<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>AI Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://www.fethigungor.net/etiket/ai/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.fethigungor.net/etiket/ai/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Sun, 12 May 2019 12:00:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>ÇİN’İN DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ AĞIR HAK İHLALLERİNİ TESPİT ETMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/insanligin-dertleriyle-dertlenmek/cinin-dogu-turkistandaki-agir-hak-ihlallerini-tespit-etmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/insanligin-dertleriyle-dertlenmek/cinin-dogu-turkistandaki-agir-hak-ihlallerini-tespit-etmek/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Mar 2019 05:19:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsanlığın Dertleriyle Dertlenmek]]></category>
		<category><![CDATA[ABDULEHAD BARAT MAHSUM]]></category>
		<category><![CDATA[AI]]></category>
		<category><![CDATA[Amnesty International]]></category>
		<category><![CDATA[BAŞKAN YARDIMCISI WANG QISHAN]]></category>
		<category><![CDATA[CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[ÇİN DEVLET BAŞKANI SHI CINPING]]></category>
		<category><![CDATA[ÇİN’İN HASSAS ÜLKELER HARİTASI]]></category>
		<category><![CDATA[D8 TEŞKİLATI]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Türkistan]]></category>
		<category><![CDATA[ERKİN AZAT]]></category>
		<category><![CDATA[GÖKHAN YILMAZ]]></category>
		<category><![CDATA[GULCA PLANLI DOĞUM KOMİSYONU]]></category>
		<category><![CDATA[HEMŞİRE GU LİMU]]></category>
		<category><![CDATA[HRW]]></category>
		<category><![CDATA[İİT]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları İzleme Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[İslam İşbirliği Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[KAZAKLAR]]></category>
		<category><![CDATA[KENNETH ROTH]]></category>
		<category><![CDATA[KIRGIZLAR]]></category>
		<category><![CDATA[KOMÜNİST ÇİN HÜKÜMETİ]]></category>
		<category><![CDATA[KUDRET BÜLBÜL]]></category>
		<category><![CDATA[KUMİ NAİDOO]]></category>
		<category><![CDATA[KÜRTAJ KATLİAMI]]></category>
		<category><![CDATA[MBS]]></category>
		<category><![CDATA[MUHAMMED BİN SELMAN]]></category>
		<category><![CDATA[MUHAMMED SALİH]]></category>
		<category><![CDATA[MÜSLÜMANLARI ÇİNLİLEŞTİRME]]></category>
		<category><![CDATA[MUSTAFA BAG]]></category>
		<category><![CDATA[NİCHOLAS BEQUELİN]]></category>
		<category><![CDATA[SERT VURUŞ]]></category>
		<category><![CDATA[SİNCAN]]></category>
		<category><![CDATA[STRIKE HARD]]></category>
		<category><![CDATA[TOPLAMA KAMPLARI]]></category>
		<category><![CDATA[TÜRKİYE MERKEZLİ İNSAN HAKLARI KURULUŞLARI]]></category>
		<category><![CDATA[UAÖ]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[URUMÇİ]]></category>
		<category><![CDATA[Uygurlar]]></category>
		<category><![CDATA[VATANSEVERLİK EĞİTİMİ PROGRAMI]]></category>
		<category><![CDATA[YENİDEN EĞİTİM MERKEZİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=853</guid>

					<description><![CDATA[Komünist Çin Hükümeti, Uygurlar başta olmak üzere Doğu Türkistan’da yaşayan Kırgız ve Kazakları toplama kamplarına cebren gönderip “vatanseverlik eğitimi”(!) programına tâbi tutarak Müslüman nüfusu 5 yıl içinde ‘Çinlileştirme’yi hedeflemektedir! Toplama kamplarında sağ kalanları devasa fabrikalarında ağır şartlar altında modern köleler olarak karın tokluğuna çalıştıran Çin Hükümeti’ni kınamak da Batılı bazı aktivistlere ve insan hakları örgütlerine [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Komünist Çin Hükümeti, Uygurlar başta olmak üzere Doğu Türkistan’da yaşayan Kırgız ve Kazakları toplama kamplarına cebren gönderip “<strong>vatanseverlik eğitimi</strong>”(!) programına tâbi tutarak Müslüman nüfusu 5 yıl içinde ‘Çinlileştirme’yi hedeflemektedir! Toplama kamplarında sağ kalanları devasa fabrikalarında ağır şartlar altında <strong>modern köleler</strong> olarak karın tokluğuna çalıştıran Çin Hükümeti’ni kınamak da Batılı bazı aktivistlere ve insan hakları örgütlerine kalıyor!</p>
<p><strong>‘Tüm Dinlerin ve İnançların Çinlileştirilmesi’ne Sessiz Kalmamak</strong></p>
<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü (UAÖ/AI: Amnesty International) gibi Batılı bazı sivil toplum örgütleri, Çin’in Doğu Türkistan’da yaptığı hak ihlallerini araştırmak için Birleşmiş Milletler nezdinde bir ‘<strong>soruşturma komisyonu</strong>’ oluşturulması çağrısında bulundu. Çin’in ekonomik gücünün arkasına gizlenmesine izin verilmemesi gerektiğini kaydeden HRW Genel Direktörü Kenneth Roth, toplama kamplarının hedefinin bir topluluğun <strong>dinî ve etnik kimliğini değiştirme</strong> çabası olduğunu söyledi.</p>
<p>Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Kumi Naidoo, yaygın bir şekilde yüz tanıma teknolojisi kullanan, DNA örneklerini toplayan ve Uygur bölgesine binlerce ek güvenlik personeli gönderen Çin’in <strong>gözetim programı</strong> hakkında şöyle konuştu: “Doğu Türkistan bir açık hava hapishanesine dönüşmüş durumda. Yüksek teknolojik gözetim, siyasi tehdit, beyin yıkama, zorunlu kültürel asimilasyon, keyfî tutuklamalar ve ortadan kaybolmalar, etnik azınlıkları kendi topraklarında yabancıya, paryaya dönüştürdü.”</p>
