-- Diriliş Postası, Hakkın Elinden Tutmak

ZULME VE ZALİME MÂNİ OLABİLMEK

Share via WhatsappShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this page

Ekim ayının gelmesiyle yayın hayatı da canlandı. Zalimlerin akla ziyan zulümlerini hayasızca işlediği, Cemal Kaşıkçı’yı insanlık adına utanç verici bir vahşetle katlettikleri günlerde “Zulüm, Zalimler ve Mazlumlar Hakkında 80 Hadis” kitabı raflardaki yerini aldı. Beyan Yayınları’nın “İki Dil Bir Kitap” serisinin 29. kitabı olarak nefis bir cilt ve baskıyla okuyucuya sunulan bu eseri, zulme sessiz kalarak suça ortak olmamanın, pasif destek vererek zalimlere yardım ve yataklık yapmamanın önemine dikkat çekmek için kısa bir özet sunuyorum. Cemal Abdulmun’im el-Kûmî’nin editörlüğünü yaptığım bu eserinden seçtiğim pasajları birlikte okuyalım:

Zalimlerin Feci Akıbetlerinden İbret Almak

“Tarih gözler önüne sermiştir ki gelmiş geçmiş tüm zalimlerin sonları ders almak isteyen bir kimse için büyük bir ibrettir. Fertler ve toplumlar bazında görülen zulüm vahim sonuçlara yol açtığı gibi sistemler ve liderler düzeyinde de tehlikeli sonuçlar doğurmuştur (s.13).

Zulmü kendisine haram kılan, aynı şekilde insanlar arasında da haram kıldığını bildiren Allah Teâlâ modern dünyanın zalimlerine de hak ettikleri akıbeti yaşatmak üzere onları gözetim altında tutmaktadır. Hiç şüphesiz Allah azze ve celle zalim kullarına belli bir vakte değin mühlet tanır. Onları azabıyla yakaladığında ise artık bu kimseler için asla bir kaçış imkânı yoktur (15).”

“Dilbilimciler, “Zulüm; bir şeyi konulması gereken yerin dışına koymaktır.” demişlerdir (s.27). Zulüm, haksızlık ve haddi aşmaktır (s.29).

Allah Teâlâ’nın zalimlere yönelik tehditlerini can kulağıyla dinleyelim:

“Zulmedenler, yakında nasıl bir devrime uğrayıp devrileceklerini bileceklerdir!” (Şu’arâ 26:227).

“Zalimlerin, azabı gördükleri zaman; “Geri dönecek bir yol var mı?” dediklerini görürsün!” (Şûra 42:44).

“Vay haline o zulmedenlerin ve yazık o acı Gün’de (başlarına gelecek) azap için!” (Zuhruf 43:65).

“Gerçek şu ki, Biz zulüm edenler için dalga dalga yükselen alev katmanlarıyla onları çepeçevre kuşatacak bir ateş hazırladık.” (Kehf 18:29).

“Sonra zulmedenlere; “Tadın bitmeyen azabı!” denecek, “Yapageldiğiniz işlerin karşılığından başkasıyla mı cezalandırılıyorsunuz sanki?” (Yunus 10:52).

“İyi bilin ki Allah’ın laneti zalimlerin üzerinedir.” (Hûd 11:18).

Zulmetmekten ve Zulme Uğramaktan Allah’a Sığınmak

Allah Rasulü’nün zulme, zalimlere ve mazlumlara ilişkin şu sözlerine hep birlikte dikkat kesilelim:

1- Abdullah bin Ömer (ra)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sa) şöyle buyurdu:

“Zulümden kaçınınız. Zira zulüm kıyamet gününde zalime zifiri karanlık olacaktır.” (Buhari, Mezâlim 3/169).

2- Abdullah bin Ömer (ra) Rasulullah (sa)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona haksızlık yapmaz. Onu (düşmanına) teslim etmez. Kim mümin bir kardeşinin ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim Müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır. Kim bir Müslümanın kusurunu örterse, Allah da kıyamet günü onun kusurunu örter.” (Buhari, Mezâlim 3/168).

