		<category><![CDATA[DEUTSCHLAND SCHAFFT SICH AB]]></category>
		<category><![CDATA[ETNİK MİLLİYETÇİLİK]]></category>
		<category><![CDATA[HOLLANDA VE RUSYA]]></category>
		<category><![CDATA[HÜSEYİN TÜRKAN]]></category>
		<category><![CDATA[IRKÇI PARTİLER]]></category>
		<category><![CDATA[İslam düşmanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI (İİT)]]></category>
		<category><![CDATA[islamofobi]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMOFOBİ VE IRKÇILIK]]></category>
		<category><![CDATA[İsrail]]></category>
		<category><![CDATA[Lübnan]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[MÜLTECİ ÇOCUKLAR]]></category>
		<category><![CDATA[MUSTAFA UYANIK]]></category>
		<category><![CDATA[nefret]]></category>
		<category><![CDATA[PAYLAŞIM SİTELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[Somali]]></category>
		<category><![CDATA[sosyal]]></category>
		<category><![CDATA[SOYKIRIM VE KATLİAMLAR]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[THILO SARRAZIN]]></category>
		<category><![CDATA[ÜLKE İHLAL KARNELERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ULUSLARARASI HAK İHLALLERİ İZLEME MERKEZİ (UHİM)]]></category>
		<category><![CDATA[YENİ DÜNYA DÜZENİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=727</guid>

					<description><![CDATA[Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre dünyada insani yardım ihtiyacı son 15 yıl içinde 12 kat artmış olup 15 yıl önce yıllık 16 milyar dolar olan insani yardım ihtiyacı bugün 245 milyar dolara baliğ olmuştur! Nicelik ve nitelik açısından özellikle Türkiye’de AK Parti hükümetleri döneminde büyük bir gelişme kaydeden insani yardım çalışmaları dünyanın geri kalmış bölgelerindeki [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler (BM) verilerine göre dünyada insani yardım ihtiyacı son 15 yıl içinde 12 kat artmış olup 15 yıl önce yıllık 16 milyar dolar olan insani yardım ihtiyacı bugün 245 milyar dolara baliğ olmuştur! Nicelik ve nitelik açısından özellikle Türkiye’de AK Parti hükümetleri döneminde büyük bir gelişme kaydeden <strong>insani yardım çalışmaları</strong> dünyanın geri kalmış bölgelerindeki insanların artarak yardıma muhtaç hale gelmesine mâni olmaya yetmiyor. O halde kalıcı çözüme ulaşabilmek için öncelikle insanları yardıma muhtaç hale getiren bozuk yapılarla mücadele etmek icap etmektedir. İşte <strong>Uluslararası Hak İhlalleri İzleme Merkezi</strong> (UHİM) çalışmalarını bu anlayışla sürdüren bir sivil toplum kuruluşudur.</p>
<p><strong>Öncelikle Sorunları Üreten Yapıları Deşifre Edebilmek </strong></p>
<p>İstanbul’da Üsküdar ilçesinde faaliyet yürüten UHİM, çalışma alanlarını şu şekilde beyan ediyor:</p>
<ul>
<li>Batılı devletlerin ihlal karnelerini çıkarmak</li>
<li>Uluslararası kuruluşların yapılarını ve uygulamalarını sorgulamak</li>
<li>Küresel devlet, kurum ve şirketlerin ihlallerini rapor etmek</li>
<li>İşgal ve siyasi müdahaleleri yerinde gözlemlemek</li>
<li>Uluslararası kültür-sanat kurumlarının manipülasyonlarını deşifre etmek</li>
<li>İslamofobi ve ayrımcılıkla mücadele etmek</li>
<li>Yoksulluğun sebeplerini tartışmaya açmak</li>
<li>Yayınlarla ihlalleri belgelemek, hak arama bilincinin oluşması için eğitimler vermek</li>
<li>Raporlar ve basın bildirileri hazırlamak, salon organizasyonları tertip etmek</li>
<li>Sosyal medya kampanyalarıyla hak ihlallerine karşı mücadele etmek (<strong>1</strong>).</li>
</ul>
<p><strong>Hak İhlallerini Rapor Edip Yayınlayabilmek </strong></p>
<p>Bozuk küresel sistemin dünya çapında irtikâp ettiği ve hayatın her alanına yayılan ihlalleri belgelemeye devam eden UHİM, 2010 yılından bu yana şu önemli raporları yayınlamıştır:</p>
<ol>
<li>Dünya Hak İhlalleri Raporları: 2010 yılından başlayarak her yıl için takip eden yılın başında yayınlanan <strong>yedi rapor</strong> dünya genelinde UHİM’in tespit edebildiği çeşitli hak ihlallerini belgeleriyle rapor etmektedir (<strong>2</strong>).</li>