<p>İnsan hakları alanında faaliyet gösteren Batılı sivil toplum kuruluşları, Birleşmiş Milletler’in yanı sıra -Çin’in hak ihlallerine karşı bariz bir şekilde sessiz kalan- İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi Müslüman ülkeleri de harekete geçmeye çağırdı (<strong>1</strong>).</p>
<p>Bu çağrının hemen ardından Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın (MbS) Çin’i ziyaret ederek Uygurlara uygulanan mezalimi “terör ile mücadele” olarak tanımlaması, Batılı insan hakları örgütlerinin çağrısına trajikomik bir cevap oldu! Hunharca işlenen Cemal Kaşıkçı cinayetinde azmettiricisi olduğu yönündeki şüphelerin kuvvetlenmesi üzerine ABD’nin açık desteğini kaybeden MbS, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ve Başkan Yardımcısı Wang Qishan’la 24 Şubat 2019 tarihinde görüştü ve 28 milyar dolarlık ticari anlaşmalara imza attı. Bu ekonomik ve stratejik destek karşılığında, Doğu Türkistanlılara reva görülen ağır hak ihlallerini “Çin, ulusal güvenliği için terörle mücadele ve aşırılık karşıtı çalışmaları yürütme hakkına sahiptir” ifadesiyle meşrulaştırmaya yeltenen MbS, daha önce de Filistinlilerin Doğu Kudüs’ten çekilerek bölgeyi İsrail’e bırakmaları gerektiğini savunmuştu! (<strong>2</strong>). Bu arada, Çin’in ağır hak ihlalleri konusunda İslam ülkeleri adına benzer çarpık beyanatlar veren başka yöneticilerin de varlığını esefle ifade etmeliyiz…</p>
<p><strong>Uygurları Koçbaşı ya da Kurban Etmek İsteyenleri Görmek</strong></p>
<p>Doğu Türkistan’ın Çin için herhangi bir tehdit oluşturmadığı gibi Uygurlarla derin tarihî ve kültürel bağlara sahip Türkiye ile ilişkilerini güçlendirmek için önemli bir fırsat sunduğunu savunan Kudret Bülbül, küresel aktörlerin olayı maniple etmelerine fırsat vermemek için Çin’i açık bir politika izlemeye davet etti:</p>
<p>“Doğu Türkistan’da insanların mahremi olan meskenlerine, rızalarının dışında Çinlilerin yerleştirildiği Çinli yetkililerce de kabul edilmektedir. “<strong>Tüm Dinlerin ve İnançların Çinlileştirilmesi</strong>” siyaseti çerçevesinde Uygur Türklerinin ve bölgedeki diğer Müslüman toplulukların etnik, dinî ve kültürel kimliklerinin tasfiye edilmek istendiği, toplama kamplarında ve hapishanelerde işkence ve siyasi beyin yıkamaya maruz bırakıldıkları, kamp dışındaki Uygurların da büyük baskı altında tutuldukları iddiaları uluslararası basında sıklıkla dile getirilmektedir. Çocukların ailelerinden uzaklaştırılarak, yetim bırakılıp <strong>asimile edilmeye</strong> çalışıldığı iddia edilmektedir. Yurtdışında yaşayan Uygur Türkleri de bölgedeki akrabalarından haber alamadıklarını, yıllarca hiçbir şekilde iletişim kuramadıklarını sıklıkla ifade etmektedirler.</p>
<p>Kuşkusuz bu iddialara insan haklarına saygılı hiçbir ülke ya da kurum kayıtsız kalamaz. Vicdan sahibi hiçbir insan bunları görmezlikten gelemez. İnsan hakları ihlallerinin artık ülkelerin iç meselesi olmaktan çıktığı günümüz dünyasında, bu iddiaların üzerine gitmek, <strong>doğruluğunu araştırmak</strong> herkes için bir insanlık görevidir.</p>
<p>Meselenin bir başka boyutu ise küresel aktörlerin Kırım meselesinde Rusya’ya, Doğu Türkistan meselesinde de Çin’e vurmak için buradaki Müslüman Türkleri <strong>koçbaşı</strong> olarak kullanma istekleridir. Bu aktörler onlar üzerinden bu ülkelere zarar verme, onları bu ülkelerle hesaplaşmalarının birer aracı haline getirme çabası içerisindeler. Bu aktörlerin amaçları esasen Kırım ya da Doğu Türkistan Türklerinin karşı karşıya kaldığı sorunlar değil, Rusya ve Çin ile hesaplaşmaktır. Bu nedenle dönem dönem küresel medyada yayılan inanılması güç haberlerin bu amaca yönelik bir algı operasyonu olma ihtimalinden ciddi bir biçimde kuşku duymak gerekir. Oysa insan hakları konusunda gerçekten endişe taşıyan uluslararası kuruluşların, uluslararası toplumun ve vicdan sahibi her insanın derdi Rusya ve Çin değil, bu ülkelerde yaşayan <strong>insanlara sahip çıkmaktır</strong>. Bu nedenle genellikle Türkiye ve Çin arasında iyi ilişkilerin geliştirildiği dönemde yüksek sesle, Batılı ajanslar tarafından dile getirilen iddialar farklı bir amaca hizmet etmektedir.</p>
<p>Uyguladığı <strong>kapalılık</strong> politikaları nedeniyle uluslararası kamuoyunda Çin’in insan hakları alanında her türlü ihlali yapabileceği algısı adeta yerleşmiş durumdadır. Çin ile ilgili bir ihlal iddiası söz konusu olduğunda, insanlar artık bu durumun doğruluğunu araştırmaya gerek duymamaktadır. Çin’in açıklık politikası izlememesi en fazla Türkiye gibi ülkeleri zor durumda bırakmaktadır. Bir taraftan Çin ile iyi ilişkiler geliştirmek isteyen, diğer taraftan küresel aktörlerin Çin karşıtı propagandasının altında kalmak istemeyen Türkiye gibi ülkelere, Çin’in izlediği politika katkı sunmamaktadır. Çin’in Doğu Türkistan konusunda Türkiye ile işbirliğine gitmesi, <strong>açıklık politikası</strong> izlemesi, kendisine karşı yürütülen küresel propagandanın da kırılmasına yardımcı olacaktır.” (<strong>3</strong>).</p>
<p><strong>‘Aşırılıkla Mücadele’ Adı Altında İşlenen Cinayetlere Göz Yummamak</strong></p>
<p>Kur’ân-ı Kerîm’i ve Riyâzü’s-Sâlihîn’i Uygur lehçesine ilk kez çevirerek İslami mücadeleye önemli katkılarda bulunan <strong>Muhammed Salih</strong> (29.01.2018), Uygur âlimlerden <strong>Abdulehad Barat Mahsum</strong> (29.05.2018) gibi ilim ve fikir adamlarını zindanlarında şehit eden Çin Hükümeti’nin İslam’ı ve Türklüğü çağrıştıran Mücahid, Muhiddin, Türknaz gibi isimlere yasak getirdiği de unutulmamalıdır.</p>
