<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>57:14 Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://www.fethigungor.net/etiket/5714/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.fethigungor.net/etiket/5714/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Dec 2016 06:55:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>FİTNE ATEŞİNİ ELBİRLİĞİYLE SÖNDÜREBİLMEK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/fitne-atesini-elbirligiyle-sondurebilmek/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/fitne-atesini-elbirligiyle-sondurebilmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Aug 2016 09:46:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[21:35]]></category>
		<category><![CDATA[25:20]]></category>
		<category><![CDATA[31:33]]></category>
		<category><![CDATA[35:5]]></category>
		<category><![CDATA[57:14]]></category>
		<category><![CDATA[DİB]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Olçok]]></category>
		<category><![CDATA[fitne]]></category>
		<category><![CDATA[Halil Aslan]]></category>
		<category><![CDATA[Hayati Hökelekli]]></category>
		<category><![CDATA[İnanç-İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfü Şentürk]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Dere]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Görmez]]></category>
		<category><![CDATA[Mücteba Uğur]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=354</guid>

					<description><![CDATA[“Siz ey insanlar! İyi bilin ki Allah&#8217;ın vaadi gerçekleşecektir! Şu halde dünya hayatı sizi asla ayartmasın! Dahası, aldatıcının hiçbir türü sizi Allah (hakkındaki asılsız düşünceler) ile aldatmasın!” (Fâtır 35:5). “Men ğaşşenâ feleyse minnâ: Bizi aldatan bizden değildir.” (Müslim, İman 164; Fiten 16). “İslam toplumunda çeşitli dinî, siyasî ve sosyal sebeplerle ortaya çıkan her türlü sosyal [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Siz ey insanlar! İyi bilin ki Allah&#8217;ın vaadi gerçekleşecektir! Şu halde dünya hayatı sizi asla ayartmasın! Dahası, <strong>aldatıcının hiçbir türü sizi Allah</strong> (hakkındaki asılsız düşünceler) <strong>ile aldatmasın!</strong>” (Fâtır 35:5).</p>
<p>“<em>Men ğaşşenâ feleyse minnâ</em>: Bizi aldatan bizden değildir.”<br />
(Müslim, İman 164; Fiten 16).</p>
<p>“İslam toplumunda çeşitli dinî, siyasî ve sosyal sebeplerle ortaya çıkan her türlü sosyal kargaşa, anarşi, iç savaş, ölümle sonuçlanan ve ümmet bütünlüğünü bozan her türlü yıkıcı ve bozucu olay” şeklinde tanımlanabilecek (1) “<strong>fitne</strong>” kavramı Türkçede daha çok “kargaşa, fesat, karışıklık” anlamında kullanılmaktadır (2).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Fitne Tufanında Hakkın Yanında Sabitkadem Olabilmek</strong></p>
<p>Allah insanları, iman ve ahlâktaki samimiyetlerini ispat etmeleri için bir fitne (imtihan) olmak üzere hayırla da şerle de sınamaktadır (Enbiya 21:35). İnkârcıların Müslümanlara karşı olumsuz tavırları Müslümanlar için bir fitnedir; zira böylece mü’minlerin sabır ve sebatları da denenmiş olur (Furkan 25:20). Öte yandan Müslümanların maruz kalacakları herhangi bir sıkıntılı durum da kâfirlerin bundan mü’minler aleyhine ağır sonuçlar çıkarmalarına yol açan bir fitne olabilmektedir (3).</p>
<p>Bir ülke veya toplumda ortaya çıkan fitne, çoğu zaman o ülkenin parçalanmasına ve o toplumun da perişan olmasına sebebiyet vermiştir. Tarih bunun ibret verici örnekleriyle doludur. Küçük bir topluluk ve hatta bir aile içerisinde vukû bulan fitne, genellikle o topluluğun veya ailenin dağılmasına yol açabilmiş, hem dünya hem de âhiret hayatlarını mahvetmiştir. Barışı, adaleti ve huzuru hâkim kılmakla görevli olan Müslüman; ümmetin ve milletin birlik ve beraberliğini, barışını, huzurunu bozacak, ifsat edecek her türlü fitneye ve yıkıcı faaliyetlere engel olmak zorundadır (1).</p>
<p>Fitnenin doğuracağı zararlı sonuçlar belli kişi ya da guruplarla sınırlı kalmayıp, bütün bir toplumu etkisi altına almaktadır. Çünkü fitnenin; insanların huzur ve düzenini sarsan, kişileri birbirine düşürüp onları düşman kamplara bölen <strong>yıkıcı</strong> bir niteliği bulunmaktadır. Bu yüzden, patlak verdiğinde sadece zalimlere musallat olmakla kalmayıp kurunun yanında yaşı da yakan (Enfâl 8:25) fitne ateşini daha fazla tahribata yol açmadan kontrol altına almak gerekmektedir. Kur’an’ın aydınlatıcı kılavuzluğunda ve Allah Rasulü’nün güzel örnekliğinde fitne ve fitnecilerle <strong>doğru yöntemlerle</strong> mücadele ederek fitne ateşini el birliği ile <strong>söndürülebilmek </strong>sınavın bir parçasıdır. Fitnenin ortadan kalkması için ellerinden geleni yapmayanlar, haksızlığa karşı mücadele etmeyenler, kusurlu ve sorumludurlar (4).</p>