3- Ebu Musa el-Eş’ari (ra), Rasulullah (sa)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

“Hiç şüphesiz Allah zalime mühlet verir. Onu yakalayınca da kaçmasına fırsat vermez.” Sonra şu ayet-i kerimeyi okudu: “İşte Rabbin zulmeden kentleri yakaladığı zaman böyle yakalar. Doğrusu O’nun yakalaması, çok acı ve çok çetindir.” (Hûd 11:102). (Buhari, Tefsîru Sûreti Hûd: 6/93-94).

4- Ümmü Seleme (ra), Rasulullah (sa)’in evinden çıkarken şöyle dua ettiğini nakleder:

“Allah’ım! Dalalete ve zillete düşmekten, zulmetmekten ve zulme uğramaktan, cahillikten ve cahilce muameleye maruz kalmaktan sana sığınırım.” (Ebu Davud, Kitâbu’l-Edeb (5072), 13/437).

5- Ebu Hureyre (ra)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sa) şöyle buyurmuştur:

“Üzerinde bir din kardeşinin namusuna veya malına tecavüzden doğmuş bir hak bulunan kimse dinar ve dirhem kullanılmayacak olan (kıyamet) gününden önce bugün kardeşinden helallik istesin. Aksi takdirde zalim olanın salih ameli bulunursa zulmü oranında kendisinden alınır (da mazlum olana verilir). Salih ameli yoksa mazlumun günahlarından alınıp zalimin üstüne yüklenir.” (Buhari, Mezâlim 3/170).

6- Enes bin Malik (ra)’dan rivayetle Rasulullah (sa) şöyle buyurmuştur:

“Zulüm üç türlüdür: Bir zulüm var ki Allah onu affetmez. Bir zulüm var ki Allah onu affeder. Bir zulüm var ki Allah onun mutlaka hesabını sorar: Allah’ın affetmediği zulüm şirktir. Çünkü O; “Hiç şüphesiz şirk büyük bir zulümdür.” (Lokman 31:13) buyurmuştur. Allah’ın affedeceği zulüm ise kulların kendi nefislerine zulmüdür. Rableri ile kendileri arasındaki işlerde yaptıkları hatalardır. Allah’ın takipsiz bırakmayıp mutlaka hesap soracağı zulüm de kulların birbirlerine karşı haksızlıklarıdır. Allah bunların hesabını sorar ve yapılan haksızlıkları cezalandırır (mazlum kullarına destek olur ve onların öcünü alır).” (Tayalisi, Müsned (2184), 2/61).

7- İbni Abbas (ra)’dan şöyle rivayet edilmiştir:

İmana ermiş olan ve zulüm işleyerek imanlarını karartmayanlar…” (En’âm 6:82) ayeti indirildiğinde bu ayet Rasulullah’ın (sa) ashabına çok ağır geldi ve: “Hangimiz kendi nefsine zulmetmiyor ki? (O halde biz mahvolduk.)” dediler. Bunun üzerine Rasulullah (sa): “Burada kast edilen kişinin nefsine zulmetmesi değil, şirktir. Lokman’ın oğluna; “Yavrucuğum! Sakın Allah’a şirk koşma! Hiç şüphesiz şirk büyük bir zulümdür.” dediğini işitmediniz mi?” (Lokman 31:13) buyurdu.” (Buhari, Kitâbu’t-Tefsîr, 6/71).

8- Ebu Hureyre (ra)’dan rivayetle Rasulullah (sa)’in şöyle dediği nakledilir:

“Üç kişinin duası geri çevrilmez: Bunlar iftar edeceği vakit oruçlunun, adaletli hükümdarın ve mazlumun dualarıdır. Allah mazlumun duasını bulutların üstüne çıkarır, ona gök kapılarını açar ve: “İzzetim ve celalime and olsun ki hemen olmasa da er geç sana yardım edeceğim.” der.” (Tayalisi, Müsned (1265), 1/255).