<p>Kızıl Çin’in işgali altında tuttuğu Doğu Türkistan’ın <strong>Urumçi</strong> şehrinde <strong>5 Temmuz 2009</strong> tarihinde gerçekleştirdiği katliamın hesabı da mutlaka sorulmalıdır. Yıllardır maruz kaldıkları zulüm, haksızlık ve hukuksuzlukları protesto etmek için meydanlarda toplanan ve çoğunluğu üniversite gençliğinden oluşan Uygur halkına kurşun yağdıran Çin silahlı güçleri tarafından hunharca katledilen masumların hesabı ahirete kalmadan bu dünyada da görülmelidir. Çin Hükümeti’nin açıkladığı resmî beyanata göre ilk gün 197 kişinin öldüğü, 1721 kişinin de yaralandığı bu katliamın gerçek boyutlarının, takip eden günlerde devam eden vakalarla birlikte çok daha büyük bir sayıya baliğ olduğu dikkatten kaçırılmamalıdır.</p>
<p><strong>Uluslararası Af Örgütü</strong>’nün 24.09.2018 tarihinde yayımlanan “<strong>Çin: Neredeler?</strong>” başlıklı raporu Doğu Türkistan’daki baskı ve işkencenin geldiği boyutu çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor. Yakınlarının akıbetinden haber almaya çalışan yaklaşık <strong>100 kişiyle görüşülerek</strong> hazırlanan rapor, Sincan bölgesinde yaşayan Uygurlara, Kazaklara ve çoğunluğu Müslüman diğer etnik gruplara yönelik toplu gözaltı, izinsiz gözetim, siyasi telkin ve zorunlu kültürel asimilasyon politikalarına bir son verilmesi çağrısında bulunuyor.</p>
<p>Rapora göre; ‘Aşırılıkla Mücadele Düzenlemesi’nin kabul edildiği <strong>Mart 2017</strong>’den bu yana, Sincan bölgesinde kamplara kapatılan ve çoğunluğu Müslüman olan etnik grupların sayısı hızla artıyor. Düzenlemeye göre “normal” olmayan sakal bırakmak, peçe veya başörtüsü takmak, namaz kılmak, oruç tutmak, alkol almamak ya da İslam veya Uygur kültürüyle ilgili kitaplar veya yazılar bulundurmak da dahil olmak üzere, <strong>dinî veya kültürel aidiyetin</strong> açık veya hatta özel alanda <strong>sergilenmesi</strong> “aşırılık” olarak değerlendiriliyor.</p>
<p>“Çalışma veya eğitim amacıyla özellikle Müslüman nüfusun ağırlıklı olduğu ülkelere gitmek ya da Çin dışında yaşayan insanlarla iletişim kurmak da insanları şüpheli konumuna düşüren temel sebepler arasında bulunuyor.</p>
<p>Yetkililer kampları “<strong>eğitim yoluyla dönüştürme</strong>” merkezleri olarak adlandırsa da birçok kişi bu merkezlere “siyasi eğitim kampları” diyor. Gözaltı merkezlerine gönderilen kişiler <strong>yargılanmıyor</strong> ve bu kişilerin avukatlara erişimleri veya haklarında verilen karara itiraz hakları bulunmuyor. İnsanlar aylar boyunca gözaltında tutulabiliyor, çünkü bir kişinin ne zaman “dönüştüğüne” yalnızca yetkililer karar verebiliyor!” (<strong>4</strong>)</p>
<p><strong>En Temel Hakları Fütursuzca Çiğnenen Uygurlara Destek Olmak</strong></p>
<p>Çin’in 1 milyondan fazla Müslümanı esir tuttuğu kamplar hakkında UAÖ Doğu Asya Direktörü Nicholas Bequelin şu değerlendirmeyi yapmıştır: “Kitlesel gözaltı kampları, beyin yıkama, işkence ve cezalandırma mekânlarıdır. Yurt dışında yaşayan ailenizle mesajlaşmak gibi son derece basit bir eylemin bile gözaltına alınmanıza yol açması, Çin yetkililerinin yaptıklarının ne kadar saçma, haksız ve tamamıyla keyfi olduğunun altını çiziyor. Yüz binlerce aile, şiddetli baskılar nedeniyle parçalandı. Sevdiklerinin başına ne geldiğini bilememenin çaresizliğini yaşıyorlar. Çin yetkilileri artık bu ailelere cevap vermeli.” (<strong>4</strong>).</p>
<p>Kamplarda siyasi marşlar söylemeye, Çin Komünist Partisi’nin söylevlerini ezberlemeye, yemeklerden önce ‘Çok Yaşa Şi Cinping!’ diye bağırmaya zorlanan esirlerin birbirleriyle konuşması da yasak! <strong>1990</strong> yılı ortalarında Çin hükümeti tarafından başlatılan “<strong>Strike Hard</strong>” (sert vuruş) kampanyaları, Sincan bölgesinde yaşayan insanlara zulmedilmesine yasal bir zemin hazırlamıştı. 11 Eylül 2001’de Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırı sonrasında da Çin hükümeti, ‘terörizme karşı küresel mücadele’ye destek bahanesiyle, Uygurların ülkede faaliyet gösteren insan hakları örgütlerini ‘terörist gruplar’ olarak yaftalamıştı! Çin hükümeti, Müslümanlara (özellikle Uygurlara) haksız yere, terörist muamelesi yapıyor. Bölgeden, her türlü yayın organına yapılan şiddetli sansüre rağmen, gelen haberler bu zulmün ne boyutlara ulaştığını kanıtlar nitelikte.</p>
<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) raporlarına göre, insanları hapse atmak için sudan sebeplere başvuran Çin hükümetinin en çok kullandığı bahaneler, gerçek olaylar üzerinden şu şekilde özetlenebilir:</p>
<p>1- Saatleri, -Pekin’in iki saat gerisinde yer alan- Doğu Türkistan’ın (Sincan) başkenti olan Urumçi’ye göre ayarlamak, Çin Komünist Partisi’ne karşı bir direniş biçimi olarak görülüyor ve suç sayılıyor.</p>
<p>2- Ödev yapmak için bile olsan VPN (sanal özel ağ) kullanmak.</p>
<p>3- İslam geleneklerine göre sakal uzatmak ve peçe takmak 2017’den beri kesinlikle yasak.</p>
<p>4- Lokantasında sigara ve alkol içilmesine izin vermemek.</p>
<p>5- Mevlit okutmak ya da bu merasime katılmak.</p>
<p>6- Dijital ortamda İslami mesajlar paylaşmak.</p>
<p>7- Bilgisayarda İslamiyet’le ilgili ya da Uygur dilinde yazılmış dosyalar bulundurmak.</p>
<p>8- Bölgeden -seyahat izni almadan- uzaklaşmak. Çin Hükümeti, hacca giden Müslümanların boynuna GPS takip sistemi yerleştiriyor. Çin’deki İslam Derneği de bu takip cihazlarının hacıların güvenliği için gerekli olduğunu savunuyor!</p>
<p>9- Diğer ülkelerdeki insanlarla tanışmak. Yurt dışın a giden arkadaş ya da komşuya sahip olmak!</p>