<p>İslâm, fitneler karşısında mutlak surette tedbirli olmayı ve fitnelerle elbirliğiyle mücadele etmeyi emretmiştir. Bu nedenle fitnelere meydan vermemek için; en başından itibaren uyanık ve basiretli olmak, muhtemel gelişmelere karşı önceden tedbirler almak, fitne ortaya çıktığında ona karşı koyabilecek çareler üretmek, sosyal hadiselerde kontrolü elde tutabilmek gerekmektedir. Ayrıca fitne ile mücadele ederken hikmet, sükûnet ve itidalle harekete edilmelidir. Aslolan, <strong>fitnenin uyanmaması için</strong> toplumdaki bütün fertlerin sorumluluklarını layıkıyla ve zamanında yerine getirmeleridir. İyiliği yaygınlaştırıp kötülüğü engellemek, dinî ve manevî değerleri güçlendirici tedbirler almak, inanma ve inancına uygun yaşama hürriyetini tam anlamıyla sağlamak, bilgi ve kültür seviyesini yükselterek yanlış inanç ve taassupların kökleşmesinin önüne geçmek, sosyo-ekonomik problemleri vakitlice çözerek insanların fakirliğini istismar etmek isteyenlere fırsat vermemek gibi tedbirlerle fitne ortamının doğması daha en baştan önlenmelidir (5).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Fitneye Nebevî Örneklikle Karşı Koyabilmek</strong></p>
<p>Arap dilinde cevheri cüruftan ayırmak için madeni ateşte eritmek, imtihan, sınama, fesat, kuruntu gibi manaları bulunan “fitne” kelimesi ile türevlerinin anlamlarını ve bu kelimelerin geçtiği âyetlerin büyük kısmının meâlini geçen haftaki yazımızda paylaşmıştık. Bu hafta konunun devamı niteliğinde bir yazıyla nebevî örneklikten istifade edebilmek adına bazı hadis-i şerifleri paylaşmak istiyorum:</p>
<p>“Kur’an’daki anlamları yanında hadislerde “fitne” kavramı; “deccâl fitnesi”, “mesih fitnesi” vb. deyimlerle kıyamet alâmetleri diye bilinen gelişmeler için de kullanılmaktadır. Fitne kavramının çoğulu olan “fiten”, hadis kitaplarında Hz. Peygamber (s) devrinden sonra meydana gelmesi muhtemel olaylara dair hadisleri bir araya getiren ana bölüm başlığının adıdır. Bu rivayetler hadis kaynaklarında sadece “fiten” başlığı altında değil aynı zamanda “melâhim”, “eşrâtü’s-sâat, “kıyâmus-sâat”, “imâre”, “rikâk”,  “megazî”, “menâkıb” ve “mehdi” gibi farklı konuların incelendiği kitap veya bâb başlıkları altında da zikredilmektedir. (6)</p>
<p>Hadislerde fitne kavramı, “dinî ve siyasî sebeplerle ortaya çıkan sosyal kargaşa, anarşi, iç savaş” anlamında da yaygın olarak geçmekte; İslâm’ın ilk asırlarından itibaren vukû bulan dinî ve siyasî çalkantıları, sosyal huzursuzlukları haber veren bir konumda da kullanılmaktadır. Bu hadislerde fitne, genellikle İslâm ümmetinin birlik ve bütünlüğünü tahrip eden bir komployu veya her türlü yıkıcı faaliyeti ifade eder. Bu hadislerden birinde Hz. Peygamberimiz (s) “Birtakım fitnelerin yağmur selleri gibi evlerinizin arasından aktığını görüyorum.” buyurmuştur (Buhârî, Fiten 4). Hadis âlimleri burada özellikle Hz. Osman’ın (r) şehit edilmesiyle başlayıp sonraki dönemlerde devam eden kargaşa ve iç savaşlara işaret edildiğini belirtmiştir (3).</p>
<p>Allah Rasulü’nün (s): “Zaman yaklaşacak, ameller azalacak, aç gözlülük yayılacak, fitneler açığa çıkacak ve adam öldürme olayları artacak.” (Buhârî, İlim 24, Fiten 5; İbn Mâce, Fiten 25), “Yakında fitneler meydana gelecektir.” (Buhârî, Fiten 9, Menâkıb 25; Müslim, Fiten 10, 12-13; Ahmed b. Hanbel, Müsned, V/39, 48, 110)  anlamındaki ifadelerle başlayan hadislerinde genellikle ilk iki asırda ortaya çıkan kargaşa ve iç savaşlara işaret edildiği düşünülmüştür.</p>
<p>Allah Rasulü (s), fitnelere/kötülüklere karşı mücadele etmemenin toplumu sürükleyeceği felâketi şu örnekle şöyle açıklar:</p>
<p>“Allah’ın çizdiği sınırları aşmayarak orada duranlarla bu sınırları aşıp ihlâl edenler, bir gemiye binmek üzere kur’a çeken topluluğa benzerler. Onlardan bir kısmı geminin üst katına, bir kısmı da alt katına yerleşmişlerdi. Alt kattakiler su almak istediklerinde üst kattakilerin yanından geçiyorlardı. Alt katta oturanlar: Hissemize düşen yerden bir delik açsak, üst katta oturanlara eziyet vermemiş oluruz, dediler. Şayet üst katta oturanlar, bu isteklerini yerine getirmek için alt kattakileri serbest bırakırlarsa, hepsi birlikte batar helak olurlar. Eğer bunu önlerlerse, hem kendileri kurtulur, hem de onları kurtarmış olurlar.” (Buhârî, Şirket 6; Şehâdât 30; Tirmizî, Fiten 12).</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong>Allah ile Aldatanlara Kanmamak İçin Dini Ana Kaynağından Öğrenmek</strong></p>