<li>AB Ülkelerinde Mülteci Çocukların Yaşadığı Hak İhlalleri</li>
<li>Medeniyet ve Yeni Dünya Düzeni Arasında Hindistan</li>
<li>Küresel Siyaset ve Sinema Sempozyumu Tebliğler Kitabı</li>
<li>Küresel Kültür Endüstrisi Soruşturması Raporu</li>
<li>Manipülasyonların Kıskacında İslam Raporu</li>
<li>Kayıp Nesil Soruşturması: Suriyeli Mülteciler Raporu</li>
<li>Avrupa’nın Suriyeli Mültecilerle İmtihanı Raporu</li>
<li>Avrupa’da Yükselen Ayrımcılık, Nefret, İslamofobi ve Irkçılık Raporu</li>
<li>Gezi Parkı’nın Ağaçlarını Kim Suluyor?</li>
<li>Küresel Aktörlerin Kıskacında Lübnan</li>
<li>Anayasa Referandumu Sürecinde Mısır</li>
<li>Sömürgeden Soykırıma: Arakan!</li>
<li>Bu Devletlerin Yargılanmasını İstiyorum!</li>
<li>Somali’deki Açlık Kader mi Sömürge mi?</li>
<li>Yoksulluğa Sebep Olan ve Kalkınmayı Engelleyen İhlaller Raporu</li>
<li>Sosyal Paylaşım Siteleri Soruşturması Raporu</li>
<li>Tophane Örneğinde Sanat Algısı ve Kentsel Dönüşüm Raporu</li>
<li>Yeni Sömürgeciliğin Hayat Damarı Etnik Milliyetçilik ve Statüko Raporu</li>
<li>Küresel Sermaye ve Domuz Gribi Raporu (<strong>3</strong>).</li>
</ol>
<p><strong>Karne Düzenlemeye Alışkın Ülkelerin İhlal Karnelerini Yayınlayabilmek</strong></p>
<p>UHİM, belli aralıklarla dünyaya karne dağıtmaya alışmış sömürgeci ülkelerin ihlal karnelerini yayınlayarak stratejik değeri büyük bir çalışmaya imza atmaktadır. “Geçmişten Bugüne Ülke İhlal Karneleri” serisinden şimdiye kadar ihlal karneleri yayınlanmış olan ülkeler şunlardır: <strong>İsrail, ABD, Almanya, Hollanda ve Rusya</strong>.</p>
<p>Kaba gücü elinde bulunduranların diğerlerini ezme hakkını kendinde görmesinin yol açtığı insanlık ayıbı zulümlere şahitlik eden bu raporlar serisi ne yazık ki kolaylıkla sonlanacak gibi görünmüyor. Bu seriye öncülük eden “<strong>Yirminci Yüzyılda Soykırım ve Katliamlar</strong>” isimli eser, UHİM’in ilk kitap yayını olup dünyada barışın teminatı olduğu iddiasındaki Birleşmiş Milletler Teşkilatı’nın; kuruluş tüzüğünde yer aldığı üzere “adalet ve güvenliği, ekonomik kalkınma ve sosyal eşitliği, uluslararasında tüm ülkelere sağlamak” yerine dünyanın beş kabadayı ülkesine mutlak veto yetkisi vererek ne büyük zulümlere ve katliamlara hamilik yaptığını gözler önüne sermektedir.</p>
<p>UHİM’in yirmi altı kıymetli raporundan örnek olarak “<strong>Avrupa’da Yükselen Ayrımcılık, Nefret, İslamofobi ve Irkçılık</strong>” raporunun sonuç, değerlendirme ve öneriler kısmını özetle paylaşmakta yarar görüyorum:</p>
<p>“Yabancı kökenliler, Avrupa ülkelerinde nüfuslarıyla kıyaslanamayacak ölçüde <strong>düşük bir siyasi temsile</strong> sahiptir. Bu durumun başlıca sebepleri; uzun yıllardır bu yönde uygulanan devlet politikaları, yabancı kökenlilerin siyasal katılımını teşvik edecek politikaların geliştirilmemiş olması ve yabancıların eğitim seviyesinin düşük oluşudur. Siyasal temsilin yanısıra, 3 milyon Türk’ün yaşadığı Almanya’da, 6 milyon Mağripli ve 2,5 milyon Afrikalının yaşadığı Fransa’da ve 1 milyona yakın yabancı nüfusu barındıran Belçika’da üst düzey bürokrat, yerel yönetici, kamu görevlisi gibi ülkenin karar mercilerinde söz sahibi olan yabancı kökenliler, ülke nüfuslarıyla kıyaslanamayacak kadar düşüktür.</p>
<p>Yabancılar hakkındaki yasal düzenlemeler <strong>önyargılı</strong>, yetersiz ve hakkaniyetten uzak bir anlayışla sürdürülmektedir. Örneğin Almanya’da yabancılarla ilgili yasal düzenlemeler kamu güvenliği ve polislerle ilgili kanunlar arasında yer almakta, yani Almanya yabancılarla ilişkilerini <strong>güvenlik meselesi</strong> üzerinden görmektedir. Bu ülkelerde antisemitizm ve homofobi alanında gerekli yasal düzenlemeler yapılmakta, siyaset, akademi ve sivil toplum alanında yeterli düzeyde çalışmalar sürdürülmekte ise de, benzer bir çabanın Müslümanları hedef alan ayrımcı politikalara ve uygulamalara karşı sürdürüldüğünü söylemek mümkün değildir.</p>