<p>10- Ülke dışındaki insanlarla WhatsApp üzerinden iletişim kurmak. Çinli yetkililer, ülkede en çok kullanılan mesajlaşma programı WeChat üzerinden gönderilen özel mesajları izin almadan takip edebiliyorlar.</p>
<p>11- Başka bir ülkeye göç etme planı yapmak ya da böyle bir izlenim vermek.</p>
<p>12- Çin Hükümeti’nin listelediği ‘hassas ülkeler’den birini ziyaret etmek. Sincan bölgesindeki insanlarla dinî bağı olan 26 ülke, Çin’in ‘hassas ülkeler’ listesinde yer alıyor. Listedeki bazı ülkelerin nüfusunun çoğunluğu Müslümanlardan oluşuyor.</p>
<p>13- Tutukluluk esnasında intihar girişiminde bulunmak. HRW’ye konuşan eski tutuklu Ehmet; “Kafamı duvara vurdum; güçsüz, çaresiz ve öfkeliydim. Bilincimi kaybetmiştim ve uyandığımda bir doktorun odasındaydım. Daha sonra beni hastaneye götürdüler… Başımdan ciddi şekilde yaralandığımı söylediler. Gardiyan bana şöyle dedi: İntihar girişiminde bulunduğun için yedi yıl daha hapis cezasına çarptırıldın.” (<strong>5</strong>).</p>
<p>Uygur, Kazak, Kırgız, Moğol gibi yerel etnik grupların doğum yapması 2017’den bu yana neredeyse tamamen durduruldu! “Yeniden Eğitim Merkezi” adını verdikleri toplama kamplarında yemeklere katılan ilaçlarla insanlar kısırlaştırılıyor! Doğum kontrolü ve kürtaj senelerce yumuşak bir katliam modeli olarak uygulandı!</p>
<p>“Hemşire Gu Limu teyzeyi ilk gördüğümde biraz endişeliydi, ellerini sıktı ve ellerine bakıp şöyle dedi: “İnsanları öldürdüm, canlıları öldürdüm, ayrıca ben de kurbanım, kürtaj uygulamasına zorlandım.” Teyze çok heyecanlandı ve bir süre ağladı. Röportajımız henüz başlamadan bir süre beklemek zorunda kaldık. Sonra yavaş yavaş anlatmaya başladı:</p>
<p>“Hemşirelik mesleğini seçtiğimden beri insanları ve hayatı kurtarmak istedim. Gulca İlçesi Planlı Doğum Komisyonu’nda yıllarca hemşire olarak çalıştım. Buradaki çalışmalarımız baştan sona hep hayatı sona erdirmek ve doğurganlığı önlemek konusunda oldu. On yıl zarfında ben sadece bir kişinin hayatını kurtardım… Halen yeni doğan bebek sesinden çok korkuyorum. Çünkü görevlerimizden biri yeni doğan bebekleri boğmaktı! Su dolu küçük bir demir kovamız vardı. ‘Yasa dışı’ doğmuş minicik hayatı kovaya koyar ve boğulmasını beklerdik…” (<strong>6</strong>).</p>
<p>Uygurlar başta olmak üzere Doğu Türkistan’daki mazlum Müslümanlara reva görülen insanlık dışı muameleleri sağlıklı raporlarla ortaya koymak ve bu mezâlimi durdurmak için İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ve D8 Teşkilatı dönem başkanı Türkiye’nin ve Türkiye merkezli insan hakları kuruluşlarının inisiyatif üstlenme zamanı geldi de geçiyor…</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>Gökhan Yılmaz; “<strong>Uygur Türklerine zulüm için MbS ‘terör ile mücadele’ dedi!</strong>”, www.dirilispostasi.com/dunya/uygur-turklerine-zulum-icin-mbs-teror-ile-mucadele-dedi-5c7242065fe82967ad31fa82, 24.02.2019.</li>
<li>Kudret Bülbül; “<strong>Doğu Türkistan Çin için tehdit değil fırsat</strong>”, Star, Açık Görüş, www.star.com.tr/acik-gorus/dogu-turkistan-cin-icin-tehdit-degil-firsat-haber-1436113/, 24.02.2019.</li>
<li>Mustafa Bag; “Batılı insan hakları örgütlerinden Müslüman ülkelere: <strong>Doğu Türkistan’a neden destek vermiyorsunuz?</strong>”, https://tr.<strong>euronews</strong>.com/2019/02/05/batili-insan-haklari-orgutleri-musluman-ulkelere-dogu-turkistan-neden-destek-vermiyorsunuz, 05.02.2019.</li>
<li>Mustafa Bag; “<strong>Uygurlara Çin işkencesi: Doğu Türkistan&#8217;da neler oluyor?</strong>” https://tr.euronews.com/2019/01/05/uygurlara-cin-iskencesi-dogu-turkistan-da-neler-oluyor, 14.02.2019.</li>
<li>Uluslararası Af Örgütü; “<strong>Çin: Neredeler? Sincan Uygur Özerk Bölgesi’ndeki Toplu Gözaltılar Hakkında Cevap Verme Zamanı</strong>”, www.karar.com/dunya-haberleri/af-orgutunden-dogu-turkistan-raporu-baskilar-intihara-surukluyor-978336, 24.09.2018.</li>
<li>Erkin Azat; “<strong>Planlı Doğum Komisyonu Hemşiresi Gu Limu: Narkozsuz Katliamlara Katıldım</strong>”, www.sinoturknews.org/planli-dogum-komisyonu-hemsiresi-gu-limu-dumansiznarkozsuzkatliamlara-katildim/, 10.05.2019.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/insanligin-dertleriyle-dertlenmek/cinin-dogu-turkistandaki-agir-hak-ihlallerini-tespit-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>MISIR’DAKİ CİNNET İDAMLARINA TEPKİ KOYMAK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/hakkin-elinden-tutmak/misirdaki-cinnet-idamlarina-tepki-koymak/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/hakkin-elinden-tutmak/misirdaki-cinnet-idamlarina-tepki-koymak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Feb 2019 06:31:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[20 ŞUBAT 2019]]></category>
		<category><![CDATA[9 GENCİN İDAM EDİLMESİ]]></category>
		<category><![CDATA[AI]]></category>
		<category><![CDATA[ÂL-İ İMRAN 169]]></category>
		<category><![CDATA[Amnesty International]]></category>
		<category><![CDATA[ANGELA MERKEL]]></category>
		<category><![CDATA[AVRUPA BİRLİĞİ-ARAP LİGİ]]></category>
		<category><![CDATA[Birr 66]]></category>
		<category><![CDATA[CEM‘İYYETÜ’L-İHWÂNİ’L-MÜSLİMÎN]]></category>
		<category><![CDATA[D-8]]></category>
		<category><![CDATA[DEVELOPİNG 8 TEŞKİLATI]]></category>
		<category><![CDATA[ERSİN ÇELİK]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan el-Benna]]></category>
		<category><![CDATA[HİLAL GÖRGÜN]]></category>
		<category><![CDATA[HİRÂBE AYETİ]]></category>
