<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ALİ ERBAŞ Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://p.fethigungor.net/etiket/ali-erbas/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://p.fethigungor.net/etiket/ali-erbas/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Sun, 28 Jul 2019 12:32:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>15 TEMMUZ HADİSESİNİ DOĞRU TANIMLAMAK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/caginin-sahidi-olmak/15-temmuz-hadisesini-dogru-tanimlamak/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/caginin-sahidi-olmak/15-temmuz-hadisesini-dogru-tanimlamak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 Jul 2019 12:32:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çağının Şahidi Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[15 TEMMUZ HADİSESİ]]></category>
		<category><![CDATA[ALİ ERBAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[ASKERÎ DARBE GİRİŞİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[DEMOKRASİ VE MİLLİ BİRLİK GÜNÜ]]></category>
		<category><![CDATA[ERKAN ÇAV]]></category>
		<category><![CDATA[FETÖ]]></category>
		<category><![CDATA[KÜRESEL KUŞATMAYA DİRENEN TÜRKİYE]]></category>
		<category><![CDATA[KÜRESEL KUŞATMAYA TOPYEKÛN DİRENMEK]]></category>
		<category><![CDATA[RAİF DİNÇKÖK KÜLTÜR MERKEZİ]]></category>
		<category><![CDATA[SEZAİ ÇELİK]]></category>
		<category><![CDATA[SUAT CEBECİ]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE’Yİ İŞGAL VE TAKSİM GİRİŞİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[VASFİ YILMAZ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://fethigungor.net/?p=918</guid>

					<description><![CDATA[Her ne kadar “askerî darbe girişimi” olarak tanımlanıyorsa da hürriyetine, istiklaline ve istikbaline uzanan yabancı elin farkına varan milletimizin efsanevi bir direnişle püskürttüğü 15 Temmuz hadisesi esasen bir “işgal ve taksim girişimi”dir. Akıllarını ve iradelerini bir heyulaya teslim etmiş, gruplarının çıkarı uğruna vatanını işgalcilere peşkeş çekmekten hazer etmeyen satılmışlar ile onları kullanan küresel sömürü çarkının [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Her ne kadar “askerî darbe girişimi” olarak tanımlanıyorsa da hürriyetine, istiklaline ve istikbaline uzanan yabancı elin farkına varan milletimizin efsanevi bir direnişle püskürttüğü 15 Temmuz hadisesi esasen bir “<strong>işgal ve taksim girişimi</strong>”dir.</p>
<p>Akıllarını ve iradelerini bir heyulaya teslim etmiş, gruplarının çıkarı uğruna vatanını işgalcilere peşkeş çekmekten hazer etmeyen satılmışlar ile onları kullanan küresel sömürü çarkının sahipleri, 15 Temmuz 2016 Cuma günü Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan’ın dirayetli liderliği ve milletimizin ferasetli direnişiyle derin bir hayal kırıklığı yaşamıştır.</p>
<p>İslam dünyasını ve dünya mazlumlarını sevince, Türkiye ve İslam düşmanlarını ise hüzne boğan bu şanlı direnişin 3. yıl dönümünde çok çeşitli etkinlikler düzenlenmiştir. Bu bağlamda ben de 16 Temmuz Salı günü Yalova Denetimli Serbestlik Müdürlüğü’nde bir konferans verdim. Konferansımda ana tema olarak belirlediğim “Küresel Kuşatmaya Direnen Türkiye” (<strong>1</strong>) isimli eserin kısa bir özetini geçen haftaki yazımda sizlere sunmuştum (<strong>2</strong>).</p>
<p>Bu haftaki yazımda, Yalova Üniversitesi Rektörlüğünce 16.07.2019 tarihinde Raif Dinçkök Kültür Merkezi’nde düzenlenen “15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Paneli”ndeki (<strong>3</strong>) sunumların özetini aktarmakta yarar görüyorum.</p>
<p><strong>Ülkemizin Kıymetini Bilmek: Birlik ve Beraberliğimizi Muhafaza Etmek</strong></p>
<p>Panelin moderatörlüğünü üstlenen Rektörümüz Prof.Dr. <strong>Suat Cebeci</strong>, <strong>15 Temmuz</strong> hadisesinin; içeriden ve iktidar değişimini amaçlayan bir darbe girişimi değil, bilakis ülkemizi Suriye, Irak ve Yemen gibi parçalayıp yağmalamayı amaçlayan <strong>dışarıdan</strong> bir girişim olduğunun altını çizdi:</p>
<p>“15 Temmuz, bize yöneltilen saldırılardan sadece biridir. Gezi ayaklanması, Kobani ayaklanması, Çukur savaşları gibi birçok girişimleri oldu, hiçbirini başaramadılar. Fenerbahçe sporcularına bile pusu attılar. Mermi sapabilir diye garantiye almak için domuz saçması kullandılar, şoför isabet aldı ama ölmedi. Otobüs viyadükten uçmadı, milyarlık sporcu ve yönetici takımı kurtuldu. Kaos çıkarıp taraftarları sokağa dökerek memleketi yıpratacaklardı. Bunların hiçbiri tutmayınca bilfiil müdahale etme kararı aldılar. Devletin kılcal damarlarına kadar kanser mikrobu gibi çöreklenmişlerdi. Ama başarılı olmadılar.</p>
<p>Türkiye’ye karşı ilan edilmemiş bir savaş sürmektedir. Finansal vd. savaşları kazanmak zorundayız. Tarihte üç kıtaya birden bin yıla yakın bir süre hükmeden kaç millet var? Allah birliğimizi ve dirliğimizi bozmasın.”</p>
<p>15 Temmuz gecesi İstanbul’da Yeşilköy’e koşan, hava meydanındaki direnişe destek vermek için kuleye yönelen zırhlı aracın önüne kendini atan gazimiz <strong>Vasfi Yılmaz</strong>, kısa konuşmasında şu o geceyi şu cümlelerle anlattı:</p>
<p>“Kuleyi ele geçiren darbecileri engellemek için kalabalık halinde ilerlemeye başladık. Tankın (sonradan öğrendik ki ZMA imiş) önünde durdum ama beni devirdi geçti. O gece İstanbul tekbirlerle manevi olarak yeniden fethedilmiştir. Hainler üzerine yemin ettikleri silahlarımızı çalarak asfalttaki, kaldırımdaki insanları ezdiler. Meclis, Türksat, Polis Okulu vd. stratejik yerleri bombaladılar. Bu hain kalkışma milletin direnişiyle durdurulmuştur.”</p>