<p>Müslümanların maruz kaldığı ayrımcı uygulamalar, nefret içerikli söylemler ve fiziksel saldırılar “İslamofobi” kavramıyla ele alınmaktadır. Ancak “İslam korkusu” anlamına gelen bu kavram mevcut durumu yansıtmamakta, yapılan araştırmalar, Müslümanların maruz kaldığı sistematik ayrımcılık ve şiddetin temelinde <u>korku değil</u> <strong>düşmanlığın</strong> söz konusu olduğunu göstermektedir.</p>
<p>Eğitim alanında yabancılara karşı uygulanan <strong>ayrımcılık</strong> anaokulu safhasından başlamakta ve çok acı sonuçlar doğurmaktadır. Çocukların akademik hayatını tayin etmekte belirleyici rolü olan ve henüz ilkokul çağında gerçekleştirilen yönlendirmelerde çifte standart uygulanmaktadır. Fransa ve Almanya’da yabancı kökenli ailelerin çocukları Türkiye’de “<strong>özel eğitim</strong>”e tekabül eden ve zekâ geriliği yaşayan çocukların eğitim aldığı okullara yönlendirilmektedir. Yapılan görüşmelerde bu yöndeki uygulamaların uzun yıllardır devam ettiği gerek hukukçulardan, gerek sivil toplum kuruluşu temsilcilerinden, gerek velilerden alınan bilgi ve tanıklıklarla tespit edilmiştir.</p>
<p>Avrupa’da Müslümanların maruz kaldığı <strong>ayrımcı uygulamalar</strong> gündelik hayatın her alanına sirayet etmiş durumdadır. Örneğin Müslüman aileler ev kiralamakta zorlanmakta, başörtülü ya da sakallı bir Müslüman bu görünüşü sebebiyle <strong>işten çıkartılmakta</strong>, isminden Müslüman olduğu anlaşılanların iş başvuruları çoğunlukla dikkate alınmamakta, okul idareleri düzenledikleri organizasyonlara Müslüman velilerin katılmasını engellemekte, başörtülü hanımlar fitness, havuz vb. spor komplekslerine kayıt yaptırırken problem yaşamaktadır. Bu tip problemler Avrupa ülkelerinde son derece sıradan ve hemen <strong>her gün karşılaşılan</strong> problemler olarak kayıtlara geçmektedir. Almanya’da erkek çocuklarının sünnet ettirilmesinin yasaklanması da bu kapsamda hatırlanabilir.</p>
<p>Almanya, Hollanda ve Belçika gibi ülkelerde faaliyet gösteren Gençlik Daireleri, son derece basit nedenlerle yabancı kökenli <strong>çocukları ailelerinden koparmakta</strong>dır. Resmî veriler Gençlik Daireleri tarafından alınan çocuk ve gençler arasında Müslüman ailelerin çocukları, nüfuslarına oranla büyük bir çoğunluğa tekabül etmektedir. Çocuklar uzun süre aileleriyle görüştürülmemekte, kendi inanç ve kültür değerlerine uzak ailelere verilmekte ve mahkemeler de kararlarını Gençlik Dairelerinin raporları doğrultusunda vermektedir. Gençlik Dairelerinin bu ayrımcı politikaları sebebiyle çocukları ellerinden alınan ve büyük bir mağduriyet yaşayan ailelerin sayısı <strong>onbinler</strong>le ifade edilmektedir. Bununla birlikte bu ülkelerde İslamofobi/ İslam düşmanlığı alanında çalışma yapan kişi ve kuruluşların birçoğunun bu soruna gereken ilgiyi göstermediği, hatta bir kısmının bu sorunun varlığından dahi habersiz olduğu acı bir gerçektir.*</p>
<p>Irkçılığı politika olarak benimseyen, İslamofobik politikalarıyla bilinen partiler Avrupa’nın pek çok ülkesinde iktidar ya da iktidar ortağı olmuş ve olmaktadır. İsveç, Norveç, Danimarka ve İsviçre bu ülkelerden birkaçıdır. <strong>Irkçı partiler</strong> yerel seçimlerde de önemli oy oranları almakta, Avrupa’nın hemen her ülkesinde ırkçı partiler tarafından yönetilen belediyeler bulunmaktadır.</p>
<p>Avrupa’da ırkçı anlayışın toplum tabanında da çok yaygın olarak kendisine zemin bulduğunu söylemek mümkündür. Mesela Alman Federal Bankası (Deutsche Bundesbank) eski yönetim kurulu üyesi ve SPD partisi üyesi Alman siyasetçi Thilo Sarrazin’in kaleme aldığı ve Türklere hakaretlerle dolu “Deutschland Schafft Sich Ab (Almanya Kendini Yok Ediyor)” adlı kitap Almanya’da 2 milyon satmıştır. Daha da vahimi toplumun üçte ikisi Sarrazin’in yazdıklarının doğru olduğunu düşünmekte ve yapılan anketler Sarrazin’in parti kurması halinde %18-25 bandında bir oy oranına sahip olacağını ortaya koymaktadır.</p>
