<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>5:2 Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://p.fethigungor.net/etiket/52/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/etiket/52/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Feb 2017 13:26:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>İSLAM BİRLİĞİ’Nİ MUTTAKİ ULEMA ÖNDERLİĞİNDE TESİS ETMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/islam-birligini-muttaki-ulema-onderliginde-tesis-etmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/islam-birligini-muttaki-ulema-onderliginde-tesis-etmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2017 09:10:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[48:29]]></category>
		<category><![CDATA[49:9-10]]></category>
		<category><![CDATA[5:2]]></category>
		<category><![CDATA[5:54]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Beyan Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaleddin Afgani]]></category>
		<category><![CDATA[duygu birliği]]></category>
		<category><![CDATA[ehl-i İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Fetih]]></category>
		<category><![CDATA[Hucurât]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[İki Dil Bir Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[İslam kardeşliği]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ümmeti]]></category>
		<category><![CDATA[ittihad-ı İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[Mâide]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. Muhammed Ebu Zehra]]></category>
		<category><![CDATA[Rumeyse Gökbayrak Ömün]]></category>
		<category><![CDATA[Ümmet Birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=452</guid>

					<description><![CDATA[“… Erdemi ve takvayı/ilahi sorumluluk bilincini geliştirmede birbirinizle yardımlaşın, kötülüğü ve düşmanlığı artırmada değil; Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: Ve unutmayın ki Allah’ın intikamı çetindir!” (Mâide, 5:2). Mezhepler ve imamlarla ilgili muhalled eserleriyle alanında otorite olduğu müsellem Prof.Dr. Muhammed Ebu Zehra’dan ‘İslam Birliği’nin 14 asırlık tarihçesini özetleyen ilk bölümü geçen hafta paylaşmıştık. Bu hafta üstadın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">“… Erdemi ve takvayı/ilahi sorumluluk bilincini geliştirmede birbirinizle yardımlaşın, kötülüğü ve düşmanlığı artırmada değil; Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: Ve unutmayın ki Allah’ın intikamı çetindir!” </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">(Mâide, 5:2).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mezhepler ve imamlarla ilgili muhalled eserleriyle alanında otorite olduğu müsellem Prof.Dr. Muhammed Ebu Zehra’dan ‘İslam Birliği’nin 14 asırlık tarihçesini özetleyen ilk bölümü geçen hafta paylaşmıştık. Bu hafta üstadın “İslam Birliği” adlı eserinden ittihad-ı İslam’ın tercihe kalmış bir mesele olmayıp muttaki ulema önderliğinde tesis edilmesi gereken kaçınılmaz bir vecibe olduğuna dair bölümleri -eserin </span><span style="font-weight: 400;">60 yıl öncesinin şartlarında</span><span style="font-weight: 400;"> yayımlandığını hatırlatarak- özetle iktibas ediyoruz: </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Ümmeti Birlik ve Beraberliğe Çağırmayı Kaçınılmaz Bir Vecibe Görmek</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çağımız kelimenin tam anlamıyla İslam’ın gariplik çağıdır. O halde bizden bir grubun çıkıp </span><span style="font-weight: 400;">ümmeti birlik ve beraberliğe çağırması</span><span style="font-weight: 400;"> ve insanları bunun için teşvik etmesi kaçınılmaz bir vecibedir. Eğer hiç kimse bu sorumluluğu üstlenmezse İslam’ın izzeti ayaklar altına alınacak ve Müslümanlar tüm güçlerini yitireceklerdir. İslam ümmetin önderleri olan sahabe (ra) her ne ile ıslah oldularsa onları takip eden bizler de ancak ve ancak onunla ıslah olabiliriz. Ümmet mazisinde sahip olduğu güce ancak bu </span><span style="font-weight: 400;">mazinin temelini oluşturan sebeplere sarılarak</span><span style="font-weight: 400;"> yeniden kavuşabilecektir. Aksi takdirde imanın bir kıldığı bu ümmet, tarihinin ilk günlerinden ders alarak muhtaç olduğu gücü ortaya koymaz ve Müslümanları bir araya toplayan dininden destek almazsa, kaybettiği izzet ve şerefi yeniden kazanması mümkün değildir. Müslüman halklar bir araya gelip asla ayrılmayacakları ve hakkında ihtilafa düşmeyecekleri bu toparlayıcı mesele etrafında tek bir güce dönüştüklerinde, işte o vakit bu ortak hayali gerçekleşecek bir zemin bulmuş olur. (s.43).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçmişte bu konuyu göz ardı etmiş olsak da şu an üzerimize düşen, gözlerimizi dört açmamız ve uyanık olmamızdır. Zira başta gösterdiğimiz ihmalkârlık insan yiyen kurtların bizi bölge bölge, millet millet, taife taife parçalayıp yemelerine, bizimse insanlar arasında taksim edilmiş, üzerinde bazen ihtilaf dilen bazen de görüş birliğine varılan bir </span><span style="font-weight: 400;">ganimete dönüşmemize</span><span style="font-weight: 400;"> yol açmıştır! Bizler hiç baş kaldırmadan tamamen teslim olmuş halde onların yaptıklarını ve yapacaklarını gözlerken, düşmanlarımız bizim hakkımızda birbirleriyle istişare ediyorlar. Kılıçlarından çıkan kıvılcımları görüp onlarla ilk boynu vurulacak olanların bizler olduğunu hesap etmezken onlar kılıçlarını keskinleştiriyorlar! (s.45).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uyanmaya başlayan İslam dünyasındaki bölgesel ve yerel girişimler yeterli değilse de övgüye layıktır. İslam düşmanları, nüfuzlarının sonu olacağına ve sömürgelerini yok edeceğine dair öngörüleri nedeniyle bizlerin İslam masası etrafında bir araya gelmemize asla müsamaha göstermeyeceklerdir. O halde boyunduruktan kurtulana dek izlenecek tek yol, her bir bölgenin kendi topraklarında harekete geçmesidir. Eğer herkes kurtuluşa ererse işte o vakit izzet ve özgürlük üzere bir araya gelmek, dünya ve razı olunan din hakkında fikir yürütmek ve kıyamet gününe dek ölümsüz olan sesiyle bizlere seslenen hakkın çağrısına kulak vermek mümkün olur. (s.47).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Din Kardeşliği, Merhamet ve Sevgi Temelinde Bir Birlik Tesis Edebilmek</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gerçek ümmet fikri, ırkçılığın değil dinin gölgesinde yeşerir. Çünkü ırkçılık daimî bir surette bir ırkın diğerlerine karşı üstünlüğünü savunur! İslam adına bir araya gelmek, çekişme üzerine değil de bu yüce dinin teşvik ettiği </span><span style="font-weight: 400;">umumi bir kardeşlik ve merhamet içeren sevgi üzerine kurulu bir birlik</span><span style="font-weight: 400;"> düşüncesini ifade eder. Temeli İslam dini olan bir birlikte, cinsiyetler ve renkler arasında hiçbir fark gözetmeyen gerçek adalet tesis edilir. (s.65).