<p>“Millî İrade ve Millî Şuur Sohbetleri” başlıklı sunumunu 50. kez Yalova’da gerçekleştiren tabip akademisyen Doç.Dr. <strong>Sezai Çelik</strong>, Sayın Cumhurbaşkanımızın daveti üzerine Sapanca’dan kalkıp site sakinlerinden 7 kişiyle köprüye gitmiş ve yaralananlara ilk müdahaleyi yapmıştır:</p>
<p>“Cumhurbaşkanımızın tarihi çağrısı üzerine harekete geçtik. Hanımefendiler Cumhurbaşkanımızın konutunun bulunduğu bölgeye, biz birkaç kişi alenen ateş açıldığı bilgisi üzerine yürüyerek köprüye gittik. Bir çekici rastladı, üzerine doluştuk. Köprüde kurşun seli vardı. Ben bunların plastik mermi olduğunu düşünüyordum. Ama ilk yaralıyı görünce bunun G3 mermisi olduğunu anladım, arkadaşları uyardım.</p>
<p>Hiçbir alet-edevat yoktu, kanamaları durdurmak için çabaladım. Askerler hürmet edip bizi vurmazlar düşüncesiyle bayrağı sırtıma bağladım. Ama bez kalmayınca bayrağı da tampon için kullandım. Tampon yapıp ambulanslara bindiriyorduk yaralıları. 7 saat boyunca yaralılara müdahale ettim. Yaralıların taşınmasında vatandaşımızın da olağanüstü gayreti oldu.</p>
<p>Gördüğüm vahşet anlatılacak gibi değil. Kurtaramadıklarımız da var. 26 yıllık cerrahi hayatımda ilk kez hiçbir alet-edevat olmadan müdahale yapmak zorunda kalmıştım.</p>
<p>Gençlerin sabaha kadar bir taş bile atmadan yiğitçe duruşu çok önemli. Motosikletli 5 genç vardı. Yaralıları hızla alandan uzaklaştırıyorlardı. Bu şekilde 30 kişinin hayatının kurtulmasına vesile oldular. O gece köprüde 34 kişi şehit oldu, 318 kişi yaralandı. Bu gayret olmasaydı ölü sayısı çok daha yüksek olurdu.</p>
<p>Bir ara insanlar azalınca acaba korkup ya da yorulup gitmeye mi başladılar diye etrafa bakındım. Cemaatle sabah namazı kıldıklarına şahit oldum… Askerler teslim olana kadar dağılmadık.</p>
<p>Tank atışıyla yere yuvarlandık. Vurulacağını bile bile gençler yaralıları tutup uzaklaştırdılar. Bir motosikletli dayanamayıp tankların üstüne sürdü aracını, birkaç asker yoğun ateş ederek şehit ettiler onu. Cenazesini bile alamadık. Bu gençler zulmü asla sevmezdi, zalime asla meyletmezdi… Onlar Asım’ın nesliydi, çiğnerdi, çiğnenirdi, hakkı tutup kaldırırdı…</p>
<p>Peki FETÖ’nün nesli neredeydi? Eli silah tutanlar bizim karşımızdaydı. Teknik personeli önemli kurumlara girmeye çalışıyorlardı. Hastane sahipleri ve doktorları acil ışıklarını kapatıp hastaları kabul etmeyenlerdi.</p>
<p>Bu alçaklara taş bile atmamıştık. Elimizde bayraklarımız, dilimizde tekbirler… Ama onlar yirmişer dakika arayla bizi kurşun yağmuruna tuttular. Çünkü bizde iman, onlarda korku vardı.</p>
<p>Bu dertleri başımıza açan kim? Emperyalistlerin işbirlikçisi ve ayakçısı sahte hoca! “Çakı bile taşımazlar” demişti oysa. Kendisi ve askerleri nereye sığınmıştı? Düşmanımıza.</p>
<p>Motosikletli gençlerden birini sonradan zorlukla buldum, Ümraniye’de. Toplanın, bu millet sizi tanımak istiyor dedim. “Millet bilse ne olur bilmese ne olur, Allah biliyor ya…” dedi.</p>
<p>15 Temmuz gazisi Doç.Dr. Sezai Çelik görsellerle desteklediği sunumunu şu tavsiyeleriyle tamamladı:</p>
<p>“Evlatlarımıza sahip çıkalım, onları başkalarına çaldırmayalım. Yurduma alçaklar bu sefer içerden saldırdı. Ama Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi millî irade ve millî güç onları durdurdu. Mehmet Akif anlaşılmadan vatan sevgisi anlaşılmaz. Çok iyi okuyun onu. Biz her şeye ilahi perspektiften de bakmalıyız. İmtihanda sabredenlere müjdeler olsun… 15 Temmuz bizim için büyük bir imtihanmış. Bu imtihandan kimi geçti, kimi kaldı.</p>
<p>İnsana çalıştığının karşılığı vardır. Yani fiili dua gerekir. Bu da fiilen askerin karşısına dikilebilmektir. Çiftçi ekmeden ve sulamadan dua ederse olur mu? Bu fıtrat kanunlarına aykırı. Nerede bir kötülük görsek mutlaka karşısına dikilmemiz lazım. Yanlışı elimizle, gücümüz yetmiyorsa dilimizle düzeltmeliyiz. Ona da gücümüz yetmiyorsa buğzetmeliyiz. Bu da imanın en zayıf noktasıdır.”</p>
<p>Bu haftaki yazımızı, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. <strong>Ali Erbaş</strong>’ın, 15 Temmuz münasebetiyle yayımladığı mesajıyla bitirelim:</p>
<p>“15 Temmuz, milletimizin maruz kaldığı en büyük ihanetlerden birinin yıldönümüdür. Referansını dinden aldığını iddia ederek yıllarca insanlarımızın temiz dinî duygularını hain emellerine alet eden bir terör şebekesi vatanımıza, birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize istiklal ve istikbalimize kastetmiştir.</p>
<p>Tarihten beri nice zorlukları aşan aziz milletimiz, yine büyük bir inanç, azim ve kararlılıkla; dinine, vatanına, milletine, özgürlüğüne ve hukuk düzenine sahip çıkmış, <strong>hain işgal girişimi</strong>, Allah’ın inayeti, idarecilerimizin dirayeti ve aziz milletimizin cesaretiyle, bütün dünyaya örnek olacak şanlı bir direnişle bertaraf edilmiştir.</p>
<p>Bugün, bütün açıklığıyla ortaya çıkmıştır ki, <strong>FETÖ</strong>, bütün kirli planlarını ve karanlık yüzünü, sapkınlık ve kötülüğünü din kisvesi altında gizlemeye çalışan dış güdümlü bir terör örgütüdür. İslam’ın bütün değerlerini tahrif ve tahrip ederek karanlık ve süfli amaçlarına alet eden, <strong>itikadi, amelî ve ahlâkî bir sapma hareketi</strong>dir.</p>
<p>Kirli ve karanlık planları uğruna kendi halkı üzerine ateş açmaktan çekinmeyen bu terör çetesinin elebaşı ve müntesipleri dînî değerler ile aldattığı ve ağına düşürdüğü insanları militanlaştırarak kendi vatanına ve milletine ihanet eden canavarlar haline getirmiştir.</p>