<p>Yabancılara karşı beslenen <strong>kin ve nefret</strong> sebebiyle Avrupa’da her yıl yüzlerce şiddet olayı gerçekleşmekte, bu olaylar can ve mal kaybına sebebiyet vermektedir. Hemen her gün yabancılara ait bir ev, işyeri ya da araç kundaklanmakta, ibadethanelere çeşitli saldırılar düzenlenmekte, insanlar dış görünüşü sebebiyle sözlü ve/ya fiziksel saldırı ve tacize maruz kalmaktadır.</p>
<p>Avrupa’da <strong>medya organları ve siyasilerin</strong> 11 Eylül ve IŞİD üzerinden oluşturduğu algı, Müslümanlara karşı gerçekleştirilen nefret suçlarında çok ciddi artışa sebebiyet vermiştir. Sadece Almanya’da 2014’te <strong>10 bin</strong>in üzerine ırkçı ve İslam karşıtı <strong>saldırı</strong> gerçekleşmiş olması oldukça ürkütücüdür!” (<strong>4</strong>).</p>
<p><strong>Avrupa’da Tırmanan İslam Düşmanlığına Mâni Olabilmek</strong></p>
<p>UHİM raporu, Avrupa’da ayrımcılık sorununun ortadan kaldırılması için hayata geçirilmesi gereken çözüm önerilerini de şu şekilde sıralamaktadır:</p>
<ol>
<li>Avrupa devletleri, topraklarına gelen ve nesillerdir ülkelerinde hizmet üreten yabancı kökenli vatandaşlarını artık kendi <strong>öz unsuru</strong> olarak kabul etmeli ve kıtaya sonradan gelen milyonlarca insana diğer vatandaşlarıyla <strong>eşit şartlarda muamele</strong> etmeli, <strong>can ve mal </strong>güvenliklerini sağlamalıdır.</li>
<li>BM nezdinde <strong>İslamofobi suç olarak kabul edilm</strong>eli ve gerekli cezai müeyyideler yasalara bağlanmalıdır.</li>
<li>“İslamofobi” kavramının bizzat kendisinin İslamofobik bir kavram olduğu gerçeğinden hareketle, Müslümanların maruz kaldığı ayrımcı politikalar ve şiddeti ifade etmek üzere, olgunun mahiyetini yansıtan “<strong>İslam düşmanlığı</strong>”, “İslam karşıtlığı”, “Müslüman düşmanlığı” vb. ifadeler tercih edilmelidir.</li>
<li>Türkiye’nin dış temsilciliklerinde konu ile ilgili <strong>ihbar ve danışma hatları</strong> oluşturulmalıdır. Bu birimler aracılığıyla ulaşan bilgiler düzenli şekilde dosyalanmalı, arşivlenmeli ve elde edilen istatistik bilgiler ilgili mercilere periyodik olarak takdim edilmelidir.</li>
<li><strong>Medya</strong> organları İslam düşmanlığı konusuna hassasiyetle eğilmeli ve bu konuda müstakil birimler oluşturulmalıdır.</li>
<li>İslam İşbirliği Teşkilatı (<strong>İİT</strong>), İslam düşmanlığı konusunda yaşanan gelişmelerin hukuki süreçlerini takip etmeli ve bu konuda uluslararası hukuk nezdinde girişimlerde bulunmalıdır.</li>
<li>Avrupa’da yükselen ayrımcılığı konu edinen, nefret, İslamofobi ve ırkçılığı gündeme taşıyan daha fazla <strong>akademik çalışma</strong> ortaya konmalı, bu alanın uluslararası kamuoyunda etkin bir şekilde tartışmaya açılması sağlanmalıdır. (<strong>4</strong>).</li>
</ol>
<p>Cumhurbaşkanlığı’ndan STK’lara, akademisyenlerden köşe yazarlarına, senaristlerden sanatçılara kadar toplumu yön vermede etkisi olan herkesin UHİM ve diğer düşünce kuruluşlarının yayınlamış olduğu pek kıymetli raporları hakkıyla değerlendirebilmesi ve sorunların çözümüne elbirliğiyle yoğunlaşması temennisiyle, UHİM Başkanı Ayhan Küçük ile ekibini tebrik eder, stratejik değeri haiz çalışmalarının artarak devam etmesini dilerim.</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>https://www.<strong>org</strong>/uhim-biz-kimiz.html, 23.07.2018.</li>
<li>https://www.uhim.org/yayinlarimiz-<strong>sureli-yayinlar</strong>, 23.07.2018.</li>
<li>https://www.uhim.org/<strong>raporlar</strong>/1.htm, 23.07.2018.</li>
<li>UHİM, <strong>Avrupa’da Yükselen Ayrımcılık, Nefret, İslamofobi ve Irkçılık</strong>, Editör: Hüseyin Türkan, Yayın Ekibi: Dr.Öğr.Üyesi Ahmet Temel vd., İstanbul, Mayıs 2015, 160 s., s.141-149.</li>
</ol>
