<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
	>
<channel>
	<title>
	AHMED EL-KÂTİB’İN SESİNE KULAK VERMEK yazısına yapılan yorumlar	</title>
	<atom:link href="https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/ahmed-el-katibin-sesine-kulak-vermek/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/ahmed-el-katibin-sesine-kulak-vermek/</link>
	<description>fg@fethigungor.net</description>
	<lastBuildDate>Thu, 15 Dec 2016 06:57:45 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.8.2</generator>
	<item>
		<title>
		Yazar: Mustafa Demir		</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/ahmed-el-katibin-sesine-kulak-vermek/#comment-122</link>

		<dc:creator><![CDATA[Mustafa Demir]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 May 2016 21:37:37 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=309#comment-122</guid>

					<description><![CDATA[Sevgili Fethi Hocam, çaba ve katkılarınız için teşekkür ediyorum.
 Ne ilginçtir! Şah zamanında da Müslüman yazar, düşünür, filozof ve âlimler İran&#039;dan sürgün ediliyor ya da kendileri ülkeyi terk etmek zorunda kalıyorlardı... Bu durumu olumlu ve olumsuz olarak iki türlü değerlendirebiliriz; olumlu yanı: demek ki cesur sağlam görüşlü, sistemlere muhalif insanlar yetişebiliyor. Bu zeminde kaynak var demektir. Olumsuz yanı: toplum, içinden çıkardığı değerlere sahip çıkamıyor. İşte el- Kâtib, on yıl dayanbilmiş, Suruş da öyle ve daha bir çok yazar ve sanatçı...

Yazıda çelişkili gördüğüm iki kısa pasajı aşağıda alıntı yaptım. Burada önerilen yönetim yapısının esasına katılıyorum. Ancak bu yeni bir yönetim biçimidir. Bu durumda &quot;geri getirilecek&quot; olan nedir? &quot;İslam dini, ... Yönetim tarzını bize bırakır&quot;sa, &quot;İslâm Şeriati&quot; nedir? Resulullah&#039;ın uyguladığı yönetim tarzı mıdır, yoksa sonraki dönemler de &quot;İslâm Şeriati&quot;ne dâhil midir?

&quot;İslam dini ne imamet ne de hilafet sistemini vazetmiştir. İslam, ahlakı, temel ilkeleri vazeder, aklımızı kullanmamızı ister, yönetim tarzını bize bırakır. Allah Rasulü kendisinden sonra uygulanmak üzere bir yönetim modeli önermemiştir.&quot; 

&quot;Burada temel görev; Müslümanların birliğini sağlamak, vahdeti tesis etmek, İslam şeriatini uygulayacak İslami yönetimi geri getirmek olmalıdır.&quot;

 Saygılarımla.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sevgili Fethi Hocam, çaba ve katkılarınız için teşekkür ediyorum.<br />
 Ne ilginçtir! Şah zamanında da Müslüman yazar, düşünür, filozof ve âlimler İran&#8217;dan sürgün ediliyor ya da kendileri ülkeyi terk etmek zorunda kalıyorlardı&#8230; Bu durumu olumlu ve olumsuz olarak iki türlü değerlendirebiliriz; olumlu yanı: demek ki cesur sağlam görüşlü, sistemlere muhalif insanlar yetişebiliyor. Bu zeminde kaynak var demektir. Olumsuz yanı: toplum, içinden çıkardığı değerlere sahip çıkamıyor. İşte el- Kâtib, on yıl dayanbilmiş, Suruş da öyle ve daha bir çok yazar ve sanatçı&#8230;</p>
<p>Yazıda çelişkili gördüğüm iki kısa pasajı aşağıda alıntı yaptım. Burada önerilen yönetim yapısının esasına katılıyorum. Ancak bu yeni bir yönetim biçimidir. Bu durumda &#8220;geri getirilecek&#8221; olan nedir? &#8220;İslam dini, &#8230; Yönetim tarzını bize bırakır&#8221;sa, &#8220;İslâm Şeriati&#8221; nedir? Resulullah&#8217;ın uyguladığı yönetim tarzı mıdır, yoksa sonraki dönemler de &#8220;İslâm Şeriati&#8221;ne dâhil midir?</p>
<p>&#8220;İslam dini ne imamet ne de hilafet sistemini vazetmiştir. İslam, ahlakı, temel ilkeleri vazeder, aklımızı kullanmamızı ister, yönetim tarzını bize bırakır. Allah Rasulü kendisinden sonra uygulanmak üzere bir yönetim modeli önermemiştir.&#8221; </p>
<p>&#8220;Burada temel görev; Müslümanların birliğini sağlamak, vahdeti tesis etmek, İslam şeriatini uygulayacak İslami yönetimi geri getirmek olmalıdır.&#8221;</p>
<p> Saygılarımla.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Ethem Paksoy		</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/ahmed-el-katibin-sesine-kulak-vermek/#comment-120</link>

		<dc:creator><![CDATA[Ethem Paksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 May 2016 14:03:29 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=309#comment-120</guid>