<p>15 Temmuz hain darbe girişimi bir daha açıkça göstermiştir ki, din konusundaki cehalet, <strong>yanlış dînî bilgi</strong> birçok bireysel ve sosyal soruna neden olmakta, doğru şekilde karşılanmayan her türlü ihtiyaç istismara açık hale gelmektedir. Bu noktadan hareketle ifade etmeliyim ki dînimizi, kendi menfaatlerine alet edenlere, birlik ve beraberliğimizi, huzur ve kardeşliğimizi hedef alanlara karşı hep beraber daha dikkatli olmak zorundayız.</p>
<p>Bu itibarla, Diyanet İşleri Başkanlığı, insanımızın iyi niyet ve temiz duygularını istismar edenlere, İslam’ın kavramlarını kullanarak bozgunculuk yapanlara, yanlış bilgilerle din konusunda toplumumuzu ayrıştırma ve  aldatmaya yönelik bütün söylemlere ve faaliyetlere karşı üzerine düşen sorumlulukları yapmaya ve milletimizi bilgilendirmeye devam edecektir.</p>
<p>Bu vesileyle hain darbe girişimine karşı mücadele ederken canını feda eden şehitlerimize bir kez daha Allah’tan rahmet; gazilerimize sağlık ve afiyet diliyor, gösterdiği büyük cesaret ve mücadeleden dolayı aziz milletimize şükranlarımı sunuyorum.” (<strong>4</strong>).</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<ol>
<li>Güngör, Fethi. (2019). “<strong>Küresel Kuşatmaya Topyekûn Direnmek</strong>”. Diriliş Postası, https://www.dirilispostasi.com/makale/kuresel-kusatmaya-topyekun-direnmek-5d2cf61a0c0f014b7c40908b, 16.07.2019</li>
<li>Çav, Erkan. (2017). <strong>Küresel Kuşatmaya Direnen Türkiye: Vesayet, Operasyonlar, FETÖ, 15 Temmuz İstiklal Mücadelesi, 2002-2017 Olaylar ve Süreçler</strong>. Piya Yayınları: İstanbul, 596 s. https://twitter.com/hashtag/K%C3%BCreselKu%C5%9FatmayaDirenenT%C3%BCrkiye?src=hash, 13.02.2108.</li>
</ol>
<ol start="3">
<li>Yalova Üniversitesi. (2019). “<strong>15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Paneli</strong>”. Raif Dinçkök Kültür Merkezi, http://yalova.edu.tr/tr/Page/Icerik/yalova-universitemiz-15-temmuz-destani-paneli-gerceklestirdi, 16.07.2019.</li>
<li>Erbaş, Ali. (2019). “<strong>15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Mesajı</strong>”. https://www.diyanet.tv/diyanet-isleri-baskani-prof-dr-ali-erbas-tan-15-temmuz-mesaji, 11.07.2019. DiyanetTV, https://www.youtube.com/watch?v=JLMjyhMjqZA, 14.07.2019.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/caginin-sahidi-olmak/15-temmuz-hadisesini-dogru-tanimlamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SİGARANIN KÜRESEL BİR FELAKET OLDUĞUNU GÖRMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/insanligin-sorunlariyla-yuzlesebilmek/sigaranin-kuresel-bir-felaket-oldugunu-gormek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/insanligin-sorunlariyla-yuzlesebilmek/sigaranin-kuresel-bir-felaket-oldugunu-gormek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jan 2019 20:48:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsanlığın Sorunlarıyla Yüzleşebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[ALİ ERBAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[AZİZ SANCAR]]></category>
		<category><![CDATA[ÇOCUKLUK ÇAĞI KANSERLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[ELEKTRONİK SİGARA]]></category>
		<category><![CDATA[ENFİYE]]></category>
		<category><![CDATA[İNSAN SAĞLIĞI VE EĞİTİM VAKFI (İNSEV)]]></category>
		<category><![CDATA[JUN LV]]></category>
		<category><![CDATA[MEHMET MAKSUDOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[MURAT ELLİ]]></category>
		<category><![CDATA[nargile]]></category>
		<category><![CDATA[ÖZLEM EVLİYAOĞLU]]></category>
		<category><![CDATA[PURO]]></category>
		<category><![CDATA[SELAMİ ÇATALGİL]]></category>
		<category><![CDATA[SICAK ÇAY İÇMEK]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[SİGARA BAĞIMLILIĞI]]></category>
		<category><![CDATA[SİGARA DUMANI SOLUMAK]]></category>
		<category><![CDATA[TORAKS DERNEĞİ]]></category>
		<category><![CDATA[TURGUT ÖZCAN]]></category>
		<category><![CDATA[TÜTÜN MAMULLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[YEŞİLAY]]></category>
		<category><![CDATA[ZEKİ KILIÇASLAN]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=822</guid>

					<description><![CDATA[Şubat 1986’da Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin mezun olmaya hazırlanan ilk öğrencileri olarak gerçekleştirdiğimiz umre ziyaretimizde bir hafta süren karayolu seyahatimiz nihayete ermişti. “Lebbeyk” nidalarıyla Mekke-i Mükerreme’ye giren otobüsümüz bir yerde durmuştu. Binaların arasından Kâbe-i Muazzama’nın bir kısmını gören grup coşmuştu. Hayatımızda ilk kez Kâbe’yi görmenin verdiği heyecan doruktaydı. Açılan ön kapıdan elinde sigarayla bir adam [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Şubat 1986’da Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin mezun olmaya hazırlanan ilk öğrencileri olarak gerçekleştirdiğimiz umre ziyaretimizde bir hafta süren karayolu seyahatimiz nihayete ermişti. “Lebbeyk” nidalarıyla Mekke-i Mükerreme’ye giren otobüsümüz bir yerde durmuştu. Binaların arasından Kâbe-i Muazzama’nın bir kısmını gören grup coşmuştu. Hayatımızda ilk kez Kâbe’yi görmenin verdiği heyecan doruktaydı. Açılan ön kapıdan elinde sigarayla bir adam binmişti. Meğer Diyanet görevlisiymiş, grubumuza rehberlik yapacakmış! Grubumuzda yer alan hocalarımızdan ön sırada oturan Prof. Dr. Mehmet Maksudoğlu’nun, duygusuz ve dahi saygısız adama nerede olduğu hatırlatan tatlı sert uyarısından sonra adam sigarasını atmaya kıyabilmişti!</p>