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yücelik, soydan kaynaklanan bir niteliği temel almaksızın </span><span style="font-weight: 400;">iyilik ve takva temelleri üzerinde yürütülen</span><span style="font-weight: 400;"> ve soyun yüceliğini değil her insanın ortak hakkı olarak insan olmaktan doğan </span><span style="font-weight: 400;">değere saygıyı esas alan</span><span style="font-weight: 400;"> toplumlarda bulunur. Dinlerin sağlam ilkeleri esas alındığında cemaatleri dinî temeller üzerinde bina etmek yeryüzündekiler arasında ortaya çıkan birbirini yok etme eğilimini azaltmayı da hedefler. Her ne kadar tarih, din adına insanlar arasında gerçekleşen savaşları anlatıyor olsa da aslında bu, dinin özünden doğan bir durum değildir. Bilakis yalnızca </span><span style="font-weight: 400;">dini anlamadaki bir bozukluktan tezahür etmekte</span><span style="font-weight: 400;">dir. Zira din, hakikatlerini olması gerektiği gibi idrak edemeyen bazı kimselerin ruhlarında </span><span style="font-weight: 400;">milliyetçilik veya ırkçılığa benzer bir ideolojiye dönüşür</span><span style="font-weight: 400;">. Bu durumda ise </span><span style="font-weight: 400;">savaş</span><span style="font-weight: 400;">, din ve onun ilkelerinden değil </span><span style="font-weight: 400;">din kılığına girmiş ırkçılıktan kaynaklanmış olur</span><span style="font-weight: 400;">. Din ise bu günahtan berîdir. Savaş, dini hakikatlerin yanlış anlaşılmasından patlak vermiş ve böylece bu kimselerin ruhlarında din kılığındaki bir ırk taassubuna dönüşmüş ve aynı şahıslarca iyiliğin anlamı ve erdemin değeri kendilerine has manalar kazanmış olabilir. Bu ise ehl-i İslam’ın oluşturduğu bir topluluk değildir:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“… Erdemi ve takvayı/ilahi sorumluluk bilincini geliştirmede birbirinizle yardımlaşın, kötülüğü ve düşmanlığı artırmada değil; Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: Ve unutmayın ki Allah’ın intikamı çetindir!”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İslam’da bir araya gelmenin manasına işaret eden bu değiştirilemez hakikatler ancak İslam birliğinde bulunur ki bunlar kesinlikle fanatiklik, ırkçılık, milliyetçilik ve bölgecilik gibi olguları içermemektedir. (s.67-69).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Allah’ı ‘Bir’leyen İslam’ın ‘Ümmet Birliği’ni Hedeflediğine de İman Etmek</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İslam Tevhid dini olduğu gibi </span><span style="font-weight: 400;">kapsamlı ve toparlayıcı bir birliğin</span><span style="font-weight: 400;"> de dinidir. Birliğin manası ise üç toparlayıcı durum içerisinde gerçekleşir: Bunların ilki, her birimizin İslam’ın hükmüyle kardeşler olduğumuz ve </span><span style="font-weight: 400;">iman kardeşliğinin tüm milletler ve ırklardan daha üstün olduğu yönünde bir duygu birliğine varmamız</span><span style="font-weight: 400;">dır. Son Nebi’nin (s) hicretten sonra hayata geçirdiği ilk teklifî hüküm bizzat kurduğu sistemdeki </span><b>İslam kardeşliği</b><span style="font-weight: 400;">dir. Nitekim o (s), muhacir ve ensarı birbirleriyle kardeşler kıldığı gibi her iki fırkayı kendi içlerinde de birbirleriyle kardeş kılmıştır. Bu uygulamadan, toplumun her bir ferdinin kendilerini bir araya getiren ve gayrimüslimlerden ayıran </span><span style="font-weight: 400;">İslam kardeşliğini hissetmesi</span><span style="font-weight: 400;"> amaçlanmıştır. Bu kardeşliğe götüren sebeplerin günümüzde de sürmekte olduğu hususunda </span><span style="font-weight: 400;">görüş birliğine varmamız</span><span style="font-weight: 400;"> gerekir. Dinimizin emirleri gereği inandığımız ve reddettiğimiz hususlar ve bize yüklenen sorumluluklar bu kardeşlik için yeterlidir. Modern çağlardaki İslami dirilişin kurucusu Cemaleddin Afgani bu hususta şöyle demiştir: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Hakkın izzeti ve adaletin sırrı adına bana kulak verin; Eğer Müslümanlar içlerinden </span><span style="font-weight: 400;">ilimleriyle amel eden âlimlerin gözetiminde</span><span style="font-weight: 400;"> inanmış oldukları itikat üzere kalsalar, ruhları birbirleriyle tanışır ve </span><span style="font-weight: 400;">birlikleri kuvvetlenir</span><span style="font-weight: 400;">&#8230;” (s.73).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci durum ise yaşananlar karşısında </span><b>duygu birliği</b><span style="font-weight: 400;"> kurmayı sağlayan </span><span style="font-weight: 400;">kültürel, dilsel ve sosyal bir birlik</span><span style="font-weight: 400;"> kurmaktır. Öyle ki her bir Müslüman olayları din kardeşlerinin gözüyle okur. İçerisinde İslam’ı yıkmaya yönelik bir niyet taşıyan her cepheye savaş açıp dinin değerlerini ve Müslümanların izzetini yücelten her girişim üzerinde görüş birliğine varır. O halde, </span><span style="font-weight: 400;">İslam toplumu İslam’ın dosdoğru ilkeleri üzere kurulmalıdır</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üçüncü duruma gelince; </span><span style="font-weight: 400;">Müslüman bir bölge, din kardeşlerinin yaşadığı başka bir bölgeye ne ekonomik ne de silahlı bir savaş açabilir</span><span style="font-weight: 400;">! Nitekim bu, her şekliyle İslam’ın </span><span style="font-weight: 400;">gücünü azaltmak ve Müslümanların durumunu zayıflatmak</span><span style="font-weight: 400;"> anlamına gelir. İslam, Kur’an’ın diliyle bizlere Müslümanlardan iki grup birbirleriyle sürtüştüklerinde onlara nasihatte bulunmayı ve her bir Müslümanın din kardeşinin ihtiyacını gidermesini emreder. (s.75).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Şu hâlde müminlerden iki gurup çarpışırsa, aralarını bulun; fakat bir taraf diğerinin hakkına saldırırsa, siz de o haksız taraf ile Allah&#8217;ın emrine dönünceye kadar çarpışın; ama eğer (saldırganlıktan) vazgeçerse, tarafların arasını adaletle ayırın ve (bunun için gerekirse) kendi hakkınızdan feragat edin: çünkü Allah (barış için) fedakârlık edenleri sever. Müminler sadece kardeştirler; öyleyse </span><span style="font-weight: 400;">kardeşlerinizin arasını düzeltin</span><span style="font-weight: 400;"> ve Allah&#8217;a karşı sorumlu davranın ki, O&#8217;nun merhametine mazhar olasınız!” (Hucurât, 49:9-10). </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez. Onu tehlikede yalnız başına bırakmaz, onu düşmana teslim etmez. Kim bir Müslüman kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da o kimsenin bir ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümanın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet günü o kimsenin bir sıkıntısını giderir. Kim de bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da kıyamet günü o kimsenin bir ayıbını örter.” (Buhârî, Mezâlim 3 ve İkrâh 7; Müslim, Birr 58; Ebû Davud, Edeb 46; Tirmizî, Hudûd 3).