<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
	>
<channel>
	<title>
	PSİKOLOJİK, DÜŞÜNSEL VE KÜLTÜREL BOYUTLARDA  BİRLİĞİ SAĞLAYABİLMEK yazısına yapılan yorumlar	</title>
	<atom:link href="https://fethigungor.net/dirilis-postasi/psikolojik-dusunsel-kulturel-boyutlarda-birligi-saglayabilmek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/psikolojik-dusunsel-kulturel-boyutlarda-birligi-saglayabilmek/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Mon, 20 Feb 2017 13:26:32 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>
		Yazar: Ethem Paksoy		</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/psikolojik-dusunsel-kulturel-boyutlarda-birligi-saglayabilmek/#comment-688</link>

		<dc:creator><![CDATA[Ethem Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Feb 2017 20:53:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=455#comment-688</guid>

					<description><![CDATA[İslam bütün dinlerin üstünde mükemmel bir din, bütün ideolojilere en akılcı cevap veren bir düşünce sistemi, bilim ne kadar şüpheden arındırılmışsa onunla o kadar arkadaş, sanatla evreni birleştiren, en ilkel toplumları eğiterek dünyada yeni bir medeniyet ortaya koyan bir nizamdır. 
Üstelik bu nizamın yayıldığı coğrafyaya baktığımız zaman yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengindir. Bu yeraltı ve yer üstü zenginlikleri yerli yerinde kullanıldığı zaman dünyada hiçbir Müslüman aç kalmaz ve ülkelerin en müreffeh toplumu olurlar. Bu imkânlara rağmen açlık ve sefalet bu ümmetin başındadır. 
Bu ümmetin nüfus yapısına baktığımız zaman Batı toplumuna göre daha genç, daha dinamik ve daha zekidir. Bu ümmetin gençliği değerlerine bağlı olarak eğitilmiş olsa, değil ümmetin selameti, üç asırdır Batı medeniyeti tarafından talan edilmiş gezegenimiz kurtulur. Ne yazık ki bu ümmetin gençliği İslam’ı karalamak için Batılı ağa babaları tarafından terörün kucağına itilmiştir. Bu ümmet İslam’dan uzak yaşamaktadır. 
Bütün bu imkânlara rağmen bu ümmet neden sefalet içinde düşmanları tarafından ezilmektedir? Bu soruya cevap olarak Muhammed Ebu Zehra’nın 60 yıl önce tespit ettiği sorunlar hala yerinde duruyor. Sorun Müslümanın İslam’ı şartsız anlayarak teslim olmamasından kaynaklanmaktadır. Taguti güçler Müslümanları ezerken biz hala ırk, mezhep, meşrep ayrılıkları içinde birbirimiz yemekteyiz. Mezhep bağnazlığına bir örnek: İran İslam Devrimi dedik ama Şia devrimi çıktı. Bu nasıl bir İslam devleti ki Suriye’de katil Beşar Esed’e devrim muhafızlarını göndererek Müslüman kanı akıtacak kadar alçaldılar. Asabiyet o kadar iliklerimize işlemiş ki iyi kötü ümmetin birliğini sağlayan Osmanlıyı yedik ve onun topraklarında kırk üç devletçik olduk, yetmedi hala ırkçılıkla parçalanmaya çalışıyoruz. İslam’ı da kendi asabiyetimize göre yorumluyoruz. Bir de her biri ayrı telden çalan meşreplerimiz var. Başlarında olağan üstü özelliklere sahip sözde kanaat önderleri dini kendi makam ve mansıpları için yorumlayarak bu ümmeti darmadağın etmişlerdir. Hizmet Hareketi adıyla ortaya çıkan Fethullah Gülen’in ihaneti bunun bir örneğidir. 