		<category><![CDATA[HİŞAM BEREKÂT]]></category>
		<category><![CDATA[HÜSEYİN BAUMİ]]></category>
		<category><![CDATA[HÜSNÜ MÜBAREK]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim el-Beyyûmî Gânim]]></category>
		<category><![CDATA[İDAM HÂKİMLERİ]]></category>
		<category><![CDATA[İhvan-ı Müslimin]]></category>
		<category><![CDATA[İİT]]></category>
		<category><![CDATA[İLKHA]]></category>
		<category><![CDATA[İslam İşbirliği Teşkilatı]]></category>
		<category><![CDATA[İsmailiye]]></category>
		<category><![CDATA[LAZOĞLİ]]></category>
		<category><![CDATA[Mâide 5:32]]></category>
		<category><![CDATA[MÂİDE 5:33]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet akif ersoy]]></category>
		<category><![CDATA[Mezalim 3]]></category>
		<category><![CDATA[MISIR FETVA KURUMU]]></category>
		<category><![CDATA[MISIR YARGITAYI]]></category>
		<category><![CDATA[MISIR’DAKİ CİNNET İDAMLARI]]></category>
		<category><![CDATA[Muhammed Mursi]]></category>
		<category><![CDATA[NACİYE BUNAİM]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[THERESA MAY]]></category>
		<category><![CDATA[UAÖ]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Af Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Yasin Aktay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=840</guid>

					<description><![CDATA[“Kim cinayet suçu işlememiş veya yeryüzünde fesat çıkarmamış bir kişiyi öldürürse bütün insanlığı öldürmüş gibi olur! Buna karşılık kim de birinin hayatını kurtarırsa bütün insanlığı kurtarmış gibi olur…” (Mâide 5:32). “Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velisidirler (yakın dostu ve koruyucusudurlar).” (Tevbe 9:71). “Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (zalimlere) teslim etmez.” (Buhari, Mezalim 3). “Müminler [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Kim cinayet suçu işlememiş veya yeryüzünde fesat çıkarmamış bir kişiyi öldürürse <strong>bütün insanlığı öldürmüş</strong> gibi olur! Buna karşılık kim de birinin hayatını kurtarırsa bütün insanlığı kurtarmış gibi olur…” (Mâide 5:32).</p>
<p>“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin <strong>velisidirler </strong>(yakın dostu ve koruyucusudurlar).” (Tevbe 9:71).</p>
<p>“Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, <strong>onu (zalimlere) teslim etmez</strong>.” (Buhari, Mezalim 3).</p>
<p>“Müminler birbirini sevmede ve birbirlerine karşı merhamet göstermede <strong>tek bir beden</strong> gibidir. O bedenin bir organı acı çektiğinde diğer tüm organları da ateşlenir ve uykusuz kalır.” (Müslim, Birr 66).</p>
<p>Mısır’da 20 Şubat 2019 Çarşamba sabahında 9 gencin idam edilmesiyle, 30 Haziran 2013 tarihinden bu yana idam edilen siyasi tutukluların sayısı 47’ye yükselmiş oldu! Önceki hafta da sessiz habersiz 6 kişi idam edilmişti…</p>
<p><strong>Mısır’da Yeni Bir Firavun Düzeni Kurulmasına Lakayt Kalmamak</strong></p>
<p>Mısır’da darbeci general Sisi’nin Mısır’ın demokratik usulle seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Prof.Dr. Muhammed Mürsi’yi 2013’te dış destekli darbeyle devirmesinden bu yana 40 binden fazla kişinin tutuklandığı, binden fazla kişinin de öldürüldüğü uluslararası insan hakları örgütlerince rapor edilmiştir. Gerçekte tutuklananların sayısının <strong>100 bini</strong>, öldürülenlerin sayısının ise <strong>3 bini</strong> aştığına dair kuvvetli şüpheler mevcuttur. 14 yaşındaki çocuklardan başlayarak seksenine merdiven dayamış pirifanilere kadar erkek-kadın her yaşta insana reva görülen bu sindirme politikasının hiç ele alınmayan bir de faili malum “kayıp insanlar” dosyası var…</p>
<p>Uluslararası Af Örgütü’nün (UAÖ: AI: Amnesty International) Mısır araştırmacısı Hüseyin Baumi şu açıklamayı Eylül 2018’de şu açıklamayı yapmıştı:</p>
<p>“Mısır’da hükümeti eleştirmek, yakın tarihe bakıldığında, hiç şu an olduğu kadar tehlikeli olmamıştı. Güvenlik güçleri kalan bağımsız siyasi, sosyal ya da kültürel alanları bastırmak konusunda acımasızca davrandı. 30 yıllık baskıcı Hüsnü Mübarek yönetiminden çok daha aşırı olan bu önlemler, Mısır’ı <strong>muhalifler için bir açık cezaevi</strong>ne çevirdi. Mısırlı yüzlerce gazeteci, insan hakları savunucusu, muhalefet üyesi, sanatçı ve futbol taraftarı <strong>konuşmaya cesaret ettikleri için</strong> şu an hapisteler!” (<strong>1</strong>).</p>
<p>Mısır’da dokuz kişinin adil olmayan bir yargılama sonucunda öldürülmesinin kelimelere sığmayan bir utanç olduğunu söyleyen UAÖ Kuzey Afrika Kampanyalar Direktörü Naciye Bunaim idamlara ilişkin açıklamasında şu hususlara vurgu yaptı:</p>
<p>“Bugün dokuz kişinin ölüm cezasını uygulayan Mısır, <strong>hayat hakkını tamamen hiçe saydığını</strong> göstermiş oldu. İşkence iddialarının gölgesindeki yargılamalar sonucunda ölüm cezasına mahkûm edilen kişilerin öldürülmesi adaletin değil, <strong>ülkede devasa boyutlara ulaşan adaletsizliğin göstergesidir</strong>. Bugün uygulanan ölüm cezaları hükümetin ölüm cezasına giderek daha fazla başvurduğunu açıkça ortaya koyuyor. Son üç haftada 15 kişinin ölüm cezası uygulandı. Mısır yetkilileri, son haftalarda adil olmayan yargılamalar sonucunda devamlı olarak insanları ölüme gönderdi. Yetkililer, insanların öldürüldüğü <strong>bu kanlı deliliğe acilen son vermelidir</strong>.” (<strong>2</strong>).</p>