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Müslümanlara Önderlik Edecek İlmî Bir Topluluk Oluşturabilmek </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Müslümanlar arasında İslami kültür birliğinin sağlanması için gerekli çalışmayı yapacak ilmî bir topluluğa ihtiyaç bulunmaktadır. Her İslami bölgeden mensupları bulunacak bu topluluk tüm Müslümanları mükemmel şekilde temsil eder. Bölünmenin sebeplerini araştıracak bu topluluk gayrimüslimler arasında İslam’ın yayılması için de çaba sarf edecektir. İslam’ın hakikatlerini açıklayan araştırmalar kaleme almak, bunları yeryüzünde kullanılan dillere tercüme etmek, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan Müslümanları İslam’ın hükümleri konusunda bilgilendirmek ve bilinçlendirmek bu topluluğun başlıca görevleri olacaktır. Çoğunluğun ortaya koyduğu hüküm tarafında ortak bir görüş benimseyecek olan bu topluluk farklı konularda uzmanlar da istihdam eder. Çeşitli komisyonlar oluşturur ve öne çıkmış tüm İslam beldelerinde incelemeler yapmak üzere ofisler kurar. Bu yolla iletişim ağını gerçekleştirir ve yeryüzünün her bir köşesindeki İslami bölgeler arasında tanışıklığı sağlamış olur&#8230; (133-137).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İslami tanışıklığın belirli bir sisteme oturtulması, birliğin sağlanması adına kaçınılmaz bir görevdir. Nitekim, Müslümanlar hakkında tek dilekleri karışıklık ve bozulması olan kimseler, İslami tanışıklığın gücünü anlamış ve Müslümanları birbirlerinin içinde bulundukları hallerden habersiz bırakmak için ellerinden geleni yapmışlardır. Tüm İslam beldelerinde fizikî ve beşerî zenginliklerimizi inceleyen merkezler kurulmalıdır. Müslümanlar sahip oldukları kaynakları fark edip bunları kullanmaya başladıklarında yeryüzünün medar-ı iftiharı bir güç haline gelirler. Bu güç karşısında düşmanlar titrer; her bir beyanlarının etkisiyle uykuları kaçar. Böylece İslam ümmeti, kendisine karşı birleşen düşmanlar ve güya yardımda bulunan sömürgeci güçler karşısında miskin muhtaçlar gibi boynu bükük ve çaresiz beklemekten kurtulmuş olur!&#8230; (s.145).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>İslam Birliğini Kurmanın </b><b>Zorunlu Bir Görev</b><b> Olduğunu İdrak Etmek</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Arzuladığımız İslam Birliği şu değerler üzerinde kurulacaktır:</span></p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Bu birlik, Müslümanları hak ve adaletle idare eden hiçbir yöneticinin otoritesine dokunmaz.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Aynı surette İslam beldelerinde belirli bir yönetim şeklini de zorunlu kılmaz. </span><span style="font-weight: 400;">Hakkı ve adaleti sağladığı ve İslam’ın yüce değerlerini gerçekleştirdiği sürece</span><span style="font-weight: 400;"> her bölge kendi yönetim şeklini belirlemekte özgürdür.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">İslami birliğin manası, kendimizi kalbimizin derinliklerine uzanan </span><span style="font-weight: 400;">sapasağlam bağlar ile birbirimize bağlı farz etmek</span><span style="font-weight: 400;">tir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">İslam</span><span style="font-weight: 400;">, başka hiçbir ilah tanımaksızın yalnızca Allah’ı mabut olarak gören bir ‘tevhid dini’ olduğu gibi tüm Müslümanları toparlayıp içine alan bir </span><span style="font-weight: 400;">birlik ve beraberliğin de dinidir</span><span style="font-weight: 400;">.” (s.7).</span></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">“Dinin kesin bir surette farz kıldığı </span><span style="font-weight: 400;">İslami birliğin kurulması zorunlu bir iştir</span><span style="font-weight: 400;">. Birliğin gerçekleşmesinin karşısında duran ve bundan hoşlanmayanlar ancak ve ancak kâfirler ya da onları dost kabul edenler olacaktır. </span><span style="font-weight: 400;">İslam ümmetinin çıkarları ancak birliğin kurulması ile gerçekleşebilir</span><span style="font-weight: 400;">. Yeryüzünde varlığını ve gücünü kanıtlamış bir toplum olarak </span><span style="font-weight: 400;">yaşama hakkı yalnızca birlikle elde edilir</span><span style="font-weight: 400;">. Eğer bu hakikati anlayamazsak toprağın altında olmamız üstünde olmamızdan çok daha hayırlı demektir. Düşmanlarımıza karşı ayağa dikilmemiz ve boğazlarımızdaki sömürge zincirlerini söküp atmamız için gerekli güç artık elimizdedir. Eğer bu fırsatı değerlendiremezsek Allah’ın bizlere bahşettiği nimetlere karşı nankörlük etmiş ve </span><span style="font-weight: 400;">özgürlüğü reddederek zillete razı olmuş,</span><span style="font-weight: 400;"> hattâ </span><span style="font-weight: 400;">iman dairesinden çıkmış oluruz</span><span style="font-weight: 400;">! Zira Allah (c) müminlerin vasıflarını kesin bir surette açıklar (s.205): </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Allah onları sever, onlar da Allah&#8217;ı; müminlere karşı alçakgönüllü, kâfirlere karşı onurlu davranırlar; Allah yolunda tüm çabalarını sergiler, kınayacak olanın kınamasından da korkmazlar&#8230;” (Mâide, 5:54).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Muhammed Allah&#8217;ın Elçisi&#8217;dir ve onun safında olanlar, hakkı inkâr edenlere karşı kararlı ve tavizsiz, </span><span style="font-weight: 400;">birbirlerine karşı</span><span style="font-weight: 400;"> ise </span><span style="font-weight: 400;">çok merhametlidirler</span><span style="font-weight: 400;">…” (Fetih, 48:29).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Allah’ım bize izzeti istemeyi ilham et, bizi izzet yolunda yürümeye ve onun zorluklarına katlanmaya muktedir kıl ve bizi insanlık için hayırlı bir ümmet eyle…” (s.207).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Kaynak:</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Muhammed Ebu Zehra. (2016). </span><b>İslam Birliği</b><span style="font-weight: 400;"> (</span><i><span style="font-weight: 400;">el-Vahdetu’l-İslamiyye</span></i><span style="font-weight: 400;">), çev. Rumeyse Gökbayrak Ömün, “İki Dil Bir Kitap” serisi içinde, Arapça-Türkçe, İstanbul: Beyan Yayınları, s.43-145. </span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/islam-birligini-muttaki-ulema-onderliginde-tesis-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ZULME UĞRAMAYI ZULMETME GEREKÇESİ YAPMAMAK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/zulme-ugramayi-zulmetme-gerekcesi-yapmamak/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/zulme-ugramayi-zulmetme-gerekcesi-yapmamak/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2016 10:51:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[2014 Hollanda İnsan Hakları Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[30:22]]></category>