<p><strong> *</strong> Alman Gençlik Dairesi’nin toplumsal ve hukuksal zeminde ciddi eleştiriler alan uygulamalarına ilişkin akademik bir çalışma için bakınız: Mustafa Uyanık; “<strong>Alman Gençlik Dairesi ve Çocukların Koruma Altına Alınması Uygulamalarına Yönelik Eleştiriler</strong>”, Yalova Sosyal Bilimler Dergisi, yıl: 8, sayı: 16, s.123-140. PDF tam metin indirmek için: <a href="http://dergipark.gov.tr/yalovasosbil/issue/37841/440509">http://dergipark.gov.tr/yalovasosbil/issue/37841/440509</a></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/uhimin-hak-ihlali-raporlarinin-takipcisi-olmak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>AVRASYA İSLAM ŞÛRASI TEŞKİLATI KARARLARINI  HAYATA GEÇİREBİLMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/avrasya-islam-surasi-teskilati-kararlarini-hayata-gecirebilmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/avrasya-islam-surasi-teskilati-kararlarini-hayata-gecirebilmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Oct 2016 09:38:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[AİŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Almanya]]></category>
		<category><![CDATA[Avrasya İslâm Şûrası]]></category>
		<category><![CDATA[Avrasya İslam Şurası Teşkilatı Toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[Avrasya'da Kadim Bilgi ve Hikmetin Temelleri]]></category>
		<category><![CDATA[Avusturya]]></category>
		<category><![CDATA[Balkanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Belçika]]></category>
		<category><![CDATA[DAİŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Danimarka]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İsviçre]]></category>
		<category><![CDATA[Kafkasya]]></category>
		<category><![CDATA[Ortaasya]]></category>
		<category><![CDATA[SSCB]]></category>
		<category><![CDATA[T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=380</guid>

					<description><![CDATA[Marifet DAİŞ’i Değil AİŞ’i Kurabilmek Daha ziyade Balkanlar, Kafkasya ve Ortaasya coğrafyasında yer alan ülkelerin dinî kurumları ile  Müslüman toplulukların dinî kuruluşları arasında din hizmetleri ve din eğitimi alanlarında işbirliğini geliştirmek maksadıyla 1995 yılında başlatılan Avrasya İslam Şûrası (AİŞ), güncel dinî problemlerle ilgili bir istişare forumu olarak da hizmet vermektedir. Daimi sekretaryası T.C. Diyanet İşleri [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Marifet DAİŞ’i Değil AİŞ’i Kurabilmek</strong></p>
<p>Daha ziyade Balkanlar, Kafkasya ve Ortaasya coğrafyasında yer alan ülkelerin dinî kurumları ile  Müslüman toplulukların dinî kuruluşları arasında din hizmetleri ve din eğitimi alanlarında işbirliğini geliştirmek maksadıyla 1995 yılında başlatılan Avrasya İslam Şûrası (AİŞ), güncel dinî problemlerle ilgili bir istişare forumu olarak da hizmet vermektedir.</p>
<p>Daimi sekretaryası T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından deruhte edilen AİŞ, Avrupa’da yaşayan Müslüman göçmenlerin sayısındaki hızlı artış yanında, milyonlarca insanın kanı üzerine kurulan SSCB’nin 1991 sonunda hızla çökmesiyle Balkanlar, Kafkasya ve Ortaasya’da bağımsızlığını ilan eden yirmiyi aşkın ülkede büyük bir iştiyakla yeniden dine yönelişin doğal bir uzantısı olarak, artan talepleri ve ihtiyaçları karşılamak maksadıyla oluşturulmuştur.</p>
<p>Büyük çoğunluğu sosyalist rejimde üç veya dört nesil boyunca dinin, peygamberin, dindarın ve ahlâki değerlerin horlandığı bir süreçten sonra bölgede İslam’ın yeniden öğretilmesi, özellikle genç kuşakların İslam’ın ahlak, adalet, eşitlik, hürriyet, sosyal ve fiziki çevreye ilişkin hak ve sorumlulukları idrak etmelerinin, yaşadıkları toplumlarda uyum içerisinde hayatlarını idame ettirebilmeleri açısından hayati önem taşımaktaydı. Bu maksatla, İslam medeniyeti ve kültür mirasının kaynaklarından mümkün olduğunca istifade edilerek geliştirilecek ortak bir yaklaşımın, kişilerin özgüvenini güçlendirmesi ve farklı kültürlere ve inanışlara mensup insanlarla sağlıklı iletişim kurulabilmeleri için kültürel kimlik ve aidiyet bilincinin sağlıklı temellere oturtulmasına katkı sağlamak hedeflenmişti.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>AİŞ’in Temel Çerçevesini ve Amaçlarını Hatırlamak</strong></p>