9- İbni Abbas (ra)’dan rivayetle Rasulullah (sa) şöyle buyurmuştur:

“İki dua vardır ki bunlarla Allah arasında bir perde bulunmaz: Mazlumun duası ve kişinin yanında bulunmayan kardeşine ettiği dua.” (Taberani, Mu’cemu’l-Kebîr (1132), 11/97-98).

10- Enes (ra)’dan rivayet edildiğine göre Rasulullah (sa) şöyle buyurmuştur:

“Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et!” Zalim olduğu halde ona nasıl yardım ederim; denildi. O da (sa): “Onu zulümden alıkoyarsın… İşte bu ona yardım etmektir.” buyurdu.” (Buhari, Mezâlim 3/178).

11- Ebu Bekir es-Sıddık, (ra) Rasulullah (sa)’in şöyle buyurduğunu nakleder:

“İnsanlar bir zalimi görürler de onu zulmünden el çektirmezlerse Allah’ın onları genel bir azaba uğratması kaçınılmazdır.” (Humeydî, Müsned (3), 1/3-4).

12- Cabir (ra)’dan rivayetle Rasulullah (sa) şöyle buyurmuştur:

“Zayıflarının hakkını güçlülerinden almayan bir toplumu Allah nasıl yüceltir?” (İbni Mace, Sünen, Kitâbu’l-Fiten (4010), 2/1329).

13- Abdullah bin Amr (ra)’dan rivayetle Rasulullah (sa) şöyle demiştir:

“Ümmetimin zalime ‘sen zalimsin’ demediğini gördüğün gün onlardan ayrıl.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/163,190).

14- Ebu Said el-Hudri (ra), Nebi (sa)’in şöyle buyurduğunu rivayet eder:

“Cihadın en faziletlisi zalim sultana karşı hakkı söylemektir.” (Humeydî, Müsned (752), 2/332-333).

15- İbni Amr (ra) Rasulullah (sa)’in şöyle buyurduğunu rivayet eder:

“Bir zulme uğrayıp bu uğurda savaşan ve bu esnada öldürülen her Müslüman şehit olarak öldürülmüştür.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 2/205).

16- İbni Abbas (ra)’dan rivayetle Rasulullah (sa) şöyle buyurmuştur:

“Kim kendi bâtılı ile hakkı geçersiz kılmaya çalışan bir zalime destek olursa Allah ve Rasulü’nün zimmeti o kimseden kalkar.” (Taberani, el-Mu’cemu’l-Kebîr (11216,11539), 11/94,172).

17- Ebu Said el-Hudri’den (ra) rivayetle Rasulullah (sa) şöyle buyurur:

“(Benden sonra) başınıza insanlardan bir grubun huzurlarına girip çıktığı bazı idareciler gelecektir. Onların yalanlarını tasdik eden ve haksızlıklarına yardım eden benden değildir, ben de ondan değilim. Kim de onların yalanlarını doğrulamaz ve haksızlıklarına yardım etmezse ben ondanım, o da bendendir.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 3/24).

18- Ümmü Seleme (ra), Rasulullah (sa)’in şöyle buyurduğunu rivayet eder:

“Sadaka vermekle mal azalmaz. Kendisine yapılan bir zulmü affeden adamın ise Allah izzetini arttırır.” (Taberani, el-Mu’cemu’s-Sağîr (142), 1/102).

19- Ebu Hureyre (ra), Rasulullah’ın (sa) şöyle dediğini rivayet etmiştir:

“Ey Ebu Bekir! Bunlar haktır. Bunları öğren… Bir kimse zulme uğrar da intikam almaya çalışmadan alttan alırsa Allah onun izzetini arttırır. Bir kimse dostluk kurmak ve akrabalık bağlarını güçlendirmek için bir hediye verirse Allah onun rızkını çoğaltır. Kim de çokluk isteyerek dilencilik ederse onun da rızkını azaltır.” (Beyhaki, Sünen, 10/236).