		<category><![CDATA[5:2]]></category>
		<category><![CDATA[5:8]]></category>
		<category><![CDATA[5:8-11]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Yükleyen]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı Sağ]]></category>
		<category><![CDATA[Bokoharam]]></category>
		<category><![CDATA[Bosna]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Cezayir]]></category>
		<category><![CDATA[DAİŞ]]></category>
		<category><![CDATA[Elkaide]]></category>
		<category><![CDATA[Eşşebab]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Okumuş]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Serbest]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda İnsan Hakları Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda İnsan Hakları Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda'nın 11 Eylül'ü]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Irak]]></category>
		<category><![CDATA[IŞİD]]></category>
		<category><![CDATA[islamofobi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[İZÜ]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Canatan]]></category>
		<category><![CDATA[Leefbaar Naderland]]></category>
		<category><![CDATA[Libya]]></category>
		<category><![CDATA[Marksist]]></category>
		<category><![CDATA[Mısır]]></category>
		<category><![CDATA[Namık Kemal]]></category>
		<category><![CDATA[Pim Fortuyn]]></category>
		<category><![CDATA[PKK]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Taliban]]></category>
		<category><![CDATA[Theo Van Gogh]]></category>
		<category><![CDATA[Tunus]]></category>
		<category><![CDATA[Wilders]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=245</guid>

					<description><![CDATA[“&#8230; Hıncınız, onlara saldırganlık yapmanıza yol açmasın; erdem ve takvâda birbirinizle dayanışma içinde olun, günahkârca kötülük ve düşmanlıkta değil; artık Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: Çünkü Allah’ın cezası pek çetindir.”  (Mâide, 5:2) &#160; &#160; Hakikat Şimşeğinin Çakması İçin Fikirleri Çarpıştırmak Batı’nın müspet yönlerini alıp hak ihlâllerini ve iki yüzlülüklerini teşhir eden yeni bilim adamı tipinin [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“&#8230; Hıncınız, onlara saldırganlık yapmanıza yol açmasın; erdem ve takvâda birbirinizle dayanışma içinde olun, günahkârca kötülük ve düşmanlıkta değil; artık Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: Çünkü Allah’ın cezası pek çetindir.”  (Mâide, 5:2)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Hakikat Şimşeğinin Çakması İçin Fikirleri Çarpıştırmak</strong></p>
<blockquote><p>Batı’nın müspet yönlerini alıp hak ihlâllerini ve iki yüzlülüklerini teşhir eden yeni bilim adamı tipinin ortaya çıkması, işlerin rayına oturacağını müjdelemektedir.</p></blockquote>
<p>Nâmık Kemâl’in meşhur vecizesi “<em>Bârika-i hakîkat müsâdeme-i efkârdan çıkar</em>.” fehvasınca, “2014 Yılı Hollanda İnsan Hakları Raporu”nu özetleyen iki hafta önceki yazıma gelen yorum ve eleştirilere bu hafta da devam etmek mecburiyeti hasıl oldu. Zira, son derece nitelikli değerlendirmelerle meseleye katkı yapan kıymetli hocalarım ve dostlarım, bir taraftan Batı ile diğer taraftan da kendi toplumumuzla nasıl bir ıslah edici ilişki biçimi geliştirebileceğimize ilişkin fikir ve öneriler serdetti. İslam âleminin mevcut perişan vaziyetinden bir çıkış yolu bulabilmesinde kıvılcım görevi görebileceğini düşündüğüm bu kıymetli değerlendirmelerden bazılarını selam, taltif ve teşekkür cümlelerini çıkararak ve zaruri tashihlerle iktifa ederek takdirlerinize arz ediyorum:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Mazlumiyeti Zalimliğe Gerekçe Yapmadan İlerlemek</strong></p>
<blockquote><p>250 yıldır bilimsel yöntemlerle çalışan sömürgecilik faaliyetini bilmeden ve buna karşı nasıl kendimizi koruyup geliştireceğimizi düşünmeden sürekli Müslümanları eleştirmek bindiğimiz dalı kesmek demektir.</p></blockquote>
<p>“Özellikle insan hakları alanında İslâm dünyası olarak ilmî çalışmalara ihtiyacımız var, bunun da kurumsal yapılması gerekir. Elbette fertler olarak bizler çalışacağız, ama daha verimli, kuşatıcı ve uluslararası olmasını istiyorsak mutlaka kurumları faaliyete geçirmek lazım. Kurumlara değer katanlar ilim ve fikir adamları olduğuna göre onlara da gereken ortamı ve maddi imkânı hazırlamak gerekir. Bunlar olmadan yapacağımız çalışmalar sadece teselli mahiyetinde olacaktır.</p>
<p>‘Çuvaldızı kendimize batıralım’ bölümündeki yorumları yazanlar, 200-250 yıllık gelişmeleri iyi tahlil etmeden yazmışlar. Elbette birinci derecede şart olan kendimizi değiştirmektir, ama 250 yıldır bilimsel yöntemlerle çalışan sömürgecilik faaliyetini bilmeden ve ona karşı nasıl kendimizi koruyup geliştireceğimizi düşünmeden sürekli Müslümanları eleştirmek bindiğimiz dalı kesmek demektir. Burada yapılması gerekenler bizden kaynaklanan eksiklikleri tespit edip çözüm yollarını aramaktır. Bunu da imkânlarımız ölçüsünde gerçekleştirmektir.</p>
<p>2014&#8217;te Hollanda ile ilgili insan hakları raporunun Müslümanlar tarafından hazırlanması ve sorgulanması, İslâm dünyasının kendine geldiğinin bir göstergesidir. İnşaallah çok iyi bir başlangıç olan bu çalışmanın devamı gelir ve benzer çalışmalar yapılır.&#8221; (Dr. Mehmet Çelen).</p>
<p>“Yaşadığımız dünyada gerginlikler, zorbalıklar ve vandallıklar maalesef hız kazanarak ilerlemekte. Temelindeki sebep, basit egolar ve bilgi çağında kabaran cehalet dalgalarıdır. Dikta heveslisi yönetimler insanların cehaletle yoğrulmuş inanç tutkularını, din ve mezhep sistemlerindeki karmaşayı insafsızca, hattâ hayasızca kullanarak, iktidarlarını sürdürmeye çalışıyorlar. Yer yüzünde kaosu kabartmaktan medet umuyorlar!</p>
<p>Bu ahvalde, akl-ı selimi öne çıkararak, geçmişten ders alarak, insan olmanın kadrini anlatarak, sahnedeki kabadayılara bir şey anlatmanın tek yolu şimdilik, yine bilgi çağında olmanın avantajını kullanarak, dinler, mezhepler ve devletler arasında müspet diyalog çarelerini geliştirmektir. Bu da bilgi, birikim ve vicdan sahibi bilim inanlarının sesini yükseltmesi ile mümkün olabilir. Aksi halde, rehavet uykusuna dalmış Batı medeniyeti ile cehalet denizinde çırpınan İslam âleminin dünyamızı ve insanlığı sürüklediği uçurumdan sonra, alınacak derse gerek bile kalmayabilir!” (Yaşar Nogay).</p>