Artık yeter; bu menfur sorunları ortadan kaldırarak bu ümmeti İslam’la buluşturmak gerekir. Bu kutlu eylemi gerçekleştirmek için Müslüman âlimlere, siyasetçilere, sanatçılara çok iş düşmektedir. Her İslam ülkesinde Müslüman âlimler geniş yelpazeli bir heyet oluşturarak İslami anlayışta birlik ve farklılıklarda hoşgörüyü hâkim kılmalılar. Ümmetin birliğini sarsan istismarcı şarlatanlara meydan vermemeliler. Fethi Hocam, ümitsiz olmaktan Allah’a sığınırım, inşaallah bir gün bunların hepsi gerçekleşir. Bu konuyu gündemde tuttuğun için sana çok teşekkür ederim.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İslam bütün dinlerin üstünde mükemmel bir din, bütün ideolojilere en akılcı cevap veren bir düşünce sistemi, bilim ne kadar şüpheden arındırılmışsa onunla o kadar arkadaş, sanatla evreni birleştiren, en ilkel toplumları eğiterek dünyada yeni bir medeniyet ortaya koyan bir nizamdır.<br />
Üstelik bu nizamın yayıldığı coğrafyaya baktığımız zaman yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengindir. Bu yeraltı ve yer üstü zenginlikleri yerli yerinde kullanıldığı zaman dünyada hiçbir Müslüman aç kalmaz ve ülkelerin en müreffeh toplumu olurlar. Bu imkânlara rağmen açlık ve sefalet bu ümmetin başındadır.<br />
Bu ümmetin nüfus yapısına baktığımız zaman Batı toplumuna göre daha genç, daha dinamik ve daha zekidir. Bu ümmetin gençliği değerlerine bağlı olarak eğitilmiş olsa, değil ümmetin selameti, üç asırdır Batı medeniyeti tarafından talan edilmiş gezegenimiz kurtulur. Ne yazık ki bu ümmetin gençliği İslam’ı karalamak için Batılı ağa babaları tarafından terörün kucağına itilmiştir. Bu ümmet İslam’dan uzak yaşamaktadır.<br />
Bütün bu imkânlara rağmen bu ümmet neden sefalet içinde düşmanları tarafından ezilmektedir? Bu soruya cevap olarak Muhammed Ebu Zehra’nın 60 yıl önce tespit ettiği sorunlar hala yerinde duruyor. Sorun Müslümanın İslam’ı şartsız anlayarak teslim olmamasından kaynaklanmaktadır. Taguti güçler Müslümanları ezerken biz hala ırk, mezhep, meşrep ayrılıkları içinde birbirimiz yemekteyiz. Mezhep bağnazlığına bir örnek: İran İslam Devrimi dedik ama Şia devrimi çıktı. Bu nasıl bir İslam devleti ki Suriye’de katil Beşar Esed’e devrim muhafızlarını göndererek Müslüman kanı akıtacak kadar alçaldılar. Asabiyet o kadar iliklerimize işlemiş ki iyi kötü ümmetin birliğini sağlayan Osmanlıyı yedik ve onun topraklarında kırk üç devletçik olduk, yetmedi hala ırkçılıkla parçalanmaya çalışıyoruz. İslam’ı da kendi asabiyetimize göre yorumluyoruz. Bir de her biri ayrı telden çalan meşreplerimiz var. Başlarında olağan üstü özelliklere sahip sözde kanaat önderleri dini kendi makam ve mansıpları için yorumlayarak bu ümmeti darmadağın etmişlerdir. Hizmet Hareketi adıyla ortaya çıkan Fethullah Gülen’in ihaneti bunun bir örneğidir.<br />
Artık yeter; bu menfur sorunları ortadan kaldırarak bu ümmeti İslam’la buluşturmak gerekir. Bu kutlu eylemi gerçekleştirmek için Müslüman âlimlere, siyasetçilere, sanatçılara çok iş düşmektedir. Her İslam ülkesinde Müslüman âlimler geniş yelpazeli bir heyet oluşturarak İslami anlayışta birlik ve farklılıklarda hoşgörüyü hâkim kılmalılar. Ümmetin birliğini sarsan istismarcı şarlatanlara meydan vermemeliler. Fethi Hocam, ümitsiz olmaktan Allah’a sığınırım, inşaallah bir gün bunların hepsi gerçekleşir. Bu konuyu gündemde tuttuğun için sana çok teşekkür ederim.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Fethi Güngör		</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/psikolojik-dusunsel-kulturel-boyutlarda-birligi-saglayabilmek/#comment-681</link>

		<dc:creator><![CDATA[Fethi Güngör]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Feb 2017 10:37:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=455#comment-681</guid>

					<description><![CDATA[&lt;a href=&quot;https://fethigungor.net/dirilis-postasi/psikolojik-dusunsel-kulturel-boyutlarda-birligi-saglayabilmek/#comment-665&quot;&gt;H. Yaşar Nogay&lt;/a&gt; yorumuna yanıt olarak.