<p>Ülkede “idam hâkimleri” namıyla korku salan memurların ne denli gaddar ve hukuktan bîhaber olduklarını Yasin Aktay Hoca’nın konuya ilişkin ilk köşe yazısından (<strong>3</strong>), idam kararları önceden alınıp düzmece bir olayla hayat hakları gasp edilen lider şahsiyetli gençlerin meziyetlerini de ikinci köşe yazısından (<strong>4</strong>) ve İLKHA sitesinden okuyabilirsiniz (<strong>5</strong>). İdama gülümseyerek yürüyen gençlerin mahkeme heyetini işaret ederek okuduğu şu ezgi onların sadece masum değil aynı zamanda derin bir iman ve teslimiyet sahibi olduğunun da şahididir: “Bizim suç işlemediğimizi ve isyana kalkışmadığımızı bilen Rabbimize hamdolsun/ Suçu işleyenler işte bunlar, Rabbimiz onların bu zulmünü kesecek, hiç şüphemiz yok/ Dünyanın cevrindense cennetin kokusu yeğdir bize/ Hüzne hacet yok, sekinet indi bize, asıl ölüler kendini hür sanan şunlardır…” (<strong>6</strong>).</p>
<p><strong>Mazlumların Çilesini Görmek ve Çığlıklarını Duymak</strong></p>
<p>Peki, bizler Mısır’da cinnet boyutuna ulaşan seri idamları uzaktan izlemekle mi yetineceğiz? Genç kadın mahkumların idamlarının -hamile olmaları sebebiyle doğumdan 2 ay sonrasına- ertelenmesi, bir acılı annenin idamına hüküm verilen gencecik oğluna son kez sarılmak için yalvarması sonucunda buna göz yumulması gibi darbecilerin merhamet kırıntılarıyla mı teselli bulacağız? (<strong>7</strong>).</p>
<p>Sonucu daha en başından belli mahkeme celseleri açılmadan önce kalın camlarla kapatılmış demir kafesler içerisinde salona getirilen eşlerine uzaktan vücut ve işaret diliyle sevgi mesajlarını ve hane haberlerini iletmelerine müdahale edilmemesini fazilet mi sayacağız? (<strong>8</strong>).</p>
<p>“Müslüman Kardeşler tarihleri boyunca akıl almaz zulümlere mâruz kaldıkları halde ‘silaha sarılmama’ düsturunu hiç bozmamış ve her daim sivil kalmaya önem göstermişlerdi. Ancak Mısır yargısı neredeyse tümünü ölümlü suçlardan dolayı yargılıyor.</p>
<p>Mısır’da tüm dünyanın gözleri önünde <strong>kanlı bir darbe</strong> yaşandı. Binlerce sivil katledildi. Türkiye ve birkaç ülke dışında kimse tepki göstermedi. Şimdi ise darbe sürecinde öldürülemeyen siviller idam ediliyor. Dünya yine sessizce izliyor. Dünya, halkın %52’sinin oyuyla seçilen bir cumhurbaşkanının darbeyle indirilip hapse atılmasını da izledi. Bu cümleyi kurmak çok acı, biliyorum. Fakat korkarım ki, Sisi 6 yıldır haber alamadığımız <strong>Muhammed Mürsi’yi de idam edecek</strong>, dünya da yine izleyecek!</p>
<p>‘Uluslararası kamuoyu’ Mısır’daki işkencelere, göstermelik yargılamalara, seçilmiş devlet başkanının düşürüldüğü duruma ve temelsiz suçlardan verilen idam cezalarına karşı sessizliğini koruyor. Muhaliflerini ölümle bastırmaya çalışan darbeci Sisi ise gittiği tüm ülkelerde el üstünde tutuluyor. Kirli hesapların tam ortasında duran ve girdiği borç batağını üst üste yaptığı anlaşmalarla örtmeye çalışan Sisi’nin infazlarına henüz ‘dur’ diyecek bir mekanizma gelişmedi.” (<strong>9</strong>).</p>
<p>20.02.2019 sabahında Mısır’da ömrünün baharında idam edilen 9 gencin cansız bedenlerinin ailelerine teslim edilmesiyle teselli bulup, <strong>Mahmud el-Ahmedi</strong>’nin; hâkim sıfatıyla görev yapan şahsiyetsiz bir memurun; “Ama itiraf ettin!” çıkışmasına cesaretle karşılık veren ve böylece Mısır’daki vahşetin boyutlarını da ifşa etmiş olan şu son sözlerini duymazdan mı geleceğiz?</p>
<p>“… Sayın yargıç! Kıyamet günü Allah’ın huzurunda bunun hesabını soracağız. Benim de diğerlerinin de <strong>mazlum olduğumuzu çok iyi biliyorsunuz</strong>. Tüm bu insanların ve kameraların önünde bana o elektrik düzeneğini ver ve bu insanların arasından seçeceğin herhangi birisiyle bizi bir odaya koy, ona Sedat’ı öldürdüğünü itiraf ettireyim! <strong>Bize elektrik verdiler, hem de Mısır’a yirmi yıl yetecek kadar!</strong> Videolardaki itirafların tamamı <strong>işkence altında</strong> alındı! Ben Lazoğli’nde 12 gün tutuldum. Meğer ağabeyim 3,5 aydır orada tutuluyormuş. İlk gün Devlet Emniyeti’nden bir komiser geldi. ‘Söylediğimi yap, çıkıp gidersin, bütün ihtiyaçlarını da karşılarım’, dedi. Nedir efendim, diye sordum. ‘Başsavcıyı onların öldürdüğünü söyle’, dedi. Ona dedim ki: İyi ama bu zulüm değil mi? O da; ‘onları suçla onları’, dedi. Şu anda burada, bu mahkemede Lazoğli’nde bize işkence eden komiserlerden biri de var. Beni koruyacaksanız onu şimdi size gösterebilirim. Ama beni korumanız gerekir. Zira hapishaneye döndükten sonra başıma neler gelir bilemem. Bana, ağabeyime ve diğer suçlananlara işkence eden o adam burada!&#8230;” (<strong>10</strong>).</p>
<p>Bu ifşaatı canı pahasına yapan masum gencin tek suçu, karakola gidip doktor ağabeyinin kayıp olduğunu bildirerek hakkında bilgi edinmek istemesiydi! Bu bilgiyi edindi ama işlemediği bir suçtan dolayı asılmak pahasına!</p>
<p>Darbeci Mısır Yargıtayı, 29 Haziran 2015 tarihinde darbeci başsavcı Hişam Berekât’ı bombalı saldırıyla öldürme ithamıyla yargılar gibi göründüğü 9 genç hakkında verilen haksız idam cezalarını -yöneltilen suçlamaları kesinlikle reddetmelerini ve ifadelerinin ağır işkenceler altında alındığını belirtmelerini dikkate almaksızın- Kasım 2018’de onaylamıştı! Oysa idam edilen 9 gencin işkence altındaki itiraflar dışında en küçük alakaları ortaya konulamayan bu düzmece bomba eyleminde hiçbir zarar görmeyen başsavcı aracından inip olay yerini incelemişti. Ama ona ne olduysa muayene olmak için gitmeye ikna edildiği hastanede olmuştu. Belli bir plan dahilinde eş zamanlı olarak da bu gençler toplanıp hapse tıkılmıştı… Bu <strong>çirkin tezgâhı</strong> görmek için dahi olmaya gerek yok…</p>