<p>“Her olayın iki yönü vardır. Burada eleştirilen Batı’nın yaptığı ve bunu ne için yapmak istediğidir. Buna sebebiyet vermede orada yaşayan Müslümanların vebali olmuş olabilir, bu ayrı bir konudur ve maalesef acıdır. Asıl acı olan insan hataları üzerinden mükemmel bir din olarak tamamlanmış İslamiyet’e saldırılması ve her kötülüğün tek sorumlusu olarak dinimizin görülmesidir. Aslında bu, dinimizi tanımadığımız, öğrenmediğimiz ve bunun için çaba harcamadığımızdan dolayıdır. Sosyal medyaya gösterdiğimiz özeni, ayırdığımız vakti, her iki dünyamızı kurtaracak güzide dinimiz ve Güzeller Güzeli Efendimiz&#8217;i (sa) tanımak için  ayırmıyoruz. Rehber mükemmel olunca her şey mükemmel olacaktır, teknolojik seviye bile. Biraz bu konuda düşünelim.” (Prof.Dr. Ayşe Karan)</p>
<p>“Batı toplumunun kendi çıkarları dâhilinde dile getirdiği hak söylemine karşı biz Müslüman toplumların resmi raporlar ile bilgilendirilmemizin önemi yanında sürecin çözümü için nasıl bir tavır sergilememiz gerektiğinin ortaya konması da çok mühimdir. İnandığımız gibi, inancımızın insanlara verdiği değerin bilincinde olarak yaşamamız gerekli iken, bırakınız Batı&#8217;yı, ülkemizde dahi yaşanan hak ihlâlleri bizim de karnemizde kırık notlar olduğuna işarettir. Çözüm yine inançlı bireylerin dik duruşu ile gerçekleşecektir.” (Drs. Beyza Erkoç).</p>
<p>“Batı karşısında denge sağlayacak, iyiliği emreden kötülükten men eden bir güç dünyada henüz kurulmadı. BM gibi güçler zaten Batı’nın hegemonyasında. Bizim yapabileceğimiz; hak arama ve adalet temelli yazı, şiir, film vb. araçlarla insan hakları aktivizmine destek olmaktır. Mesela, Filistin zumlunu anlatan edebî eser oranı ile Yahudilerin sözde soykırımını anlatan edebî eser oranı binde bir düzeyinde.” (İlyas Kelek).</p>
<p>“Hak ihlâli çalışmalarının islamofobinin artmasını tetikleyen diğer ülkeler ile ilgili de yapılmasını ve bunun dünya medyasında çarpıcı bir şekilde yer alması için stratejilerin üretilmesini temenni ediyor, genç araştırmacıların bu konuda daha fazla gayret göstereceklerini ve sorumluluk alacaklarını ümit ediyorum.</p>
<p>Bu arada, İslam düşmanlığını tetikleme aracı olarak kullanılan Işid ve benzeri enstrümanların kimler tarafından, ne zaman, hangi stratejilerle üretildiğini belgelerle ortaya koyan çalışmaların yapılarak etkili bir şekilde dünya gündemine taşınmasının yollarını aranmanın da faydalı olacağı kanaatindeyim.” (Prof.Dr. Ramazan Evren, İZÜ. Mütevelli Heyeti Başkanı).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>“Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem!”</strong></p>
<blockquote><p>Batılılar ileride kendi toplumlarının da Müslüman olmalarından korktukları için bu tepkiyi göstermektedirler. Ama ne yapsalar boş! Artık tılsımları bozuldu.</p></blockquote>
<p>“Hollanda Örneğinde Batı’nın Hak İhlallerini Görebilmek” başlıklı makalenizi okudum.  Müslümanların dünyadan elini eteğini çektikten sonra materyalist bir felsefe ile Rönesans ve reformunu gerçekleştiren Batı’nın 300 yıllık bilim-teknoloji destekli dünya hâkimiyeti hem gezegenimiz olan dünyaya, hem de bütün insanlığa -özellikle İslam âlemine- çok pahalıya mal oldu.</p>
<p>Öncelikle Müslümanların dışında insanlığa yaptıklarına bakalım. Batı’nın Amerika kıtasının keşfinden sonra yerli halka soy kırım ve Afrika zencilerini nasıl köleleştirerek insanlık suçu işlediklerine dünya şahit oldu. Bu menfur cinayetler üzerine kurulan ABD’nin insan hakları havarisi kesilmesi ve buna karşı bu cinayetlerini film haline getirerek ekonomik sömürüye dönüştürmelerini anlamak mümkün değil. Vietnam’da, Kore’de birinci ve ikinci dünya savaşlarında yaptıkları insan katliamlarına dünya tarihte şahit olmamıştır. Günümüzde hala birçok Asya, Afrika ve Amerika ülkesi resmen müstemleke veya fiilen sömürülmektedir. Evet, tespitinize katılıyorum: ‘Batı mazide  kalan hesabı verilmemiş ağır hak ihlâlleri karnesine her gün yenileri eklemeye devam etmektedir.’</p>
<p>Dünya hâkimiyetini Osmanlı’dan devralan Batı, Müslümanları kendi yurtlarında da rahat bırakmadı. Yerli işbirlikçileri ile eylem birliği yapan Batı başta her İslam ülkesi Müslüman olmayan Batılı kafalarca yönetildi. Batı, İslam ülkelerinde kendileriyle uyumlu ama yönetilen toplumla uyumsuz yönetimleri, insan hakları ihlâllerine rağmen başta tutmaktadır. İradelerinin dışında onların güdümünde olmayan yönetimler gelmişse darbelerle, halk ayaklanmalarıyla, ekonomik ambargolarla onları baştan indirmişlerdir. Bizim yaşadığımız darbelerin altından hep Batı çıkmıştır. Cezayir’de, Tunus’ta, Mısır’da, Libya’da bunun örneklerini gördük. Baskın sömürü odaklı kültür emperyalizmiyle bütün İslam âlemi asimile edilmeye çalışıldı. Ajanlarıyla, misyonerleriyle ülkeleri bir ahtapot gibi sararak her hayırlı harekete takoz olmaya çalıştılar. Batı güdümündeki üniversitelerimiz özgün bilgi üreterek ülkesini kalkındırma noktasında bir benlik geliştirememiştir. Batı bizim zeki insanlarımızı kendi ülkesinde istihdam etmesini bilmiştir. Batı bu hegemonyasıyla insanımızın ve toplumumuzun öz benini yok ederek sürüleştirmiştir. Hayranlıkta o kadar ileri gittik ki her güzelliğin adresini Batı’da arar olduk. ABD’nin işgal ettiği her İslam ülkesinde cehalet bataklığında tepkisel Müslüman yaftalı bir terör örgütü çıkararak İslam karalanmaya çalışılmıştır. Elkaide, Taliban, Bokoharam, Eşşebab ve Daiş gibi uluslararası terör örgütlerini Batı kasıtlı çıkardı ve şimdi bu terör örgütlerinden kendisi korkmaktadır. Türkiye’deki Marksist PKK’nın hamisi Batı ülkeleridir.</p>
<p>Yazınızdaki şu tespite katılıyorum: “Kendilerinin desteklediği zalim yönetimler eliyle rutine bindirdikleri hak ihlâllerini ‘azgelişmiş’ ya da ‘gelişmekte olan’ diye tanımladıkları ülkelerin bir sorunu, hatta kaderi gibi yansıtan Batı, ‘gelişmiş’ olduğunu iddia ettiği sömürgeci devletlerin insan hak ve hürriyetlerine hiç de saygılı olmadığını saklayamaz hale gelmiştir.” Demokrasi, insan hakları, hürriyet, özgürlük gibi kulağa hoş gelen ne kadar kavram varsa hepsi Batı ülkeleri için hak, ama İslam ülkeleri için fantezi kabul edilir. Menfaatleri ile çatışmadığı ve sömürülerini devam ettirdikleri müddetçe isterse halkına zulmeden despot yönetimler olsun fark etmez, Batı için muteberdir.</p>