<p>Avrasya bölgesi Müslüman topluluklarının dinî kuruluş temsilcilerinin katılımıyla <strong>23-27 Ekim 1995</strong> tarihlerinde <strong>Ankara</strong>’da düzenlenen ve takriben bir asır sonra ilk defa bir araya gelebilen kardeş topluluklar için tarihi bir fırsat sunan 1. Avrasya İslam Şûrası Toplantısı&#8217;nın ana gündemini doğal olarak <strong>din eğitimi</strong> meselesi oluşturmuştur. Girişimin daimi bir yapıya dönüştürülmesi kararı da 1. Avrasya İslam Şûrası’nın en önemli kararlarından biri olmuştur.</p>
<p>Avrasya İslam Şûrası’nın daimi yapıda kurulması yönünde en önemli adım, <strong>21-24 Ekim 1996</strong> tarihlerinde <strong>İstanbul</strong>’da yapılan 2. AİŞ Toplantısı’nda atılmıştır. Bu toplantıda katılımcı Müslüman dinî kurum ve kuruluş temsilcileri, “Avrasya İslam Şûrası’nın Kuruluşu ve Faaliyetleri Hakkında Protokol”ü kabul etmişlerdir. AİŞ’in yapısı ve işleyişine dair temel çerçeveyi de belirleyen Protokol’de öne çıkan maddeleri şu şekilde özetlemek mümkündür:</p>
<ul>
<li>Müslüman dinî kurum ve kuruluşlar arasında din hizmeti ve din eğitimi ihtiyaçlarının düzenli ve eşgüdümlü bir şekilde karşılanması için işbirliğinin geliştirilmesi,</li>
<li>Bu işbirliği ve ilişkilerin devamlılığını sağlamak maksadıyla girişimin merkezi Ankara olmak üzere “Avrasya İslam Şûrası” adı altında kurumsallaştırılması,</li>
<li>Bu oluşumun müşterek dinî problemlerin çözümü için yol ve yöntem bulunmasında bir istişare zemini olarak değerlendirilmesi,</li>
<li>Müslüman halk ve toplulukları dinî konularda bilgilendirmek ve manevi duygularını geliştirmek amacıyla her türlü matbu, sesli ve görsel basım ve yayım faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi,</li>
<li>İbadet vakitleri ile dinî günlerin tespitinde birliğin sağlanmasına dair bir yöntem geliştirilmesi,</li>
<li>Din hizmetleri ve din eğitimi sunumunda yeni yaklaşım ve yöntemlerin geliştirilmesi,</li>
<li>Müşterek değer ve mirasın muhafaza ve müdafaa edilmesi…</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Avrasya İslâm Şûrası Teşkilatı Kararlarını Hayata Geçirebilmek</strong></p>
<ol>
<li><strong><em> Avrasya İslâm Şûrası Teşkilatı Toplantısı</em></strong>; “Türk Cumhuriyetleri, Balkan-Kafkas Ülkeleri, Türk ve Müslüman Toplulukları İstişare Toplantısı” adıyla <strong>23-27 Ekim 1995</strong> tarihleri arasında <strong>Ankara</strong>’da gerçekleştirilmiştir. Toplantının sonuç bildirgesinde, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ilişkide bulunduğu ülkelere ihtiyaç duyulan din görevlilerini ve dinî yayınları göndermeye devam etmesi, cami ve mescitlerin inşası veya onarılması konularında karşılıklı işbirliğinin sağlanması, kurumlarımız arasında din hizmetinin sunulmasına yönelik ilişkilerin geliştirilmesi ve kuvvetlendirilmesi, keza bu ilişkilere süreklilik kazandırılması amacıyla girişimin “Avrasya İslam Şûrası” adıyla kurumsallaştırılması hususunda fikir birliğine varılmıştır.</li>
</ol>
<ol start="2">
<li><strong><em> Avrasya İslâm Şûrası Teşkilatı Toplantısı</em></strong>; 32 ülke ve topluluktan 58 dinî idare temsilcisinin katıldığı Şûra, 6 oturum halinde <strong>21-24 Ekim 1996</strong> tarihlerinde <strong>İstanbul</strong>’da gerçekleştirilmiştir. Bilimsel araştırmalara dayanan dinî yayınların önemi, misyonerlik faaliyetlerinin çeşitleri, metotları ve bunlara karşı alınması gereken tedbirler, günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilecek din görevlilerinin nasıl yetiştirileceği gibi konular ele alınmış ve Şûra’da alınan kararlar “İstanbul Bildirisi” adı altında 5 madde halinde kamuoyuna açıklanmıştır.</li>
</ol>
<ol start="3">