<p><strong>Zalimlerin Ayetleri İstismar Etmesine Bigâne Kalmamak</strong></p>
<p>Tarihteki son firavun tahtını garanti altına almak için binlerce erkek bebeği vahşetle katletmişti. Ama feci akıbeti herkesin malumu. Mısır’ın modern firavunu da ülkenin şahsiyet sahibi yetişmiş gençlerini -küresel şer ittifakının türlü entrikalarla kendisini bostan korkuluğu olarak oturttuğu- tahtını patronlarına insan kurbanı sunmakla garanti altına alabileceğini zannediyor. Mevcut firavunun tarihteki son firavundan farkı, eskisinin gücünü ailesinin kurduğu düzenden alması ve sadece erkek bebekleri katletmesiydi. Oysa çağdaş firavun gücünü İngiltere-Amerika-İsrail şer ittifakı ile bu ittifakın gönüllü Arap yandaşlarından ve pasif destekçileri AB ülkelerinden almakta, erkek-kadın ayırt etmeksizin masum gençleri idam sehpalarında sallandırmaya devam etmekte! Tarihte mazlum konumunda olan İsrailoğulları bugün zalim konumunda, geçmişte hakkın ve adaletin sözcüsü olan Mısır müftüsü de bugün zulmün ve zalimin işgüzar yalakası rolüne soyunmuş durumda…</p>
<p>“Mısır Anayasası’nın 2. Maddesi ‘yargılamada <strong>şer’î esaslara</strong> <strong>riayet</strong> edilir’ diyor. Bu nedenle, bir mahkûmla ilgili idam hükmü verildiğinde dosyası müftüye gönderiliyor. Şayet müftü “şeriata göre” idamı onaylarsa, caizdir derse hüküm infaz edilebiliyor. 9 genç hakkında mahkeme salonunda kararı okuyan yargıç sözüne Âl-i İmran suresinin 169. ayetini okuyarak başladı:</p>
<p>“Allah yolunda öldürülenleri sakın ‘ölüler’ saymayın. Hayır, onlar, Rableri katında diridirler, rızıklanmaktadırlar.” Suikaste uğrayan savcı “şehit” ilan edilmişti! Şimdi, onu “şehit” ettiği iddia edilenlere ilişkin de bir şeyler söyleyecekti… Yargıç, idam cezasına çarptırdığı 9 genç için Maide suresinin 33. ayetini uygun görmüştü:</p>
<p>“Allah’a ve peygamberine karşı savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası ancak ya öldürülmeleri veya asılmaları…” diyerek devam etti… İdamlarını Kur’an-ı Kerim’e dayandırarak gerçekleştiren cunta yönetiminin infaz ettiği gençlerin ellerinde de Kur’an vardı…” (<strong>11</strong>).</p>
<p>Bu kurmaca mahkemede ayetler bağlamlarından koparılarak tamamen tersyüz edilmişti. “Hirâbe suçu”nun hükmünü açıklayan ayetin (5:33) asıl muhatabı, yarım asırdan fazla süren darbeci sıkı yönetimden sonra seçimle iktidara gelmiş Mürsi hükümetini dış destekli askerî darbeyle deviren, ülkeyi fitne ve fesada boğan kukla Sisi ve ekibidir. İslam hukukunda meşru otoritenin ortadan kaldırılması suretiyle Müslümanlara büyük zararları dokunacak hadiseler karşısında bir olağanüstü hâl hükmü olarak uygulanan “hirâbe ayeti”; nefsin/canın, dinin, malın, aklın ve neslin korunması ilkesini ortadan kaldırmayı amaçlayan mefsedet/bozgunculuk eylemlerine verilecek cezayı bildirmektedir. Sisi yönetimi sadece tutuklular için değil bütün bir Mısır halkı için bu temel hak ve ilkelerin tamamını tehlikeye atmıştır.</p>
<p>Allah’ın ayetlerini çirkin siyasi emellerine pervasızca alet etmede darbeci politikacıları ve memurlarını yüreklendiren, koltuk düşkünü müftünün onursuz tutumları olmalıdır. Mısır Fetva Kurumu’nun, 9 gencin idam edilmesinin ardından resmî hesabından paylaştığı mesajlar bunun delilidir:</p>
<p>“Terörist İhvan cemaati Mısır’ın düşmanlarındandır. Dini ayakta tutmak adı altında yıkım ve tahribi yaydılar. Tarihleri boyunca içi boş sloganlar ve tumturaklı nutuklar dışında ülkelerine veya dinlerine hizmet eden tek bir medeni başarı sunmadılar.”, “Müslüman ümmetimiz, çok sayıda sapkın akım ve fırkanın başkaldırısına tanık olmuştur ama Müslüman Kardeşler’den daha sapığını görmemiştir. Din onların bineği, yalan (amaca ulaşma) araçları, ikiyüzlülük sanatları, öldürme hobileri, terörizm yöntemleri, gençler kurbanları, şeytan önderleri, vatanları parçalamak hedefleri, siyaset ise (nihai) amaçlarıdır.”, “Devletin kurumları, ordusu ve polisinin bu terörist cemaate karşı yürütmekte olduğu (operasyonlar) cihadın en yüksek türlerinden biri sayılır. Nitekim Nebi (<em>sallâllahu aleyhi vesellem</em>) bizlere aşırılık yanlısı cemaatleri kovuşturmamızı emretmiştir. Ulema da onlarla savaşmanın vücubu (farz olduğu) hususunda icma (görüş birliği) etmiştir.” (<strong>12</strong>).</p>
<p>Oysa Mısır Fetva Kurumu’nun <strong>çağdaş Hariciler</strong> olarak tanımlayıp topyekûn imhalarının vücubuna fetva verdiği Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın (İhvân-ı Müslimîn) bu çirkin yaftalamalarla uzaktan yakından alakası bulunmamaktadır. Doksan yıllık tarihleri, ülkenin dört bir yanında sükunetle halka hizmet sunan binlerce sosyal kurumları, şiddeti kategorik olarak reddetmeleri ve şiddet sarmalına itilmek için maruz bırakıldıkları onlarca büyük tuzak ve ağır tahriklere rağmen vakar ve sükunetlerini korumayı bilmeleri Müslüman Kardeşler Teşkilatı üyelerine atılı suçların asılsız olduğunu izaha kâfidir. Mart 1928’de Mısır-İsmâiliye’de Hasan el-Bennâ tarafından <em>Cem‘iyyetü’l-İhwâni’l-Müslimîn</em> adıyla kurulan ve 1930’lu yılların ortalarından itibaren Ortadoğu’da Suriye, Sudan, Ürdün, Küveyt, Yemen gibi bazı İslâm ülkelerinde de faaliyet göstermeye başlayan dinî-siyasî bir teşkilât ve hareket olan Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nı yakından tanımak için Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi’nin “İhvân-ı Müslimîn” maddesini okumak yeterli olacaktır (<strong>13</strong>).</p>