<p>Batı ülkelerinde Müslümanlar gerek halk, gerekse devlet tarafından horlanmaktadırlar. Raporlara dayandırarak ortaya koyduğunuz makalenizde Hollanda örneğinden Batı’nın hepsi için şu sonuca varmak mümkündür: Sevgi, saygı, kardeşlik ve adalet kendilerine; nefret, kibir, şiddet, düşmanlık ve zulüm bize reva görülmektedir. Batı’da Müslümanlar hoşgörü, çok kültürlülük, demokratlık, refahın adil paylaşımını görmediler; her zaman emekleri sömürüldü, sosyal varlıkları ile horlandılar, aşağılandılar. Bir de İslam ülkelerinde İslam adına çıkarılan uluslararası ölçekteki terör örgütleri bahane edilerek aşağılamanın dibine indiler. O kadar aşağıladılar ki, Mekke müşriklerini aratmadılar! Başörtüsünden dolayı horlanan, hakaret edilen Müslüman kadınlar, camilere yapılan çirkin saldırılar, Müslüman olduğu anlaşılınca toplumdan dışlamalar, her gün medyadan okuduğumuz menfur olaylar bu tezi ispat etmektedir. Batı’da sosyal demokratlar da dâhil bütün toplumda İslam karşıtlığı gittikçe hız kazanmaktadır. Batı, ülkelerindeki Müslümanları başka ülkelerin insanları gibi tamamen asimile edeceğini zannediyordu. Fire vermelerine rağmen Müslümanlar büyük ölçekte Batı medeniyetine teslim olmadılar, bilakis birçok alanda Batılıları etkilemeyi başardılar. İslam’ın etkinliğini gören Batılılar ileride kendi toplumlarının da Müslüman olmalarından korktukları için bu tepkiyi göstermektedirler. Ama ne yapsalar boş! Artık tılsımları bozuldu. Batılı değerler kendi toplumlarının içini boşalttı. Zirveden aşağı iniş başladı. Çok uzun sürmeyecek, Batı çökecek!</p>
<p>Üç yüz yıllık dünya hegemonyasında Batı, İslam ülkelerine uluslararası arenada hiç söz hakkı tanımadı. Filistin’de İsrail devletini kurduran Batı Ortadoğu’da Müslümanları katlederken, bir buçuk milyarlık İslam âleminin yaptığı şey gösteriden başka bir şey değildir. Dünya siyaset sahnesinde İslam ülkeleri sadece birer uydudur. Günümüz dünyasındaki savaşlar bütünüyle İslam ülkelerindedir. Bir İslam ülkesi Batı’nın bombalarıyla imha edilirken diğerleri de eli kolu bağlı sırasını beklemektedir. Batı İslam ülkelerindeki mezhep, ırk, meşrep ve kültürel farklılıkları kullanarak Müslümanları sürekli ayrıştırmakta ve çatıştırmaktadır. Bu metotla İslam ülkelerini kendi içlerinde nötrleştirmektedirler. Günümüz dünyasında en rezil hayat Müslümanlara reva görülmektedir!” (Ethem Paksoy).</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Özgüven Aşılayan Cesur Adımlar Atmak </strong></p>
<blockquote><p>Demokrasi, insan hakları, özgürlük gibi kulağa hoş gelen ne kadar kavram varsa hepsi Batı ülkeleri için hak, ama İslam ülkeleri için fantezi kabul edildi!</p></blockquote>
<p>Senelerdir kendi mahrem bilgilerini bilâ bedel Batı’ya servis eden kimliksiz bilim ajanları yerine Batı’nın müspet yönlerini alıp hak ihlâllerini ve iki yüzlülüklerini teşhir eden yeni bir bilim adamı tipinin ortaya çıkması, âlem-i İslam’ın iki asırdır ters giden gidişatının müspet yönde değişmeye başladığını göstermekte, işlerin rayına oturacağını da müjdelemektedir.</p>
<p>Özgüven aşılayıcı örnek bir çalışma niteliğindeki “2014 Yılı Hollanda İnsan Hakları Raporu”na emeği geçen akademisyenleri tebrik ediyor, hakikat ışığının karanlıkları aydınlatması için bu konuda kıymetli fikirlerini paylaşan hocalarıma ve dostlarıma şükranlarımı sunuyorum.</p>
<p>Her alanda derin tecrübeler biriktiren, zulüm karanlıklarının dibini gören insanlık âleminin artık çıkış yolunu aramaya koyulacağına, dolayısıyla kıyametin daha uzun süre kopmayacağına, henüz yolun yarısına bile varmayan büyük insanlık ailemizin Rabbimizin önerdiği selam yurdunu inşa edeceğine bütün benliğimle inanıyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Selam, dua ve muhabbetlerimle&#8230;</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/zulme-ugramayi-zulmetme-gerekcesi-yapmamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“2014 YILI HOLLANDA İNSAN HAKLARI RAPORU”NU  KENDİ SINIRLARI ÇERÇEVESİNDE DEĞERLENDİRMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/2014-yili-hollanda-insan-haklari-raporunu-kendi-sinirlari-cercevesinde-degerlendirmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/2014-yili-hollanda-insan-haklari-raporunu-kendi-sinirlari-cercevesinde-degerlendirmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2016 10:00:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkın Elinden Tutmak]]></category>
		<category><![CDATA[2014 Hollanda İnsan Hakları Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[30:22]]></category>
		<category><![CDATA[5:2]]></category>
		<category><![CDATA[5:8]]></category>
		<category><![CDATA[5:8-11]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Yükleyen]]></category>
		<category><![CDATA[Aşırı Sağ]]></category>
		<category><![CDATA[Bosna]]></category>
		<category><![CDATA[Çeçenistan]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Okumuş]]></category>
		<category><![CDATA[Fatih Serbest]]></category>
		<category><![CDATA[Fransa]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda İnsan Hakları Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda İnsan Hakları Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Hollanda'nın 11 Eylül'ü]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Irak]]></category>
		<category><![CDATA[IŞİD]]></category>
		<category><![CDATA[islamofobi]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[İZÜ]]></category>
		<category><![CDATA[Kadir Canatan]]></category>
		<category><![CDATA[Leefbaar Naderland]]></category>
		<category><![CDATA[Pim Fortuyn]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[Theo Van Gogh]]></category>
		<category><![CDATA[Tunus]]></category>
		<category><![CDATA[Wilders]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=242</guid>

					<description><![CDATA[“SİZ ey iman edenler! Allah için, hakkı ayağa kaldırarak adâletin timsali olun ve birilerine olan nefretiniz sizi adâletten sapmaya sevk etmesin! Âdil olun, bu, takvâya daha yakındır: Artık Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Şüphe yok ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Mâide, 5:8). Yazıyı Diriliş Postası web sitesinden okumak için tıklayın. Eleştiri ve Önerilerden İstifade Edebilmek [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>“SİZ ey iman edenler! Allah için, hakkı ayağa kaldırarak adâletin timsali olun<br />
ve birilerine olan nefretiniz sizi adâletten sapmaya sevk etmesin! Âdil olun, bu, takvâya daha yakındır: Artık Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun!<br />
Şüphe yok ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.” (Mâide, 5:8).</p></blockquote>
<p><a href="http://dirilispostasi.com/n-4240-2014-yili-hollanda-insan-haklari-raporunu-kendi-sinirlari-cercevesinde-degerlendirmek.html" target="_blank">Yazıyı Diriliş Postası web sitesinden okumak için tıklayın.</a></p>
