<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>48:29 Arşivleri - Prof. Dr. Fethi Güngör</title>
	<atom:link href="https://p.fethigungor.net/etiket/4829/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://p.fethigungor.net/etiket/4829/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Feb 2017 13:26:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.1</generator>
	<item>
		<title>İSLAM BİRLİĞİ’Nİ MUTTAKİ ULEMA ÖNDERLİĞİNDE TESİS ETMEK</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/islam-birligini-muttaki-ulema-onderliginde-tesis-etmek/</link>
					<comments>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/islam-birligini-muttaki-ulema-onderliginde-tesis-etmek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2017 09:10:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Diriliş Postası]]></category>
		<category><![CDATA[Mütefekkir Ulemâdan İstifade Edebilmek]]></category>
		<category><![CDATA[48:29]]></category>
		<category><![CDATA[49:9-10]]></category>
		<category><![CDATA[5:2]]></category>
		<category><![CDATA[5:54]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[Beyan Yayınları]]></category>
		<category><![CDATA[Cemaleddin Afgani]]></category>
		<category><![CDATA[duygu birliği]]></category>
		<category><![CDATA[ehl-i İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Fetih]]></category>
		<category><![CDATA[Hucurât]]></category>
		<category><![CDATA[Hz. Muhammed]]></category>
		<category><![CDATA[İki Dil Bir Kitap]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[İslam kardeşliği]]></category>
		<category><![CDATA[İslam ümmeti]]></category>
		<category><![CDATA[ittihad-ı İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[Mâide]]></category>
		<category><![CDATA[müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. Muhammed Ebu Zehra]]></category>
		<category><![CDATA[Rumeyse Gökbayrak Ömün]]></category>
		<category><![CDATA[Ümmet Birliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=452</guid>

					<description><![CDATA[“… Erdemi ve takvayı/ilahi sorumluluk bilincini geliştirmede birbirinizle yardımlaşın, kötülüğü ve düşmanlığı artırmada değil; Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: Ve unutmayın ki Allah’ın intikamı çetindir!” (Mâide, 5:2). Mezhepler ve imamlarla ilgili muhalled eserleriyle alanında otorite olduğu müsellem Prof.Dr. Muhammed Ebu Zehra’dan ‘İslam Birliği’nin 14 asırlık tarihçesini özetleyen ilk bölümü geçen hafta paylaşmıştık. Bu hafta üstadın [&#8230;]]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">“… Erdemi ve takvayı/ilahi sorumluluk bilincini geliştirmede birbirinizle yardımlaşın, kötülüğü ve düşmanlığı artırmada değil; Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: Ve unutmayın ki Allah’ın intikamı çetindir!” </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">(Mâide, 5:2).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mezhepler ve imamlarla ilgili muhalled eserleriyle alanında otorite olduğu müsellem Prof.Dr. Muhammed Ebu Zehra’dan ‘İslam Birliği’nin 14 asırlık tarihçesini özetleyen ilk bölümü geçen hafta paylaşmıştık. Bu hafta üstadın “İslam Birliği” adlı eserinden ittihad-ı İslam’ın tercihe kalmış bir mesele olmayıp muttaki ulema önderliğinde tesis edilmesi gereken kaçınılmaz bir vecibe olduğuna dair bölümleri -eserin </span><span style="font-weight: 400;">60 yıl öncesinin şartlarında</span><span style="font-weight: 400;"> yayımlandığını hatırlatarak- özetle iktibas ediyoruz: </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Ümmeti Birlik ve Beraberliğe Çağırmayı Kaçınılmaz Bir Vecibe Görmek</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çağımız kelimenin tam anlamıyla İslam’ın gariplik çağıdır. O halde bizden bir grubun çıkıp </span><span style="font-weight: 400;">ümmeti birlik ve beraberliğe çağırması</span><span style="font-weight: 400;"> ve insanları bunun için teşvik etmesi kaçınılmaz bir vecibedir. Eğer hiç kimse bu sorumluluğu üstlenmezse İslam’ın izzeti ayaklar altına alınacak ve Müslümanlar tüm güçlerini