<p>Darbe görünümlü işgal girişiminin ardından Diyanet İşleri Başkanlığı’nın imam-hatiplere gönderdiği hutbedeki şu vurguları hatırlayalım:</p>
<p>“Başımızdan geçen bu büyük badireden elbette millet olarak çıkaracağımız büyük dersler vardır. Bu aziz millete bu kötülüğü reva görenleri unutmamalıyız. Yüce dinimizi, sahih kaynaklardan doğru bir şekilde öğrenmeliyiz. <u>Kalbimizi, gönlümüzü, ruhumuzu, aklımızı, fikrimizi, irademizi başkalarına teslim etmemeliyiz</u>. Bizi Allah’a kulluk yerine <u>kendine kul ve köle olmaya davet edenlere</u> zerre kadar itibar etmemeliyiz. Birlik ve beraberliğimizi, huzur ve kardeşliğimizi korumalıyız. Birbirimizin varlığını kendi varlığımız,  hukukunu kendi hukukumuz saymalıyız. Farklılıklarımızı ayrılık gayrılık nedeni değil, zenginlik ve rahmet vesilesi görmeliyiz. Fitne ve fesada, hile ve tuzağa karşı feraset ve basiretle davranmalıyız. Yarınlarımızın, bugünlerimizden çok daha güzel olacağına dair inancımızı sürdürmeliyiz. Unutmayalım ki bizi diri tutan, inancımız ve ümidimizdir.” (7).</p>
<p>Mehmet Görmez Hocamız da, Ankara’da 3-4 Ağustos 2016 tarihlerinde olağanüstü akdedilen Din Şûrâsı’nda irad etmiş olduğu açılış konuşmasında da şu vurguları yapmıştır:</p>
<p>“Bu yumuşak huylu görünen emre amade robotlar şebekesi milletimizi Allah ile Peygamberi ve onun sahabesi ile aldatmıştır. Allah&#8217;ın âyetlerini, Resûl-i Ekrem&#8217;in hadislerini, ulemanın, hikmet ve irfan erlerinin bilgi mirasını kendi gizli emel ve <u>gayeleri için araç olarak kullanmıştır</u>. Gözlerimizin önünde dinî cemaat taklidi yapan bir Truva atı; <u>dini, cemaatleşmeyi, hayır faaliyetlerini istismar ederek</u> sadece kendi menhus akıbetini hazırlamakla kalmamış, milletimizi aldattığı kadar Ümmet-i Muhammed&#8217;in garip coğrafyalarını ve bütün insanlığı da hayra hizmet ve insanlara yardım görüntüsü ile aldatıp <u>şer güçlere hizmet için</u> büyük imkânlar ve servetler yığmıştır. Bu terör örgütü mensupları, 15 Temmuz gecesinde giriştikleri cinnet ve vahşet ile göstermiş oldular ki, <u>akletmeyenlerin, aklını başkasına kiralayanların dindarlığı sadece kendilerini değil koca bir milleti felakete sürükleyebilir</u>…</p>
<p>İslam dini Allah’tan başka rabler edinmeden, dini yalnız Allah’a has kılarak ibadet etmeyi ve onun rızasına uygun olarak insanlığa hizmet etmeyi esas alır. İslâm dini, Hz. Peygamber’den başka <u>masum ve tartışılmaz bir otorite, yapı ve rehber kabul etmez</u>. Hiçbir kimse ve hiçbir yapı kendisini dinin temsilcisi olarak göremez ve insanları <u>kendisine mutlak itaate çağıramaz</u>. Dinî rehberlik, sadece bilgi ve ahlak açısından eğitim sürecinin bir parçasıdır, başkaca herhangi bir imtiyazı içinde barındırmaz. İslam dininde <strong>mutlak bağlılık</strong>, çerçevesi Kur’an ve Sünnet tarafından belirlenen <strong>ilkeleredir</strong>. Herhangi bir kişinin kendisini dinî bir otorite ve rehber olarak kabul etmesinin bir geçerliliği ve bağlayıcılığı yoktur.” (8).</p>
<p>“Ey İnsanlık! Rabbinize karşı sorumluluğunuzu hatırlayın! Dahası ne anne babanın çocuğuna, ne de çocuğun anne babasına hiçbir fayda sağlamayacağı bir günün dehşetinden sakının! Unutmayın ki Allah&#8217;ın vaadi gerçekleşecektir: şu halde bu dünya hayatı sizi asla ayartmasın; dahası, aldatıcının hiçbir türü sizi Allah (hakkındaki asılsız düşünceler) ile aldatmasın.” (Lokman 31:33).</p>
<p>“(Münafıklar) seslenecekler: ‘Biz sizinle beraber değil miydik?’ (Mü’minler) şöyle cevap verecekler: ‘Elbette! Ama siz kendi kendinizi fitneye/ tuzağa düşürdünüz; böylece (güya) kendinizi gözettiniz; kuşkuya kapıldınız, Allah’ın emri gelinceye kadar <strong>malum kuruntularla avundunuz</strong>; dahası, o (kafa) sizi <strong>Allah ile aldatarak gurura sürükledi</strong>.’” (Hadîd 57:14).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>15 Temmuz Sınavını Başarıyla Tamamlayabilmek</strong></p>