<p>Bu acı tecrübemizden otuz dört yıl sonra nihayet Diyanet’ten beklenen sevindirici haber geldi. Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, bu yıl hac ve umre organizasyonlarında sigara kullanmayan din görevlilerini tercih edeceklerini, daha sonraki yıllarda ise sigara kullananların sınava dahi alınmayacağını duyurdu. 81 il müftülüğüne gönderilen 17 Ocak 2019 tarihli DİB talimatında “kafile ve ekiplerde görev alan bazı personelin otel önlerinde ve açık alanlarda sigara içmelerinin kutsal toprakların manevi atmosferine yakışmadığı gibi hac yolcularının da örneklik ve rehberlik noktasında beklentilerine uygun düşmediği, başkanlığa sayısız şikâyet dilekçesi geldiği” belirtilerek bu kararın alındığı bildirildi (<strong>1</strong>).</p>
<p><strong>Sigaranın Çok Boyutlu Bir Felaket Olduğunu Görmek</strong></p>
<p>Basına verdiği demeçte “Sigaranın pek çok ilim adamı ve âlim tarafından haram olduğu söyleniyor. Şahsen benim de kanaatim bu yöndedir. Bizim bu noktada çok dikkatli olmamız, hassas davranmamız gerekiyor. Din görevliliği gibi mukaddes bir vazifede imamlarımızın, bütün görevlilerimizin bu tür alışkanlıklardan uzak durmaları gerekiyor.” diyen Erbaş; “Nefis terbiyesi için gittiğimiz Arafat&#8217;ta çadırların etrafındaki sigara izmaritlerini görünce benim yüreğime sanki bir hançer saplanıyor. Arafat&#8217;ta vakfe öncesi ya da sonrası bir Müslüman kardeşimin elinde sigara gördüğüm zaman çok üzülüyorum.” ifadelerini kullandı. “Vatandaşlar elinde sigara bulunan din görevlisi görmek istemiyor” diyen Erbaş, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>
<p>“Milletimizi beş konuda korumamız gerekiyor. İnsanların aklını, neslini, canını, malını ve dinini korumak. Şöyle bakıyorum, sigaranın cana, mala, nesle, akla ve dine zararı var, çünkü bir <strong>bağımlılık</strong> meydana getiriyor. Din de bağımlılıklardan insanı uzaklaştırıyor. Zararlı olan bağımlılıklardan insanların uzak olması gerekiyor, din bunu emrediyor. Dolayısıyla bizim en önemli vazifelerimizden birisi de <strong>insana zarar veren</strong> şeylerden insanı korumak. Bu açıdan sigarayla mücadele konusunu bir vazife addediyoruz.”</p>
<p>Din görevlilerini hassas davranmaya davet eden Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, sigaranın çok boyutlu bir felaket oluşuna da şu sözleriyle vurgu yaptı:</p>
<p>“Sadece bizim ülkemizde sigaraya ödenen paranın miktarı yılda 30 milyar doları buluyor. Bu, <strong>150 milyar lira</strong> anlamına geliyor. Dünyada her 3,5 saniyede bir insan açlıktan ölüyor. Sadece ülkemizde sigaraya ödenen paranın yarısı açlıktan ölecek olan insanlara verilse, o insanlar açlıktan kurtarılıyor. Sigara yerine binlerce okul, hastane yapılabiliyor. Binlerce aç ve açıkta olan mülteci insan, bulundukları konumdan kurtarılabiliyor ama maalesef sigara yüzünden ortaya çıkan hastalıkları tedavi etmek için de bir o kadar daha para harcanıyor. Dolayısıyla bu kararımızı, bu büyük felaketle mücadelenin bir başlangıcı olarak kabul ediyoruz.” (<strong>2</strong>).</p>
<p><strong>Sigaranın Bünyeye Verdiği Ciddi Hasarları Görmezden Gelmemek</strong></p>
<p>Sigaranın DNA hasarına sebep olup kansere, özellikle de akciğer kanserine yol açtığı biliniyor. Kuzey Karolayna Üniversitesi’nde Prof. Dr. Aziz Sancar’ın liderliğini yaptığı araştırmacılar sigara dumanındaki kanser yapıcı etkiye sahip kimyasal maddenin <strong>DNA’da sebep olduğu</strong> hasarın haritasının çıkarılması için yeni bir yöntem geliştirdi.</p>
<p>Organik maddelerin yanması sonucu açığa çıkan benzo[α]piren (BaP) -örneğin sigara dumanında ve fosil yakıtların kullanıldığı motorların egzoz gazlarında bulunur- çevre için ciddi zararları olan bir madde. Ancak bu maddenin insan dokularına ulaşmasının en etkili yolu <strong>solunan sigara dumanı</strong>. Zararlı organik maddeler insan vücuduna girdiğinde genellikle kandaki enzimler aracılığıyla daha az zararlı maddelere dönüştürülür. Ancak BaP bu tepkimeler sonucunda daha zararlı bir madde olan BPDE’ye dönüştürülüyor!</p>
<p>DNA onarım mekanizmalarının aydınlatılmasıyla ilgili çalışmaları nedeniyle 2015 yılında Nobel Kimya Ödülü’nü kazanan <strong>Aziz Sancar</strong>, sigaranın kanser oluşumundaki etkisini gösteren araştırmalarının, insanlar için ciddi zararları olan bu kötü alışkanlığı terk etme konusunda teşvik edici olmasını umut ettiğini belirtiyor (<strong>3</strong>).</p>
<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Hematoloji Onkoloji Uzmanı Prof.Dr. Murat Elli, çocuk sahibi olmadan en az 6 ay önce hem anne hem de baba adayının sigarayı hayatından tamamen çıkarması gerektiğini söyledi. Çünkü gebelikten önceki sigara tiryakiliği doğacak <strong>çocuğun</strong> da kansere yakalanma riskini <strong>ikiye katlıyor</strong>.</p>
<p>Genellikle 5 yaşına kadar görülen <strong>çocukluk çağı kanserleri</strong>, diğer kanser tiplerinde olduğu gibi <strong>dış etkenler tarafından</strong> tetiklenebiliyor. Anne karnında radyasyona maruz kalma, yüksek gerilim hatları gibi manyetik alanlar, otobanların oluşturduğu zehirli gazlar ve tarımda sık kullanılan ilaç artıkları ilk akla gelenler olsa da anne ve bebeğin sağlığını <strong>en çok sigara dumanı tehdit ediyor</strong>!</p>
<p>Çocukluk çağı kanser türlerinin önlenebilir olduğuna dikkat çeken Murat Elli’nin şu uyarıları, bir anlık zehirli bir haz duygusu için küçücük bebeğine kıyabilen anne ve babaların kulağına küpe olsun:</p>
<ol>
<li>Doğum öncesi veya sonrasında sigara dumanına maruz kalan bebeklerde bronşit, bronşolit, orta kulak ve üst solunum yolu enfeksiyonları <strong>daha sık</strong> görülür.</li>
<li>Sigara içen baba adaylarının çocuklarında <strong>lösemi</strong> görülme riski yaklaşık <strong>iki katına çıkar</strong>.</li>
<li>Gebelikten önce veya gebelik sırasında <strong>anne-babanın içtiği sigara</strong>; beyin tümörleri, lösemi, lenfoma ve nöroblastom gibi çocukluk çağı kanserlerinin oluşma <strong>riskini arttırır</strong>.</li>