Muhterem Yaşar ağabey, kıymetli katkınız için çok teşekkür ederim. Ümitvar olmak lazım, bir ucundan toparlanmaya başladığında İslam ümmeti mevcut sorunlarını hızla çözebilecek potansiyeli bünyesinde barındırmaktadır. İnsanlığın geleceği için en tehlikelisi yeis hâlidir. Mucize ise bir hayat tarzı değildir. Sosyal hayatta geçerli olan sünnetullah’tır, yani Allah’ın insan ve toplum için vazetmiş olduğu değişim yasalarıdır. Bu yasaları ıskalayan, her kim olursa olsun bedelini ağır öder. Uzun soluklu bir çabayla insanca, medeni bir hayatı ilkeli bir yürüyüşle inşa etme çabamızı sürdürmek ve her daim Allah’ın huzurunda olduğumuz bilinciyle hareket etmekle, keza O’nun dışında hiçbir varlıkta tanrısal güç vehmetmemekle mükellefiz vesselam.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://fethigungor.net/dirilis-postasi/psikolojik-dusunsel-kulturel-boyutlarda-birligi-saglayabilmek/#comment-665">H. Yaşar Nogay</a> yorumuna yanıt olarak.</p>
<p>Muhterem Yaşar ağabey, kıymetli katkınız için çok teşekkür ederim. Ümitvar olmak lazım, bir ucundan toparlanmaya başladığında İslam ümmeti mevcut sorunlarını hızla çözebilecek potansiyeli bünyesinde barındırmaktadır. İnsanlığın geleceği için en tehlikelisi yeis hâlidir. Mucize ise bir hayat tarzı değildir. Sosyal hayatta geçerli olan sünnetullah’tır, yani Allah’ın insan ve toplum için vazetmiş olduğu değişim yasalarıdır. Bu yasaları ıskalayan, her kim olursa olsun bedelini ağır öder. Uzun soluklu bir çabayla insanca, medeni bir hayatı ilkeli bir yürüyüşle inşa etme çabamızı sürdürmek ve her daim Allah’ın huzurunda olduğumuz bilinciyle hareket etmekle, keza O’nun dışında hiçbir varlıkta tanrısal güç vehmetmemekle mükellefiz vesselam.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: H. Yaşar Nogay		</title>
		<link>https://fethigungor.net/dirilis-postasi/psikolojik-dusunsel-kulturel-boyutlarda-birligi-saglayabilmek/#comment-665</link>

		<dc:creator><![CDATA[H. Yaşar Nogay]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 12 Feb 2017 00:26:08 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=455#comment-665</guid>