<p>15 Temmuz fitne gecesinde kadın erkek, yaşlı genç bütün bir millet, iradesini ipotek altına almak isteyenlere karşı efsanevi bir direniş sergileyerek tarihteki şanlı yerini almıştır. Kendisine yönelen teveccühe layık şekilde cesaret ve dirayetle işgal girişimine karşı dimdik duran Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, taşeron darbecilere hiç beklemedikleri bir direniş zemini oluşturan Muhterem Diyanet İşleri Başkanımız Mehmet Görmez, kalkışmacı hain güruhun elebaşısını canını ortaya koyarak bertaraf eden Şehit Ömer Halisdemir, onaltı yaşındaki oğlu Abdullah Tayyip ile 15 Temmuz Şehitler Köprüsü’nde şeytanın askerlerine karşı direnirken emanetini teslim eden Şehit Erol Olçok, köprüde direnişçilerin en önünde tek başına gafil askerleri ikna etmeye giderken ağır yaralanan Gazi Halil Aslan, İncirlik üssünde elektriği keserek darbecileri naçar bırakan subay gibi yüzlerce şehit ve binlerce gaziyi bu millete hediye eden direniş, İslam ümmetinin bekasına tarihi bir hizmet sunmuştur. Yaklaşık bir ay boyunca sabahlara kadar meydanları, caddeleri tıka basa dolduran, kışla ve kurum önlerinde uzun soluklu nöbetler tutan Türkiye toplumu hem “millet” olduğunu hem de İslam dünyasına önderlik edebilecek liyakatte olduğunu göstermiştir.</p>
<p>Son Nebi’nin (aleyhisselam) ‘toplumda fenalık çoğalırsa, o toplumdaki iyilere rağmen helâkin kaçınılmaz olacağı’ (Buhârî, Fiten 4, 28) uyarısını ve sağduyu ile hareket etme (Ebû Davûd, Fiten 3; İbn Mâce, Fiten 3, 10, 12, 24) tavsiyesini kulak ardı ederek; yangından mal kaçırırcasına, fırsatı ganimet bilerek, eski kinlerin hesabını görmeye kalkarak, bu felaketten kendisine ve grubuna istikbal devşirmeye kalkarak… fitne ateşine odun taşımaya devam edersek ateşi söndürmek yerine körüklemiş ve büyütmüş, dolayısıyla şeytani güçlerin stratejik hedeflerine hizmet etmiş, nihayetinde ilk etapta milletçe alnımızın akıyla çıktığımız 15 Temmuz 2016 fitnesini/sınavını ikinci etapta kaybetmiş oluruz. Allah bizleri böylesine kötü bir akıbetten muhafaza buyursun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar: </strong></p>
<ul>
<li>Hayati Hökelekli, “Fitne” Maddesi, <strong>İslam’da İnanç-İbadet ve Günlük Yaşayış Ansiklopedisi</strong>, İFAV Yayınları, İstanbul 1997, II/52-53.</li>
<li>Şükrü Halûk Akalın vd., <strong>Türkçe Sözlük</strong>, TDK Yayınları, baskı, Ankara 2005, s. 881; İlhan Ayverdi-Ahmet Topaloğlu, <strong>Türkçe Sözlük</strong>, Kubbealtı Neşriyat, İstanbul 2007, s.361.</li>
<li>Komisyon, <strong>Kur’an Yolu Meâl-Tefsir</strong>, 5. baskı, DİB Yayınları, Ankara 2014, I/295-297. Keza bkz. Hasan Keskin, <strong>Kur&#8217;an&#8217;da Fitne Kavramı</strong>, Rağbet Yayınları, İstanbul 2003, s. 36.</li>
<li>Lütfü Şentürk, <strong>Örnek Vaazlar II</strong>, 3. baskı, DİB Yayınları, Ankara 2013, s. 119.</li>
<li>Mehmet Dere, “<strong>Kur’an-ı Kerim’de Fitne Kavramı</strong>”, Diyanet Dergisi, Ağustos 2016, Ankara.</li>
<li>Mücteba Uğur, <strong>Ansiklopedik Hadis Terimleri Sözlüğü</strong>, TDV Yayınları, Ankara 1992, s. 99-100.</li>
<li>http://ankara.<strong>diyanet</strong>.gov.tr/Sayfalar/contentdetail.aspx?ContentId=295&amp;MenuCategory=Kurumsal, 30.07.2016.</li>
<li>http://webdosya.<strong>diyanet</strong>.gov.tr/anasayfa/UserFiles/Document/TextDocs/26310ed8-fba3-4e52-9be6-1a4a270bf66e.pdf, 03.08.2016.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/fitne-atesini-elbirligiyle-sondurebilmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FİTNE ATEŞİNE ODUN TAŞIMAMAK</title>
		<link>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/fitne-atesine-odun-tasimamak/</link>
					<comments>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/fitne-atesine-odun-tasimamak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 05 Aug 2016 09:11:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Bir Ümmet Olmak]]></category>
		<category><![CDATA[10:85]]></category>
		<category><![CDATA[11:113]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[2:191]]></category>
		<category><![CDATA[2:217]]></category>
		<category><![CDATA[21:35]]></category>
		<category><![CDATA[22:11]]></category>
		<category><![CDATA[22:53]]></category>
		<category><![CDATA[24:63]]></category>
		<category><![CDATA[29:2]]></category>
		<category><![CDATA[33:14]]></category>
		<category><![CDATA[37:162]]></category>
		<category><![CDATA[39:49]]></category>
		<category><![CDATA[4:91]]></category>
		<category><![CDATA[49:6]]></category>
		<category><![CDATA[5:41]]></category>
		<category><![CDATA[5:71]]></category>
		<category><![CDATA[57:14]]></category>
		<category><![CDATA[6:23]]></category>
		<category><![CDATA[60:5]]></category>
		<category><![CDATA[64:15]]></category>
		<category><![CDATA[7:155]]></category>
		<category><![CDATA[8:25]]></category>
		<category><![CDATA[8:73]]></category>
		<category><![CDATA[85:10]]></category>
		<category><![CDATA[9:126]]></category>
		<category><![CDATA[9:47-49]]></category>