<li>Gebelik sırasında sigara içen annelerin bebeklerinde retinoblastom adı verilen <strong>göz içi tümörü</strong> görülme riski 1,5 katına çıkar.</li>
</ol>
<p>Tüm bu nedenlerden ötürü <strong>gebelikten en az 6 ay önce</strong> hem anne hem de baba adayı sigarayı kesinlikle bırakmalıdır.” (<strong>4</strong>).</p>
<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof.Dr. Evliyaoğlu, sigara içen kadınların içmeyenlere göre birkaç yıl daha erken menopoza girdiğini ve menopoz belirtilerini daha şiddetli yaşadığını belirterek şu uyarıyı yapmıştır:</p>
<p>“Hiç sigara içmeyenlere göre, günde yirmiden fazla <strong>sigara içen kadınlarda erken menopoz riski</strong> %50 artmıştır. Bu risk sigaranın direk yumurtalar üzerindeki toksik etkisine bağlıdır. Yapılan araştırmalarda 30&#8217;lu yaşlarda sigarayı bırakan kadınların 40&#8217;lı yaşlarda sigarayı bırakanlara göre erken menopoz riskinin çok daha düşük olduğunun bildirilmesidir. Bu durum da sigarayı üreme çağının başlarında bırakmanın avantajını ortaya koyması açısından önemlidir.” (<strong>5</strong>).</p>
<p>Sigaranın yol açtığı <strong>büyük acıları</strong> yakından görmek için Ecz.Dr. Erkan Yılmaz’ın anlattıklarını dinlemek gerekir (<strong>6</strong>).</p>
<p>Dr. Turgut Özcan tarafından -Prof.Dr. Zeki Kılıçaslan ile Dr. Selami Çatalgil başta olmak üzere birçok doktorun katkısıyla- hazırlanan “Sigaranın Gerçek Yüzü” belgeseli <strong>nasıl bir felaketin tehdidi altında olduğumuzu</strong> gözler önüne sermektedir. Gaziosmanpaşa Belediyesi ve İNSEV ortaklığıyla hazırlatılan, Toraks Derneği ve Yeşilay başta olmak üzere birçok kurum ve öğretim elemanınca desteklenen 1 saatlik belgesel, koruyucu hekimlik bağlamında ciddi bir eğitim kaynağı olup 21 dakikalık özeti telif hakkı talep edilmeksizin internet üzerinden istifadeye sunulmuştur (<strong>7</strong>).</p>
<p><strong>Sigaraya Her Yıl 7 Milyon Can Verme Çılgınlığını Sonlandırmak</strong></p>
<p>Sigara karşıtı önlemler birçok ülkede uygulanmasına rağmen dünyada halen bir milyardan fazla insan sigara kullanıyor ve her yıl yaklaşık <strong>7 milyon kişi</strong> sigara sebebiyle hayatını yitiriyor! Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2017 verilerine göre, dünyanın karşı karşıya olduğu <strong>en büyük kamu sağlığı tehditlerinden sigara</strong>, her yıl 6 milyon doğrudan kullanıcı ile içmediği halde sigara dumanına <strong>maruz kalan 1 milyon</strong> insanın ölümüne yol açıyor! (<strong>8</strong>).</p>
<p>Sigaranın içinde yaklaşık <u>5 bin kimyasal madde</u> bulunuyor. Bunlardan 90 madde kanseri tetikliyor. En çok sigara içilen ülkelerin başında Endonezya, Rusya ve Çin geliyor. Türkiye’de sigaranın ömrünü tükettiği insanların oranı %42 olup bu oran erkekler arasında %55! Hayatını zehirli dumana armağan edenleri vaz geçirmek için tütün karşıtı kamu spotları, sigara paketleri üzerinde yer alan ürkütücü grafik ve resimler, çıkarılan kanunlar ve uygulanan cezalar da ne yazık ki yeterli olmuyor!</p>
<p>Pekin Üniversitesi Epidemiyoloji ve Biyoistatistik Departmanı’ndan Prof.Dr. Jun Lv, sıcak çayın tütün veya alkol kullanan kişilerde kanser riskini artırdığını gözlemlediklerini açıkladı. Çin&#8217;de 500 bin yetişkinin dokuz buçuk yıl izlenmesiyle gerçekleştirilen araştırmaya göre <strong>sıcak çay içmek</strong> özellikle sigara içen ve alkol tüketen kişilerde <strong>yemek borusu kanseri</strong> riskini beş kat artırmaktadır (<strong>9</strong>).</p>
<p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve ABD Ulusal Kanser Enstitüsü Ocak 2017’de yayımladıkları raporda, tütün kontrolünün milyarlarca dolar tasarruf sağlayabileceği ve milyonlarca insanın hayatını kurtarabileceği vurgulandı. “Tütün endüstrisi ve sigaranın ölümcül maliyeti, sağlık hizmetleri masraflarını artırması ve verimliliği düşürmesi nedeniyle dünya ekonomisine yıllık <strong>1 trilyon dolara</strong> mal olmaktadır.” acı tespitinin yer aldığı raporda, sigara içen 15 yaş ve üstü 1,1 milyar kişi bulunduğu, bunların yüzde 80&#8217;inin düşük ve orta gelirli ülkelerde yaşadığı, tüm dünyada sigara kullananların yaklaşık 226 milyonunun yoksul olduğu belirtildi (<strong>10</strong>).</p>
<p>Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Oğuz Kılınç, <strong>yürürken içilen sigaranın</strong> vücuda daha fazla zararlı olduğunu söyledi:</p>
<p>“Sigara içmek ya da pasif dumana maruz kalmak sağlığa zararlı. Ancak yürürken, hareket ettiğinizde nefes alma sıklığı artıyor. Nefes alma sıklığı ve derinliği arttığı için de sigaranın içindeki zehirlerin akciğerin ve vücudun diğer tüm uç noktalarına kadar gitme olasılığı güçleniyor. Daha fazla zehir soluyorsunuz.” “Hırsızdan ve katilden dost olur mu?” sorusunu yönelten Kılınç, her yıl milyonlarca kişinin ölmesine ya da sakat kalmasına yol açan sigara, enfiye, puro, elektronik sigara gibi tüm tütün mamullerinin, katilin değişik kıyafetler giymiş farklı şekilleri olduğuna dikkat çekti (<strong>11</strong>).</p>
<p>Cami avlusundan okul bahçesine, hastane önlerinden çalışma ofislerine, kaldırımlardan duraklara, yürüme yollarından dinlenme yerlerine kadar hemen her yerde insanların sağlıklı bir çevrede yaşama ve temiz hava soluma haklarını fütursuzca ihlal eden sigara bağımlılarının Yeşilay’ın yayınlarını da inceleyip (<strong>12</strong>) olayın vahametini idrak ederek, kendileri için değilse bile yakınlarının ve her gün hakkına girdikleri binlerce insanın hatırı için sigara illetinden kurtulma iradesini ortaya koymalarını bekliyorum. Niyet edip hareke geçmek neticeye vasıl olmanın yarısıdır vesselam…</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>www.aa.com.tr/tr/turkiye/<strong>sigara-icen-diyanet-personeline-hac-gorevi-verilmeyecek</strong>/1370695, 21.01.2019.</li>