yitireceklerdir. İslam ümmetin önderleri olan sahabe (ra) her ne ile ıslah oldularsa onları takip eden bizler de ancak ve ancak onunla ıslah olabiliriz. Ümmet mazisinde sahip olduğu güce ancak bu </span><span style="font-weight: 400;">mazinin temelini oluşturan sebeplere sarılarak</span><span style="font-weight: 400;"> yeniden kavuşabilecektir. Aksi takdirde imanın bir kıldığı bu ümmet, tarihinin ilk günlerinden ders alarak muhtaç olduğu gücü ortaya koymaz ve Müslümanları bir araya toplayan dininden destek almazsa, kaybettiği izzet ve şerefi yeniden kazanması mümkün değildir. Müslüman halklar bir araya gelip asla ayrılmayacakları ve hakkında ihtilafa düşmeyecekleri bu toparlayıcı mesele etrafında tek bir güce dönüştüklerinde, işte o vakit bu ortak hayali gerçekleşecek bir zemin bulmuş olur. (s.43).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçmişte bu konuyu göz ardı etmiş olsak da şu an üzerimize düşen, gözlerimizi dört açmamız ve uyanık olmamızdır. Zira başta gösterdiğimiz ihmalkârlık insan yiyen kurtların bizi bölge bölge, millet millet, taife taife parçalayıp yemelerine, bizimse insanlar arasında taksim edilmiş, üzerinde bazen ihtilaf dilen bazen de görüş birliğine varılan bir </span><span style="font-weight: 400;">ganimete dönüşmemize</span><span style="font-weight: 400;"> yol açmıştır! Bizler hiç baş kaldırmadan tamamen teslim olmuş halde onların yaptıklarını ve yapacaklarını gözlerken, düşmanlarımız bizim hakkımızda birbirleriyle istişare ediyorlar. Kılıçlarından çıkan kıvılcımları görüp onlarla ilk boynu vurulacak olanların bizler olduğunu hesap etmezken onlar kılıçlarını keskinleştiriyorlar! (s.45).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uyanmaya başlayan İslam dünyasındaki bölgesel ve yerel girişimler yeterli değilse de övgüye layıktır. İslam düşmanları, nüfuzlarının sonu olacağına ve sömürgelerini yok edeceğine dair öngörüleri nedeniyle bizlerin İslam masası etrafında bir araya gelmemize asla müsamaha göstermeyeceklerdir. O halde boyunduruktan kurtulana dek izlenecek tek yol, her bir bölgenin kendi topraklarında harekete geçmesidir. Eğer herkes kurtuluşa ererse işte o vakit izzet ve özgürlük üzere bir araya gelmek, dünya ve razı olunan din hakkında fikir yürütmek ve kıyamet gününe dek ölümsüz olan sesiyle bizlere seslenen hakkın çağrısına kulak vermek mümkün olur. (s.47).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Din Kardeşliği, Merhamet ve Sevgi Temelinde Bir Birlik Tesis Edebilmek</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gerçek ümmet fikri, ırkçılığın değil dinin gölgesinde yeşerir. Çünkü ırkçılık daimî bir surette bir ırkın diğerlerine karşı üstünlüğünü savunur! İslam adına bir araya gelmek, çekişme üzerine değil de bu yüce dinin teşvik ettiği </span><span style="font-weight: 400;">umumi bir kardeşlik ve merhamet içeren sevgi üzerine kurulu bir birlik</span><span style="font-weight: 400;"> düşüncesini ifade eder. Temeli İslam dini olan bir birlikte, cinsiyetler ve renkler arasında hiçbir fark gözetmeyen gerçek adalet tesis edilir. (s.65).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yücelik, soydan kaynaklanan bir niteliği temel almaksızın </span><span style="font-weight: 400;">iyilik ve takva temelleri üzerinde yürütülen</span><span style="font-weight: 400;"> ve soyun yüceliğini değil her insanın ortak hakkı olarak insan olmaktan doğan </span><span style="font-weight: 400;">değere saygıyı esas alan</span><span style="font-weight: 400;"> toplumlarda bulunur. Dinlerin sağlam ilkeleri esas alındığında cemaatleri dinî temeller üzerinde bina etmek yeryüzündekiler arasında ortaya çıkan birbirini yok etme eğilimini azaltmayı da hedefler. Her ne kadar tarih, din adına insanlar arasında gerçekleşen savaşları anlatıyor olsa da aslında bu, dinin özünden doğan bir durum değildir. Bilakis yalnızca </span><span style="font-weight: 400;">dini anlamadaki bir bozukluktan tezahür etmekte</span><span style="font-weight: 400;">dir. Zira din, hakikatlerini olması gerektiği gibi idrak edemeyen bazı