<li><strong><em> Avrasya İslâm Şûrası Teşkilatı Toplantısı</em></strong>; <strong>25-29 Mayıs 1998</strong> tarihlerinde yine <strong>Ankara</strong>’da düzenlenen ve 35 ülkeden 49 dinî önderin katıldığı Şûra’da; ülke ve topluluklar arasında tarihî, dinî ve kültürel bağların yeniden canlandırılması için gerekli çalışmaların yapılması; din eğitimi ve öğretimi görmeleri amacıyla üye ülke ve topluluklardan Türkiye’ye öğrenci gönderilmesine devam edilmesi hususunda mutabık kalınmış ve 18 maddeden oluşan sonuç bildirgesi kamuoyuna ilan edilmiştir.</li>
</ol>
<ol start="3">
<li><strong><em> Avrasya İslâm Şûrası Teşkilatı Toplantısı</em></strong>; <strong>24-28 Temmuz 2000</strong> tarihleri arasında Bosna-Hersek’in başkenti <strong>Saraybosna</strong>’da gerçekleştirilen toplantıya 16 ülke ve 10 bölgeden toplam 47 dinî önderin yanı sıra, Bosna-Hersek’teki Katolik, Yahudi ve Ortodoks cemaatlerinin dinî liderleri de katılmıştır. “İslam ve Demokrasi”, “Hak ve Özgürlükler”, “Din Hizmetlerinin Stratejileri” ve “Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü” konuları detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Şûra’da, Türkiye’nin irticai akımlara karşı alınmasını istediği önlemler konusunda fikir birliği sağlanmış; İslâm dininin çağdaş bir yorumu için çalışmaların bir an önce başlatılması, dinî gün ve bayramların Diyanet İşleri Başkanlığı’nca belirlenen tarihlere uygun olarak kutlanması yönündeki uygulamanın devamı, Türkçe’nin Avrasya İslâm Şûrası toplantılarında ortak dil olarak benimsenmesi karara bağlanmış ve 30 maddelik sonuç bildirgesi yayınlanmıştır.</li>
</ol>
<ol start="5">
<li><strong><em> Avrasya İslâm Şûrası Teşkilatı Toplantısı</em></strong>; <strong>15-19 Nisan 2002</strong> tarihlerinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin <strong>Gazimagusa</strong> şehrinde gerçekleştirilmiştir. “Ülkelerimiz ve Topluluklarımızın Bulundukları Ülkelerde Yoğunlaşan Misyonerlik Faaliyetleri”, “İslam’ın Evrenselliği, Barış ve Hoşgörü Anlayışı ile Teröre Bakış Açısı”, “Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü” ile “Ülkelerimiz ve Topluluklarımızdaki Dinî Kurumlar ile Dinî Faaliyetlerin Değerlendirilmesi” konularının müstakil oturumlarda ele alındığı 5. Şûra’nın sonuç bildirgesinde; “Kıbrıs’ta adil ve kalıcı çözüm için eşit ve egemen iki devlet arasında oluşturulacak yeni bir ortaklığın, adanın ve bölgenin güvenlik ve esenliğine hizmet edeceğinin her fırsatta vurgulanması tarzında Kuzey Kıbrıs Türk Devleti’nin konumuna ilişkin düşünceler yanında, Ortadoğu başta olmak üzere dünyanın çeşitli bölgelerinde süregelen savaşların, şiddet ve terör eylemlerinin kınanması, Avrasya coğrafyasında yaşayan Müslüman ülke ve topluluklar arasında araştırmaya dayalı sağlıklı bir din anlayışının yerleşmesi ve misyonerlerin istismar ettikleri alanlarda bilgi boşluğunu kapatmak için ortak bir çalışma grubu oluşturularak temel İslam kaynaklarının tercüme edilmesi, ayrıca telif eserler hazırlanarak ülke ve topluluklarımıza gönderilmesi” gibi önemli tespit ve kararlar yer almıştır.</li>
</ol>
<ol start="6">
<li><strong><em> Avrasya İslâm Şûrası Teşkilatı Toplantısı</em></strong>; <strong>05-09 Eylül 2005</strong> tarihlerinde yurtdışından 59, yurtiçinden 64 katılımcının iştirakiyle <strong>İstanbul</strong>’da gerçekleştirilmiştir. “Osmanlı’da, Türkiye Cumhuriyeti’nde, Ortaasya’da ve Balkanlar’da Din, Kültür ve Kimlik” ve “Çağdaş Dünya’da Müslüman Kimlik: Sorunlar ve Yorumlar” başlığını taşıyan konular müstakil oturumlar halinde sahalarında uzman bilim adamlarınca sunulan tebliğlerle detaylıca tartışılarak <strong>kimlik</strong> meselesi bir zemine oturtulmaya çalışılmıştır. 