<li>www.aa.com.tr/tr/turkiye/<strong>vatandaslarimiz-elinde-sigara-bulunan-din-gorevlisi-gormek-istemiyor</strong>/1376025, 27.01.2019.</li>
<li>http://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/<strong>aziz-sancar-ve-arkadaslari-sigaranin-dnaya-verdigi-hasarin-haritasini-cikardi</strong>, 07.07.2017.</li>
<li>http://dirilispostasi.com/n-10922-<strong>anne-adaylarina-nikotin-uyarisi</strong>.html, 01.06.2016.</li>
<li>www.aa.com.tr/tr/saglik/<strong>sigara-erken-menopoz-nedeni</strong>/1326661, 01.12.2018.</li>
<li>Erkan Yılmaz, Sigaranın Acı Gerçekleri, www.youtube.com/watch?v=xIq6hHEQ8DE&amp;feature=youtu.be, 28.10.2008.</li>
<li>Turgut Özcan; <strong>Sigaranın Gerçek Yüzü</strong>, www.youtube.com/watch?v=CWq3L6qe0zQ, 31.10.2012.</li>
<li>http://aa.com.tr/tr/saglik/<strong>sigara-her-yil-yaklasik-7-milyon-cana-mal-oluyor</strong>/1057542, 08.02.2018.</li>
<li>www.haberturk.com/<strong>cay-ve-kahve-ses-tellerini-kurutuyor</strong>-1921380#, 30.07.2018.</li>
<li>http://aa.com.tr/tr/ekonomi/<strong>sigara-yilda-1-trilyon-dolar-masrafa-yol-aciyor</strong>/724154, 10.01.2017.</li>
<li>www.haberturk.com/saglik/haber/848899-<strong>yururken-daha-da-zarar-veriyor</strong>, 30.05.2013.</li>
<li>www.<strong>yesilay.org.tr</strong>/tr/bagimlilik/sigara-ve-tutun-bagimliligi, 28.01.2018.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/insanligin-sorunlariyla-yuzlesebilmek/sigaranin-kuresel-bir-felaket-oldugunu-gormek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İSRAFA DÜŞÜP ÖLÇÜYÜ VE DENGEYİ KAYBETMEMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/israfa-dusup-olcuyu-dengeyi-kaybetmemek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/israfa-dusup-olcuyu-dengeyi-kaybetmemek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Jun 2018 13:35:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sorunlarımızla Yüzleşmek]]></category>
		<category><![CDATA[AHMET YAMAN]]></category>
		<category><![CDATA[ALİ ERBAŞ]]></category>
		<category><![CDATA[AŞIRI GİTMEK]]></category>
		<category><![CDATA[BOŞA HARCAMAK]]></category>
		<category><![CDATA[Buhârî]]></category>
		<category><![CDATA[CENGİZ KALLEK]]></category>
		<category><![CDATA[CİMRİLİK]]></category>
		<category><![CDATA[Diyanet İşleri Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Erdem]]></category>
		<category><![CDATA[GAZZÂLÎ]]></category>
		<category><![CDATA[GÖSTERİŞ TÜKETİMİ]]></category>
		<category><![CDATA[HADDİ AŞMAK]]></category>
		<category><![CDATA[HALE ŞAHİN]]></category>
		<category><![CDATA[HİLAL CEYLAN KÖKSAL]]></category>
		<category><![CDATA[İSLAMİ ÜRETİM TARZI]]></category>
		<category><![CDATA[İSRA SÛRESİ]]></category>
		<category><![CDATA[israf]]></category>
		<category><![CDATA[İTİDAL]]></category>
		<category><![CDATA[KARIN TOKLUĞU]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Okuyan]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Esed]]></category>
		<category><![CDATA[MÜSRİF]]></category>
		<category><![CDATA[NİSA]]></category>
		<category><![CDATA[PİNTİLİK]]></category>
		<category><![CDATA[SAÇIP SAVURMAK]]></category>
		<category><![CDATA[SAVURGANLIK]]></category>
		<category><![CDATA[SINIRIN AŞILMASI]]></category>
		<category><![CDATA[TABERÎ]]></category>
		<category><![CDATA[TEBZÎR]]></category>
		<category><![CDATA[TEKÂSÜR]]></category>
		<category><![CDATA[TÜKETİM BEYGİRİ]]></category>
		<category><![CDATA[TUTUMLULUK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=690</guid>

					<description><![CDATA[Varlık âleminde müstesna bir konuma sahip insanoğluna bahşedilen vahiy, akıl, irade gibi büyük ölçekli nimetlerden başlayarak sosyal ağlardan doğal kaynaklara kadar sayısız nimetler hoyratça tüketilmektedir. İnsanların özbenliğini ve ömrünü budalaca tüketmekten kaçınmadığı böylesine savurgan bir çağda israfın mahiyetine, boyutlarına ve tahrip gücüne dikkat çekip insanlık sorumluluğumuzu kuşanma konusunda farkındalık oluşturmak maksadıyla israf konusunu daha sık [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Varlık âleminde müstesna bir konuma sahip insanoğluna bahşedilen vahiy, akıl, irade gibi büyük ölçekli nimetlerden başlayarak sosyal ağlardan doğal kaynaklara kadar sayısız nimetler hoyratça tüketilmektedir. İnsanların özbenliğini ve ömrünü budalaca tüketmekten kaçınmadığı böylesine savurgan bir çağda israfın mahiyetine, boyutlarına ve tahrip gücüne dikkat çekip insanlık sorumluluğumuzu kuşanma konusunda farkındalık oluşturmak maksadıyla israf konusunu daha sık gündemimize taşımamız icap etmektedir. Nitekim Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır:</p>
<p>“(Helâlinden) yiyiniz ve içiniz ama israf etmeyiniz! Zira Allah müsrifleri sevmez!” (A’râf 7:31).</p>
<p>“Rahman’ın o iyi kulları, harcamalarında ne israfa düşerler ne de cimrilik yaparlar; bu ikisinin arasında dengeli bir tutumu benimserler.” (Furkan 25:67).</p>
<p><strong>Savurganlıkla Pintilik Arasında Dengeli Bir Tutum Benimsemek</strong></p>
<p>Gerçek, meşrû ve mâkul olanın dışına çıkma, itidalden sapma anlamında kullandığımız ‘<strong><em>isrâf</em></strong>’ kavramı Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi’nde şöyle tanımlanır:</p>