		<category><![CDATA[fitne]]></category>
		<category><![CDATA[fısk]]></category>
		<category><![CDATA[M. Bâsim Mîkâtî]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmed Âkif]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Okuyan]]></category>
		<category><![CDATA[Râğıb el-İfahani]]></category>
		<category><![CDATA[Sırat-ı Müstakim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=350</guid>

					<description><![CDATA[“Vettekû fitneten lâ tusîbennellezîne zalemû minkum hâssah, va’lemû ennAllâhe şedîdu’l-ikâb; Ve öylesine çetin bir fitne sınavına karşı tetikte ve tedbirli olun ki, o içinizden yalnızca (bilinci altüst olmuş) zalimlere musallat olmakla kalmayacaktır. Ve iyi bilin ki Allah’ın azabı pek şiddetlidir.” (Enfâl, 8:25). Müslümanların ve mazlumların umudu olmuş Türkiye’yi küçük parçalara bölmek maksadıyla işgal etmek isteyen [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“<em>Vettekû fitneten lâ tusîbennellezîne zalemû minkum hâssah, va’lemû ennAllâhe şedîdu’l-ikâb</em>; Ve öylesine çetin bir fitne sınavına karşı tetikte ve tedbirli olun ki, o içinizden yalnızca (bilinci altüst olmuş) zalimlere musallat olmakla kalmayacaktır. Ve iyi bilin ki Allah’ın azabı pek şiddetlidir.” (Enfâl, 8:25).</p>
<p>Müslümanların ve mazlumların umudu olmuş Türkiye’yi küçük parçalara bölmek maksadıyla işgal etmek isteyen şer güçlerine uşaklık eden bir grup satılmış hainin 15 Temmuz 2016 Cuma akşamı kalkıştığı darbe girişimi vehle-i ûlâda muvaffakiyetle püskürtülmüş olmakla birlikte, tutuşturdukları fitne ateşini söndürmek daha meşakkatli olacak gibi görünmektedir. Bu sebeple, fitne ateşine odun taşımaktan uzak durmak ve küçük hesaplar peşine düşüp fırsatçılık yaparak fitne ateşini yakanlara hizmet etme hamakatine düşmemek gerekir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Fitne: Cevheri Cüruftan Ayırmak İçin Madeni Ateşte Eritmek</strong></p>
<blockquote><p>“Bir nâmerdin hırsına koca bir memleket kurban oluyor; bir münafığın yüzünden cemaatler, cemiyetler târumâr olup gidiyor.”</p></blockquote>
<p>Arapça “<strong><em>f-t-n</em></strong>” kökünden türeyen “fitne” kelimesi sözlükte; “ateşe atma, yakma, imtihan, sınanma, kargaşa, bela, salgın musibet, kötülük, sapma, yoldan çıkma, fettan, meftun, baskı kurma, iç savaş” anlamlarına gelmekte olup Lisânu’l-Arap, Tâcu’l-Arûs gibi lugatler “fitne” kelimesine “iyisini kötüsünden ayırt etmek için altını ve gümüşü ateşte eritmek” anlamı vermektedir (1,2).</p>
<p>Kur’an-ı Kerim’de “<em>f-t-n</em>” kökünden türetilmiş 60 kelime geçmekte olup bunların 23’ü “fetene/yeftinu/yuftenu…” gibi çeşitli fiil formlarında, 34’ü “fitne” şeklinde isim olarak, 1 âyette “fütûn” şeklinde masdar/hâl olarak, 1 âyette “fâtinîn” şeklinde fail olarak, 1 âyette de “meftûn” şeklinde meful olarak kullanılmıştır (3).</p>
<p>Kur’an-ı Kerim’de geçen “f-t-n” kökünden türetilmiş kelimelere bağlamına göre şu gibi anlamlar verilmiştir:</p>
<p>“İmtihan etmek, kötülük etmek, azap/işkence/eziyet etmek, uzaklaştırmak, saptırıcı, delilik, karışıklık, çare, günah, hile, tuzak, kuruntu, nifak, sıkıntı, rüsvâlık, alay, oyuncak.” (4).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Herkese Çarpan Fitneden Uzak Durmak</strong></p>
<blockquote><p>“Hakîkî menfaatine karşı o kadar lâkayd görünen Müslüman cemaatlerin kendi ziyanlarına gelince nasıl olup da bu kadar çalışkan kesildiklerine akıl bir türlü ermiyor!”</p></blockquote>
<p>Kur’an şairi Mehmed Âkif’in, bir asır önce Sırât-ı Müstakîm dergisinde yayımlanan yazısı sanki bugünümüz için yazılmış (5):</p>
<p>“Bir de, belanın öylesinden sakınınız ki: O hiçbir zaman yalnız içinizden zâlimlere isabet etmez; sonra, bilmiş olunuz ki Allah’ın azâbı yamandır.” (Enfâl, 8:25).</p>
<p>Bu âyet-i kerime “Ey mü’minler, Allah ile Peygamber’in size hayat verecek olan davetine icabet ediniz&#8230;” (8:24) meâlindeki âyet-i kerimenin altındadır. “Belâdan sakınınız” demek, o <strong>belâyı getirecek sebeplerden sakınınız</strong>&#8230; demektir ki, bu sebeplerin en başlıcası <strong>fitne</strong> lâfzının medlûlüdür.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Sünnetullahın Değişmeyeceğini; Kurunun Yanında Yaşın da Yanacağını Bilmek</strong></p>
<blockquote><p>“Bu kanlı dedikodulara biraz daha devam edecek olsanız, siz de, sizinle beraber şu son hükûmet-i İslâmiye de -iyazen billah- evvelkilerin uğradığı akıbet-i fecîaya uğrayacak!”</p></blockquote>