kimselerin ruhlarında </span><span style="font-weight: 400;">milliyetçilik veya ırkçılığa benzer bir ideolojiye dönüşür</span><span style="font-weight: 400;">. Bu durumda ise </span><span style="font-weight: 400;">savaş</span><span style="font-weight: 400;">, din ve onun ilkelerinden değil </span><span style="font-weight: 400;">din kılığına girmiş ırkçılıktan kaynaklanmış olur</span><span style="font-weight: 400;">. Din ise bu günahtan berîdir. Savaş, dini hakikatlerin yanlış anlaşılmasından patlak vermiş ve böylece bu kimselerin ruhlarında din kılığındaki bir ırk taassubuna dönüşmüş ve aynı şahıslarca iyiliğin anlamı ve erdemin değeri kendilerine has manalar kazanmış olabilir. Bu ise ehl-i İslam’ın oluşturduğu bir topluluk değildir:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“… Erdemi ve takvayı/ilahi sorumluluk bilincini geliştirmede birbirinizle yardımlaşın, kötülüğü ve düşmanlığı artırmada değil; Allah’a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun: Ve unutmayın ki Allah’ın intikamı çetindir!”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İslam’da bir araya gelmenin manasına işaret eden bu değiştirilemez hakikatler ancak İslam birliğinde bulunur ki bunlar kesinlikle fanatiklik, ırkçılık, milliyetçilik ve bölgecilik gibi olguları içermemektedir. (s.67-69).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Allah’ı ‘Bir’leyen İslam’ın ‘Ümmet Birliği’ni Hedeflediğine de İman Etmek</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İslam Tevhid dini olduğu gibi </span><span style="font-weight: 400;">kapsamlı ve toparlayıcı bir birliğin</span><span style="font-weight: 400;"> de dinidir. Birliğin manası ise üç toparlayıcı durum içerisinde gerçekleşir: Bunların ilki, her birimizin İslam’ın hükmüyle kardeşler olduğumuz ve </span><span style="font-weight: 400;">iman kardeşliğinin tüm milletler ve ırklardan daha üstün olduğu yönünde bir duygu birliğine varmamız</span><span style="font-weight: 400;">dır. Son Nebi’nin (s) hicretten sonra hayata geçirdiği ilk teklifî hüküm bizzat kurduğu sistemdeki </span><b>İslam kardeşliği</b><span style="font-weight: 400;">dir. Nitekim o (s), muhacir ve ensarı birbirleriyle kardeşler kıldığı gibi her iki fırkayı kendi içlerinde de birbirleriyle kardeş kılmıştır. Bu uygulamadan, toplumun her bir ferdinin kendilerini bir araya getiren ve gayrimüslimlerden ayıran </span><span style="font-weight: 400;">İslam kardeşliğini hissetmesi</span><span style="font-weight: 400;"> amaçlanmıştır. Bu kardeşliğe götüren sebeplerin günümüzde de sürmekte olduğu hususunda </span><span style="font-weight: 400;">görüş birliğine varmamız</span><span style="font-weight: 400;"> gerekir. Dinimizin emirleri gereği inandığımız ve reddettiğimiz hususlar ve bize yüklenen sorumluluklar bu kardeşlik için yeterlidir. Modern çağlardaki İslami dirilişin kurucusu Cemaleddin Afgani bu hususta şöyle demiştir: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Hakkın izzeti ve adaletin sırrı adına bana kulak verin; Eğer Müslümanlar içlerinden </span><span style="font-weight: 400;">ilimleriyle amel eden âlimlerin gözetiminde</span><span style="font-weight: 400;"> inanmış oldukları itikat üzere kalsalar, ruhları birbirleriyle tanışır ve </span><span style="font-weight: 400;">birlikleri kuvvetlenir</span><span style="font-weight: 400;">&#8230;” (s.73).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci durum ise yaşananlar karşısında </span><b>duygu birliği</b><span style="font-weight: 400;"> kurmayı sağlayan </span><span style="font-weight: 400;">kültürel, dilsel ve sosyal bir birlik</span><span style="font-weight: 400;"> kurmaktır. Öyle ki her bir Müslüman olayları din kardeşlerinin gözüyle okur. İçerisinde İslam’ı yıkmaya yönelik bir niyet taşıyan her cepheye savaş açıp dinin değerlerini ve Müslümanların izzetini yücelten her girişim üzerinde görüş birliğine varır. O halde, </span><span style="font-weight: 400;">İslam toplumu İslam’ın dosdoğru ilkeleri üzere kurulmalıdır</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üçüncü duruma gelince; </span><span style="font-weight: 400;">Müslüman bir bölge, din kardeşlerinin yaşadığı başka bir bölgeye ne ekonomik ne de silahlı bir savaş açabilir</span><span style="font-weight: 400;">! Nitekim bu, her şekliyle İslam’ın </span><span style="font-weight: 400;">gücünü azaltmak ve Müslümanların durumunu zayıflatmak</span><span style="font-weight: 400;"> anlamına gelir. İslam, Kur’an’ın diliyle bizlere Müslümanlardan iki grup birbirleriyle sürtüştüklerinde onlara nasihatte bulunmayı ve her bir Müslümanın din kardeşinin ihtiyacını gidermesini emreder. (s.75).