<p>“Arap dilinde “haddi aşma, hata, cehalet, gaflet” gibi anlamlara gelen ‘<strong><em>seref’</em></strong> kökünden türetilmiş olup inanç, söz ve davranışta dinin, akıl veya örfün uygun gördüğü <strong>ölçülerin dışına çıkmayı</strong>, özellikle mal veya imkânları meşrû olmayan amaçlar için saçıp savurmayı ifade eder. İsrafçı kişiye ‘<strong><em>müsrif’</em></strong> denir. Gazzâlî’nin açıklamalarına göre dinin, âdetlerin ve insanlığın gerekli kıldığı yerlere gerekli gördüğü ölçüde harcamak cömertlik, bu ölçülerin altına düşmek cimrilik, bunların üstünde harcamada bulunmak ise israftır. Taberî, İsrâ Sûresi’nin 27. âyeti münasebetiyle ‘<em>tebzîr</em>’i “Allah’ın verdiği malı isyan sayılan yerlere harcamak” şeklinde açıklamıştır. Mâverdî de israfı harcamanın niceliği, tebzîri ise niteliğiyle ilgili görür. Buna göre doğru yerlere de olsa haddinden fazla harcamak israf, miktarı ne olursa olsun yanlış yerlere harcamada bulunmak ise ‘<strong><em>tebzîr’</em></strong>dir.</p>
<p>Maddî ve manevi <strong>imkânlar</strong>ı Allah’ın insanlara bağışladığı birer <strong>emanet</strong> sayan İslâm dini, bunları Allah’ın rızasını kazanmaya ve insanlara mutluluk getirmeye elverişli yerlerde kullanmayı emreder. İçki, kumar, fuhuş, rüşvet gibi içtimaî ve ferdî zararlar doğuran hususlarda yapılan harcamaların açık hükümlerle yasaklanması yanında insanların tutkularını kamçılayan, toplumda kıskançlık doğuran <strong>gösteriş tüketimi</strong>nin yasaklanması veya hoş karşılanmaması da aynı gerekçelere dayanmaktadır. Dinen haram kılınan maddelerle lüks sayılanların tüketimi israf olduğu gibi helâl kabul edilen maddelerin günün icaplarına göre <strong>ihtiyaçtan fazla tüketim</strong>i de haram veya mekruh sayılmıştır.</p>
<p>Esasen genel olarak <strong>tutumluluk ve itidal</strong> İslâm’ın ibadetlerde bile öğütlediği temel bir ilkedir. Nitekim sorumluluklarını ihmal edecek derecede ibadete dalmak, camilerin aşırı biçimde süslenmesi, kabirlere lüzumundan fazla harcama yapılması vb. ölçüsüzlükler uygun görülmemiştir.</p>
<p>Günümüzde özellikle beşerî ve maddî kaynak ve imkânların kullanımındaki savurganlığı ifade eden israfın kapsamının belirlenmesinde inanç, örf âdet, tutum, tercih ve alışkanlıkların rolü vardır. İsrafı belirleyen kıstas dinî, millî, içtimaî, ailevî, meslekî temel rollerin hakkıyla ifası için ruhen, aklen ve bedenen ihtiyaç duyulan şeylerin tatminine yönelik kaynak istihdamı ve harcamalarda din, akıl ve örfün belirlediği <strong>sınırın aşılması</strong> olarak düşünülebilir.</p>
<p>İslâmî anlayışa göre beşerî <strong>ihtiyaçlar sınırlı</strong>dır; arzu ve <strong>ihtiraslar ise sınırsız</strong> olup salt nefsanî arzuların tatmini için yapılan aşırı tüketim israftır. İsraf yasağı temeli üzerinde oluşan <strong>İslâmî üretim tarzı</strong> vatandaşların gıda, barınak, giyecek, eğitim, sağlık, güvenlik, ulaşım, haberleşme gibi <strong>ihtiyaçlarını karşılama</strong>yı hedefler. Üretimi yönlendiren şey fert ve kamu yararıyla kayıtlı olan tüketimdir. İslâm’da hedef insanın kemâlidir; buna ise tüketmekle değil daha erdemli olmakla ulaşılır; erdemle tasarruf arasında olumlu bir ilişki bulunduğu muhakkaktır.” (<strong>1</strong>).</p>
<p><strong>Kur’an’ın ve Nebevi Sünnetin İsraftan Sakındıran Uyarılarına Kulak Asmak </strong></p>
<p>‘<em>S-r-f</em>’ kökünden türemiş kelimeler Kur’an-ı Kerim’de 23 yerde geçmekte olup şu üç anlam alanında kullanılmıştır:</p>
<p>“Aşırı gitmek ve haddi aşmak, boşa harcamak ve saçıp savurmak, haram.” (<strong>2</strong>).</p>
<p>Kur’an’da <strong><em>müsrif</em></strong> terimi “kendini heder eden; sadece bedensel dürtülerine bağlı kalıp ahlaki endişe ve yükümlülüklerden uzak kalan ve böylece ruhsal yetilerini boşa harcayan kişi” anlamında kullanılmıştır. Müsriflerle ilgili “Kendi güçlerini boşa harcayanlara, yapıp ettikleri işte böyle güzel görünür.” (Yunus 10:12) ayeti, hayat boyunca “kendilerini, kendilerine verilen güç ve yetileri boşa harcayanlar”ın düşüncesiz rahatlıklarını ve budalaca kendilerinden hoşnutluklarını dile getirmektedir.” (<strong>3</strong>).</p>
<p>Hicrî 1439 yılı ramazan ayında ana tema olarak israfı seçen Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu vesileyle ikinci baskısını yayımladığı “İsraf: Dengeyi ve Ölçüyü Kaybetmek” (<strong>4</strong>) isimli eserde israf, on dört bölüm yazarı tarafından farklı boyutlarıyla ele alınmış olup birkaç pasajı iktibas etmeyi lüzumlu buluyorum:</p>
<p>“Bugün hem bireysel hem de küresel boyutta çok temel bir kriz ve ahlak sorunu hâline gelen israf; sadece eşya ile sınırlı olmayıp zaman, ömür ve hülasa bütün nimetler konusunda haddi aşmayı ifade eden bir realite olarak karşımızda durmaktadır. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s.) konunun uhrevi boyutuna vurgu yapan; “Kıyamet gününde insanoğlu şu beş şeyden hesaba çekilmedikçe Rabbinin huzurundan bir yere kımıldayamaz: Ömrünü nerede ve nasıl geçirdiğinden, gençliğini nerede yıprattığından, malını nereden kazanıp nerede harcadığından, bildiği ile amel edip etmediğinden.” (Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme 1) hadisiyle, insanın yeryüzü serüveninde dikkat etmesi gereken öncelikli değerlere işaret etmektedir.” (Prof.Dr. Ali Erbaş, s.7-10).</p>
<p><strong>Kamu Kaynaklarını İsraf Etme Vebalinden Kaçınmak </strong></p>
<p>“Milletler, ferdî israf sebebiyle olmasa bile kamu sektöründeki israf ve kötü yönetim yüzünden yoksullaşabilir. Bundan dolayı devlet gelirleri lüks kamu harcamaları, aşırı kadrolaşma veya karşılıksız yüksek ücretlerle israf edilmemelidir. Tasarruflar, müsriflerin lüks tüketim mallarına duydukları isteğin tatminine harcanır ve sermaye miktarını arttırmak için kullanılmazsa iktisadî gelişmeyi engeller. Çünkü sermaye tasarrufla artar, israf ve kötü kullanımla da azalır. Ülke gelirinin önemli bir kısmı üretken olmayan kesimlere tahsis edilirse gerçek üreticilerin geçimi zorlaşır. İnsan, elindeki her türlü imkânı meşruiyet sınırları içinde kullanmakla sorumludur.” (<strong>1</strong>).</p>