20- Abdurrahman bin el-Avf’dan (ra) rivayetle Rasulullah (sa) şöyle buyurmuştur:

“Üç şey vardır ki bunlar üzerine nefsim elinde olan Allah’a yemin ederim: Sadaka verenin malı azalmaz. O halde bolca sadaka verin! Bir kul yalnızca Allah’ın rızasını umarak kendisine yapılan zulmü affederse Allah o kulu kıyamet günü yüceltir. Her kim de dilencilik ederse Allah da onu fakir kılar.” (Ahmed bin Hanbel, Müsned, 1/19).

21- Enes (ra)’dan rivayetle Nebi (sa) şöyle buyurmuştur:

“Birbirine söven iki kimsenin söyledikleri sözün günahı, mazlum olan saldırganlık edinceye kadar, söze ilk başlayan üzerinedir.” (Buhari, Edebu’l-Müfred (424), 1/513).

“Biz bu eseri hazırlarken zulmün haram kılınması, dünyada işlenen her türlü zorbalıktan kurtulmaya çalışmanın gerekliliği, mazlumun duası, mazlum kimseye sahip çıkmanın ve zalime engel olmanın zarureti, affetmenin fazileti ve düşmanlık beslemenin yasaklanmış olması konularında gelmiş olan seksen hadisi bir araya getirdik. Zikretmiş olduğumuz tüm hadis-i şerifler ya sahih ya da hasen olup hadis âlimlerince kabul görmüş hadislerdir. Her birini tahric ettik ve hadis ilminin kuralları gereğince derecelerini açıkladık. İhtimaldir ki bu eser mazlumlar için bir teselli olur ve zalimlerin zulmüne karşı bir engel teşkil eder.

Allah’ım doğru yoldan sapmaktan ve insanları saptırmaktan, zillete düşmekten ve insanları zelil etmekten, zulmetmekten ve zulme maruz kalmaktan, cahillik etmekten ve cahil görülmekten sana sığınırız.

Dualarımızın sonu; “tüm övgülerin âlemlerin Rabbi Allah’a mahsus olduğunu” ikrar edebilmektir.” (s.57).

Kaynak:

Cemal Abdulmun’im el-Kûmî; Zulüm, Zalimler ve Mazlumlar Hakkında 80 Hadis, Takdim ve Tahkik: Hasan Aşur, Çeviren: Rumeysa Gökbayrak Ömün, Editör: Fethi Güngör, Beyan Yayınları, İstanbul 2018, 190 s.

Share via WhatsappShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someonePrint this page
ABHAZYA’YI FİİLEN VE RESMEN TANIMAK

Yorum yap

Yorum

  1. Günümüz hadiseleri ile ön plana çıkan bir kısım Ayet ve hadisleri hatırlamaya vesile olduğunuz için Allah razı olsun.
    Haksızlık karşısında susmamak. “Herhangi bir hatanın; imkanlar ölçüsünde, el ile düzeltilmesini sağlamak, el ile düzeltilemediği durumda dil ile düzletilmesini sağlamak, bu da olmuyor ise buğz etmek.” zulmetmeyi bir nebze de olsa azaltacaktır.
    Allah tüm inananları; zulmetmekten ve zulme uğramaktan muhafaza eylesin.

  2. Teşekkürler Fethi hocam,
    Süper bir çalışma olmuş. Ellerinize ve yüreğinize sağlık.
    Selam ve sevgilerimle.

  3. Hocam diyorum ki ‘aynı metni okuyup (Tevrat, İncil, Kur’an, Veda…) kiminin vicdan, ahlâk, değer… üretmesi kiminin de kan, gözyaşı, zulm… üretmesi’… Anlaşılan o ki insan iyi-kötü/ güzel-çirkin/ doğru-yanlış ne yapacaksa yine yapacak… Ancak yapacağının onay bulacağı zemini bir şekilde ‘kitabına uydurarak’ hazırlıyor.
    ‘Vicdan eğitimi’ yeni dünyanın tek ihtiyacı.
    Bakın etrafınıza, insanı yaşatmaya, kaliteli bir hayata dair hatırı sayılır hiçbir çalışma yok!
    Bilgisayar oyunlarından, tv programlarına, devletlerin siyasi çıkar ve ekonomik kavgalarına kadar hemen her şey güçsüzü ezip yok etmek üzerine kurulu…
    Kesinlikle daha vicdanlı, ahlaklı insanlara ihtiyacımız var.