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Şu hâlde müminlerden iki gurup çarpışırsa, aralarını bulun; fakat bir taraf diğerinin hakkına saldırırsa, siz de o haksız taraf ile Allah&#8217;ın emrine dönünceye kadar çarpışın; ama eğer (saldırganlıktan) vazgeçerse, tarafların arasını adaletle ayırın ve (bunun için gerekirse) kendi hakkınızdan feragat edin: çünkü Allah (barış için) fedakârlık edenleri sever. Müminler sadece kardeştirler; öyleyse </span><span style="font-weight: 400;">kardeşlerinizin arasını düzeltin</span><span style="font-weight: 400;"> ve Allah&#8217;a karşı sorumlu davranın ki, O&#8217;nun merhametine mazhar olasınız!” (Hucurât, 49:9-10). </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez. Onu tehlikede yalnız başına bırakmaz, onu düşmana teslim etmez. Kim bir Müslüman kardeşinin ihtiyacını giderirse, Allah da o kimsenin bir ihtiyacını giderir. Kim bir Müslümanın sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet günü o kimsenin bir sıkıntısını giderir. Kim de bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da kıyamet günü o kimsenin bir ayıbını örter.” (Buhârî, Mezâlim 3 ve İkrâh 7; Müslim, Birr 58; Ebû Davud, Edeb 46; Tirmizî, Hudûd 3).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Müslümanlara Önderlik Edecek İlmî Bir Topluluk Oluşturabilmek </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Müslümanlar arasında İslami kültür birliğinin sağlanması için gerekli çalışmayı yapacak ilmî bir topluluğa ihtiyaç bulunmaktadır. Her İslami bölgeden mensupları bulunacak bu topluluk tüm Müslümanları mükemmel şekilde temsil eder. Bölünmenin sebeplerini araştıracak bu topluluk gayrimüslimler arasında İslam’ın yayılması için de çaba sarf edecektir. İslam’ın hakikatlerini açıklayan araştırmalar kaleme almak, bunları yeryüzünde kullanılan dillere tercüme etmek, dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan Müslümanları İslam’ın hükümleri konusunda bilgilendirmek ve bilinçlendirmek bu topluluğun başlıca görevleri olacaktır. Çoğunluğun ortaya koyduğu hüküm tarafında ortak bir görüş benimseyecek olan bu topluluk farklı konularda uzmanlar da istihdam eder. Çeşitli komisyonlar oluşturur ve öne çıkmış tüm İslam beldelerinde incelemeler yapmak üzere ofisler kurar. Bu yolla iletişim ağını gerçekleştirir ve yeryüzünün her bir köşesindeki İslami bölgeler arasında tanışıklığı sağlamış olur&#8230; (133-137).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İslami tanışıklığın belirli bir sisteme oturtulması, birliğin sağlanması adına kaçınılmaz bir görevdir. Nitekim, Müslümanlar hakkında tek dilekleri karışıklık ve bozulması olan kimseler, İslami tanışıklığın gücünü anlamış ve Müslümanları birbirlerinin içinde bulundukları hallerden habersiz bırakmak için ellerinden geleni yapmışlardır. Tüm İslam beldelerinde fizikî ve beşerî zenginliklerimizi inceleyen merkezler kurulmalıdır. Müslümanlar sahip oldukları kaynakları fark edip bunları kullanmaya başladıklarında yeryüzünün medar-ı iftiharı bir güç haline gelirler. Bu güç karşısında düşmanlar titrer; her bir beyanlarının etkisiyle uykuları kaçar. Böylece İslam ümmeti, kendisine karşı birleşen düşmanlar ve güya yardımda bulunan sömürgeci güçler karşısında miskin muhtaçlar gibi boynu bükük ve çaresiz beklemekten kurtulmuş olur!&#8230; (s.145).