<p>Şimdi, bu iki âyet-i celîleden şu hakîkat sarâhaten anlaşılıyor ki: Her biri cemaat-i müslimîn için sermedî bir hayat olan evâmir-i ilâhiyeyi yerine getirmeyecek; geldiği zaman kurunun yanında yaşı da yakıp kül eden salgın musibetleri başımıza getirmemenin çaresine bakmayacak olursak, helâkimiz muhakkaktır.</p>
<p>Ne yapalım, kanûn-i ilâhî böyle: Kurunun yanında yaş da yanıyor. Beş on kişinin uyandırdığı fitne yangını binlerce, yüzbinlerce, milyonlarca hanümânın külünü havaya savurmaktan geri kalmıyor. Evet, bir nâmerdin hırsına koca bir memleket kurban oluyor; bir münafığın yüzünden cemaatler, cemiyetler târumâr olup gidiyor. Hakîm şâir Ziya Paşa merhumun dediği gibi, Kahhâr-ı Zülcelâl;</p>
<p><em>Bir mülkü bir harîs-i sitemkâr için yıkar; </em></p>
<p><em>Bir kavmi bir münâfik ile târumâr eder.</em></p>
<p>Pekala! Böyle bir, iki, beş, on, yirmi, elli, yüz&#8230; Hattâ bin, hattâ birkaç bin suçlunun cezâ-yı amelini geride kalan milyonlarca bîgünaha çektirmek, adalet-i ilâhiyeye sığar mı? Bu suali ukde-i hâtır etmek bile haramdır.</p>
<p>Çünkü Hallâk-ı Hakîm, bu âlem-i hilkat için, hiçbir zaman değişmeyecek birtakım <strong>kanunlar</strong> vaz’ etmiş; o kanunların mahiyetini, ebediyetini, lisan-ı şeriatle bütün mükellef olan insanlara bildirmiş; hem onların bizim hayatımıza, bizim selâmetimize taalluk eden kısmını iyice anlayabilmemiz için gâyet basit, gâyet vâzıh bir sûrette tertîb eylemiş; sonra, yine bizim selâmetimiz nezd-i rahmânîsinde pek matlûb olduğu için; “Sakın bu kanunların gösterdiği yoldan ayrılmayınız, zira mahvolursunuz.” ihtârını daima tekrarda bulunmuş&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Zâlimlere İtimat Etmemek ve Sırtını Düşmanlara Dayamamak</strong></p>
<blockquote><p>“Evâmir-i ilâhiyeyi yerine getirmeyecek; kurunun yanında yaşı da yakıp kül eden salgın musibetleri başımıza getirmemenin çaresine bakmayacak olursak, helâkimiz muhakkaktır.”</p></blockquote>
<p>Artık biz kalkar da Allah’ın evâmirine kulak vermez; Allah’ın gösterdiği yolu tutmaz; bilakis bizi helâk uçurumlarına doğru götürmek isteyen bir şirzime-i fesâdın bile bile arkasına düşersek; adâlet-i ilahiye için bizi tedîb etmemek kâbil olur mu?</p>
<p>“Zâlimlere dayanmayınız, yoksa yanarsınız!” (Hûd, 11:113) tehdidi gibi erbâb-ı zulme yaklaşmaktan nehy eden; “Ey iman edenler! Bir fâsık size bir haber getirirse…” (Hucurât, 49:6) ihtârı gibi basiret ve ihtiyat tavsiyesinde bulunan âyât-ı kerime ne kadar çoktur!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Yabancılar Hesabına, Kendi Kötülüğüne, Bu Ne Çalışkanlık!&#8230;</strong><strong> </strong></p>
<p>Yazıklar olsun ki kendilerinin pek sağlam Müslüman olduklarına kâil olan çoğumuz bu tehditlerden, bu ihtarlardan zerrece müteessir, hattâ haberdar değil!</p>
<p>Hayatlarını bizim ölümümüzde arayan yabancı milletlerle yabancı hükümetlerin aramıza serpiştirdiği nifak, fesad, kavmiyet, cinsiyet, ırk davalarını; hülâsa vahdet-i milliyemizi perişan edecek her türlü esbâb-ı izmihlâl tohumlarını bir an evvel büyütmek, bir an evvel mahsul verecek devre-i kemâline getirmek için o kadar faaliyet gösteriyoruz ki:</p>
<p>Hayrına, hakîkî menfaatine karşı o kadar lâkayd, o derecede kalp görünen Müslüman cemaatlerin kendi şerlerine, kendi ziyanlarına gelince nasıl olup da bu kadar çalışkan kesildiklerine akıl bir türlü ermiyor!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kanlı Dedikodulara Kulak Asarsak Bu Fitne Hepimizi Batıracak!</strong></p>
<p>Ey cemâat-ı müslimîn, Allah için olsun geliniz, bu tefrikalara, bu kavmiyet, bu lisan, bu bilmem ne gürültülerine nihâyet veriniz!</p>
<p>Çünkü tehlike, olanca şiddetiyle her taraftan yüz göstermeye başladı. İbret almak için maziye dönüp bakmaya artık ne hâcet var, ne de vakit! İyice görüyorsunuz ki, bu kanlı dedikodulara; bu sırf dedikodudan çıkan kıtallere biraz daha devam edecek olsanız, siz de, sizinle beraber şu son hükûmet-i İslâmiye de -iyâzen billâh- evvelkilerin uğradığı âkıbet-i fecîaya uğrayacak!</p>
<p>Ey Allah’ım! Kavmime hidâyet eyle. Çünkü onlar (ne yaptıklarını) bilmiyorlar!” (5).</p>
<p>Merhum Âkif’ten iktibas ettiğimiz bu bölümü, onun yazısına serlevha olarak seçtiği âyetin (8:25) manzum meâli sadedindeki şu mısralarıyla noktalayalım:</p>
<p>Nifâka buğz ediniz hâlisen li-vechillâh;</p>
<p>Halâs eder sizi ihlâsınızla belki İlâh.</p>
<p>Münâfığın sonu gelmez, söner sefil ocağı&#8230;</p>
<p>Bugün tüterse henüz gelmemiş, demek ki, çağı!</p>
<p>Nedir ki, verdiği yangınla memleket de biter,</p>
<p>Saçak tutuşmadan evvel basılmamışsa eğer.</p>
<p>Yanında yaş da yanar, çâresiz, yanan kurunun&#8230;</p>