  4. ALLAH RAZI OLSUN TEŞEKKÜR EDİYORUM
    Selamlarımla
    Bir de şu âyetleri görelim

    ZALİMLERİN AKİBETİ

    RAHMAN RAHİM ALLAH ADIYLA

    14.42 – Sakın, Allah’ı zalimlerin edip eylediği şeylerden habersiz sanma; O sadece, onlara, gözlerin dehşetle bakakalacağı Gün’e kadar zaman tanımaktadır.

    14.43 – O Gün onlar, başları (bir medet ararcasına) yukarı kalkık, bakışları kendi hallerini göremeyecek kadar çarpılmış, ve kalpleri bomboş, oradan oraya koşuşup dururlar.

    14.44 – Bunun içindir ki, insanları, azabın başlarına geleceği Gün için uyar; o Gün ki, zulmedenler: Ey Rabbimiz! derler, Bize kısa bir süre daha ver ki Senin çağrına icabet edelim; Senin elçilerine uyup peşlerinden gidelim! (Fakat Allah da onlara:) Siz bir vakitler kıyamet gibi, ceza gibi bir şeyin sizin için sözkonusu olmadığına yemin edip durmuyor muydunuz? (diye karşılık verecektir).

    14.45 – Üstelik, (sizden önce) kendilerine yazık edenlerin (bir vakitler) yaşamış oldukları yerlerde yaşıyordunuz ve onlara neler yaptığımız da size açıklanmıştı; ve size (günahkarların başlarına gelenler hakkında, kıyamet ve ceza hakkında) pek çok misaller de vermiştik.

    14.46 – (Hal böyleyken,) onlar yine de, çürük ve asılsız tasarımlara dayanan oyunlarını oynamaya devam etmekteler; oysa, onların bütün oyunları, bütün düzenleri Allah’ın bilgisi içindedir. (Kafirler hakikat karşısında asla başarıya ulaşamazlar) velev ki bu oyunları dağları yerinden oynatacak kadar (yetkince kurgulanmış veyahut güçlü kuvvetli) olsun.

    14.47 – Bunun içindir ki, sakın, Allah’ın, elçilerine verdiği sözden döneceğini sanma; çünkü, mutlak öç alıcı kudreti elinde tutan en yüce iktidar sahibi elbette Allah’tır!

    14.48 – Yerin başka bir yere, göğün başka bir göğe dönüştürüleceği ve (bütün insanların) var olan her şeyin üstünde hükümran olan O Tek İlah’ın, Allah’ın huzuruna çıkacakları Gün (O’nun sözü gerçekleşecektir).

    14.49 – O Gün, bütün suçluları zincirlerle, bukağılarla birbirlerine bağlanmış olarak göreceksin,

    14.50 – giysileri katrandan olacak ve yüzlerini ateş bürüyecek.

    14.51 – (Bütün bunlar,) Allah herkese (hayatta) elde ettiği şeyle karşılık vereceği için (böyle)dir. Gerçekten de, hesapta çabuk olan Allah’tır
    14.52 – Bütün insanlığa bir mesajdır bu. Öyleyse artık onunla uyarı bulsunlar; ve bilsinler ki, Tek İlah O’dur; ve sağduyu sahipleri de bunu akıllarında tutsunlar!

    İBRAHİM SURESİ
    Muhammed Esed Meali

  5. İnancı ve imanı sağlam ve zulümden uzak durmak isteyenler için, Kur an hükümleri ve Hz. Peygamber (sa) söylediği sözler, gösterdiği yollar, tebligatınızla çok güzel açıklanmıştır. Allah razı olsun.