<p><strong>Eleştiri ve Önerilerden İstifade Edebilmek</strong></p>
<blockquote><p>Önce kendi halimize bakmamız ve kendimize çekidüzen vermemiz gerekir. Bunun yanında içeriden ve dışarıdan haksızlık yapanların haksızlıklarını da yüzlerine vurmak ve haksızlıkları önlemeye çalışmak da gerekir.</p></blockquote>
<p>Geçen haftaki yazımda, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi (İZÜ) tarafından yayınlanan “2014 Yılı Hollanda İnsan Hakları Raporu”nu özetleyerek Hollanda örneğinde Avrupa’da genelde göçmen ve azınlıklara, özelde Müslümanlara reva görülen hak ihlallerine dikkat çekmiştim. Bu hafta sizlerle Hollanda’da hak ihlallerine ilişkin yazıma gelen tepkileri, yorum, değerlendirme ve önerileri özetle paylaşmak istiyorum. Bu vesileyle Diriliş Postası’nda çıkan yazılarıma yorum yazan, çoğu şahsi e-postama değerlendirmelerini gönderen muhterem okurlara can u gönülden şükranlarımı arz ediyorum. Görüşlerinden memnuniyetle istifade ettiğimi, yazıları şahsi siteme yüklerken gelen tepki ve teklifleri dikkate alarak güncellediğimi, değer verip zaman ayırarak kanaatlerini paylaştıkları için kendilerine minnettar olduğumu bilmelerini isterim.</p>
<p>Prof. Dr. Kadir Canatan direktörlüğünde uzman bir ekip tarafından hazırlanan ve Hollanda toplumunun 2000’li yılların başından itibaren hızlı ve derin bir olumsuz dönüşüm yaşadığını ortaya koyan Rapor’a göre, Hollanda’nın ünlü hoşgörüsünün yerini yabancı düşmanlığı ve özellikle İslam karşıtlığı, sosyal refahının yerini sosyal hakların kısıtlanması, demokratlık ve çoğulculuğunun yerini zoraki uzlaşı ve tekseslilik, çokkültürlülüğünün yerini ise asimilasyon taraftarlığı almıştır. Rapora gelen eleştirileri şu şekilde özetlemek mümkündür:</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Rapordan Memnuniyet Duyan ve Destek Veren Değerlendirmeler</strong></p>
<p>“Kendileri dışındaki insanları önce kendilerinin hizmetçisi ve kölesi olarak gören kibirli ve küstah batı aklının yine aynı insan topluluklarına yönelik hazırlattıkları hak ihlalleri raporlarının kendi karanlık dünyalarını örtmeye yönelik bir tutum olduğunu ifade edebilecek içerikte bir çalışma, müstefit oldum. Hollanda ile sınırlı kalmamasını dilerim.”</p>
<p>“Aslında bu tür çalışmalar yürütecek enstitülere fon ayırmak ve hak ihlallerini araştıran araştırmacıları desteklemek gerekir.”</p>
<p>“Güce sahip ülkeler, ne yazık ki geliyorum diyen yeni bir felaketin yolunu hazırlamaktan kendilerini alamıyorlar. Güç sarhoşluğu denen, böyle bir şey demek ki.”</p>
<p>“Devamını dilerim. Bu özgüvenli yaklaşım şart ve maalesef çok geç bile kaldık.”</p>
<p>“Hak kavramı batılı bir zihinde “çıkar” ifadesiyle kendine yer bulduğu surece ihlaller süregelen bir politika olarak devam edecektir. Öznenin nesneye karşı belirleyiciliği ne ise Batı çıkarcılığı İngiliz-Yahudi medeniyeti gölgesinde durumumuz fetret devrimiz son buluncaya kadar devam edecektir. Kurumsallaşmış, hakkı referans alan bir liderliğin dirilişi ve kavramsal bir meydan okuma başlangıcına ihtiyacımız var.”</p>
<p>“Bunlar hayran olduğumuz Avrupa&#8217;nın ikiyüzlülüğünün en bariz tezahürlerinden. Kendileri Müslümanların aleyhine olacak olaylara zemin hazırlayıp, yine kendileri kıyametler koparıyorlar. Bunun tek bir nedeni var; İslam düşmanlığı. İçi kof, ahlaksız, vicdansız nesiller yetiştirmek istiyorlar da onun için en büyük engel olarak dini görüyorlar. Allah kör olmuş vicdanlarını ve gözlerini bir an önce açsın&#8230;”</p>
<p>“Görünen o ki, ötekine saygı ya da hoşgörü, ötekiyle gerçek anlamda yüzleşmeden anlaşılamıyor&#8230; Batılıların kendileri gibi düşünmeyenlere reva gördüklerini anlamak için geçmişten bu güne ortaya koydukları uygulamalara bakmak yeterli olur herhalde&#8230; Hem Batılılar için hem de bütün insanlığın hayrı için bu coğrafyada yaşayan sıradan insanın kendi gerçekliği ile karşılaşmasını sağlayacak çalışmaları çoğaltmak gerekiyor.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Çuvaldızı Kendimize Batırmayı Öneren Eleştiriler</strong></p>
<p>“Sürekli olarak Avrupa üniversiteleri, ülkemiz hakkında kasıtlı raporlar yayınlarken, böyle bir girişim yararlı olmuş. Zaten Avrupa ülkeleri insan hakları ve özgürlükleri, kendi yurttaşlarına harfiyen uyguluyor. Bu bağlamda, Türkiye gibi gelişen Müslüman ülkelerinin de kendi iç yönetimlerini sorgulayıp neden kendi yurttaşlarına yüksek standartta bir sistem sunamadıklarını gözden geçirmeleri gerekiyor. Kendi evini güzel imkânlarıyla refaha erdiremeyenlerin, diğer komşularından yüksek beklentiler içerisinde olması da çok mantıklı değil.”</p>
<p>“Araştırma konusu sadece Hollanda için değil kimisinde daha az kimisinde oldukça ileri düzeyde olmak üzere bir çok Batılı ülke için de geçerlidir. Dileyelim de şimdiki seviyesinden ileriye doğru değil geriye doğru bir seyir izlesin. Konunun kökü tarihin derinliklerindedir ve tek yönlü değil çok yönlüdür. Sömürgeciliğin başladığı günden ele alıp bu güne gelmeyi gerektirir. İslam Konferansı gibi yapılar, fakir İslâm ülkelerini ve insanlarını biraz olsun kalkındırabilmiş olabilseydi, mezhep farkı yüzünden İslam ülkelerinin birbirleriyle savaşıyor olmalarını engelleyebilseydi Batı dünyasındaki İslam karşıtlığı acaba bu günkü seviyeye ulaşabilir miydi? Hiç kuşkusuz ırkçılık çok kötü bir şey, ama mezhepçilik de  İslam coğrafyası için çok önemli bir problem.”</p>
<p>“Batı’daki Müslümanları da biraz eleştirseydik keşke. Onlar da sütten çıkmış ak kaşık değiller.”</p>
<p>“Batı görevini yapıyor. Bizi üzen tarafı bize yaptırılması. Suç; hazırcı, kolaycı, mazeretçi, rivayet kültürüne sıkı sıkıya bağlı cahil kardeşlerimizindir.”</p>
<p>“Avrupa&#8217;da yaşayan İslam dünyası kökenli insanların tümünü müslüman kategorisine sokmak yanlıştır. Ayrıca, Müslümanlardan kaynaklanan korku, neden İslam’a mal ediliyor ki? Batılı insanların Müslümanlardan korkmaları için yeteri kadar sebepleri var. Avrupa&#8217;daki terörün teolojik temelleri ve bu temelleri yaşatan aktörleri var&#8230; Müslümanların yirminci yüzyıldan beri içinde bulundukları kurban psikolojisinden kendilerini kurtarmaları gerekiyor. Batı’da artan ırkçılığı hepimiz görüyor ve şahidi oluyoruz. Fakat Batı’daki müslüman düşmanlığının Müslümanlarla yakından ilişkisi olduğunu da inkâr etmemek gerekir.”</p>
<p>“Adamlar bir sistem kurmuş ve bu sistemin en önemli halkası kendi öz halkı. Sistem bu halkın refahı için işliyor. Sonradan vatandaş olanlar ya da göçmenler zincirin sonraki zayıf halkaları. Ülkenin iki seçeneği var: Birincisi; zayıf halkaların kuvvetlenmesini ve ana merkezle kenetlenmesini sağlamak/beklemek. İkincisi de; zayıf halkalardan kurtulmak. İhlal diye adlandırılan olayların tümü ikinci seçeneğe çıkıyor ve ben ülke politikası olarak birinci seçeneğin denenmeden ikinci seçeneğe geçildiğini düşünmüyorum. Elbette bu, Batı’nın doyumsuz bir canavara dönmüş varlığını görmeme engel değil; fakat sorunları ihlallerin ötesinde aramalıyız. Mesela o ihlale uğrayan kimselerin, özellikle de Müslümanların taa kendilerinde&#8230;</p>