<p><strong>Küresel Şer İttifakını Destekçileriyle Birlikte Deşifre Etmek</strong></p>
<p>Mısır’da dokuz masum gencin bir yerlere kurban sunarcasına idam edilmesinden dört gün sonra Kızıl Deniz kıyısındaki Şarme’ş-Şeyh kentinde 24-25 Şubat 2019 tarihlerinde gerçekleştirilen <strong>1. Avrupa Birliği-Arap Ligi</strong> zirve toplantısına -Almanya Başbakanı Angela <strong>Merkel</strong> ve İngiltere Başbakanı Theresa <strong>May</strong> başta olmak üzere- Avrupa’dan 20’yi aşkın hükümet ve devlet başkanının katılması AB liderlerinin de bu ağır insan hakkı ihlallerinden pek de rahatsız olmadığının bilakis bu idamları memnuniyetle karşıladıklarının bir göstergesi olarak da yorumlanabilir.</p>
<p>15 Temmuz 2018 tarihinde Mısır Meclisi’nden 2/3 çoğunluk oyuyla geçerek yürürlüğe giren yeni kanun gereğince Facebook, Twitter ve diğer sosyal medya platformlarındaki popüler hesaplar sıkı denetime tâbi tutulmaya başlandı. 5 binden fazla takipçiye sahip kişisel sosyal medya hesaplarına getirilen bu sıkı takiple muhalif görüşleri büsbütün hayattan dışlamak isteyen bu baskıcı politakalar da insan hakları ve demokrasi havarilerinin hiç umurunda değil belli ki…</p>
<p>Uluslararası Af Örgütü’nün engel olma çabalarının yetersiz kaldığı son idamlara dünyadan <strong>yeterli tepki yükselmemesi</strong> de bir insanlık ayıbı olarak önümüzde durmaktadır. Ankara’da bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri tarafından “Bir Musa gelecek, firavunu yenecek!” gibi sloganlar eşliğinde Mısır Büyükelçiliği önüne siyah çelenk bırakılması takdiri hak bir eylem olmakla birlikte asla yeterli görülemez. Batı dünyasının idamlar karşısında sessiz kaldığının altını çizen ve 9 gencin idam edilmesine <strong>tepki koyan tek devlet başkanı</strong> yine Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan oldu:</p>
<p>“Dünyada darbecilere karşı olduğunu söyleyenler Mürsi’yi darbe ile indiren Sisi’ye karşı bir tavır koydular mı? Aksine kırmızı halılarla karşıladılar. Batılı ülkeler maalesef darbecileri desteklemekte hâlâ kararlılıkla devam ediyorlar. Tabii açık net ortada olan bir şey var: <strong>bu bir insanlık suçudur</strong>. Sisi göreve geldiğinden bu yana 42 kişiyi idam ettiler ve en son bu 9 genci idam ettiler. Şimdi bu yenilir yutulur bir lokma değil!&#8230; Tayyip Erdoğan neden Sisi ile görüşmüyor, diyenlere söylüyorum: ben böyle bir kişi ile asla görüşmem. Her şeyden önce onun bir defa <strong>genel bir afla</strong> içerideki bütün insanları serbest bırakması lazım, serbest bırakmadığı sürece de biz asla Sisi ile görüşemeyiz.” (<strong>14</strong>).</p>
<p>Elbette İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ile D-8 (Developing 8) Teşkilatı’nın dönem başkanlığını yürüten Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkanı sıfatıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın öncelikle bu iki birliği toplayarak ardından meseleyi Birleşmiş Milletler’e götürmesi en etkili yol olacaktır. Ancak bu adım, sivil toplum kuruluşlarımız ile aydınlarımıza düşen sivil tepki koyma görevini bertaraf etmeyecektir.</p>
<p>Rabbim bizleri küresel şer ittifakına ve gönüllü uşaklığını yapan zalimlere karşı hak sözü açıkça söylemeye ve cinnet mertebesindeki Mısır idamlarını durdurmayı intac edecek somut adımlar atmaya muvaffak eylesin.</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ol>
<li>www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-45587283, 20.09.2018.</li>
<li><strong>amnesty</strong>.org.tr/icerik/<strong>misir-dokuz-kisinin-adil-olmayan-bir-yargilama-sonucunda-oldurulmesi-kelimelere-sigmayan-bir-utanc</strong>, 22.02.2019.</li>
<li>Yasin Aktay; “<strong>Sisi’nin Katliam Gibi İdamları</strong>”, www.yenisafak.com/yazarlar/yasinaktay/sisinin-katliam-gibi-idamlari-2049403, 23.02.2019.</li>
<li>Yasin Aktay; “<strong>Bu Gençler Cellatlarından Daha Uzun Yaşayacak</strong>”, www.yenisafak.com/yazarlar/yasinaktay/bu-gencler-cellatlarindan-daha-uzun-yasayacak-2049425, 25.02.2019.</li>
<li>https://ilkha.com/haber/92441/<strong>misirda-idam-edilen-9-gencin-goz-yasartan-drami</strong>, 01.03.2019.</li>
<li>https://twitter.com/grupyuruyus/status/1099281824495427584, 23.02.2019.</li>
<li><strong>youtube</strong>.com/watch?v=pKqY2Hh-7e0, 23.02.2019.</li>
<li>https://gencmuslumanlar.com/<strong>misir-mahkemelerinde-gozlerin-ve-parmaklarin-dili</strong>/, 15.12.2018.</li>
<li>Ersin Çelik; “<strong>Dünya Mursi’nin İdamını da İzleyecek mi?</strong>”, www.gercekhayat.com.tr/gundem/dunya-mursinin-idamini-da-izleyecek-mi/#, 25.02.2019.</li>
<li><strong>youtube</strong>.com/watch?v=B5JVmhpOOlY, 20.02.2019.</li>
<li>Mehmet Akif Ersoy; “<strong>Mısır’da 9 Gencin İdamı ve Şeriat</strong>”, Haber Türk, www.haberturk.com/yazarlar/mehmet-akif-ersoy-2548/2383279-misirda-9-gencin-idami-ve-seriat, 24.02.2019.</li>
<li>www.aljazeera.net/news/politics/2019/2/21/ <strong>الإفتاء-الإخوان-خوارج-العصر</strong></li>
<li>İbrâhim El-Beyyûmî Gânim ve Hilal Görgün; “<strong>İhvân-ı Müslimîn</strong>” maddesi, TDVİA, Ankara 2000, c.21, s.583-586. https://islamansiklopedisi.org.tr/ihvan-i-muslimin, 25.02.2109.</li>
<li>www.yenisafak.com/gundem/<strong>erdogan-9-genc-idam-edildi-batinin-sesini-duyuyor-musunuz</strong>-3448157, 23.02.2019.</li>
</ol>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/hakkin-elinden-tutmak/misirdaki-cinnet-idamlarina-tepki-koymak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