					<description><![CDATA[Ahmed el Katib İranlı olup Şia medreselerinde yetiştiği halde kendi kabuğunu kırarak İran&#039;nın içine düştüğü mezhep taasubunu, inançlarındaki sapkınlıkları, ümmet içindeki ayrılıkları ortaya koyması gerçekten ilginçtir ve dikkat çekicidir. Ümmetin kurtuluşu için kafa yorduğunu gördüm. Keşke çağımızın yaşayan Cevdet Saidleri, Ahmed el Katibleri vs. öncelikle fikri şurasını kursalar da bu ümmeti düşüncede olgunluğa erdirseler, yani akılda reformu gerçekleştirseler, işte o zaman tevhide dayalı bir vahdet, vahdete dayalı bir rahmet doğar. Bu aşamadan sonra ümmet şura devletine erer. Dünyanın ve bütün insanlığın buna ihtiyacı vardır. Üç yüz yıldır Batının hegemonyasında olan dünya fiziki ve coğrafi bakımından doğal dengesini kaybetti. Dünya bu hegemonyaya daha fazla dayanamayacak ve insanlığın kıyameti kopacak duruma geldi. Bunun için bu ümmetin hakimiyetine dünyanın  ihtiyacı vardır. Bunu elde etmek için Batının bizi hapsettiği kafesi parçalayarak tarihimizi ve İslam&#039;ı müesses sistemi üzerinden yeniden yorumlamalıyız. Ben Ahmed el Katib&#039;e kulak vermemiz gerektiğine inanıyorum. Fethi Hocam, böyle bir kişiliğe dikkat çektiğiniz için teşekkür ederim. Keşke Ali Şeriati gibi eserleri Türkçeye kazandırılmış olsa.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ahmed el Katib İranlı olup Şia medreselerinde yetiştiği halde kendi kabuğunu kırarak İran&#8217;nın içine düştüğü mezhep taasubunu, inançlarındaki sapkınlıkları, ümmet içindeki ayrılıkları ortaya koyması gerçekten ilginçtir ve dikkat çekicidir. Ümmetin kurtuluşu için kafa yorduğunu gördüm. Keşke çağımızın yaşayan Cevdet Saidleri, Ahmed el Katibleri vs. öncelikle fikri şurasını kursalar da bu ümmeti düşüncede olgunluğa erdirseler, yani akılda reformu gerçekleştirseler, işte o zaman tevhide dayalı bir vahdet, vahdete dayalı bir rahmet doğar. Bu aşamadan sonra ümmet şura devletine erer. Dünyanın ve bütün insanlığın buna ihtiyacı vardır. Üç yüz yıldır Batının hegemonyasında olan dünya fiziki ve coğrafi bakımından doğal dengesini kaybetti. Dünya bu hegemonyaya daha fazla dayanamayacak ve insanlığın kıyameti kopacak duruma geldi. Bunun için bu ümmetin hakimiyetine dünyanın  ihtiyacı vardır. Bunu elde etmek için Batının bizi hapsettiği kafesi parçalayarak tarihimizi ve İslam&#8217;ı müesses sistemi üzerinden yeniden yorumlamalıyız. Ben Ahmed el Katib&#8217;e kulak vermemiz gerektiğine inanıyorum. Fethi Hocam, böyle bir kişiliğe dikkat çektiğiniz için teşekkür ederim. Keşke Ali Şeriati gibi eserleri Türkçeye kazandırılmış olsa.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Nihal		</title>
		<link>https://p.fethigungor.net/dirilis-postasi/ahmed-el-katibin-sesine-kulak-vermek/#comment-119</link>

		<dc:creator><![CDATA[Nihal]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 May 2016 21:01:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://fethigungor.net/?p=309#comment-119</guid>

					<description><![CDATA[Paylaşım için teşekkürler.  
Devletlerin dini &#039;adalet&#039;tir.
Laikliğin, &#039;din-devlet işlerini ayirma&#039; uzerinden tanımı müslümanlarca elbet kabul edilemez ancak dayatilir!
Laikliğin, &#039;devletin tüm dinlere eşit uzaklik/yakinlikta olmasi&#039; tanimi adalet ilkesi gereği muslumanlarca hatta tum din mensupları veya deist, ateistlerce kabul gorebilecek iken, Cumhuriyet tarihi boyunca ilk tanim uzerinden laiklik,  muslumanlara vurmak icin hali hazırda &#039;sopa&#039; işlevi gördü!  
Yazık! ...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Paylaşım için teşekkürler.<br />
Devletlerin dini &#8216;adalet&#8217;tir.<br />
Laikliğin, &#8216;din-devlet işlerini ayirma&#8217; uzerinden tanımı müslümanlarca elbet kabul edilemez ancak dayatilir!<br />
Laikliğin, &#8216;devletin tüm dinlere eşit uzaklik/yakinlikta olmasi&#8217; tanimi adalet ilkesi gereği muslumanlarca hatta tum din mensupları veya deist, ateistlerce kabul gorebilecek iken, Cumhuriyet tarihi boyunca ilk tanim uzerinden laiklik,  muslumanlara vurmak icin hali hazırda &#8216;sopa&#8217; işlevi gördü!<br />
Yazık! &#8230;</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
	</channel>
</rss>