23 maddelik sonuç bildirgesinde özetle; “<u>Müslüman kimliğinin</u> coğrafi, etnik veya ulusal kimlikleri dışlamayan, cinsiyet ayrımını reddeden, birleştirici ve kuşatıcı <u>bir üst-kimlik olduğu</u>, Müslümanların gelecek tasavvurunun her geçen gün zaafa uğradığı, İslam karşıtı bir kimlik tasarlanarak dışlama ve aşağılama stratejileri geliştirildiğinin farkına varılması gerektiği, kendini İslam’a izafe eden bazı nevzuhur hareketlerin Müslüman kimliğine zarar verdiği, Şûra üyesi ülkelerin <u>özeleştiride bulunmalarının zarureti</u>, Balkanlar’da kaybolmuş vakıf mallarının envanterinin çıkarılması gerektiği, halkların seçtiği dinî liderlere herkesin saygı duyması gerektiği, mevcut <u>sorunların aşılmasında üye ülkelere ve topluluklara büyük sorumluluklar düştüğü</u>, “Avrasya Raporu” adıyla bir bülten yayınlanması, dinî inanç ve kültürün korunmasında önemli bir yere sahip olan <strong>aile</strong> konusunda kitapçıklar hazırlanması, TRT-İnt kanalıyla Avrasya’ya hitap edecek dinî-ahlâki bir program gerçekleştirilmesi…” gibi konulara vurgu yapılmıştır.</li>
</ol>
<ol start="7">
<li><strong><em> Avrasya İslâm Şûrası Teşkilatı Toplantısı</em></strong>; 42 ülke ve topluluktan 70, Türkiye’den 55 davetlinin iştirakiyle <strong>12-15 Mayıs 2009</strong> tarihleri arasında <strong>İstanbul</strong>’da gerçekleştirilmiştir. Polonya’dan Moğolistan’a, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden Sibirya’ya kadar uzanan geniş Avrasya Coğrafyasında yer alan Türk ve Müslüman Topluluklarının bulundukları ülkelerin dinî lider, müftü ve temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirilen 7. Şûra’da; “Avrasya Coğrafyası Dinî Kurumlarının Dinî Bilginin Kaynaklarına İlişkin Durum ve Tutumları”, “Avrasya Coğrafyasında Kadim Dinî Bilgi Kaynakları ve Aktüel Değeri”, “Avrasya Coğrafyasında Dinî Bilginin Güncel Kaynakları”, “Avrasya Coğrafyasında Dinî Bilginin Üretimi ve Yenilenme Yöntemleri”, “Dinî Bilgi Üreten Kurumlar: Medreseler, Fakülteler, Araştırma Merkezleri- Yöntem, Vizyon, Hedef ve Katkılar” başlıkları altında tebliğler sunulmuştur. Katılan bütün temsilcilerin ittifakla kabul ettiği 12 maddelik “İstanbul 2009 Sonuç Bildirgesi”nde tebliğlerin ortak vurguları kamuoyu ile paylaşılmıştır.</li>
</ol>
<ol start="8">
<li><strong><em> Avrasya İslâm Şûrası Teşkilatı Toplantısı</em></strong>; 42 ülke ve topluluktan 70, yurt içinden de 55 davetlinin iştirakiyle <strong>19-22 Kasım 2012</strong> tarihleri arasında <strong>İstanbul</strong>’da gerçekleştirilmiştir. Avrasya coğrafyasında yer alan Türk ve Müslüman Topluluklarının bulundukları ülkeler yanında ilk defa Avrupa ülkelerinde (Almanya, Avusturya, Belçika, Danimarka, İngiltere ve İsviçre) bulunan İslami kuruluşların temsilcilerinin katılımıyla İstanbul’da gerçekleştirilen 8. Şûra’da “Gelenekten Geleceğe Avrasya’nın İslam Ufku” ana teması işlenmiştir. “Avrasya’da Kadim Bilgi ve Hikmetin Temelleri”, “Avrasya’da İslam Geleneği ve Yeni Algılar”, “Geçmişten Geleceğe Avrasya’da Dinî Kurumlar”, “Avrasya’da Birlikte Yaşama Tecrübesi”, “Avrasya’da Müslümanların Geleceği” başlıklı oturumlarda sunulan tebliğler ve müzakerelerle konular enine boyuna irdelenmiş, mutabık kalınan 14 maddelik sonuç bildirgesi kamuoyuna duyurulmuştur.</li>
</ol>
<p>“Avrasya’da İslam: Din İstismarına Karşı Birlik, Dayanışma ve Gelecek Perspektifi” temasıyla 11-14 Ekim 2016 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen 9. Avrasya İslam Şûrası sonuç bildirgesini takip eden yazımızda ele alacağız inşaAllah.</p>
<p>Kardeşlerinin dertlerine deva olmak için Avrasya İslâm Şûrası Teşkilatı Toplantılarında nitelikli çaba harcayan tüm dinî önderlere şükranlarımızı sunar, Rabbimizin bu mütevazı çabaları İslam dünyasının kanayan yaralarına merhem kılmasını niyaz ederiz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kaynak: </strong>http://<strong>avrasyaislamsurasi</strong>.diyanet.gov.tr/tr-TR, 11.10.2016.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/avrasya-islam-surasi-teskilati-kararlarini-hayata-gecirebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