<p>Diyor Kitâb-ı İlâhî: <em>“O fitneden korunun,</em></p>
<p><em>Ki sâde sizdeki erbâb-ı zulmü istîlâ</em></p>
<p><em>Eder de, suçsuz olan kurtulur değil aslâ!&#8230;”</em></p>
<p>Hesâb edin ne kadar bîgünâhın aktı kanı&#8230;</p>
<p>Beş on vatansız için nâra yakmayın vatanı!</p>
<p>Hudâ rızâsı için kaldırın nifâkı&#8230; Günah!</p>
<p>Alev saçaklara sarsın mı, yâ ibâdallâh!</p>
<p>Sararsa hangimizin hânümânı kurtulacak?</p>
<p>O bir tutuşmaya görsün, ne od kalır, ne ocak!</p>
<p>Neden beş altı vatansız beş altı kundakçı,</p>
<p>Yığın yığın buluyor arkasında yardakçı? … (6).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Fitne Ateşini Kur’an’ın Kılavuzluğuyla Söndürebilmek</strong></p>
<p>Fitne ateşini tutuşturanlara ve türlü yöntemlerle körükledikleri bu ateşi büyüterek sadece ümmet-i Muhammed’in umudu olan Türkiye’yi değil bütün Müslüman ülkeleri yakmayı amaçlayan şer ittifakına ve gönüllü uşaklarına fırsat vermemek ve azgın heveslerini kursaklarında bırakmak için Kur’an’ın kılavuzluğuna her zamankinden daha fazla muhtacız:</p>
<p>“<em>el-Fitnetu eşeddu mine’l-qatl</em>; <strong>Fitne</strong> çıkarmak adam öldürmekten daha kötüdür.” (Bakara, 2:191).</p>
<p>“<em>el-Fitnetu ekberu mine’l-qatl</em>; <strong>Fitne</strong> çıkarmak adam öldürmekten daha büyük bir olaydır.” (Bakara, 2:217).</p>
<p>“<em>Kullemâ ruddû ile’l-fitneti urkisû fîhâ</em>; Ne zaman (mü’minler aleyhine bir) <strong>fitne</strong>ye/entrikaya davet edilseler, içine balıklama dalarlar!” (Nisâ, 4:91).</p>
<p>“Ey Rasûl! Yürekten iman etmedikleri halde ağızlarıyla “iman ettik” diyen kimseler arasından inkârda birbirleriyle yarışanlar seni üzmesin; Yahudileşenler arasından <em>yalanı can kulağıyla dinleyen</em> ve sana başvurmak yerine <u>başka insanların laflarına kulak kesilenler</u> de.. Onlar, sözleri asıl <u>bağlamlarından kopararak</u> manalarını çarpıtırlar, “Eğer size şu tür bir öğreti verilirse hemen alın; yok verilmezse sakın yaklaşmayın!” derler. Allah birini <strong>fitne</strong>ye sokmayı dilemişse, Allah’ın onun hakkındaki iradesine hiçbir şekilde engel olamazsın. İşte onlar, <u>Allah’ın kalplerini temizlemek istemediği</u> kimselerdir; onları dünyada zillet, ahirette korkunç bir azap bekler.” (Mâide, 5:41).</p>
<p>“Zira kendilerine bir <strong>fitne</strong>/bela gelmeyeceğini sanarak <u>kör ve sağır davrandılar</u>. Sonra Allah onların tevbelerini kabul etti. Bunun ardından onların çoğu yine körleşti ve sağırlaştı: ama <u>Allah yaptıkları her şeyi görmektedir</u>.” (Mâide, 5:71).</p>
<p>“Bunun ardından, “Rabbimiz Allah’a yemin olsun ki, bizim amacımız O’na ortak koşmak değildi.” demekten başka bir fitnelik düşünemeyecekler.” (En’âm, 6:23).</p>
<p>“Musa, … &#8220;Rabbim!&#8221; dedi, &#8220;Şimdi <u>içimizdeki beyinsizlerin işledikleri yüzünden bizleri de helak eder misin</u>? Bu Senin fitneyle sınamandan başka bir şey değil; onunla dilediğini sapıklığa terk eder, dilediğini de doğru yola yöneltirsin!&#8230;” (A’râf, 7:155).</p>
<p>“Zira aklınızdan çıkarmayın ki, mallarınız ve çocuklarınız birer fitne/sınav aracıdır; ve bilin ki katında en büyük ecir bulunan Allah’tır!” (Enfâl, 8:28. Keza Teğâbun, 64:15).</p>
<p>“Artık onlarla fitne/zulüm sona erinceye ve hayatın Allah’a adanmasına (yönelik tüm baskılar kaldırılıncaya) kadar savaşın! Ne ki baskıya bir son verirlerse, unutmayın ki Allah onların yaptığı her şeyi görmektedir.” (Enfâl, 8:39).</p>
<p>“Nitekim, küfre saplananlar (da) <u>birbirleriyle dayanışma içindedirler</u>. Ancak, siz (mü’minler de) de böyle yapmadıkça (dayanışma içinde hareket etmedikçe) yeryüzünde zorbalık ve büyük bir baskı hakim olacaktır.” (Enfâl, 8:73).</p>
<p>“Eğer (münafıklar) sizinle birlikte sefere çıkmış olsalardı, sorun çıkarmaktan başka size bir katkıları olmayacaktı. Zira içinizden kendilerini can kulağıyla dinleyecek olanları görüp aranıza daha fazla fitne sokmak amacıyla saflarınıza daha bir sokulacaklardı: ama Allah o zalimleri çok iyi bilmektedir. Zaten onlar daha önce de fitne çıkarmaya çalışmışlar ve sana karşı türlü işler çevirmişlerdi; ta ki hak tecelli edinceye ve Allah’ın yasası onların hoşuna gitmeyecek bir biçimde gerçekleşinceye dek. Onlardan kimileri de &#8220;İzin ver bana, beni fitneye/günaha sokma!&#8221; der. Şu işe bakın ki, baştan ayağa günaha gömüldüler: Üstelik, nankörlükte ısrar edenler bir de cehennem tarafından kuşatılacaktır.” (Tevbe, 9:47-49).</p>