<p>Bu insanların gördüğü zulümlerin tek suçlusunun Batı olduğunu düşünmüyorum. İlk suçlu, son iki yüz yıldır yeryüzü sahnesinde doğru dürüst hiçbir şey üretememiş, ne insanlığa ne kendisine doğru düzgün bir faydası olmayan  Müslümanlar değil midir? Bizim Batı düşmanlığından çok Batı’nın ürettiği sistemi kavrayıp, sıfırdan bir sistem üretmeye gitme mecburiyetimiz var. Biz bunu yapmazsak yüz yıl sonra da Batı hâlâ vahşi diye anılır, ama ölenler sadece gariban Müslümanlar olur. İşin ilginç yanı da şudur ki; ölümden kaçan gariban Müslümanlar, zalim ve vahşi diye nitelendirdiğimiz Batı’ya gitmek için denizlerde ölmekte; sınırlarında hayvan muamelesi görmeye razı gelmektedir!”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Raporun Daha Etkin Sonuçlar Doğurabilmesi İçin Önerilen Fikirler</strong></p>
<blockquote><p>Elbette bir konuyu müspet ve menfi yönleriyle bir arada değerlendirmek icap eder. Lâkin, söz konusu çalışmanın bir yıla mahsus <u>hak ihlallerini</u> konu alan mahdut bir rapor olduğunu unutmamak gerekir.</p></blockquote>
<p>“Raporun devamında çözüm için Batı’nın ve İslami camianın neler yapması gerektiği irdelenmeli. Müslümanların bu sorunun ve çözümün bir parçası olduğunu anlama vakti çoktan geldi. Yabancılarla ilişkimizi fıkhın gayrimüslim algısından çıkarıp, insan eksenli bir ilişki geliştirmenin çözüme çok önemli katkısı olacağını düşünüyorum.”</p>
<p>“Rapor kitabı birkaç gündür elimde&#8230; Hollanda ile ilgili olumlu tarafların da yazılması gerekir. Resmi diller, eyalet sistemi, milli gelir, insan temel hak ve özgürlükleri, eğitim, saydamlık vs. Belki bu rapordan Türkiye&#8217;de barış, güvenlik ve huzur için bazı örnekler de alınabilir.”</p>
<p>“Keşke diğer dillere de çevrilip Batı&#8217;nın idrakine sunulsa, eylemlerine ve kirli fikirlerine ayna olsa bu ve benzeri çalışmalar.”</p>
<p>“Harika bir gelişme. Sayılarının artmasını umuyorum. Umutsuzluk zincirlerinin kırılması ve İslam dünyasının özgürleşmesi için, Batı araştırmaları son derece önemli. Ne yazık ki şiddet ile İslam dünyası özdeşleştirildi. Nesne konumundan çıkabilmemiz için oksidantalizm çalışmaları kaçınılmaz. Ülke yönetiminin yapması gereken; psikologları, sosyologları, ilahiyatçıları Batı&#8217;ya gönderip inceletmesi, sonuçları rapor ettirmesi ve TRT World ve TRT Arapça kanalları aracılığıyla dünyanın gündemine taşımasıdır.” (Amerika ve Fransa&#8217;daki hak ihlallerine ilişkin bir makalesi Haksöz dergisinin Ocak 2016 sayısında yayımlanan Murat Kayacan).</p>
<p>“Yazının sonuna eklediğiniz Hz. Peygamber’in hadisinde belirtildiği gibi <strong>kötülerden hareketle  kötü olmak nasıl ki doğru değilse</strong>, her toplumun kendine göre kültürü, değer yargıları, insanlık ve ahlak anlayışı, sosyal hayatı, dinamikleri ve beklentileri olduğunu da unutmadan önce kendi halimize bakmamız ve kendimize çekidüzen vermemiz gerektiğini, bunun yanında içeriden ve dışarıdan haksızlık yapanların haksızlıklarını da yüzlerine vurmayı ve önlemeye çalışmayı İslam’ın  <em>emr bilmaruf ve nehy anilmünker</em> farzının gereği olduğunu bilemiz gerekir.” (Prof. Dr. İbrahim Sarmış).</p>
<p>Rapor hakkındaki değerlendirme ve önerilerin rapor sahiplerince dikkate alınacağından kuşkum yok. Nezaketli cevapları ve kıymetli değerlendirmeleri için tüm okurlara yürekten teşekkür ediyorum. Son derece haklı tespitleri var. Değerlendirmelerinin büyük çoğunluğunda hemfikiriz. Şahsımı, sorunu kendimizde arayan, kendimizi değiştirmedikçe durumun değişmeyeceğini savunan ekolün mensubu addediyorum. Çuvaldızı kendimize batıran ve çözüm yollarını arayan yaklaşımıma Diriliş Postası’nda çıkan yazılarımı takip edenler şahittir.</p>
<p>Elbette bir konuyu müspet ve menfi yönleriyle bir arada değerlendirmek icap eder. Lâkin, söz konusu çalışmanın genel bir Batı ya da Hollanda değerlendirmesi değil, bir yıla mahsus <u>ihlalleri</u> konu alan mahdut bir rapor olduğu unutulmamalıdır. 182 sayfalık “2014 Yılı Hollanda İnsan Hakları Raporu”nu iki sayfada özetleyip, iki sayfa da yorum ekleyerek okurun dikkatine sundum. Maksat kamuoyunun dikkatini rapora çekmek idi. Bu maksadın kendi çevremde hasıl olduğunu düşünüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Erdemli ve Sorumlu Davranmada Dayanışma İçinde Olabilmek</strong></p>
<p>Büyük insanlık âilemiz, Allah Teâlâ’nın kıyamete dek kendilerine hayat kılavuzu olarak gönderdiği Kitab-ı Kerîm’inde apaçık beyan buyurduğu şu evrensel mesajları okur, anlar ve uygularsa dâreyn saadetine nâil olacaktır:</p>
<p>“&#8230; Sizi Mescid-i Haram’dan alıkoyanlara olan hıncınız, onlara saldırganlık yapmanıza yol açmasın (Zulme uğramayı zulmetme gerekçesi yapmayın!); erdem ve takvada (sorumluluk bilinciyle davranmada) birbirinizle dayanışma içinde olun, günahkârca kötülük ve düşmanlıkta değil; artık Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: Çünkü Allah’ın cezası pek çetindir.”  (Mâide, 5:2).</p>
<p>“8. SİZ ey iman edenler! Allah için, hakkı ayağa kaldırarak adâletin timsali olun ve birilerine olan nefretiniz sizi adâletten sapmaya sevk etmesin! Âdil olun, bu Allah’a karşı sorumluluk bilinci olan takvaya daha yakındır: Artık Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Şüphe yok ki Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.</p>
<ol start="9">
<li>Allah, inanan ve ıslah edici iyi işler yapanlara günahlarının affedileceğini ve muhteşem bir ödüle kavuşacaklarını vaad etmiştir.</li>
<li>İnkâra saplanan ve mesajlarımızı yalanlayanlara gelince: kavurucu ateşin ashabı olanlar işte onlardır.</li>
<li>Siz ey iman edenler! Hatırlayın Allah’ın üzerinizdeki nimetini! Hani size bir toplum el uzatmaya kalkışmıştı da, onların elinden sizi kurtarmıştı? Şu hâlde Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun! Ve mü’minler artık yalnızca Allah’a güvensinler.” (Mâide, 5:8-11).</li>
</ol>
<p>&nbsp;</p>
<p>“Asr şahit olsun. Elbet insanoğlu tarifsiz bir kayıptadır; ancak, Allah&#8217;a inanıp güvenenler, erdemli ve sorumlu davrananlar; yani birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler bundan müstesnadır.” (Asr Sûresi, 103:1-3).</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/2014-yili-hollanda-insan-haklari-raporunu-kendi-sinirlari-cercevesinde-degerlendirmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