					<description><![CDATA[Bir yandan astronomi gözlüğü ile, ucsuz bucaksız kainatın azametine, diğer yandan tek hücreli bir canlının marifetlerine bakarsak, Allah&#039;ın ilahi gücünü ve etrafta görüp algıladığımız olayların da bir tesadüf olmadığı gerçeğini anlamak zor olmasa gerek.
En basit fizik kuralı ile de izahı olan bir gerçeğe göre, kütlesi olan bir cisim, üç ayağı olmadan yer yüzeyi ile arasında bir mesafede duramaz. Bir tepsi, bir sac ayağı örneğinde olduğu gibi.
Aynı kural insan toplulukları için de geçerli. Yaşadığımız çağda,Bir toplumun, sağlıklı huzurlu ve barış ortamında yaşayabilmesi için şu üç ayağa ihtiyaç var. 1. DİN TERBİYESİ = GÜNAH, HARAM  ilkelerini canlı tutan dini inanç.  2. AYIP İLKESİ ni canlı tutan toplumsal terbiye =örf, adet v.s.  3. Örgütsel kurallar, DEVLET = polis, Jandarma, mahkeme v.s.
İnsanları en fazla etkileme gücüne sahip, gereğinde ateşe de uçuruma dakolayca götüren güç, dini inanç ve motivasyondur. Irkı, dili ve kabilesi farklı da olsa, bu güçle, birlikte aynı eyleme koşabilirler veya, aynı güçle insanlığı, barışı, huzuru tesis edebilirler. Dini nizamın eksik kalması halinde, ikinci kavram büyük destektir. Yaşadığımız çağda biraz zor ama bazan ikinci kavramın da yeterli olduğunu görmek mümkün. Japon örneğinde olduğu gibi. üçüncü kavramın tek başına başarılı olma şansı yoktur.
yaşadığımız bugünün Dünyasında, islam aleminin acıklı, trajik halini görmek, bir müslüman için son derece üzücü ve kahredici dir. Hz. Muhammed ve dört halife döneminde, Kur&#039;n ı Kerim in gösterdiği yolda yürünürken başarılan mucizeler, daha sonraki dini liderlerin basit egoları ve hısları ile, yazınızda değinilen bölünme, parçalanma ve korkunç mezhep kavgaları, İslam aleminin yolunu tıkamıştır. Bugün de bu sapmaların cezası devam etmektedir. 
Müslüman ülkelerin dağınıklığı ve siyasetlerinde islami anlayışın zayıflığına bakılırsa, yakın gelecekte, bir islami toparlanma ve güçlenme ne yazık ki gözükmüyor. Ancak Allah&#039;ın bir mucizesi ni veya, müslüman kitlelerin yenile yenile yenmeyi öğrenmelerini  beklemek lazım. 

.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir yandan astronomi gözlüğü ile, ucsuz bucaksız kainatın azametine, diğer yandan tek hücreli bir canlının marifetlerine bakarsak, Allah&#8217;ın ilahi gücünü ve etrafta görüp algıladığımız olayların da bir tesadüf olmadığı gerçeğini anlamak zor olmasa gerek.<br />
En basit fizik kuralı ile de izahı olan bir gerçeğe göre, kütlesi olan bir cisim, üç ayağı olmadan yer yüzeyi ile arasında bir mesafede duramaz. Bir tepsi, bir sac ayağı örneğinde olduğu gibi.<br />
Aynı kural insan toplulukları için de geçerli. Yaşadığımız çağda,Bir toplumun, sağlıklı huzurlu ve barış ortamında yaşayabilmesi için şu üç ayağa ihtiyaç var. 1. DİN TERBİYESİ = GÜNAH, HARAM  ilkelerini canlı tutan dini inanç.  2. AYIP İLKESİ ni canlı tutan toplumsal terbiye =örf, adet v.s.  3. Örgütsel kurallar, DEVLET = polis, Jandarma, mahkeme v.s.<br />
İnsanları en fazla etkileme gücüne sahip, gereğinde ateşe de uçuruma dakolayca götüren güç, dini inanç ve motivasyondur. Irkı, dili ve kabilesi farklı da olsa, bu güçle, birlikte aynı eyleme koşabilirler veya, aynı güçle insanlığı, barışı, huzuru tesis edebilirler. Dini nizamın eksik kalması halinde, ikinci kavram büyük destektir. Yaşadığımız çağda biraz zor ama bazan ikinci kavramın da yeterli olduğunu görmek mümkün. Japon örneğinde olduğu gibi. üçüncü kavramın tek başına başarılı olma şansı yoktur.<br />
yaşadığımız bugünün Dünyasında, islam aleminin acıklı, trajik halini görmek, bir müslüman için son derece üzücü ve kahredici dir. Hz. Muhammed ve dört halife döneminde, Kur&#8217;n ı Kerim in gösterdiği yolda yürünürken başarılan mucizeler, daha sonraki dini liderlerin basit egoları ve hısları ile, yazınızda değinilen bölünme, parçalanma ve korkunç mezhep kavgaları, İslam aleminin yolunu tıkamıştır. Bugün de bu sapmaların cezası devam etmektedir.<br />
Müslüman ülkelerin dağınıklığı ve siyasetlerinde islami anlayışın zayıflığına bakılırsa, yakın gelecekte, bir islami toparlanma ve güçlenme ne yazık ki gözükmüyor. Ancak Allah&#8217;ın bir mucizesi ni veya, müslüman kitlelerin yenile yenile yenmeyi öğrenmelerini  beklemek lazım. </p>
<p>.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
	</channel>
</rss>