<p>“Görmüyorlar mı ki her yıl bir ya da iki kez fitneye (sınava, skandala) konu oluyorlar, sonra da ne tevbe ediyorlar ne de ders alıyorlar!” (Tevbe, 9:126).</p>
<p>“Yalnızca Allah’a güvenip dayandık: Rabbimiz! Bizi zalim bir topluluğun elinde fitne konusu yaparak rüsva etme!” (Yûnus, 10:85).</p>
<p>“Her can ölümü tadacaktır; şu da var ki, Biz sizi seçip ayırmak için hayır ve şer ile fitneye/sınava tabi tutuyoruz: zaten sonunda bize döneceksiniz.” (Enbiyâ, 21:35).</p>
<p>“Yine insanlardan kimileri de vardır ki, Allah’a (iman ve küfrü birbirinden ayıran) sınırda kulluk eder; öyle ki, eğer kendisine bir iyilik dokunsa onunla tatmin olup sevinç duyar; fakat başına bir fitne/musibet gelse yüzüstü dönüverir; dünyayı da ahireti de kaybeder: nitekim telafisi en zor kayıp da budur.” (Hacc, 22:11).</p>
<p>“(Allah’ın) Şeytan’ın engel koyma çabasına (izin vermesi), yalnızca kalplerinde bir tür hastalık bulunan ve iç dünyaları kararmış olan kimseleri sınamak içindir. İşte bu tür zalimler, kesinlikle derin bir yabancılaşma içindedirler.” (Hacc, 22:53).</p>
<p>“Rasul’ün davetini, sakın birbiriniz arasındaki herhangi bir davet gibi algılamayın! Doğrusu Allah, aranızdan kimselere sezdirmeden sıyrılıp çıkmak isteyenleri biliyor. Şu halde onun emrine karşı gelen kimseler, başlarına (bu dünyada) bir musibetin (ahirette ise) can yakıcı bir azabın gelmesinden sakınsınlar.” (Nur, 24:63).</p>
<p>“İnsanlar yalnızca &#8220;iman ettik&#8221; demekle, sınanıp denenmeden (fitneye; ayıklamaya tabi tutulmadan) bırakılacaklarını mı sanıyorlar?” (Ankebût, 29:2).</p>
<p>“Eğer şehirleri saldırıya uğrasaydı ve (düşman tarafından) fitne çıkarmaları istenseydi, (ikiyüzlüler) hiç tereddüt etmeden bunu hemen yaparlardı.” (Ahzâb, 33:14).</p>
<p>“Hiçbiriniz, kimseyi kendi heves ve ayartmalarınıza boyun eğdiremezsiniz (fitnecilik yapamazsınız)!” (Sâffât, 37:162).</p>
<p>“Ne zaman insanın başına bir zarar gelse Bize yalvarır; daha sonra kendisi katımızdan bir nimete kavuşsa &#8220;Bu servete ben sadece ve sadece kendi bilgim ve becerim sayesinde ulaştım&#8221; der; ama hayır, aksine o bir sınav (fitne) aracıdır: ne var ki onların çoğu bunu dahi kavrayamamaktadır.” (Zümer, 39:49).</p>
<p>“(Münafıklar) seslenecekler: ‘Biz sizinle beraber değil miydik?’ (Mü’minler) şöyle cevap verecekler: ‘Elbette! Ama siz kendi kendinizi fitneye/ tuzağa düşürdünüz; böylece (güya) kendinizi gözettiniz; kuşkuya kapıldınız, Allah’ın emri gelinceye kadar malum kuruntularla avundunuz; dahası, o (kafa) sizi Allah ile aldatarak gurura sürükledi.’” (Hadîd, 57:14).</p>
<p>“Rabbimiz! Bizi küfre gömülenlerin elinde fitne konusu/oyuncak etme! Ve günahlarımızı bağışla, ey Rabbimiz: Zira Sen, evet Sensin mutlak üstün ve yüce olan, Sensin her hükmünde tam isabet kaydeden!” (Mumtehane, 60:5).</p>
<p>“Mü’min erkekler ve mü’min kadınlara işkence yapıp da sonra pişman olmayanlar var ya: elbet onlar derin bir mahrumiyet gayyasını boylayacaklar ve onları harlı ateşin azabı bekleyecektir!” (Burûc, 85:10).</p>
<p>Kur’an-ı Kerim’de “fitne” kelimesinin geçtiği tüm âyetlerin meâlini vermek bahsi çok uzatacağından bu kadarla iktifa etmek durumundayız. Rabbim bizleri fitne ateşini tutuşturanlardan ve o ateşe bir şekilde odun taşıyanlardan muhafaza eylesin. Fitne ateşini söndürmek için el birliğiyle ıslah edici eylemler ortaya koyabilen sorumlu mü’minlerden olabilmek duasıyla…</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p>(1) M. Bâsim Mîkâtî vd.; <strong>el-Kutûf min Luğati’l-Kur’ân</strong>, Lübnan Nâşirûn Yayınları, Beyrut 2007,         s.779-780.</p>
<p>(2) Râğıb el-İsfahani, <strong>Müfredât</strong>, Çev. Yusuf Türker, Pınar Yayınları, İstanbul 2007, s.1117-1120.</p>
<p>(3) http://<strong>corpus.quran.com</strong>/qurandictionary.jsp?q=ftn</p>
<p>(4) Mehmet Okuyan; <strong>Kur’an Sözlüğü</strong>, Düşün Yayıncılık, İstanbul 2015, s.631-634.</p>
<p>(5) Mehmed Âkif; “<strong>Herkese Çarpan Fitne</strong>”, Sırât-ı Müstakîm, 3 Ekim 1912/ 20 Eylül 1328/ 22 Şevval 1330, c. 9-2, aded: 213-31, s. 81-82’den iktibasla: Mehmed Âkif; <strong>Tefsir Yazıları ve Vaazlar</strong>, Hazırlayan: M. Ertuğrul Düzdağ, DİB Yayınları, Ankara 2013, s.108-110.</p>
<p>(6) Mehmed Âkif Ersoy; <strong>Safahât</strong>, 4. Kitap: Fatih Kürsüsünde, Vâiz Kürsüde. Hazırlayan: Abdullah Uçman. Çağrı Yayınları İstanbul 2013, s.722-724.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.fethigungor.net/dirilis-postasi/fitne-atesine-odun-tasimamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>6</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