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>İslam Birliğini Kurmanın </b><b>Zorunlu Bir Görev</b><b> Olduğunu İdrak Etmek</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Arzuladığımız İslam Birliği şu değerler üzerinde kurulacaktır:</span></p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Bu birlik, Müslümanları hak ve adaletle idare eden hiçbir yöneticinin otoritesine dokunmaz.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Aynı surette İslam beldelerinde belirli bir yönetim şeklini de zorunlu kılmaz. </span><span style="font-weight: 400;">Hakkı ve adaleti sağladığı ve İslam’ın yüce değerlerini gerçekleştirdiği sürece</span><span style="font-weight: 400;"> her bölge kendi yönetim şeklini belirlemekte özgürdür.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">İslami birliğin manası, kendimizi kalbimizin derinliklerine uzanan </span><span style="font-weight: 400;">sapasağlam bağlar ile birbirimize bağlı farz etmek</span><span style="font-weight: 400;">tir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">İslam</span><span style="font-weight: 400;">, başka hiçbir ilah tanımaksızın yalnızca Allah’ı mabut olarak gören bir ‘tevhid dini’ olduğu gibi tüm Müslümanları toparlayıp içine alan bir </span><span style="font-weight: 400;">birlik ve beraberliğin de dinidir</span><span style="font-weight: 400;">.” (s.7).</span></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">“Dinin kesin bir surette farz kıldığı </span><span style="font-weight: 400;">İslami birliğin kurulması zorunlu bir iştir</span><span style="font-weight: 400;">. Birliğin gerçekleşmesinin karşısında duran ve bundan hoşlanmayanlar ancak ve ancak kâfirler ya da onları dost kabul edenler olacaktır. </span><span style="font-weight: 400;">İslam ümmetinin çıkarları ancak birliğin kurulması ile gerçekleşebilir</span><span style="font-weight: 400;">. Yeryüzünde varlığını ve gücünü kanıtlamış bir toplum olarak </span><span style="font-weight: 400;">yaşama hakkı yalnızca birlikle elde edilir</span><span style="font-weight: 400;">. Eğer bu hakikati anlayamazsak toprağın altında olmamız üstünde olmamızdan çok daha hayırlı demektir. Düşmanlarımıza karşı ayağa dikilmemiz ve boğazlarımızdaki sömürge zincirlerini söküp atmamız için gerekli güç artık elimizdedir. Eğer bu fırsatı değerlendiremezsek Allah’ın bizlere bahşettiği nimetlere karşı nankörlük etmiş ve </span><span style="font-weight: 400;">özgürlüğü reddederek zillete razı olmuş,</span><span style="font-weight: 400;"> hattâ </span><span style="font-weight: 400;">iman dairesinden çıkmış oluruz</span><span style="font-weight: 400;">! Zira Allah (c) müminlerin vasıflarını kesin bir surette açıklar (s.205): </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Allah onları sever, onlar da Allah&#8217;ı; müminlere karşı alçakgönüllü, kâfirlere karşı onurlu davranırlar; Allah yolunda tüm çabalarını sergiler, kınayacak olanın kınamasından da korkmazlar&#8230;” (Mâide, 5:54).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Muhammed Allah&#8217;ın Elçisi&#8217;dir ve onun safında olanlar, hakkı inkâr edenlere karşı kararlı ve tavizsiz, </span><span style="font-weight: 400;">birbirlerine karşı</span><span style="font-weight: 400;"> ise </span><span style="font-weight: 400;">çok merhametlidirler</span><span style="font-weight: 400;">…” (Fetih, 48:29).</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Allah’ım bize izzeti istemeyi ilham et, bizi izzet yolunda yürümeye ve onun zorluklarına katlanmaya muktedir kıl ve bizi insanlık için hayırlı bir ümmet eyle…” (s.207).</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Kaynak:</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Muhammed Ebu Zehra. (2016). </span><b>İslam Birliği</b><span style="font-weight: 400;"> (</span><i><span style="font-weight: 400;">el-Vahdetu’l-İslamiyye</span></i><span style="font-weight: 400;">), çev. Rumeyse Gökbayrak Ömün, “İki Dil Bir Kitap” serisi içinde, Arapça-Türkçe, İstanbul: Beyan Yayınları, s.43-145. </span></p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/islam-birligini-muttaki-ulema-onderliginde-tesis-etmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