<p>“İsrafın en az önemsenen fakat yansımaları itibariyle <strong>en zararlı</strong> olanı kamuda yani devlet işlerinde, kaynaklarında ve mallarında yapılanıdır. Bu israf türü bazen Müslümanların yönetim işlerini emanet olarak omuzlarına alan devlet yetkilileri eliyle bazen de yönetilen bireyler eliyle yapılmaktadır.</p>
<p>Öncelikle kamu görevlerine <strong>layık ve ehil olmayanlar</strong>ın getirilmesi bu alandaki israfın ilk adımıdır. “Allah, size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman <strong>adaletle hükmetmenizi</strong> emrediyor…” (Nisa 4:58) buyruğu ile “İş ehil olmayana verilince kıyameti bekle!” (Buhârî, İlim 2) ikazı, kamu görevlendirmelerinde ne kadar hassas olunması gerektiğini ortaya koymaktadır. Ehliyet ve liyakate göre değil de bir tür <strong>yakınlık</strong> veya <strong>çıkar ortaklığı</strong>na dayalı görevlendirmeler yapılırsa bunun hem hizmet kalitesinde azalmaya hem kamu kaynaklarının verimsiz harcanmasına hem de gerçek hak sahiplerinin hakkının gasp edilmesine sebep olması gibi istenmeyen sonuçları olacaktır. Bu sonuçların her birinin farklı anlamlarda <strong>israf</strong> olduğu da ortadadır.</p>
<p>Kamu yatırımlarının planlanması ve harcamalarının yapılmasında <strong>gerçek ihtiyaç ölçütü</strong>nün göz ardı edilip kısa vadeli sübjektif çıkarların ya da siyasî hesapların belirleyici olmasının da israf kapsamına gireceği bir gerçektir. Kamu yöneticilerin- den bu yönde haksız taleplerde bulunmak da söz konusu is- raf vebalinin altına girmek olacaktır. “Devletin malı deniz…” anlayışının ne din ne akıl ne de vicdan bakımından bir izahı yapılabilir. Hz. Peygamber’in şu beyanları bu noktada hem yöneticiler hem memurlar hem de yönetilenlerce daima göz önünde bulundurulmalıdır (Prof.Dr. Ahmet Yaman, s.13-26):</p>
<p>“Kamu görevleri birer emanettir. Layık olduğu için onu alan ve gereğini hakkıyla yerine getirenler dışında bu görevler kıyamet gününde rezillik ve pişmanlık doğuracaktır.” (Müslim, İmâre 16).</p>
<p>“Allah Teâlâ bir kimseyi Müslümanların başına idareci yapar da o kişi Müslümanların ihtiyaç, talep ve yoksunluklarıyla ilgilenmezse Allah Teâlâ da kıyamet gününde onun ihtiyaç, talep ve yoksunluğuyla ilgilenmez.” (Ebû Dâvûd, Harâc 12). (<strong>4</strong>).</p>
<p><strong>İnsani Erdemlerden Soyutlanıp Tüketim Beygirine Dönüşmemek</strong></p>
<p>“Tüketimin önü alınmaz bir çılgınlığa dönüşmesinin iki önemli göstergesi var. Birincisi, tüketen toplumun hayatındaki <strong>dengesizlik</strong>, ikincisi de üreticilerin <strong>ucuz iş gücü</strong>nü sağlayabilmek için başvurduğu yöntemler. İnsanlar, o kadar çok şey alıyorlar ki bu istifçiliğe dönüşüyor. Bu sefer bu eşyaları sığdıracak yer bulamıyor ve sonunda aldıkları <strong>eşyaların hizmetçisi</strong> durumuna düşüyorlar. Evler daralıyor. Onca eşyanın içinden kullanacakları şeyleri seçmek bile stres sebebi oluyor. Yaşam alanlarını hafifletme ihtiyacı duymaya başlıyorlar. Yeteri kadar aldıklarında arzuların sınırsız, imkânların ve zamanın ise sınırlı olduğunu fark ediyorlar.</p>
<p>Tüketim çılgınlığının ikinci göstergesi daha can sıkıcı: üreticilerin ucuz iş gücü sağlamak için kullandığı yöntemler. Önceden sınırlı sayıda alabildiğimiz ürünlerin şimdi nasıl bu kadar ucuz olduğunu hiç düşündünüz mü? Tekstil sektörünü ele alalım. Her bütçeye uygun sınırsız ürünün var olduğu bu sektör, dünyada en çok paranın döndüğü alan. “Bedava” diye nitelendirdiğimiz ucuzlukta ürünlere ulaşabiliyoruz. Bu çok ucuz giysilerin bedelini kim ödüyor sizce? Elinize aldığınız bir ürün, Avrupa ya da Amerika’dan ithal edilmiş oluyor; fakat üretim yeri olarak gösterilen yerler üçüncü dünya ülkeleri. Gelişmiş ülkeler, kendi topraklarında tekstil üretimini en az seviyeye indirmiş durumda. Çünkü üretimde kullanılan kimyasallar, işçileri sağlığından ediyor. Üretim esnasında oluşan atıklar, doğaya zarar veriyor. Hindistan, Pakistan vb. üçüncü dünya ülkeleri, <strong>karın tokluğuna çalışan işçiler</strong>le dolu. Ve bu işçilerin çoğu, mesleklerinden dolayı, ölümcül hastalıklara yakalanıyorlar. Bu giysilerin üretimi esnasında doğaya verilen zarar ise cabası.” (Hilal Ceylan Köksal, s.139-147). (<strong>4</strong>).</p>
<p>İsrafa düşüp dengeyi ve ölçüyü kaybetmemek için farkındalık oluşturmak maksadıyla hazırladığımız bu ikinci yazımızı, bize sayısız nimetler bahşeden Allah Teâlâ’nın şu iki ağır ihtarıyla noktalayalım:</p>
<p>“… Sonra o Gün, (dünyadayken) size verilmiş olan her nimetten elbette sorguya çekileceksiniz!” (Tekâsür 102:8).</p>
<p>“Doğrusu, saçıp savuranlar şeytanların kardeşleridir! Şeytan ise Rabbine karşı çok büyük nankörlük etmiştir.” (İsra 17:27).</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>Cengiz Kallek; “<strong>İsraf</strong>” Maddesi, TDVİA, Ankara 2001, c.23, s.178-180.</li>
<li>Mehmet Okuyan; <strong>Kur’an Sözlüğü</strong>, Düşün Yay., İstanbul 2015, s.423-425.</li>
<li>Muhammed Esed; <strong>Kur’an Kavramları</strong>, İşaret Yay., İstanbul 2016, s.158-159.</li>
<li>Elif Erdem ve Hale Şahin (Ed.); <strong>İsraf: Dengeyi ve Ölçüyü Kaybetmek</strong>, Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları, 2. Baskı, Mayıs 2018, Ankara, 174 s.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/israfa-dusup-olcuyu-dengeyi-kaybetmemek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
